Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 47. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 47. Yayın Dönemi: 30 Nisan 2018 – 4 Kasım 2018 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2018/6/15

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil,  Selahattin Çolak

acikgaste__18-06-2018

Açık Gazete kayıt arşivi

IskenderSavasir20180618

***

İskender Savaşır’ın Ardından: Ruhsal Tarih, Dalgın Sular ve Adapazarı

Programcımız İskender Savaşır’ı kaybettik. Kendisini öncelikle psikoterapist, sonra hoca olarak tanımladığı 2017 tarihli bir söyleşiyi yayınlayarak onu ve yaptıklarını kendi cümleleriyle anmak istedik.

Verda Deren

İskender Savaşır kendisini öncelikle psikoterapist, sonra hoca olarak tanımlıyor. Asıl beslendiği alan ise kendi deyişiyle ‘eğitimler ve tartışmalı seminerlerler’ düzenlemek. Bir ayağı Adapazarı’nda olan İskender Savaşır ile konuştuk.
Adapazarı’nda belli bir kesim sizi ve çalışmalarınızı yakından takip ediyor. Sizi tanımayanlar için sormak istersek kısaca İskender Savaşır kimdir?
Aslen bir psikoterapistim. Bundan yıllar önce ortak bir psikoterapi eğitimi çatısı kurmaya çalışırken benim bir ısrarım vardı. Bir psikoterapist hiçbir zaman maddi ve manevi geçiminin tamamını psikoterapiden sağlamamalıdır. Mutlaka bunu besleyen yan dallar olmalıdır. Benim çok farklı ilgi alanlarım var ancak asıl beslendiğim alan eğitimler ve tartışmalı seminerler düzenlemek. Öncelikle psikoterapistim, ikincil olarak hocayım.
İstanbul’da yaşıyorsunuz, çalışmalarınızın önemli ayağını İstanbul’dan yürütüyor bir yandan da Ankara, İzmir, Adapazarı gibi farklı şehirlerde devam eden seminer ve projeleriniz var. Peki, neden Adapazarı? Adapazarı’nın sizin için özel bir anlamı ya da alanınızla ilgili bir gerekçesi var mı?

Sanırım buna önce taşra kavramından başlamak lazım. Taşranın ve taşra-modernlik ilişkisinin benim için özel önemi var. Taşranın benim için taşıdığı önemi aslında ilk kez mezuniyet sonrası eğitim için gittiğim Amerika’da idrak ettim. Adapazarı’nın benim için nasıl önemi varsa Kansas da benim için aynı anlamı ifade ediyor. Bunun üzerine çok düşünme fırsatım oldu. Bu kadar hayatımın büyük bir bölümünü, duygusal tatmin yaşadığım kısmını modernliğin uzağında değil kıyısında olan taşralarda geçirmenin anlamını düşündüğümde merkez diye anılan büyük şehirlerin –İstanbul gibi- tarih ve zaman karşısında belli bir taşralığı olduğunu fark ettim. Kendilerini moda olan şeye çok fazla kaptırıyorlar. Burada Entelektüel modalardan da bahsetmek gerekiyor. En son teorinin geliştirdiği kavramların büyüsüne kapılıp bir terminoloji batağında boğulma eğilimi özellikle akademide ve beni yakından ilgilendiren sosyal bilimlerde en yeni geliştirilen kavramın, hakikatin tamamını kuşatacağı gibi yanılsamalar kapılmak çok mümkün. Özellikle Amerika’da Kansas, burada da Adapazarı’nda kendimi daha insanlığın kalıcı sorunlarıyla daha irtibatlı olduğumu, modadan ya da gelgeç heveslerden bağımsız olarak tarif edilen bu hayatta ne yapacağım, çocuklarımı nasıl yetiştireceğim gibi daha güncel sorunlara cevap olabileceğimi, ayaklarımın yere bastığını hissettim sanırım. Sapla samanı ayırmak biraz daha kolay oluyor.

Adapazarı ve Moira’nın elbette benim için özel bir anlamı var. Neden Adapazarı sorusunun cevabı benim için son derece kişisel. Aslına bakacak olursanız Moira’daki arkadaşlar beni keşfetti. Onlarla kurduğumuz özel ilişki, onların benden seminer ve süpervizyon alması sırasında aramızda oluşan kimya diyeceksiniz ama o da esrarengizleştiriyor. Açıkçası asıl sebebi, eğitim ilişkisine yaptıkları yüksek yatırım, birlikte iş yapmanın verdiği heyecan, yeni projeler için beni kışkırtmaları, beni yeni alan keşfetmeye zorlamaları, Moira’yı kurarken ve birlikte düşünme süreçlerinde ortaya çıkan heyecan beni etkiledi. Seminerlere katılan diğer arkadaşlarla da aynı heyecanı yakaladığımızı gördüm. Neredeyse bütün ilgilerimi paylaştığım bir çevre oluştu. Oluşan çevrenin gelişmesi de çok dengeli oldu. Burada çalışıyor olmaktan çok memnunum.

Moira dediniz, ortak kurduğunuz arkadaşlardan bahsettiniz. Peki, Adapazarı ve Moira’da neler yapıyorsunuz?

Moira bir psikoterapi merkezi. Bunun yanı sıra kişiler için kültürel merkez vasfı edinmeleri için bir eğitim merkezi özelliğine de sahip. Daha önce kuruluşuna katıldığım ya da bünyesine katıldığım diğer merkezlerde de buna önem verdim. Kişilerin ve kurumun beslenmesi adına bu özellik önem kazanıyor. Temelde psikoterapi faaliyetleri yürütülüyor. Bunun yanında eğitim faaliyetleri ve seminerler devam ediyor. Bu eğitimlerin önemli bir bölümü mesleki eğitim. Ancak ben mesleki eğitimi, ilgisini kanıtlamış, ilgi düzeyinin sahiciliğini kanıtlamış meslek dışı kişilere de açık tutma eğilimindeyim ve burada da bunu yürütüyoruz.

Bunun yanı sıra; benim beş yıl önce bir sorumluluk projesi olarak başlattığım, Dalgın Sular diye bir projemiz var. Deneysel sanat terapisi formu olarak yeniden icat etmeye çalışıyoruz. Çok heyecan verici bir proje ve danışanlar da deneysel bir terapi olduğunun farkında olarak çalışmaya katılıyor. El yordamı ile bir şeyleri yaratmaya, kurallarını koymaya, gelişim seyri hakkında fikir üretmeye, üzerine teori geliştirmeye çalışıyoruz.

Ayrıca diğer arkadaşlar kurum içi eğitimin yanında, çevre kurumlara, fabrikalara, işletmelere verdikleri eğitimler var. Önümüzdeki süreçlerde kurum dışı eğitimlerin artacağı görülüyor.

Hâlâ devam etmekte olan son semineriniz “İnsanlığın Ruhsal Tarihi” çok konuşuluyor. Bu seminerden sizin ve katılımcıların muradı nedir? Bu seminerin çerçevesini kısaca paylaşır mısınız?

Açıkçası bunu kısaca anlatmak biraz zor olacak. Çünkü seminerin tanıtım oturumu bir saati aşkın bir zaman aldı. Ama ben özetlemeye çalışacağım. Bir yanı ile yakın geçmişimizdeki bir eleştiri dalgası ile çok yakından ilişkili bir faaliyet sürdürüyoruz. Bir kuşak fenomenini işaret eden bir konu. 1950’lerin sonuna kadar insanlık tarihi denilen şey aslında çok tanımlı bir alandı. Ama özellikle bizim kuşak, yani 68 kuşağı olarak bilinen kuşak; akademik ve entelektüel dünyada son derece yıkıcı bir faaliyetle düşünce dünyasına damgasını vurdu. Post modernizim, post yapısalcılık, post kolonializm terimleri ile adlandırılan bir süreç. Bugüne kadar batı düşüncesinde geliştirilmiş olan insanlık kavramının da, insanlık tarihi diye adlandırılan yekpâre bir sürecin de, aslında bir politik iradeyi gizleyen, gözde terimle batılı beyaz erkeğin tahakküm iradesinin hikayesi olduğunu gösterdiler. Bu tarihin içerisinde madun halkların, tâbi halkların, kadınların, eşcinsellerin ve birçok kesimin tamamen görünmez kılındığı bir tarih olduğunu gösterdiler. Keza bir bütünsel tarih kavrayışında bu eleştiri o kadar derinleşti ki, bu bir şekilde insanlık kavramının kendisini çok problemli bir hale getirdi. Sonunda bu anlayış, her deneyim ancak kendi terimleri içinde anlaşılır diye özetleyebilecek mutlak bir öğretivizme doğru savruldu. Özellikle 80’lerin ortasında başlayıp 90’ların sonuna kadar bir özgürleşme süreci olarak yaşandığı hatta alkışlandığı bir dönem de oldu. Ancak bugünlere gelindiğinde “bu eleştirinin dozu kaçmadı mı”gibi bir hissiyat yaygın olarak hissedildi. Bugün, eleştirileri de hesaba katarak, bir şekilde tahakküm projesinden bağımsızlaştırarak ve kendi deneyim alanımızı zenginleştirerek insanlıkkavramını yeniden tanımlayabilir miyiz gibi bir soru ortaya çıktı. Bu sadece bize özgü bir soru değil, batı dünyasında da tartışılan bir konu. Dolayısı ile global tarih yazımı yeniden gözde hale geldi. Bunda dünya sistemi analizlerinin büyük bir payı var. Bunların başında Fernand Braudel ve Türkiye’de de büyük ilgi uyandıran “Tüfek, mikrop ve çelik” kitabının yazarı Jared Diamond bu tür tarih yazımının önemli örneklerindendir. Bir başka önemli girdi de; biyoloji, genetik ve sinir bilimde yaşanan gelişmelerdir.

Bizim yani 68 ve ondan önceki kuşağın özellikle ırkçılık tehlikesinden kaçınmak endişesi ile biyoloji ve tarih arasına aşılmaz bir duvar örme eğilimi vardı. Ama biyoloji ve genetikteki baş döndürücü gelişmeler, insan genomu şifresinin çözülmesi ile yeni ufuklar açıldı. Türkiye’de de yankı bulan Harari’nin ( Homo Sapiens) kitabı da, biyolojiyi tarih ile birlikte düşünerek dünya tarihi yazma projesinin ilk ifadelerinden biridir. Aslında Harari ve Diamond’un spesifik düzeydeki iddialarına katıldığım anlamına gelmese de, aynı projeden bahsettiğimiz anlamına geliyor. İnsanlığın Ruhsal Tarihi seminerinde, paralel metin olarak Harari’nin kitabına da bakıyoruz. Benim kurgulamaya çalıştığım tarih anlayışının başka bir gözden nasıl görülebiliri gözlemlemek için.

Diğer yandan bahsettiğimiz Dalgın Sular projesi ise bir şekilde geçmişin ihyâsı alt başlığını taşıyor. Herkesin kişisel geçmişinde bastırılmış olanın ve göz ardı edilmiş olanın yeniden başka bir gözle okunmasının, özgürleştirici bir deneyim olduğu iddiası var. Tabi kişisel geçmiş ile kültürün geçmişi birbirinden kolay ayrılmaması gereken şeyler. Biz Dalgın Sular’la; Fantezi, kurgulama ve anımsama arasındaki çizgiyi kasten bulandırma riskini göze alarak teşvik ediyoruz. Bunu yaparken de “gerçeklik ve düz tarih algısı neydi, gerçekliğin kendisi nasıldı?” sorusuna cevap arıyoruz.

Sonuç olarak belirtmem gerekirse; bahsettiğimiz şey benim emeklilik projem diyebiliriz. Amatör tarihçilik çocukluktan itibaren benim hayalim oldu. Yaptığım en keyifli okumalar tarih yazımına ait okumalardır. Bu çalışmalar, bir bakıma yıllar boyu biriktirdiklerimi ortaya dökme zamanı gelmiştir belki, düşüncesinin ürünleri. Açıkçası gördüğüm ilgiden de memnunum. İstanbul’da iki ayrı yerde ve Adapazarı’nda veriyorum bu seminerleri.

Sohbetimizi bitirmeden önce, önümüzdeki süreçlerde Adapazarı’nda planladığınız başka proje ve seminerleriniz var mı?

Seminerlerimiz ve Dalgın Sular yeni gruplarla devam edecek. Dalgın Sular zaten esnek bir çerçeve. Yeni bir çerçeve icat etmemize gerek olduğunu sanmıyorum. Mesela genç bir arkadaşımız var Atina’dan yeni döndü. Video terapi üzerine çalışmaları var. Doğrudan sanatsal faaliyetlerle sürdürülebilecek atölye çalışmalarına da zemin oluşturacağını umuyorum. Onun çalışmalarımıza katılacak olması ve ortaya çıkacak ürünler beni heyecanlandırıyor. Ayrıca akranım olan, ya da belli dönemlerde beraber çalıştığımız, alanında iyi işler yapmış meslekten bazı arkadaşlar zaman zaman Adapazarı’na gelip mesleki eğitimlere destek veriyor ve vermeye devam edecekler. Mesela geçen eğitimlerin birinde Artin Göncü gelmişti, önümüzdeki aylarda tekrar gelecek. Elbette havai fişekler patlamayacak ama Adapazarı’nda güzel işler ortaya çıkaracağımızı umuyorum.

***

İskender Savaşır Kimdir?

Kasım 1955’te Ankara’da doğan İskender Savaşır Hacettepe ve California Üniversitesi Berkeley’de psikoloji, Kansas Üniversitesi’nde dilbilim eğitimi gördü. İlk şiirleri 1978 yılında Oluşum ve Türkiye Yazıları dergilerinde yayımlandı. Daha sonra yayın yönetiminde de yer aldığı Toplum ve Bilim, Zemin, Defter ve McWorld dergilerinde yazı ve şiirleri yayımlandı. Bilgisayar Ansiklopedisi ve Ero Cinsel Yaşam Ansiklopedisi’nin yayın yönetmenliğini, Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi’nin yayın koordinatörlüğünü yaptı. İmago ve İçgörü psikoterapi merkezlerinde psikoterapist ve eğitimci olarak çalıştı; Daha sonra kuruluşuna katıldığı Tünel Kültür Merkezi, Karşı Sanat’la bütünleşerek faaliyetlerini sürdürdü. 2005-2013 yılları arasında çalışmalarını kuruluşuna katkıda bulunduğu Aralık Derneği’nde sürdürdükten sonra, halen sürmekte olan geniş bir sosyal sorumluluk, yayın ve araştırma projesi olan Dalgın Sular projesini başlattı.

İskender Savaşır Bilgi Üniversitesi Rönesans seminerleri ile Psikoloji Psikolojiye Giriş  dersleri verdi.
İskender Savaşır’ ın öykülerini bir araya getirdiği Masaldan Sonra (Cumartesi, 1992) ve Tutku 2000 adlı bir romanı bulunuyor. Dil üzerine yazılarını Kelimelerin Anayurdu ve Tarihi (Metis, 2000), modernleşme sorunları üzerine olanları Modernliğin Vicdanı (Kanat 2007) başlığı altında topladı.

SomaNbeti_haziran2018_kurekKurekTurkiye

***

Soma Nobeti’nin Haziran 2018’inde, tam da tutukluların savunmalarinin alinacagi aya denk geliyor.

Bu ay durusmadan bir adim uzak kaliyoruz, uzaktan izliyoruz. Baska bir konuya, “Kurek Kurek Turkiye”ye egiliyoruz. Veli Bugac 3 yildir Turkiye sularini “Bir daha Soma olmasın” diye kurekliyor. Bugac’la bu deniz protestosunu konusuyoruz.

08:02 Eduardo Galeano: Hikâye Avcısı (Açık Gazete’de yeni köşe) / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Pazartesi  Ali Bilge’yle Ekonomi Politik

EkonomiPolitik20180618

Ekonomi Politik kayıt arşivi

***

Önümüzdeki Seçim Türkiye İçin Kuvvetler Birliği Rejiminin Kalıcılaşması Ya da Bertaraf Edilmesi Seçimidir

Açık Gazete’nin Ekonomi Politik köşesinde Ali Bilge ile, 24 Haziran seçimlerine 1 hafta kala, AKP’nin bir iç toplantısına ait olan bir video kaydı sosyal medyada yayıldı. AKp tarafından yalanlanmayan bu videoda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “HDP’nin baraj altında bırakılması için her türlü koşulu yaratmamız lazım,” şeklindeki sözleri ile birlikte Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde 4 kişinin ölümüyle sonuçlanan çatışmanın medyada ele alınış şeklini, Türkiye’nin 16 Nisan 2017 referandumundan bu yana, OHAL altında, “kuvvetler birliği” haline gelen rejimini dikkate alarak değerlendirdik: “Önümüzdeki seçim bu rejimin kalıcılaşması ya da bertaraf edilmesi arasında bir seçim olacak.”

09:50 – 10:00 İzel Rozental ile Haftanın Karikatürleri (Açık Gazete’de yeni köşe)

HaftaninKarikaturleri20180618

Sevgili dostumuz çizer İzel Rozental dünyadan ve Türkiye’den seçtiği haftanın karikatürlerini radyoda anlatıyor.

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü / Oldies

10:30 Kamusla Güreş (Yeni program) / Hazırlayanlar: Didem Gürzap ve Kerem Doğan

Kamusla_gures_18-06-2018_rec.30-05-2018

Kelimelerin, hayata dokunan anlamları, güncel ve geçmişe dayalı anlam ve çağrışımlarıyla tekrar ele alınacağı bir program

Kamusla Güreş kayıt arşivi

***

Kamusla Güreş , Didem Gürzap, Kerem Doğan, Ağaç,Orman,Koru

11:00 – 12:00 Bisiklet Zinciri (Yeni program) / Hazırlayan: Muzaffer Çorlu

18Haziran

Müzik programcımız Muzaffer Çorlu yıllar sonra heyecanlı bir dönüş yapıyor. Programda müzik, filim ve bilim üst şemsiyesi altında besteciler, bilim insanları ve dahi siyasetçiler nöro-bilimdeki yeni gelişmelerle birlikte ele alınıyor.

Bisiklet Zinciri kayıt arşivi

***

kalecinin penalti anindaki endisesi

12:00 – 13:00 Skala / Göktuğ Ülkar

skalaprogram.tumblr.com/

70’lerden günümüze Avrupa cazı seçkileriyle yola çıkan Skala programı, bu  yayın döneminde 60’lardan günümüze caz seçkileriyle yoluna devam ediyor.

12:55 – 13:05 Yerdeniz Büyücüsü / Yazan: Ursula Le Guin / Çeviren: Çiğdem Erkal / Metis Yayınları / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak’ta aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü bu yayın döneminde başlıyor. Ne zaman biter, orası meçhul. 

13:00 – 14:00 Bandoneon (Yeni program) / Sıradışı tango sohbetleri / Hazırlayanlar: Kaya Soylu ve Didem Gençtürk

Bandoneon18.06.2018rec13.06.2018

Programda her hafta bir tango orkestrasından örnekler dinleyiciyle buluşuyor. Tango müziğine, dansına ve kültürüne dair her şey üzerine konuşuyoruz.

14:00 – 14:30 Hamişden Sesler / Şenay Özden ve Özhan Önder / Suriye ve Suriyeliler hakkında sürgünden sesler

HamisdenSesler20180618

Hamişden Sesler kayıt arşivi

14:30 – 15:30 Opus 94 9 / Berna Uzunoğlu

Daha önceki dönemlerde her bölümünü dâhi bir besteciye ayrılan programda, 39. yayın döneminden itibaren her bölümünü bir müzik enstrümanına ayrılıyor.

15:30 – 16:30 Yolgeçen / Rahmi Öğdül ve Evrim Altuğ / Hayatî ve kitabî patikaların kesiştiği yol ağızlarında ayaküstü konuşmalar

yolgecen_18.06.2018

***

Yolgecen programiRahmi OgdulkonukProf. Emre Zeytinoglu

16:30 Hariçten Sanat (Yeni Program) / Gezegenden Kültür-Sanat Haberleri / Hazırlayan: Çelenk Bafra

HarictenSanat20180618

acikradyo.com.tr/program/144512/kayit-arsivi/hariçten-sanat

Programda özellikle Türkiye’yi ilgilendiren ve/ya Türkiye’den katılımcılara yer veren uluslararası sanat gündeminden bir kesit sunulacak. Müzeler, bienaller ve sergilere özellikle odaklanarak geniş bir perspektifle sanat, mimarlık, tasarım ve müzecilik alanlarındaki yeni gelişmeleri, haberleri ve güncel tartışmaları incelenecek.

Hariçten Sanat kayıt arşivi

 

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Berna Kaytaz, Başak Yavuz, Jak Kohen, Levent Öget ve Harun İzer

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

IskenderSavasir20180618

***

To balance this life, this death: İskender Savaşır’ın Ardından

zz5

İskender’i, İskender Savaşır’ı yitirdik. İnsanlığın ruhuna ve ruh hallerine duyduğu sonsuz merakıyla pek çok kişiye ilham olmuş, sonsuz çeşitlilikte çalışmalarıyla Türkiye’nin entelektüel hayatında müstakil bir konuma sahip, programcımız, dostumuz ve hocamız.

Geride bizlere pek çok radyo yayını bırakan İskender Bey’in (bunların tekrarları peyderpey yayında olacak), geniş ilgi alanını ifade etmek için, kurucusu olduğu Defter Dergisi’nin geçtiğimiz yıllarda dijital ortama aktarılan arşivine bir göz attık. Salt bu mecrada yayınlananlar bile, derli toplu ol(a)masa da ne kadar oylumlu bir külliyatın bize miras kaldığını gösterir nitelikte. Radyo faslına aşağıda devam edeceğiz ama şimdi Defter’de kalmış İskender Bey’in izlerine gelin bir beraber bakalım

Yazılar:

-Modernizmin Eşiği – 5. Sayı (Stendhal, Tolsyoy, Hugo üzerinden bir modernizm soruşturması)

-Geçmiş ve Geçmişçilik Hakkında – 5. Sayı (Ahmet Oktay ve Orhan Koçak ile edebiyat ve şiir soruşturması. )

-Cézanne’ın Özgürlüğü – 5.sayı (Hegel – Merleau-Ponty – Monet ekseninde bir görüş/bakış açısı soruşturması)

-Nurdan Gürbilek ile birlikte “Hapishane Tanıklıkları” dosyası – 9. Sayı (Ertuğrul Kürkçü, Sezai Sarıoğlu, Veli Devecioğlu, Zihni Anadol ile nehir-söyleşmeler)

-Aynı 9. sayıda yer alan yine N. Gürbilek ile birlikte kaleme aldıkları Foucault’un Hapishanelerine Giriş yazısı

-Bir Kavram Olarak Alet Mantık ve Parti – 12. Sayı (Aydın Çubukçu ve Orhan Koçak ile siyaset soruşturması)

-Kasvet ve Arınma – 17. Sayı (İnci Eviner’in o dönem açtığı bir sergi ve resimlerin duygusu üzerinden sanat ve hakikat ilişkisinin eleştirisi)

-Güller – 19. Sayı (Kendi hayatından yola çıkan bir deneme – Ölümün boynu büküklüğünden, sevdadan, farelerden bahsediyor.)

-Modernleşme ve Modernizm – 23. Sayı ( BİLSAR’da verdiği bir seminerin yazıya dökülmüş hali (kendisi tarafından)

-Kişilik Yapıları Üzerine Bir Sınıflandırma Denemesi – 24. sayı

-Heiddeger Üzerine Üç Soru – 25. Sayı ( Oruç Aruoba ve Orhan Koçak ile söyleşi)

-Zaman ve Kimlik Üzerine bir Soru – 26. Sayı (Saffet Murat Tura ile Söyleşi)

-Yormak – 27. Sayı (Kelimenin etimolojisi üzerine deneme)

Çeviriler:

-Fawaz Trabulsi – Beyrut Şehri İçin bir Kılavuz – 5. Sayı (Granta Dergisi’nin 24 Mayıs 1988 sayısından çeviri)

-Thomas Kuhn  – Bilimlerin Gelişmesinde Matematik ve Deneysel Gelenekler – 12.sayı

-Benedict Anderson – Ulusal Bilincin Kültürel Kökenleri – 13. Sayı (Milliyetçiliğin ortaya çıkışı vs. üzerinden muazzam kafa açıcı bir metin)

-Theodor W. Adorno & Lucien Goldman – Betimleme, Anlama ve Açıklama – 14. Sayı (Royaumont’da toplanan ikinci uluslararası edebiyat sosyolojisi kolokyumundan bir söyleşi)

-Julia Kristeva – Kadınların Zamanı – 21. sayı

-Martin Bailey – Vincent Van Gogh’un bir Küçük Hikayesi Bulundu – 23. Sayı (Hollanda’da bir çatı katında VVG tarafından yazılan bir hikayenin bulunması üzerine.)

-Franco Moretti – Hakikat Anı – 23. Sayı (Moretti’nin Signs Taken for Wonders adlı kitabından çevrilmiş (1988 – Verso)

-Walter Benjamin – Gershom Scholem – Üç Mektup – 26. Sayı

-Stephen Frosh – Toplumsal Bir Yaşantı Olarak Kimlik Bunalımı – 26. Sayı

-Julia Kristeva – Yabancı Için Tokkata ve Füg – 28. Sayı (Kristeva’nın Strangers to Ourselves kitabının ilk bölümü).

Görülebildiği gibi İskender Bey sürekli bakan, bakıp gördüğüne hemen ikna olmayan, her daim yeni sorular sorabilen bir merak üstadı. Belki bundan da daha önemlisi soruları ve bu sorulara mukabil geçici konaklar olan cevapları, insanlarla sürekli paylaşan; tam da bu yüzden entelektüel hayatımızda çok iz bırakmış bir dost. Onun bu entelektüel izini (hem kitaplarda hem de ruhumuzda bıraktığı bir iz bu) hakkıyla bir araya getirecek bir yayın (ya da yayınlar) umarız bir gün kotarılır.

Savaşır’ın radyodaki ilk ‘resmi’ yayını Ayşe Tütüncü ile 2001 yılında Açık Radyo’nun 13. Yayın Dönemi’nde başlattığı “Tünelin Ucundaki Ses” . “Müziğin ruhu, ruhun müziği” altbaşlığıyla bir yıl boyunca sürdürülen yayın, ardından Aslı Erdoğan’la “Karşıdan Sesler” ismini  alır ve çeşitli formatlarda, insan ruhu üzerine çok yönlü bir sohbet olarak yıllarca sürer.

2008 İskender Bey’in Açık Dergi’de “Kelimelerin Anayurdu ve Tarihi” programını başlattığı tarih. Metis Yayınları’nda aynı isimli kitabının bir radyo yansısı olan bu yayın, kolektif olarak sürdürülür (Timuçin Binder, Ömer Aygün ve Zeynep Sayın’ın ismini anmak gerek). Çok yakın zamanda, programın tekrarı Açık Dergi’de olacak.

Ve tabi ki Mekanlar ve Çağlar İçinde Ses: İştar Gözaydın’la süren ve Bach külliyatının baştan sonra muhtelif yorumlarıyla dinletildiği bu yayında, Pazar sabahları İskender Bey’i İştar’ın olmadığı günlerde yedek programcı olarak duymuş olanlarınız eminiz çoktur. Hele ki  İştar Hanım’ın 15 Temmuz sonrası haksız yer hapse konulduğu o kritik süreçte, İskender Bey’in cesaret ve metanetle ve yine kolektifçe sürdürdüğü yayınlar radyo tarihi için unutulmaz.

Devri daim olacak.

 

*bu metnin başlığı Savaşır’ın Defter’de yayınlanan Güller yazısından alıntıdır.
**Defter derlemesi için Sıla Tanilli’ye teşekkür ederiz.

Açık Dergi Pazartesi Murat ‘Mrt’ Şeçkin ile Kadıköy Postası

Kadıköy’deki kültür-sanat takviminin tutulduğu programda Tayfun Polat’ın Kadıköy’den göçüyle oyuncu değişikliğine gidildi. Yine bir Kadıköylü Murat ‘Mrt’ Seçkin aramıza katıldı.

Açık Dergi Pazartesi Volkan Ağır ve Utku Gökerküçük ile Efektif Pas (15 günde 1)

efektifpas.com/

Açık Dergi Pazartesi Yeter ki İste / Maraton koşucuları Elena Polyakova ve Alper Dalkılıç

Maraton koşucuları Elena Polyakova ve Alper Dalkılıç bu dönem aramıza katılıyor – Yeter ki İste’de Efektif Pas’la dönüşümlü olarak sportif yaşama kültürü odaklı söyleşilerle bizlerle oluyorlar. Pazartesi akşamları 19:30’da. (İlk yayın 1 Mayıs’ta)

Açık Dergi Pazartesi Robot Şair Deniz Yılmaz 

Türkçe yazan ilk “robot-şair” Deniz Yılmaz ilk (ve şu ana kadarki tek) şiir kitabı “Diğerleri Gibi”den seçmeler ve daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış yeni şiirleriyle, Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri (saat 18:50’de) Açık Dergi’de. (Blok Art Space ekibinin katkılarıyla.)

Açık Dergi Pazartesi Serbest Atış (Açık Dergi’de yeni köşe) / Dünya Basketbol Gündemi / Hazırlayanlar: Mehmet Çopuroğlu ve Kayhan Ergin

SerbestAtis20180618

Volkan Ağır ve Utku Gökerküçük’ün hazırlayıp sunduğu Efektif Pas bu yayın döneminde bir ara veriyor. Yerine, bir basketbol programı olan Serbest Atış geliyor.

 Açık Dergi Pazartesi  Haftanın Albümü

20:00 – 21:00 Süt Liman (Yeni program) /  Çağdaş Alternatif şarkıcılar ve şarkı sözü yazarları /  Hazırlayan: Gülşah Görücü

 Çağdaş, alternatif üretimlere yer veren bir müzik programı.

21:00 – 22:00 Vertigo / Hilmi Tezgör ve Osman Öztürk / Savrulan şarkılar

vertigo500.blogspot.com/

22:00 – 23:00 Ahtapotun Bahçesi / Cem Sorguç / Alter-latif müzik

ahtapotunbahcesi.blogspot.com/

23:00 – 24:00 Ay Palas / Tolga Yağlı / Bağımsız müzik

aypalas.blogspot.com/

24:00 – 01:00 In The Void / Güncel ve bağımsız sahneden yerel sesler

inthevoid052_acikradyo_18.06.2018

In The Void, farklı platformlar ve etkinlikler ile güncel ve bağımsız sahneden yerel sesleri, müzik oluşumlarını tanıtmayı ve desteklemeyi amaçlayan bir oluşum. Bu yayın döneminde In the void, bağımsız sesleri Açık Radyo mikrofonlarından kâinata yayıyor.

Reklamlar