Hareketlilik İçinde Süreklilik: Açık Radyo’nun 47. Yayın Dönemi Başladı

Açık Radyo’nun 47. Yayın Dönemi bugün başladı. 4 Kasım 2018’e kadar sürecek olan 47. Yayın Dönemi’ndeki yenilik ve değişiklikler şöyle

***

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 47. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 47. Yayın Dönemi: 30 Nisan 2018 – 4 Kasım 2018 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2018/5/14

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Yeni Ufuklar (Yeniden program) / UNDP Türkiye

Her kış dönemi olduğu gibi BM UNDP Türkiye ofisinin hazırladığı Yeni Ufuklar bu  yayın döneminde geri dönüyor.

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

acikgaste_15-05-2018

Açık Gazete kayıt arşivi

08:02 Eduardo Galeano: Hikâye Avcısı (Açık Gazete’de yeni köşe) / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Salı Ahmet İnsel’le Ufuk Turu

UfukTuru20180515

Ufuk Turu kayıt arşivi

09:30 – 09:50 Açık Bilinç /  Güven Güzeldere ile Bilim ve Felsefe Sohbetleri

AcikBilinc20180515

Açık Bilinç kayıt arşivi

***

Metafizik Bir Sorun Olarak Özgür İrade

zz39

Bu hafta Açık Bilinç’te konumuz, felsefe tarihi içinde, metafizik bir sorun olarak özgür irade. Her adımı önceden belirlenmiş bir dünyada, ipleri başkasının elinde olan kuklalar mıyız? Özgür irademiz olduğu düşüncesi bir yanılsama mı?

Nöro-Hukuk çerçevesinde başladığımız ve geçen hafta biyoloji ve nörobilim ekseninde ele aldığımız irade konusunu, bu hafta felsefi yaklaşımları inceleyerek tamamlayacağız.

Özgür mü değil mi konusuna gelmeden önce, Wittgenstein’ın geçen hafta değindiğimiz sorusuyla, iradenin ne olduğunu hatırlayalım.

Düşünce, istek, niyet gibi farklı bilişsel niteliklere dayanan ve canlılar dünyasının ancak bir kısmında var olan bir zihinsel melekeden söz ediyoruz.

Beynimin motor korteksi dışarıdan uyarılırsa, kolum istem dışı bir şekilde, yani benim istek ve niyetimden bağımsız olarak, havaya kalkabilir.

Bu, ardında irade olan bir davranış değil, yalnızca fizyolojik nedenlerle açıklanabilecek bedensel bir harekettir.

Geçen hafta, kediler, maymunlar, boğalar gibi hayvanların beyinlerine yerleştridiği bir tür alıcıyla, onların davranışlarına uzaktan komuta edebilen nörobilimci Jose Delgado’dan söz etmiştik.

Davranış, bu şekilde dışarıdan yönlendirildiğinde, istemsiz harekete indirgenmiş olur.

Bazı basit canlıların davranışlarını da, yalnızca dışsal uyaranların belirlediği rutinlere bağımlı ve değişim gösteremeyen hareketler olarak nitelemek mümkün.

Biz insanların davranışlarının aksine, bu gibi durumlarda da irade veya istemden söz etmek gerekmiyor.

Rutinlere bağımlı otomatik davranışlarla, istemli davranışlar arasında gri alanlar var.

Hayvanların davranışlarını kendi ekolojileri içinde inceleyen bilim dalı  Etoloji’de zaman zaman çok ilginç örneklere rastlanabiliyor.

Bir tür eşek arısı ve amansız bir avcı olan Sphex’in hikayesine bakalım.

Sphex’lerin, yüzün üzerinde alt türü var.  Diğer böcekleri sokarak felce uğrattıktan veya öldürdükten sonra, yer altındaki tünellerle ulaşılabilen yuvalarına götürüyorlar. Sphex’in avı, yuvadaki yavru kurtçukların da besini oluyor.

Bazı Sphex’lerde şöyle bir davranış gözlemleniyor:

Felçli avını yuvanın girişine getiren Sphex, bu kader mahkumunu orada bırakarak önce kendi başına tünele giriyor, sonra çıkıp avını sürükleyerek yer altına götürüyor.

Sphex’in zihinsel bir hesap yaptığını, istemli bir planla hareket ettiğini düşünebiliriz.

Sphex, yuvasında beklenmedik bir sürprizle,mücadele etmek zorunda kalacağı başka bir böcekle karşılaşma olasılığına karşı önlem alıyor,önce tüneli kolaçan ediyor diyebiliriz.

Demeli miyiz?

Dememeliyiz.

Sphex’in davranışı ilk bakışta zihinsel bir hesaplama ve niyetten (yani bir tür iradeden) kaynaklanıyor gibi gözükse de, aslında öyle değil.

Dean Wooldridge’in “Machinery of the Brain” (Beynin Aksamı) kitabında anlattığına göre, öğrenme boyutu olmayan, değişiklik gösteremeyen, rutine bağımlı otomatik bir davranıştan ibaret.

Bunu nereden biliyoruz?

Kimi entomologlar (böcek bilimciler), şöyle can alıcı bir soru soruyorlar: Sphex kendi başına tünele girdikten sonra, yuvanın girişinde bırakılan avı bir parça öteye çekersek, ne olur?
Tünelden çıktığında avını bıraktığı yerde göremeyen Sphex, kısa bir aramanın ardından avını bulup yeniden yuvanın girişine getiriyor.

Ve avını orada bırakıp, ilk sefer yaptığı gibi, yeniden kendi başına tünelin içine giriyor.

Entomolog, 2 değil 22 kere de Sphex’in avını bıraktığı yerden biraz uzağa çekse, Sphex rutinini bozmuyor. Avını yuvanın girişine bırakıp tüneli bir kez daha kontrol etmeye koyuluyor. Çıkışta aynı durumda aynı rutini bıkmadan tekrarlıyor.

 

(Meğerse, asıl kader kurbanı kendisiymiş!)

Sphex’in bu iç burkan hikayesini Felsefe dünyası ilk olarak Daniel Dennett’ın (Wooldridge’den aktararak) 1973’de yazdığı “Mechanism and Responsibility” (Mekanizma ve Sorumluluk) makalesinden öğrenmişti. “Özgürlük ve Davranış” başlıklı derlemede bulunabilir.

Sphex’in hikayesinden, bilgisayar bilimci Douglas Hofstadter de, 1985 kitabı “Metamagical Themas”daki “On the seeming paradox of mechanizing creativity” (Yaratıcılığın mekanikleştirilmesindeki sözde açmaz) yazısında söz eder.

Söz bu iki müstesna beyefendiden açılmışken, Hofstadter ve Dennett’ın birlikte derledikleri “The Mind’s I” kitabında, özgür irade üzerine pek çok ilginç kısa yazı ve yorumun yer aldığını not edeyim. Türkçeye Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi tarafından, çok başarılı bir çeviriyle, “Aklın G’özü” olarak  kazandırılmıştır.

Şimdi kahramanımız Sphex’in hikayesine geri dönelim.

Önce, Sphex rutin davranışını aslında koşullar değişmiş olabilir diye bir akıl yürütme sonucu yapıyor olabilir mi sorusunu yanıtlayayım.

Hayvanlarda bilişim üzerine yapılan her araştırma, gözlemlenen davranış bulgusundan çıkarsanan tezlere bağlı.

Hayvanlara doğrudan neyi niye yaptıklarını sorma imkanı olmadığı için, bu tür dolaylı sonuçlara yaslanmak zorunlu. Ve her zaman farklı yorumlar mümkün, bunu not edelim.

Üstelik, 1900’lerin başında, hayvanlarda bilişim çalışmalarının üzerine düşmüş olan ve araştırmacıları bence gereğinden fazla bir temkinliliğe yönelten bir gölge var: Uzun yıllar yanlış yorumlanan “Akıllı Hans” aldatmacası. (Bunu başka bir programda ele alacağım.)

Sphex’in aynı basit davranışı otomatik olarak tekrarlaması, çok küçük koşul değişikliklerine rağmen rutininde hiç bir esneklik göstermemesi, ve ileri derecede akıl yürütmeye elverişli, gelişkin bir sinir sistemi olmaması, istemsiz rutin davranış tezini güçlü (ve bence, doğru) kılıyor.

Peki, konumuz metafizik bir soru olarak özgür irade iken, bu Sphex örneği üzerinde niye duruyoruz?

Genellikle birbirleriyle karıştırılan irade sorusuyla özgür irade sorusunu ayırmak, ilk adım için önemli olduğundan.

Zihinsel bir yeti olarak iradenin hangi canlılarda olabileceği, nörobilimin sorusu.

Biz insanlar, Delgado’nun uzaktan komuta edilen hayvanları gibi de, sürekli aynı rutin hareketi yineleyen Sphex’ler gibi de değiliz.

En azından öyle düşünüyoruz.

Ama yanılıyor olabilir miyiz?

Felsefenin üzerinde ısrar ettiği soru, bu noktada karşımıza çıkıyor.

Bütün bilişsel niteliklerimize, neyi yapacağımıza kendimizin karar verdiği inancımıza rağmen, aslında, her adımı önceden belirlenmiş bir hayatı yaşıyor olabilir miyiz?

Özgür irade, bir yanılsama olabilir mi?

Özgür iradenin bir yanılsamadan ibaret olduğunu savunanlar, ve her ne yaparsak yapalım, gerçek anlamda bir seçim yapamayacağımızı savunanlar, genellikle bu iddialarını, fiziksel bir önceden belirlenmişlik (determinizm) tezine dayandırıyorlar.

Determinizme göre, her fiziksel olayın nedeni olan bir başka fiziksel olay olduğunu düşünür ve bu büyük nedensellik zincirini evrenin başlangıcına kadar izlersek, kendimizin de aslında ne yapsak dışına çıkamayacağımız dev bir mekanizmanın bir dişlisi olduğunu görebiliriz.

Evrende her şeyin, dolayısıyla biz insanların da tabi olduğu bir önceden belirlenmişlik varsayımı, Determinizm’i savunanlara göre, felsefi (metafizik) bir ilke olarak özgür iradeye var oluş alanı bırakmıyor.

Bu görüşe göre, nörobilim ne derse desin, özgür irade bir yanılsama.

“Determinizm ==> özgür irade bir yanılsamadır” çıkarımına karşı çıkan felsefecilerin iki noktada itiraz ettiklerini görüyoruz.

1. Determinizm tezi yanlış.

2. Determinizm doğru olsa bile özgür iradeden söz edilebilir (“compatibilism”, yani “uyumculuk” veya “bağdaşıkçılık”).

“Uyumcu”lara göre, özgür irade var mı sorusunun cevabını yalnızca şu soru belirler:

Davranışınızı yönlendiren, kendi düşünceniz, isteğiniz, kararınız mıydı, yoksa başka, elinizde olmayan, dışsal unsurlar mıydı?

Kendi kararınız ise, seçiminiz özgürdür ve sonuçları sizi bağlar.

“Uyumculuk”, Determinizm’in dayattığı düşünülen metafizik kısıtlamayı bir anlamda yok saymayı seçen bir görüş.

Bu görüşü savunan en önemli isimlerden birisi, az önce sözünü ettiğimiz felsefeci Daniel Dennett.

Uyumculuk, herkesi tatmin eden bir görüş değil, farkındayım.

Öte yandan, “özgür irade yoktur” tezine inanmanın çok tuhaf sonuçları olduğunun da altını çizeyim.

Önceden belirlenmişin dışına çıkılamayan bir hayatta,  kimsenin hiç bir şeyde gerçek sorumluluğu olamayacağı sonucu gibi.

— / —

Özgür İrade konusu, bazen bütün bir akademik döneme yaydığım halde, hala eksik yönleri kalan dev bir literatüre sahip.

Bu gibi durumlarda, bizi tatmin edecek sihirli bir kısa cevap aramak yerine, karşıt görüşleri eksileri ve artılarıyla tartmaya çalışmak en doğrusu diye düşünüyorum.

Metafizik bir sorun olarak özgür irade konusunun, Din Felsefesi ve İlahiyat literatüründe de önemli bir yere sahip olduğunu, ayrıca bir parantez içinde ekleyeyim.

İlahiyatta özgür irade sorunu, şu: Tek Tanrı inancını temel alan Semavi dinlerde, Tanrı her şeyi bilir ve kadir-i mutlaktır, yani sonsuz güç sahibidir. Evrende Tanrı’nın bilmediği herhangi bir şeyin olması, metafizik olarak imkansızdır.

Bu metafizik ilke ışığında, Tanrı’nın kendi yarattığı insanların hayatlarında atacakları her adımı da önceden bildiğini kabul etmemiz gerekir.

Ama o zaman, insanlara gerçek anlamda bir özgür seçim olasılığı atfedemeyiz.

Fakat özgür iradenin olmaması, Semavi dinler içinde yer alan başka temel görüşlerle çelişir. Örneğin seçimlerimizi özgürce yapmıyorsak, Tanrı’nın bizler için çizdiği bir kaderi metafizik bir zorunlulukla yaşamak durumundaysak, yaptıklarımızdan, bu dünyada ve ahirette, nasıl sorumlu tutulabiliriz?

Semavi dinlerde özgür irade konusunu daha detaylı olarak geçmiş yıllarda yapmış olduğumuz “Din Felsefesi” serisi içinde ele almıştık, ilgilenenler Açık Radyo arşivinden bulabilir. 

Bu tefrika çok uzadı. (Fakat suçlu olan, konunun kendisi!)

Buna rağmen özgür irade konusunda kısa ve net bir çözüm bekleyenlerin hayal kırıklığına uğramış olabileceklerini tahmin ederim.

Bu konuya benim nasıl yaklaştığımı özetleyerek bitireyim.

Öncelikle, Determinizm teziyle çerçevelenen özgür irade(sizlik) tartışmasının, Aydınlanma döneminin getirdiği doğaya hakimiyet özgüveni sonrasında formüle edilmiş, yani tarihi bağlamı içinde değerlendirilmesi gereken bir tartışma olduğunu not etmek isterim.

Determinizm tezinin en çarpıcı ifadesini, büyük Fransız matematikçi Laplace’da buluyoruz: “Evrendeki bütün atomların yerlerini ve momentumlarını bilsek, mekanik yasalarını kullanarak her şeyin bir sonraki adımını hesaplayabiliriz” (mealen).

Öte yandan, Laplace’ın tezi, yalnızca ilkesel bir iddia.

Pratikte, fizik ve matematik yasalarını kullanarak böyle bir hesap yapmak bugün bile mümkün değil, yarın yapılabileceği de çok şüpheli.

Eski Yunan düşüncesinde, kadercilik var olmakla birlikte, bu tür, Aydınlanma dönemi sonrasına özgü ve özgür iradeye yer bırakmayan bir nedensellik anlayışı, yoktu.

Yani bugünün özgür irade yoktur görüşü, spekülatif metafizik bir tez olarak, ancak mutlak olmayan tarihsel bir bağlam içinde anlam kazanıyor.

Bence daha önemlisi, özgür irade inancının (ya da inançsızlığının) kendi hayatımızda nasıl bir yeri olduğu, davranışlarımızı nasıl belirlediği, ne tür bir anlam kattığı.

Belki, bitmek tükenmek bilmez özgür irade tartışmalarının ötesinde, üzerinde asıl düşünmemiz gereken, bu.

Bazı inançlarımız hayatımız ve davranışlarımız açısından çok önemli. Örneğin, adalet inancımız, iyiliği kötülüğe yeğlememiz, eşitliği savunmamız. Bu inançlarımızın değişmesi, hayatımızın anlamını ve akışını değiştirecek güce sahip.

Peki, özgür irade inancı da öyle mi?

Yani özgür irade vardır ya da yoktur inancımızı tersine çevirsek, farklı şekilde davranmaya başlamamız, hayatımızı farklı yaşamamız mı gerekirdi?

Unutmayalım, özgür irademizin olmadığına inansak bile, bu inancın yarattığı çerçeveden kaçıp kurtulamıyoruz.

Nasılsa işler olacağına varır inancıyla yapabileceklerimiz için çabalamaktan vazgeçersek, Determinizm’e göre, işler zaten yine olacağına varmış oluyor.

Yani, “özgür irade yoktur” inancının bize açabileceği bir çıkış kapısı yok.

Hayatımıza anlam katan, bizi mutlu eden şeyler, özgür irade inancından bağımsız olarak var olmaya devam ediyorlarsa, belki asıl üzerinde durmamız gerekenler onlar.

Özgür iradeye inanmayarak, “işler olacağına varır” desek de, sonuçta işler bizim olduracağımıza (ya da başka birilerinin olduracağına) varıyor.

Bize düşen, olacak değil oldurulacak olanın bir parçası olup olmamayı seçmek.

Varoluşçu felsefecilerin altını çizdiği bir tezle bitireyim: Seçme özgürlüğümüz var, asıl elimizde olmayan seçmeme özgürlüğü!

(Yani, seçmeyerek de aslında ve kaçınılmaz olarak bir tür seçim yapmış oluyoruz.)

Gelecek haftanın konusu henüz belli değil. Ama özgür irademle karar vereceğime emin olabilirsiniz.

10:00 – 10:30 İklim İçin / Yücel Sönmez, Ömer Madra ve Murat Can Tonbil / İstanbul Forumu’ndan, Paris Zirvesi’ne yeryüzünün iklim güncesi

IklimIcin20180515

İklim İçin kayıt arşivi

10:30 – 11:00 Ahşaptan Betona, Mecidiyeden Jetona / Pınar Erkan / Alameti kerametinden menkul kent hikayeleri

AhsaptanBetonaMecidiyedenJetona20180515

“Alameti kerametinden menkul kent hikâyeleri” şiarıyla yola çıkan programda tarihten günümüze tarihsel katmanlar da deşilerek Bizans köşklerinden, sarayların altyapısının nasıl oluşturulduğuna, konutlardan ofislere, kaldırımlardan sokaklara, dehlizlerden şarap üretilen üzüm bağlarına kadar şehrin farklı unsurlarına dair az ya da çok bilinen detaylar konuşuluyor.

Ahşaptan betona Mecidiyeden jetona kayıt arşivi

11:00 – 12:00 Deniz Aşırı / Deniz Pak / Bozcaadalılar, adaya yolu düşenler ve adanın kıyısına vuranlar…

bozcaadasozlugu.blogspot.com/denizairi

12:00 – 13:00 Periplus (Yeni program) / Hazırlayan: Murat Can Tonbil

“Haritalar üzerinden caza çalan bir müzikal seyir rehberi” şiarıyla yola çıkan program, haftaiçi öğle kuşağını kıtalararası bir seyahate çıkarıyor.

12:55 – 13:05 Yerdeniz Büyücüsü / Yazan: Ursula Le Guin / Çeviren: Çiğdem Erkal / Metis Yayınları / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak’ta aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü bu yayın döneminde başlıyor. Ne zaman biter, orası meçhul. 

13:00 – 14:00 Musica Brasileira / Jozi Levi / Brezilya’dan müzik

soundcloud.com/joezeex/

9

14:00 – 14:30 Dünya Mirası Adalar / Asu Aksoy, Derya Tolgay ve Alp Orçun

dunya-mirasi-adalar_15-05-2018

Adalar, yüzyıllarca imparatorluklara başkentlik yapmış, siyasi ve kültürel dönüşümlerin aktörlerini beslemiş dünya şehri İstanbul’un hikâyelerinin hep bir parçası olagelmiş. Krallar, kraliçeler, dini liderler sürgüne buralarda zindanlara atılmış, ardından Osmanlı’dan günümüze  farklı kültürel cemaatlerin zengin bürokratları, iş insanları, Adaları İstanbul’un sayfiye merkezi haline getirmiş, sanatçılar, yazarlar, Adalar’ın renginden, havasından, kokusundan beslenmek için buraları mekân tutmuş. Adalar, muhteşem mimari ve yaşam dokusuyla dünyada eşine az rastlanır bir kültürler havzası olma halini bugüne kadar taşımışlar.
Şanslıyız ki Adalarda İstanbul tarihinin tüm veçhelerinin mekânsal izdüşümlerini hâlâ görebiliyoruz ve barındırdıkları hikâyelerin bazen yaşayan bilgi kaynaklarına erişebiliyoruz. Kendimizi gerçekten müstesna hissetmeliyiz: Adalar’a adımımızı attığımızda İstanbul tarihinin çok da bozulmamış tanığının varlığını hissedebiliyoruz, şaşırıyor ve nedenini çok da bilmeden mutlu oluyoruz. Bu yayın döneminde bizi mutlu eden Dünya Mirası Adalar’ı enine boyuna konuşuyoruz.

14:30 – 15:30 Yeni / Hande Akkan / Yeni Philip Glass’ın 80. yaşını kutluyor

1937’de doğan Amerikalı usta besteci Philip Glass’ın 80’inci yaşını özel bir dizi programla kutluyoruz.

15:30 – 16:00 Aşkımızın Üzerine Yağmur Yağıyordu (Yeni program) / Hazırlayan: Zeynep Ünal / (15 günde bir)

askimizin_15.05.2018

Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi koordinatörü Zeynep Ünal tarafından hazırlanan bir sinema programı. Her programda uzun, kısa ve belgesel film yönetmenleri, yapımcıları, oyuncular, senaristler, sinema yazarları ve akademisyenlerle film sohbetleri yapılıyor

***

Aşkımızın Üzerine Yağmur Yağıyordu’da bu hafta sinema yazarı Ayça Çiftçi ve kurgucu Özcan Vardar ile Aki Kaurismäki’nin Umudun Öteki Yüzü filmini konuştuk

16:00 – 16:30 Sudan Gelen (Yeni program) / Suya doğanın, bilimin, sanatın, edebiyatın içinden bakmak / Hazırlayan: Akgün İlhan

SudanGelen20180515

Hayat suyun varlığıyla başladı ve onunla devam ediyor. Hayatın sonunu ise suyun yokluğu getirecek. Yaşadığımız gezegende içinde su bulunmayan, sudan gelip suya karışmayan hiçbir şey yok. Suyun yaşamın başlangıcı olduğunu, her varlık için vazgeçilmezliğini ve yeri dolduramazlığını vurgulamak hiç bu kadar önemli olmamıştı. İşte bu yüzden sudan gelen hikâyelerle insanlığın doğayla ve kendiyle olan ilişkisini anlatmak için tasarlandı Sudan Gelen. Parçası olduğumuz doğayla nasıl bir ilişki içindeyiz? Doğaya nasıl bakıp, ona nasıl davranıyoruz? Kendimizi doğanın neresinde konumlandırıyoruz? Biz insanlar kimiz, nasıl canlılarız? İnsanlık için nasıl bir gelecek hayal ediyoruz? Bu Can alıcı sorulara cevap ararken doğanın en temel bileşeni ve bedenimizin yüzde %60’ını oluşturan suyla ilişkimize baktıkça kendimizi de daha iyi tanıyacağız.

Sudan Gelen facebook sayfası

***

Akgun Ilhan tarafindan hazirlanip sunulan Sudan Gelen’e konuk olan belgesel fotografcisi M. Cevahir Akbas, suda yetisen bir bitki olan celtigi yve celtigi yetistiren insanların hikayesini anlatti.
***
zz2
Suyun altında filizlenen, içinde büyüyen ama suyun öte yanındakileri besleyen çeltik, yani pirinç… Belgesel fotoğrafçısı M Cevahir Akbaş fotoğraflarıyla çeltiğin ve suyun sesini bize taşıyor. Bu sadece insanlığın en temel besin kaynaklarından biri olan çeltiğin değil, yılın her ayı, ayın her günü çalışan üreten ve kentleri besleyen insanların da hikâyesi. Kızıl akan Kızılırmak’ın renginin soluşunu ve sudan gelen tarım emekçilerinin yavaş yavaş yok oluşlarını belgeleyen ve nedenlerini anlatan fotoğraflarıyla Akbaş, Sudan Gelen’de Akgün İlhan’ın konuğu oldu. Programı buradan dinleyebilirsiniz:http://acikradyo.com.tr/podcast/207739

16:30 – 17:00 Diğerkâm (Yeni program) / Hazırlayanlar: Damla Özlüer ve Rauf Kösemen

30Digerkam15.05.2018SOSYALFAYDAICINTASARIM

Geçtiğimiz dönemlerde Hemzemin programını hazırlayan Rauf Kösemen ve Damla Özlüer yine sosyal fayda iletişimi üzerine daha geniş düşünmeye çağırdıkları yeni programları Diğerkâm ile bu yayın döneminde de aramızdalar.

Facebook.com/Diğerkam

***

Language Turkish
Rauf Kösemen ve Damla Özlüer’in hazırlayıp sundukları Diğerkâm,  30. programında sosyal fayda için yapılan tasarımları ve sosyal fayda dünyasından reklamcı/tasarımcılara yapılan çağrıları ele alıyor.

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Sanat Deliorman, Jak Kohen, Levent Öget ve Harun İzer

Dünyanın Cazı kadrosuna Caz vokalisti Sanat Deliorman dahil oluyor. Salı günleri

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Hafta boyunca Ben Bugün Bişey Öğrendim Yayına Hazırlayanlar: Doruk Yurdesin, Ozan Sezgin ve Rauf Kösemen

facebook.com/benbugunbiseyogrendim

Açık Dergi Salı Dünyayı Okumak / Aytaç Timur ve Akif Pamuk

dunyayi_okumak_15.05.2018

Yazmaya övgü. Eleştiriye ve eleştirmene kapı. Düşünmeye, düşünceye, üretmeye ve tartışmaya alan açmayı amaçlayan bir kültür programı.

***

Dünyayı OkumakAytaç Tolga TimurŞule ŞenolUluslarası Alternatif Eğitim SempozyumuAlternatif Eğitim Dergisi

Language Turkish

Açık Radyo’da 15.05.2018’de dünyayı okumak: yazarlar ve ilhamları programının konuğu Şule Şenol idi.
Şule Şenol ile Uluslarası Alternatif Eğitim Sempozyumu ve Alternatif Eğitim Dergisi üzerine bir sohbet
ettik.

Açık Dergi 19:00 Müziğin Başka Türlüsü (Açık Dergi köşesinde, gün ve yayın sıklığında değişiklik. Ayda 1) / Hazırlayanlar: Sumru Ağıryürüyen ve İlksen Mavituna

5 yıldır Perşembe günleri yayınlanan ve güncel sahneden müzisyenleri ağırladığımız program artık ayda 1 Salı günleri 19:00’da.

Müziğin Başka Türlüsü kayıt arşivi

Açık Dergi Salı  Kulis Sesleri – Bircan Yorulmaz (Ayda 1)

KulisSesleri20180515

Açık Dergi Salı 40 Yılda 1 / Sedat Nemli

Bu yaz da 1977’den müzikler dinliyoruz. Haziran ayı itibariyle.

Açık Dergi Salı  50. Yılında Velvet Underground & Nico 

Açık Dergi’de Salı akşamları, yayınlanışının 50. yılında Velvet Underground & Nico albümünün parçaları da yer alacak

Açık Dergi Salı Göçmenin Müziği, Müziğin Göçü (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Evrim Hikmet Öğüt / (15 günde bir)

Bir süredir Suriyeli müzisyenler ve onların Türkiye’de yer alabileceği müzikal konum üzerine çalışmaları bulunan etnomüzikolog Evrim Hikmet Öğüt’ten “Göçmenin Müziği, Müziğin Göçü”, yeni programlarımızdan bir diğeri. Program, farklı müzik kültür ve türleri üzerinden göçün müzik üretimine etkisini müzikolog-etnomüzikolog, iletişimci, müzik yazarı, müzisyen ve sanatçılarla tartışıp, göçmen müzisyenlerin deneyimlerini ilk ağızdan aktarmayı da hedefliyor.

Açık Dergi Salı Yararlı Sanat Arşivi (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Can Gümüş ve Onur Yıldız / (15 günde bir)

15.YararlSanatArsivi15052018rec26.04.2018

Yararlı Sanat Arşivi, sanatta yarar ve kullanım konularının tartışmaya açılması için kurulan Arte Util (Yararlı Sanat) Topluluğu tarafından bir araya getirilmiş yararlı sanat örneklerini tartışır. Sanatın aktivizm ve kültür kurumlarıyla ilişkisi bağlamında geleceğini ele alan bir program.

Language Turkish
Yararlı Sanat Arşivi programının bu bölümünde Yaşar Adanalı ve Burak Arıkan ile bir toplumsal aktivizm aracı olarak veri görselleştirme pratikleri ve Mülksüzleştirme Ağları konuşuluyor.

20:00 – 21:00 Açık Şemsiye / Hakan Gürvit, Levent Dönmez, Mehmet Yusuf ve Şebnem Sühel Grimm / Gelmiş geçmiş tüm müzik türleri

21:00 – 22:00 Gitaresk / Jak Kohen, Gonca Açıkalın ve Meral Akman / Neo-klasik rock ve fusion

Gitaresk_15-05-18_Meral83_Primus

gitaresk.com/

22:00 – 23:00 Esintiler / Seda Binbaşgil / Jazz

23:00 – 24:00 Psychoacoustics (Program gününde ve saatinde değişiklik) / Hazırlayanlar: Osman Kaytazoğlu, Berk Gökberk ve Barış Karakaş

Cumartesi geceleri 02.00’de yayınlanan Psychoacoustis bu yayın dönemi Salı geceleri saat 23.00’de

24:00 – 01:00 Flanörün seyir Defteri (Yeni program) / Sezgisel güzergâhta tesadüfi notalar / Hazırlayan: Hakan Gencol

FSD315.05.18

Alternatif bağımsız bir müzik programı. İlk progamında Charlie Winston’u ağırlıyor.

***

15.05.2018 FSD3: Gökkuşağı renkleri ve havadaki dişil enerji

Flanörün Seyir Defteri

zz26

‘Sezgisel güzergâhta, tesadüfi notalar’
Açık Radyo 47. Yayın Dönemi’nde, her hafta salı gecelerini çarşambaya bağlayan gece saat 24:00-01:00 arasında yayımlanan programda, alternatif ve bağımsız müzik örnekleri yer alıyor.
Hazırlayan ve sunan: Hakan Gencol
flanorunseyirdefteri@gmail.com
***

Gözünüzü kapatın, gökkuşağı renginde bereler giymiş insanları, yüzünüzdeki akşamüstü meltemini ve havadaki dişil enerjiyi hissedin. Portekizce, İtalyanca, Fransızca, İngilizce ve Arapça şarkılardan oluşuyor bu haftaki programımız…

Bu programda, çoğunlukla Fransa listelerinde yer alan ve 2008-2016 yılları arasında müzik pıyasasına sunulmuş parçalarla karşınızdayız. Hayal etmenizi istediğimiz atmosferde; bedenlerinde takılar taşıyan, kendileri de bereleri gibi renkli insanlar, vurmalı çalgılar, elle tutulan ritmler var. Çime ya da kuma basan ayaklar ise çıplak. Ortama kadın yumuşaklığında bir enerji hakim. Sevgi, barış ve bütünlüğü içinizde hissedeceğiniz, tam özgür olduğunuzu duyumsadığınız bir yerdesiniz. Orada yalnız huzur, sevgi ve mutluluk var.

Bu huzurun yanı sıra, sizi gülümsetecek bazı sürprizler de içeriyor bu haftaki programımız. “Nedir bunlar peki?” diyorsanız, programı dinlemeniz gerekecek.

Bu hafta, Joe Victor ya da Drunksouls gibi ismi öyle fazla duyulmamış gruplar olduğu gibi, Youtube’da videosu 13 milyon kişi tarafından izlenmiş Hollandalı Sharon Kovacs gibi müzisyenler de var. Tıpkı su gibi yumuşak ve akıcı bu dişil enerjinin içinde, bir şekilde bir arada yer alıp, bizleri bambaşka yerlere götürüyorlar. Şefkatli tınılarıyla sizi sarıp sarmalayacak bir program söz konusu. Bu sevgi dolu kolların merhametine kendinizi bırakmaya ne dersiniz?

Playlist:

Şarkıcı / Yorumcu Parça Adı Albüm Adı Süre
Drunksouls
Human Race
Just Before Chaos
3:44
Ayo
Slow, Slow (Run, Run)
Gravity at Last
3:29
Winston McAnuff & Fixi
Garden of Love
Garden of Love – EP
3:52
Marisa Monte, Rodrigo Amarante
O Que Se Quer
O Que Voce Quer Saber De Verdade
2:47
Igit
Million Cigarettes
Like Angels Do
3:18
Waldeck, la Heidi
Shala-lala-la (feat. la Heidi)
Gran Paradiso
3:15
Melissa Laveaux
Dew Breaker
Dying Is a Wild Night
3:42
Kovacs
Diggin’
Shades of Black
3:23
Stromae
Papaoutai
Racine Carrée
3:52
Joe Victor
Love Me
Blue Call Pink Riot
3:09
Orange Blossom
Ya Sîdî
Under the Shade of Violets
5:49
Mayra Andrade
Rosa
Lovely Difficult
3:14
Drunksouls
Chaos
Just Before Chaos
3:19