Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 47. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 47. Yayın Dönemi: 30 Nisan 2018 – 4 Kasım 2018 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2018/7/2

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Yeni Ufuklar (Yeniden program) / UNDP Türkiye

Her kış dönemi olduğu gibi BM UNDP Türkiye ofisinin hazırladığı Yeni Ufuklar bu  yayın döneminde geri dönüyor.

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

acikgaste_03-07-2018

Açık Gazete kayıt arşivi

Acikgaste_OYA-BAYDAR-okumas–19-06-2018

08:02 Eduardo Galeano: Hikâye Avcısı (Açık Gazete’de yeni köşe) / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Salı Ahmet İnsel’le Ufuk Turu

UfukTuru20180703

Ufuk Turu kayıt arşivi

09:30 – 09:50 Açık Bilinç /  Güven Güzeldere ile Bilim ve Felsefe Sohbetleri

AcikBilinc20180703

Açık Bilinç kayıt arşivi

***

Hayal Kırıklığı ve Karamsarlık Üzerine

zz13

Bu hafta Açık Bilinç’te, hayal kırıklığı, ümitsizlik, ve yılgınlık üzerine konuştuk. Bu halet-i ruhiyeyi, felsefe tarihinde iç-dış dünya algısı, ve çağdaş psikoloji ve nörobilimde iyimserlik-kötümserlik ekseni üzerinden ele alıp, iç dünyamızdan yansımalar üzerine bir çözümleme yapmaya çalıştık.

Geçen hafta, Koç Üniversitesi’nden Prof. Murat Somer ile seçimlerin ardından genel bir durum değerlendirmesi yapmaya çalışmıştık.

Bu hafta, felsefe tarihinden günümüz nörobiyoloji çalışmalarına uzanan bir yelpazede, iç/dış dünya algısı sorununu, iç dünyamızda (hayal kırıklığı gibi) duygularla (karamsarlık gibi) tutumların farklarını, seçim sonrası atmosferine temas edecek şekilde ele aldık.

 

Önce iç/dış dünya algısı meselesi: 

Modernitenin felsefe temellerinde, dış dünyaya ait bilgi edinmemizi sağlayan, duyulara bağımlı algı ile, iç dünyamıza dair bilgi sağlayan içgörü (veya iç-bakış: “introspection”, Tasavvuf literatüründe “murakabe”) ayrımı önemli bir yer tutar.

Rasyonalist felsefenin çerçevesini çizmiş olan Descartes, her ne kadar algının fizyolojisi üzerinde çok çalışmış olsa da, epistemik açıdan, yani bir bilgi kaynağı olarak, algıyı hep güvenilmez bulmuştur.

Algı yanıltabilir, bize dış dünyayı olduğundan farklı şekilde yansıtabilir.

Farklı koşullar altında dış dünyadaki nesneleri olduklarından farklı şekil ya da renklere sahipmiş gibi algılayabiliriz. Beyaz bir fincanı kırmızı ışık altında kırmızı renkli gibi görebiliriz. Descartes, yalnızca algıya dayanarak bir bilgi sistemi kuramayacağımızı iddia eder.

Descartes’a göre, içinde yanılma payı olmayan bilgi, dış dünyaya ait nesnelerin özelliklerinden değil, iç dünyamıza ait bir kaynaktan gelir. Beyaz bir fincanı kırmızı renkli sanarak yanılabiliriz, ama o fincanın bize (iç dünyamızda) kırmızı gibi gözüktüğü konusunda yanıl(a)mayız.

İç/dış dünya algısı konusunu 6 Meditasyon boyunca ele alan Descartes’ın ünlü “Cogito, ergo sum” çıkarımını da bu bağlamda düşünmek gerekir: Algıya güvenilmese de, iç dünyam temelinde düşünebilen bir varlık olduğum, en güvenilir ve içinde yanılma payı olmayan bilgiyi oluşturur.

Bu haftaki programın meselesi, Descartes ya da Modernite düşüncesi değil. Konuyu bugüne dair bir yere getirmek istiyorum. Bu felsefi arkaplanı anlatmamın asıl nedeni şu:

İlerleyen yüzyıllarda ortaya çıkacağı gibi, iç dünyamıza ait bilgi hiç de şeffaf ve kolay erişilir değil.  Dahası, konu özellikle iç dünyamızda çalkantılara sebep olan duyguların teşhisi ve birbirinden ayırt edilmesine geldiğinde, genellikle başarılı olamıyoruz.

Hatta çoğunlukla davranışlarımızı aslında hangi duyguların motive ettiğini (ya da engellediğini) iyi göremiyoruz.

Şimdilik yalnızca bir dipnot olarak bir parantez açayım: Rasyonalist modernite düşüncesinin algıya olan güvensizliği de, iç dünyamızın sağlayabileceği bilgi üzerine bütün bir epistemik sistem kurulabileceği sanısı son derece ilginç, hatta tuhaf tarihsel noktalar içeriyor.

Algıyla gelen bilgi, evet, zaman zaman yanıltıcı olabilir. Fakat içinde mutlak surette hiç bir yanılsama payı olmayan, ve bu anlamda bir tür felsefi fantezi olarak görülebilecek, bir bilgi sistemi kurmak niçin bu kadar önemli?

Ben burada en önemli faktörün, Aydınlanma dönemi sonrası zirveye çıkan insan rasyonalitesine ve anlama kapasite duyulan özgüvenle aynı zamanda tezahür eden bir tedirginlik, en küçük başarısızlık ihtimaline bile ön almaya çalışan bir tür modernite anksiyetesi olduğunu düşünüyorum.

Bu tedirginlik, Rasyonalist felsefecileri algıya dayalı bilgiyi olması gerekenden çok öte bir seviyede reddetmeye götürürken, iç dünyamızın karmaşıklığı ve bilinçdışı kavramının henüz iyi anlaşılamamış olmasıyla birleşince, Felsefe tarihinde ortaya böyle tuhaf bir durum çıkıyor.

İç/dış dünya algısı ayrımının düşünce tarihindeki yeri ve sonuçları, uzun ve derin bir konu. Bir dipnot olarak açtığım parantezi, asıl konumuza dönmek üzere, burada kapatayım.

Şimdi, iki soru:

1. İç dünyamızda çalkantılara sebep olan duyguları teşhis etmekte niçin genellikle başarılı olamıyoruz?

2. Bu başarısızlığın (ve bütün bu tartışmanın) bugünkü durumumuzla ne ilgisi var?

1.sorunun pek çok cevabı var. Öncelikle,dış dünyada algıladığımız nispeten stabil neslerin aksine, iç dünyamız sınırları daha belirsiz bir değişkenlik ve akışkanlık alanına sahip. Dışsal algıya kontrastla, iç dünya algısı için özelleşmiş modüler algı organlarına da sahip değiliz.

Ayrıca zihnin, 17-18. yüzyıl düşünürlerinin bilmediği, bilinç içi ve bilinç dışından oluşan ve şeffaf olmayan çok katmanlı bir yapısı var. Biliyoruz ki bu yapının kavramsallaştırılması 19. yüzyılı, kuramsallaştırılmasıysa, Freud’un öncülüğünde ancak 20. yüzyılı bulacaktır.

[Not. Freud demişken, Açık Radyo’da Serol Teber ve programcı arkadaşımız Şenol Ayla tarafından hazırlanıp yayınlanmış olan ve podcast kayıtlarına ulaşabileceğiniz son derece değerli bir bilgi kaynağına bir kez daha işaret etmek isterim: Didik Didik Freud]

Kısacası, iç dünyamızda neler olup bittiğini doğru teşhis etmek ve anlamak, dışsal algıya nazaran, çok daha karmaşık ve zor bir iş.

(Freud’cu psikanalistlere göre, iç dünyanıza ilişkin bütünsel bir anlayış için, iyi bir uzmanın yönlendirmesiyle yüzlerce saat uğraşmanız gerek.)

2. soruya gelelim: İç dünyamızı anlamakta genellikle başarılı olmamamızın, bugünle ne ilgisi var? Bu tartışma, seçimler sonrası Türkiye’sine nasıl bağlanacak?

Seçimler ardından geçen bir haftadır, muhalif kesimin halet-i ruhiyesinin, hayal kırıklığı, yılgınlık, ümitsizlik, hatta belki yarı yolda bırakılmışlıktan müteakip bir karmaşa içinde olduğunu söylemek herhalde doğru olur.

Peki ama hangi nedenle kime kırgınız? Bir sonuca mı, kişiye mi, çalışmayan dijital bir platforma mı, bir kuruma mı, (kadere mi), yoksa hepsine mi?

Hangi konuda ve niçin ümitsizlik hissediyoruz? Dahası, hayal kırıklığıyla yılgınlığı birbirine karıştırıyor olabilir miyiz?

Ve, en önemlisi, bütün bu duygular, hayata karamsar bir yaklaşımı haklı kılıyor mu?

Bazen iç dünyamızda deneyimlediğimiz şeyin kırgınlık mı kızgınlık mı, hayal kırıklığı mı yoksa yılgınlık mı olduğunu iyi tespit edemeyebiliriz.

İçsel bir karışıklık yaşarken,neden vazgeçeceğimiz, ya da çabalamaya devam etmemiz gerektiği konusunda doğru karar vermemiz de zor.

Ama en azından şunu akılda tutabiliriz: Hayal kırıklığı, gelip geçici bir duygu. Karamsarlık ise, bir duygudan ziyade kalıcı bir tutum, hayata yaklaşım biçimi.

Gelip geçici bir duygunun, kalıcı bir tutuma dönüşmesi, biz farkında olmadan bile gerçekleşebilir. Buna izin vermeli miyiz?

Burada bir parantez daha açayım. Bilişsel nörobilimci Hecht’in iyimserlik-kötümserlik ekseninin biyolojik altyapısı üzerine 2013’de yayımladığı ilginç bir makalesi var. Konuyla ilgilenenler için, referansını ekliyorum: The Neural Basis of Optimism and Pessimism

Hecht, insan evrimi açısından, iyimserliğin de kötümserliğin de, hem bir maliyeti hem de kendisine özgü faydaları olduğunu söylüyor.

(Ayrıca, iyimselik-kötümserlik tutumunu, beynimizin sağ-sol yarıkürelerinin işlevlerine bağlıyor; bu iddiayı iyi temellendirilmiş bulmadığımdan üzerinde durmayacağım.)

İyimserliğin maliyeti, yüksek beklentilerimizin boşa çıkması sonucu yaşanılan hayal kırıklığı.

Kötümserliğin maliyetiyse, hayatı yaşanılmaz derecede ızdıraplı bulmak ve boşvermişlik.

Siz hangi maliyeti daha kabul edilemez bulursunuz?

Bu konuda, yakın zamanda yayımlanmış iki yazıya atıfta bulunarak bu tefrikayı bitireyim.

Birincisi, iyimserlik-kötümserliğin maliyetlerine de değinen, psikiyatrist Dr. İlker Küçükparlak’ın Umut Kendi Sebebini Doğurur başlıklı yazısı.

Dr. Küçükparlak (mealen) şöyle diyor ve bence çok doğru bir tespitte bulunuyor:

İyimser olmanın, hayal kırıklığına uğramak gibi bir maliyeti var. Fakat, karamsarlığın maliyetiyle karşılaştırdığımızda, insanın tekrar umutlanamamasından daha büyük bir bedel olamayacağını görürüz.

Bu tartışma çerçevesinde, pek çok doğru ve umutlu öneriye, t24 haber sitesi yazarı ve aktivist Gülseren Onanç’ın Kendi hikâyemizi kendimiz yazmalıyız başlıklı yazısında da rastlamak mümkün.

Toparlayayım: Toplumun yarısına yakın bir kesiminin yaşadığı hayal kırıklığında haklı olduğunu düşünüyorum. Bu hayal kırıklığıyla birlikte gelen “işler olacağına varsın, ben artık yokum”demenin cazibesini de, teslim etmek gerek, görüyorum.

Ama, bütün bunların bir de ‘ama’sı var.

O ‘ama’, şu: Siz memleket meselelerini bıraksanız da, memleket meseleleri, isteseniz de istemeseniz de, sizi bırakmıyor.

Yani, karamsarlığın ve karamsarlıktan doğan kabuğuna çekilme tepkisinin bir bedeli var, ve korkarım bu, hayal kırıklığına uğramaktan çok daha yüksek bir bedel.

Şöylece bitireyim: İçinden geçmekte olduğumuz karmaşık döneme rağmen, ya da tam da bu yüzden, iç dünyamızdaki duygularla bu duyguların sonucunda takındığımız tutumları birbirine karıştırmamakta, iyimserlik/karamsarlık ayarlarımıza yeniden bir göz atmakta fayda olabilir.

Yaz döneminde yeni programlarda Boğaziçi Fizik Dörtlüsü, NöroBlog sitesi kurucuları Onur Arpatve Taner Yılmaz, dil-düşünce ilişkisini araştıran psikolog Ercenur Ünal konuğumuz olacaklar. Ardından da kapsamlı bir “koku ve tat algısı” serisine başlayacağız.

10:00 – 10:30 İklim İçin / Yücel Sönmez, Ömer Madra ve Murat Can Tonbil

IklimIcin20180703

İklim İçin kayıt arşivi

10:30 – 11:00 Ahşaptan Betona, Mecidiyeden Jetona / Pınar Erkan / Alameti kerametinden menkul kent hikayeleri

AhsaptanBetonaMecidiyedenJetona20180703

“Alameti kerametinden menkul kent hikâyeleri” şiarıyla yola çıkan programda tarihten günümüze tarihsel katmanlar da deşilerek Bizans köşklerinden, sarayların altyapısının nasıl oluşturulduğuna, konutlardan ofislere, kaldırımlardan sokaklara, dehlizlerden şarap üretilen üzüm bağlarına kadar şehrin farklı unsurlarına dair az ya da çok bilinen detaylar konuşuluyor.

Ahşaptan betona Mecidiyeden jetona kayıt arşivi

11:00 – 12:00 Deniz Aşırı / Deniz Pak / Bozcaadalılar, adaya yolu düşenler ve adanın kıyısına vuranlar…

bozcaadasozlugu.blogspot.com/denizairi

12:00 – 13:00 Periplus (Yeni program) / Hazırlayan: Murat Can Tonbil

“Haritalar üzerinden caza çalan bir müzikal seyir rehberi” şiarıyla yola çıkan program, haftaiçi öğle kuşağını kıtalararası bir seyahate çıkarıyor.

http://canspod.com/

12:55 – 13:05 Yerdeniz Büyücüsü / Yazan: Ursula Le Guin / Çeviren: Çiğdem Erkal / Metis Yayınları / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak’ta aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü bu yayın döneminde başlıyor. Ne zaman biter, orası meçhul. 

13:00 – 14:00 Musica Brasileira / Jozi Levi / Brezilya’dan müzik

9

soundcloud.com/joezeex/

14:00 – 14:30 Dünya Mirası Adalar / Asu Aksoy, Derya Tolgay ve Alp Orçun

DUNYAMIRASIADALAR03072018

Adalar, yüzyıllarca imparatorluklara başkentlik yapmış, siyasi ve kültürel dönüşümlerin aktörlerini beslemiş dünya şehri İstanbul’un hikâyelerinin hep bir parçası olagelmiş. Krallar, kraliçeler, dini liderler sürgüne buralarda zindanlara atılmış, ardından Osmanlı’dan günümüze  farklı kültürel cemaatlerin zengin bürokratları, iş insanları, Adaları İstanbul’un sayfiye merkezi haline getirmiş, sanatçılar, yazarlar, Adalar’ın renginden, havasından, kokusundan beslenmek için buraları mekân tutmuş. Adalar, muhteşem mimari ve yaşam dokusuyla dünyada eşine az rastlanır bir kültürler havzası olma halini bugüne kadar taşımışlar.
Şanslıyız ki Adalarda İstanbul tarihinin tüm veçhelerinin mekânsal izdüşümlerini hâlâ görebiliyoruz ve barındırdıkları hikâyelerin bazen yaşayan bilgi kaynaklarına erişebiliyoruz. Kendimizi gerçekten müstesna hissetmeliyiz: Adalar’a adımımızı attığımızda İstanbul tarihinin çok da bozulmamış tanığının varlığını hissedebiliyoruz, şaşırıyor ve nedenini çok da bilmeden mutlu oluyoruz. Bu yayın döneminde bizi mutlu eden Dünya Mirası Adalar’ı enine boyuna konuşuyoruz.

Dünya Mirası Adalar facebook sayfası

***

“Adalar özel bir yer.Adalarda çok hayvansever var.Atsız bir ada düşünemiyorum,sorunlar ortak akılla çözülebilir.Asıl sorun,Turizm.Daha önce sorun yoktu, şimdi niye var?”
Hayvan hakları savunucusu, gönüllü çalışmaları ile herkesin sevgisini, saygısını kazanmış Pınar Satıoğlu Açık Radyo, DünyaMirasıAdalar program konuğumuzdu.
https://wetransfer.com/…/ff361053ac7a24d05ff90b48564…/59555b

14:30 – 15:30 Yeni / Hande Akkan / Yeni Philip Glass’ın 80. yaşını kutluyor

1937’de doğan Amerikalı usta besteci Philip Glass’ın 80’inci yaşını özel bir dizi programla kutluyoruz.

***

zz2

Bugün 14.30’da “YENİ”de, şahane bir gençlik orkestrası LGT YOUNG SOLOISTS çalıyorum… Veee booollllca İskandinav rüzgarı estiriyorum 🙂
Beklerim!

15:30 – 16:00 Yeşilçam Arkeolojisi / Hazırlayan: Utku Uluer / (15 günde bir)

YesilcamArkeolojisi20180703

sinematikyesilcam.com/2017/01/yesilcam-arkeolojisi-radyo-programi/

26 Nisan 2016 – 10 Ocak 2017 Progrmları içeriği yukarıdaki linkte

Türk sineması ve Yeşilçam’ın besin kaynaklarına, emekçilerine ve kıyıda köşede kalmış hikâyelerine yer verilecek bir program.

sinematikyesilcam.com/

Yeşilçam Arkeolojisi kayıt arşivi

***

zz6

Yeşilçam Arkeolojisi 15:30’da Açık Radyo 94.9‘te yayında.. Biz bize bir program var bu hafta. Programda Yeşilçam üzerine size önereceğim ve önermeyeceğim kitaplar, 45’lik dergisi, Henry Mancini, Armando Trovaioli ve KLAN 🙂 var

16:00 – 16:30 Su Müştereği (Yeni program) / Su diye yazılır, demokrasi diye okunur! / Hazırlayanlar: Nuran Yüce ve Özdeş Özbay

su_musteregi_03.07.2018

En önemli müştereğimiz olan suya dair bir program.

16:30 – 17:00 Diğerkâm (Yeni program) / Hazırlayanlar: Damla Özlüer ve Rauf Kösemen

Geçtiğimiz dönemlerde Hemzemin programını hazırlayan Rauf Kösemen ve Damla Özlüer yine sosyal fayda iletişimi üzerine daha geniş düşünmeye çağırdıkları yeni programları Diğerkâm ile bu yayın döneminde de aramızdalar.

Facebook.com/Diğerkam

***

zz1

Bugün Diğerkâm’da, Yücel Sönmez ile Adalar’daki Faytonlar ve Atların Geleceği Üzerine konuşacağız.

Damla Ozluer ile Rauf Kösemen‘in hazırlayıp sunduğu, sosyal fayda iletişimi üzerine konuşulan Diğerkâm, her salı 16:30’da, Açık Radyo94.9’da…

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Sanat Deliorman, Jak Kohen, Levent Öget ve Harun İzer

Dünyanın Cazı kadrosuna Caz vokalisti Sanat Deliorman dahil oluyor. Salı günleri Dünyanın Cazı ondan sorulacak.

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Hafta boyunca Ben Bugün Bişey Öğrendim Yayına Hazırlayanlar: Doruk Yurdesin, Ozan Sezgin ve Rauf Kösemen

facebook.com/benbugunbiseyogrendim

Açık Dergi Salı Dünyayı Okumak / Aytaç Timur ve Akif Pamuk

Yazmaya övgü. Eleştiriye ve eleştirmene kapı. Düşünmeye, düşünceye, üretmeye ve tartışmaya alan açmayı amaçlayan bir kültür programı.

Açık Dergi Salı Müziğin Başka Türlüsü (Açık Dergi köşesinde, gün ve yayın sıklığında değişiklik. Ayda 1) / Hazırlayanlar: Sumru Ağıryürüyen ve İlksen Mavituna

5 yıldır Perşembe günleri yayınlanan ve güncel sahneden müzisyenleri ağırladığımız program artık ayda 1 Salı günleri 19:00’da.

Müziğin Başka Türlüsü kayıt arşivi

Açık Dergi Salı  Kulis Sesleri – Bircan Yorulmaz (Ayda 1)

Açık Dergi Salı 40 Yılda 1 / Sedat Nemli

Bu yaz da 1977’den müzikler dinliyoruz. Haziran ayı itibariyle.

Açık Dergi Salı  50. Yılında Velvet Underground & Nico 

Açık Dergi’de Salı akşamları, yayınlanışının 50. yılında Velvet Underground & Nico albümünün parçaları da yer alacak

Açık Dergi Salı Göçmenin Müziği, Müziğin Göçü (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Evrim Hikmet Öğüt / (15 günde bir)

GocmeninMuzigi03.07.2018

Bir süredir Suriyeli müzisyenler ve onların Türkiye’de yer alabileceği müzikal konum üzerine çalışmaları bulunan etnomüzikolog Evrim Hikmet Öğüt’ten “Göçmenin Müziği, Müziğin Göçü”, yeni programlarımızdan bir diğeri.

muziktekalmaz.org/

Program, farklı müzik kültür ve türleri üzerinden göçün müzik üretimine etkisini müzikolog-etnomüzikolog, iletişimci, müzik yazarı, müzisyen ve sanatçılarla tartışıp, göçmen müzisyenlerin deneyimlerini ilk ağızdan aktarmayı da hedefliyor.

Göçmenin Müziği arşivi için tklynz

***

zz2

Bugün 19.00’da Göçmenin Müziği Müziğin Göçü’nde Dijan Özkurt’la Çerkes müziğini konuşuyoruz, kaçırmayın! @acikradyo #açıkradyo94 #açıkradyo #açıkdergi#göçmeninmüziği #çerkesmüziği

***

Dijan Özkurt’la Kafkasya’da ve diyasporada Çerkes müziğini konuşuyoruz.

Açık Dergi Salı Yararlı Sanat Arşivi (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Onur Yıldız ve Can Gümüş / (15 günde bir)

Yararlı Sanat Arşivi, sanatta yarar ve kullanım konularının tartışmaya açılması için kurulan Arte Util (Yararlı Sanat) Topluluğu tarafından bir araya getirilmiş yararlı sanat örneklerini tartışır. Sanatın aktivizm ve kültür kurumlarıyla ilişkisi bağlamında geleceğini ele alan bir program.

20:00 – 21:00 Açık Şemsiye / Hakan Gürvit, Levent Dönmez, Mehmet Yusuf ve Şebnem Sühel Grimm / Gelmiş geçmiş tüm müzik türleri

21:00 – 22:00 Gitaresk / Jak Kohen, Gonca Açıkalın ve Meral Akman / Neo-klasik rock ve fusion

Gitaresk_03-07-18_Gonca94

gitaresk.com/

***

zz7

Bu gece saat 21:00’de, Açık Radyo 94.9 Gitaresk’te, Dave Matthews Band, moe. Robben Ford, Cream, DeWolff, Buddy Guy, Van Halen ve Umphrey’s McGee’yi bir araya getirme cesareti gösterdiğim eklektik bir seçki dinleyebilirsiniz.
http://www.gitaresk.com/Playlists/47th/180703.htm

22:00 – 23:00 Esintiler / Seda Binbaşgil / Jazz

23:00 – 24:00 Psychoacoustics (Program gününde ve saatinde değişiklik) / Hazırlayanlar: Osman Kaytazoğlu, Berk Gökberk ve Barış Karakaş

Cumartesi geceleri 02.00’de yayınlanan Psychoacoustis bu yayın dönemi Salı geceleri saat 23.00’de

24:00 – 01:00 Flanörün seyir Defteri (Yeni program) / Sezgisel güzergâhta tesadüfi notalar / Hazırlayan: Hakan Gencol

FSD1003.07.18

Alternatif bağımsız bir müzik programı. İlk progamında Charlie Winston’u ağırlıyor.

***

03.07.2018 FSD10: Rock ve pop müziğin babaları

Flanörün Seyir Defteri

zz8

‘Sezgisel güzergâhta, tesadüfi notalar’
Açık Radyo 47. Yayın Dönemi’nde, her hafta salı gecelerini çarşambaya bağlayan gece saat 24:00-01:00 arasında yayımlanan programda, alternatif ve bağımsız müzik örnekleri yer alıyor.
Hazırlayan ve sunan: Hakan Gencol
flanorunseyirdefteri@gmail.com
***

Bu hafta gerilere uzanıyoruz, rock ve pop müzik dünyasının en babaları arasından yaptığımız bir seçkiyi dinletiyoruz. Onlar olmasaydı, bugünkü müzik çok farklı olurdu, hiç kuşkusuz. 30 yıla yakın bir aralıkta, ağırlıklı olarak İngiltere kaynaklı grup ve şarkıcıların, en hit parçalarının yanı sıra, daha az dikkat çekmiş örneklerini de paylaşıyoruz.

Birisi hariç tümü İngiltere’den çıkmış müzisyenlerin, 1968-1995 arasında piyasaya sürdükleri ölümsüz parçaları çalıyoruz bu kez. Bu grupların ve şarkıcıların birçoğu bugün hâlâ aktif, müzikle iç içe yaşıyor. Bunlar arasından U2, Alison Moyet ve Bryan Ferry’yi örnek olarak gösterebiliriz. Rare Bird’ün progresif rock sound’unu, Kate Bush’un masalsı vokalini, Led Zeppelin’in 8. yüzyıldaki Viking istilasından bahseden şarkı sözlerini, U2’nun Lemon şarkısının hikâyesini, usta müzisyen ve yapımcı Brian Eno’nun büyülü dokunuşlarıyla listemizdeki iki parçayı nasıl değiştirdiğini görüyorsunuz bu hafta.

Mutlulukla ilgili olan anketimiz sürüyor. Gönderdiğiniz ses kayıtları arasından seçtiğimiz sesli mesajları yayımlamaya bu hafta da devam ediyoruz. Hem programda, hem de sosyal medya hesaplarımızda duyurduğumuz gibi, kaydedeceğiniz sesli mesajları, mail adresimize (flanorunseyirdefteri@gmail.com) göndermenizi rica ediyoruz.

Bu haftaki programın kaydını buradan dinleyebilirsiniz:

https://open.spotify.com/embed/user/flaneurx/playlist/0FTEuxCZwUL18tNb8lvJCG

Playlist:

Şarkıcı / Yorumcu Parça Adı Albüm Adı Süre
The Beatles
Happiness is a Warm Gun – Remastered
The Beatles (Remastered)
2:44
Led Zeppelin
Immigrant Song
Led Zeppelin III (Remastered)
2:26
The Doors
Waiting for the Sun
Morrison Hotel
3:58
Rare Bird
Sympathy
Sympathy
2:47
Kate Bush
Babooshka
Never for Ever
3:29
The Rolling Stones, Bob Clearmountain
Heaven – Remastered
Tattoo You (2009 Re-Mastered)
4:22
Alison Moyet
All Cried Out
Singles
3:41
Simple Minds
Don’t You (Forget About Me)
Once Upon A Time (Super Deluxe)
4:23
Bryan Ferry
Windswept
Boys and Girls
4:33
Martin L. Gore
In a Manner of Speaking
Counterfeit e.p
4:13
U2
Lemon
Zooropa
6:58
David Bowie
I’m Deranged
1. Outside (Expanded Edition)
4:31
Reklamlar