Hareketlilik İçinde Süreklilik: Açık Radyo’nun 47. Yayın Dönemi Başladı

Açık Radyo’nun 47. Yayın Dönemi bugün başladı. 4 Kasım 2018’e kadar sürecek olan 47. Yayın Dönemi’ndeki yenilik ve değişiklikler şöyle

***

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 47. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 47. Yayın Dönemi: 30 Nisan 2018 – 4 Kasım 2018 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2018/5/21

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Yeni Ufuklar (Yeniden program) / UNDP Türkiye

Her kış dönemi olduğu gibi BM UNDP Türkiye ofisinin hazırladığı Yeni Ufuklar bu  yayın döneminde geri dönüyor.

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

acikgaste_22-05-2018

Açık Gazete kayıt arşivi

08:02 Eduardo Galeano: Hikâye Avcısı (Açık Gazete’de yeni köşe) / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Salı Ahmet İnsel’le Ufuk Turu

UfukTuru20180522

Ufuk Turu kayıt arşivi

09:30 – 09:50 Açık Bilinç /  Güven Güzeldere ile Bilim ve Felsefe Sohbetleri

AcikBilinc20180522

Açık Bilinç kayıt arşivi

***

Başkalarının Cefası, Bizim Anlayışımız: İdrak-Deneyim İlişkisi

zz37

Açık Bilinç’te bu haftaki sorumuz: Başkalarının cefasını, kendimiz deneyimlemeden, ne kadar anlayabiliriz Uluslararası Af Örgütü’nün hipnoz deneyi ışığında, toplumsal ayrışma, anlayış, empati, ve deneyim-idrak ilişkisi hakkında konuştuk.

Deneyim-idrak ayrımı, Felsefe tarihinde derin bir yere sahip. Fakat bu tartışmayı özetlemeden önce, “Amnesty International”ın hazırlamış olduğu hipnoz deneyinin videosunu izleyelim: Hypnosis experiment: Through the eyes of a refugee.

“Bir Mültecinin Gözünden”başlıklı deneyde Hollanda vatandaşı 5 kişi, hipnoz yoluyla, evini terkedip eziyetli bir süreç sonunda ülkelerine varabilmiş Suriyeli bir kadınınkine benzer bir deneyimden geçiyor.

Deneyin sonunda bu kişiler sözü edilen mülteci kadınla yüz yüze geliyorlar. Mülteciler konusundaki görüşleri bu deneyim sonucunda değişecek mi?

Uluslararası Af Örgütü Hollanda şubesinin hazırladığı video, “mültecilerin, sizin anlayışınız olmadan gidebilecekleri hiç bir yer yok” cümlesiyle sona eriyor.

Burada, felsefe ve psikoloji açısından önemli olan soru şu: Hipnoz ile yapılan bu deneye niçin ihtiyaç duyuluyor?

Deneyimin, idrak veya anlayış açısından katkısı, ne? Bazı olguları, deneyimlemeden, gerçek anlamda anlamamıza olanak yok mu?

Deneyin videosu, bu sorunun cevabını doğrudan gösteriyor: Evet, anlayış, deneyim olmadan, bazı durumlarda yeterli olmuyor, olamıyor.

Hipnoz deneyiminin bu 5 kişi üzerindeki çarpıcı etkisini -sosyal medyanın sevdiği tarzda söyleyeyim- “anlatmaya gerek yok, görüyorsunuz”.

Fakat konu bu videodan ibaret değil.

Deneyim-idrak (anlayış) ayrımı ve bu iki zihinsel durum arasındaki ilişki, felsefe tarihinde çok köklü bir tartışmanın kapısını aralıyor. Psikoloji ve İlahiyat literatüründe de yeri var.

Bu programın konusu, deneyimden idrak’e uzanan yol …

Modernite düşüncesinin felsefi temellerine baktığımızda, deneyim-idrak ayrımının, 17. ve 18. yüzyıl felsefecilerini neredeyse bütünüyle meşgul etmiş olduğunu görüyoruz.

Tartışmaya buradan başlayayım.

Felsefe tarihinde “Rasyonalistler” olarak bilinen ve öncelikli olarak Descartes, Spinoza, ve Leibniz tarafından temsil edilen düşünce okulu, güvenilir bilginin kaynağı olarak duyulara bağlı olmayan aklı, yani bilişsel anlayış veya idraki öne çıkartıyor.

Duyulara bağlı olan algı bizi her zaman yanıltabilir. Gördüğümüz, duyduğumuz şeylerde yanılsama veya sanrı söz konusu olabilir. Hatta rüyada yaşadığımız deneyimi gerçek bile sanabiliriz.

Rasyonalistlere göre, algı (deneyim) güvenilir bir bilgi kaynağı olamaz. Güvenilir olan, idrak’tir.

Rasyonalistlerin ardından felsefe tarihinde öne çıkan, ve en başta Locke, Berkeley, ve Hume tarafından temsil edilen “Empirisist” (deneyci/deneyimci) düşünce okuluna göreyse, bilginin ilk ve en önemli kaynağı her zaman deneyimdir.

Empirisistlere göre, deneyim olmadan idrak boş kalmaya mahkumdur.

Bilginin güvenilir kaynağı konusunda, Rasyonalistler (Akılcılar) ile Empirisistler (Deneyimciler) arasında, ucu bugüne kadar uzanan derin bir anlaşmazlık var.

Bu anlaşmazlık, Çağdaş Bilgibilim (Epistemoloji) tartışmalarının temelini oluşturuyor.

Fakat benim tartışacağım soru, Epistemoloji açısından deneyim mi, idrak mi daha güvenilir sorusu değil.

Bu haftanın konusu, deneyimle idrak arasındaki ilişkinin doğası.

İdrak’in sınırları nerede başlayıp, bitiyor?

Bazı olguları anlamak için, illa deneyimi yaşamış olmak mı gerek?

İdrak-deneyim ilişkisini aklımızda şu soruyla canlandırabiliriz:

Hayatlarında hiç doğum sancısı çekmemiş, ve bu deneyimi yaşama ihtimali olmayan erkekler, sahici ve içten bir çabayla, diğer deneyimlerinden yola çıkarak, kadınların deneyimi konusunda tam bir anlayışa sahip olabilirler mi?

Yani, yaşanmamış bir deneyimin bilgisini, başkalarında gözlemleyerek, zihninizde canlandırarak, anlayış yoluyla edinmek mümkün müdür?

Anlayış yoluyla deneyimsel bilgiye erişmenin sınırları var mıdır, nelerdir?

Akılcılar, anlayışın, yeterli çabayla, bütün deneyimsel bilgiyi kuşatabileceğini savunuyorlar.

Deneyimciler ise, bazı tür bilginin ancak deneyim yoluyla edinilebileceği görüşündeler.

Af Örgütü’nün videosu, bu soruya deneysel bir cevap gibi düşünülebilir.

“Doğum sancısı simülatörü’ adıyla satılan cihazlar, erkeklerin, yalnızca kadınların çektiği bu tür sancıyı ancak deneyimleme yoluyla anlayabileceklerini göstermek amacıyla hazırlanmış.

Erkek deneklerin beyanları, bu deneyimi yaşayana kadar gerçekten anlamamış olmadıkları yönünde.

İdrak-deneyim ilişkisi sorusunun, ilk bakışta, bariz ve kolay bir cevabı varmış gibi görünebilir.

Fakat insanların zihinsel melekeleri arasındaki bilgibilimsel bağı anlamaya çalışan felsefeciler için, burada daha derin sorular olduğunu not edeyim.

Eğer, idrak hiç bir zaman deneyim bilgisine tam olarak ulaşamaz diye düşünüyorsanız, soruyu İlahiyat literatüründe karşımıza çıktığı şekliyle sorayım:

Bedensel bir varlık olmayan Tanrı, insanların çektiği eziyetin bilgisine, yalnızca idrak yoluyla ve bütünüyle, sahip olabilir mi?

Semavi dinlerin temel inancına göre, her şeyi bilen ve kadir-i mutlak olan Tanrı’nın, insanların bedensel deneyimlerinin bilgisine, kendisi o deneyimleri yaşamış olmasa (hatta yaşaması imkansız olsa) bile, anlayış yoluyla sahip olması beklenir.

Böyle düşünüyorsanız, o zaman belki bizim durumumuzda eksik kalan anlayışın kendisi değil, bizim anlayış melekemizin sınırlı oluşu olduğunu kabul etmeniz gerekir.

Yani sorun anlayışın doğasından kaynaklanmıyor olabilir. Mantıki olarak, limit durumlarda, belki idrak (anlayış) deneyimi bütünüyle kuşatabilir.

Son olarak, şunu not edeyim. Bazı Hristiyan teologlara göre, yalnızca idrak yoluyla insan deneyimini tam olarak anlamak mümkün olmadığı için, Tanrı insan kimliğine bürünerek Hz. İsa kişiliğinde yer yüzüne inmiş ve ancak çarmıhta çektiği eziyetler sonucunda bu bilgiye ulaşmıştır.

Bu uzun ve üzerinde anlaşma sağlanamamış felsefe ve ilahiyat tartışmalarını burada sonlandırayım.  Ama bu örnekler, konunun düşünce tarihinde kapladığı yer açısından fikir verici olmuştur diye umuyorum.

Deneyim-idrak ayrımının, çağdaş zihin felsefesi ve Bilişsel Bilimler tartışmalarında da yeri var.

“Başka Zihinler” sorunu: Bizden farklı deneyimleri olan canlıların iç dünyalarını ne derecede anlayabiliriz? Anlayabilir miyiz?

Felsefeci Thomas Nagel’ın, idrak-deneyim ilişkisini öne çıkartan “Yarasa olmak neye benzer?” sorusu, zihin felsefesinde, özellikle bilinç konusunda, son 40 yıldır bir kilometre taşı oldu.

Makalenin Türkçe’sini, geçen hafta söz ettiğim “Aklın G’özü” derlemesinde bulabilirsiniz.

Aklın G’özü:
Benlik ve Ruh Üzerine Hayaller ve Düşünceler

Yazarlar: Douglas R. Hofstadter, Daniel C. Dennett
Çeviren: Füsun Doruker

Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi

Son olarak, hipnoz konusuna değineyim.

Genellikle bir tür eğlence aracı gibi görülen hipnotizmanın aslında çok ilginç bir tarihçesi ve eğlenceyle ilgisi olmayan gerçek bilimsel kullanım alanları var.

Hipnoz, kimi insanlarda, aslında içinde olmadıkları koşullardaymışçasına, uzaktan olağan anlayışın ötesine geçen ve gerçek yaşanılana çok yakın gelen bir deneyim sağlıyor.

Hollanda “Amnesty International”ın videosunda olduğu gibi.

Hipnotizmayı, bilimsel bir araç olarak sistematikleştiren ve deneysel ölçüm için standart bir  skala oluşturan kişi, Stanford Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Prof. Ernest Hilgard. 2001’de vefat etti.

Kısa bir süre öğrencisi olmuştum. Hipnoz konusunu ileride bir programda ele alacağım.

Uluslararası Af Örgütü’nün deneyine döneyim:

Burada, deneklerin hipnoz yoluyla deneyimlediklerinin, medyadan, okuyarak, izleyerek o ana kadar edindikleri anlayışın ötesine geçen, çarpıcı bir yanı olduğu açık.

Zaten video da bunu göstermek için hazırlanmış.

İdrak-deneyim konusu, pek çok açıdan günlük hayatta karşılaştığımız durumlara temas ediyor.

Örneğin, geçen hafta Gazze’de Filistinlilere reva görülen eziyet ve ölümler karşısında Avrupa’nın utanç verici sessizliği, bütün kıtanın hipnoz olması gerektiğini düşündürmüyor mu?

Öte yandan, diğer insanların çektikleri cefayı anlamak, empati hissetmek için, illa o deneyimleri yaşamamız, hipnoz olmamız gerekmiyor.

Evet, hipnoz bu deneyde çarpıcı bir etki yaratıyor ama çoğu durumda bu mümkün değil. Ne var ki, şart da değil.

İdrak-deneyim üzerine bu tefrikayı bitirirken,Twitter’da rast geldiğim bir zincirden söz etmek isterim. Bir kullanıcı, unutamayacağını söylediği bir fotoğraf paylaşmış. Başkaları da altına kendi unutamadıkları travmatik fotoğrafları ekleyince, ortaya uzun ve çarpıcı bir zincir çıkmış.

Bazı şeyleri anlamak ve unutmamak için illa hipnoz olmak gerekmiyor.

Soma’dan, Ankara Gar katliamına kadar bu zincirdeki her bir fotoğrafı ben bugünmüş gibi hatırlıyorum.

Hatırlamak, zihnimizde canlı tutmak, yapabileceğimizin en azı. Hem de, bu travmaları bizzat yaşamış, canlarından olmuş insanlara borcumuz. Siz de unutmayın.

10:00 – 10:30 İklim İçin / Yücel Sönmez, Ömer Madra ve Murat Can Tonbil

IklimIcin20180522

İklim İçin kayıt arşivi

10:30 – 11:00 Ahşaptan Betona, Mecidiyeden Jetona / Pınar Erkan / Alameti kerametinden menkul kent hikayeleri

AhsaptanBetonaMecidiyedenJetona20180522

“Alameti kerametinden menkul kent hikâyeleri” şiarıyla yola çıkan programda tarihten günümüze tarihsel katmanlar da deşilerek Bizans köşklerinden, sarayların altyapısının nasıl oluşturulduğuna, konutlardan ofislere, kaldırımlardan sokaklara, dehlizlerden şarap üretilen üzüm bağlarına kadar şehrin farklı unsurlarına dair az ya da çok bilinen detaylar konuşuluyor.

Ahşaptan betona Mecidiyeden jetona kayıt arşivi

11:00 – 12:00 Deniz Aşırı / Deniz Pak / Bozcaadalılar, adaya yolu düşenler ve adanın kıyısına vuranlar…

bozcaadasozlugu.blogspot.com/denizairi

12:00 – 13:00 Periplus (Yeni program) / Hazırlayan: Murat Can Tonbil

“Haritalar üzerinden caza çalan bir müzikal seyir rehberi” şiarıyla yola çıkan program, haftaiçi öğle kuşağını kıtalararası bir seyahate çıkarıyor.

12:55 – 13:05 Yerdeniz Büyücüsü / Yazan: Ursula Le Guin / Çeviren: Çiğdem Erkal / Metis Yayınları / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak’ta aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü bu yayın döneminde başlıyor. Ne zaman biter, orası meçhul. 

13:00 – 14:00 Musica Brasileira / Jozi Levi / Brezilya’dan müzik

9

soundcloud.com/joezeex/

14:00 – 14:30 Dünya Mirası Adalar / Asu Aksoy, Derya Tolgay ve Alp Orçun

DunyaMirasAdalar22.05.2018

Adalar, yüzyıllarca imparatorluklara başkentlik yapmış, siyasi ve kültürel dönüşümlerin aktörlerini beslemiş dünya şehri İstanbul’un hikâyelerinin hep bir parçası olagelmiş. Krallar, kraliçeler, dini liderler sürgüne buralarda zindanlara atılmış, ardından Osmanlı’dan günümüze  farklı kültürel cemaatlerin zengin bürokratları, iş insanları, Adaları İstanbul’un sayfiye merkezi haline getirmiş, sanatçılar, yazarlar, Adalar’ın renginden, havasından, kokusundan beslenmek için buraları mekân tutmuş. Adalar, muhteşem mimari ve yaşam dokusuyla dünyada eşine az rastlanır bir kültürler havzası olma halini bugüne kadar taşımışlar.
Şanslıyız ki Adalarda İstanbul tarihinin tüm veçhelerinin mekânsal izdüşümlerini hâlâ görebiliyoruz ve barındırdıkları hikâyelerin bazen yaşayan bilgi kaynaklarına erişebiliyoruz. Kendimizi gerçekten müstesna hissetmeliyiz: Adalar’a adımımızı attığımızda İstanbul tarihinin çok da bozulmamış tanığının varlığını hissedebiliyoruz, şaşırıyor ve nedenini çok da bilmeden mutlu oluyoruz. Bu yayın döneminde bizi mutlu eden Dünya Mirası Adalar’ı enine boyuna konuşuyoruz.

14:30 – 15:30 Yeni / Hande Akkan / Yeni Philip Glass’ın 80. yaşını kutluyor

1937’de doğan Amerikalı usta besteci Philip Glass’ın 80’inci yaşını özel bir dizi programla kutluyoruz.

15:30 – 16:00 Yeşilçam Arkeolojisi / Hazırlayan: Utku Uluer / (15 günde bir)

YesilcamArkeolojisi20180522

sinematikyesilcam.com/2017/01/yesilcam-arkeolojisi-radyo-programi/

26 Nisan 2016 – 10 Ocak 2017 Progrmları içeriği yukarıdaki linkte

Türk sineması ve Yeşilçam’ın besin kaynaklarına, emekçilerine ve kıyıda köşede kalmış hikâyelerine yer verilecek bir program.

sinematikyesilcam.com/

Yeşilçam Arkeolojisi kayıt arşivi

16:00 – 16:30 Su Müştereği (Yeni program) / Su diye yazılır, demokrasi diye okunur! / Hazırlayanlar: Nuran Yüce ve Özdeş Özbay

su_musteregi_22.05.2018

En önemli müştereğimiz olan suya dair bir program.

***

Müşterek Barcelona’yı konuştuk

16:30 – 17:00 Diğerkâm (Yeni program) / Hazırlayanlar: Damla Özlüer ve Rauf Kösemen

Geçtiğimiz dönemlerde Hemzemin programını hazırlayan Rauf Kösemen ve Damla Özlüer yine sosyal fayda iletişimi üzerine daha geniş düşünmeye çağırdıkları yeni programları Diğerkâm ile bu yayın döneminde de aramızdalar.

Facebook.com/Diğerkam

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Sanat Deliorman, Jak Kohen, Levent Öget ve Harun İzer

Dünyanın Cazı kadrosuna Caz vokalisti Sanat Deliorman dahil oluyor. Salı günleri Dünyanın Cazı ondan sorulacak.

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

AcikDergi-22Mayis2018-EdebiyatVeCografyalar

***

Studyomuzda iki konugu agirladigimiz programimizda; Seval Sahin ve Banu Ozturk ile cuma gunu baslayacak olan “Edebiyat ve Cografyalar Sempozyumu”nu degerlendirdik.

Hafta boyunca Ben Bugün Bişey Öğrendim Yayına Hazırlayanlar: Doruk Yurdesin, Ozan Sezgin ve Rauf Kösemen

facebook.com/benbugunbiseyogrendim

Açık Dergi Salı Dünyayı Okumak / Aytaç Timur ve Akif Pamuk

dunyayi_okumak_22.05.2018

Yazmaya övgü. Eleştiriye ve eleştirmene kapı. Düşünmeye, düşünceye, üretmeye ve tartışmaya alan açmayı amaçlayan bir kültür programı.

***

Language Turkish
Dünyayı Okumak 22 Mayıs 2018 konuğu Feyzullah Coşkun’du. Feyzullah Çoskun’la 18 – 19 Mayıs tarihlerinde yapılan Alternatif Eğitim Sempozyumunu değerlendirdik.

Açık Dergi Salı Müziğin Başka Türlüsü (Açık Dergi köşesinde, gün ve yayın sıklığında değişiklik. Ayda 1) / Hazırlayanlar: Sumru Ağıryürüyen ve İlksen Mavituna

5 yıldır Perşembe günleri yayınlanan ve güncel sahneden müzisyenleri ağırladığımız program artık ayda 1 Salı günleri 19:00’da.

Müziğin Başka Türlüsü kayıt arşivi

Açık Dergi Salı  Kulis Sesleri – Bircan Yorulmaz (Ayda 1)

Açık Dergi Salı 40 Yılda 1 / Sedat Nemli

Bu yaz da 1977’den müzikler dinliyoruz. Haziran ayı itibariyle.

Açık Dergi Salı  50. Yılında Velvet Underground & Nico 

Açık Dergi’de Salı akşamları, yayınlanışının 50. yılında Velvet Underground & Nico albümünün parçaları da yer alacak

Açık Dergi Salı Göçmenin Müziği, Müziğin Göçü (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Evrim Hikmet Öğüt / (15 günde bir)

GocmeninMuzigi22.05.2018

Bir süredir Suriyeli müzisyenler ve onların Türkiye’de yer alabileceği müzikal konum üzerine çalışmaları bulunan etnomüzikolog Evrim Hikmet Öğüt’ten “Göçmenin Müziği, Müziğin Göçü”, yeni programlarımızdan bir diğeri. Program, farklı müzik kültür ve türleri üzerinden göçün müzik üretimine etkisini müzikolog-etnomüzikolog, iletişimci, müzik yazarı, müzisyen ve sanatçılarla tartışıp, göçmen müzisyenlerin deneyimlerini ilk ağızdan aktarmayı da hedefliyor.

***

22 Mayıs 2018 tarihli programda Owen Harris’le farklı göç deneyimlerini bir araya getiren Country for Syria’yı konuşuyoruz.

Açık Dergi Salı Yararlı Sanat Arşivi (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Onur Yıldız ve Can Gümüş / (15 günde bir)

Yararlı Sanat Arşivi, sanatta yarar ve kullanım konularının tartışmaya açılması için kurulan Arte Util (Yararlı Sanat) Topluluğu tarafından bir araya getirilmiş yararlı sanat örneklerini tartışır. Sanatın aktivizm ve kültür kurumlarıyla ilişkisi bağlamında geleceğini ele alan bir program.

20:00 – 21:00 Açık Şemsiye / Hakan Gürvit, Levent Dönmez, Mehmet Yusuf ve Şebnem Sühel Grimm / Gelmiş geçmiş tüm müzik türleri

21:00 – 22:00 Gitaresk / Jak Kohen, Gonca Açıkalın ve Meral Akman / Neo-klasik rock ve fusion

Gitaresk_22-05-18_Gonca92_Bonamassa_BritBlues

gitaresk.com/

22:00 – 23:00 Esintiler / Seda Binbaşgil / Jazz

23:00 – 24:00 Psychoacoustics (Program gününde ve saatinde değişiklik) / Hazırlayanlar: Osman Kaytazoğlu, Berk Gökberk ve Barış Karakaş

Cumartesi geceleri 02.00’de yayınlanan Psychoacoustis bu yayın dönemi Salı geceleri saat 23.00’de

24:00 – 01:00 Flanörün seyir Defteri (Yeni program) / Sezgisel güzergâhta tesadüfi notalar / Hazırlayan: Hakan Gencol

FSD422.05.18

Alternatif bağımsız bir müzik programı. İlk progamında Charlie Winston’u ağırlıyor.

***

22.05.2018 FSD4: Genç, pop ve zamanı yakalayan

Flanörün Seyir Defteri

zz22

‘Sezgisel güzergâhta, tesadüfi notalar’
Açık Radyo 47. Yayın Dönemi’nde, her hafta salı gecelerini çarşambaya bağlayan gece saat 24:00-01:00 arasında yayımlanan programda, alternatif ve bağımsız müzik örnekleri yer alıyor.
Hazırlayan ve sunan: Hakan Gencol
flanorunseyirdefteri@gmail.com
***

Bu haftaki programın anahtar sözcükleri bunlar… Yine ‘indie’, genç ve enerjik, yapıldıkları zaman dilimini aşan şarkılar çalıyor Flanörün Seyir Defteri’nde. Bilinçli aylaklık üzerine sohbeti de kaldığımız yerden sürdürüyoruz.

Müziği de tıpkı videoları kadar görsellik içeren Woodkid; bir Bach ve Beatles hayranı olan Fransız Sage; trip-hop, dub, acid jazz ve post rock arasında köprü kurmuş Avusturyalı Sofa Surfers; müzik yaşamı on yıl sürmüş Brükselli Venus… Bu haftanın arzıendam eden müzisyenlerinden bazıları. Sonra, Norveç’ten gelen şarkıcı/yapımcı Dj Simon Field, Estonyalı grup Ewert and the Two Dragons… Tabii ki, bu kadar erkek müzisyen arasında, tıpkı Jain gibi, bir yıldızmışçasına parlayan; basit melodileri, dürüst, direkt şarkı sözleri ve bizi çok belirgin bir atmosfere sokmayı başaran müziğiyle Sarah Blasko’yu da unutmayalım. Bu haftanın listesi, 1985-2017 arasındaki şarkılardan oluşuyor.

Zaman dilimini aşan yalnız bu haftaki parçalar ve onları yaratan şarkıcılar değil. İlk programdan bu yana sözünü ettiğimiz flanörümüzün de zamanın/zamansızlığın efendisi olduğundan dem vuruyoruz. Kalabalığın, bu acımasız hızın, yırtıcılığın tam da orta yerinde, hayalindeki kaplumbağayı gezdirmekte olan flanör/flanöz, söz konusu olan… Ne de olsa, gezerken gözlem yapıp düşünmek, hız içinde belirgin bir yavaşlığı gerektiriyor. An’la oynama yeteneği, ‘olanı olduğu gibi görme’ becerisi, sonunda da, gözlemle gelen -kaçınılmaz- dönüşüm… Dünyayı gözlemleyen ama ondan saklı kalmayı beceren flanörün, bütün aylaklık öyküsü içinde belki de en önemli başarısı budur, kim bilir…

Playlist:

Şarkıcı / Yorumcu Parça Adı Albüm Adı Süre
Woodkid
Iron
Iron
3:07
Sage
One Last Star
Sage
3:26
Sofa Surfers, Mani Obeya
Broken Together
Superluminal
4:46
Ewert and the Two Dragons
[In the End] There’s Only Love
Good Man Down
4:10
Venus
Navajo Dream
Vertigone
3:49
Jain
Come
Zanaka
2:42
Simon Field, SverreV
La La La
La La La
3:18
The Style Council
Boy Who Cried Wolf
Our Favourite Shop
5:15
Sarah Blasko
Bury This
I Awake
3:08
Tindersticks
This Fire of Autumn
The Something Rain
4:17
Metronomy
The Look
The English Riviera
4:38
Balthazar
Bunker
Thin Walls
4:51
Reklamlar