49. Yayın Dönemi başladı

zz11

Açık Radyo’nun 3 Kasım 2019’a kadar devam edecek 49’uncu yayın dönemi başladı.

Yeni yayın döneminde 210 programcı tarafından hazırlanan 147 program var. 46. Yayın Dönem’inde 14 yeni program başlıyor.  Bu yeni yayın döneminde aramıza 10 yeni programcı katılırken, geçmiş yayın dönemlerinden tanıdığınız 10 programcı yeniden Açık Radyo’da.

Sonuç olarak 49. Yayın Dönemi itibariyle Açık Radyo’da en başından beri 1248 programcı 1133 farklı program yapmış olacak.

***

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program    blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/5/10

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil,  Selahattin Çolak

acik-gaste_13.05.2019

Açık Gazete kayıt arşivi

***

Çorlu’daki tren kazasında oğlunu kaybeden Mısra Sel: Başka canlar yanmasın

zz36

Çorlu’daki tren kazasında oğlu Oğuz Arda Sel’i kaybeden Mısra Sel, tüm dünyasını kurduğu oğlunun kaybına nasıl dayandığını ve verdiği hukuk mücadelesini anlattı.

Deutsche Welle’den Burcu Karakaş’ın söyleşisi…

Türkiye sizi Oğuz Arda Sel’in annesi olarak tanıyor. Sosyal medyada bu kadar aktif olmaya nasıl karar verdiniz?

Mısra Sel: Sesimi duyurmak, evet, bilinmesini istemek, evet ama aynı zamanda isyanımın dışarıya vurmasıydı. Çünkü olay yerine gittiğimde gördüklerim dehşet verici şeylerdi. Ve daha sonrasında olanlar da artık isyan boyutuna taşıdı. O yüzden de bu bir isyan çığlığıydı aslında sosyal medyada sesimi duyurmaya başladığım sürecin başlangıcı.”

Sosyal medyayı aktif olarak kullanmaya başladıktan sonra bazı yetkililer tarafından engellendiniz. Bu süreç size kendinizi nasıl hissettirdi?

Mısra Sel: Devlet Demiryolları Genel Müdürü İsa Apaydın ve Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan tarafından engellendim. Sinirlendim, üzüldüm, hayal kırıklığı yaşadım ama gerçekleri de görmüş oldum.

Kazanın üzerinden neredeyse bir sene geçti. Bugüne kadar sizi hükümet kanadından başsağlığı dilemek için arayan oldu mu?

Mısra Sel: CHP’den Kemal Kılıçdaroğlu, Canan Kaftancıoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı idi o zaman, Ekrem İmamoğlu eve taziye için gelmişlerdi. Sosyal hizmetler geldiler ama onun haricinde devlet erkanından ya da Devlet Demiryolları üst yönetiminden beni hiç kimse ziyaret etmedi. Bu olayda başlı başına kendinizi her durumda yalnız hissediyorsunuz. Çocuğunuzu kaybettiniz, herkes yanınızda olsa da yalnız hissediyorsunuz. Ama birilerinin sizin yanınızda olduğunu göstermesi adalet denilen kavramın vicdanlı bir şekilde bu ülkede var olduğunu gösterirdi. Ne yazık ki biz bunları göremedik, göremeyince de haliyle yalnızlık ve çaresizlik hissettik. Bütün aileler adına konuşuyorum.

Hazırlanan bir iddianame, açılan bir dava var. Hukuk mücadelesi sizin açınızdan nasıl gidiyor?

Mısra Sel: Savcının o kadar ortada olan bilirkişi raporuna rağmen birçok kusuru görmeyip Devlet Demiryolları yönetimi, siyasiler ve bürokratlar hakkında kovuşturmaya yer olmadığını söylemesi, bu olayı hakkında sadece dört kişiyi sorumlu tutması bizi çok büyük hayal kırıklığına uğrattı. İddianameye baktığınızda inanılmaz eksiklikler var. Bu durum hukukun ve adaletin olmadığını gösteriyor bizlere. Duruşmanın ilk günü, 3 Temmuz. Katliamın yıl dönümünden beş gün önce ilk duruşma yapılacak. Bir kere bu zincirleme gelen bir ihmal cinayetidir. En üst yönetimden başlanarak ki bu ülkede siyasilerin ve bürokratların yargılandığı hiç görülmemiştir ama, görev silsilesinde ulaştırma bakanından başlayıp Devlet Demiryolları Genel Müdürü İsa Apaydın dahil alt kademeye kadar yargılanmalıdır.

Sizi toplumsal olaylarda çocuklarını kaybedenlerin annelerin yanında görüyoruz. Sizin için de bir politikleşme süreci olduğunu söyleyebilir miyiz? Aynı zamanda oğlunuzun adına açtığınız dernekte de faaliyetler sürüyor, diye biliyoruz.

Mısra Sel: Toplumsal cinayetlerin başkaları adına yaşanan felaketler olmaması için mücadelemiz. Yoksa bizim çocuklarımız geri gelmeyecek. Ne Oğuz Arda gelecek ne Berkin gelecek ne Bora gelecek ne de Şule Çet gelecek. Bu acıyla yaşamayı öğrenip başka canlar yanmasın diye uğraşıyoruz. Oğuz Arda Sel Çocuk Derneği biraz daha olaydan farklı. Oğlumun hayatımda inanılmaz bir yeri vardı. Bütün dünyamı onun üstüne kurmuştum. O gidince her şeyimi kaybettim, çok büyük bir boşluk oldu benim için. Benim ona tekrar hizmet etmem gerekiyordu. Onun adının altında ancak bu şekilde hizmet edebilirdim. Biz dedik ki Oğuz Arda’nın elinin değdiği çocuklar da böyle olsun. Bir çocuk okula giderken üşümesin. Üşüyüp de dersi kaçırmasın, hasta olmasın. O yüzden mont ve bot ihtiyaçlarını karşıladık. Her dönem biter, o yüzden adalet bir şekilde işleyecek tekrar. Ben buna inanıyorum. Bütün sorumlular yargılanacak çünkü bu kadar çocuklara zarar veren, tecavüz eden, araçlarıyla çarpıp öldüren bunca kişi bu ülkede yargılanmadan gözlerini yummamalıdır bu hayata.

Anneler Günü vesilesiyle sizin gibi çocuklarını kaybetmiş ve hukuk mücadelesi veren annelere iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

Mısra Sel: Biz bu acıyı yaşamış anneler olarak hep kol kola olacağız. Hep birbirimize destek olacağız. Adalete olan inancımızı yitirmeyeceğiz. Ne zaman ki adalet yerine gelecek bizim o zaman bir nebze vicdanımız rahatlayacak. Başka çocuklar için kendi çocuklarımızın adının imzasının altında iyi şeyler yapmış olacağız. O yüzden adalete inanmaya ve birlikte olmaya devam edelim.

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Pazartesi  Ali Bilge’yle Ekonomi Politik

Ekonomi Politik kayıt arşivi

Açık Gazete’de Ali Bilge ile ‘Ekonomi Politik’: ‘Türkiye ittifakı’ önerisi

zz32

Açık Gazete’nin Ekonomi Politik köşesinde Ali Bilge’yle konumuz seçim ve demokrasi.

09:50 – 10:00 İzel Rozental ile Haftanın Karikatürleri (Açık Gazete’de yeni köşe)

HaftaninKarikaturleri20190513

Sevgili dostumuz çizer İzel Rozental dünyadan ve Türkiye’den seçtiği haftanın karikatürlerini radyoda anlatıyor.

***

Haftanın Karikatürleri: 13 Mayıs 2019

zz30

Bu haftaki programda ele aldığımız karikatürler burada…

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü Oldies

10:30 – 11:00 Kamusla Güreş (Yeni program) / Hazırlayanlar: Didem Gürzap ve Kerem Doğan

Kamusla_gures-13-05-2019_rec.06-05-2019

Kelimelerin, hayata dokunan anlamları, güncel ve geçmişe dayalı anlam ve çağrışımlarıyla tekrar ele alınacağı bir program.

zz8

Kamusla Güreş kayıt arşivi

Kamusla Güreş Twitter

***

Kamusla Güreş, Beden, Vücut, Gövde, Didem Gürzap, Kerem Doğan, Açık Radyo, 94.9

11:00 – 12:00 Bisiklet Zinciri (Yeni program) / Hazırlayan: Muzaffer Çorlu

13Mayis

Müzik programcımız Muzaffer Çorlu yıllar sonra heyecanlı bir dönüş yapıyor. Programda müzik, film ve bilim üst şemsiyesi altında besteciler, bilim insanları ve dahi siyasetçiler nöro-bilimdeki yeni gelişmelerle birlikte ele alınıyor.

Bisiklet Zinciri kayıt arşivi

12:00 – 13:00 Jazz Club (Yeni program) / Hazırlayan: Dağhan İş

Önceki dönemlerde dansın peşinde koşturan Dağhan İş bu yayın döneminde “İçinden caz geçenler”in peşine düşüyor.

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 Babil’den Sonra / Hazırlayan: Ercüment Gürçay

Dünyanın her yanından rüzgâra bırakılmış sesler bu yayın döneminde Pazartesi günleri saat 13.00’te.

zz6

facebook.com/ercumentgr

***

zz28

AÇIK RADYO (94.9) BABİL’DEN SONRA: MARKOS VAMVAKARİS 114 YAŞINDA…

Rebetiko müziğinin babası Syroslu büyük usta Markos Vamvakaris 10 Mayıs 1905’te Syros’ta dünyaya geldi. 1972’de Atina’da hayata veda etti. Geride 60 civarında Rebetiko bestesi bırakan Vamvakaris için Theodorakis ” O bir çınardı, bizler de dallarıyız” diyordu…

Bugün 13.00’te Açık Radyo (94.9) Babil’den Sonra’da Markos Vamvakaris’in sesinden şarkılarla başlayacağım. Ardından Dalaras’ın konser kayıtlarından seçtiğim Vamvakaris şarkılarıyla programa devam edeceğim.

14:00 – 14:30 Hamişden Sesler / Şenay Özden ve Özhan Önder / Suriye ve Suriyeliler hakkında sürgünden sesler

HamisdenSesler20190513

Hamişten Sesler kayıt arşivi

14:30 – 15:30 Opus 94 9 / Berna Uzunoğlu

Daha önceki dönemlerde her bölümünü dâhi bir besteciye ayrılan programda, 39. yayın döneminden itibaren her bölümünü bir müzik enstrümanına ayrılıyor.

15:30 – 16:30 Yolgeçen / Rahmi Öğdül ve Evrim Altuğ / Hayatî ve kitabî patikaların kesiştiği yol ağızlarında ayaküstü konuşmalar

***

zz29

Ahmet Balad Coşkun

13 Mayıs 15:30! @acikradyo ‘Yol Geçen’ programında kitabım ‘Gülüşün Çürümüş Menteşesi’ üzerine konuşacağız.@NotaBeneY

16:30 – 17:00 Hariçten Sanat (Yeni Program) / Gezegenden Kültür-Sanat Haberleri  / Hazırlayan: Çelenk Bafra

HarictenSanat20190513

acikradyo.com.tr/program/144512/kayit-arsivi/hariçten-sanat

Programda özellikle Türkiye’yi ilgilendiren ve/ya Türkiye’den katılımcılara yer veren uluslararası sanat gündeminden bir kesit sunulacak. Müzeler, bienaller ve sergilere özellikle odaklanarak geniş bir perspektifle sanat, mimarlık, tasarım ve müzecilik alanlarındaki yeni gelişmeleri, haberleri ve güncel tartışmaları incelenecek.

Hariçten Sanat kayıt arşivi

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Duygu Arın, Yinon Muallem, Levent Öget ve Harun İzer

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

GezegenG20190513Pazartesi

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

***

Gezegenin Geleceği: 13 Mayıs 2019

zz29

Trabzon’un Akçaabat ilçesinde, azalan yağışlar ve hidroelektrik santralinin su tutması nedeniyle suyun çekildiği tabiat parkı Sera Gölü, bataklığa dönüştü

Merhaba, bir güçbirliği haberiyle başlayalım. 27 doğa koruma kuruluşu, nesli küresel ölçekte tehlike altında olan kuşların avlanmasını engellemek için bir araya geldi ve yaşasın kuşlar diyor. Kurumlar, 16 Mayıs’ta toplanacak Merkez Av Komisyonu’nda, nesli tehlike altında olan üveyik ve elmabaş patkanın avını yasaklanmasını istiyorlar. Konuyla alakalı olarak change.org/yasasinkuslar adresinde imza kampanyası devam ediyor. 27 doğa koruma kuruluşu herkesi change.org/yasasinkuslar adresinde imza vermeye çağırıyor.

Bilim insanları, Mariana Çukuru’nun dibinde petrol yiyen nadir bir bakteri türü keşfetti. Bölgenin dünya okyanuslarının en derin noktası olduğu biliniyor. Petrol sızıntılarıyla mücadele konusunda faydalı olabilecek benzer bakteri türleri daha önce de bulunmuştu. Ancak bu yeni keşif, söz konusu türdeki çok sayıda bakterinin bölgede kümelendiğini gösteriyor. Bu denli büyük bir kümeye dünyanın hiçbir yerinde rastlanmamıştı. Pasifik Okyanusu’nun batısında bulunan çukur, 2 bin 550 km uzunluğunda.Derinliğiyse neredeyse 11 bin metreye ulaşıyor. Karşılaştırma yapmak gerekirse Everest Dağı, 8 bin 848 metre yüksekliğinde. Araştırma gezilerinden birini, ünlü film yönetmeni ve sualtı araştırmacısı James Cameron düzenledi. Yönetmen, çukurdan örnekler toplayabilmek için özel bir sualtı aracı geliştirdi. Çalışmayı yürüten Çin’deki Ocean Üniversitesi’nden Profesör Xiao-Hua Zhang, Mars bilgimizin okyanusun bu kısmına dair bildiklerimizden fazla olduğunu söyledi. Bakterinin temelde petroldekine benzer bileşiklerden beslendiğini ifade eden Dr. Jonathan Todd, 2010’da Meksika Körfezi’nde gerçekleşen, Deepwater Horizon sondaj platformundaki petrol sızıntısını hatırlatarak, bu mikroorganizmaların sızıntıları azaltmada etkili olduğunu belirtti. Araştırma ekibi bakteriyi “besleyen” hidrokarbonun kaynağını bulabilmek için zemindeki deniz suyunu ve çukurun dibindeki çökeltiden alınan örnekleri inceledi. 2017 yılında da, Meksika Körfezi’ndeki sızıntıyla yayılan petrolün önemli bir kısmını “yediği” belirtilen, benzer bir bakteri türü keşfedilmişti. Kurtarma ekipleri, petrolü dağıtmak ve bakterilerin bulunduğu derinliğe ittirmek için milyonlarca varil kimyasalı okyanusa dökmüştü. Ancak Microbiome adlı bilimsel yayında yer verilen çalışmaya göre, söz konusu bakterilerin petrol sızıntılarıyla oluşan kirliliğin temizlenmesinde nasıl bir rol oynadığı henüz net değil.

ABD’nin California eyaletinde, arazilerinde bulunan 180 yaşındaki tarihi meşe ağacını söken çifte 586 bin dolar ceza verildi. ABD medyasında çıkan haberlere göre, San Francisco’nun kuzeyinde Santa Rosa’da yaşayan Peter ve Toni Thompson çifti, bir kısmı yasayla koruma altında bulunan 137 dönüm arazilerine yeni bir ev yaptırdı. Çift, arazide bulunan 180 yıllık meşe ağacını yerinden söktürüp yeni yaptıkları evin yakınına dikmek için müteahhitle anlaştı. İş makineleri ile sökülüp yeni yerine dikilen asırlık ağaç, burada kuruyunca bölge çevre koruma yetkilileri olay yerinde inceleme yaptı ve meşe ağacı ile çevredeki diğer ağaç ve yeşilliklere verdikleri zarardan dolayı çifte dava açtı. Sonoma County Yüksek Mahkemesi, Thompson çiftini izin almaya gerek duymadan çevre koruma yasasına karşı “mağrur bir şekilde saygısızca davranıp kasıtlı ve bilerek” ihlalde bulundukları gerekçesiyle 586 bin dolar cezaya mahkum etti. Thompson çiftinin, mahkeme kararından sonra söz konusu araziyi 8 milyon 450 bin dolara satışa çıkardığı kaydedildi.

Trabzon’un Akçaabat ilçesinde, azalan yağışlar ve hidroelektrik santralinin su tutması nedeniyle suyun çekildiği tabiat parkı Sera Gölü, bataklığa dönüştü. Dere yatağına atılan çöplerin biriktiği gölde oluşan kirlilik, tepki çekti. Akçaabat ilçesinde,1950 yılında meydana gelen heyelanın ardından oluştu. Sera Gölü doğal güzelliğiyle öne çıktı. Şimdi yüzeyinin büyük bir bölümü balçıkla kaplanan ve dere yatağına atılan çöplerin biriktiği gölde kirlilik oluştu. Doğal güzelliğiyle öne çıkan gölü görmek için gelen yerli ve yabancı turistler, manzarayı görünce şaşkınlık yaşadı.

2013 yılında yürürlüğe giren ‘’Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Yönetmeliği’’ düzenlemesinde kapsamlı değişiklikler yapıldı. Resmi Gazete’nin 12 Mayıs sayısında yayınlanan düzenlemede güneş enerjisi sektörünün uzun zamandır gündeminde olan mahsuplaşma uygulaması da yer aldı. Uygulama düzenlemenin ”Aylık mahsuplaşma uygulanması” başlıklı 26’ıncı maddesi ile elektrik mevzuatına girmiş oldu. İlgili maddeye göre şebeke işletmecileri düzenleme hükümleri kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretimi yapan tesislerden şebekeye verilen elektrik miktarını sayaçlar vasıtası ile saatlik bazda tespit edecekler. İşletmeci elde ettiği bu verileri abone grubu ve kaynak bazında bir araya getirerek, fatura dönemi bazında ilgili elektrik aboneleri tarafından şebekeye verilen ve şebekeden çekilen elektrik enerjisi miktarını her ayın altıncı gününe kadar görevli tedarik şirketine bildirecek. Görevli tedarik şirketi on yıl süre ile satın almakla yükümlü olduğu bu ihtiyaç fazlası elektrik enerjisi için kaynak bazında toplayarak yapılacak ödemeyi belirleyecek ve ilgili fatura dönemi için piyasa işletmecisine bildireceği lisanssız üreticilere ödenecek toplam bedele  ekleyecek. Şirketler piyasa işletmecisi tarafından kendilerine yapılan ödemeden, gerçekleştirdikleri ihtiyaç fazlası elektrik üretimi için hesaplanan tutarı üreticilere kendilerine ödeme yapılan ayı takip eden ayın beşinci gününe kadar ödeyecekler. Üreticiler tarafından sistemden çekilen elektrik miktarının verilenden yüksek olması halinde ise bu rakamı aynı şekilde kendisine ödeme yapılan ayı izleyen ayın beşinci gününe kadar tedarikçilere ödeyecek.

Hatırlatalım. Üveyik ve elmabaş patkanın nesli tehlikede. Doğa koruma kuruluşları avı yasaklansın diyor. Üveyik ve elmabaş patka öldürülmesin diyenleri adresinde imza vermeye çağırıyor. Esen kalın.

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Açık Dergi Pazartesi Murat ‘Mrt’ Şeçkin ile Kadıköy Postası

Kadıköy’deki kültür-sanat takviminin tutulduğu programda Tayfun Polat’ın Kadıköy’den göçüyle oyuncu değişikliğine gidildi. Yine bir Kadıköylü Murat ‘Mrt’ Seçkin aramıza katıldı.

Açık Dergi Pazartesi Ebedi Yokoluş / Forever Extinct / Virginia Patrone ve Çiğdem Fidan

EbediYokolus20190513

Ebedi Yokoluş programında, insanlar yüzünden nesli tükenmiş ya da tehlike altında olan ve hiçbir şey değişmeden böyle giderse; kısa zamanda ebediyen yok olacak olan türler hakkında konuşuyoruz. Her hafta yokolan bir türün tarihine ve sesine kulak veriyoruz.

***

Ebedi Yokoluş/Forever Extinct Bölüm 2: IPBES Raporu & PUFFIN Kuşu

Ebedi Yokoluş / Forever Extinct podcast servisi: iTunes / RSS

Virginia Patrone: Ebedi Yok Oluş 2. programına hoş geldiniz.

Çiğdem Fidan: Geçen programımızda, Hawaii adalarına endemik ve nesli şu anda tükenmiş olan zarif Kauai’ı Ö’ö kuşu ile ilgili konuşmuştuk.

V: Evet bu kuşlar 5 milyon yıldan beri dünyada yaşıyordu.

Ç: Ve yerli olmayan insanların adaya gidişiyle birlikte bu kuşların ebediyen yok olması yalnızca 150 yılı aldı.

Bu acı bir hikaye, bununla birlikte, Hawai endemik kuş türlerinin asıl hikayesinin küçücük bir parçası:  kaydedilen 71 türün 26sının bugün nesli tükenmiş durumda, geçen hafta konuştuğumuz Kauai’ı Ö’ö buna dahil ve bu 71 türden 41’i ‘nesli tehlike altında bulunanlar’ kategorisine alınmış durumda.

Aslında gerçek ilk bakışta göründüğünden daha karmaşık çünkü bir türün neslinin tükenmesi durumunda, onların varlığı sayesinde yaşayan tüm ekosistemlerin bundan etkilendiğini de dikkate almamız gerekir: bu, söz konusu kuşlar sayesinde yaşayan tüm böceklerin ve organizmaların da “yuvalarını kaybetmiş olabileceği” ve soylarının tehlike altında olabileceği anlamına gelir. Bu bir zincir: önce bir kuşun soyu tükeniyor, ardından bazı böceklerin, organizmaların soyu tükeniyor ve kim bilir bu daha nelere yol açıyor…

Bu da bizi, bugün bahsedeceğimiz konuya getiriyor: bir çoğumuzun farkında olduğu üzere, birkaç gün önce IPBES (Intergovernmental Science-Policy Platform on Biodiversity and Ecosystem Services) Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Konulu Hükümetlerarası Bilim-Politika Platformu, son dört yıldır yapılan araştırmalar sonucunda hazırlanan bir özet rapor yayınladı: çıktılar pek de iç açıcı değil.

Nitekim, IPBES’in yeni raporuna göre, nesli tükenmekte olan türlerin durumu, çoğumuzun hayal edebileceğinden çok daha ciddi ve bugün bir milyon tür nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya.

V: IPBES’in başkanı Robert Watson’ın The Guardian’da yazdığı üzere:

We have all assumed that nature would always be here for us and our children. However, our boundless consumption, shortsighted reliance on fossil fuels and our unsustainable use of nature now seriously threaten our future.

Ç: ‘Hepimiz, doğanın, bizim ve çocuklarımız için daima burada olacağını varsaydık. Gelgelelim, sınırsız tüketimimiz, fosil yakıtlara yönelik yetersiz görüş ve doğayı sürdürülebilir olmayan bir şekilde kullanımımız artık geleceğimizi ciddi biçimde tehdit ediyor.’

V: Ve makalede devam ediyor:

The report, spearheaded by the Intergovernmental Science-Policy Platform on Biodiversity and Ecosystem Services (IPBES), found that nature is being eroded at rates unprecedented in human history.

One million species are currently threatened with extinction and we are undermining the entire natural infrastructure on which our modern world depends.”

Ç: ‘Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Konulu Hükümetlerarası Bilim-Politika Platformu öncülüğünde hazırlanan raporda yer aldığı üzere, doğanın insanlık tarihinde eşi benzeri görülmemiş oranlarda yıprandığı tespit edildi.

Bir milyon türün nesli tükenme tehlikesi altında bulunuyor ve bizler modern dünyamızın dayandığı tüm doğal altyapıyı baltalıyoruz.’

Profesör Watson, makalesinde, kolaylıkla tahayyül edebileceğimiz bir şeyi doğruluyor: kanıtlandığı üzere dünyanın Limit Aşım Günü her yıl geriye doğru çekiliyor: doğanın kaynaklarını, kendisini yenilemesine fırsat vermeden, daha hızlı bir şekilde tüketiyoruz.

Çevreyi ilgilendiren tüm konular birbiriyle ilişkili ve iklim değişikliği, biyolojik çeşitliliğin azalmasının birincil nedeni olsa bile, biyolojik çeşitliliğin azalması da iklim değişikliğine neden oluyor. Peki bu nasıl oluyor? Örneğin, ormanlar tahrip edildiğinde, insan tarafından üretilen başlıca sera gazı olan karbondioksit, atmosfere salınıyor. Bu yüzden, Watson’ın da işaret ettiği gibi, insan kaynaklı iklim değişikliğini ve “izolasyondaki” biyolojik çeşitlilik kaybını ayrı ayrı çözemeyiz, bunlar eşzamanlı olarak ele alınması gereken konular: ya ikisini birden çözersiniz ya da hiçbirini.

V: Şimdi bunları konuştuk. Gelelim bugünkü hayvana.

Ç: Profesör Watson’ın yanı sıra, bugünkü bölümümüzün diğer kahramanı, Bayağı deniz papağanı, İngilizce adıyla Atlantic Puffin, Latince adıyla Fratercula artica.

Bu Kuzey yarımküreden bir kuş, yani bir zamanlar Kauai Öö’nun yaşadığı Batı Pasifik Okyanus’undan Atlantik Okyanusu’na doğru yola çıkıyoruz.

V: Bu Atlantic Puffin, kuzeyli bir kuş,  yüzde 60’ı İzlanda’da yaşıyor.

V: ve onun sesi böyle: https://www.youtube.com/watch?v=wfZMdr4_UCo

Tamam. Kabul ediyoruz ki bu kadar güzel bir kuştan çıkmasını beklediğimiz ses bu değil.

V: Fakat bizce bu Puffin’i daha bile ilginç hale getiriyor.

Bayağı deniz papağanları, penguenlerin renklerinde ancak gagaları oldukça gösterişli ve onlara ‘deniz papağanı’ unvanını kazandıran da bu gösterişli gagaları. Gagalarının renk değiştirmesi de çok ilginç: kış aylarında çoğunlukla griyken, baharda farklı renklere bürünüyor ki bu da muhtemelen çiftleşme için bir dikkat çekme taktiği.

Bu kuşlar aslında İzlanda’da oldukça iyi biliniyor, turistler için neredeyse ülkenin sembolü haline gelmiş durumdalar.

V: Ancak ne yazık ki insanlar onları avlıyor…

Dediğimiz gibi gagalarının renklerini mevsime göre değiştirebiliyorlar ve deniz kuşları oldukları için uzun kış aylarını denizde geçiriyorlar. Karaya yalnızca üremek için geliyor, bahar ve yaz aylarında koloniler kuruyorlar.

Cinsiyet eşitliği anlamında da oldukça modernler: dişinin yumurtlamasının ardından anne-baba kuluçkaya sırasıyla yatıyor.

Tek eşli olan bu hayvanlar ortalama 20-25 yıl gibi oldukça uzun denebilecek bir hayat sürebiliyorlar, hatta bu güne kadar kaydedilen en yaşlı deniz papağanı 38 yaşında ölmüş.

Ayrıca olağanüstü yeteneklere sahipler: bir kere çok iyi birer yüzücüler, 60 metre kadar derine dalabiliyorlar; ağır kuşlar oldukları için hızlı kanat çırpmak zorundalar ve dakikada 400 kez çırptıkları kanatlarıyla saatte 88 km hızla uçabiliyorlar. Balık avlamak için gittikleri açık denizlerden karadaki evlerine nasıl geri döndükleri ise hala soru işareti.

Ne yazık ki, Dünya Kuşları Raporu’na göre, 2018’de bu güzel, görkemli hatta neredeyse fantastik hayvanların nesli tükenme tehlikesi altında.

V: Bu rapora göre:

 V: “40 percent of the world’s 11,000 bird species are in decline, and one in eight bird species is threatened with global extinction. The data are unequivocal. We are undergoing a steady and continuing deterioration in the status of the world’s birds,”

Ç: ‘Dünya üzerindeki 11.000 kuş türünün %40’ının sayısında azalma var, ve her 8 kuştan birinin nesli tükenme tehlikesi altında. Bu veriler apaçık. Dünya kuşlarının durumunda istikrarlı bir gerileme söz konusu.’ (Tris Allinson, BirdLife’s Senior Global Science Yetkilisi ve raporun baş editörü)

V: “The threats driving the avian extinction crisis are many and varied, but invariably of humanity’s making.” And unfortunately this is also what is confirmed in IPBES report.

Ç: ‘Kuşların neslinin tükenme krizine yol açan bir sürü ve değişik tehdit bulunmakta; değişmeyen tek tehdit ise insan eliyle olan.’  Bunun IPBES raporuyla da onaylandığını görüyoruz.

Bu bölümümüzün de sonuna geldik. Umarım programı beğenmişsinizdir ve programımız sizde, gezegenimizin ve toplumumuzun işleyişindeki status quo’yu kırabilmek adına, gündelik yaşantınızda bir takım değişiklikler yapma motivasyonu yaratabilmiştir çünkü siz de farklılık yaratabilirsiniz, herkes yapabilir.

V: Profesör Watson’un da yazdığı gibi:

We still have time – though very limited – to turn things around. It won’t be easy. It requires massive changes, from removing subsidies that lead to the destruction of nature and future warming of the Earth, to enacting laws that encourage the protection of nature; from reducing our growing addiction to fossil-fuel energy and natural resource consumption, to rethinking the definition of a rewarding life.”

Ç: ‘Gidişatı tersine çevirmek için -sınırlı da olsa- hala zamanımız var. Bu kolay olmayacak. Doğanın tahribatına ve gelecekteki global ısınmaya yol açacak sübvansiyonların kaldırılmasından doğanın korunmasını teşvik eden yasaların çıkarılmasına, giderek artan fosil yakıt ve doğal kaynak tüketim alışkanlıklarımızın azaltılmasından, tatminkar bir hayat tanımını yeniden düşünmeye kadar büyük değişiklikler gerekmekte.’

Şimdi size bir şarkıyla veda etmek istiyoruz, bu bir çocuk şarkısı. Creation Connection adlı grubun Frozen Chosen adlı albümünden Nuffin Like a Puffin. Umarım bu güzel yaratıklar yalnızca çocuk şarkılarında değil ait oldukları dünyada yaşamaya devam ederler.

Şarkıyı onlara ve IPBES raporunda bahsedilen nesli tehdit altında olan 1 milyon canlıya adıyoruz.

V: Bize Instagram ve Facebook’tan ve ebediyokolus@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Bu yeni bölüm için Puffin illüstrasyonu sosyal medyada paylaşacağız.

Kapatmadan önce Açık Radyo’ya ve dinlediğiniz için size teşekkür ediyoruz.

Ben Virginia Elena Patrone, ben Çiğdem Fidan.

V&Ç: Gezegendeki her şey! Çok güzelsiniz ve sizi seviyoruz!

Playlist:

Şarkıcı / Yorumcu Parça Adı Albüm Adı Süre
Creation Connection
Nuffin like a Puffin
Frozen Chosen
1:21

Açık Dergi Pazartesi  Haftanın Albümü

20:00 – 21:00 Bir Baba Indie Lokal / Tuğçe Yapıcı ve Cihad Satıroğlu

Yerli sahneden yeni yayınlanan müzikler, konuklar ve canlı performanslar Bir Baba Indie Lokal’de.

21:00 – 22:00 Vertigo / Hilmi Tezgör ve Osman Öztürk / Savrulan şarkılar

vertigo500.blogspot.com/

***

Her hafta bir (çeviri) şiir: Daha Yalnız Asla

zz28

Her Pazartesi 21:00 – 22:00 arasında yayınlanan ‘Vertigo’ programcılarından Hilmi Tezgör’un çevirisiyle Gottfried Benn’den ‘Daha Yalnız Asla’

GOTTFRIED BENN

Daha Yalnız Asla

 

Ağustos’takinden daha yalnız asla:

Hasat vakti – tarlalarda

Kızıl ve altın yangınlar,

Fakat senin bahçelerinin hazzı nerede?

 

Göller aydınlık, gökyüzü yumuşak,

Sessizce parlıyor tarlalar berrak,

Fakat senin temsil ettiğin krallığın

Zafer ve nişaneleri nerede?

 

Şansın her şeyi belirlediği

Ve bakışı ve yüzükleri değiştirdiği yerde

Şarap kokusunda, nesenelerin sarhoşluğunda:

Şansın karşıtına hizmetlisin sen, akla.

 

Türkçesi: Hilmi Tezgör

22:00 – 23:00 Ahtapotun Bahçesi / Cem Sorguç / Alter-latif müzik

ahtapotunbahcesi.blogspot.com/

23:00 – 24:00 Ay Palas / Tolga Yağlı / Bağımsız müzik

aypalas.blogspot.com/

24:00 – 01:00 Vantilatör / Selahattin Çolak’tan kakofonik gürültü

Ses ve gürültü ekseninde türler arası bir radyo programı.

Reklamlar