Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi: 5 Kasım 2018 – 5 Mayıs 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/3/22

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil,  Selahattin Çolak

25Mart

Açık Gazete kayıt arşivi

***

Günün Sözü

“Çocuğumun adı Oğuz Arda Sel. Kendisi ölü. Bu nedenle 23 Nisan’da cennette olacak, oradaki bir çocuğu da üye yapabiliyor musunuz? Onun da bayramı da 23 Nisan! Siz yollamıştınız cennete.”

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 8 Temmuz 2018 tarihinde meydana gelen tren kazasında 9 yaşındaki oğlu Oğuz Arda Sel’i ve eski eşini kaybeden Mısra Öz, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın (TCDD) Twitter hesabından yapılan ‘YHT Çocuk Kulübü’ duyurusuna tepki gösteriyor. (T24)

***

Üzülemeyen, hiçbir acının yasını tutamayan ülke

zz1

Türkiye kalabalığının vasatı, Yeni Zelanda’daki katliama üzülemez. Üzüntü için, başkasının yası için elzem olan diğerkâmlık duygusundan yoksun. Yoksun olmayan bir azınlık var elbette ancak onlar da dağınık, ne yapacağını bilemez hâlde, efkârlı.

Murat Sevinç / (Diken – 18 Mart 2019)

Avustralya kökenli Brenton Tarrant adlı ırkçı faşist, Yeni Zelanda’nın bir şehrinde ibadet eden Müslümanları, yetişkin, çoluk çocuk, katletti. Yazdığı uzun mektup, gezip dolaştığı yerler, silahının üzerindeki semboller, katliamı canlı yayınlaması ve ne yazık ki o görüntülerin iştahla dolaşıma sokulması…

Dünya konuşur, tartışır bu katliamı, çokça yazılıp çizilir. Türkiye’de tartışma sözcüğünü hak eden bir tartışma yapılabilir mi? Yanıtını siz verin! Kişisel olarak, Ümit Kıvanç ve Aydın Selcen’in yazılarını okuyunca, katliama dair söyleyecek daha anlamlı bir sözümün olmadığını düşündüm. Yazıları size de tavsiye ederim.

Belki yalnızca şu kadarını dile getirmeyi deneyebilirim. Aylar önce, komşudaki depremde Kürtler öldüğü için ‘sevinen’ itler olduğunu okuduğumda yazdığım ‘sinirli’ yazıdan bir iki satır:

“Irkçılık bir toplumun başına gelecek en feci şeydir. Soru sorulmasını engeller. Vereceği yanıt yoktur. Soru ile karşılaştığında becerebildiği; daha fazla kötülük, daha fazla alçaklık, daha fazla körlük, daha fazla küfür ve daha fazla şiddettir. Irkçılık zavallılıktır. Irkçılar dünyanın çevrelerinde döndüğünü zanneden zavallı cahillerdir. Korkaktırlar. Saldırganlıkları korkaklıktan, söyleyecek anlamlı tek bir sözcükleri olmamasındandır. Irkçılık suçtur. Üzeri örtülecek bir ideoloji değildir. Irkçılıkla mücadele edilmelidir. Zihinde, dilde, okulda, yolda, evde… Her yerde. Irkçılık alçaklıktır. Alçaklık gurur duyulacak bir vasıf değildir.”

Ne olduğunda üzülür insan?

Üzülmesine neden olan ‘olay,’ ‘söz,’ ‘davranış’ vs. her ne ise, onunla kurduğu bağ nedeniyle, o bağdan umduğu sonuç gerçekleşmediğinde, beklentisi karşılanmadığında. Herhalde bu yüzden, örneğin, sevdiklerimiz üzebilir bizi ancak. Sevmediğimizin yaptıklarına tepki duyarız, mücadele ederiz, karşı çıkarız ama pek üzülmeyiz. Üzüntü kalbin kırılmasıdır ve kalp, oraya kabul ettiğinizce kırabilir. Dert ettiğinizce. Umursadığınızca. Sevdiğinizce. Endişelendiğinizce. Özlediğinizce. Şu ya da bu şekilde ve ölçüde, insani bağ kurabildiğinizce.

Ülkesi için de bu yüzden üzülür insan. Toprak için. O toprağın bir yerlerinde biriktirdiği anıları olduğundan. Yoldaşı için üzülür. Özel yaşamında ya da politik mücadelede yanında durmayı tercih ettiği yoldaşı. Hiç tanımadıkları için üzülür bazen. Tanımasa da, aynı telden çaldığını bildiğinden. Tanımadığı da insan olduğundan. Eğer tanımadığı insan, alçaklıkla, adaletsizlikle karşı karşıya ise üzüntü duyar. Dünyanın bir ucunda ya da kapı komşusunda olan için. Üzülür, zira bir ilişki kurmuştur. İnsan, hiç tanışmadığıyla da kurabilir o muhabbeti.

Bazen de üzülmez, üzülemez insanlar, toplumlar, ülkeler. Hisleri körelir, acı duygusu işlevini yitirir. Endişe, korku, peşi sıra görmezden gelme ve kısa süre içinde ona eşlik edecek olan yadırgamama, her şeyi bekler/umar hâle gelme. Herhalde en fena aşama bu.

Üzülemeyen, acıların yasını tutmayan, tutmak isteyene engel olan bir ülkeye giden yolu kim, kimler döşedi? Tarihimizdeki irili ufaklı taşlar saymakla biter mi!

Bu kez bırakalım on yılları, yalnızca son birkaç yıla bakınca: Hrant Dink’in katledilmesi mi? Berkin Elvan’ın annesinin yuhalanması mı yoksa Gar’da bombayla parçalanan insanların cenazelerinin bir stadyumda ıslıklanması mı? Suruç’ta katledilen gencecik insanlara sosyal medyada sövülmesi mi? Güvenpark’ta paramparça edilen insanların henüz cenazeleri kaldırılmamışken, birilerinin diğerlerine “Senin örgütün yapmıştır” demesi mi? Yüzlerce madencinin can verdiği yerde, bir diğerine tekme atılması mı? Herifin birinin ‘vatan hainleri mezarlığı’ önermesi mi? Yoksa, Aysel Tuğluk’un güzel annesinin cenazesinin, faşist güruhun saldırganlığı sonucunda topraktan çıkarılması mı? Topraktan.

Gar’da, parçalanmış cenazeler ortadayken, yaralıların ve koşuşturan yakınlarının üzerine su ve gaz sıkıldı bu diyarda. O Gar’ın önündeki bir metreye sıkıştırılmış insan fotoğraflarına saldırdı birileri. Ve Türkiye ahalisi, şöyle bir göz ucuyla baktı yüzlerce, binlerce insanın acısına.

Şimdi; aman efendim o onu söylemiş, bu bunu söylemiş, ‘Hristiyan terörü’ demişler oysa diğerlerine ‘İslami terör’dememişler, mitingde görüntü seyrettirmişler, bilmem kim şöyle bir twit atmış, yerel seçim propagandasına malzeme yapılmış, birileri Ayasofya’yı gündeme getirmiş ama Reis karşı çıkınca karaktersizlerin hepsi suspus olmuş, vesaire vesaire… Hiçbiri yadırgatıcı gelmiyor artık. Doğaldır. Yakışanı da budur. Geçelim…

Üzülemez artık yeni Türkiye. Kızıl Elma’yı düşünüyor, Turan ülküsünü düşünüyor, Cihat/Fetih düşünüyor ‘büyük beyinleri’ ve hık deyicileri.

Buna mukabil onlarla sınırlı değil dehşet verici ‘hissizlik.’ Ölü bedenleri telefonuna kaydediyor bir otel çalışanı, satıp para kazanmak için. Diğeri şöhret cenazesinde göz yaşı dökenle selfi çekmeye çabalıyor. Beriki, işsiz bırakılana ‘ağaç kemirsin’ deyiveriyor. Kırk yıllık arkadaşının telefonunu siliyor telefonundan, başı derde girmesin diye dindar olanı. Yan odasındakini ihbar ediyor memur. Hocasını ihbar ediyor öğrenci. Gazetecileri ihbar ediyor gazeteciler.

Türkiye kalabalığının vasatı, Yeni Zelanda’daki katliama üzülemez. Üzüntü için, başkasının yası için elzem olan diğerkâmlık duygusundan yoksun. Yoksun olmayan bir azınlık var elbette ancak onlar da dağınık, ne yapacağını bilemez hâlde, efkârlı.

İçten bir üzüntü, yas için zamanı, niyeti ve samimiyeti yok Türkiye’nin.

Ezcümle, Başbakan’ı türban takıp acılı aile fertlerini ziyaret ederek onlara sarılan Yeni Zelanda’nın ‘toprağı’ dile gelseydi eğer; binlerce kilometre uzaktaki Türkiye’ye şöyle bir bakar ve “Ne olur benimle ilgili herhangi bir yorum yapma, hiç gerek yok. İzin ver de, kucak açtığım Müslüman yurttaşımın yasımı tutayım,” derdi…

Yazı önerisi: Aynı ülkede yaşadığım için mutluluk duyduğum yazarlardan Hakan Aksay’ın, insanı hem perişan hem mutlu eden nefis satırlarını buraya bırakıyorum.

Yazının Diken’de yayımlanan orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Pazartesi  Ali Bilge’yle Ekonomi Politik

EkonomiPolitik20190325

***

Açık Gazete’de Ali Bilge ile söyleşi: Dolar kuru ve cezaevlerindeki intihar vakaları

zz10

Açık Gazete’nin Ekonomi Politik köşesinde Ali Bilge’yle konumuz dolar kurundaki yükseliş ile cezaevlerinde yaşanan açlık grevi ve intiharlar.

09:50 – 10:00 İzel Rozental ile Haftanın Karikatürleri (Açık Gazete’de yeni köşe)

Sevgili dostumuz çizer İzel Rozental dünyadan ve Türkiye’den seçtiği haftanın karikatürlerini radyoda anlatıyor.

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü / Oldies

10:30 Kamusla Güreş (Yeni program) / Hazırlayanlar: Didem Gürzap ve Kerem Doğan

Kamusla_gures-25-03-2019_rec.07-03-2019

Kelimelerin, hayata dokunan anlamları, güncel ve geçmişe dayalı anlam ve çağrışımlarıyla tekrar ele alınacağı bir program

zz8

Kamusla Güreş kayıt arşivi

Kamusla Güreş Twitter

***

Kamusla Güreş, Kerem Doğan, Didem Gürzap, Bakkal, Manav, Kasap, Açık Radyo, 94.9

11:00 – 12:00 Bisiklet Zinciri (Yeni program) / Hazırlayan: Muzaffer Çorlu

Müzik programcımız Muzaffer Çorlu yıllar sonra heyecanlı bir dönüş yapıyor. Programda müzik, filim ve bilim üst şemsiyesi altında besteciler, bilim insanları ve dahi siyasetçiler nöro-bilimdeki yeni gelişmelerle birlikte ele alınıyor.

Bisiklet Zinciri kayıt arşivi

12:00 – 13:00 Caz Club / İçinden Caz Geçenler / Dağhan İş

12:55 – 13:05 Yerdeniz Büyücüsü – Atuan Mezarları / Yazan: Ursula Le Guin / Çeviren: Çiğdem Erkal / Metis Yayınları / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak’ta aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü bu yayın döneminde başlıyor. Ne zaman biter, orası meçhul. 

13:00 – 14:00  Babil’den Sonra / Rüzgâra Bırakılmış Sesler / Hazırlayan: Ercüment Gürçay

zz7

facebook.com/ercumentgr

***

zz17

AÇIK RADYO (94.9) BABİL’DEN SONRA: THE MILLION DOLLAR QUARTET

Bugün 13.00’de BABİL’DEN SONRA programında 4 Aralık 1956’da Birleşik Devletle’de, Memphis- Tenesse‘de, Sun Records stüdyolarında yapılmış doğaçlama bir kayıttan seçtiğim şarkıları dinleteceğim.

O yıllarda “Blue Suede Shoes- Mavi Süet Ayakkabı” şarkısıyla şöhreti yakalayan Jery Lee Louis bir başka kayıt için stüdyoda bulunuyormuş. Kendi grubuyla kayıt hazırlıkları yaparken o sırada Elvis Presley kız arkadaşı ile stüdyoya gelirler. Elvis Presley, Jery Lee Louis’i bir süre dinler ve sonra o da stüdyoya girer. Ardından Johny Cash kapıda belirir. Carl Perkins’de gruba bir süre sonra dâhil olur ve birlikte jam session yapmaya başlarlar. Sun Records’un sahibinin aklına bu doğaçlama seansı kaydetmek gelir.

Piyano ve vokalde Jery Lee Lewis ve Elvis Presley, gitarda Carl Perkins ve Johny Cash yer alır. Diğer çalgıları Lewis’in müzisyenleri çalar ve kayıt bir öğleden sonra başlayıp, gecenin geç vakitlerine kadar devam eder. Country baladlarından, rock’n rol’a, gospellere kadar farklı tarzlarda 40’dan fazla doğaçlama şarkı, 3 makara banda kaydedilir.

Sun Records’un sahibinin aklına bu doğaçlama seansının bir gazete haberi olabileceği fikri gelir ve hemen Memphis Press’in magazin yazarı bir arkadaşını arar.

Bu kayıt seansının haberi ertesi gün Memphis Press’te “The Million Dollar Quartet” başlığıyla yayımlanır. Böylece grubun adı da belirlenmiş olur. Müzik tarihçileri açısından bu kayıt rock’n roll tarihinde çok önemli bir yer tutmaktadır. Bu kayıt yıllar sonra ilk kez 1981’de 17 şarkıyı içeren bir albüm olarak yayımlanır. 1991’de daha çok şarkının yer aldığı bir külliyat yayımlanır. En son 2006 yılında “50. Yıl Albümü” olarak bir kez daha yayımlanır. Ben bugün 1956 tarihli ilk kayıttan 19 şarkı seçtim.

14:00 – 14:30 Hamişden Sesler / Şenay Özden ve Özhan Önder / Suriye ve Suriyeliler hakkında sürgünden sesler

HamisdenSesler20190325

Hamişden Sesler kayıt arşivi

14:30 – 15:30 Opus 94 9 / Berna Uzunoğlu

Daha önceki dönemlerde her bölümünü dâhi bir besteciye ayrılan programda, 39. yayın döneminden itibaren her bölümünü bir müzik enstrümanına ayrılıyor.

15:30 – 16:30 Yolgeçen / Rahmi Öğdül ve Evrim Altuğ / Hayatî ve kitabî patikaların kesiştiği yol ağızlarında ayaküstü konuşmalar

16:30 Hariçten Sanat (Yeni Program) / Gezegenden Kültür-Sanat Haberleri / Hazırlayan: Çelenk Bafra

HarictenSanat20190325

acikradyo.com.tr/program/144512/kayit-arsivi/hariçten-sanat

Programda özellikle Türkiye’yi ilgilendiren ve/ya Türkiye’den katılımcılara yer veren uluslararası sanat gündeminden bir kesit sunulacak. Müzeler, bienaller ve sergilere özellikle odaklanarak geniş bir perspektifle sanat, mimarlık, tasarım ve müzecilik alanlarındaki yeni gelişmeleri, haberleri ve güncel tartışmaları incelenecek.

Hariçten Sanat kayıt arşivi

***

Art Dubai sanat fuarı ve Jameel Arts Centre izlenimlerimi Pazartesi 16:30’da @acikradyo #hariçtensanat programında dinleyebilirsiniz📻 #dubai #arts#fair #radio #review #acikradyo #uae #image 1. #crude #exhibition#artjameel 2. #artdubai #commission

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Berna Kaytaz, Başak Yavuz, Jak Kohen, Levent Öget ve Harun İzer

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Açık Dergi Pazartesi Murat ‘Mrt’ Şeçkin ile Kadıköy Postası

Kadıköy’deki kültür-sanat takviminin tutulduğu programda Tayfun Polat’ın Kadıköy’den göçüyle oyuncu değişikliğine gidildi. Yine bir Kadıköylü Murat ‘Mrt’ Seçkin aramıza katıldı.

Açık Dergi Pazartesi Halk Takvimi (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Kansu Şarman

HalkTakvimi20190325

 Açık Dergi Pazartesi  Haftanın Albümü

20:00 – 21:00 Yerli / Tayfun Polat / Ana akımın dışında kalanlar

yerlisetler.wordpress.com/

mixcloud.com/tayfun-polat/ 

facebook.com/tayfun.polat

***

zz9

Bu hafta “yerli”de ilginç işler olacak. Programın ilk yarısı Künt‘ün var olmayan albümüne ayrıldı. Artık bu albüm çıksın diye elimdeki 6 kaydı yayınlayacağım. Ve dinleyicilerin @kuntmuzik sosyal medya hesaplarına beğenilerini yağdırmasını bekleyeceğim. Programın ikinci yarısında Martin Alaçam’ın Metomorphosis grubundan iki kayıt ve kapanışta da Esra Arslan‘ın PİK EP’sini dieyeceğiz.
“yerli” pazartesi akşamları saat 20:00’da Açık Radyo 94.9 ve acikradyo.com.tr üzerinden yayında.
Ha, fotoğraftaki çiçekler bahçeden, ismi çanta çiçeği..
#yerlisetler #kunt #künt #metamorphosis #luff #esraarslan #acikradyo

21:00 – 22:00 Vertigo / Hilmi Tezgör ve Osman Öztürk / Savrulan şarkılar

vertigo500.blogspot.com/

***

Her hafta bir (çeviri) şiir: ‘Aşk Yıldızları’

zz7

Her Pazartesi 21:00 – 22:00 arasında yayınlanan ‘Vertigo’ programcılarından Hilmi Tezgör’un çevirisiyle Else Lasker-Schüler’den ‘Aşk Yıldızları’.

Her Hafta Bir (Çeviri) Şiir:

ELSE LASKER-SCHÜLER

 

Aşk Yıldızları

Gözlerin bekleyişte hayatımın önünde

Gündüzü özleyen geceler gibi

Ve boğucu düş, dağılmadan

abanmış onların üzerine.

 

Tuhaf yıldızlar dünyaya bakıyor

Demir renkli, hasret kuyruklu,

alev alev kollarla sevgiyi arayan

ve havaların serinliğine uzanan.

 

Türkçesi: Hilmi Tezgör

22:00 – 23:00 Ahtapotun Bahçesi / Cem Sorguç / Alter-latif müzik

ahtapotunbahcesi.blogspot.com/

23:00 – 24:00 Ay Palas / Tolga Yağlı / Bağımsız müzik

aypalas20190325

aypalas.blogspot.com/

***

SCOTT WALKER
[09.01.1943 – 22.03.2019]

01. Scott Walker – My Death / Scott
02. Scott Walker – The Bridge / Scott 2
03. Scott Walker – It’s Raining Today / Scott 3
04. Scott Walker – Boy Child / Scott 4
05. The Walker Brothers – The Electrician / Nite Flights
06. Scott Walker – The Cockfighter – Tilt
07. Scott Walker – Phrasing / Bish Bosch
08. Scott Walker – Darkness / Plague Songs
09. Scott Walker – Jesse / The Drift

24:00 – 01:00 Asfalya / Gülşah Görücü / Pyschodelic, eklektik, blues rock