Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 47. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 47. Yayın Dönemi: 30 Nisan 2018 – 4 Kasım 2018 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2018/7/11

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

acik_gaste_12.07.2018

Açık Gazete kayıt arşivi

Soma20180712

***

Soma’da Tersine Adalet

zz15

301 işçinin hayatını kaybettiği Soma Maden Faciası’nın ardından 3 yıldır süren Soma Davası’nda karar açıklandı. 51 sanığın yargılandığı davada sadece tutuklu olarak yargılanan 5 sanık için taksirle ölüme sebebiyet verme nedeniyle 15 yıl ile  22 yıl arasında değişen hapis cezası verilirken Soma A.Ş’nin eski patronu Alp Gürkan beraat etti. Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan hakkında 3 yıl süreyle madencilik faaliyetlerinde bulunmama cezası verildi. Davayı izleyen Seçil Türkkan Açık Gazete’de konuğumuz oldu, davanın tarihçesini, iddianameyi, verilen kararı, ailelerin ve avukatların 3 yıl sonra gelemeyen adalet karşısındaki tepkilerini ve bundan sonrasını konuştuk.

Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan 15 yıl, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürü Ramazan Doğru 22 yıl 6 ay, maden mühendisi ve İşletme Müdür Yardımcısı İsmail Adalı 22 yıl 6 ay, İşletme Müdürü Akın Çelik 18 yıl 9 ay, maden mühendisi Ertan Ersoy 18 yıl 9 ay hapis cezası aldı. Can Gürkan hakkında 3 yıl süreyle madencilik faaliyetlerinde bulunmama cezası verildi. Soma A.Ş’nin eski patronu Alp Gürkan beraat etti.

Seçil Türkkan Soma Davası izlenimlerini şöyle aktarıyor:

SOMA’DA TERSİNE ADALET:

301 KİŞİNİN ÖLÜMÜNÜN CEZASI 103 SAYFADA TOPLANDI

Soma’nın büyük ölçekli bir kütüphane olabilecek dava dosyalarını ezbere bilen hakimi Aytaç Ballı’nın, 2017 yazında bir kararnameyle İzmir’e “terfi edilmesi” bugün elimizde tuttuğumuz sonucun sadece başlangıcıydı. Ya da başlangıç madenci Erdal Kocabıyık’ Yusuf Yerkel’in attığı tekmede mi gizli? Ailelerin dava açma sürecinden, ilçenin bir enerji üretim sahası haline dönüştürülmesine, duruşmanın adım adım seyrinden, yeni bir sendika örgütlenmesi olan Bağımsız Maden İşçileri’ne,  duruşmanın işveren destekleyicisi son hakimi Salih Pehlivanoğlu’nun muhtemel terfi mekanlarına dek Soma Davasında bugün geldiğimiz noktaya yazılı bir seyir haritası çıkardık.

Manisa Akhisar’da 9 Temmuz’da yapılan ve 11 Temmuz’a ertelenen karar duruşması nihayetinde ailelerde ve kamuoyunda bir tür infiale yol açtı demek abartılı olmayacak. Tutuklu 5 sanığa aile avukatlarının olası kastla istediği cezaya karşılık, taksirle toplamda 15-22 yıl arasında değişen cezalar verildi. 38 tutuksuz sanık beraat etti, 8 kişi ise 1 yıl 6 ay civarı cezalar aldı. Bir de eksik bilgi vermemek adına ekleyelim, tutuklanan sanıklar 3 yıl, tutuksuz yargılananlar ise 1 yıl mesleklerini yapamayacaklar. Beraat edenlerin içinde Soma Kömür Üretim A.Ş’nin patronu Alp Gürkan da var.

Esas işaretlere doğru yürürken

9 Temmuz’daki duruşmanın olası bir Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci turu tarihinin ertesi gününe ‘denk’ gelmesi ve mahkeme heyetinden Tuğşat Buğra Kayık’ın raporlu olması gerekçesiyle aileler ile avukatların geldiği, kamuoyunun mahkemeden çıkacak nihai kararı beklediği duruşmayı 11 Temmuz’a atması dikkat çekti. 10 Temmuz akşamı açıklanan kabine belki de Soma Davası’ndan adaletli bir karar çıkmayacağının son göstergeleriydi fakat işaretler bununla sınırlı değil ya da bunlar zaten işaret bile değil. Esas işaretlere doğru ilerleyelim.

Devlet ‘babanın’ eli ailelerin üzerinde

Biraz geriye sararsak, dikkatleri 2014 yılına, katliamın yaşandığı zamanda ailelerin tepkisinin nasıl örgütlendiğine çekmek isteriz. Katliamdan sonra Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel’in attığı tekme ve bugünün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tepkilerden kaçmak için bir markete sığınıp, bir çalışanı darp ettiği iddiaları bize bazı veriler sunabilir. Soma işçi katliamına toplum ilgisinin nasıl ve neden düştüğü de merak ettiğimiz alanlardan biriydi. Yıllardır katliamda yakınlarını kaybedenlerle birlikte çalışan Sosyal Haklar Derneği kurucularından Kamil Kartal, ilk günden beri ‘devlet babanın’ elini ailelerin üzerinden çekmediğini anlatıyor;

“İlk günlerde din ile birlikte evlere kapatılan ailelerin dışarıya çıkışı 6 ay sonra gelen işçi ayaklanmasıyla oldu. Zira maden işçileri işten atılmışlardı. 2014’te gerçekleşen katliamdan sonra 2015’in ilk aylarında aileler dava açmaya razı oldular. Bu süreçteki hareketlenme ise AFAD üzerinden toplanan yardım paralarının ailelere kısım kısım aktarımı, kurban bayramlarında aileleri 2’şer kurban parası ödenmesine, kritik davalardan önce yapılan ev dağıtım kuralarına kadar geniş bir skalada ilerledi, olası daha büyük tepkilerin önüne geçildi”

 

Bağımsız Mden İşçileri Sendikası geliyor 

Hızlıca özetlediği bu süreç aslında 4 yıla yayılıyor. Ailelerin davaya olan ilgisi yer yer düştükçe, kamuoyu da ilgisini başka bir odağa çeviriyor. Burada sendikalara iş düşüyor ve sınavda sınıfta kaldıklarını söylemek yanlış olmayacak. Duruşmalara destek vermeyen sendikalar hatta yer yer yeni örgütlenme modellerini de engellemiş. Maden İşçileri Meclisi bunlardan biri. Fakat Soma’da bugün yepyeni bir çabanın günyüzüne çıkacağının haberini vermek bu ortamda çok sevindirici; Tarihinde ilk kez Ankara ve İstabul dışına çıkacak, merkezi Soma’da olan bir Bağımsız Maden İşçileri Sendikası kurulacak, önümüzdeki aylardan itibaren ilk yasal faaliyetlerine başlayacaklar. Merakla izleyeceğiz.

 

Solun bitmeyen sevdası: Megafon derdi

Karar duruşmasından sonra da sürecin önündeki diğer önemli engel maalesef yine işçi örgütleri, bazı toplumsal hareketler ve sendikalar. Bahçeye forum yapmak için çağırılan duruşma izleyicileri ve başta ailelerin bir araya gelişinden sonra henüz olayın şoku atlatılamamışken mikrafon elden ele dolaşmaya başlayıp ‘sürecin takipçisi olacakları’ müjdelendi. 3 buçuk yıl devam etmiş bir duruşma sürecinin sonunda bu cümleleri duymak herkes için biraz zor. Neyse ki avukatların yerinde müdahalesi ile bu bir tür gövde gösterisi sona erdi, aileler ne yapacaklarına birlikte karar vermek için konuşmaya başladılar.

 

Özelleştirmenin bir adım ötesi: Postözelleştirme?

Soma için örgütlenmek ya da yeni bir tür mücadele biçimi oluşturmak önümüzdeki dönemlerde çok daha kritik olacak. Zira bir enerji üretim sahası ilan edilen 108 bin 213 nüfuslu Soma’da neredeyse tüm kömür havzaları özelleştirilmiş durumda. Kamil Kartal bu yaşananın artık özelleştirmeden öte bir durumu işaret ettiği görüşünde. Özelleştirmenin temelinde yatan, bölgeyi önce devletin bir süre işletmiş olması gerçeği burada tamamen çöpe atılıyor. TMMOB Maden Mühendisleri Odası’nın maden sahaları için önerdiği Bütüncül Havza Yönetimi tamamen kulak ardı ediliyor ve maden sahaları farklı işletmelere 22 yıllığına henüz kimse kullanmamışken kiralanıyor. Birbirinden farklı değerlendirilen ama gel gör ki temelde aynı yapıyı barındıran kömür havzalarında bütüncül bir üretim yapmamak yeni katliamlara davetiye çıkarıyor, işe risk yüklüyor. Akhisarlı bir avukat bölgeden bu özelleştirmelere karşı dava açacak bir avukat bulamadıklarını belirtiyor. Konu avukatlara da biraz devasa geliyor.

 

İşçi profili değişecek

Bu sahalarda kuşkuşuz ilkel bir teknolojinin kullanılacağından bahsetmiyoruz, hatta makineleşmiş teknoloji var olacak. Bu da artık kirli enerjiyi terketmeye başlayan ‘gelişmiş’ ülkelerden onların kullanmadıkları devasa maden cevheri çıkarma araçlarını ikinci el olarak satın almamız anlamına geliyor. Örneğin Koç Holding’e ait Demir Export bu makineleşmiş araçları kullanan ileri teknoloji madenlerden biri.

 

Bu durum öte yandan işçi profilini de değiştirecek. İşçilerle uzun yıllar çalışan Kartal’a göre, madenlerde bundan sonraki süreçte biraz daha el becerisine yatkın çalışanlar, Meslek Lisesi, Sanat Lisesi mezunları çalışmaya başlar hale gelecek. Böyle bir durumda yeni bir sendika ihtiyacı daha belirgin bir biçime ortaya çıkıyor.

 

Soma’nın Enerji Üretim Havzası demiştik ve bu özelleştirmeler Kolin, Limak, Demir Export, Polyak gibi dev holdinglerle yapılıyor. Fakat konu elbette sadece kömür üretim sahası ile sınırlı kalmıyor.

 

Dört bir yana yeni santrallar

Bölgede ciddi sağlık ve hava kirliliği sorunları yaratan, 1976 yılında yapılmış ve yaklaşık 10 yıl önce özelleştirilerek Torku’ya satılan Soma Termik Santralı (999 Mw), yanısıra Yırca’da zeytinliklerin katledildiği alana yapılmak istenen ama kamulaştırma sürecinde hem kamuoyu hem de geç bir Danıştay tepkisi ile karşılaşan Kolin’in Kayrakaltı Köyü’ne yaptığı Termik Santral var. Yırca’dan çok da uzağa gitmeyen, kuşuçuşu 45. Km öteye yapılan termik santral henüz bir ÇED Raporuna bile sahip değil. Kolin Yırca’da uyguladığı taktiği ise Kayrakaltı’nda yürütmedi. Arazileri kamulaştırma gibi ‘hukuki’ bir sürece bulaşmayıp bir fiyat biçti ve bütün köylüden topraklarını satın aldı. Kayrakaltı, Kozluöen köylerini etkileyen proje tahıl arazilerinin üzerine yapıldı ve şimdiden bölgedeki çiftçiliği bitirdi. Alanda ise bir sene içinde ikinci bir türbinin yapılacağı konuşuluyor çünkü teknik raporlarda gözükenden çok daha büyük bir alanı işgal ediyorlar. (560 Mw) Bunun yanısıra geçtiğimiz aylarda köyden ve çevre ilçelerden çalışmak için işe alınan 2 bin kişiyi işten çıkardılar. Bir diğer yeni habere göre, Kozluören’e bin 500 kadar Çin’li istihdam edilecek. Tütün-Sen Genel Başkanı Ali Bülent Erdem “Soma’ya bir tek Çinililer gelememişti çalışmak için” diyor.

 

Elmadere Köyüne Polyak’ın yaptığı santralın inşaası da başladı bile. (1200 Mw), Demir Export Eynez’de yeni bir santralın hazırlığında. Bunların yanısıra Soma’da tarım arazileri üzerine yapılan Organize Sanayi bölgesi ve İzmir Otobanı Projesi var.

 

Enerji havzası planında yaşamaya çalışmak 

Bir enerji üretim havzası içinde yaşamak, 301 kişinin hayatını kaybettiği bir kasabada yaşamak da demek. Ailelerle geçirdiğimiz iki günlük nöbet içinde hepsinin çok yaşlı ve yorgun gözüktükleri daha da derinlemesine incelenebiliyor. Dursunbey Köyü’nden Bayram Şahin (60) ve Kırkağaç’tan Bayram Uçkun (61) yaşlarındalar ve  olduklarından çok daha ilerde gözüküyor o yaşlar. Katliamdan sonra emekli olmuşlar. Aynı durum kadınlar için de geçerli, 60’tan büyük gözüken kadınlar 40 civarı çıkıyor yaşlarını sorunca. Bu yorgunluğun karşısına 2014’ten beri en çok tekrarlanan sözü koymak gerek; adalet arayışı. Ailelerden bazıları bu sürecin sonunda Ankara’ya yürüme kararı aldılar. Belki hali olanlar da diyebiliriz onlar için.

 

Akhisar’da su mücadelesi

Duruşma gününe tekrar bir bakarsak, mahkeme başkanı Salih Pehlivanoğlu kararı okumaya Soma Kömür Üretim A.Ş’nin genç yöneticisi Can Gürkan’dan başladı. Onun cezasının 15 yıla düşmesi, diğerleri hakkında da bir fikir verdi. Tutuklu sanıkların kararlarını dinleyen aile avukatlarından oluşan heyet, Pehlivanoğlu’na devamının beraat olup olmadığını sordu. “Evet” yanıtını alınca ise  avukatlara ayrılan alanı terkedip ailelerin yanına geçtiler. Duruşma bir süre kilitlendi, aileler durum karşısında güçlükle sakinleşti. İnanılmaz ama girişte isimleri tek tek yoklamayla alınan salona kimse su bile sokamamıştı. Su mücadelesi, bir süre sonra avukatların İl Emniyet Müdürü ile bağlantı kurması ile çözülebildi. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ise, son duruşmada yalnız kaldı. Yalnız kalmasının sebebini şu durum özetleyebilir; aileleri fotoğraf çekmek üzere dışarı çağırması.

 

Can Gürkan haklı: Keser ve sap ailelere döndü 

Duruşma tarihini sadece karar günüyle sınırlı tutmak yanlış olur, zira ailelerin avukatları 2016 yılındaki duruşmalarda, bir FETÖ Sabotajı iddiası ile uğraşmak zorunda kaldı. Belki spesifik olarak o zamanlara tarihlenen süreç, duruşmanın dosyaya son derece iyi bilen hakimi Aytaç Ballı’nın Akhisar’dan İzmir Ağır Ceza Mahkemesi’ne ‘atanmasıyla’ sonuçlandı. Can Gürkan’ın, televizyoncu Müge Anlı’nın programında dile getirilen bir iddiaya dayandırdığı bilgiye göre, aslında “Ülkemiz üzerinde oyunlar oynanırken, bu katliamı FETÖ de yapmış olabilirdi” argümanı, sanık avukatlarınca olabildiğince dillendirildi. Hatta Aytaç Ballı hakkında bu iddiayı gözardı ettiği gerekçesiyle bir soruşturma açılmasını bile istediler. Uzun bir süre gizli saklı yürüyen, mahkeme sürecini uzatan ve hakkında kimsenin yanıt alamadığı bu soruşturma sürecinde, yine Can Gürkan bir duruşmada “Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner” sözleriyle aileleri ve avukatları tehdit edebildi. Bu yüksek özgüvenin bir diğer sebebi de salonda duruşmayı izleyen kalabalığın gün geçtikçe azalması.

 

Terfi her zaman iyi midir?

Dosyayı elinde bulunduran ilk hakim Aytaç Ballı’nın yaklaşımı aileleri ve kamuoyunu da umutlandırdı çünkü bütün tanıkların tek tek dinlenmesinde ve bütün ihmallerin açığa çıkmasında katkısı büyük oldu. Katliamın hemen ardından hazırlanan bilirkişi raporunu yetersiz bulup bağımsız bir heyetten yeni bir rapor yazmalarını istedi. Ailelerin avukatlarının aktardığına göre, dosyayı yer yer avukatlardan daha iyi bildiği bile söylenebilirdi. Durum böyle olunca FETÖ’nün sabotajı iddiaları da elbette ki boş çıktı. Bilirkişi raporu ise, bütün ihmalleri sıraladı. Bunlar arasında havalandırma boşluklarının olmamasından, aşırı üretim yapılmasına pek çok madde yer alıyor.

 

Tarihin en uzun tuvalet molası 

Savcının Aralık 2016’da mütalasını açıklamaya karar verdiği sırada verdiği tuvalet molası, tarihin en uzun süren tuvalet molası olarak anılabilir. Hazır olduğu iddia edilen mütalaa 14 ay sonra ancak mahkeme huzuruna gelebildi.

 

Pehlivanoğlu’nun ‘terfisi’ ne zamana gelir?

Araya giren zaman, haklarında açılan ve gizli yürütülen soruşturmayla değişmeyen mahkeme heyeti 2017 yılında bir HSYK yaz kararnamesi ile değiştirildi, Ballı İzmir Ağır Ceza Mahkemesi’ne işte böyle ‘terfi etti’. Yerine Afşin-Elbistan B santralı, Çüllolar Kömür Ocağında 11 işçinin hayatını kaybettiği ve hala 9 işçinin cesedinin çıkarılamadığı olayın davasında sanıklara para cezası veren hakim Salih Pehlivanoğlu atandı. Bu yaz kararnamesinde kendisinin atamasının nereye yapılacağını büyük bir dikkatle izleyeceğiz, zira bir sonraki durağının herhangi bir Ağır Ceza Mahkemesi’nden daha üst bir mevki olması ihtimali var.

 

Karar duruşmasında ailelerden biri “Elbistan’dan belliydi ne karar vereceğin senin” dedi Pehlivanoğlu’na. Haksız sayılmadığını 103 sayfalık karar gösteriyor. 301 kişinin ölümünün karşılığında, içinde bir takım cezaların yazdığı, 103 sayfalık bir kağıt toğluluğu çıkışta elimize tutuşturuluyor.

 

Adalet Soma’da tersine işliyor.

08:02 Eduardo Galeano: Hikâye Avcısı (Açık Gazete’de yeni köşe) / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Perşembe Seyfettin Gürsel’le Ekonomik Gidişat

EkonomikGidisat20180712

Ekonomi Ekoloji kayıt arşivi

***

Yeni Kabine ve Türkiye’nin Ekonomik Gidişatı

Açık Gazete’nin Ekonomik Gidişat köşesinde Seyfettin Gürsel’le Erdoğan’ın damadı Berat Albayrakın Hazine ve Maliye Bakanı olarak yer aldığı yeni kabinenin açıklanmasından sonra dövizdeki rekor yükselişten başlayarak, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin ekonomik durumunu ve uluslararası yatırımcılar açısından görünümünün nasıl olabileceğini  değerlendirmeye çalıştık.

Program konuşmaları çözümlemesi tam metni için tklynz

09:30 – 10:00 Güncel Hukuk Dergisi’nde bu ay / Fikret İlkiz / Ayda 1 program

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü / Oldies

10:30 – 11:00 Ekonomi&Ekoloji / Pelin Cengiz, Mehveş Evin ve Serkan Ocak

EkonomiEkoloji20180712

Ekonomi Ekoloji kayıt arşivi

11:00 – 11:30 Yeşil Bülten (Yeni program) / Hazırlayan: Utku Zırığ

Yesilbulten_nukleerkurulkuruldu-12.07.2018

İMC Televizyonunun kült programı Yeşil Bülten bu yayın döneminde Açık Radyo’da

Yeşil Bülten kayıt arşivi

***

Nükleer Denetleme Kurumu’na İtirazlar: Bireysel Çıkar için Nükleer Santral Kuruluyor, Denetim Ortadan Kaldırılıyor

Yesil Bulten’de Av. Ali Arif Cangi ile konustuk
zz6
9 Temmuz 2018 tarihli Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan 702 sayılı Nükleer Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’yle kurulan kısa adıyla NDK Türkiye’de nükleer enerjide tek yetkili kurum

Utku Zırığ

9 Temmuz günü yaşanan ve adeta Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumları ve teşkilat yapısında tartışmalı değişikliklere imza atılan kararname yağmuru Anayasaya aykırılık başta olmak üzere pek çok açıdan eleştiriliyor. Cumhurbaşkanı’na bağlı Nükleer Denetleme Kurumu’nun kuruluşunu ilan ede 702 sayılı Kararname’ye dair itirazlar şöyle:*

Kamu Yararı İlkesi Ortadan Kaldırılıyor Türkiye Yüksek Radyasyonlu Döneme Giriyor

Madde 3/2a’daki “Faaliyetin bireysel veya toplumsal açıdan fayda sağlaması” ilkesi ile kamu yararı/zararı tartışması tümüyle ortadan kaldırılıyor. Nükleer Santral gibi ancak yüksek kamu yararı olması halinde yapılacak bir yatırım bir şahıs veya şirketin bireysel fayda sağlamak adına güvenliği bir maliyet kalemi olarak görüp azaltma yönünde irade kullanması sonucunu doğurabilecek riskler yaratmaktadır.

Madde 2/1f ile “Nükleer enerji ve İyonlaştırıcı radyasyona ilişkin faaliyetlerin yürütülmesi sırasında çalışanların, halkın, çevrenin ve gelecek nesillerin radyasyondan korunmasını sağlamak üzere uygun şartların oluşturularak sürdürülmesi, kazaların önlenmesi veya kaza sonuçlarının hafifletilmesi” tanımının son bölümünde pek çok kurumun dikkat çektiği ve hükümetin bugüne kadar kabul etmediği kaza ihtimalinin açık bir kabulü söz konusu. Neden üstün kamu yararı ilkesi aranması gerektiğine dair bir itiraf niteliğinde.

Madde 3/2b’de “Faaliyet nedeniyle maruz kalınabilecek radyasyon dozlarının, çevresel, ekonomik ve sosyal faktörler de dikkate alınarak mümkün ve makul olan en düşük düzeyde tutulması esastır” maddesindeki “ekonomik” ifadesiyle bireysel çıkar için ve/veya ekonomik kriz gibi gerekçelerle yüksek doz radyasyonun yasal zemini oluşturuluyor.

TAEK İşlevsizleştiriliyor Nükleer’de de Tek Yetkili Cumhurbaşkanı Oluyor

Madde4/9 ‘daki “Yetkilendirilen tüzel kişiler, tesisi oluşturan yapı, sistem ve bileşenlerin inşa, imalat ve montaj süreçlerinin denetimine yönelik olarak, Kurum tarafından yetkilendirilen özel hukuk tüzel kişilerinden Kurumun belirlediği usul ve esaslar kapsamında ayrıca denetim hizmeti alır.” ifadesi ile devletin denetim sorumluluğu özel sektöre devrediliyor. Daha önce başbakanlığa bağlıyken AKP tarafından Enerji Bakanlığına, yani denetlemek üzere kurulduğu kuruma bağlanan Türkiye Atom Enerjisi Kurumu

1956 yılında Ankara’da Atom Enerjisi Komisyonu Genel Sekreterliği olarak kurulan TAEK, 1982 yılında 2690 sayılı Yasa bugünkü adını aldı ve Türkiye’de nükleerle ilgili denetleme dahil her konudan sorumlu kılındı. 2002 yılı sonlarında, Başbakanlığa bağlı lisanslama otoritesi olarak görev yapmakta olan TAEK, denetlemekle yükümlü olduğu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlandı.

Geçici Madde 2’nin hükümleri uyarınca TAEK’in hemen hemen tüm yetkileri NDK’ye devrediliyor. Böylece TAEK’in bugüne kadar taraf oluna uluslararası anlaşmalardaki statüsü de ortadan kalkıyor. TAEK’e verilen uluslararası yetkilerin hangileri kuruma devredileceğine de kurum NDK karar veriyor. Bunun Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) tarafından nasıl karşılanacağı bilinmiyor. TAEK’in yetkilerinin kısıtlanarak/parçalanarak yeni bir nükleer denetleme kurumunun oluşturulması IAEA’nın talebi. Lakin bağımsızlığına gölge düşürecek şekilde NDK’nin yani Cumhurbaşkanlığı’nın tek yetkili ilan edilmesi endişelere neden olabilir. TAEK de tümüyle Cumhurbaşkanlığı denetimine giriyor. TAEK’in yetki alanı sadece nükleer atıklarla sınırlı hale geliyor. TAEK’in bu konuda yeterli donanıma sahip olup olmadığıysa çeşiti uzmanlarca tartışılıyor.

Madde 6/5 ile atıkların bertarafıyla yetkilendirilen kişinin bir başka yetkilendirilen kişiye atıkları teslim ettiğinde sorumluluğunun sona ermesi de 702 sayılı KHK’nın tartışmalı maddeleri arasında yer alıyor.

Denge-Denetleme Tümüyle Ortadan Kalkıyor

Madde 7‘de sıralanan hükümlerle diğer kurum ve kuruluşlar; NDK’nın yetkilerini kısıtlayacak, yetkilerini ve görevlerini yerine getirmesini engelleyecek şekilde, Kurumun uygun görüşünü almadan hiç bir işlem tesis edemiyorlar. Denge denetleme mekanizması tümüyle ortadan kalkıyor tüm yetkilendirmeler cumhurbaşkanınca yapılıyor.

Madde 4/15 ile nükleer faaliyet lisansı verilen tesislerin yer seçimi ve kuruluşunun imar kanununa bağlı ve denetimlere tabi olmaktan çıkarılıyor.

Madde5/4’deki “Nükleer faaliyetlerde ÇED raporunun radyolojik etkilere ilişkin bölümlerinin formatı NDK’nin uygun görüşü ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından belirlenir ve bu bölümler NDK tarafından değerlendirilir” ifadesiyle ÇED için de tek yetkili NDK yani Cumhurbaşkanı oluyor.

“Cumhurbaşkanınca belirlenen bakanlıkla ilişkili Nükleer Düzenleme Kurumu kurulmuştur”
“Kurumun düzenleyeceği faaliyet, konu ve alanlar ile Kurumun görev ve yetkileri Cumhurbaşkanınca belirlenir”
“Kurul; biri Başkan, biri İkinci Başkan olmak üzere; toplam beş üyeden oluşur. Kurul üyeleri Cumhurbaşkanınca atanır”
“Cumhurbaşkanı, atamayla birlikte Başkanı ve İkinci Başkanı görevlendirir”
“Kurula alınacak uzmanlar, sözleşmeli personel konusunda ve bunlara ödenecek ücretler konusunda cumhurbaşkanı karar verecek”

şeklindeki maddelerle ortaya konulduğu biçimiyle NDK’yı kuran, kurul üyelerini, başkanları dahil uzman ve sözleşmeli çalışanları ve maaşlarını belirleyen de Cumhurbaşkanı.

NDK’ya Yargı Dokunulmazlığı mı Sağlanıyor?

“Kurum, görev ve yetkileri bağımsız olarak yerine getirir ve kullanır. Kurum kararları yerindelik denetimine tabi tutulamaz, hiçbir organ, makam, merci veya kişi Kurum kararlarını etkilemek amacıyla emir ve talimat veremez”

“Kuruma, düzenleyici faaliyetlerini zafiyete uğratacak, bu faaliyetlerle çelişecek veya faaliyetlerini etkin bir şekilde yürütmesini engelleyecek yükümlülükler verilemez”

“Kurul üyeleri, görevlerinin devamı süresince görevlerini tam bir dikkat, dürüstlük ve tarafsızlık ile yürüteceklerine, kanun hükümlerine aykırı hareket etmeyeceklerine ve ettirmeyeceklerine dair Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu huzurunda yemin ederler”

Şeklindeki düzenlemeler gösteriyor ki;

NDK’ya Cumhurbaşkanı dışında hiç kimse, hiç bir merci söz söyleyemeyecek, herhangi bir kurumun çalışmalarını yavaşlatma veya durdurma şansı olmayacak.

Av. Arif Ali Cangı’ya göre Kurul’a Yargıtay 1. Başkanlar Kurulu huzurunda yemin ettirilerek yargısal dokunulmazlık algısı da oluşturulmak isteniyor.*

Türkiye Nükleer Atık Çöplüğü Olacak!

Madde6/4a’da “Ortaya çıkacak radyoaktif atıklar miktar, hacim ve radyoaktivite açısından mümkün ve makul olan en düşük düzeyde tutulur” ifadesinde hiçbir uluslararası kurumun sınır değerlerine atıf olmaksızın “mümkün ve makul” gibi soyut ve muğlak ifadeler kullanılıyor.

Madde6/4b’deki “Radyoaktif atıklar başka bir yetkilendirilen kişiye devredilene kadar, işletme esnasında ortaya çıkan kull#anılmış yakıtlar ise her halükarda işletme ömrü boyunca santral sahasında depolanır” hükmüyle nükleer santral sahalarını atık depolama sahasına dönüştürüleceği anlatılıyor. Mersin Akkuyu’da nükleer santral kurmak isteyen Rus şirketi, sürecinden başından beri atıkları (aslında sadece yüksek seviyeli atıkları, orta ve düşük seviyeli atıklar Mersin’de kalacak) Rusya’ya götüreceğini söylüyordu.

Madde6/2 “Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde üretilmiş ve kullanım süresi dolduğunda menşei ülkeye iade şartı ile ihraç edilmiş radyoaktif kaynaklara ve radyoaktif atıkların transit geçişine birinci fıkra hükmü uygulanmaz” hükmüyle Rus şirketin nükleer atıkları Rusya’ya götürdükten sonra geri getirmesine gereken izinler veriliyor.

BirGün Gazetesi’nden Özgür Gürbüz’ün yorumuna göre bu maddenin anlamı: içinde plütonyum gibi nükleer silah yapımında kullanılabilecek kullanılmış yakıt çubukları santraldan çıkarıldıktan sonra Akkkuyu’da soğutma havuzlarında bekletilecek, daha sonraysa Rusya’ya (Sinop için Japonya veya Fransa) götürülüp, silah yapımında kullanılabilecek maddelerden arındırıldıktan sonra yeniden Türkiye’ye gönderilecek ve radyoaktivitesi azalana kadar binlerce yıl Türkiye’de kalacak. Nükleer santral riskinin yanına nükleer atık riski de eklenecek.

*Burada okuyacağınız itirazları Av. Arif Ali Cangı ile konuştuğumuz 12 Temmuz tarihli Yeşil Bülten programında dinleyebilirsiniz

** Av. Arif Ali Cangı’nın Facebook sayfasında yayınladığı itirazlarını tümü için: https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=1108201712680204&id=100004711573253

*** Özgür Gürbüz’ün yazısı için: https://www.birgun.net/haber-detay/khk-ile-nukleer-enerji-duzenlemesi-nukleer-atiklara-yesil-isik-222593.html

11:30 – 12:00 Açık Mimarlık / Hüseyin Kahvecioğlu, İpek Akpınar ve Cenk Dereli / Mimarlığın tüm halleri üzerine konuşmalar

AcikMMARLK20180712

acikmimarlik.blogspot.com/

Açık Mimarlık kayıt arşivi

12:00 Amistad (Yeniden program) / Siyahi Müzikler / Hazırlayan: Selahattin Çolak

Açık Radyo öğlen kuşağının siyahisi geri dönüyor.

12:55 – 13:05 Yerdeniz Büyücüsü / Yazan: Ursula Le Guin / Çeviren: Çiğdem Erkal / Metis Yayınları / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak’ta aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü bu yayın döneminde başlıyor. Ne zaman biter, orası meçhul. 

13:00 – 14:00 Aheng-i Hengâme / Alper ve Esra Kaliber / Soul, Funk ve Afrika müzikleri

12Temmuz2018AhengiHengame

 ahengihengame.blogspot.com/

14:00 – 14:30 Günün ve Güncelin Edebiyatı / Seval Şahin / Romanlar, Hikâyeler, Kahramanlar

GununGuncelinEdebiyati12.07.2018rec.07.06.2018HamiCagdas

twitter.com/sevalsahinn/media

Günün ve Güncelin Edebiyatı kayıt arşivi

***
Günün ve güncelin edebiyatı
***

Hami Çağdaş ile Hürriyet Gösteri Dergisi Üzerine

zz20

Bu hafta Günün ve Güncelin Edebiyatı’nda konuğumuz Hami Çağdaş ile Hürriyet Gösteri Dergisi üzerine konuştuk.

Hami Çağdaş, 1953 yılında İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Emirgan’da, lise öğrenimimi de Sarıyer Lisesi’nde yaptı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü’nü bitirdi (1979). Aynı bölümde bir yıl süreyle master yaptı (1980). Kısa bir süre serbest muhasebecilik yaptıktan sonra 1983 yılında Hürriyet Gösteri Sanat Edebiyat dergisinde çalışmaya başladı. 1988’den itibaren de derginin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü. Çoğunlukla edebiyat, tiyatro ve plastik sanatlar alanında yazılar yazıyor. 1980’li yıllarda İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nün düzenlediği Liselerarası Tiyatro Şenliği’nde de seçici kurul üyesi olarak yer aldı. 1985-2000 yılları arasında Avni Dilligil Tiyatro Ödülleri’nde seçici kurul üyesi. 1994 yılından bu yana da Sadri Alışık Tiyatro Ödülleri’nde ve Terakki Vakfı Gençlik Tiyatroları Festivali’nde de seçici kurul üyesi. Halen Hürriyet Gösteri Dergisi Yazı İşleri Müdürlüğü’ne devam ediyor. (Yazarın biyografisi Diren Sanat’ın web sayfasındaki  “Hami Çağdaş Doğan Sanat İçin Yazacak” başlıklı yazıdan alınmıştır.)

Programımız hakkında soru ve önerileriniz için gununveguncelinedebiyati@gmail.com adresine yazabilirsiniz.

 

Playlist:

Şarkıcı / Yorumcu Parça Adı Süre
Schubert
Serenade
03:00

14:30 – 15:30 Notalarla Sohbet / Zerhan Gökpınar / Açıklamalı ve karşılaştırmalı bir klasik müzik programı

Notalarla Sohbet – Zerhan Gökpınar

***

zz10

Müziğin içindeki danslar ve danseder gibi yönetenler, saat 14.30/94.9 Açık Radyo’dayız, sohbetimize bekleriz.

15:30 – 16:30 Hukuk Güvenliği (Yeni program) / Hazırlayanlar: Bahri Belen ve Aynur Tuncel

Hukuk güvenliğinin enine boyuna konuşulduğu programın sürekli konuğu Aynur Tuncel bu yayın döneminde aslî programcı kadrosuna dahil oldu.

16: 30 – 17:00 Biofilia (Yeni program) / Hazırlayan: Nurhan Keeler

Biofilia12072018

Evrenin Suyuna Giden Tasarım programının zaman içinde eko-tasarım sınırlarını aşıp yeni bir programa dönüştü: Biofilia. Doğayla, diğer canlılarla, kültür ve tasarımla kurulan özenli ilişkiler üzerine bir program

twitter.com/nurhankeeler

Biofilia Fotoğraf Albümü

***

Biofilia 12 Temmuz Perşembe 16.30’da 94.9 Açık Radyo’da

zz4

İzlemek için tklynz

Tutkusunu ve uzmanlığını bitki biyoçeşitliliğini korumaya adayan sanatçı ve tohum üreticisi Patrice Fortier’in portresinden bahsedeceğim.
Sanat okumuş. Sanatı ve tarımı birleştirmiş. Çiftçilere de tarıma estetik bir duyguyla yaklaşmalarını tavsiye ediyor. “Şiir, hayaller güzel ama tarım çok gerçek ve çok zaman alıcı. Bir de soyunu devam ettirmek isteyen bir kiraz ağacı rüyama girip duruyor” diyor.

Programda kendi sesi ve üflemeli bir çalgıdan yaptığı müzik de var.

LE SEMEUR (THE SOWER), by Julie Perron

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Berna Kaytaz, Jak Kohen,Levent Öget ve Harun İzer

facebook.com/pages

dunyanincazi-loget.blogspot.com/

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

***

***

Fred Hersch’le Söyleşi: İyi Şeyler Yavaş Yavaş Olur

hersch

Amerikalı piyanist Fred Hersch, 25. İstanbul Caz Festivali kapsamında ilk defa İstanbul’daydı. 2017 tarihli son solo piyano albümü “Open Book” ve triosuyla 2018’de yayınladığı “Live in Europe” ile Downbeat listelerinde en üst sıralarda yer alan 62 yaşındaki duayen New York’lu müzisyenle; vazgeçilmezi Thelonious Monk’u ve geçen sene yayınladığı otobiyografisi Good Things Happens Slow’u konuşma fırsatı bulduk. Mülakat iki bölüm halinde Perşembe ve Cuma akşamı Açık Dergi’de idi. Hersch’ün parçaları eşliğindeki söyleşiyi buradan dinleyebilirisiniz.

Açık Dergi Perşembe Melis Behlil ile Sinemalardan

Açık Dergi 19:00 Yakınlardan (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayanlar: Ayça Akkın ve Turna Ezgi Toros

facebook.com/yakinlardan/

yakınlardan.soundcloud.com

Anadolu halklarının müzikal gelenekleri, kültürleri ve enstrümanlarına yakından bir bakış.

Açık Dergi Perşembe Beraber ve Solo Ahkâmlar (Açık Dergi’de yeni köşe) / 15 günde bir / Hazırlayanlar: Seyit Ali, Turgut Yüksel ve ve Mehmet Kekik

Farklı disiplinlerden 3 insanın müzik dinleme serüvenleri.

Açık Dergi Perşembe Kesişen Müzik (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Mert Şentürk

Türlerarası müzik programı Kesişen Müzik Açık Dergi içinde geri dönüyor. Bir eserin ardından o eserle bir şekilde ilintili olan eserler arasında bir bilinç akışı olarak da nitelendirebileceğimiz programın şiarı ise şöyle: “Çağrışımlarla bağlanan ezgiler.”

Açık Dergi Perşembe Albümün C Yüzü – Bürkan Özkan (15’te 1)

20:00 – 21:00 Caz Orkestrası / Hülya Tunçağ / Dünden bugüne büyük caz / orkestraları

21:00 – 22:00 Sosyal Müzik (Yeni program) / Hazırlayanlar: Gonca Açıkalın, Sina Hakman)

acikradyo.com.tr/program/sosyal-muzik

“Caz ve cazdan etkilenen müzikler” şiarıyla yola çıkan programda, caz müziğine, cazla ilişkili ya da ondan esinlenip etkilenmiş müziklere yer veriliyor.

***

Brezilya dolaylarından caz, bu gece 21:00’de Sosyal Müzik’te

zz9

Caz ve Brezilya müziği deyince akla Bossa Nova geliyor. Brezilya cazını bu şekilde sınırlamak haksızlık oluyor aslında. O yüzden bu hafta size Brezilya dolaylarından alternatif caz örnekleri getiriyoruz.

http://acikradyo.com.tr/…/12-temmuz-2018-brezilya-dolaylari…

22:00 Falan: Freeform Freakout (Yeni program) / Hazırlayan: Clint Willey

Kick Out The Jams programıyla Amerika’nın çığır açan müzisenlerini ele alan Clint Willey bu yayın dönemi funk kanallarında ve farklı sadaların zengin çeşit âleminde bir keşif gezisine çıkıyor.

23:00 – 24:00 Stalker / Fatih Rağbet ve Yıldırım Arıcı / Herkesin ve hiçkimsenin programı

stalker_739

stalkeracikradyo.blogspot.com/

***

PROGRAM No 739

zz2

01 – Oiseaux-Tempête – Tuesday And The Weather Is Clear (feat. G.W.Sok)  
02 – Marlene Dietrich  – Wenn Ich Mir Was Wünschen Dürfte
03 – Asmus Tietchens – Miss Ann Trope
04 – Nurse With Wound  – The Bottom Feeder
05 – Borsig – Japan, Japan
06 – Christiane F. – Wunderbar
07 – Logo – Businessmen
08 – Dark Day – Nudes In The Forest
09 – Club Moral  – I Am Perverse
10 – Negativland  – Truth In Advertising
11 – Hildegard Knef – Insel Meiner Angst
12 – Ruth Crawford Seeger – Three Chants (for an angel)
13 – Casper Brötzmann Massaker – Koksofen
14 – Klangkrieg – Der schönste Tag
15 – Pornosect – Ritual of Protection
16 – m² – The Cry of Morgoth
17 – Pahom i Vivisector – Kalendarik
18 – Kraken  – Waar Handen Falen
19 – Einstürzende Neubauten – Die Hamletmaschine (Das Europa der Frau)
20 – 33MHZ – The Sewers
21 – Étant Donnés with Michael Gira – Offenbarung Und Untergang (by Georg Trakl)
 24:00 – 01:00 Kılavuz / Bahadır Dilbaz / Türler arası

   bahadirdilbaz.blogspot.com/ 

Reklamlar