Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 47. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 47. Yayın Dönemi: 30 Nisan 2018 – 4 Kasım 2018 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2018/7/16

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Yeni Ufuklar (Yeniden program) / UNDP Türkiye

Her kış dönemi olduğu gibi BM UNDP Türkiye ofisinin hazırladığı Yeni Ufuklar bu  yayın döneminde geri dönüyor.

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

acikgaste_17-07-2018

Açık Gazete kayıt arşivi

***

Günün Sözü: “Susuzluğa ölüm!”

İran’ın güneyinde bulunan Borazcan şehrinde su kıtlığından dolayı hükümete karşı yürütülen protestolarda atılan slogan.

(İHA)

08:02 Eduardo Galeano: Hikâye Avcısı (Açık Gazete’de yeni köşe) / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Salı Ahmet İnsel’le Ufuk Turu

Ufuk Turu kayıt arşivi

09:30 – 09:50 Açık Bilinç /  Güven Güzeldere ile Bilim ve Felsefe Sohbetleri

AcikBiliinc20180717

Açık Bilinç kayıt arşivi

***

Dil-Düşünce İlişkisi

zz9

Bu hafta Açık Bilinç’te Özyeğin Üniversitesi’nden Dr. Ercenur Ünal ile dil-düşünce ilişkisini ele aldık.  Düşüncemizi dil yoluyla ifade ediyoruz. Ama hangi dili kullandığımız, kavramlarımızı, algımızı, düşünce yapımızı belirliyor mu? Örneğin, ana dilimiz Türkçe değil Almanca olsaydı, farklı bir zihin yapımız olur muydu?

Ana araştırma alanı dil-düşünce ilişkisi olan Dr. Ünal’ın da akaracağı gibi, bu soruların tek ve yalın kat bir cevabı yok. Düşünce de, dil de, çok katmanlı konular ve literatür hayli tartışmalı. Bu duyuruda, dil-düşünce meselesini ilginç kılan bu zengin tartışmaya bir arkaplan çizmeye çalışacağım.

Konumuza, 1800lerin ortasından 1900lerin ortasına kadar yaşamış ve İnuit Eskimoları üzerine yaptığı araştırmalarla çağdaş antropolojiyi derinden etkilemiş Alman antropolog Franz Boas’la giriş yapalım.

Boas, 1883’de Eskimo’ların hayatlarını gözlemlemek ve araştırmak üzere, uzun yıllarını geçireceği, Grönland yakınlarındaki Baffin adasına gider.

Amacı, -50 dereceye varan soğuklarda, İnuit halkı gibi iklimle uyumlu yaşamayı öğrenmek ve yerel kültürü araştırmaktır.

Boas’ın Baffin adasında tuttuğu günlükler, mektupları ve araştırma notları, daha ileride büyük bir aldatmaca tartışması yaratacak olsa da, çağdaş antropoloji için çok önemli bir temel kaynaktır.

Adadan nişanlısına yazdığı bir mektupta “artık tam bir Eskimo oldum” diyecektir.

Boas’ın ilgisini çeken bir nokta, Eskimo’ların sözcük dağarcığıyla ilgilidir; özellikle “kar” kavramını pek çok farklı şekilde ifade ettiklerini not eder.

İnuit dili, “yerde tutmuş kar”, “gökten süzülerek yağan kar”, “kızak için elverişli kar” için farklı sözcüklere sahiptir.

Boas’ın İnuit dilindeki farklı “kar” sözcükleri üzerine gözlemleri, hem kendisini yaklaşık yüz yıl sonra büyük bir tartışmanın içinde bırakacak, hem de “Sapir-Whorf Hipotezi” olarak da bilinen “dilde görecelilik” tezinin temelini oluşturacaktır.

Bu tartışmanın nereye bağlandığına ayrıca geleceğim. Fakat önce, görecelilik tezine bakalım.

Diyelim gerçekten de Eskimo’lar “kar”ın farklı yönlerini ifade etmek için, diğer dillerde rastlanmadık biçimde, 50 kadar farklı sözcük kullanıyor olsunlar.

Bu gözlemden ne sonuç çıkar?

Diyebiliriz ki, kar hayatlarında çok önemli bir işleve sahip olduğu için, Eskimo’lar pek çok kavramsal ayrım üretmiş ve bunları farklı sözcüklerle ifade eder olmuşlar.

Bu, dillerin gelişiminin ekolojik ve kültürel unsurlarla şekilendiğini gösterir.

Bu teze kimsenin itirazı yok.

Fakat İnuit’lerin “kar”la ilgili sözcüklerinin çokluğundan yola çıkarak, daha kuvvetli bir iddiada bulunmak da mümkün:

Dillerinin zenginliği dolayısıyla, Eskimo’lar başka insanlara oranla kar hakkında yalnız sözcük değil, daha zengin bir “düşünce dağarcığı”na da sahipler.

Yani bu görüşe göre Eskimo’lar, dillerinin zenginliği sayesinde, kar hakkında bizim yalnızca düşünmediğimiz değil, istesek de düşünemeyeceğimiz derinlikte bir bilişe sahipler.

Hatta belki “kar”ı algılama, yani görme,dokunma biçimleri bile bizim algımızdan daha farklı ve zengin.

Daha genel şekilde ifade edeyim:

Görecelilik tezine göre, dil yalnızca düşüncelerimizi ifade eden bir araç değil.

Aynı zamanda düşüncelerimizi, hatta dünyayı nasıl algıladığımızı etkileyen, belki belirleyen bir unsur.

Kullandığımız dil, algı ve düşünce dünyamızın sınırlarını çiziyor olabilir.

“Dilde Görecelilik” tezine göre, evet,ana dilimiz Almanca olsaydı, farklı bir zihin yapımız olacaktı.

Bu, şu demek:Ancak Türkçe düşünülebilecek şekilde düşünüyoruz, istesek de başka türlü düşünemiyoruz!

Soruyu, şu şekilde bile sorabiliriz:

“Einstein Türkçe konuşan biri olsaydı görelilik kuramını geliştirebilir miydi?”

Ya da, tersinden bakalım: Türkiye’de yetişmiş bir fizikçinin ana dili Almanca olsa, daha farklı çalışmalar üretebilir miydi?

Ünlü eğitimci Robert Kaplan, farklı kültürlerde yetişmiş insanların problemlere farklı şekillerde yaklaştığı iddiasını, şu şekilde resmetmiş.

Pek inandırıcı bulmasam da, bu diyagrama göre İngilizce konuşanlar çözüme doğrudan ulaşırken, Asyalılar sorunun çevresinde dolaşarak, Musevilerse zikzaklar çizerek çözüme yaklaşıyorlar, vs.

Bunlar hep kültürün ve dilin, bilişsel yapı üzerindeki etkilerine dair iddialar.

Akademik literatürde yer alan her fikir ayrılığında olduğu gibi, “dilde görecelilik” konusunda da her iki tarafı destekleyen tez ve bulgular var.

Yani görecelilikle ilgili tezleri hemen benimsediyseniz, çok acele etmeyin derim.

Ama önce, Eskimo’larda kar sözcükleri tartışmasına döneyim.

Antropolog Franz Boas’ın İnuit dilinde kar kavramını ifade eden farklı sözcükler olmasıyla ilgili 1800’lerin sonlarında yaptığı gözlem, 1900lerin başlarından itibaren güçlenen dilde görecelilik tezi yüzünden ciddi bir tartışma yarattı, hatta bir aldatmaca suçlamasına maruz kaldı.

Kimi dilbilimcilere göre, İnuit dilinde “kar” üzerine 50 kadar sözcük olsa bile, bu  Eskimo’ların bizlerden farklı bir düşünce yapısı olduğunu göstermez.

Kimi dilbilimcilere göreyse, Boas’ın iddiası baştan yanlış.  Çünkü İnuit dilinde 50 kar sözcüğü yok!

Dilbilimci Geoffrey Pullum, dilde görecelilik tezine zemin hazırlayan, İnuit dilinde 50 kadar “kar”ın farklı hallerini ifade eden sözcük olduğu iddiasını, “Büyük Eskimo Sözcük Dağarcığı Aldatmacası” olarak adlandırıyor.

Pullum’a göre bu iddia, temelsiz bir efsaneden ibaret.

Boas üzerine daha yeni çalışmalar ise, 2 sebeple, daha ılımlı bir orta yol öneriyorlar.

1. Aşağıdaki yeni kitapta savunulduğu gibi, “Boas’ın, İnuit dili gözlemleri üzerinden doğrudan dilde göreceliliği savunan bir iddiası yoktu, dolayısıyla bir aldatmacayla suçlanmaması gerekir” deniyor.

2. Başka dillerde de kimi kavramlar çok sayıda farklı sözcükle daha nüanslı şekilde ifade edilebiliyor. İnuit dili bu konuda tek değil.

Örneğin, sözcük dağarcıklarındaki bu farklılık, değişik kültürlerde iletişim konusundaki farklı ihtiyaçların bir yansıması olabilir.

Norveçli dilbilimci Ole Henrik Magga’ya göre, Kuzey Kutbu’nda yaşayan Saami halkının, Ren geyiklerine dair başka dillerden çok daha zengin bir sözcük dağarcığı var.

Kar, buz, donma gibi kavramları ifade eden sözcük parçacıklarının sayısıysa, 1000’den fazla olabilir!

Magga’ya göre, Saami dilinde, Ren geyiklerine dair şu kavramlar birer sözcükle ifade ediliyor:

Leami: Kısa boylu, şişman geyik.

Njirru: Ele avuca sığmaz dişi geyik.

Snarri: Boynuzları kısa ve dallanmış olan geyik.

vb.

Bu çeşitlilik, Saami’lerde bizlerden farklı bir zihinsel yapının mı işareti?

Bu soru bizi yeniden “dilde görecelilik” görüşüne, yani ana dilimizin düşünce yapımızı etkilediği, hatta belirlediğini savunan “Sapir-Whorf Hipotezi”ne getiriyor.

Şimdi bu hipotezi destekleyen ve ona karşı çıkan sebeplere kısaca bakalım.

Edward Sapir, göçmen Amerikalı bir ailenin akademisyen oğlu. Franz Boas’ın etkisiyle araştırmalarında dilbilimine antropolojik bir yaklaşım geliştiriyor.

Benjamin Lee Whorf ise bir mühendis. Fakat Sapir’in etkisiyle dilbilime yöneliyor, Maya-Aztek dilleri üzerine uzmanlaşıyor.

Sapir ve Whorf hiç bir zaman birlikte bir makale yayımlayıp, tezlerine “Sapir-Whorf Hipotezi”başlığı koymadıkları halde, savundukları ve birbiriyle ilintili olan görüşlerinden dolayı, isimleri bu şekilde anılır oluyor.

Kaynaklar:  Sapir, 1924 ve Lee Whorf, 1956

1960lardan itibaren Dilbilim’de yükselen “evrenselci” düşünce okulu, Sapir-Whorf hipotezine karşı çıktı ve dilsel görecelilik büyük ölçüde çekiciliğini kaybetti.

Fakat daha yakın zamanlarda Amazon yerlileriyle yapılan kimi dil çalışmaları, bu tartışmayı yeniden alevlendirdi.

Evrenselci okul, bütün dillerin arkasında yaratan insan zihinsel yapısında ortak unsurlar olduğuna dikkat çeker.

Bu görüşe göre, öncelikle incelenmesi gereken, dünya dilleri çeşitliliğinin ortak zeminini teşkil eden zihinsel yapının bir ve genel geçer kurallara tabi olmasıdır.

Bugün dünyada 6000’in üzerinde konuşulan dil olduğu söyleniyor. Ama,Sapir-Whorf hipotezinin en kuvvetli yorumundan yola çıkarak, 6000’in üzerinde düşünme ve algılama biçimi olduğu söylenebilir mi?

Dildeki çeşitliliğin, illa düşünsel bir çeşitlilik olarak yansıması beklenmeli mi?

Yani, İngilizce, Almanca, Çince ve Türkçe’nin birbirinden farklı olduğu biçimde, İngiliz, Alman, Çin, veya Türk algısı veya düşüncesinden söz edilebilir mi?

İnsan zihinsel yapısında, algı ve düşünme biçiminde, sahiden dildeki kadar bir çeşitlilik var mı?

Farklı dillerde farklı cümleler kuruyoruz, evet. Ama sonuç olarak aynı şeyi, algıladığımız ortak dünyayı ifade ediyor değil miyiz?

Dilsel görecelilik tezi, böyle sınırlar zorlandığında, Chomsky’nin başını çektiği evrenselci dilbilimin ciddi itirazlarıyla yüz yüze kalıyor.

Chomsky demişken, 1971’de Hollanda televizyonunda yayınlanmış (Türkçe altyazılı) şu tarihi programı öneririm: Dilbilimci Chomsky (İngilizce) ve felsefeci Foucault (Fransızca), “insan doğası” üzerine tartışıyor ve hiç anlaşamıyorlar!. İzlemek için tıklayın: Michel Foucault & Noam Chomsky: İnsan Doğası Üzerine (1971) | Türkçe Altyazılı

Dil-düşünce ilişkisi, gerçekten derin ve uzun bir konu. Daha yakın zamanlardaki bir tartışmayla bitireyim.

Amazon’larda yaşayan Piraha yerlilerinin dilinde, sayı sözcükleri olmadığı iddia ediliyor.

Bu neyi gösterir? Yerlilerin bir’le iki’yi ayırt edemediklerini mi?

Kaynaklar: Frank 2008 ve Nevins 2009

Piraha yerlileri, sayısal farkları dillerinde ifade edemiyorlar. Ama bu bir nesneyi iki nesneden ayıramadıklarını, bir ağaçla iki ağacı aynıymış gibi algıladıklarını göstermiyor.

Benzer çalışmaların, dillerdeki renk terimleri ve renk algısı için geçerli olduğunu da söylemek mümkün.

Öte yandan dildeki çeşitlilik, bilginin zihinde kodlanması,saklanması ve kullanılması gibi bilişsel süreçlerde kimi farklılıklara sebep oluyor.

Ülkemizde dil-düşünce ilişkisi konusunun önde gelen uzmanı, genç bilimcimiz Dr. Ercenur Ünal,
alandaki son gelişmeleri bizlere aktarıyor.

Kaynaklar:

Dr. Ercenur Ünal, 2016

Dr. Ercenur Ünal, 2018

10:00 – 10:30 İklim İçin / Yücel Sönmez, Ömer Madra ve Murat Can Tonbil

IklimIcin20180717

İklim İçin kayıt arşivi

10:30 – 11:00 Ahşaptan Betona, Mecidiyeden Jetona / Pınar Erkan / Alameti kerametinden menkul kent hikayeleri

AhsaptanBetonaMecidiyedenJetona20180717

“Alameti kerametinden menkul kent hikâyeleri” şiarıyla yola çıkan programda tarihten günümüze tarihsel katmanlar da deşilerek Bizans köşklerinden, sarayların altyapısının nasıl oluşturulduğuna, konutlardan ofislere, kaldırımlardan sokaklara, dehlizlerden şarap üretilen üzüm bağlarına kadar şehrin farklı unsurlarına dair az ya da çok bilinen detaylar konuşuluyor.

Ahşaptan betona Mecidiyeden jetona kayıt arşivi

11:00 – 12:00 Deniz Aşırı / Deniz Pak / Bozcaadalılar, adaya yolu düşenler ve adanın kıyısına vuranlar…

bozcaadasozlugu.blogspot.com/denizairi

12:00 – 13:00 Periplus (Yeni program) / Hazırlayan: Murat Can Tonbil

Periplus38Arabicana

“Haritalar üzerinden caza çalan bir müzikal seyir rehberi” şiarıyla yola çıkan program, haftaiçi öğle kuşağını kıtalararası bir seyahate çıkarıyor.

http://canspod.com/

***

hayalle dumani

12:55 – 13:05 Yerdeniz Büyücüsü / Yazan: Ursula Le Guin / Çeviren: Çiğdem Erkal / Metis Yayınları / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak’ta aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü bu yayın döneminde başlıyor. Ne zaman biter, orası meçhul. 

13:00 – 14:00 Musica Brasileira / Jozi Levi / Brezilya’dan müzik

9

soundcloud.com/joezeex/

14:00 – 14:30 Dünya Mirası Adalar / Asu Aksoy, Derya Tolgay ve Alp Orçun

dunyamirasiadalar_17-07-2018

Adalar, yüzyıllarca imparatorluklara başkentlik yapmış, siyasi ve kültürel dönüşümlerin aktörlerini beslemiş dünya şehri İstanbul’un hikâyelerinin hep bir parçası olagelmiş. Krallar, kraliçeler, dini liderler sürgüne buralarda zindanlara atılmış, ardından Osmanlı’dan günümüze  farklı kültürel cemaatlerin zengin bürokratları, iş insanları, Adaları İstanbul’un sayfiye merkezi haline getirmiş, sanatçılar, yazarlar, Adalar’ın renginden, havasından, kokusundan beslenmek için buraları mekân tutmuş. Adalar, muhteşem mimari ve yaşam dokusuyla dünyada eşine az rastlanır bir kültürler havzası olma halini bugüne kadar taşımışlar.
Şanslıyız ki Adalarda İstanbul tarihinin tüm veçhelerinin mekânsal izdüşümlerini hâlâ görebiliyoruz ve barındırdıkları hikâyelerin bazen yaşayan bilgi kaynaklarına erişebiliyoruz. Kendimizi gerçekten müstesna hissetmeliyiz: Adalar’a adımımızı attığımızda İstanbul tarihinin çok da bozulmamış tanığının varlığını hissedebiliyoruz, şaşırıyor ve nedenini çok da bilmeden mutlu oluyoruz. Bu yayın döneminde bizi mutlu eden Dünya Mirası Adalar’ı enine boyuna konuşuyoruz.

Dünya Mirası Adalar facebook sayfası

***

zz5

Enerji Analisti, Makina Mühendisleri Odası ve ODTÜ Mezunları Derneği`nin enerji komisyonlarında da üye olan Büyükada’lı Haluk Dreskeneli, 17 Temmz da, Açık Radyo’da 94.9 da konuğumuz oluyor.
“Adalar’a elektrikli arabalar da gelmesin” başlıklı makalesi ile başka bir perspektifden düşünmemizi sağladı.
Peki neden olamaz? Anlatalım…
Bir kere bölgenin elektrik sistemi çöker, onarılamaz.
Elektrikli arabalar, şarj için darbeli yük çekerler. Ulusal şebeke darbeli yükü kaldırır. Ama Adalar’ın sınırlı kapasitedeki iletim/ dağıtım şebekesi darbeli yükü kaldırmaz.
Konuyu merak edenlerle, Salı günü 14.00 de canlı yayında DünyaMirasıAdalar programında buluşmak üzere:)
Linki tıklayarak, canlı dinleyebilirsiniz.
http://acikradyo.com.tr/stream/index.html

http://www.enerjigunlugu.net/…/adalara-elektrikli-arabalar-…

Haluk Direskeneli kimdir
ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

14:30 – 15:30 Yeni / Hande Akkan / Yeni Philip Glass’ın 80. yaşını kutluyor

1937’de doğan Amerikalı usta besteci Philip Glass’ın 80’inci yaşını özel bir dizi programla kutluyoruz.

15:30 – 16:00 Yeşilçam Arkeolojisi / Hazırlayan: Utku Uluer / (15 günde bir)

YesilcamArkeolojisi20180717

sinematikyesilcam.com/2017/01/yesilcam-arkeolojisi-radyo-programi/

26 Nisan 2016 – 10 Ocak 2017 Progrmları içeriği yukarıdaki linkte

Türk sineması ve Yeşilçam’ın besin kaynaklarına, emekçilerine ve kıyıda köşede kalmış hikâyelerine yer verilecek bir program.

sinematikyesilcam.com/

Yeşilçam Arkeolojisi kayıt arşivi

***

zz2

Yeşilçam Arkeolojisi Yaza Özel 2’i bugün saat 15:30’dan itibaren dinleyebilirsiniz… Yıkılmayan Adam’dan Zeki Müren’e Cingöz Recai’den Yaşar Usta’ya çeşitli replikler, müstesna şarkılar! Radyonuzu açın, keyfini çıkartın 😀

16:00 – 16:30 Su Müştereği (Yeni program) / Su diye yazılır, demokrasi diye okunur! / Hazırlayanlar: Nuran Yüce ve Özdeş Özbay

SuMterei17.07.2018rec05.07.2018

En önemli müştereğimiz olan suya dair bir program.

***

Trakya Platformu: Suyu Müşterekleştirme Mücadelesi

zz11

Bu hafta Su Müştereği programında İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı’ndan, öğretim görevlisi Prof. Dr. Doğanay Tolunay ile 5 Haziran’da Trakya Platformu tarafından gerçekleştirilen “Trakya’da Çevre Sempozyumu” hakkında konuştuk.

5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde Trakya Platformu tarafından “Trakya’da Çevre Sempozyumu” düzenlendi. Bu etkinliğin hem katılımcı sayısı hem çeşitliliği hem de sonuç bildirgesi Su Müştereği programı olarak dikkatimizi çekti. Etkinlikte  “Değerlerimize Yönelik Tehditler: Mevcut Duruma Yönelik Kanıtlar ve Planlanan Gelecek” başlıklı oturumun  “Yaşam Varlıklarımıza Tehditler: Toprak, Su, Hava” başlığı altında konuşma yapan Prof. Dr. Doğanay Tolunay’ı konuk aldık.

Suyun müşterekleştirilmesi dediğimizde su politikalarının sadece özel sektörün çıkarlarına göre düzenlenmemesini değil devlete yani bürokrasiye de terk edilmemesi gerektiğini söylüyoruz. Su, o havzada yaşayanların oluşturdukları platformlar tarafından kullanım öncelikleri belirlenerek halkın katılımı ile demokratik bir şekilde yönetilmeli yani müşterekleştirilmeli. Trakya Platformu oluşturduğu geniş katılımcı ağıyla böyle bir müşterekler siyasetinin potansiyellerini barındırıyor. Bu nedenle bu haftayı Trakya Platformu’na ve düzenledikleri sempozyuma ayırdık.

16:30 – 17:00 Diğerkâm (Yeni program) / Hazırlayanlar: Damla Özlüer ve Rauf Kösemen

digerkam_39_17.07.2018_HABERLER

Geçtiğimiz dönemlerde Hemzemin programını hazırlayan Rauf Kösemen ve Damla Özlüer yine sosyal fayda iletişimi üzerine daha geniş düşünmeye çağırdıkları yeni programları Diğerkâm ile bu yayın döneminde de aramızdalar.

Facebook.com/Diğerkam

***

Language Turkish
Rauf Kösemen ve Damla Özlüer’in hazırlayıp sundukları Diğerkam’ın 39. programında Türkiye’den ve dünyadan sosyal fayda haberleri var.

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Sanat Deliorman, Jak Kohen, Levent Öget ve Harun İzer

Dünyanın Cazı kadrosuna Caz vokalisti Sanat Deliorman dahil oluyor. Salı günleri Dünyanın Cazı ondan sorulacak.

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Hafta boyunca Ben Bugün Bişey Öğrendim Yayına Hazırlayanlar: Doruk Yurdesin, Ozan Sezgin ve Rauf Kösemen

facebook.com/benbugunbiseyogrendim

Açık Dergi Salı Dünyayı Okumak / Aytaç Timur ve Akif Pamuk

dunyayi_okumak_17.07.2018

Yazmaya övgü. Eleştiriye ve eleştirmene kapı. Düşünmeye, düşünceye, üretmeye ve tartışmaya alan açmayı amaçlayan bir kültür programı.

***

Açık DergiDünyayı OkumakAytaç Tolga TimurAlper ÇekerAltıkırkbeş Yayınevi

Language Turkish

Açık Radyo’da 17.07.2018’de dünyayı
okumak: yazarlar ve ilhamları programının konuğu Alper Çeker idi. Alper Çeker ile Altıkırkbeş Yayınevi üzerine bir sohbet
ettik.

Açık Dergi Salı Müziğin Başka Türlüsü (Açık Dergi köşesinde, gün ve yayın sıklığında değişiklik. Ayda 1) / Hazırlayanlar: Sumru Ağıryürüyen ve İlksen Mavituna

5 yıldır Perşembe günleri yayınlanan ve güncel sahneden müzisyenleri ağırladığımız program artık ayda 1 Salı günleri 19:00’da.

Müziğin Başka Türlüsü kayıt arşivi

Açık Dergi Salı  Kulis Sesleri – Bircan Yorulmaz (Ayda 1)

KulisSesleri20180717

Açık Dergi Salı 40 Yılda 1 / Sedat Nemli

Bu yaz da 1977’den müzikler dinliyoruz. Haziran ayı itibariyle.

Açık Dergi Salı  50. Yılında Velvet Underground & Nico 

Açık Dergi’de Salı akşamları, yayınlanışının 50. yılında Velvet Underground & Nico albümünün parçaları da yer alacak

Açık Dergi Salı Göçmenin Müziği, Müziğin Göçü (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Evrim Hikmet Öğüt / (15 günde bir)

GocmeninMuzigi17.07.2018

Bir süredir Suriyeli müzisyenler ve onların Türkiye’de yer alabileceği müzikal konum üzerine çalışmaları bulunan etnomüzikolog Evrim Hikmet Öğüt’ten “Göçmenin Müziği, Müziğin Göçü”, yeni programlarımızdan bir diğeri.

muziktekalmaz.org/

Program, farklı müzik kültür ve türleri üzerinden göçün müzik üretimine etkisini müzikolog-etnomüzikolog, iletişimci, müzik yazarı, müzisyen ve sanatçılarla tartışıp, göçmen müzisyenlerin deneyimlerini ilk ağızdan aktarmayı da hedefliyor.

Göçmenin Müziği arşivi için tklynz

***

zz2

İstanbul’da çeşitli göçmen müzik topluluklarında klavye ve melodika çalan Hamode Sheikhali ile Suriye ve İstanbul’daki müzik yaşamına ilişkin izlenimlerini konuşuyoruz.
***
Hamode Sheikali’yle eğitimden müzik piyasasına Suriye’de ve Türkiye’de müzisyenliği konuştuğumuz 17 Temmuz 2018 tarihli Göçmenin Müziği Müziğin Göçü kaydına linkten ulaşabilirsiniz.
http://muziktekalmaz.org/…/gocmenin-muzigi-muzigin-gocu-ha…/

Açık Dergi Salı Yararlı Sanat Arşivi (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Onur Yıldız ve Can Gümüş / (15 günde bir)

Yararlı Sanat Arşivi, sanatta yarar ve kullanım konularının tartışmaya açılması için kurulan Arte Util (Yararlı Sanat) Topluluğu tarafından bir araya getirilmiş yararlı sanat örneklerini tartışır. Sanatın aktivizm ve kültür kurumlarıyla ilişkisi bağlamında geleceğini ele alan bir program.

20:00 – 21:00 Açık Şemsiye / Hakan Gürvit, Levent Dönmez, Mehmet Yusuf ve Şebnem Sühel Grimm / Gelmiş geçmiş tüm müzik türleri

21:00 – 22:00 Gitaresk / Jak Kohen, Gonca Açıkalın ve Meral Akman / Neo-klasik rock ve fusion

Gitaresk_17-07-18_Gonca95_RobertPlant2

gitaresk.com/

***

zz3

Bu gece saat 21:00’de, Açık Radyo 94.9 Gitaresk’te, Robert Plant ve Sensational Space Shifters var. Aynı saatte İstanbul’da sahneye çıkacak grubu canlı izleme fırsatı bulamayanlar için bir teselli programı…
http://www.gitaresk.com/Playlists/47th/180717.htm

22:00 – 23:00 Esintiler / Seda Binbaşgil / Jazz

23:00 – 24:00 Psychoacoustics (Program gününde ve saatinde değişiklik) / Hazırlayanlar: Osman Kaytazoğlu, Berk Gökberk ve Barış Karakaş

Cumartesi geceleri 02.00’de yayınlanan Psychoacoustis bu yayın dönemi Salı geceleri saat 23.00’de

24:00 – 01:00 Flanörün seyir Defteri (Yeni program) / Sezgisel güzergâhta tesadüfi notalar / Hazırlayan: Hakan Gencol

FSD1217.07.18

Alternatif bağımsız bir müzik programı. İlk progamında Charlie Winston’u ağırlıyor.

***

17.07.2018 FSD12: Ajantik!

Flanörün Seyir Defteri

zz1

‘Sezgisel güzergâhta, tesadüfi notalar’
Açık Radyo 47. Yayın Dönemi’nde, her hafta salı gecelerini çarşambaya bağlayan gece saat 24:00-01:00 arasında yayımlanan programda, alternatif ve bağımsız müzik örnekleri yer alıyor.
Hazırlayan ve sunan: Hakan Gencol
flanorunseyirdefteri@gmail.com

Bu program, uğurlu sayısı 1, 3, 5 olanların değil, 007 olanların programı. Çelik kasa nasıl açılır, alarmlar aktive olmadan tavandan çelik iple nasıl sallanılır, bir sahnede silah görünüyorsa o silah mutlaka patlamak zorunda mıdır, gizli ajanlar neden çok sık sevgili değiştirir ve bunu gizlemezler, gibi soruların cevapları yine bu programda!

Flanörün Seyir Defteri’nin bu haftaki bölümünü, gizli kapaklı işlerin, kovalamacaların, takip sahnelerinin, heyecandan allak bullak olduğunuz filmlerin, dizilerin, gerilim içeren müziklerine ayırdık. Programda Mission: Impossible ve James Bond gibi filmlere ait sözlü/sözsüz parçalar yer alıyor. Bazı parçalar ise, tamamen atmosferleri böyle bir filmi çağrıştırdığı için bu haftanın listesine girdi. Programda Adele, Tina Turner, Chris Cornell, Sheryl Crow, Radiohead gibi şarkıcı ve gruplardan parçalar dinliyorsunuz.

Bu haftanın ‘gizli ajan’ teması, aslında flanöre de oldukça uygun düşüyor. Flanör, ne de olsa kentin dedektifi sayılırdı. Baudelaire’e göre Flanör, modern kentin en ücra köşelerini dahi dolaşan, kalabalıklardan ve kentin kaosundan faydalanarak gizlenen, kalabalıkların gizlediği kent insanıyla empati kuran, onların kılığına bürünen, taklit eden fakat kendi benliğinin aralarında erimesine izin vermeyen bir modern kent kahramanıydı. Flanörlük, haber arayan, haberi bulmak için dolaşan bir gazetecinin görevi gibi değildi, kent ile bütünleşen, dokusuna karışan bir seyyahlık, bir aylaklıktı. Baudelaire’e göre ‘gözlemci, kim olduğunu gizleme sanatını her yerde uygulayan bir hükümdardır.’ Böylece istemeden dedektif olan Flanör’ün bu konumu, toplumsal bakımdan kendisi açısından çok elverişliydi.

https://open.spotify.com/embed/user/flaneurx/playlist/4T90FVoKHT4ZeTc2lMfAkk

Playlist:

Şarkıcı / Yorumcu Parça Adı Albüm Adı Süre
Lalo Schifrin
Mission: Impossible
Music from Mission: Impossible (Original Television Soundtrack)
2:31
Lalo Schifrin
The Wave
Music from Mission: Impossible (Original Television Soundtrack)
2:40
Alessandro Magnanini, Jenny B
Secret Lover
Someway Still I Do
4:18
Benjamin Biolay
Palermo Hollywood
Palermo Hollywood (Deluxe)
3:17
Garbage
The World is Not Enough
Absolute Garbage
3:58
John Barry
The James Bond Theme (From “Dr. No”)
The Music of John Barry
2:53
Kovacs
Whiskey and Fun
Shades of Black
3:53
Sam Smith
Writing’s on the Wall
Writing’s on the Wall
4:39
Adele
Skyfall – Full Length
Lo Esencial de 1 Año de Éxitos, Vol. 5
4:46
Chris Cornell
You Know My Name – From “Casino Royale”
You Know My Name (UK Version)
4:01
Tina Turner
Goldeneye – 2003 Remastered Version
Tina!
4:43
Andrew Britton, Andrew Skeet, David Goldsmith
Trained to Kill
Universal Trailer Series – Spy-Crime Thriller
3:04
Sheryl Crow
Tomorrow Never Dies
Tomorrow Never Dies (Soundtrack)
4:51
Radiohead
Spectre
Spectre
3:19
Johnny Rivers
Secret Agent Man
Bowfinger (Music from the Motion Picture)
3:08
Reklamlar