You are currently browsing the monthly archive for Haziran 2019.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

08:50 – 09:00 Nasrettin Hoca Hikâyeleri (Yeni program) / Orhan Veli Kanık / Yapı Kredi Yayınları / Açık Radyo ekibi okuyor.

Bu yayın döneminde Pazar sabahlarına Orhan Veli Kanık’ın şiirli ve sihirli kaleminden çıkma Nasrettin Hoca Hikâyeleri ile başlıyoruz.

09:00 – 10:00 Gezgin’in Şarkısı / Rönesans’tan Barok Dönem’e yaratıcı dehanın keşfi / İlknur Akman Erk

Rönesans’tan Barok Dönem’e uzanan uzun, çok yaratıcı ve verimli bir çağın bestecilerini, eserleriyle birlikte tanıtmayı amaçlayan bir program bu dönem Açık Radyo’da yayında.

09:50 – 10:00 La Fontaine’in Masalları (Yeni program)

“Bu Bizim ezelî bir derdimizdir/

Asıl Düşmanımız Efendimizdir”

Orhan Veli çevirisiyle bir yıl boyunca her pazar bir fabl okuyoruz.

10:00 – 10:30 Bir Dolap Kitap / Banu Aksoy ve Yıldıray Karakıya / Her yaş için çocuk kitabı

birdolapkitap.com/

birdolapkitap.com/radyo-arsivi/

10:30 – 11:00 Botanitopya (Yeni program) / Sesli Doğa Tarihi Müzesi / Hazırlayan: Benan Kapucu

botanitopya_30.06.2019-rec.20-06-2019_j

botanitopya_yedek-2-rec.26-06-2019-j

botanitopya_yedek-3-rec.26-06-2019

Bitkiler âleminin tuhaf ve muhteşem dünyasını belgeleyen botanik sanatına dair her şeyin konuşulacağı bir program.

Botanitopya kayıt arşivi

botanitopya twitter

botanitopya instagram

botanitopya@gmail.com

***

“Aşkın çiçeği” Gül’ün Doğu’daki anlamından konuşmuştuk geçen hafta. Bugün Batı’ya uzanıp İmparatoriçe Josephine’in botanik merakını, Malmaison bahçesindeki gülleri anlatacağım size. Bugün 10:30’da, 94.9 Açık Radyo’da buluşalım🌿🌿🌿

***

Gül, gerçekten benzersiz. Çok eski bir çiçek olduğunu söylemiştik; tam 23 milyon yıl önce dağılıp çeşitlenerek tüm dünyaya yayılmış,100-150 kadar tür oluşturmuş. Taksonomisi yani sınıflandırma sistemi, melezlenme biçimleri, aile ilişkileri oldukça karmaşık; içinden çıkmak zor.

***

İnsanların yüzyıllardır, yalınkat yabani gülü aşılayarak çeşitlendirdiği ve değiştirdiği gül, yedi kromozom dizisinin karmaşık ayrılma ve yeniden birleşme biçimiyle kendine özgü bir çiçek. Klasik gül türleri, kimi rastlantısal olan farklı melezlemeler sonucunda ortaya çıkmış.

***

Beyaz ve pembe Alba gülü, Rosa gallica ve rosa canina’dan elde edilen bir Avrupa melezi…

***
Alba gülü, Osmanlı’da Sakız gülü adıyla hasbahçede de yetiştirilmiş..
***

Yine bizim bahçelerin çiçeği, Rosa damascena yani Şam gülünün ise her biri farklı özelliklerde üç ebeveyni var. Isparta’da yağı için yetiştirilen gül türü de bu.

***

… Çinliler Avrupalılardan çok daha üstün bir yetiştiricilik geçmişine ve farklı gül genlerine sahipti. Bütün yaz boyunca, pembe, kırmızı, yavruağzı, sarı tonlarda çiçek veren bu yeni Çin varyetelerinden bazıları çay kokusu taşıyordu.+++

+++ Özellikle İngiliz ikliminde hayatta kalmayı başaran genlere sahip anaç gül fidanları, dört kültivar, Avrupa’ya da gider, gül yetiştiriciliği de böylece bir çılgınlık boyutuna ulaşır.

İşte bu güllerin Avrupa’ya tanıtılmasında önemli rolü olan isimlerden biri de Malmaison bahçesinde yetiştirdiği gülleriyle ünlü, Napolyon Bonaparte’ın sevgili karısı Josephine. Savaş koşullarında bile sahip olduğu güç ve imtiyazlar sayesinde +++

+++ Malmaison şatosundaki bahçesini geliştirmiş; keşif seferlerinden sonra dünyanın her köşesinden gelen flora ve fauna örnekleriyle donatmış…

***

650 dönümlük bir arazi üzerinde kurulu olan Malmaison’a yüzlerce ağaç dikilmiş; İngilizlere özgü manzara tasarımına odaklanan bahçecilik anlayışına uygun olarak Louis-Martin Berthault tasarlamıştır tüm araziyi. Üzüm bağları da vardır.

***

Bahçedeki en nadide türler arasında, 1803 yılında Avustralya’dan Avrupa’ya ilk kez getirilen, siyah kuğular ve Çin’den gelen sülünler de vardır. Tabii bunların yanında, İmparator’a tekrar tekrar “Bonaparte” diye bağırarak onu sinir eden gri bir papağan…

***

Bahçesindeki gül çeşitliliğini artırmak için Josephine, o zamanın en önemli botanikçi ve bahçıvanlarını bir araya getirmiş: Malmaison bahçelerini düzenleyen İskoç botanikçi Thomas Blaikie. Bahçedeki nadide çiçekleri çizen ise ünlü bitki ressamı Çiçeklerin Rafaeli” Redoute.

***

Josephine’in bahçesinde Gallica gülü, Osmanlı’da okka gülü olarak bilinen Rosa centifolia ve varyeteleri, Çin gülleri, Şam gülü, beyaz Alba gülü, bizde Kara Kuşburnu da denen Burnet gülü, açık sarı renkte Rosa banksia, misk gülü dahil yaklaşık 250 tür ve varyeteleri vardır.

***

Çay kokulu Çin gülü, bilimsel adıyla Rosa indica odorata, savaş devam ederken İmparatoriçenin isteği üzerine özel bir lisansla, 1811’de, Londra Hammersmith’deki fidanlığın sahibi John Kennedy tarafından Paris’e, Malmaison bahçesine gönderilmiş.

***

Malmaison bahçelerinde melezleştirilen bir diğer gül de Bourbon gülü. 100 yıl boyunca Fransız sömürgesi altındayken adı Reunion olan, Hint Okyanusundaki Ile Bourbon adasından alıyor adını. Redoute da resminde Rosa borboniana ismini vermiş.

***

Josephine, Malmaison ve Güller…

zz3

Napolyon’un ona olan aşkıyla, lüks hayata düşkünlüğü, sevgilileri ve şaşaalı partileriyle bildiğimiz Josephine’in, bir başka yönü de bahçeciliğe, botaniğe olan merakı.

Josephine savaş koşullarında bile Napolyon Bonaparte’tan gelen güç ve imtiyazlar sayesinde, Malmaison şatosundaki bahçesini geliştirmiş; keşif seferlerinden sonra dünyanın her köşesinden gelen flora ve fauna örnekleriyle donatmış.

Josephine, gülleri, egzotik bitkileri ve bahçesiyle ünlü Malmaison’a yüzlerce ağaç dikilmiş; İngilizlere özgü manzara tasarımına odaklanan bahçecilik anlayışına uygun olarak Louis-Martin Berthault  tasarlamıştır tüm araziyi.  Üzüm bağları da vardır. Napolyon, daha sonra Butard ormanını da buraya dahil etmiş ve mülkünü 4500 dönüme çıkarmış. Josephine bitkilere, çiçeklere düşkündü, bahçesiyle bizzat ilgileniyordu ama sadece çiçeklere değil, hayvanlara da merakı var. Pastoral görünümlü bahçesindeki tarhların, ağaçların arasında egzotik hayvanların da dolaşmasını istiyordu: Kanguru, zebra, ceylan, devekuşu, fok, antilop ve lama gibi…

Fransız diplomatlara, koleksiyonculara sürekli mektup yazar Josephine, buldukları en güzel türleri ona getirmelerini ister; birçok keşif seferinin de patronudur. Kuşlar da vardır onun faunasında, giderek de çoğalırlar: Barbary ve Carolina ördekleri, Ağaçtavuğugiller, balıkçıgiller familyasından Agamia agami gölde ve etrafında dolaşırlar. İngiliz bahçelerinde olduğu gibi, gölün dışında tüm bahçeyi dolaşan bir su da vardır. Bahçedeki en nadide türler arasında, 1803 yılında Avustralya’dan Avrupa’ya ilk kez getirilen, siyah kuğular ve Çin’den gelen sülünler de vardır. Tabii bunların yanında, İmparator’a tekrar tekrar “Bonaparte” diye bağırarak onu sinir eden gri bir papağan…

Ve bu pastoral bahçenin en değerli konuklarından biri de güller… Her şeyden önce Josephine’in gülü tıbbi ve aromatik bir bitki olduğu için değil, güzel görünümleri için yetiştirdiğini söylemek gerek. Bahçesindeki gül çeşitliliğini artırmak için Josephine, o zamanın en önemli botanikçi ve bahçıvanlarını bir araya getirmiş: Malmaison bahçelerini düzenleyen İskoç botanikçi Thomas Blaikie, gül konusunda da çalışır. Londra Hammersmith’teki Bağ Fidanlıklarının sahibi John Kennedy; ve Paris’teki Jardins de Luxembourg’un direktörü André Dupont gibi isimler, yeni güllerin ve bitkilerin bu bahçeye getirilmesini sağlarlar. Bahçedeki nadide çiçekleri çizen ise ünlü ressamı, “Çiçeklerin Rafaeli” Phlippe Joseph Redoute..

Malmaison’da İstanbul’dan giden nergisler, sümbüller ve laleler de yetiştiriliyordu. 1800 yılında 300 ananas bitkisini yetiştirmek için ısıtmalı bir limonluk yaptırmış, beş yıl sonra da seralar kurdurmuş ve burada Fransa’nın iklim koşullarında, egzotik ülkelerden özellikle Batı Hint adalarından getirilen 200 yeni bitkiyi kültüre almayı başarmış. Tarhlara, saksılara ekilen, ya da uzun ömürlü yaban bitkilerin arasında dağılan çiçeklerin yarattığı bu yemyeşil cennetinde Josephine; Jean Jacques Rousseau gibi romantizm akımını izleyen yazarların edebi metinlerinde tarif ettiği manzaralarda olduğu gibi, doğanın özgürce, olduğu haliyle kendini ifade etmesini istiyordu.

Onlarca egzotik tür arasında elbette, en sevdiği çiçek de güldür Josephine’in. Gül türlerini nasıl yaygınlaştıracağıyla da ilgileniyordu; melezleştirme ve aşılama teknikleriyle yaban gülü Rosa Canina’dan bol tomurcuklu güller elde edilmesini sağlamış. 1804-1814 yılları arasında, gül koleksiyonunu epeyce geliştirmiş. Bir yüzyıl sonra Almanya’daki Sangerhausen ve Paris’in dışındaki L’Hay bahçesi kuruluncaya dek dünyanın en büyük ve kapsamlı gül koleksiyonu olarak biliniyordu burası. Bahçede yaklaşık 250 tür ve varyeteleri varmış. Çoğu Gallica gülüymüş bunların. Gallica gülüne, Fransız gülü, Provans gülü de deniyor. Orta Avrupa’da yetişen ilk gül türlerinden biriydi. Ayrıca, Osmanlı’da okka gülü olarak bilinen, bir başka Provans gülü rosa centifolia ve varyeteleri de vardır. Çin gülleri vardır…  Damask yani Şam gülü de bahçedeki güllerden biriydi. Beyaz renkte Alba gülü; Güney Avrupa ve Kuzeybatı Afrika’ya özgü, bizde Kara Kuşburnu da denen Burnet gülü (Spinosissima); açık sarı renkte sarmaşık türü Rosa banksia (Luteas,) Rosa moschata (misk gülü); mera gülü veya alçak gül olarak bilinen Kuzey Amerika’ya özgü çalı tipi Rosa Carolina ve yine Missouri kökenli Rosa setigera gibi…

 

İmparatoriçe olmanın savaş zamanında bile ona kazandırdığı ayrıcalıkları vardı Josephine’in. O günlerde, tüm bunların nasıl mümkün olabileceğini hayal etmek bile zor: Fransa’da muazzam bir savaş gerginliği olduğunda, dünyadaki her çeşitten gül elde etmenin peşinde koşmak tutkudan da öte bir şey olsa gerek… Napolyon’un Donanması, savaş sırasında ele geçirdiği gemilerde, eğer sevgili karısının sevebileceği herhangi bir bitki ya da gül tohumları varsa, doğrudan Malmaison’daki bahçesine gönderiyormuş. Bunlara el koymakla kalmamış, bitkileri taşıyan herhangi bir İngiliz gemisi için özel bir lisans da vermiştir. Bu tabii Josephine’in Londra fidanlıklarından da çeşitli güller ithal etmesini kolaylaştırmış. Kew Kraliyet Botanik Bahçeleri Müdürü Sir Joseph Banks’in Fransa ve İngiltere arasındaki savaşa rağmen güllerini de gönderebileceği anlamına geliyordu.

Sir Abraham Hume 1809 yılında Pembe Çay Kokulu Çin gülünü Doğu Hint Adalarından İngiliz bahçelerine getirdiğinde, bunların Malmaison’a ulaştırılabilmesi için İngiliz ve Fransız amiralleri özel bir anlaşma yapıyor; deyim yerindeyse savaşı durduruyorlardı. Josephine’in gül bahçesi için değerdi ne de olsa…  Slater’in Kızıl Çin gülü, Parsons’un pembe gülü ve Hume’un çay kokulu Çin gülü, Çin’den getirilip kültüre alındıktan sonra bu ülkede ilk çiçek açan türler olmuştu.

Josephine’in bahçesine binbir emekle getirilen, Hume’un çay kokulu pembe Çin gülü, bilimsel adıyla Rosa indica odorata, tatlı kokulu bir Hint gülü. İmparatoriçenin isteği üzerine özel bir lisansla, 1811 yılında Batı Londra’daki Hammersmith’deki fidanlığın sahibi John Kennedy tarafından Malmaison bahçesine gönderilmiş.

Rosa indicata odorata adındaki, “odorata” aslında gülün kokulu bir cins olduğunu özellikle vurguluyor. Tabii çay kokulu ifadesi biraz tartışmalı, neden böyle bir isim verilmiş bilinmiyor. Gül gerçekten çay gibi mi kokuyor, yoksa gemide çay sandıklarında taşındığı için mi onun kokusunu almış ama hafif Çin çayı kokusunu aldığını söyleyenler de var, o yüzden belki doğru olduğunu kabul etmek lazım.

Malmaison bahçelerinde melezleştirilen bir diğer gül de Bourbon gülü. 100 yıl boyunca Fransız sömürgesi altındayken adı Reunion olan, Hint Okyanusundaki Ile Bourbon adasından alıyor adını. Philip Joseph Redoute da resminde Rosa borboniana olarak, yani Bourbon gülü ismini vermiş. Josephine’in koleksiyonu, Fransız botanikçileri yeni varyeteler üzerine çalışmaya yönlendirdi.  Josephine’in baş bahçıvanı Andre du Pont, çoğu yeni 200 yeni varyete yetiştirmiş.

Josephine, Malmaison bahçesindeki gülleri ve diğer çiçekleri çizmesi için Pierre-Joseph Redoute  ve  tanımlaması için botanikçi Etienne-Pierre Ventenat ile birlikte çalışır. Malmaison bahçesinde İmparatoriçe Josephine ile yaptığı bu mutlu iş ortaklığı, Redoute’un da en verimli olduğu ve en güzel eserlerini çıkardığı yıllar olur. Düzenli bir maaş karşılığı çalıştığı bu işte Redoute da sadece işine konsantre olabilecek ve en iyi işlerini çıkaracaktır.

Pierre Joseph Redoute, Malmaison bahçesindeki gülleri de resmeder ama Josephine, o kitabın tamamlandığını göremez 1814 yılında hayata veda eder. Josephine’in ölümünden sonra tamamlanan Les Roses kitabında, Malmaison bahçesinden Redoute’un çizdiği 117 renkli gülün botanik çizimi vardır. Josephine’in ölümünden sonra Malmaison bahçesi de düşüşe geçer. Uzun yıllar sonra burası el değiştirdiğinde güller buradan sökülür, gül bahçesinin izi bile kalmaz. Tabii, şunu da eklemek gerek Josephine güllerle ilgileniyordu elbette ama onları bahçesinin sınırlarına diktiriyordu. Bugün var olan gül bahçesi, 20. yüzyıl başında Malmaison şatosu halka açıldığında yapılmıştır aslında…

 

 

Playlist:

Şarkıcı / Yorumcu Parça Adı Albüm Adı Süre
Çaykovski
Fındıkkıran Bale Suiti
Çiçeklerin Valsi
07:05

11:00 – 12:00 Mekânlar ve Çağlar İçinde Ses / İştar Gözaydın / İskender Savaşır

facebook.com/istar.gozaydin

12:00 – 13:00 Dünyayı Dinliyorum / Zekeriya Şen / Bir dünya müziği programı (Radio MultiCult 2.0 ile ortak yayın)

tikabasamuzik.com/Katagorileri/dunyayi-dinliyorum

mixcloud.com/dunyayidinliyorum/

soundcloudcom/tıkabasamuzik

13:00 – 14:00 Ma’nın Tınısı / Hakan Ünseven / Anadolu müziğinin çağdaş yorumları

archive.org/details/@alabanda

14:00 – 15:00 Dilden Dile Titreşimler / Emre Dağtaşoğlu / Türk halk müziği

dildendiletitresimler30.06.2019

dildendiletitreimler.blogspot.com/ 

***

(Destekçi: Sevilay Özbay)

  1. İki Keklik Seke Seke – Müslüm Eke&Mustafa Eke
  2. Şemsiyemin Ucu Kare – Cengiz Özkan
  3. Uğrünü Uğrünü Gelir Dereden (Bedir) – Cengiz Özkan
  4. Yeşil Başlı Gövel Ördek – Uğur Önür&Umut Sülünoğlu
  5. Gide Gide Bir Söğüde Dayandım – Edip Bülbül
  6. Şifa İstemem Balından – Edip Bülbül
  7. Çay Taşı Çakmak Taşı – Paul Dwyer&Celo Boluz
  8. Yüce Dağ Başında Kar Boran Boran – Ayşe Özaltın
  9. Ayva Çiçek Açmış Yaz mı Gelecek! – Ayşe Özaltın
  10. Ben de bildim Taze Gelin Olmuşsun – Antepli Hasan Hüseyin

15:00 – 16:00 Musıkî Arşivi / Bülent Aksoy / Musıkî icrasının geçmişine ayrıntılı bir bakış

16:00 – 17:00 Akdeniz Güneşi / Müzikli Akdeniz Turu / Tolga Esmer

akdenizgunesi30.06.2019rec26.06.2019

Akdeniz’in cazla buluştuğu radyo programı. Tabii Akdeniz kültürünün katı sınırlardan hoşlanmadığı düşünüldüğünde caz dışındaki müzik türlerine ve Akdeniz dışından, yüreği Akdeniz güneşiyle ısınmış müzisyenlere de yer veriyor. Program müzik ağırlıklı olsa da Akdeniz kültürü, tarihi, sanatı, insanları gibi konularda değiniyor.

***

Tolga Esmer’in hazırlayıp sunduğu Akdeniz Güneşi programının Açık Radyo 94.9’da 30 Haziran 2019 tarihinde yayınlanan programının kaydı.
Özel program: Akdeniz’i geçmeye çalışırken yaşamını yitirmiş sığınmacılara adanmış özel program.

17:00 – 18:00 Modernin Sesi / Aykut Köksal / Dört yüzyıllık müzik serüvenine derkenar

18:00 – 19:00 İnsan Sesi / Aksel Tibet / Çoksesli Batı müziğinde insan sesinin yeri

19:00 Türlü (Programın yayın gününde değişiklik) / Hazırlayanlar: Ahmet Ali Arslan ve Ozan Sarohan

Bu civardan müziklerin çalındığı Türlü,  43. yayın döneminde Pazar günleri saat 19.00’da.

20:00 – 21:00 The Big Easy / Aylin ve Varol Ünel / New Orleans kültürü ve müziği

New Orleans müziğinin ve kültürünün işlendiği The Big Easy bu yayın döneminde saat 20’de.

21:00 – 22:00 İstanbul’dan Gelen Telefon / Türler arası, eklektik bir müzik programı / Altuğ Güzeldere, Mahir Ilgaz ve Güven Güzeldere

Program, zaman zaman bir müzisyen veya bir müzik dönemini/tarzını ele alarak, “arkeolojik kazılar” diyebileceğimiz türde bir çizgi izliyor. Bazen de programcılarımızın sevdiği şarkılardan oluşan karışık seçkiler çalıyoruz. Ama her hal-ü kârda haftanın son akşamına uygun, güzel Pazar gecesi şarkılarıyla dinleyicilerimizin karşısında.

22:00 – 23:00 Sarhoş Atlar Zamanı / Akif Burak Atlar / Konu parantezinde rock

sarhosatlarzamani.tumblr.com/

mixcloud.com/SarhosAtlarZamani/

23:00 – 24:00 Jirayr’ın Walkman’i / Bilindik Ermeni müziğinin öbür türlüsü / Saro Usta ve Vartan Estukyan

Bildiğimiz Ermeni müziğinin dışında kalan Ermeni müzisyenlere, müziklere yeni üretimlere yer verilen bir program.

24:00 – 01:00 Mixed Folder / Elçin Özsoy / Türlerden bağımsız bir müzik programı

“Türlerden bağımsız bir müzik programı” şiarıyla yola çıkan programda her hafta bir karışık kaset hazırlıyoruz.

01:00 – 02:00 Münakaşa / Elektronik müziğin türleri arasında münazara hali / Erkan Ömür

prg_munakasa_008_20190630

“Elektronik müziğin türleri arasında münazara hali” şiarıyla yola çıkan programda downtempo elektronik müzik, etnik elektronik, elektronika, minimal, breakbeat örnekleri dinleyiciyle buluşuyor.

Reklamlar

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

08:50 – 09:00 Nasrettin Hoca Hikâyeleri (Yayın sıklığında değişiklik) / Yazan: Orhan Veli Kanık / Okuyan: Mesut Özkeçeci

Pazar sabahları yayınlanan Nasrettin Hoca Hikâyeleri bu yayın dönemi hem Cumartesi, hem de Pazar.

09:00 – 10:30 Radyo Agos / Haftalık Agos gazetesinin penceresinden Türkiye ve Dünya gündemi. Agos’un mutfağından haberler, söyleşiler, olaylar

radyoagos20190629

Radyo Agos kayıt arşivi

10:30 – 12:00 Şansonlar (Yeni program) / Fransızca şarkılar dünyasında bir devr-i âlem / Hazırlayan: Cengiz Işılay

12079 listebaşı olmuş şarkıyı radyoya taşıyan Cengiz Işılay bu yayın döneminde Fransız Şansonlarına ve Fransız popüler müziğinin seçme örneklerine el atıyor.

12:00 – 13:00 Dünya Dönüyor / Naim Dilmener / ’Türkçe Pop’un 50 yılı

diskotek.info/ (Naim abinin “Bu sitede milyon hazine var” diyerek önerdiği site)

zz11

Açık Radyo’da pop tarihi… 1800’lerden, Muzika-yı Humayun’dan başlayarak ve günümüze kadar gelerek, haftalarca/aralıksız sürecek bir pop tarihi… Kantolar, tangolar, şarkılar, yıldızlar… Hem ciddi hem de komik ayrıntılar… Kaydetmeyi unutmayın  15 Haziran’da başlıyor. 12:00/94.9

facebook.com/naimdilmener

13:00 – 14:00 Açık Deniz / Beysun Gökçin / Üç tarafı denizlerle çevrili bir radyo programı

acikdeniz20190629

Açık Deniz kayıt arşivi

facebook.com/beysun.gokcin

***

iki guzel insanin programi varmis , Beysun Gökçin Hüseyin ürkmez Açik Radyodalar .

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi
Kürekle GEZTakip Et

Beysun Gökçin ile açık radyo’da yayındayız.

14:00 – 15:00 Fizan Ekspresi / M. Bülent Kılıç / Farsî dünyanın müziği

facebook.com/Fizan-Ekspres

15:00 Sadânüvîs (Yeniden program) / Hazırlayan: Cemal Ünlü

Açık Radyo’nun efsane programlarından Sadanüvis geri dönüyor. Fonograf, gramofon ve taş plak kayıtları Cemal Ünlü’nün anlatımıyla Cumartesi günleri saat 15.00’de Açık Radyo’da

16:00 – 17:00 Dünyanın En Güzel Müzikleri (Yayın saatinde ve sıklığında değişiklik) / Reha Uz’a göre / Hazırlayan: Reha Uz

60 yılı aşkın bir müzik dinleme serüveninde Reha Uz’a göre Dünyanın En Güzel Müzikleri bu yayın dönemi hem Cumartesi hem de Pazar günleri saat 16.00’da.

17:00 – 18:00 Music of the World İstanbul / Refika Kadıoğlu ve Kutay Derin Kuğay / Tokyo’dan Barcelona’ya müzik ve ötesi

facebook/Kutay Derin Kuğay

***

This Saturday, on Açık Radyo, at 5pm Music of the World İstanbul presents four unique albums from musically very rich Macedonia.

Bu cumartesi günü saat 17 de Açık Radyoda Makedonya’dan müzikler var.

Görüntünün olası içeriği: şunu diyen bir yazı 'MAKEDONSKI HITOVI Volume THE BEST OF MACEDONIAN FOLK FEST HITS MACEDONIJAN HITS'
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi
Görüntünün olası içeriği: yazı
Görüntünün olası içeriği: 3 kişi

18:00 – 19:00 Connections / Tim Hallam / 60′lar ve 70′lerde pop

connectionstr.blogspot.com/

mixcloud.com/tim-hallam/

19:00 – 20:00 Tighten Up / Simon Johns / Tematik bir müzik programı

tightenupwithsimonjohns.blogspot.com/

20.00 – 21:00 Woman to woman (Yayın gününde ve saatinde değişiklik) / Hazırlayanlar: Seda Aktaş, Ahmet Uncu ve Emir Akçit

Farklı zaman ve coğrafyalarda erkek egemen toplumun çeşitli alanlardaki adaletsizliğine boyun eğmeden değişim isteyen, duygularını müziğiyle var etmiş kadınlara dair Woman to Woman, bu yayın dönemi Cumartesi günleri 20’de..

21:00 – 22:00 High Times / Ras Memo/ Reggae

22:00 – 23:00 Flow / Türler arası gece müzikleri / Özgür Özer

flow34

Eklektik gece müziklerine yer verdiğimiz Flow bu yayın dönemi gece 22.00’de.

23:00 – 24:00 Login / Christopher Çolak / Elektronik müziğin alt türleri ve tüm renkleri

24:00 – 01:00 Lovaj / Ahmet Güneş / Elektronik ağırlıklı müzik

lovaj.com/

01:00 – 02.00 Alan Kod 212 / Türler arası / Batu Boran

Alan Kod 212 programı bu yayın döneminde haftasonuna transfer oluyor.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/6/27

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak, Emre Gülşer

acikgaste_28-06-2019

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

***

Patrick Chappatte: Siyasi karikatürün altı oyulurken

zz4

52 yaşındaki Patrick Chappatte, 20 yıldan uzunca bir süredir International Herald Tribune ile The New York Times’ın uluslararası baskısının editoryal karikatürcüsüydü. NYT’ın karikatür yayınlamama kararına karşı sesini yükselten az sayıdaki çizerlerden biri oldu.

Patrick Chappatte’ın The New York Times (NYT) ile sözleşmesi, gazetenin politik karikatür yayınlamama kararı ile son buldu. Chappatte’e göre bu ‘oto-sansür’ uygulamalarının önünü açmakla ilgili.

– Blogunuzda gazeteyi eleştirdiğiniz süreden bu yana New York Times’tan haber aldınız mı?

Hayır, ama almayı da beklemiyordum. Politik karikatüre son verdikleri haberini yazımdan on gün önce aldım,  çizgi roman röportajı tarzında bir işbirliği için  kapıyı açık bırakmışalardı. Ancak bu tür çizimler politik karikatürün yerini tutmaz, dolayısıyla sözleşmem sonlandırıldı.

Sonuç olarak en basit ve radikal adımı atmaya karar verdiler:  Çizerin özgürlüğünü nasıl denetlesinler ki? Hiç çizmesin daha iyi.  Siyasi karikatür yayınlamama  kararının o  skandal  karikatür davasıyla  (Antonio Antunes’in karikatüründen söz ediyor- çn) hiçbir ilgisi yokmuş. Siyasi karikatür onlara göre değilmiş. Bu mesaj, dünyanın dört bir yanında tehlike altında olan, kimisi hayatını yitirerek, kimisi hapse girerek, kimisi de sürgün edilerek bedel ödeyen basın çizerleri tarafından nasıl algılanır? Kanımca oto-sansüre yol açılıyor.

– New York Times’da politik karikatürün düzeni yıkmasından mı korkuluyor?

Politik karikatürün alışılmış kriterlere göre denetlenmesi zordur. Bir makale denetlenebilir, ön okuması yapılır, gerekirse bazı sözcükler değiştirilebilir. Çizim ise, blok bir görüntüdür. Bazen bir çizimi  yayınlamamaya karar verebilirsiniz, bazen de bir çizimi yayınlayabilir ve suratınızda patladığını sonradan fark edersiniz. NYT’de krize yol açan sorunlu karikatür tartışmaya açık olmalıydı. Ancak, gazeteler saldırıların hedefi olduklarında, mesleğin ilkelerini kendileri için uygulamakta zorluk çekerler. Bakış açısı yayınlamak, geri adım atmak, analiz etmek…  Artık NYT’de, bu rolü  üstlenecek  ve “Durun… sakin olun… şöyle oldu… bu çizimin nedeni… vb…”  diyecek bir kamu editörü (okur temsilcisi- çn) yok.

– Antonio Antunes’un köpek şeklindeki Netanyahu’ya iple bağlı kör Trump çizimi sizce açıkça antisemitik bir karikatür müydü?

Bunu tartışabiliriz. Ancak bir taraf aforoz ederken, diğer taraf da özür dilemekle yetinde. Antisemitizm suçlaması, öldürücü bir argümandır. Yarı antisemit yoktur, bir kişi antisemittir ya da değildir.  Suçlamanın ardından etiket yapıştırılır, üzerinde tartışılmaz. Bu karikatür, New York Times’ta yer almaması gereken talihsiz bir çizimdi.

Antonio, bildiğimiz Filistin yanlısı Siyonist karşıtı bir eski güzel solcu. Niyeti açıkça politikti, ancak sorunlu klişeler kullanmıştı. Mesele sosyal ağlarda hızla büyüdü ve öfkeli, sinirli sesler sonucu belirledi: Fox News, Trump’ın oğlu Breitbart … hepsi New York Times’a saldırmaktan büyük haz duydular. Bu karikatür yüzünden gazete saldırıya uğradı.

– Bu mesele, NYT muhabirlerini sorunlardan kaçınmak için bazı konularda otosansüre zorlayabilir mi?

Muhabirlerin elinde kendilerini korumak ve savunmak için nüans kullanmak gibi araçlar var. Ancak, tabii ki bu durum, hem Times hem de başkaları için bir mesaj içeriyor. Evet, özgürlük karmaşıktır, bazen kaygan, bazen dağınık.  Bazen mesajlar layıkıyla iletilemez. Fakat biraz sağlam durmanız ve görevinizi yerine getirmeniz gerekiyor: Özgürlük alanlarını yönetin ve onları savunun.

– Karikatürcü mesleği giderek daha mı fazla tehdit altında?

Üç ateş arasında kalıyor karikatür.  İlk olarak, basının ekonomik olarak zayıflaması var: Gazeteler baskı altında ve okuyucularını kaybetmekten korkuyorlar.  İkinci olarak, Charlie Hebdo ve Danimarka karikatürleriyle gördük, yanlış anlamalar mizahla programlandı, çünkü mizah yerel ama imaj küresel. Ve üçüncü faktör, politik dürüstlük, ancak bu ifade beni yoruyor. Ben suç iddiasının kabulünün yanı sıra ve öncesinde adaletin sağlanmasını içeren suçlunun tanınmasından söz açmak isterdim. İfade özgürlüğü ile iddialar arasındaki açık bir dengesizlik var. Oyun böyle olunca, her türlü mizah, hiciv ve temiz karikatür kesinlikle imkansız hale geliyor.

– Ancak ırkçılar, antisemitler veya homofoblar da nefretlerini saçmak için ifade özgürlüğünün ardına sığınıyorlar …

Evet, bunu Hz. Muhammed karikatürleri olayında gördük. Savunduğum şey profesyonel karikatürcülerin ifade özgürlüğüdür.  Biz başkalarının savaşının askerleri değiliz. Daha önemlisi, bir zamanlar Marine Le Pen’in yaptığı gibi, Müslüman aleyhtarı bir gündemi gizlemek için ifade özgürlüğü bayrağının ardına sığınan piyonlar değiliz. Ama kendi dinleri eleştirildiğinde sansür isteyenlerin aleti de olmayız. Manipülasyon girişimleri her iki taraftan gelir. Karikatürcülerin tek savaşı, aptallığa ve zulme karşı olmalıdır.

– Çizimlerinizde büyük sorunlar yaşadınız mı?

Tuhaftır ama hayır, International Herald Tribune ya da NYT’da olsun, yaklaşık yirmi yıldır hiçbir zaman uluslararası bir skandalın kaynağı ya da kurbanı olmadım.  Demek oluyor ki, ya yaptıklarımın hepsi doğruydu, ya da hepsi yanlış… Ama bazı çizimlerime tepki geldi. Bunlardan biri Shiva hakkındaydı, Hintli okuyucuların öfkesini çekti ve uzun süren bir mektup kampanyası  başladı. O zamanki patronum bunlara göğüs gerdi, işimi savundu ve hatta beni ancak olay yatıştıktan sonra bilgilendirdi. Netanyahu’nun bir ABD ziyaretinde Barack Obama’ya uğramadan Kongre’ye gitmesi hakkında  NYT’da yayınlanan bir başka karikatürüm de okurların tepkisini çekmişti. Bir cumartesi günü kitleler sosyal medyada ayaklandı, NYT ile Goebbels arasında karşılaştırmalar yapıldı. Ortam çok ısınmıştı.  Ancak Pazartesi günü, gazete aynı konuda ikinci bir çizim yapmamı istedi. Büyük bir rahatlama duygusu yaşadım.

– Yazı kurulu tarafından artık korunmadığınızı duyumsuyorsanız, yirmi yılda devir mi değişti demek?

Bu yüzden uyanmalıyız diyorum.  Pes etmemeliyiz. Güç dengesi maalesef artık savunmada olan geleneksel medya ile hiper güçlü sosyal ağlar arasındadır ve tamamen asimetriktir. Bir yanda uzun vadeli bir bilgi birikimi, doğrulama, ılımlılık; öte yanda ucu açık taşkınlıklar, anlık görüntüler, söylentiler ve teknolojiyi kullanan öfke amplifikatörleri. Editörlerin geri çekilmeleri için bir nedenleri yoktur, bir çizgi çekmeleri gerekir. Neticede, sosyal ağlar ne onların editörleri ne de okurlarıdır.

– Desteklenmiş hissediyor musunuz?

Bu olay oldukça şaşırtıcı bir biçimde ses çıkardı. NYT, günlük bir gazete olarak büyük bir sembol olduğundan, ama aynı  zamanda sosyal ağlarda da yaygın olarak olay sorgulandığından; hiciv, mizah ve karikatürcünün rolü hakkında gerçek bir tartışma yaşandı.

– Sermaye değişimi sonucu milyarderlerin sahip olduğu büyük gazetelerin, sizin suçladığınız bu zayfılamada rolü var mı?

Ben böyle görmüyorum. Her gazetenin bir hikayesi vardır. Emirlerin, sansürün yukarıdan geldiği kesin değil. Sorun, toplumsal ve bireysel düzeyde, demokrasi ve toplumsal tartışmalar düzeyinde. Bireyler arasındaki değiş tokuşlar sayesinde hepimizin gençleşmiş olması; sosyal ağların ve akıllı telefonların hayatımızı dikte etmesine ve bizi aptallaştırmasına izin veriyoruz. Gözü korkmuş medya, sosyal ağların kodlarını benimseme eğilimindedir. Sitelerinde en çok okunan makaleleri, en fazla beğenilenleri öne alıyorlar. Bu onları sosyal alt ağlara dönüştürüyor. Böylelikle her zamankinden daha savunmasız duruma düşüyorlar.

– Artık işlemediğiniz ya da işleyemediğiniz konular var mı?

Bir editöre güveniyorsak ve insanlar bize destek oluyorsa, hayır. Birkaç taslak yapıyorum ve bunları  güvendiğim editörümün de aralarında olduğu beş, altı kişinin de oyuna sunuyorum, sonra hangisini çizeceğime kendim karar veriyorum: Oylamada birinci geleni çizmek durumunda değilim, fakat kesinlikle sonuncu geleni de çizmiyorum, çünkü birlikte çalıştığım gazetecilere güveniyorum. Bu profesyonel ve sağlıklı bir eleme sürecidir. Çöp sepetinin işimizin ayrılmaz bir parçası olduğunu unutmayın, iyi ki de var! İyi fikirler olduğu kadar çöpe uygun fikirler de var.

– Farklı karikatür tarzları var mı; mesela Anglo-Sakson, daha şiirsel ya da Latin ve daha politik-polemik karikatür?

Hayır, Amerikalı karikatürcüler daha “in your face” (şok edici- çn) olabilir. Çok katılar. Ancak farklı mizahlar vardır çünkü mizah çok kültürlüdür.  Ocak 2015’te Charlie Hebdo trajedisi gerçekleştiğinde, Los Angeles’ta yaşıyordum. Fransız mizahını, “aptal ve kaba” ruhunu, alt kademeyi, hassasiyetlerdeki farklılıklarını anlatmam haftalar sürdü. Azınlıkların değerlendirilmesi Atlantik ötesinde çok keskindir: ötekine “hakaret edilmez”. Fakat politik olarak, karikatür müthiş bir şekilde agresif olabilir.

Christian Losson ve Quentin Girard tarafından gerçekleştirilen ve orijinali Libération’da yayınlanan bu mülakatı, Açık Radyo için İzel Rozental Türkçeleştirdi.

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Cuma Sezin Öney’le Seyyare: Türkiye ve Dünya Olayları Arasında Paralellikler, Karşılaştırmalar

seyyare20190628

Seyyare kayıt arşivi

09:30 – 10:00 Cuma Alp Ulagay ile Spor

spor20190628

10:00 – 10:30 Duman / Yazan: Ivan Sergeyeviç Turgenyev / Okuyan: Eraslan Sağlam / İş Bankası Kültür Yayınları

Açık Radyo’da klasik edebiyat okumaları / İvan Sergeyeviç Turgenyev 200 yaşında

10:30 – 11:00 Tohumdan Hasada Ekolojik Yaşam / Buğday Ekibi (Leyla Aslan Ünlübay – Turgay Özçelik)

tohumdanhasadaekolojikyasam20190628

facebook.com/bugdaydernegi/

Tohumdan Hasada Ekolojil Yaşam kayıt arşivi

***

zz1

Organik tarım Türkiye’yi doyurur mu?

Buğday Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Aslan Ünlübay’ın hazırlayıp sunduğu Tohumdan Hasada Ekolojik Yaşam Programı’nda bu hafta organik tarımın Türkiye’yi besleyebileceğini dair araştırmayı konuşuyoruz.

Yonca Demir’in konuk olduğu programımız, yarın (28 Haziran ) saat 10.30’da Açık Radyo’da. (94.9)

Radyonuz Açık olsun!

Açık Radyo’yu internetten dinlemek için: http://acikradyo.com.tr/stream/index.html

***

Organik tarım Türkiye’yi hatta dünyayı doyurur

zz3

Tohumdan Hasada programın konuk olan Yonca Demir “Türkiye’deki ekilebilir alanların %54’ü organik tarımla yapılırsa bunun Türkiye’yi doyurmaya yeteceğini” söylüyor.

Tüm dünyada ve Türkiye’de iklim krizinden verimliliğe pekçok soruna formül olabilecek organik tarım ile ilgili Açık Radyo’da yayınlanan Tohumdan Hasada programını Bianet Haziran/Temmuz ayı stajyerlerinden Aydost Parlak deşifre etti.

 

Tohumdan Hasada ekolojik yaşam programından herkese merhabalar. Ben Leyla Aslan Ünlübay. Endüstriyel tarım savunucularının en temel iddiası organik tarımın verimsiz olduğu ve Türkiye nüfusunu beslemeye yetmeyeceği. Ancak endüstri mühendisi ve akademisyen Yonca Demir, meslektaşı Bulut Aslan’la yaptığı araştırmada bu iddiayı çürütüyor. 

Hoş bulduk.

Aslında bu soru, herkesin çok fazla kafasını kurcalayan bir soru. “Gerçekten organik tarım Türkiye’yi ya da organik tarım dünyayı doyurmaya yeter mi?” sorusu. Tüketicilerin de üreticilerin de, üretim yapanların da kafasında hep olan bir soru. Ve genelde cevap hep “hayır” oluyor çünkü organik tarımın verimsizliği ve ürün üretilirken uğranan zarar, bu sorunun hep kapısının açık kalmasına, asla net bir cevabının olmamasına sebebiyet veriyor. Ben bu sorunun cevabına geçmeden ve araştırmaya geçmeden önce bu araştırmayı yapma fikrinin ve niyetinin nasıl çıktığını çok merak ediyorum, senin organikle olan bağın ve üretimle olan bağını çok merak ediyorum. O hikâyeyi bize anlatırsan çok sevinirim.

Tamam anlatırım. Diğer konuya da gireceğiz tabii çok derin bir şekilde. Ben doktora için Amerika’ya gittim 1992’de ve bittikten sonra da iki sene bir şirkette çalıştım Amerika’da küçük bir şehirde. Doktoranın sonuna doğru yani 1997’ye doğru, yani yavaş yavaş organik ürünleri görmeye başlamıştım Amerika’da.

Çok az bir şekilde, böyle hafif hafif aklımda bir şey oluşmaya başlamıştı. Çalışmaya başladığımda bir iş arkadaşımın eşi vardı ve o böyle hani temiz ürüne meraklıydı ve bir şey yapıyordu, sonradan onun topluluk destekli tarım olduğunu anladım, teriminin o olduğunu. Perşembe akşamları bir okulun bahçesinde gelen ürünlerden bazı akşamlar gidip alıyordu kendisine hazırlanan kutuyu, bazı akşamlarda da o dağıtımında rol alıyordu. Bu tam bir topluluk destekli tarım projesiydi.

Ne çıkarsa alıyordu, ve o, bazen azıcık bir çilek oluyordu, bizim karalahanaya benzer kale dedikleri bir şey var. Ne çıkarsa da onlarla yemek yapıyordu. Onunla böyle tarifler vesaire… Biraz aklım o yönde çalışmaya başlamıştı. Tatillerde buraya geldiğimde de bir arkadaşım var Selen Akhuy, o bana buğday dergisi vermişti bir tane. Ben onu bayıla bayıla okumuştum.

Ondan sonra da tatile geldiğimde hep bulup alıyordum. Sonra döndükten sonra buğdayla daha haşır neşir olmaya başladık. Ondan sonra buğdayda bir kutup projesi oldu Esas diye. Sonra iki yıl arka arkaya Bahçe diye bir topluluk destekli tarım projesi oldu aslında. Ondan sonra da Pazar açıldı ve Bahçe de bir sene daha devam etti diye hatırlıyorum.

Oralarda hani sizler kadar etkin olmasam da ben de her zaman bir organik sever olarak doğru olduğunu düşünüyorum yani hani biz temiz ürün üreterekten hem kendimize zarar vermeyecek şekilde hem de toprağa zarar vermeyecek şekilde beslenebiliriz. Bu düşünce bende vardı.

Bir yandan da Bilgi Üniversitesi’nde ders veriyordum ve Endüstri Mühendisi olduğum için de bizim çok temel bir tekniğimiz vardır, doğrusal programlama, bir optimizasyon yöntemidir. Listeden hatırlarsın, işte max, min, bazı fonksiyonların en yüksek noktasını, en düşük noktasını buluruz ya.

Bu da öyle bir şey ama burada kısıtlarımız da var yani bütün reel sayılar üzerinde değil de hani zaten tek bir değişkenimiz yok birçok değişkenimiz var yani çok büyük bir uzayda çalışıyoruz. Ama fonksiyonlarımız doğrusal.

Tarımda da bu doğrusallık var, yani ortalamada bir dönüm alandan belli bir miktar domates alıyorsanız iki dönümden de bunun iki katını alırsınız, doğrusallık için bu yeterli. Aklımın bir köşesinde de yani yapabilir miyiz acaba, bunu gerçekten sayısal olarak gösterebilir miyiz diye de bir düşünce vardı. Derslerden fırsat bulduğumda ufak bir model yapmıştım, yani kavramsal bir modelim vardı.

Organik tarım için kavramsal model

Ne zaman? Yıllar önce?

2004 civarında, 2004-2005’te bir konferansta sundum. 2007’de de bir konferansta sundum. Ama verilerinin o kadar, bir kere büyük bir model olması gerekiyordu, çünkü bütün Türkiye verilerini toplamak gözümü korkutuyordu. Dolayısıyla da işin içine böyle pratik olarak hiç girmedim, kavramsal bir şekilde denklemleri yazmıştım.

O arada hani bir sürü şey oluyor, çocuklar doğuyor büyüyor vesaire. İnsanın çok fazla vakti olmuyor. Okullarda da bazı tatsız değişiklikler oluyor, arkadaşlar işten atılıyor filan, onların yanında duruyoruz. Başka bir şeylere de gidiyordu enerjimiz.

Odaklanmayla ilgili yani, tamamen bu araştırmaya odaklanmayla ilgili bir kesintiye uğruyordu.

Aynen öyle. Sonra 2012’de Bulut Aslan Bilgi’ye geldi, Endüstri Mühendisliği bölümünde çalışmaya başladı. Hemen tanıştık ve hemen ilk iş o dedi ki “Bizim yöntemleri biraz daha böyle doğal kaynakların kullanımında, doğru kullanımında kullanabilir miyiz acaba? Böyle şeyler yapmak istiyorum” dedi.

Ben de dedim ki “Benim de aklımda böyle bir model var zaten”.

O makaleleri ona gösterdim, “Hemen çalışalım” dedi. Hemen ertesi gün başladık çalışmaya.Böyle küçücük bir oyuncak model deriz biz, cevabını bildiğimiz bir şekilde kurduk denklemleri, ona göre bir data setiyle çalıştırdık. Dolayısıyla çıkan sonuçların mantıklı/mantıksız olduğunu, denklemlerden hangilerinin işlediğini, işlemediğini, bütün bunları bir kontrol ettik küçük bir modelde. Arkasından hemen 2012’de başladık.

Hemen bölgesel bir büyüttük, 7 bölge ve 7 ürün grubu, yani tahıl, baklagil, meyve, sebze, yeşillik, zeytin, ve kuruyemişler (badem, ceviz gibi, kuru meyveler diyelim). Onların olduğu bir 7’ye 7’lik bir model yaptık ve orada onun sonuçlarını da çıkarttık hatta onları sunduk. Doğrusal programlama çok değerli bir yöntem.

Tarımsal verim ne olacak?

Kesin sonuçlar veriyor mu?

Kesin sonuçlar veriyor, kesinlikle optimal’ı bulduğu garantili bir yöntem. Doğrusallık bunu sağlıyor ve çok hızlı çözülebiliyor.

Bizim derslerde klasik olarak hep kar maksimizasyonu, maliyet minimizasyonu gibi amaç fonksiyonlarımız vardı.Bu beni biraz rahatsız ederdi hani öğrencilere örnekler verirken hep bunları söylüyoruz, bizim başka amacımız yok mudur bu hayatta gibisinden böyle sürekli beni rahatsız eden bir düşünce vardı. Dolayısıyla başka türlü problemler bulmaya çalışırdım ki bazen de bulurdum hatta tarımla ilgili problemler bulmaya da çalışırdım.

Sunduktan sonra o arada datasını nasıl toplayacağız, bu kısmı çok önemliydi ve en önemli sorun da verim bilgisiydi. Yani tarımsal verim ne olacak?

Pazar uzun yıllardır vardı o sırada işte 2013-2014’te biz o datayı toplamaya çalışıyorduk. Pazarda üreticilerle konuştuk ama oradan her ürün ve her şehir için yeterince veri toplayamadık. Şu da yeterli değil: Her ürün ve her şehirden bir üreticinin söylediği, ve söyledikleri de tabii işte biraz tahmini ve hikayesel, kesin sayılar yoktu.

Sertifika kuruluşlarıyla iletişim kurduk. Onlar veremeyiz dediler, ticari sır. Biz aslında bir isim istemiyorduk, biz sadece ortalamaları görmek istiyorduk.

Tarım Bakanlığı’nın sayfasında konvansiyonel tarımın verimleri vardı. Organik tarım için de bir ilde ne kadar domates üretildiği, biber üretildiği vesaire vardı organik olarak, ama ne kadar alanda üretildiği yoktu.

Sadece şu vardı: Antalya’da toplam şu kadar organik alan var, organik ekim yapılıyor, gibi. Ama o bize yeterli değil. Biz onun dağılımını bulmalıyız ki her ürün ve her il için o verimi bulabilelim. Böyle olunca o fikir Bulut’tan çıktı, bizi böyle tıkandığımız yerden çıkarttı:

“Konvansiyon ile alalım ve literatürde birçok çalışma var bu konuda, ne kadar verim düştüğüne dair istatistiksel çalışma var bunları kullanalım” dedi. “O verim düşüşlerini uygulayalım.” Bunu yaparken yine eşle dostla çok konuşuyoruz, bazıları dedi ki düşürmeyin verimleri, çünkü organik tarım daha verimsiz değil, işte Rhodale Institute’un çalışmaları var, yakalıyor, geçiyor.

Gerçekten de kuraklık olan yerlerde, organik topraklarda daha çok karbon ve daha çok azot olduğu için aşırı yağışta suyu tutuyor, sonra da bunu kullanabiliyor; ama o dönemde konvansiyonel tarlalar çok daha zor durumda kalıyor. Dolayısıyla o dönemlerde verimi daha iyi oluyor ama biz sağlamcı davranalım dedik.

Literatürdeki çalışmalar da öyle bir tane çalışma değil, istatistiksel deyince hani bir sürü farklı bölgede yapılmış, Türkiye için de var içinde, başka ülkeler için de var, dünyanın her yerinden yapılmış verim araştırmalarının bir meta-analizi. Dolayısıyla ürün gruplarında ne kadar verim düşüşleri yapmamız gerektiğini oradan aldık. Orada minimum, maksimum ve ortalamalar vardı; ortalama verim düşüşlerini kullandık. Bazı ürünler, mesela domates, mesela buğday için özel, tek çalışmalar da yapılmıştı, onları da kullandık.

Hem hayvansal hem bitkisel üretim modeli

Ne kadar sürdü bu sonuca ulaşmak? Bu araştırma ne kadar zamanda bitti?

En büyük makalemiz 2018’de çıktı, İngilizce makalemiz. Ama onun yazılması bir seneden fazla sürdü. Yapması çok daha kolay ama onu lafa dökmesi…

Peki araştırma sadece bitkisel üretim için mi?

Hayır, hayvanları da kattık. Önce bitkisel üretim için yaptık. 106 tane bitki, 81 il üzerinden yaptık. Modeli kurduk, test ettik, sonuçlara baktık ve sonuçlarda %54’ü yetiyor. Yani Türkiye’deki ekilebilir alanların %54’ü Türkiye nüfusunu organik tarım şartlarında beslemeye yetiyor.

“Yüzde 54’lük alan yeter”

Yani o zaman doğru mu anlıyorum, Türkiye’deki ekilebilir alanların %54’ü organik tarımla yapılırsa bu Türkiye’yi doyurmaya yeter.

Evet, %54’ü yeter.

Bu çok kesin bir bilgi.

Bu kesin bir bilgi. Çalıştığımız verimlerle de ilgili ama AYFUAM’da konuşurken şunu hatırlıyorum: Bize buğday verimini sormuşlardı, söylediğim sayıyı çok düşük bulmuşlardı, Almanlarla konuşuyordum. Onlar, “Bizde çok daha yüksek, siz çok düşük verimlerle çalışmışsınız” dediler.

Verimleri düşük tutmanıza rağmen Türkiye’de organik tarım…

Evet. Bir başka faktörün bir başka özelliği de var. Bizim amaç fonksiyonumuzda en önemli amacımız gıda eksikliğiydi.

Herhangi bir gıdanın herhangi bir şehirde eksik olmasını tüketim açısından minimize etmek, onu sıfırlamak istedik.

Dolasıyla onu büyük bir ceza katsayısıyla çarparak amaç fonksiyonumuza koyduk. Ama şunu da istedik, eğer kendi şehrinde, yaşadığı şehirdeki üretim onu besleyemiyorsa, başka şehirlerden, fazlası olan şehirlerden ürün gelebilsin.

Yani nakliyeye izin verdik, ama nakliyeyi de yine bir ceza katsayısıyla amaç fonksiyonuna koyduk ki bunu hele en sonunda iyice gerçekçi yapmaya çalıştık, yani nakliye, kargo şirketleriyle konuşaraktan ne kadara taşıdıklarını, kaç kilometre taşıdıklarını, vesaire yani gıdanın kat ettiği yolu da minimize ettik amaç fonksiyonunda.

Dolayısıyla mesela İstanbul gibi kendini asla besleyemeyecek, en iyi ihtimalle gıdasının %20’sini üretebilecek bir şehri aşağı yukarı çoğu Marmara Bölgesinde olan şehirler besleyebildi, doyurabildi.

İklim krizi ve organik tarım 

Peki, bir de iklim gerçeği var. Her geçen gün küresel ısınma oluyor ve birçok doğal kaynağı kaybediyoruz hem de geri, yerine koyamamak üzere. Bu iklim faktörü bu araştırmada ne kadar yer aldı ve ilerleyen zamanlarda ne kadar etkili olacak?

Bunu şöyle yaptık, yani biz bir felaket senaryosuna da bakalım dedik. Dedik ki İç Anadolu’dan zaten bazen kötü haberler alıyoruz, kuruyan göller, ölen kuşlara dair.

İç Anadolu’nun tamamen kuruduğunu, yani kuraklık var ve orada hiçbir üretim yapamıyoruz, yine insanlar yaşıyor dolayısıyla o insanları, o nüfusu beslememiz gerekiyor, ama üretim yok. Bu senaryoya da baktık. Burada da bütün ekilebilir alanların %88’ini kullanıyor hale geliyoruz. Yani yine de beslenebiliyoruz. Artan ekilebilir alanlar ama nadasa bırakılması gerekenler aslında, yani çok ucu ucuna bir senaryo. Gerçekten bir felaket senaryosu. Ama burada hayvansal ürünler de var, yani %88’i %54’le karşılaştırmamalıyız, %63’le karşılaştırmalıyız çünkü bu şu demek, biz hayvansal ürünleri kattığımızda o %54 arttı. Çünkü bir şekilde bitkisel beslenmek sanıyorum dünyaya daha az baskı yapan bir yöntem.

Hani burada hiçbir şekilde ne bitkisel ne hayvansal hiçbirini promote etmiyorum.

Yok bu bilinen bir bilgi gerçi.

Evet bu bilinen bir gerçek. Program da bize bunu tekrardan çıkarttı. Hayvanları da besliyoruz, evet biz daha az bitki yiyoruz, mesela daha az bakliyat tüketiyoruz, ama yine de orada ektiğimiz şeyler yeterli olmuyor daha fazla alan gerekiyor hayvanları da beslemek için. Modele hayvansal ürün olarak yumurta, tavuk, kırmızı et ve süt kattık.

Kırmızı et ve sütü katarken de hem entansif hem ekstansif, yani yerel ırkların çayırlarda otladığı bir hayvancılık yöntemini hem de daha yoğun dediğimiz biraz gezinti alanı dışında içeride kaldıkları bir barınakları olduğu ve tamamen çiftçinin verdiği ürünlerle beslendikleri, onların organik olduğu durumu da göze aldık.

Peki bitkisel üretimde kaç çeşit ürün yetiştirdiniz, yetiştirilebilir yani?

106 çeşit ürün vardı. Orada da mesela hodan gibi çok az kullanılan değil de daha çok kullanılan şeyleri koyduk ama 106 ürün sebze, meyve, tahıl, baklagil, yine zeytin, ceviz, badem…

Hemen hemen bütün temel ihtiyaçlarımızın hepsini koyduk. Yeterli bir menü olduğunu düşünüyoruz kurguladığımız menünün. 2300 küsür kalorisi var, yeterince yağ, protein dengeli bir şekilde dağılıyor. Baya ciddi bir liste hatta günlük yemek yeme listesine bakarsan, çeşitli dergilerde de yayınlandı, yani bunu bir günde yemek zor gelir insana, fazla gelir aslında. Hayvansaldaki şeyi de söyleyeyim, %63 gerekti. Hayvansalda bir de hayvanları beslemek için, yerel ırkları beslemek için yeşil otlar ürettik yani yonca, yeşil ot, yulaf…

Hayvanların beslenmesi için de üretim yapıldı

Hayvanlar için de üretim yaptınız yani aslında.

Tabii ki. Onların da beslenmesi için üretim yaptık. Onların beslenmesi için işte arpa, soya, mısır gibi şeyler de ürettik, özellikle o tavuklar için. Mısır silajı ürettik, buğday samanı… Bunların hepsi yapıldı. %63’ü yeterli oldu. Şimdi burada başka sayılar da söylemek istiyorum.

%54’ü demek kişi başı 1,67 dönüm demek. Sadece bitkisel beslenirsek kişi başı 1,67 dönümü ekip biçip biz organik tarım veriminde beslenebiliriz.

Hayvansalı eklediğimizde 1,97’ye çıktı bu %63. Türkiye’de 3,10 kişi başı ekilebilir alan. Bunun içinde tabii ki ormanlar yok. İnsanların hep en korktuğu şey şu, “Ormanlar kesilecek”, falan. Öyle bir şey yok, zaten Türkiye’de 23,8 milyon hektar ekilebilir alan var. Orman alanları bunun dışında.

Ormanlarla birlikte 39 milyon hektara çıkıyor bu. Buradan dünyaya gelmek istiyorum. Dünyada 2013’te, biz 2013 verileriyle çalıştığımız için, 2013’le karşılaştırıyorum, 2,18 dönüm ekilebilir alan vardı kişi başına düşen. Dolayısıyla dünya da kendini besleyebilir. Ortalamada besleyebilir. Evet, bazı bölgeler, mesela Bangladeş gibi daha zor durumda bölgeler vardır, ama onlara da çevresindekiler yardım etmelidir.

Çarpıcı başka bir şey vardı, o da nakliyeyi cezalandırmak dedim ya, gıdanın kat ettiği yolu minimize ettik, onu tamamen amaç fonksiyonundan çıkarttığımda, yani “umurumuzda değil, uzaktan da olsa gelsin” dersek eğer, o zaman Türkiye’deki ekilebilir alanların %29’u yeterli oldu.

Nakliye kısmını geniş ve sınırsız bıraktığınızda. Çok iyi bir rakam.

Çünkü program şunu yapıyor, onun için önemli değil yani fosil yakıtı düşünmüyor. Biz söylersek ancak düşünebilir. Her ürünü en verimli olduğu yerde üretti, dolayısıyla orada çok üretti, ve her yere gönderdi. Yani orada nakliye çok fazlaydı. Böyle de bir durum var.

Yerel üretim yaptı yani aslında.

Tam tersi, merkezi üretim.

Yani merkezi üretim yapıp etrafa dağıttı.

Uzaklara da dağıttı. Ötekisi yerel üretim.

Tabii kendi kendini besleyen yerlerdi o. Daha az bir alanda bile Türkiye’yi doyurabilecek bir sonuç vermiş aslında.

Aynen, ama orada işte tabii hani fosil yakıt tüketimi arttı. Orada da öyle bir şey var.

Sadece iyi beslenmek için dünyaya biraz daha fazla zarar vermiş gibi oluyoruz o da çok aykırı oluyor bizim bu beslenme meselesine. Kendiyle çelişir gibi oluyor.

Evet, aynen. O gıdanın kat ettiği yolu katmamız gerekiyor, yani onu minimize etmemiz gerekiyor bence.

Evet, çok değerli bir araştırma ama şeyi de çok merak ediyorum, süremiz de çok az kaldı; mesela bu araştırma var, elimizde net verilerle var, ve bir şekilde bir yerden başlayıp hayata geçirilmesi belki de ilerleyen zamanda tamamının Türkiye üzerinde uygulanmasına ve çok güzel sonuçlar almasına sebep olacak. Bununla ilgili bir şey yapacak mısınız, yani şu an bu araştırma var ve bundan sonrasında ne yapacaksınız?

Yani şimdi burada artık biraz birinin bunu kullanmak istemesi lazım, bir politik irade olması lazım.

Evet, biz bunu yapabiliriz, hem dünyaya daha az zarar veririz hem kendimiz daha az zehirlenerek besleniriz.

Dolayısıyla bu politik irade “Tamam biz bunu yapacağız” derse o zaman birkaç şey eklenmesi gerekiyor bence.

Siz sunuyor musunuz peki karar alma mekanizmalarına, sizinle bu konuda iş birliği yapabilecek kişilere?

Bu konuda biraz eksiğiz. Biz konferanslarda sunuyoruz, AYFUAM’da mesela Tarım Bakanlığı’ndan insanlarla görüşmüştük ama gidip Tarım Bakanlığı’na tekrar tekrar “Bakın,böyle bir çalışma var” gibi ısrarımız olmadı açıkçası. Onda bir eksikliğimiz var.

Onun bir ardına düşmek gerekiyor.

Evet, aynen. Arkadaş FAO’ya da gönderin demişti, onu da yapmadım, yapmak gerekiyor. Bazı şeyler vakit alıyor ama asıl söylemek istediğim, ilden ilçeye geçmemiz lazım. İl bazında üretimden ilçeye, ilçe detayında çalıştırmamız lazım. Bu şu demek, 81’e 120 değil, 957’ye 120’lik bir karar değişkeni. Bu arada tabii ki şu planı da çıkarttık, yani nerede ne ekilecek, hangi üründen ne kadar ekilecek ve hangi üründen ne kadar hangi ilden hangi ile gönderilecek. Bütün bu detaylı bir plan çıkarttık. Yani o %63, %54, bunlar hep tek tek sayılar ama onun arkasında kocaman bir tarım planı var aslında.

Evet, en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş.

Evet, aynen. Birkaç şey daha eklenmesi gerekiyor, bence balık ve mantarı eklememiz şart. Artı, koyun ve keçiyi eklememiz şart. Yani hayvansal ürün olarak çünkü bazı bölgelerde çok daha fazla onlar üretiliyor ve tüketiliyor, daha uygun, daha bazen sağlıklı aslında.

O zaman şunu söyleyebiliyoruz, organik üretim Türkiye’yi ve dünyayı doyurmaya kesinlikle yeter.

Kesinlikle yeter. Yeter ki biz adil dağıtalım. “Besleyemezsiniz, aç kalırız” hikayesi doğru değil, ayrıca şu anda da açlık var.

Çok fazla, endüstriyel üretim yapıldığı halde, endüstriyel tarım.

Dolayısıyla kesinlikle doyurur.

Çok teşekkür ederim Yonca programıma konuk olduğun için.

Rica ederim.

Araştırma şahane bir araştırma. Çok değerli bilgiler verdin bize. Umarım hakkı verilerek bir yerlerde kullanılır ve Türkiye’ye yayılır ve Türkiye’de gerçekten bunun meyvelerini, ekimlerini aldığımız günleri görürüz.

Umarım ben de.

Tohumdan Hasada ekolojik yaşam programında bugün endüstri mühendisi ve akademisyen Yonca Demir’le yaptıkları araştırmayı konuştuk. Organik tarım Türkiye’yi doyurur mu? Evet, organik tarım Türkiye’yi ve hatta dünyayı doyurur.

11:00 – 12:00 Yeter ki İste / Hazırlayanlar: Elena Polyakova ve Alper Dalkılıç

yeterkiiste28.06.2019rec.13062019

Ultra maratoncu çiftimiz Elena Polyakova ve Alper Dalkılıç’ın farklı disiplinlerden amatör ve profesyonel sporcu konuklarıyla alanlarındaki deneyimleri paylaştıkları Yeter ki İste, bu yayın döneminde bir saatlik bir program formatıyla dinleyiciyle buluşuyor.

***

Açık Radyo 94.9Yeter ki isteAlper DalkılıçAlper DalkilicElena PolyakovaAçık RadyoSportif yaşam kültürüsportif yaşama kültürüradyopodcastradioorienteeringoryantiringİstanbul Orienteeering KulübüİOGIOGAli ÇelebiAli CelebiYasin BosnaliYasin BosnalıHaldun BozkurtLanguage Turkish

Programımıza İstanbul Orienteering Kulübü (İOG) üyeleri Ali Çelebi, Yasin Bosnalı ve Haldun Bozkurt konuk oldu. Oryantiring sohbetine davetlisiniz.

12:00 – 13:00 Caz Türbülans / Recep Şencan / Cazda serbest dolaşım

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 El Fueye / Ortaç Aydınoğlu / Tangonun büyülü kutusu

1900’lerin başında Arjantin’de doğup dünyaya yayılmış olan tangonun serüveninde Buenos Aires’in arka mahallerinden, Paris’in balo salonlarına; grand tuvalet giyinip tramvaylarla gidilen dans gecelerinden, yırtık kotla gidilen eski bir fabrikada düzenlenen milongalara; gitar çalıp söyleyen halk ozanlarından, senfoni orkestralarına; Afrika ritimlerinden, Japon ezgilerine ve tabii ki hüznün en melankolik halinden, neşenin en deli haline…

İsmini, müziğine özgün tınısını veren körüklü bir kara kutudan alan El Fueye ile tangonun büyülü kutusunu açıyoruz.

14:00 – 14:30  Bir Yaşam Dili (Yeni program) / Hazırlayanlar: Deniz Spatar ve Canan İrtem

biryasamdili28.06.2019rec29.05.2019

İsmini Marshall Rosenberg’in Şiddetsiz İletişim – Bir Yaşam Dili kitabından alan programda, anlaşmazlık içindeki bütün tarafları empati ile can-ı gönülden dinleyerek anlama, bu yoldan bağlantı kurarak işbirliği zemini yaratma ve herkesin ihtiyacının gözetildiği ortak çözümler üretme sanatı olan Şiddetsiz İletişim, çeşitli boyutları ile ayrıntılı olarak ele alınıyor.

Facebook.com/Şiddetsiz İletişim Türkiye

14:30 – 15:30 Wanderer / Can Denizci / (Richard Wagner özel programı)

Doğumunun 200. yılında Richard Wagner özel programı. 19. yüzyıl operasının en önde gelen iki isminden biri olan ve müziğin üst dilinin üstadı sayılan Wagner’in hayatı ve eserleri Wanderer’de

15:30 – 16:30 Sinefil / Melis Behlil ve Yeşim Burul Seven / Sinemasever muhabbetleri

Sinefil kayıt arşivi

16:30 – 17:00 Kavanozdaki Yıldız (Yeni program) / Hazırlayanlar: İsmail Başöz, Haluk Levent ve Mustafa Yılmazer

Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin toplumsal ve ekonomik etkilerini  kapsamlı biçimde ele almaya gayret eden bir program.

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Berna Kaytaz, Jak Kohen, Levent Öget ve Harun İzer

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20190628

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Eser Epözdemir – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Hafta boyunca Ben Bugün Bişey Öğrendim Yayına Hazırlayanlar: Doruk Yurdesin, Ozan Sezgin ve Rauf Kösemen

facebook.com/benbugunbiseyogrendim

Açık Dergi Cuma Ceyhan Usanmaz’la Bu Köşe Kitap Köşesi

Açık Dergi Cuma Zîn (Açık Dergi’de yeniden köşe) (15 Günde 1) / Hazırlayan: Mehmet Said Aydın

Yazar ve editör Mehmet Said Aydın Açık Dergi’ye geri dönüyor. Farklı kültürlerden ve alfabelerden beslenen Türkiye Edebiyatı’nın tarihinden notlar ve güncel gelişmeler, tartışmalar her hafta Açık Dergi’de.

Açık Dergi Cuma Duygular Sözlüğü ( Açık Dergi’de yeni köşe) / Yazan: Tiffany Watt Smith / Çeviren: Hale Şirin / Okuyan: Ömer Madra / Kolektif Kitap

Neredeyse her şeyin sözlüğünü yayınlama sürecine giren Açık Dergi yeni yayın döneminde duyguları da işin içine karıştırmaya karar verdi! Tiffany Watt Smith’in kaleme aldığı ve Kolektif Kitap tarafından Türkçe’ye kazandırılan Acımadan Zevklenmeye Duygular Sözlüğü, Ömer Madra’nın sesinden Cuma akşamları birer maddeyle radyo yayınına karışıyor.

Açık Dergi Cuma Üçüncü Mekan (Açık Dergi’de yeni köşe) ( 15 Günde 1) / Hazırlayan: Sevil Sarp

ucuncumekan20190703

Dergi’nin Sevil Sarp tarafından hazırlanıp sunulan bu yeni bölümünde 15 günde 1 İstanbul’da faaliyette bulunan bir kütüphaneye gidiyoruz. Kullanıcıların ve çalışanların konuk edildiği program şehrin kültür haritasına mütevazı ve fakat kendince önemli bir katkıda bulunmayı hedefliyor.

***

Çocukların üçüncü mekanları nereler / Esra Akçay, kitap okuyan çocuklar proje koordinatörü

Açık Dergi Cuma Normalin Sınırları / Klinik Felsefe Sohbetleri / Alper Hasanoğlu ve Bülent Usta

normalinsinirlari20190628

“Normalin Sınırları”nda, insanları hapseden bireysel ve toplumsal sınırların ve kalıpların ötesine geçip, dinleyicilerin kendilerine ve hayatlarına başka bir açıdan bakabilmesinin olanakları araştırılan bir ‘klinik felsefe’ programı.

Teoriyle uygulamayı birleştiren yazı ve çalışmalarıyla tanınan psikiyatristlerin, psikoterapistlerin, felsefecilerin ve edebiyatçıların konuk olarak yer aldığı yayın; günümüzde ilaç tekelinin baskısı altında insanın doğasına ait normal ve doğal acının bir hastalık olarak tanımlanması tehlikesi karşısında normali koruma çabası.

“Normalin Sınırları”nı, psikiyatrist, psikoterapist, yazar Alper Hasanoğlu ile antropolog, psikoterapist, yazar Bülent Usta birlikte sunuyor.

***

Yas ve üzüntü

zz8

Psikoloji ile felsefe arasındaki ilişkiden yola çıkan ‘Normalin Sınırları’, dinleyicilerini, içsel bir yolculuğa davet ediyor. Bu içsel yolculuk, dinleyicilerini ve konuklarını, ‘klinik felsefe’nin sunduğu çerçeve içerisinde, gündelik hayat ile varoluşsal ve ruhsal alanın meseleleri üzerinden sohbete ortak ederek gerçekleşiyor.

Mutluluğun ardından yas ve üzüntü kavramları klinik felsefe açısından ele alınıyor. Ve programın ilk konuğu, “Ah!” adlı şiir kitabının yazarı Defne Sandalcı ile ‘yas’ sadece klinik psikoloji açısından değil felsefi ve siyasi anlamlarıyla da masaya yatırılıyor. Yas tutmayı bir hastalık olarak değerlendiren tutumlar, Roland Barthes gibi düşünürlerin bu yaklaşıma karşı çıkmalarının nedenleri ile birlikte tartışılıyor. Normal ve patolojik yas ayrımı nerede başlayıp sona eriyor?

Açık Dergi Cuma Mazruf (Açık Dergi’de yeni köşe) (15 Günde 1) / Hazırlayan: Murat ‘mrt’ Seçkin ve Audioban

İki haftada bir yayımlanan “Mazruf” müzik sektöründe, özellikle bağımsız sahnede yer alan kolektif, müzisyen ve projelerin yanı sıra, sahne arkası – yani masabaşı –işleri yüklenen ekip ve kişilerin seslerine de kulak veriyor. Mülakatlar ve bolca müzik eşliğinde ve 15 günde bir.

20:00 – 21:00 Koyu Mavi / Gülçin Orgun / Türler arası

koyumavi_28.06.2019

koyumavi.org/

***

zz1

İstanbul şarkıları

Cem Karaca ve Apaşlar / İstanbul’u Dinliyorum

Alper Cengiz / İstanbul

Fethi Taner ve Toplama Adamlar / İş Dönüşü İstanbul Kentinde

Kesmeşeker / İstanbul İstanbul

Kramp / İstanbul Sokakları

Bulutsuzluk Özlemi / İstanblues

Grup Gündoğarken / İstanbul

Yaşar Kurt / İstanbul

Peyk / İstanbul

Yavuz Çetin / İstanbul’a Ait

Cem Karaca / Hep Kahır

Edip Akbayram / Bekle Bizi İstanbul

bu akşam

saat 20-21 arasında

Koyu Mavi’de.

21:00 – 22:00  Aşağı Mahalle / Ümit Baykara / New York Downtown Cazve ötesi…

twitter.com/asagimahalle

***

Küba’da doğup ABD’de büyüyen yetenekli piyanist Fabian Almazan’ın üçlüsüyle çıkardığı son albümü This Land Abounds With Life’dan seçmeler saat 21:00 de da… Açık Radyo >

22:00 – 23:00 Mint / Efkan Kula ve Mert Emcan / Gıcır cızır plâklar

mixcloud.com/mertemcan/

Alternatif rock’ın geçmiş ve günümüz klasiklerinin çalınacağı “Mint”te Stüdyo İmge yazarları; Efkan Kula ve Mert Emcan plak koleksiyonlarının en değerli single’larını hikayeleriyle birlikte çalıyor.

23:00 – 24:00 13 Melek / Yiğit Atılgan / Zamanın ruhundan bağımsız sesler

Zamanın ruhundan bağımsız seslere kulak verdiğimiz 13 Melek bu yayın döneminde Cuma günleri 23.00’te.

24:00 – 01:00 Blackout / Gürkan Vayis ve Ümit Şenol / Kirli ve aksak ritimler ile Siyah müzikler

Yeni yayın döneminde Overphonic ve Blackout programları birleşip yollarına, Overphonic’in saatinde Blackout adı altında devam ediyor.

overphonic.blogspot.com/

mixcloud.com/overphonic/

blackout949.blogspot.com/

soundcloud.com/blackout949

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/6/26

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

acikgaste27062019

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

***

Her protesto dünyanın dengesini değiştirir

zz6

Manchester Guardian’ın kurulmasına yol açan Peterloo katliamı, üzerinden geçen iki yüz yıl sonrasında politik durumumuzu şekillendiriyor. Buradan nereye gidiyoruz?

 

Rebecca Solnit

Guardian, 1 Haziran 2019

Ölçeği büyütürsek devrim olur; küçültürsek de, dikbaşlılıktan ya da hastalık numarasından başka birşey olarak görülmeyebilecek, hatta gözle hiç görülemeyebilecek bireysel katılımsızlık olur. Protesto dediğimiz şey, halk iktidarı ile direniş kavramının bir yönünü, bir gücü tarif eder; bu güç, tarihle ve gündelik hayatımızla o kadar iç içe geçmiştir ki halka açık yerlerde tavır sergileyen insan topluluklarına odaklandığımız takdirde, bunun tesirini büyük ölçüde gözden kaçırırız. Ancak şu var: böyle tavır alan insanlar dünyayı defalarca değiştirdiler, rejimleri devirdiler, haklarını kazandılar, zalimleri dehşete düşürdüler, boru hatlarını, ormansızlaşmayı ve barajları durdurdular. Bu hareketler 200 yıl önceki Peterloo protesto ve katliamından çok daha öncesine, büyük Fransız devrimlerine, oradan Haiti’nin Fransa’ya karşı giriştiği devrime, onlardan da önceki köylü ayaklanmalarına, oradan sömürgecilik ve köleleştirmeye karşı Afrika’da ve Amerika’da girişilen yerli direnişlerine, ve oralardan da, hiç kayıtlara geçmemiş her çapta sayısız direniş eylemine kadar uzanıyor.
Şimdi şu andan itibaren çok daha ileri gidecekler. Şu anda, iklim krizinin üzerine giden örgütlerle, dünyanın birçok yerinde feminizme yeniden kan ve can veren örgütlerle, ırkçılık karşıtı kampanyalarla, ve belirli gruplarla meselelere odaklanan insan hakları kampanyalarıyla protestolar, herşeyin içinden geçen ve aynı zamanda pek çok şeye karşı duran bir güç oluşturmakta; zira bu, hem bir liderler sultası (otoritarizm) çağı, hem de global bir süper elitin zenginliğini pekiştirdiği bir çağ.
Şu anda örneğin, Florida’nın Immokalee İşçileri Koalisyonu, tarım işçilerinin haklarını savunmak için öğrencilerle yeni bir ittifak kuruyor ve ülke çapındaki ABD burger zinciri Wendy’yi hedef alıyor. Bu koalisyonu, hep güçsüz olduğu varsayılanların gücünü gösteren en büyük örneklerinden biri olarak görmek yararlı olacaktır: Kurumsal, askerî veya finansal güçten başka türden güçleri, yani daha az bilinen, daha az işlenen, incelenen ya da daha az değer verilen türden güçlerin kullanıcıları ve icracıları olarak öngörülebilecek o sözümona güçsüz gücün örnekleri olarak görmek. Bu işçi ve emekçi örgütçüleriyle Karayipler, Orta Amerika ve Meksika’dan gelmiş göçmen tarım işçilerinin ittifakı, Florida’daki Immokalee kasabası çevresindeki domates yetiştirilen bölgeyi üs tutarak insan hakları ve emekçi hakkı kampanyalarını koordine etmeye neredeyse yirmi yıl önce başladı. Göçmen tarım işçilerini güçsüz diye nitelendirmek kolaydı, ve aslına bakılırsa modern kölelik, onların hedef aldıkları esas konulardan biriydi.
Ama onlar gücün doğasını kavramışlardı işte: geçinebilecekleri bir gündelik ücret elde edebilmek için, her kasa domates başına birkaç sent daha fazla kazanmaları gerekiyordu ve çiftçilere baskı yapmak da işe yaramayacaktı; o zaman onlar da müşterilerin, yani büyük süpermarketlerle fastfood zincirlerinin peşine düştüler: her defasında bir tanesini hedef alarak koalisyonlar kurdular; medya kampanyaları, yürüyüşler ve başka kamu etkinlikleri düzenlediler. Ve kazandılar. 2005’te Taco Bell’i fethettiler. Sonra McDonald’sı. Daha sonra 2008 yılına kadar Burger King, Whole Foods Market ve Subway’i teslim aldılar ve bu böyle sürdü gitti. Immokalee İşçileri Koalisyonu elemanları modern kölelikle savaştılar, köleci çiftçileri hapse yolladılar ve işyeri standartları oluşturdular; kısa süre önce bu standartları tarlalarda cinsel tacizi ve istismarı kapsayacak şekilde genişlettiler. “Todos somos líderes” (Hepimiz lideriz), onların söylemlerinden biri bu; gücün her yerde bulunduğu ve herkesin de bunu tıpkı kendilerinin yaptığı gibi kullanabileceği konusunda ısrarcılar.
Köleliğe ilk direnenlerle son direnenler, köleleştirilmiş olanlardır; bu en başta da öyleydi, şimdi de öyle: 18. yüzyıl İngiltere’sinin ve İskoçya’sının tarihi, tek tek köleleri serbest bıraktırmak için mahkemelerde açılan bireysel davalarla ve diğer benzer taktiklerle doludur. Bugün güneydoğu Nijerya’da bulunan Igbo köyünden kaçırılan ve köle olarak satılan Olaudah Equiano, kendi özgürlüğünü satın almış, sonra da İngiltere’de kölelik karşıtı bir eylemci olmuştu. Equiano 1789’da çok okunan bir otobiyografi yayımlayarak köleliğin vahşeti ve dehşeti hakkındaki bilgileri derinleştirip yaygınlaştırdı. Değişimi, şiddet ve kaba kuvveti zorunlu kılan bir süreç olarak hayal etmenin tehlikesi vardır; bunun bir parçası da şudur: şiddet, şiddet içermeyen ayaklanmaların ve bireyleri kendi ayakları üzerinde duran birer sivil topluma dönüştüren diğer momentlerin o büyük gücünü gözden kaçırtabilir.
“En önemli savaş, çoğu kez ortak hayal gücünde verilir; bu savaş kısmen kitaplarla, fikirlerle, şarkılarla, konuşmalarla kazanılır.”
Ayrıca, bu anlayış, en önemli savaşın genellikle kolektif hayal gücünde olduğunu, bu savaşın kısmen kitaplarla, fikirlerle, şarkılarla, konuşmalarla, hatta eski melanetler için yeni kelimeler ve çerçeveler bulunmasıyla kazanıldığını gözden kaçırır. ABD’nin ikinci başkanı John Adams, Amerikan Devrimi’nin silahlı çatışmalar başlamadan önce ‘insanların aklında ve kalbinde’ meydana geldiğini söylemişti. Uzun süre katlanılmış olan şeyleri katlanılmaz kılan, doğrudan etkilenmeyen insanları durumu umursamaya iten, kamuoyunun yönünü değiştiren, sonucu etkileyen, harekete geçmemenin tehlikesinin harekete geçmenin önüne geçtiğini politikacıların fark etmelerini sağlayan şey nedir? Büyük halk hareketleri hakkında hatırlanması gereken bir başka şey de şu; ister 1999’da Seattle’da ve başka yerlerde Dünya Ticaret Örgütü’ne karşı girişilen protestolar olsun, ister 2003’te Irak savaşına karşı girişilen küresel protestolar olsun, isterse 2017’de dünyanın dört bir yanında girişilen yüzlerce kadın yürüyüşü olsun, bunlar halkın hayal gücündeki değişim tohumlarının toprağa ekilmesi değil, onların hasatının toplanmasıdır.
İnsanlar umursadılar; birşey onların umursamalarını sağladı; insanlar harekete geçmeye hazırdı;  insanlar kaynaştı; birisi ya da birçok birileri çağrıyı yaptı ve eylemi organize etti. Benim için geçerli bir metafor da şu: yağmurdan sonra çıkan mantarlar, göremediğimiz çok daha büyük bir yeraltı mantarının verimli gövdesidir; yağmur mantarların toprağın altından fışkırmasına sebep olur; ama mantar daha önce de canlı ve iyiydi (ve görünmezdi); yağmur bir olay olabilir. Donald Trump’ın, belli başlı yedi Müslüman ülkeye getirdiği göç yasağını düşünelim: bu yasak 2017’nin Ocak ayında Amerikalıların ülkenin dört bir yanındaki havaalanlarına üşüşmesine yol açmıştı. Ya da, iklim krizi konusunda yeterli tedbir alınmaması, Yokoluş İsyanı’nın Nisan’da Londra’daki kilit bölgelerde kontrolu ele geçirmesine neden olmuştu. Ayrıca, bu kamusal eylemler çoğu zaman kendi sonuçlarını doğurur; Birleşik Krallık parlamentosunun geçen ayın başlarında iklim acil durumu ilan etmesi kuşkusuz kısmen bu eyleme verilmiş bir karşılıktı, ama tabii ki resmi güçler – gelin onları yer üstündeki güçler olarak adlandıralım – yeraltı güçlerini kabullenmekten hiç hoşlanmadıkları için genellikle onları kovar, görmezden gelir ya da şeytanlaştırırlar. Ama biz bunları yapmak zorunda değiliz. Bu büyük kolektif anlarda insanlar birşeyleri önemsedikleri için bir araya gelirler; ortaya atıldıklarında da bu sefer kendilerinde yeni bir dayanışma ve güç duygusu bulurlar, ki bu da yepyeni başka olanakları meydana çıkarır.

 

Batı dünyasında, halk içinde büyük köle karşıtı kampanyanın tohumları 22 Mayıs 1787’de ekildi. O gün, 12 Quaker erkek, Adam Hochschild’ın ‘Bury The Chains’ (Zincirleri Gömelim) isimli muhteşem kitabında aktardığı üzere, köleliği sona erdirmek amacıyla bir kampanya başlatmak için Londra’daki bir matbaada toplandılar; onların başarıya ulaşmaları neredeyse 50 yıl alacak ve aralarından sadece biri Britanya imparatorluğu’nda köleliğin sona erdiğini görebilecekti. Yıllar geçtikçe hareketin uyguladığı  taktikler arasında şunlar vardı: bir şeker boykotu, Afrikalıların köle gemilerinin ambarlarına nasıl tıkıştırıldığını tasvir eden ve şimdi çok meşhur olan bir gravür, ayrıca mektuplar yazarak ve parlamentoda lobicilik yaparak halkın kampanyaya katılımını sağlamak için girişilen eylemler. Bunların hepsi günümüzde sosyal değişim sağlamakta kullanılan yaygın taktikler. 1807’de, köle alıp satmak imparatorluk içinde yasa dışı kılındı; köle sahipliği de 1833’te başlayan bir süreçle yasadışı hale getirildi. Kölelerden çok köle sahiplerini gözeten, kölelerden ziyade köle sahiplerine tazminat sağlayan bir süreçti bu; ama gene de kölelerin serbest kalmasını, köle sahipliğinin de yasaklanmasını sağladı işte.
Özgürleşme bulaşıcıdır – fikir olarak da, süreç olarak da. 19. yüzyılın en olağanüstü olay zincirlerinden biri, ABD kölelik karşıtı hareketinde aktif olarak yer almış Amerikalı kadınların Haziran 1840’ta Londra’da yapılan Dünya Kölelik Karşıtı Kongresi’nde konuşmak şöyle dursun, konferans salonu sıralarında oturmaktan bile alıkonulmalarına karşı verdikleri cevap oldu. Zaten köleliği sona erdirme mücadelesinde yer almış olan kadınlar böylelikle gözlerini kendi hak, özgürlük ve eşitlik yoksunluklarına çevirmeye başladılar. Sonuç, kadınlara oy hakkı talep eden hareketin doğuşu oldu – ki, kölelik karşıtı hareketin gelişmesi bile bunun yanında hızlı kalırdı. ABD anayasasına yapılan ve kimsenin ‘cinsiyetinden dolayı’ oy kullanma hakkından mahrum bırakılamayacağını öngören 19uncu değişiklik maddesinin kabul edilip onaylanması bile 80 yıl aldı (ve bugün ABD’de ırkına bakılmaksızın herkesin oy kullanma hakkına sahip olabilmesi için hâlâ mücadele etmekteyiz). Bu, dünyadaki diğer ülkelerde de kadınların oy hakkı için harekete geçmesine yol açtı. Siyahların vatandaşlık hakkı hareketinin ABD’deki Latinler, Asya kökenli Amerikalılar ve Amerikan yerlilerinin hakları için verilen diğer ırksal adalet hareketlerini nasıl tetiklediğini tam olarak bilmiyorum, ama 50 yıl önce Amerikan Yerlilerinin Alcatraz Adası’nı işgal etmesinin toplumda muazzam bir etki yarattığını biliyorum. Bu kampanya da, bundan üç yıl önce Dakota Access petrol boru hattına karşı yürütülen ‘Standing Rock’ (Dikilen Kaya) protesto hareketlerinde olduğu gibi kendi sınırlarının ve resmi hedeflerinin çok ötesine geçmişti.
Bu büyük halk eylemlerini, onlardan önce ekilen tohumların hasadı olarak tanımladım demin; olgun ürün daha fazla tohum üretir. Dikilen Kaya’daki büyük direniş buluşması, Alexandria Ocasio-Cortez’e siyasete atılması için ilham verdi; onun başarısı ve müteakip eylemleri ise, özellikle Yeşil Yeni Düzen’le birlikte insanların iklim kriziyle mücadele konusundaki kararlılıkları üzerinde olağanüstü etkili oldu. Bana anlattıklarına göre, Dikilen Kaya (Standing Rock), birçok Yerli Amerikalı katılımcısı için yeni ittifaklar getirmenin ve eski çatışmaları iyileştirmenin yanı sıra, insanlara gurur, umut ve güç duygusu aşıladı. Ayrıca, yerli olmayan birçok insan için de hem yerli hakları hem de arazi sorunları konusunda farkındalık yarattı. Alberta, Kanada’dan, ABD’nin ortabatısındaki Nebraska’ya kadar uzanması öngörülen Keystone XL petrol boru hattına karşı yapılan uzun süreli kampanyada olduğu gibi, Dikilen Kaya da, kıtanın dört bir yanında ve ötesinde yaşayan insanlara, boru hatlarının fosil yakıt hafriyatını kârlı bir iş yapmadaki rolü, bunun tehlikeleri, etkileri ve izlenen politikalar konusunda bir okul oldu.

 

Birkaç yüz insanın bir kamp kurması veya onbinlerce kişinin sokaklarda yürümesi kadar doğrudan bir eylem yoktur; ancak, bu, sonuçların doğrudan alınacağı ya da sadece doğrudan ve ölçülebilir sonuçların önemli olacağı anlamına gelmez. Her bir hareket dünyanın dengesini değiştirir; bazen dünya dengesindeki bu değişimler asla dikkate alınmayacak ya da bunların etkisi uzun zaman sonra hissedilecek ya da çok uzak yerlerde olacaktır. Peterloo’da silahsız insanlar silahlı süvariler tarafından katledilmişti; bunu bir yenilgi olarak tanımlamak kolay; ancak, belirtildiğine göre bu olay dengeyi öylesine değiştirdi ki, dünyada erkek oy hakkı meselesi birden acil hale geldi ve 13 yıl sonra da 1832 Reform Yasası’nın çıkarılması yoluna gidildi. Bu gazete, Peterloo olayları sonrasında kuruldu ve kuruluş amacı da “Reform davasını sıcak bir şekilde savunmak”tı; dolayısıyla, bu gazete, sözkonusu katliamın öngörülemeyen bir sonucudur. Şiddet, protestocuları öldürmekten, dağıtmaktan ve dehşete düşürmekten daha fazlasını yapmak anlamına geliyorduysa eğer, devlet güçleri orada kazanamadı; çünkü adalet fikrini öldüremedi, hatta adalet fikrinin ilerlemesini hızlandırmış bile olabilir. Dikilen Kaya’da, kiralık haydutlar ve devlet güçleri protestoculara çoğu kez zalimce saldırdılarsa da insanların inançlarını, umutlarını, fikirlerini ya da farkındalıklarının artmasını durdurmayı başaramadılar. Şiddet, insanları dönüştürmek amaçlıdır ama daha ziyade yıldırmakta işe yarır. Pablo Neruda, bir keresinde “Tüm çiçekleri biçebilirsin ama baharı durduramazsın” diye yazmıştı.
“Yeryüzünün ve onun üzerindeki tüm canlıların geleceği, iklim krizine yeterli cevabı verip veremeyeceğimize bağlı.”
Güzel bir ifade biçimiydi bu, ama şimdi iklim acil durumu, felaketi harfi harfine gerçekleştirmek suretiyle bu ifadeyi biraz sabote etmiş olabilir. Bu yılın ilkbaharı, Mozambik’te ve orta ABD’de yıkıcı sel felaketleri ve gecikmiş acayip kar fırtınaları, Kuzey Kutbu’nda rekor sıcaklıklar, Japonya’da da erken açan kiraz tomurcukları ile geldi. Evet, baharı durdurmadık ama çarpıtıp yamulttuk onu. Yeryüzünün ve onun üzerindeki tüm canlıların geleceği, şimdi, iklim krizine cevaben, tüm enerji üretim ve tüketimimizi, tarım ve ormancılığımızı, önceliklerimizi ve algılarımızı radikal bir şekilde dönüştürerek yeterli çabayı gösterip gösteremeyeceğimize bağlı.
Bu çaba da, büyük ölçüde aşağıdan, Filipinler’den Alaska’ya kadar iklim aktivistlerinin tabandan yükselen hareketleriyle yönlendirildi: Bu aktivistler geride bıraktığımız on-oniki yıl içinde, şaşırtıcı şeyler başardılar – kömür ve doğalgaz terminallerini, boru hatlarını, kaya çatlatma faaliyetlerini durdurdular (bazı ABD eyaletlerinde, özellikle de New York’ta ve Fransa, Almanya ve İrlanda dahil olmak üzere bazı ülkelerde kaya çatlatmayı düpedüz yasaklayan yasalar çıkmasını sağladılar). Rüzgâr ve güneş enerjisinde teknolojik bir devrim, fosil sonrası yakıt çağına girmemize izin verecek; ne var ki, bu, fosil yakıt şirketlerinin, vurguncularla kapkaççıların ve bir de, bunlara vatandaşlarından çok daha iyi hizmet veren hükümetlerin büyük güçlerine karşı koymak anlamına gelecektir. Gençleri yaşlılara karşı çıkmaya zorlayan bir çatışma bu: ki bu gençlerden kimi 22. yüzyılı görebilecek kadar küçük yaşta; ve yine bu öyle bir çatışma ki, iklim krizinin etkisini şu anda en çok hisseden yoksul insanları ve güney ülkelerinin halklarını, iklim krizinden büyük ölçüde sorumlu olan kuzey ülkelerinin halkları ile karşı karşıya getiriyor.
Bu, görünüşte güçsüz olanın, görünüşte güçlü olana karşı bir çatışması olmuştur hep ve daima da böyle olacaktır. Geçmişteki zaferlerimizi, protestonun gücünü hatırlamalıyız; ama aynı zamanda sanatın, hayal gücünün dönüştürücülüğünü, yaygın sivil itaatsizliğin gücünü de hatırlamamız gerekecek. Yine de bu, bir çatışmadan daha fazlası. İklim krizine verilecek karşılık, ulaşım sistemlerinden hayal gücüne kadar her şeyin dönüştürülmesi demek. Kimileri, herşeyin muhteşem güzellikte ve dehşet verici bir şekilde birbirine bağlandığı bir Yeryüzünü şimdiden tanıyor bile: Şu anda yaktığımız ya da yakmadığımız kömürün, geleceğin iklimi ile tümüyle birbirine bağlı olduğu olduğu bir dünyayı zaten tanıyor onlar: karbonu atmosferden çekip tutma konusundaki en mükemmel teknolojinin ormanlar olduğu bir dünyayı tanıyor, biliyorlar. Şimdi bize gençlerin öncülük etmekte olduğu bir dünya bu.
Greta Thunberg, yeni nesil iklim aktivistlerinin en ünlüsü; ancak, Oregon merkezli gençlik iklim davasındaki genç davacıları, ‘Günışığı Hareketi’ (Sunrise Movement) ve Yokoluş İsyanı (Extinction Rebellion) hareketlerinin genç liderlerini de bu öncüler arasında saymalıyız. Burada onları anıyorum çünkü batı Amerika’da görebildiklerim onlar. Ama dünyanın her yerinde olağanüstü gençlerin iş başında olduğunu da gayet iyi biliyorum – Amazon’da ormansızlaştırmayı durdurmak için Kolombiya’da açtıkları davayı daha yeni kazanan ve yaşları 7 ile 25 arasında değişen 25 eylemci ve Grönland’ın dört bir yanında hızla artan buz erimesine ilişkin farkındalığı arttıran şair Aka Niviana da bu genç öncülere dahil. Ve şunu biliyorum ki, onların sahip oldukları güç de, bizim sahip olduğumuz güç de, krizlerin en büyüğünü durdurmaya yeter –eğer bu krizler krizini kavrayabilir, farklı bir dünya hayal edebilir, ve her zaman sahip olduğumuz ama sahip olduğumuzu pek farketmediğimiz araçları kullanarak bunu gerçekleştirebilirsek. Eğer… •

 

Çeviren: Nil K. Sarrafoğlu

 

Çeviri Editörü: Ömer Madra

sehircilik20190627

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Perşembe Seyfettin Gürsel’le Ekonomik Gidişat

ekonomikgidisat20190627

Ekonomi Ekoloji kayıt arşivi

09:30 – 10:00 Güncel Hukuk Dergisi’nde bu ay / Fikret İlkiz / Ayda 1 program

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü / Oldies

10:30 – 11:00 Ekonomi&Ekoloji / Pelin Cengiz, Mehveş Evin ve Serkan Ocak

ekonomiekoloji20190627

Ekonomi Ekoloji kayıt arşivi

Facebook.com/Pelin Cengiz

***

Yarın 10:30’da Açık Radyo Ekonomi&Ekoloji’de İstanbul seçimlerini, Gezi davasını, son dönemde ekonomiyle ilgili gelişmeleri ekonomist Mustafa Sönmez ile konuşuyoruz, bekleriz….

11:00 – 11:30 Yeşil Bülten (Yeni program) / Hazırlayan: Utku Zırığ

yesilbulten27.06.2019

İMC Televizyonunun kült programı Yeşil Bülten bu yayın döneminde Açık Radyo’da

Yeşil Bülten kayıt arşivi

11:30 – 12:00 Açık Mimarlık / Hüseyin Kahvecioğlu, İpek Akpınar ve Cenk Dereli / Mimarlığın tüm halleri üzerine konuşmalar

acikmimarlik20190627

acikmimarlik.blogspot.com/

Açık Mimarlık facebook sayfası

facebook.com/yagmurlyildirim

Açık Mimarlık kayıt arşivi

***

Bugün 11.30’da Açık Radyo konuğumuz Europe 40 Under 40 ödülünü kazanan Emir Drahşan, Narköy ve Kurtyeri Ekoköyü projelerini konuşuyoruz. Hem de sürpriz konuğumuz Boran Ekinci Architects ile birlikte

***

Açık Mimarlık’ta Emir Drahşan ile ekoköyler üzerine

27 Haziran 2019
Kurtyeri Ekoköyü, fotoğraf: Murat Germen

Emir Drahşan ve sürpriz konuğumuz Boran Ekinci ile birlikte, Emir’in pratiğini ve gerçekleştirdiği ekoköyleri konuşuyoruz. Narköy ve Kurtyeri Ekoköyü projelerinin mimarı olan Emir, bir arada ve sürdürülebilir yaşamlar için “sistem”ler tasarlıyor aslında. Kendisi, ailesi ve arkadaşlarının girişimi olan ekoköy kendi enerjisini ve gıdasını kendisi üretiyor, “tamamı yenebilir” bir peyzaja, seralara, atık dönüşüm ve su idare sistemlerine sahip. Bize ilginç gelen konulardan biri de Emir’in kuşaklardır aktarılan yöntemler ile bugünün teknolojisini ve bilgisini birleştirerek yapma pratiği oldu.

Emir Drahşan Avrupa Mimarlık, Tasarım ve Kent Çalışmaları Merkezi ve Chicago Athenaeum tarafından 40 yaş altındaki Avrupalı 40 mimara verilen “Europe 40 Under 40” ödülünün 2019 yılı kazananlarından biri oldu. Ödülü Türkiye’den kazanan diğer isim olan Alper Derinboğaz’ı önceki programda konuk etmiştik.

12:00 – 12:55 Afrikon (Yeni program) / Hazırlayan: Ufuk Aktaş

“Afrika üzerinde dolaşan sesler” şiarıyla yolan çıkan programda her hafta Afrika’nın başka bir ülkesinden geleneksel ve gelenekselden beslenen yeni icralar dinliyoruz.

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 Aheng-i Hengâme / Alper ve Esra Kaliber / Soul, Funk ve Afrika müzikleri

27haziran2019afrofunkspecial3

 ahengihengame.blogspot.com/

14:00 – 14:30 Günün ve Güncelin Edebiyatı / Seval Şahin / Romanlar, Hikâyeler, Kahramanlar

gununguncelinedebiyati27.06.2019rec.16.05.2019tarihciler2

twitter.com/sevalsahinn/media

Günün ve Güncelin Edebiyatı kayıt arşivi

Twitter.com/Guncel Edebiyat

***

Acik Radyo 94.9gununveguncelinedebiyatiSeval ŞahinFatih ArtvinliEbru AykutNurçin İleriTarihçilerden Başka Bir Hikayede

***

Ebru Aykut ve Fatih Artvinli ile Söyleşi: Tarihçilerden Başka Bir Hikâye (2. Bölüm)

zz6

Bu hafta programımızda Tarihçilerden Başka Bir Hikâye kitabının editörlerinden Ebru Aykut ve Fatih Artvinli ile tarihçilerin yazdığı hikâyeleri konuşmaya devam ettik.

Kitap hakkında ayrıntılı bilgi için:

https://canyayinlari.com/kitapdetay/22394/tarihcilerden-baska-bir-hikye

Kitabın Editörleri Hakkında

Ebru Aykut https://mimarsinan.academia.edu/EbruAykut

Nurçin İleri http://boun.academia.edu/NurcinIleri

Fatih Artvinlihttp://www.acibadem.edu.tr/akademik/fatih-artvinli

Programımız hakkında Soru ve önerileriniz içinTwitterFacebook 

14:30 – 15:30 Notalarla Sohbet / Zerhan Gökpınar / Açıklamalı ve karşılaştırmalı bir klasik müzik programı

Notalarla Sohbet – Zerhan Gökpınar

***

Bugün Notalarla Sohbet programımızda 18. yüzyılın zarif,şık ve salınımlı eserleriyle birlikteyiz, saat 14.30/94.9 Açık Radyo’dayız, sohbetimize bekleriz.

www.acikradyo.com.tr

Fotoğraf açıklaması yok.

15:30 – 16:30 Hukuk Güvenliği (Yeni program) / Hazırlayanlar: Bahri Belen ve Aynur Tuncel

hukukguvenligi20190627

Hukuk güvenliğinin enine boyuna konuşulduğu programın sürekli konuğu Aynur Tuncel bu yayın döneminde aslî programcı kadrosuna dahil oldu.

16: 30 – 17:00 Biofilia (Yeni program) / Hazırlayan: Nurhan Keeler

biofilia27.06.2019j

Evrenin Suyuna Giden Tasarım programının zaman içinde eko-tasarım sınırlarını aşıp yeni bir programa dönüştü: Biofilia. Doğayla, diğer canlılarla, kültür ve tasarımla kurulan özenli ilişkiler üzerine bir program

twitter.com/nurhankeeler

Biofilia Fotoğraf Albümü

facebook.com/nurhan.keeler

***

Bugün Biofilia 16.30’da.

Konular şöyle:

-Mavi bal mümkün mü? Ne oldu da Fransa’da yukarı Ren bölgesinde arıcılar mavi bala rastladı?

-Çiş tasması nedir? Umumi tuvaletlerin azlığı, pisliği ve ayrıca trafik, insanların tuvalete gitme ve sıvı alma durumunu nasıl kısıtlıyor?

-Örneğin Tuareglerin yok olması Viyanalıları, Viyanalıların da yok olması Tuaregleri bozar mı? Dünyada her iki haftada bir dillerden biri ve onunla birlikte bir kültür ve bilgelik de yok oluyor. Bu durum insanlığı nasıl etkiler?

Müzik Kitrina Podilata’dan (Sarı Bisikletler) Hayat Sana Sesleniyor ve kapanış şarkısı Meksika ıslığı

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakta duran insanlar, gökyüzü, açık hava ve doğa

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Berna Kaytaz, Jak Kohen,Levent Öget ve Harun İzer

facebook.com/pages

dunyanincazi-loget.blogspot.com/

***

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, müzik enstrümanı çalıyor

Levent ÖgetÖget Caz ile birlikte.

DÜNYANIN CAZI – AÇIK RADYO 94.9 /17:00 / 18:00 (canlı)
hazırlayan ve sunan: Levent Öget

Wolfgang Haffner
Sebastian Studnitzky
Marcus Miller
Idris Muhammed
Andy Narrell
Kip Hanrahan
Don Byron
Chuck Loeb
Nils Landgren
Charnett Moffett
Oran Etkin
Ambrose Akinmusire
Robert Glasper
Lalah Hathaway
Wah-Wah Watson
Michael “Patches” Stewart
Lee Hogans
Chico Freeman
Andy González
Robby Ameen
Andrew Cyrille
Marvin Smitty Smith
Chocolate Armenteros
Milton Cardona
Richie Flores
Don Pullen
Carmen Lundy
Giovanni Hidalgo
Ignacio Berroa
Diahnne Abbott
Leo Nocentelli
Melvin Sparks
Buddy Caldwell
Clarence Thomas
Harold Mabern
Virgil Jones
Joey Baron
Charles Lewis
James Zollar

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20190627

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Açık Dergi Perşembe Melis Behlil ile Sinemalardan

Açık Dergi Perşembe Beraber ve Solo Ahkâmlar (Açık Dergi’de yeni köşe) / 15 günde bir / Hazırlayanlar: Seyit Ali, Turgut Yüksel ve ve Mehmet Kekik

Farklı disiplinlerden 3 insanın müzik dinleme serüvenleri.

Açık Dergi Perşembe Sarı Tuğlalı Yol / Zeynep Arıca ve Burak Dinler / Müzikal Tiyatro’da bir gezinti

Müzikal tiyatro tarihinden klasikler hem ses kayıtları hem de sahne notlarıyla bu yayın dönemi Açık Dergi’de. Eski programcımız Zeynep Arıca’nın yanına sahne arkadaşı Burak Dinler’i alıp sunacağı Sarı Tuğlalı Yol’da amatör ve profesyonel müzik grupları da zaman zaman yayına konuk oluyor.

Açık Dergi Perşembe Dünya Sinema Sözlüğü (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayanlar: Oğulcan Bakiler ve Sabahat Özay

Önceki dönemlerde Altyazı Aylık Sinema Dergisi’nin Türkiye Sinema Sözlüğü’nü radyoya taşıyan Oğulcan Bakiler ve Sabahat Özay bu yayın döneminde yine Altyazı tarafından hazırlanan Dünya Sinema Sözlüğü’nü dinleyiciyle paylaşıyor.

Açık Dergi Perşembe Fransız Öpücüğü (Gün ve saat değişikliği) / Hazırlayan: Devrim Özkan

Şansonların ötesinde çağdaş Fransızca müzik programı Fransız Öpücüğü bu yayın döneminde on beş günde bir, üstelik bir saatlik formatıyla Açık Dergi’de bizlerle. Devrim Özkan, özel profilleri ve muhtelif anekdotlarıyla güncel müziğin Fransızcasına bakmayı sürdürüyor.

***

Uyarlamalar & Uyarlananlar-2

zz13

Fransız Öpücüğü’nün bu bölümünde farklı dillerden Fransızcaya uyarlanan şarkıların yanı sıra hafızalarımızda Türkçe sözlerle yer eden parçaların Fransızca versiyonlarına yer verdik. Programda, aranjmanlar söz konusu olduğunda Fransız müziğinde akla ilk gelen isimlerden Johnny Hallyday ve Claude François’ya ait şarkıların yanı sıra, Türk Pop müziği tarihinde de önemli bir yere sahip olan Patricia Carli ve Marc Aryan imzalı parçaları da dinledik.

27 Haziran 2019 tarihinde Açık Radyo’da yayınlanmıştır.

Programa altmışlı yıllarda Fransızcadan dilimize uyarlanmış bir parçayla başladık bu hafta. O dönemde Türkiye’yi sık sık ziyaret eden Patricia Carli, sözü ve müziği kendisine ait olan, 1967 tarihli La marguerite et le bleuet adlı parçayı seslendirdi . Carli’nin Son Mektup adıyla Türkçe sözlerle de kaydettiği parçanın, sözleri Fecri Ebcioğlu imzalı bir başka Türkçe uyarlamasını Erol Büyükburç, Son Tren adıyla yorumlamıştı.

Fransız şansonunun klasikleşmiş parçalarından biri olan La Mer’i yazmak Charles Trenet’nin aklına,1943 yılında, İkinci Dünya Savaşı sırasında, Montpellier’den Perpignan’a giden trenin penceresinden manzarayı izlerken gelmiş. Parçanın bestesini piyanist Leo Chauliac yapmış fakat Trenet parçayı biraz ağır, biraz da pastoral bulmuş ve kendi repertuvarı için uygun olmadığını düşünmüş zira genelde swing tarzında, daha neşeli şarkılarla tanınıyor Trenet, hatta bu nedenle “Le fou chantant” yani “Şarkı söyleyen çılgın” lakabıyla anılıyor. Böylece şarkı 1945’te ilk olarak Roland Gerbeau daha sonra da Renée Lebas tarafından kaydedilmiş.  Bu arada İkinci Dünya Savaşı sona ermiş ve İngiltere’de sürgünde olan yapımcı Raoul Breton Fransa’ya geri dönmüş. Bu geri dönüş için ses getirecek bir şarkı arayan Breton, La mer’i dinleyince parçanın düzenlemesi biraz değiştirilirse Trenet için aslında son derece uygun olduğunu düşünmüş. Bunun üzerine şarkı bir orkestra eşliğinde yeniden kaydedilmiş, Trenet’nin arkasında bir koro eklenmiş ve parça 1946’da bu kez Charles Trenet yorumuyla piyasaya çıkmış. Raoul Breton bununla da yetinmeyip şarkıyı Beyond the sea adıyla İngilizceye çevirtmiş ama parça Fransa dışında asıl patlamayı 1960’da, Amerikalı Bobby Darrin yorumuyla yapmış, sonrasında da Frank Sinatra, Django Reinhart ve George Benson gibi birçok isim tarafından yorumlanmış*.

1974 yılında Brezilyalı Morris Albert, Feelings adlı şarkıyla tüm dünyada büyük yankı uyandırmıştı. Şarkıyı Shirley Bassey’den Nina Simone’a Ella Fitzgeral’dan ve Frank Sinatra’ya birçok farklı isim de yorumlamıştı. Fransızca versiyonunu ise 1975’te Michel Jourdan’ın yazdığı sözlerle Mike Brant Dis-lui adıyla kaydetmişti. Hatta Mike Brant şarkıyı kaydettikten bir gün sonra Paris’teki apartman dairesinden düşerek yaşama veda etmişti. Bunun bir kaza mı intihar mı yoksa cinayet mi olduğu hala esrarını koruyor. Şarkının hikâyesi ise buradan itibaren ilginç bir hal alıyor. Şarkıyı radyoda dinleyen besteci Loulou Gasté (ki kendisi şarkıcı Line Renaud’nun eşi aynı zamanda), hayretler içinde kalıyor çünkü bunun aslında, 1957’de Le feu aux poudres adlı film için yaptığı Pour toi adlı bestenin ta kendisi olduğunu fark ediyor. Filmde Dario Moreno’nun seslendirdiği parçayı daha sonra Line Renaud da yorumlanmıştı.  Bunun üzerine çift, bir intihal davası açmaya karar veriyor. Sekiz yıl süren dava, Line Renaud’nun önemli bir şöhrete sahip olduğu Amerika’da devam ediyor. En sonunda ikili intihal davasını kazanıyor ve Feelings’in melodisinin aslında Pour toi’dan kopyalandığı resmiyet kazanıyor*.

1966 yılında Cher tarafından seslendirilen Bang bang dönemin en büyük hit parçalarından biri olmuştu. Cher’in o dönemdeki eşi, Sonny Bono’nun imzasını taşıyordu parça. Şarkıyı dinleyen yapımcı Claude Carrère, parçanın o zamanlar daha çok L’école est finie ya da Vous les copains gibi ergenlere hitap eden parçalarla tanınan Sheila’nın kariyerinde yeni bir sayfa açmak için çok uygun olduğunu düşündü. Parça, Georges Aber tarafından Fransızcaya çevrildi ancak sözleri biraz yumuşatıldı zira orijinal eserde sevgilisini öldüren bir adam söz konusuydu. Fransızca sözlerde bu, çocukluk yıllarında oynanan bir oyuna dönüştürüldü. Bu arada şarkıyı yorumlamak için yanıp tutuşan bir isim daha vardı o dönemde. O da Dalida’ydı. Parçanın Fransızca versiyonunun Sheila tarafından yorumlanınca, o da bu arzusunu şarkıyı İtalyanca sözlerle yorumlayarak hayata geçirmişti*. Şarkıyla ilgili son bir not: parçayı 1968 yılında, kendi yazdığı sözlerle Fecri Ebcioğlu Dan Dan adıyla seslendirmişti.

1960 yılında Joan Baez tarafından seslendirilen Donna Donna, Dünya çapında büyük ilgiyle karşılanmıştı. Parçanın sözleri ellili yılların ortasında Arthur Kevess ve Teddy Schwartz tarafından yazılmıştı. Şarkıda kesilmek üzere olan bir buzağıdan söz ediliyordu aslında ve parçanın orijinali 1940’larda Yiddiş dilinde Aaron Zeitlin & Sholom Secunda ikilisi tarafından Dana Dana ismiyle yazılmıştı ve ilk olarak Zeitlin’in yapımcılığını da üstlendiği bir oyunda seslendirilmişti. Parça, Joan Baez’ın ardından birçok ünlü isim tarafından da yorumlandı. 1964’te Claude François, Vline Buggy ile ortaklaşa yazdığı Fransızca sözlerle seslendirdi şarkıyı. Mezbahaya giden buzağının yerini yetişkinlik yılları ile ilgili hayaller kuran küçük bir çocuk almıştı bu kez. Son mısralardan bu küçük çocuğun Claude François’nın kendisi olduğu anlaşılıyordu ve bu anlamda otobiyografik bir özellik de kazanmış oluyordu şarkı.

Altmışlı yıllarda pek çok yabancı şarkıcı kendi şarkılarını Türkçe sözlerle de seslendirmişti. Bunlardan biri de Lübnan’dan Malatya’ya, oradan da Fransa’ya göç eden Ermeni asıllı bir ailenin oğlu olan Henri Markaryan, ya da sahne ismiyle Marc Aryan’dı. Sanatçı şansını önce Paris’te denemiş, 1963’te de Belçika’ya yerleşmişti. Fransa’da nerdeyse hiç tanınmamasına karşınaltmışlarda yolu sık sık Türkiye’ye de düşen sanatçının şarkılardan yapılan uyarlamaları Alpay, Ayferi ve Ajda Pekkan gibi isimler seslendirdiler. Biz bu parçaları Atlı Karınca, Kimdir bu sevgili ve Eylül’de gel adlarıyla biliyoruz. Bunun yanı sıra şarkılarının Fecri Ebcioğlu tarafından yapılan uyarlamalarını Türkçe sözlerle kendisi de yorumladı sanatçı. Bunlardan biri de Giorgina ya da Türkçesiyle Nasıl evlenirsin bu lisanla adlı parçaydı.

1990’da, Ajda Pekkan tarafından Sana Bana Yeter ismiyle yorumlanan Le vent du sud adlı şarkının orijinali, Enrico Macias’ın 1989 tarihli “Zingarella” albümünde yer alıyordu. Macias şarkının orijinalinde; askerleri çölün ortasında durduran, hapishanelerin duvarlarını aşan, diktatörleri tedirgin eden ve tüm özgürlükler adına esen Güney Rüzgârından bahsediyordu. Parçanın Fikret Şenes imzalı Türkçe uyarlamasındaysa, paylaşmanın ve gönül zenginliğinin güzelliğinden söz ediliyordu özetle. Altmışlı ve yetmişli yıllar boyunca Enrico Macias’ın onlarca şarkısı Türkçeye uyarlanmış ve Ajda Pekkan’ın yanı sıra Seyyal Taner, Yeliz ve Nilüfer’in yorumlarıyla ülkemizde de büyük ilgi görmüştü.

Altmışlı yıllar boyunca Anglosakson kökenli pek çok şarkının Fransızca uyarlamasını seslendiren Johnny Hallyday, kariyerine 1960’da henüz on yedi yaşındayken başlamış, kısa sürede dönemin gençlerinin idolü haline gelmişti. 1964’te şöhretinin zirvesindeyken askere alınan Johnny, askerlik görevi sırasında radyoda The Animals’ın The House of the Rising Sun şarkısını duymuş ve yakın dostu Hugues Auffray’den parçayı hemen Fransızcaya çevirmesini istemiş. Bob Dylan uyarlamalarıyla da tanınan Aufray de Claude François’nın söz yazarı Vline Buggy’den yardım istemiş ve böylece Le pénitencier çıkmış ortaya. Orijinal şarkıda New Orleans’daki bir evden bahsedilir ve buranın birçok delikanlının hayatını mahvettiği söylenir. Burada söz edilen mekânın bir randevu evi olduğu düşünülür genellikle ama buranın bir hapishane olduğunu söyleyenler de mevcut. Hugues Aufray de Fransızca sözleri bu ikinci yorum üzerinden yazmış ama “prison” yani “hapishane” kelimesini kullanmak yerine “Le pénitencier” yani “cezaevini” tercih etmiş. Şarkı, Johnny Hallyday’in sevimli genç adam imajını değiştiren parça olmuş aynı zamanda, o zamana dek hayranlarını ritmik dans şarkılarıyla coşturan genç kızların sevgilisinin yerini daha sert, daha marjinal bir adam almış, Johnny iyi çocukluktan kötü çocukluğa geçiş yapmış adeta*.

İlk 45’liğini 1966’da yayınlayan Nicoletta, siyahi blues şarkıcılarınkini akıllara getiren bir ses rengine sahipti. Bu özel ses, Yves Montand ve Edith Piaf’la çalışan besteci Hubert Giraud’nun da dikkatini çekmişti. Giraud’nun aklında uzun zamandır bir melodi vardı ve bu melodi ona batmakta olan güneşi çağrıştırıyordu. O da bundan söz yazarı Pierre Delanoë’ye bahsetti ve böylece Delanoë de Il est mort le soleil’i (Güneş öldü) kaleme aldı. Nicoletta şarkıya hayran kaldı ve kaydetmek için hemen stüdyoya girdi. Buna karşın Fransız radyoları parçayı fazla hüzünlü buldular ve programlarında çok fazla yer vermediler. Şarkı kendine daha çok Québec radyolarında yer bulunca Nicoletta da bunun üzerine albümün tanıtımını yapmak üzere Montreal’e gitti. Burada, hayranı olduğu Ray Charles’ın da bir konser vermek üzere şehirde olduğunu öğrenen genç kadın bir akşam onu izlemeye gitti. Konser sonrasında idolünü locasında ziyaret etti ve ona yeni albümünü hediye etti. Bunun ardından Paris’e dönen Nicoletta, üç hafta sonra bir gece yarısı telefonun sesiyle uyandı. Arayan Ray Charles’tı. Il est mort le soleil’i çok beğenmişti ve sözlerinin anlamını öğrenmek istiyordu, Nicoletta da dili döndüğünce anlattı ona. Böylece Ray Charles Il est mort le soleil’e İngilizce sözler yazdı ve parçayı The Sun Died adıyla seslendirdi*.

Fransızcaya uyarlanan şarkılar arasında sadece Anglosakson pop müzik parçaları yer almıyor. Latin Amerika kökenli birçok melodi de Fransızcaya uyarlanmış ve bu dilde klasik haline gelmeyi başarmıştı. Georges Moustaki, Bernard Lavilliers ve Michel Fugain bu konuda öne çıkan sanatçılardı. Latin melodilerini Fransızca sözlerle seslendiren isimlerden biri de Claude Nougaro’ydu. Brésilien, Noces de sang ya da uyarlamalarla ilgili ilk programda yer verdiğimiz Tu verras gibi parçaları yorumlamıştı sanatçı. Nougaro imzalı bir başka uyarlama da 1966 tarihli Bidonville’di. Brezilyalı Vinicius de Moraes ve Baden Powell’ın; Berimbau isimli parçasından yapmıştı sanatçı bu uyarlamayı. Şarkıda çocukların konserve kutularıyla futbol oynadıkları, evlerin odalarının içinden otlar fışkıran bir gecekondu mahallesinden bahsediyordu Nougaro.

Eserleri Fransızcaya en fazla uyarlanan Amerikalı şarkıcılardan biri de Bob Dylan. İlk kez altmışlı yıllarda Hugues Aufray tarafından Fransızcaya uyarlanmıştı sanatçının çalışmaları, Aufray 1995’te onun şarkılarının Fransızca versiyonlarını seslendirdiği daha kapsamlı bir albüm de yayınladı. Son olarak 2009’da da bu albümdeki şarkıların bazılarını Carla Bruni, Alain Souchon, Arno ve Francis Cabrel gibi meslektaşlarıyla yorumladığı “New Yorker” adlı bir düetler albümünü piyasaya sürdü. Francis Cabrel’den bahsetmişken, hem müzik tarzı hem de şarkılarında ele aldığı konular bakımından Dylan’ı akıllara getiren sanatçı, 2012’de onun Just Like a Woman, All Along the Watchtower, Blind Willie McTelll ve Simple Twist of Fate gibi eserlerini Fransızcaya uyarladığı “Vise le ciel” adlı albümü satışa sundu.

(*) Kaynak: La vie secrète des chansons: L’originale et la reprise, André Manoukian, France 3, 2018 

Playlist:

Şarkıcı / Yorumcu Parça Adı Albüm Adı Süre
Patricia Carli
La marguerite et le bleuet
Salut les copains
3:10
Charles Trenet
La Mer (Beyond the sea)
Live à Pleyel
3:45
Dario Moreno / Line Renaud
Pour toi
Le mexicain tropical / Mon bonheur
2:50
Sheila
Bang Bang
Age Tendre, La Tournee des Idoles – Le Coffret des 10 Ans
3:20
Claude François
Donna Donna
L’intégrale 1962-1972
2:35
Marc Aryan
Giorgina (Nasıl Evlenirsin Bu Lisanla)
Kathy Vol.4 / Marc Aryan İstanbul’da
2:01
Enrico Macias
Le vent du sud
Enrico Macias (Zingarella)
3:20
Johnny Hallyday
Le Pénitencier
Rester Vivant Tour
5:05
Nicoletta
Il est mort le soleil
En Concert
3:57
Claude Nougaro
Bidonville
Live Olympia 1979
3:05
Francis Cabrel
D’en haut de la tour du guet
Vise le ciel
3:29
Açık Dergi Perşembe Albümün C Yüzü – Bürkan Özkan (15’te 1)

20:00 – 21:00 Caz Orkestrası / Hülya Tunçağ / Dünden bugüne büyük caz / orkestraları

21:00 – 22:00 Sosyal Müzik (Yeni program) / Hazırlayanlar: Gonca Açıkalın, Sina Hakman)

acikradyo.com.tr/program/sosyal-muzik

“Caz ve cazdan etkilenen müzikler” şiarıyla yola çıkan programda, caz müziğine, cazla ilişkili ya da ondan esinlenip etkilenmiş müziklere yer veriliyor.

***

İçimizde bir neşe, hayat daha hafif, her şey çok güzel… Bu duygularla eğlenceli parçalar seçtik ve mini bir Sosyal Müzik festivali düzenledik bu hafta…
🎶
Sosyal Müzik her perşembe 21:00’de, Açık Radyo 94.9’da 🎶
🎶
http://acikradyo.com.tr/sosyal-muzik/27-haziran-2019-festive

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve yazı
Görüntünün olası içeriği: araba ve açık hava
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, sahnede
Görüntünün olası içeriği: yazı

22:00 Falan: Freeform Freakout (Yeni program) / Hazırlayan: Clint Willey

Kick Out The Jams programıyla Amerika’nın çığır açan müzisenlerini ele alan Clint Willey bu yayın dönemi funk kanallarında ve farklı sadaların zengin çeşit âleminde bir keşif gezisine çıkıyor.

23:00 – 24:00 Stalker / Fatih Rağbet ve Yıldırım Arıcı / Herkesin ve hiçkimsenin programı

stalkeracikradyo.blogspot.com/

 24:00 – 01:00 Kılavuz / Bahadır Dilbaz / Türler arası

   bahadirdilbaz.blogspot.com/ 

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow

democracynow.org/shows/2019/6/25

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

acikgaste_26-06-2019

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Nereye Doğru: Cengiz Aktar’la Geleceğe Bakışlar

nereyedogru20190626

Nereye Doğru kayıt arşivi

09.30 – 10:00 50. Yılında 68 Devrimi (Açık Gazete’de yeni köşe) / Tarih Vakfı’nın katkılarıyla.

30. yılını bir sergi, 40. yılını ise 6 dakika 8 saniyelik bir dizi program ile andığımız 68’in, 50. yaşını de es geçmiyoruz. Tarih Vakfı’nın katkılarıyla 68 Devrimini enine boyuna konuşuyoruz.

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü / Oldies

10:30 – 11:00 Açık Yeşil /Ümit Şahin ve Ömer Madra / Hayatın, politikanın ve sokağın çevre ekoloji gündemi

acikyesil20190626

Açık Yeşil kayıt arşivi

11:00 – 12:00 Metropolitika / Aysim Türkmen, Korhan Gümüş ve ve Murat Güvenç / Kent ve kentlilik üzerine tartışmalar

metropolitika20190626

Metropolitika kayıt arşivi

12:00 – 12:55 Hipnopompia (Yeni program) / Algı dürten müzikler / Hazırlayan: Emirhan Arapoğlu

Açık Radyo’nun öğlen caz kuşağında algı dürten, cazdan elektroniğe geniş bir alanda gezen yeni bir müzik programı.

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 Tuna’nın Beri Yanı / Muammer Ketencoğlu / Balkan ağırlıklı etnik müzik

muammerketencoglu.com/

tunaninberiyani.blogspot.com/

facebook.com/ketencoglumuammer

14:00 – 14:30 Türlerin Yaşam Hakkı / Işıl Karaelmas / Gezegeni paylaştığımız canlıların özgürce yaşama haklarına dair her şey

turlerinyasamhakki26.06.2019

zz4

“Gezegeni paylaştığımız canlıların özgürce yaşama haklarına dair her şey” şiarıyla yola çıkan program; Türkiye ve dünyadaki hayvan hakları gündeminden, etik veganlık anlayışına; hayvansal ürünleri tüketmeyi bırakmaktan, sokak hayvanlarına yardım etmeye kadar faydalı insan yaklaşımları ve pratikleri üzerine.

twitter.com.türlerin.yaşam.hakkı 

pictosee.com/turlerinyasamhakki/

***

Bugün (26 Haziran Çarşamba) konuğumuz & platformu başkanı . Hayvan deneylerini, faytonları ve yeni yasa tasarısını 14:00’te da konuşacağız.

14:30 – 15:30 Alla Turca / Ali Pınar ve Ersin Antep / Türkiye’den klâsik müzik yorumcuları ve bestakârları

www.facebook.com/alla.turca.5

instagram.com/allaturca2001/

15:30 – 16:30 Altın Saatler / Nuray Aydınoğlu, Elvan Cantekin, Argun Yum ve Gürhan Ertür / 17 Ağustos’u unutma

altinsaatler20190626

Altın Saatler kayıt arşivi

16:30 – 17:00 Emeğin Gündemi / Ayşe Berna Uçarol ve Mustafa Eren / Fabrikalardan plazalara emekçilerin ortak sorunları ve örgütlenme deneyimleri

emegingundemi20190626

emegingundemi.blogspot.com/

emegingundemi.blogspot.com/search/label/aç1kradyo

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / (Tekrar program) / Hazırlayan: Atilla Aksoy

Açık Radyo kurucularından, programcı dostumuz Atilla Aksoy’u yakın zaman önce kaybettik. Dünyanın Cazı programının ilk programcısı Aksoy’un 2004 yılında bu çerçevede hazırlayıp sunduğu programları 13 yılın ardından Çarşamba günleri 17.00’de tekrar yayınlıyoruz.

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20190626

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Eser Epözdemir – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Açık Dergi Çarşamba Oyun Arası / Emre Gümüşer

Muhtelif tiyatro müziği örneklerine kulak atıp, oyunlar arası bir yolculuğa çıkıyoruz.

Açık Dergi Çarşamba Yerden Yüksek / Çocukların Mekân Algısı ve Mekânsal Hakları / Gizem Kıygı

yerdenyuksek20190626

Değişen kentsel ve kırsal mekânlarda çocuıkların mekânlarda nasıl varoldukları ve mekânı nasıl algıladıklarını ve bu konuda yapılan çalışmaları konuşuyoruz. Her bölümde bir araştırmacı-uzman konuk yayına eşlik ediyor.

yerdenyuksek.medium.com

instagram.com/yerden.yuksek94.9/

***

zz3

İstanbul’u müzikle keşfetmeye ne dersiniz?
.
🔉Bu haftaki konuğumuz Fanfar: Müzikli Bir İstanbul Masalı kitabının yazarı Göknil Özkök Sezener.
.
🎶Fanfar, 47. İstanbul Müzik Festivali kapsamında Bernard van Leer Vakfı’nın katkılarıyla hazırlandı. Çocukları müzikli oyunlar eşliğinde İstanbul’un kültür mekanlarına davet eden kitabı Kıymet Ergöçen çizdi, Burcu Ural Kopan yayın yönetmenliğini üstlendi. Kitaba festival boyunca tüm festival mekanlarından ve İKSV Alt Kat’tan ücretsiz olarak ulaşabilirsiniz. Kurumların sosyal medya hesaplarından etkinlik programlarına da ulaşabilirsiniz.
.
Festival bitmeden biz de İstanbul’un müzikli peyzajını ve tarihi mekanlarda müzikle buluşan çocukları Çarşamba günü konuşacağız, kaçırmayın!🎹

Açık Dergi Çarşamba 18:50 Tasarım Sözlüğü (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Muğlak Standartlar Enstitüsü

Muğlak Standartlar Enstitüsü’nün uzun süredir üstünde çalıştığı ve memlekete özgü tasarımsal terim ve icatların derlendiği müstesna Tasarım Sözlüğü’nün maddeleri Enstitü üyelerince her Çarşamba akşamı birer maddeyle radyoda seslendirilmeye başlıyor.

Açık Dergi 19:30 Tezahür (15 Günde 1) / Hazırlayan: Gülin Dede Tekin / İstanbul tiyatro hayatı üzerine gündelik konuşmalar

Tiyatro dünyasından haberler, röportajlar, yeni oyunlar, güncel meseleler. Artık Salı değil Çarşamba akşamları. Çıplak Ayaklarla Dans’la dönüşümlü.

Tezahür kayıt arşivi

Açık Dergi 19:30 Çıplak Ayakla Dans (Açık Dergi’de yeniden köşe, 15 günde 1) / Hazırlayanlar: Duygu Güngör ve Mihran Tomasyan

Çıplak Ayaklar Kumpanyası bu yayın döneminde yeni konu ve konuklarıyla aramıza dönüyor. Tezahür programıyla dönüşümlü olarak.

Çıplak Ayakla Dans kayıt arşivi

20:00 – 21:00 Ay’da Caz (Yeni program) / Caz tarihinde bu ay / Hazırlayanlar: Nazlı Toprak ve Leyla Diana Gücük

Caz tarihinde o ay doğan-ölen müzisyenler, çıkan albümler, önemli olayların işlendiği bir caz programı

21:00 – 22:00 Alçak Basınç / Harun İzer / Popüler Kültürün kıyısında yeşeren alternatif yenilikçi müzik akımları

22:00 – 23:00 Ayın Karanlık Yüzü / Yosi Falay / Bir albüm

23:00 – 24:00 Caz Portreleri / Mustafa Aykın / Ayrıntılı caz tiplemeleri

24:00 – 01:00 Beton Orman / Da-Frogg Eyez /  Reggae, Dub ve alt türleri

8 yıl aradan sonra Beton Orman, Reggae, Dub ve alt türlerinin pozitif titreşimlerini yaymak için döndü.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/6/24

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Yeni Ufuklar (Yeniden program) / UNDP Türkiye

Her kış dönemi olduğu gibi BM UNDP Türkiye ofisinin hazırladığı Yeni Ufuklar bu  yayın döneminde geri dönüyor.

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

acikgaste25062019

Açık Gazete kayıt arşivi

***

Maymunların su savaşı

zz10

Hindistan’da bir grup maymunun rakip bir kabileye ait su kaynağına erişebilmek için girdikleri düşünülen çatışmada 15 maymun öldü.

Geçen gün Hindistan’ın Rajasthan bölgesine bağlı Madhya Pradeş eyaletinde trajik bir olay yaşandı.

İnsanları, bitkileri ve hayvanları ciddi şekilde etkileyen aşırı sıcaklar sonrasında ortaya çıkan su sıkıntısı iki maymun kabilesi arasında çatışmaya neden oldu.

Euronews’in aktardığı üzere, 46 dereceyi bulan aşırı sıcakların etkili olduğu Joşi Baba ormanında bir grup maymunun rakip bir kabileye ait su kaynağına erişebilmek için girdikleri düşünülen çatışmada 15 maymun öldü.

Yerel basına yansıyan durum şu sözlerle özetlendi; “Bu nadir görülen bir durum. Maymunlar normalde böylesi çatışmalara girmiyor. […] Şu an tüm olasılıkları irdeliyoruz. Bu ölümler büyük ihtimalle maymun kabileleri arasında çıkan su savaşı nedeniyle yaşandı.”

Maymunlara yapılan otopsi sonucuna göre ise ölüm nedeninin “yüksel ihtimalle sıcak çarpması” olduğu açıklandı.

Maymunların yanısıra kaplanları da etkileyen aşırı sıcaklarla mücadele etmek için yetkililerin kaplanları su kaynaklarına yakın köylere taşıması kararı alındı.

Evet! Köylerden uzaklaştırılmaya çalışılan kaplanlar bu sefer sussuzluk nedeniyle köylere yakın bölgelere taşınacak.

2 X hızla eriyen Himalayalar

Bu trajik haberle aynı günlerde çıkan bir başka haberde ise, maymunların tıpkı geçen hafta insanların yaptığı gibi birbirine girmesine neden olan su sıkıntısının kaynağına dair bulgular yayımlandı.

BBCTürkçe’nin haberine göre, ABD’nin Soğuk Savaş döneminde istihbarat toplamak için elde edilen uydu görüntüleri, son dönemlerde çekilen görüntülerle karşılaştırıldı.

Maymunların su savaşı yaptığı Rajasthan bölgesi dahil bir çok bölgeyi besleyen nehirlerin kaynağı Himalayalar’da son 20 yılın eriyen buzul oranlarının önceki 20 yılı ikiye katladığı ortaya çıktı.

Araştırmayı yürüten Columbia Üniversitesi ekibine göre, erimenin ana nedeni iklim değişikliği.

Science Advances isimli bilim dergisinde yayımlanan çalışmada Himalayalar’daki 2 bin kilometreye yayılan 650 buzul incelendi. Yapılan karşılaştırma sonucunda, 1975-2000 yılları arasında her yıl ortalama 4 milyar ton buzul eridiği belirlenirken, 2000-2016 yılları arasında her yıl ortalama 8 milyar ton buzul eridiği ortaya çıktı.

Bilim insanları bu durumun çok yakın bir tarihte, muazzam sel baskınlarına neden olacağını ve buzul sularına bağımlı olarak yaşayan bölgedeki milyarlarca canlının (insanlar da dahil) büyük bir su sıkıntısına gireceği öngörüsünü yapıyor.

Temiz su trajedisi

Su sıkıntısının insan türünün başına musallat olan felaketle alakasını ele alan bir başka rapor ise durumun trajik boyutlarının daha da büyük olduğunu gösteriyor.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) hazırladığı ortak raporun sonuçlarına göre, dünya genelinde yaklaşık 2 milyar 200 milyon kişinin hâlâ temiz içme sularına erişimi olmadığı açıklandı.

DW’nin aktardığı haberde, İçme Suları, Sanitasyon ve Hijyen başlıklı raporda, 21. yüzyılın başından bu yana en fazla 30 dakikalık bir mesafede temiz içme suyuna erişebilen insan sayısının 1,8 milyara ulaştığı ve dünya nüfusunun neredeyse yarısına tekabül eden 4 milyar 200 milyon kişinin de güvenli şekilde yönetilen sıhhi koşullara erişimi olmadığı belirtildi.

Ayrıca yetersiz olan kaynakların eşit olarak dağıtılmadığı koşullarda her yıl beş yaş altı 297 bin çocuğun ishale bağlı rahatsızlıklar nedeniyle hayatını kaybettiği bilgisi de raporun trajik sonuçları arasında yer alıyor.

İklim krizi = Çatışma

Medya organları maymun kabileleri arasında çıkan bu kanlı çatışma sonrasında neler olduğuna dair detaylara yer vermedi.

Fakat geçtiğimiz hafta yayımlanan bir başka çalışmada, maymunların uzaktan akrabası olan insan türünün aynı sebepten ötürü başına geleceklere dair bilimsel öngörülerde bulunuldu.

Avustralya merkezli Ekonomi ve Barış Enstitüsünün (IEP) yayınladığı yıllık küresel barış raporunda, iklim krizi sebebiyle azalan doğal kaynakların, bunun sonucunda gerçekleşmesi olası kitlesel göçlerin ülkeler arasında yeni ihtilaf ve çatışmalara sebep olabileceği duyuruldu.

bianet’in aktardığı haberde, “Küresel Isıtma” sebebiyle bir milyar insanın iklim krizinden etkilenmesi muhtemel yüksek riskli bölgelerde olduğunu vurgulayan rapor, bu kişilerin yaklaşık yüzde 40’ının halihazırda çatışmaların ve sorunların devam ettiği ülkelerde bulunduğunun da altını çiziyor.

Yaşanmakta olan iklim krizinin sonucu olarak ortaya çıkan hızlı iklim değişiklikleriyle de kıtlık, doğal afet ve kitlesel göçler gibi etmenlerin ülkeler arası çatışmaları artırabileceği uyarısı yapılıyor.

İklim mültecileri artıyor

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) dün yayımlanan yıllık raporunda, 2018 yılı itibarıyla dünyada 70 milyon 800 bin kişinin yerinden edildiği açıklandı.

Dünya çapındaki mülteci ve göçmen sayısı açısından bir rekor niteliği taşıyan bu verilere göre, 3,7 milyon mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye en çok mülteci kabul eden ülke olarak kayıtlara geçti.

Bir diğer taraftan da, doğrudan iklim krizi kaynaklı göçlerde de artış görülmekte.

UNHCR verilerine göre, geçen yıl iklimle ilgili faktörler yaklaşık 16,1 milyon insanın yerinden olmasına neden oldu. 2050 yılına kadar 150 ila 200 milyon insanın çölleşme, yükselen deniz seviyesi ve aşırı hava koşulları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalma riski altında olduğu tahmin ediliyor.

İklim krizinin etkileri nedeniyle evlerini terketmek zorunda kalan insanlar, bu krizden en az sorumlu olan Guatemala gibi ülkelerden geliyor.

2019 yılının mayıs ayı sonu itibariyle Guatemala’dan aile üyeleri ile seyahat eden yaklaşık 150.000 göçmen Amerika’nın güneybatı sınırında yakalandı. Bu, ülkenin toplam nüfusunun kabaca % 1’ini temsil ediyor.

Göç üzerine çalışan araştırmacılar, şiddet, yoksulluk ve yolsuzluk da dahil olmak üzere çeşitli nedenlerle birlikte iklim krizinin de bu göç dalgasının önemli bir etkeni olduğunu söylüyor.

Dünya Gıda Programı’na göre, Guatemala, Honduras, El Salvador ve Nikaragua’da 2,2 milyon insan aşırı yağış ve kuraklık nedeniyle mahsullerini kaybetti. İklim krizi açısından dünyanın en hassas ülkelerinden olan bu ülkeler krizden en az sorumlu ülkeler arasında da yer alıyor.

Sibirya’ya doğru!

NASA Langley Araştırma Merkezi ve Krasnoyarsk Araştırma Merkezi’nden bilim insanlarına göre de, sıcaklıkların ve yağışların kaçınılmaz yükselişiyle, 2080’lerde Rusya’nın Asya bölgesindeki insan yerleşimlerinin potansiyelini artıracağı öngörülüyor.

Şiddetli iklim koşullarının daha ılıman ve elverişli hale getireceği bölge nüfusunun 9 kat artışa yola açabileceği uyarısı yapılırken, bu durumun uzak bir gelecekte sadece insanlar için olmayacağını gösteren haberler de gelmeye devam ediyor.

Rusya’nın Norilsk kentine en az 500 kilometre yol kat ederek gelen aç kutup ayısı, fabrikaların bulunduğu bölgede çöplüklerden beslenmekten ötürü diyare olmuş bir halde zoologlar tarafından yakalandı.

Bulunduğu bölgeye kimse 30 metreden fazla yaklaştırılmazken, ayının hareketleri de gözetim altında tutuluyor. Hindistan’da su yüzünden birbirine giren maymun kabilelerin durumu ise belirsizliğini koruyor.

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Salı Ahmet İnsel’le Ufuk Turu

ufukturu20190625

Ufuk Turu kayıt arşivi

09:30 – 09:50 Açık Bilinç /  Güven Güzeldere ile Bilim ve Felsefe Sohbetleri

acikbilinc20190625

Açık Bilinçkayıt arşivi

Açık Bilinç program metinleri

10:00 – 10:30 İklim İçin / Yücel Sönmez, Ömer Madra ve Murat Can Tonbil / İstanbul Forumu’ndan, Paris Zirvesi’ne yeryüzünün iklim güncesi

iklimicin20190625

İklim İçin kayıt arşivi

10:30 – 11:00 Ahşaptan Betona, Mecidiyeden Jetona / Pınar Erkan / Alameti kerametinden menkul kent hikayeleri

ahsaptanbetonamecidiyedenjetona20190625

“Alameti kerametinden menkul kent hikâyeleri” şiarıyla yola çıkan programda tarihten günümüze tarihsel katmanlar da deşilerek Bizans köşklerinden, sarayların altyapısının nasıl oluşturulduğuna, konutlardan ofislere, kaldırımlardan sokaklara, dehlizlerden şarap üretilen üzüm bağlarına kadar şehrin farklı unsurlarına dair az ya da çok bilinen detaylar konuşuluyor.

Ahşaptan betona Mecidiyeden jetona kayıt arşivi

11:00 – 12:00 Deniz Aşırı / Deniz Pak / Bozcaadalılar, adaya yolu düşenler ve adanın kıyısına vuranlar…

bozcaadasozlugu.blogspot.com/denizairi

12:00 – 13:00 Periplus (Yeni program) / Hazırlayan: Murat Can Tonbil

“Haritalar üzerinden caza çalan bir müzikal seyir rehberi” şiarıyla yola çıkan program, haftaiçi öğle kuşağını kıtalararası bir seyahate çıkarıyor.

http://canspod.com/

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 Musica Brasileira / Jozi Levi / Brezilya’dan müzik

soundcloud.com/joezeex/

9

14:00 – 14:30 Dünya Mirası Adalar / Asu Aksoy, Derya Tolgay ve Alp Orçun

dunyamirasiadalar25.06.2019

Adalar, yüzyıllarca imparatorluklara başkentlik yapmış, siyasi ve kültürel dönüşümlerin aktörlerini beslemiş dünya şehri İstanbul’un hikâyelerinin hep bir parçası olagelmiş. Krallar, kraliçeler, dini liderler sürgüne buralarda zindanlara atılmış, ardından Osmanlı’dan günümüze  farklı kültürel cemaatlerin zengin bürokratları, iş insanları, Adaları İstanbul’un sayfiye merkezi haline getirmiş, sanatçılar, yazarlar, Adalar’ın renginden, havasından, kokusundan beslenmek için buraları mekân tutmuş. Adalar, muhteşem mimari ve yaşam dokusuyla dünyada eşine az rastlanır bir kültürler havzası olma halini bugüne kadar taşımışlar.
Şanslıyız ki Adalarda İstanbul tarihinin tüm veçhelerinin mekânsal izdüşümlerini hâlâ görebiliyoruz ve barındırdıkları hikâyelerin bazen yaşayan bilgi kaynaklarına erişebiliyoruz. Kendimizi gerçekten müstesna hissetmeliyiz: Adalar’a adımımızı attığımızda İstanbul tarihinin çok da bozulmamış tanığının varlığını hissedebiliyoruz, şaşırıyor ve nedenini çok da bilmeden mutlu oluyoruz. Bu yayın döneminde bizi mutlu eden Dünya Mirası Adalar’ı enine boyuna konuşuyoruz.

Dünya Mirası Adalar facebook sayfası

***

zz2

25 yıldır toplumsal mücadele içerisinde çalışan, aktif olarak Adalar’da Arka Güverte-Adalar Demokrasi Meclisi, Şişli’de Komşu Kapısı Derneği-Şişli Demokrasi Meclisi ve Demokrasi İçin Birlik bünyesinde faaliyet yürüten Heybeliada’lı arkadaşımız Tolga Bektaş bu Salı 14.00 de Açık Radyo DünyaMirasıAdalar programına konuk oluyor.Tolga Bektaş ın Yerel yönetim tecrübesini, Şişli Kent Konseyi sekretaryasına atanmasını ve tüm bu deneyimini 94.9 Açik Radyo
dan canlı dinleyebilirsiniz.http://acikradyo.com.tr/stream/index.html
Şişli Belediye Başkanı, Kent Konseyi’ni genel kurula davet etmek için yönetmelik gereği Tolga Bektaş’ı sekreter olarak görevlendirmişti.
Son 10 yılda 11 seçim 😞 Hepimiz seçim yorgunu olduk.
Kurulan her sandığın ekonomik olarak büyük bir maliyeti var. Büyük bir efor kaybı var. İnsanlar işlerine odaklanamaz, üretemez, çalışamaz oldu.
Umarız tekrar mahallelerden, yerelden, katılımın yüksek olduğu bir birliktelik ile yaşanabilir mahalleler, muhitler oluştururuz.
29 Mart 2009 – Yerel seçimler…
12 Eylül 2010 – Referandum…
22 Temmuz 2011 – Genel seçimler…
30 Mart 2014 – Yerel seçimler
10 Ağustos 2014 – Cumhurbaşkanlığı seçimleri…
7 Haziran 2015 – Genel Seçimler…
1 Kasım 2015 – Erken Genel seçimler…
16 Nisan 2017 – Referandum…
24 Haziran 2018 – Genel seçimler…
31 Mart 2019 – Yerel seçimler…
Ve bugün 23 Haziran…

Mehmet Tolga Bektaş kimdir;
1975 Heybeli doğumlu, Nişantaşı Anadolu ve OMÜ mezunu işletmeci. 25 yıldır toplumsal mücadele içerisinde çalışıyor. Aktif olarak Adalar’da Arka Güverte-Adalar Demokrasi Meclisi, Şişli’de Komşu Kapısı Derneği-Şişli Demokrasi Meclisi ve Demokrasi İçin Birlik bünyesinde faaliyet yürütüyor. Mayıs 2019 itibariyle Şişli Kent Konseyi Genel Sekreterliği görevine başladı. Doğal yaşam, etno-kültür sevdiği alanlardır.

***

zz2

Açık Radyo DünyaMirasıAdalar programında “Her Yaştan Gönüllüye Hitap Eden Kent Konseylerini” ve bu hafta yapılacak olan Adalar Kent Konseyi seçimlerini konuştuk.
Adalar’da Arka Güverte-Adalar Demokrasi Meclisi, Şişli’de Komşu Kapısı Derneği-Şişli Demokrasi Meclisi ve Demokrasi İçin Birlik bünyesinde faaliyet yürüten Mayıs 2019 itibariyle Şişli Kent Konseyi Genel Sekreterliği görevine başlayan Tolga Bektaş program konuğumuzdu.
http://acikradyo.com.tr/podcast/218590

Adalı sivil toplum, (Adalar Vakfı, Dünya Mirası Adalar, Adalar Demokrasi Meclisi, Marta Koyu Dayanışması, Heybeliada Kütüphane Derneği)
Adalar Kent Konseyi’nin 31 Mart seçimleri sonrası yeni dönem çalışmaları için bir “yaklaşım” notu hazırayıp, imzaya açmıştı.
Ekte yazıyı paylaşıyoruz. Daha iyi bir Kent Konseyi için neler yapılabilir?

Haziran sonuna kadar toplanması beklenen Adalar Kent Konseyi Genel Kurulu, yeni dönem çalışmalarına yön verecek, başkan ve yürütme kurulunu seçecek. Genel sekreterlik ise yönetmelik gereği, belediye başkanı tarafından gösterilecek adaylar arasından yeni yürütme kurulu tarafından seçilecek.

İmzaya açılan “yaklaşım” notu, genel kurula kadar geçecek sürede ve genel kurulda yeni dönem çalışma ilkelerinin kapsamlı daha katılımcı bir şekilde tartışılmasına olanak sağlaması açısından önem taşıyor.

İmzaya açılan metin
31 Mart seçimleri ile oluşan yeni belediye yönetimiyle birlikte, Adalar’da, yeni Kent Konseyi yönetimi ve organları da önümüzdeki birkaç ay içinde şekillenmiş olacak.

Üç dönem önce kuruluşu tamamlanan (2007) Adalar Kent Konseyi, 2009 ve 2014 seçimlerinin ardından yapılan son seçimle birlikte (31 Mart 2019), dördüncü dönemine girecek. Aslında buna üçüncü dönem demek daha doğru. Çünkü 2007’de kuruluşun tamamlanmasından sonra oluşan konsey yönetimi, 2009 seçimlerinden sonra da, bu defa yeni belediye yönetimine muhalif bir odak olarak varlığını, kişiler, politikalar ve yönetim tarzı değişmeksizin sürdürmüş ama kuruluş döneminde olduğu gibi 2009 sonrasında da fazla bir varlık gösterememişti.

Bu nedenle Adalar’da, 2014 seçimlerini, oluşan yeni Kent Konseyi yürütme kurulu, çalışma meclis ve gruplarıyla birlikte bundan sonraki dönem için de bir milat olarak kabul edebiliriz. Son 5 yıllık dönemde Kent Konseyi, çalışma mekanının kullanımı, çalışma gruplarının çeşitli alanlarda yürüttükleri faaliyetler, Adalar için hayati önemde olan planlama çalışmalarına katılım vb. konularda oldukça etkili ve başarılı bir çalışma yürüttüğü söylenebilir. Kuruluşundan itibaren katkısı olanlara ama özellikle son dönem çalışmalarında emeği olan herkese teşekkür etmek gerekir.

Bu üç dönemden çıkarılacak olumlu, olumsuz çok ders olduğunu düşünüyoruz.

Yeni dönem çalışmaları için esas alınabilecek olan ve aşağıda sıraladığımız “Adalar Kent Konseyi – Yeni Dönem Çalışmaları İçin Yaklaşım”a dair önerilerimiz, bizlerin son üç dönemden çıkardığı dersler sonucunda derlenmiştir.

Adalar Kent Konseyi, Adalar Belediye Yönetimi’nin söz vermiş olduğu katılım ve yerinden yönetim ilkelerini, sivil toplum ve yönetimin diğer paydaşları ile birlikte yaşama geçireceği başlıca yasal danışma ve arayüz organıdır. Belediye yönetiminin tüm birimleriyle Kent Konseyi’ne, Kent Konseyi’nin de bir bütün olarak belediye kurumsal yapısına bakışı bu temelde şekillenmeli ve kabul edilmelidir.
Adalar Belediyesi’nin, yürütmeye ilişkin alacağı stratejik kararların ve uygulamaların tüm paydaşlarla birlikte müzakere edilerek geliştirilmesi ve uygulamaların izlenmesi konusunda katılımı sağlayacak arayüz organı olarak Konsey, Adaların kılcal damarlarına kadar yayılan bir katılımı gerçekleştirebilmek için yapısını güçlendirmeli ve geliştirmelidir. Bu bahisten olarak Mahalle Meclisleri, 5 adayı da kapsayacak şekilde hızla konsey yapısına katılmalı ve etkin çalıştırılmalıdır.
Kuruluşundan bugüne Adalar’da Kent Konseyleri, belediyeye bağlı bir kurum olarak görülmüş, belediye yönetiminde hangi parti varsa ona tabi sayılmış, bu nedenle katılım düşmüştür. Buna kamu kesimi katılımı da dahildir. Bu sorun sadece Adalar’a has olmamakla birlikte, birbirine karşıt gibi görünen iki taraflı beslemeyle mevzi kazanarak dönem ve insanlardan bağımsız bir önkabul haline gelmiştir. Bu önyargıyı kırmak ve sadece Kent Konseyi seçimlerine ve genel kurullarına değil, tüm konsey birimlerine ve çalışmalarına en yaygın katılımın sağlanması için başta Adalar Kaymakamı ve Belediye Başkanı ile siyasi partiler olmak üzere herkese görev düşmektedir.
Kent Konseyi çalışma gruplarının ana amacı Adaların her yönden gelişimi ve mirasının korunması amacıyla yerel- ulusal-uluslararası paydaşlar arası buluşturuculuğu sağlayarak katılımla şekillenmiş eylem başlıkları, karar ve önerilerin ilçe belediyesi ile paylaşılması ve uygulamaların takip edilmesi şeklinde görülmelidir.
Konsey organları tarafından hazırlanıp Belediye Meclisi’ne tavsiye olarak iletilecek kararların, yasa ve prosedür gereği Kent Konseyi Genel Kurulu tarafından ele alınıp tartışılması gerekmektedir. Konseylerin ana karar organları olan Genel Kurul çalışmalarının etkin hale getirilmesi bu açıdan önem taşımaktadır. Konsey genel kurulları 2 ayı aşmamak üzere, tercihen her ay toplanmalı, çalışmalar hakkında bilgi paylaşılmalı, tavsiye niteliği olan kararlar, geniş bir katılımla Belediye Meclisi’ne taşınmalı ve izlenmelidir.
Adalar Kent Konseyi, Adalar’da belediye ve kamu kesimi ile birlikte esas olarak sivil toplum kapasitesini geliştirmeyi başlıca görev alanı olarak saymalıdır. Bunun gereği olarak:
Kent Konseyi, Adalar’da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının, inisiyatiflerinin etkinlikleri ve çalışmaları ile rekabete girmemeli, tersine sivil toplum çalışmalarına kapasite kazandırıcı desteklerde bulunmalı, alan açmalı, işbirlikleri sağlamalıdır.
Konseyin, yapacağı etkinliklerle görünürlük kazanmak gibi bir problemi bulunmamalıdır. Görünürlüğün, sivil toplum kuruluşları başta olmak üzere tüm paydaşlarla yapılacak kapasite kazandırıcı işbirlikleriyle kendiliğinden ortaya çıkacağı unutulmamalıdır.
Konsey organları proje üretme ve gerçekleştirme alanı olarak görülmemelidir. Projelerin sürdürülebilirliği açısından da sivil toplum kuruluşları üzerinden yönetilir olması önem taşımaktadır. Çok ortaklı, çok yönlü ve spesifik kimi alanlarda ihtiyaç duyulduğunda, sonradan devredilmek üzere, kent konseyi çalışma grupları tarafından yürütülebilecek projeler kapasite geliştirici çalışmalar olarak kabul edilmelidir.
Kent Konseyi Yürütme Kurulu üyelerinin belirlenmesinde, tek tek adalar, dini-etnik cemaatler, kurumlar (kamu, yerel, sivil toplum) üzerinden bir temsiliyet aranmamalıdır. Yönetişim, sivil toplum, katılım, şeffaflık, yerel, ulusal ve uluslararası ilişkiler alanında elde edilmiş deneyim, bilgi ve beceri başlıca seçim kriterlerini oluşturmalıdır.
Belediye Başkanı tarafından genel sekreterlik için gösterilecek adaylar, konsey organlarının eşgüdüm ve koordinasyonunun yaşamsal önemi dikkate alınarak liyakat esasıyla seçilmelidir. Aynı durum, konsey sekreteryası için de geçerlidir.
Saygılarımızla duyururuz. 1 Mayıs 2019

Adalar Vakfı, Dünya Mirası Adalar, Adalar Demokrasi Meclisi, Marta Koyu Dayanışması, Heybeliada Kütüphane Derneği.

http://www.adalidergisi.com/cms/index.php…

ADALAR KENT KONSEYİ SEÇİMLİ GENEL KURUL TOPLANTISI TARİH DEĞİŞİKLİĞİ HAKKINDA DUYURU sunu ekte okuyabilirsiniz.
(Neden son anda tarihin değiştirildiğini ise henüz bilmiyoruz. Bir çok arkadaşımız önceden ilan edilen tarih olan 29 Haziran için planlarını yapmışlar ve uçak biletlerini dahi bu tarihe göre almışlardı.)

Belediyemiz tarafından daha önce 29-30 Haziran 2019 tarihlerinde yapılacağı duyurulan Adalar Kent Konseyi Seçimli Genel Kurul toplantısı, 28 Haziran 2019 Cuma günü Adalar Belediyesi Toplantı Salonunda saat 14:30’da yapılacaktır. Yeterli çoğunluk sağlanmadığı takdirde genel kurul toplantısı 30 Haziran 2019 Pazar günü saat 13:00’da Adalar Belediyesi Toplantı Salonunda yapılacaktır.

26313 sayılı Kent Konseyler Yönetmeliği’ne istinaden oy kullanabilecek temsilcilerin yetki belgelerini Belediyemize teslim etmeleri önemle duyurulur.

Başvuru yapacak vakıf ve derneklerin Adalar İlçesi ile adres bağlarının olması gerekmekte olup Kamu kurumu niteliğindeki meslek odalarının başvuruları, Adalar’da herhangi bir mesleki faaliyetinin olup olmadığına bakılmaksızın kabul edilecektir.

Bilgilerinize sunulur

14:30 – 15:30 Yeni / Hande Akkan / Yeni Philip Glass’ın 80. yaşını kutluyor

Hande Akkan Twitter

***

Günlerden , günlerden “YENİ”… 14.30’da “YENİ”de ‘ın müzikleriyle Karayipler’e doğru uzanıyor, coşkulu, tutkulu, enerjik, taptaze, kıpır kıpır melodilerle bezenmiş Callaloo Suitini orkestrasının yorumuyla dinliyoruz. Beklerim…

15:30 – 16:00 Foto Müze / Gülderen Bölük (15 Günde 1)

Osmanlı dönemi ağırlıklı olmak üzere Türkiye fotoğraf tarihinde bir gezinti… Eski gazete, dergi, fotoğraf koleksiyonu ve sayısız malzemenin kaynaklık ettiği programda, konusunda uzman olan bir çok konuk da ağırlanıyor. Osmanlı dönemi fotoğrafhaneleri ve fotoğrafçıları, dönemin fotoğrafa yaklaşımı, basın-fotoğraf ilişkisi, arşivcilik ve koleksiyonculuk programın ana konuları.

instagram.com/fotomuzeturkiye/

16:00 – 16:30 Sudan Gelen (Yeni program) / Suya doğanın, bilimin, sanatın, edebiyatın içinden bakmak / Hazırlayan: Akgün İlhan

sudangelen20190625

Hayat suyun varlığıyla başladı ve onunla devam ediyor. Hayatın sonunu ise suyun yokluğu getirecek. Yaşadığımız gezegende içinde su bulunmayan, sudan gelip suya karışmayan hiçbir şey yok. Suyun yaşamın başlangıcı olduğunu, her varlık için vazgeçilmezliğini ve yeri dolduramazlığını vurgulamak hiç bu kadar önemli olmamıştı. İşte bu yüzden sudan gelen hikâyelerle insanlığın doğayla ve kendiyle olan ilişkisini anlatmak için tasarlandı Sudan Gelen. Parçası olduğumuz doğayla nasıl bir ilişki içindeyiz? Doğaya nasıl bakıp, ona nasıl davranıyoruz? Kendimizi doğanın neresinde konumlandırıyoruz? Biz insanlar kimiz, nasıl canlılarız? İnsanlık için nasıl bir gelecek hayal ediyoruz? Bu Can alıcı sorulara cevap ararken doğanın en temel bileşeni ve bedenimizin yüzde %60’ını oluşturan suyla ilişkimize baktıkça kendimizi de daha iyi tanıyacağız.

Sudan Gelen facebook sayfası

***

zz2

Sudan Gelen’de Akgün İlhan’ın konuğu olan Uzman Doktor Özgün Başaran Kaya sıcak yaz günlerinde sağlıklı kalabilmek için nasıl ve ne kadar su içmemiz gerektiğine ve suyla ilişkimize dair önemli bilgiler verdi. Dün canlı yayınımızı kaçırmış olanlar buyursun buradan dinlesin:http://acikradyo.com.tr/podcast/218573 Açık Radyo Not: Fotoğraf için sevgili Seval Şahin‘e çok teşekkür ederiz 

***

zz1

Yeterli miktarda ve iyi kalitede su içiyor muyuz? İyi kaliteli su nasıl olmalı? Bu sıcak yaz günlerinde özellikle çocuklarımızın su tüketiminde nelere dikkat etmeliyiz? Bu ve daha pek çok hayati sorunun cevabını Sudan Gelen’de Akgün İlhan’a konuk olan Uzman Doktor Özgün Başaran Kaya verecek. Yarın bu programı kaçırmayın. Saat 16.00’da 94.9 FM’den ya da http://acikradyo.com.tr/stream/index.html adresinden bizi dinlemeyi ve bedenlerinizi suyla kavuşturmayı sakın unutmayın Açık Radyo

16:30 – 17:00 Diğerkâm (Yeni program) / Hazırlayanlar: Damla Özlüer ve Rauf Kösemen

Geçtiğimiz dönemlerde Hemzemin programını hazırlayan Rauf Kösemen ve Damla Özlüer yine sosyal fayda iletişimi üzerine daha geniş düşünmeye çağırdıkları yeni programları Diğerkâm ile bu yayın döneminde de aramızdalar.

Facebook.com/Diğerkam

***

zz6

Bugün Diğerkâm’da, 26 Haziran, Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığıyla Mücadele Günü vesilesiyle
“Bağımlılık Karşıtı Kampanyalar” üzerine konuşuyoruz.

Damla Ozluer ile Rauf Kösemen‘in hazırlayıp sunduğu, sosyal fayda üzerine konuşulan Diğerkâm, bugün ve her salı 16:30’da, Açık Radyo94.9’da…

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Sanat Deliorman, Jak Kohen, Levent Öget ve Harun İzer

Dünyanın Cazı kadrosuna Caz vokalisti Sanat Deliorman dahil oluyor. Salı günleri

 

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Açık Dergi Salı Dünyayı Okumak / Aytaç Timur ve Akif Pamuk

Yazmaya övgü. Eleştiriye ve eleştirmene kapı. Düşünmeye, düşünceye, üretmeye ve tartışmaya alan açmayı amaçlayan bir kültür programı.

Açık Dergi Salı 18:50 Harici Bellek / Şarkılarla Dünya Tarihi / Murat Meriç

Şarkılarla Memleket Tarihi programıyla geçtiğimiz dönemlerde çok sevilen Murat Meriç, Açık Radyo’ya geri dönüyor. Müziğin bellek ile ilişkisini konu edinen bu yeni yayında Meriç, insanlık tarihinden vakaların izlerini plaklar/kayıtlar aracılığıyla sürüyor.

Açık Dergi Salı  Kulis Sesleri – Bircan Yorulmaz (Ayda 1)

Açık Dergi Pazartesi Serbest Atış (Açık Dergi’de yeni köşe – 15 Günde 1) / Dünya Basketbol Gündemi / Hazırlayanlar: Mehmet Çopuroğlu ve Kayhan Ergin

Volkan Ağır ve Utku Gökerküçük’ün hazırlayıp sunduğu Efektif Pas bu yayın döneminde bir ara veriyor. Yerine, bir basketbol programı olan Serbest Atış geliyor.

Açık Dergi Salı Trapez Kadro (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayanlar: Seçil Zor ve Zeynep Araboğlu

trapezkadro20190625

Açık Dergi’de Kadın Bisikletliler mikrofon başına geçiyor. Serbest Atış yayınıyla dönüşümlü olarak bizlerle her bölümünde farklı yaşam çevrelerinden bisikletçi kadınlar bisiklet deneyimlerini paylaşıyor.

zz2

Trapez Kadro intro

#TrapezKadro 19.00’da Açık Radyo‘da!

Bisikletli Kadın İnisiyatifi facebook sayfası

***

zz3

Seçil Zor ve Zeynep Araboğlu’nun hazırlayıp sunduğu ve kadın bisikletlilerin mikrofonu aldığı Trapez Kadro, 25 Haziran Salı akşamı 19.00’da Açık Radyo’da!
Ekibe bu yayında İznik’ten İnci Sarıhan (Minik Gezgin) eşlik ediyor. Eşi ve oğluyla 2005 yılında Batı Akdeniz’den başlayan ve bugüne kadar bisikletle 26 ülkeyi keşfettikleri Minik Gezgin macerasını anlatıyor.

25 Haziran 2019 Salı 19.00’da Açık Radyo 94.9’da ve acikradyo.com.tr’de!
#RadyonuzAçıkOlsun #TrapezKadro #BisikletliKadin #MinikGezgin

instagram / facebook @ minikgezgin
twitter @ 1minikgezgin

Açık Dergi Salı  Kulis Sesleri – Bircan Yorulmaz (Ayda 1)

Açık Dergi Salı 40 Yılda 1 / Sedat Nemli

Bu yaz da 1977’den müzikler dinliyoruz. Haziran ayı itibariyle.

Açık Dergi Salı  50. Yılında Velvet Underground & Nico 

Açık Dergi’de Salı akşamları, yayınlanışının 50. yılında Velvet Underground & Nico albümünün parçaları da yer alacak

Açık Dergi Salı Göçmenin Müziği, Müziğin Göçü (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Evrim Hikmet Öğüt / (15 günde bir)

Bir süredir Suriyeli müzisyenler ve onların Türkiye’de yer alabileceği müzikal konum üzerine çalışmaları bulunan etnomüzikolog Evrim Hikmet Öğüt’ten “Göçmenin Müziği, Müziğin Göçü”, yeni programlarımızdan bir diğeri. Program, farklı müzik kültür ve türleri üzerinden göçün müzik üretimine etkisini müzikolog-etnomüzikolog, iletişimci, müzik yazarı, müzisyen ve sanatçılarla tartışıp, göçmen müzisyenlerin deneyimlerini ilk ağızdan aktarmayı da hedefliyor.

Açık Dergi Salı Yararlı Sanat Arşivi (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Can Gümüş ve Onur Yıldız / (15 günde bir)

Yararlı Sanat Arşivi, sanatta yarar ve kullanım konularının tartışmaya açılması için kurulan Arte Util (Yararlı Sanat) Topluluğu tarafından bir araya getirilmiş yararlı sanat örneklerini tartışır. Sanatın aktivizm ve kültür kurumlarıyla ilişkisi bağlamında geleceğini ele alan bir program.

20:00 – 21:00 Açık Şemsiye / Hakan Gürvit, Levent Dönmez, Mehmet Yusuf ve Şebnem Sühel Grimm / Gelmiş geçmiş tüm müzik türleri

21:00 – 22:00 Gitaresk / Jak Kohen, Gonca Açıkalın ve Meral Akman / Neo-klasik rock ve fusion

gitaresk_25.06.2019

gitaresk.com/

***

🎶🎸
Bu gece 21:00’de, 94.9 Açık Radyo Gitaresk’te konser kayıtlarından seçtiğim parçalarla Dewolff, The Rolling Stones, King Crimson, Dead & Company ve Cream’i dinleyebilirsiniz.

Fotoğraf açıklaması yok.
Fotoğraf açıklaması yok.
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor
Fotoğraf açıklaması yok.
Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, yazı

22:00 – 23:00 Esintiler / Seda Binbaşgil / Jazz

23:00 – 24:00 Psychoacoustics (Program gününde ve saatinde değişiklik) / Hazırlayanlar: Osman Kaytazoğlu, Berk Gökberk ve Barış Karakaş

Cumartesi geceleri 02.00’de yayınlanan Psychoacoustis bu yayın dönemi Salı geceleri saat 23.00’de

24:00 – 01:00 Numune Hastanesi (Yeni program) / Hazırlayan: Cüneyt Bolak

Kaydedilmiş her türlü ses, bir progresif rock şarkısı ya da bir hint ragası, “Eşkıya” filminden bir diyalog ya da eski bir tv reklamı prodüktörlerin ellerinde yeniden hayat bulur. Doktor Frankenstein’ın canavarı gibi! 70lerin sonunda sampler’ın icadıyla müzik bir daha eskisi gibi olmadı. Özellikle Hip Hop’ta kesilen, biçilen ve yeniden hayat bulan “numune”lerin masaya yatırıldığı Numune Hastane’sinde örneği alınan ve bu örneklerle yapılan şarkıların izi sürülüyor. Sampling marifetiyle üretim yapan prodüktörler ve bu üretimleri altyapı olarak kullanan rapçilerin de konuk olduğu Numune Hastanesi dinleyicilerini “Ses Gezegeni’nde Örnek Avı”na davet ediyor.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program    blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/6/21

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil,  Selahattin Çolak

acikgaste_24-06-2019

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

Günün Sözü

“Demokrasiyi inşa etmek uzun zaman alır derler; ama bugünki sonuçlar gösteriyor ki demokrasiyi öldürmek de uzun zaman alıyor. Sanıyorum, bu sonuç, dünyanın herhangi bir yerinde gördüğümüz ilk örnek oluyor.”

Amerikalı -Türk siyaset bilimci Soner Çağaptay, tekrarlanan İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçimlerini Ekrem İmamoğlu’nun yeniden ve büyük farkla kazanmasının Türkiye ve dünyada demokrasinin korunması açısından getireceği sonuçları tartışıyor. (Guardian)

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Pazartesi  Ali Bilge’yle Ekonomi Politik

EkonomiPolitik20190624

Ekonomi Politik kayıt arşivi

***

Açık Gazete’de Ali Bilge ile ‘Ekonomi Politik’: İstanbul seçimi ve sonrası

zz9

Açık Gazete’nin Ekonomi Politik köşesinde Ali Bilge’yle konumuz İstanbul seçiminin yankıları.

Söyleşi dökümü için üstteki linki tklynz

09:50 – 10:00 İzel Rozental ile Haftanın Karikatürleri (Açık Gazete’de yeni köşe)

HaftaninKarikaturleri20190624

Sevgili dostumuz çizer İzel Rozental dünyadan ve Türkiye’den seçtiği haftanın karikatürlerini radyoda anlatıyor.

***

Haftanın Karikatürleri: 24 Haziran 2019

Haftanın Karikatürleri podcast servisi: iTunes / RSS

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü Oldies

10:30 – 11:00 Kamusla Güreş (Yeni program) / Hazırlayanlar: Didem Gürzap ve Kerem Doğan

Kamusla_gures-24-06-2019_rec.10-06-2019

Kelimelerin, hayata dokunan anlamları, güncel ve geçmişe dayalı anlam ve çağrışımlarıyla tekrar ele alınacağı bir program.

zz8

Kamusla Güreş kayıt arşivi

Kamusla Güreş Twitter

***

Kamusla Güreş, El, Kerem Doğan, Didem Gürzap, Açık Radyo,94.9

11:00 – 12:00 Bisiklet Zinciri (Yeni program) / Hazırlayan: Muzaffer Çorlu

24haziran

Müzik programcımız Muzaffer Çorlu yıllar sonra heyecanlı bir dönüş yapıyor. Programda müzik, film ve bilim üst şemsiyesi altında besteciler, bilim insanları ve dahi siyasetçiler nöro-bilimdeki yeni gelişmelerle birlikte ele alınıyor.

Bisiklet Zinciri kayıt arşivi

12:00 – 13:00 Jazz Club (Yeni program) / Hazırlayan: Dağhan İş

Önceki dönemlerde dansın peşinde koşturan Dağhan İş bu yayın döneminde “İçinden caz geçenler”in peşine düşüyor.

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 Babil’den Sonra / Hazırlayan: Ercüment Gürçay

Dünyanın her yanından rüzgâra bırakılmış sesler bu yayın döneminde Pazartesi günleri saat 13.00’te.

zz6

facebook.com/ercumentgr

***

zz1

AÇIK RADYO (94.9) BABİL’DEN SONRA: DÜNYA MÜZİK GÜNÜ…

21 Haziran günü, 1981’den bugüne dünyanın her yerinde DÜNYA MÜZİK GÜNÜ olarak kutlanıyor.

İlk kutlama 21 Haziran 1982’de Fransa’da Paris’te gerçekleştirilir. Takip eden yıllarda bugün dünyanın birçok ülkesinde benimsenir ve o gün sokaklar müzikle dolar. Kentlerin sokaklarında, meydanlarında halka açık-ücretsiz çeşitli konserler düzenlenir. Günümüzde 120 ülkede, 700 civarında kentte bugünün kutlandığı biliniyor. Türkiye’de de 2005’den bugüne zaman zaman çeşitli kutlamalar yapılıyordu..

Bugün 13.00’de Türkiye’den ve dünyanın birçok yerinden sokak şarkıları dinleteceğim.

14:00 – 14:30 Hamişden Sesler / Şenay Özden ve Özhan Önder / Suriye ve Suriyeliler hakkında sürgünden sesler

HamisdenSesler20190624

Hamişten Sesler kayıt arşivi

14:30 – 15:30 Opus 94 9 / Berna Uzunoğlu

Daha önceki dönemlerde her bölümünü dâhi bir besteciye ayrılan programda, 39. yayın döneminden itibaren her bölümünü bir müzik enstrümanına ayrılıyor.

15:30 – 16:30 Yolgeçen / Rahmi Öğdül ve Evrim Altuğ / Hayatî ve kitabî patikaların kesiştiği yol ağızlarında ayaküstü konuşmalar

16:30 – 17:00 Hariçten Sanat (Yeni Program) / Gezegenden Kültür-Sanat Haberleri  / Hazırlayan: Çelenk Bafra

acikradyo.com.tr/program/144512/kayit-arsivi/hariçten-sanat

Programda özellikle Türkiye’yi ilgilendiren ve/ya Türkiye’den katılımcılara yer veren uluslararası sanat gündeminden bir kesit sunulacak. Müzeler, bienaller ve sergilere özellikle odaklanarak geniş bir perspektifle sanat, mimarlık, tasarım ve müzecilik alanlarındaki yeni gelişmeleri, haberleri ve güncel tartışmaları incelenecek.

Hariçten Sanat kayıt arşivi

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Duygu Arın, Yinon Muallem, Levent Öget ve Harun İzer

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20190624

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Açık Dergi Pazartesi Murat ‘Mrt’ Şeçkin ile Kadıköy Postası

Kadıköy’deki kültür-sanat takviminin tutulduğu programda Tayfun Polat’ın Kadıköy’den göçüyle oyuncu değişikliğine gidildi. Yine bir Kadıköylü Murat ‘Mrt’ Seçkin aramıza katıldı.

Açık Dergi Pazartesi Ebedi Yokoluş / Forever Extinct / Virginia Patrone ve Çiğdem Fidan

ebediyokolus20190624

Ebedi Yokoluş programında, insanlar yüzünden nesli tükenmiş ya da tehlike altında olan ve hiçbir şey değişmeden böyle giderse; kısa zamanda ebediyen yok olacak olan türler hakkında konuşuyoruz. Her hafta yokolan bir türün tarihine ve sesine kulak veriyoruz.

acikradyo.com.tr/program/ebedi-yokolus-forever-extinct

instagram.com/ebedi_yokolus/

***

zz5

Bu akşam nesli tehlike altında olan ufak ama tombul bir dostumuzdan Çöl Yağmur Kurbağasından (Desert Rain Frog) bahsedeceğiz. Hikayesini dinlemek isteyenleri bu akşam 19.00’da 94.9 Açık Radyo’ya bekleriz!
http://acikradyo.com.tr/stream/index.html

Görsel: https://www.iucnredlist.org/species/3070/2794989

#ForeverExtinct #EbediYokoluş#ÇölYağmurKurbağası#DesertRainFrog #Breviceomacrops#Racingextinction #AçıkRadyo#AçıkDergi

***

zz4

Dostumuz Çöl yağmur kurbağası (Desert Rain Frog), bilimsel adıyla Breviceo macrops, pörtlek gözlü, basık burunlu, kısa bacaklı ve biraz da tombul. Üzerine basılmış bir oyuncağı andıran sesiyle biraz komik ☺ Boyu dört ila altı santimetre, yani bir kibrit kutusu kadar, ha var ha yok.

Çöl yağmur kurbağaları, deniz ile kum tepeciklerinin arasında kalan dar bir alanda yaşıyor. Daha çok Namibya ve Güney Afrika’da görülen dostlarımız, 2016’dan bu yana IUCN’in nesli tehlike altındaki türler listesinde yer alıyor.

Bu kurbağacığa 2000 km2den az, dahası bölünmüş bir doğal yaşam alanı kalmış durumda ve bu alan açık elmas madenciliği, yol yapım çalışmaları ve insanların yerleşim alanı açma faaliyetleri yüzünden giderek daralıyor.

Bir türün neslinin tükenmesi durumunda, onunla birlikte var olan bütün ekosistem bundan etkileniyor. Bir canlının neslinin tükenmesi zincirleme bir etkileşim yaratıyor ve etrafındaki canlı-cansız tüm yaşamı etkiliyor. Yani bu durumda yapılması gereken yalnızca bireylerin varlığını sağlamak değil, onları yaşam alanları ve ekosistemleriyle birlikte yaşatmak.

Yaşamın birlikte var olduğunu ve birlikte daha güzel olduğunu yeniden hatırladığımız günleri bir an önce görmek dileğimizle!

Çizim: @virginiapatrone
#ForeverExtinct #EbediYokoluş#ÇölYağmurKurbağası#DesertRainFrog #Breviceomacrops#Racingextinction #AçıkRadyo#AçıkDergi

***

Nesli Tükenmek Üzere Bir Tür: Çöl Yağmur Kurbağası

zz12

Ebedi Yokoluş / Forever Extinct’in 7. bölümünde Virginia Patrone ve Çiğdem Fidan; nesli tehlike altında olan Breviceo macrops, başka bir deyişle çöl yağmur kurbağasını konu ediyor.

24 Haziran 2019 tarihinde Açık Radyo’da yayınlanmıştır.

Ebedi Yokoluş / Forever Extinct podcast servisi: iTunes / RSS

Virginia: Ebedi Yokoluş / Forever Extinct programına hoş geldiniz.

Çiğdem: Merhaba.

V: İkinci programımızda, nesli tükenme tehlikesi altındaki bir kuş türü olan puffinden bahsetmiştik…

Ç: Hani şu gösterişli gagaları nedeniyle deniz papağanları olarak da anılan renkli dostlarımızdan. Daha pek çok canlı gibi puffinlerin de neslinin tehlike altında olmasının tek nedeni avlanma değil.

Newscientist.com’dan Ruby Prosser Scully’nin haberine göre, bir puffin türü olan Fratercula cirrhata, yani tepeli puffinler, iklim krizi yüzünden hayatlarını kaybediyor.

V: Suların ısınması nedeniyle besin kaynakları yok olduğu için açlıktan ölüyorlar.

Ç: Alaska’daki Aziz Paulus Adası sakinleri, Ekim 2016 ve Ocak 2017 arasında, tepeli puffinler başta olmak üzere 350den fazla deniz kuşunun açlıktan bir deri bir kemik kalmış cansız bedenini sahile vurmuş halde buldu. Araştırmacılar daha binlercesinin ise denizde öldüğünü düşünüyor.

Seattle’daki Washington Üniversitesinden Timothy Jones’un araştırmasına göre ölü kuşların sayısının 3bin ila 9bin olduğu tahmin ediliyor. Bulunan hayvanlar incelendiğinde, herhangi bir enfeksiyona ya da zehirlenme belirtisine rastlanmamış. Jones şöyle yazıyor: “Toplanan hayvanlar bir deri bir kemik kalmıştı, bu da gösteriyor ki ölüm nedeni açlık.”

Şimdi Alaska’dan Güney Afrika’ya, kuşlardan amfibiklere, yani hem karada hem suda hareket ve yaşam yeteneğine sahip canlılara geçiyoruz.

V: Bugünkü dostumuz Breviceo macrops, başka bir deyişle çöl yağmur kurbağası. Amfibik bir canlı olmasına karşın yüzemiyor. Bu kurbağanın kalın ve güçlü bacakları var; bu şekilde çukur kazıp kendini gömüyor.

Ç: Bu pörtlek gözlü, basık burunlu, kısa bacaklı, tombul dostumuzun sarımsı-kahverengi bir rengi var. Vücudunun alt tarafındaki deri o kadar şeffaf ki iç organları görülebiliyor. Boyu dört ila altı santimetre, yani bir kibrit kutusu kadar, ha var ha yok. Gececil olan dostumuz solucanlarla ve küçük böceklerle besleniyor.

V: Ve sesi de şöyle: https://youtu.be/drkVaBWd0oY

Ç: Üzerine basılmış bir oyuncak gibi, değil mi?

Ç: Çöl yağmur kurbağaları, deniz ile kum tepeciklerinin arasında kalan dar bir alanda yaşıyor. Daha çok Namibya ve Güney Afrika’da görülen dostlarımız, 2016’dan bu yana IUCN’in nesli tehlike altındaki türler listesinde yer alıyor.

V: Peki bu canlı neden nesli tükenen türler arasında yer alıyor?

Ç: Bu kurbağacığa 2000 km2den az, dahası bölünmüş bir doğal yaşam alanı kalmış durumda ve bu alan açık elmas madenciliği, yol yapım çalışmaları ve insanların yerleşim alanı açma faaliyetleri yüzünden giderek daralıyor.

Dostumuzun doğal yaşam alanını korumak için herhangi bir önlem alınmış değil. Halbuki türün yok edilmesini önlemek için yaşam alanında bütüncül bir koruma sağlamanın şart olduğu belirtiliyor.

V: Bugünkü ufak dostumuzun üzücü hikayesi böyle.

Ç: Geçtiğimiz haftalarda bize bir soru geldi: Nesilleri tehlike altındaki canlılar biyoteknoloji ile çoğaltılamaz mı diye sordular. Bu iyi niyetli bir öneri olmasına karşın sorunu çözmede yeterli bir yaklaşım değil.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, bir türün neslinin tükenmesi durumunda, onunla birlikte var olan bütün ekosistem bundan etkileniyor. Bir canlının neslinin tükenmesi zincirleme bir etkileşim yaratıyor ve etrafındaki canlı-cansız tüm yaşamı etkiliyor. Yani bu durumda yapılması gereken yalnızca bireylerin varlığını sağlamak değil, onları yaşam alanları ve ekosistemleriyle birlikte yaşatmak.

Yaşamın birlikte var olduğunu ve birlikte daha güzel olduğunu yeniden hatırladığımız günleri bir an önce görmek dileğimizle!

V: Kapatmadan önce, yorumları için Özge Çelik’e, Açık Radyo’ya ve dinlediğiniz için size teşekkür ediyoruz.

Programın illüstrasyonlarını sosyal medyada paylaşacağız. Bize Instagram ve Facebook’tan ve ebediyokolus@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

V: Bugünkü şarkımız Paolo Conte’den Gli Impermeabili (Yağmurluk) ve bu şarkımızı bugünkü dostumuza adıyoruz.

V: Ben Virginia Elena Patrone,

Ç: Ben Çiğdem Fidan.

V&Ç: Gezegendeki her şey! Çok güzelsiniz ve sizi seviyoruz!

 

 

Kaynaklar:

 

Playlist:

Şarkıcı / Yorumcu Parça Adı Albüm Adı Süre
Paolo Conte
Gli Impermeabili
Paolo Conte Quinque
3:53

Açık Dergi Pazartesi  Haftanın Albümü

20:00 – 21:00 Bir Baba Indie Lokal / Tuğçe Yapıcı ve Cihad Satıroğlu

Levent Sevi

birbabaindieilelokal20190624

Levent Sevi

Yerli sahneden yeni yayınlanan müzikler, konuklar ve canlı performanslar Bir Baba Indie Lokal’de.

***

zz1

Bir Baba Indie Lokal programının 24 Haziran Pazartesi tarihindeki konuğu, Long Way From Home, Evden Uzakta, Pürtelaş 3+1, Kitapçı gibi canlı performans video serilerinin yönetmeni ve yapımcısı olarak tanıdığımız Levent Sevi oldu.

Yerli sahneden sesler sunan Bir Baba Indie Lokal her pazartesi saat 20:00 – 21:00 arasında 94.9 Açık Radyo’da yayınlanır. Tuğçe Yapıcı ve Cihad Satıroğlu tarafından hazırlanıp sunulmaktadır.

***

***

Bir Baba Indie Lokal #8 | Levent Sevi

zz10

Bir Baba Indie Lokal programının 24 Haziran Pazartesi tarihindeki konuğu yönetmen ve yapımcı Levent Sevi oldu.

Long Way From Home, Evden Uzakta, Pürtelaş 3+1, Kitapçı gibi canlı performans video serilerinin yönetmeni ve yapımcısı olarak tanıdığımız Levent Sevi ile Melis Danişmend’in ‘Bazı Günler Unutulmaz’ parçası için yönetmenliğini üstlendiği video klibi, fotoğraf sergisini, geçmiş ve gelecek projelerini konuştuk.

21:00 – 22:00 Vertigo / Hilmi Tezgör ve Osman Öztürk / Savrulan şarkılar

vertigo500.blogspot.com/

***

Her hafta bir (çeviri) şiir: ‘Ada Şarkıları’ndan’

zz5

Her Pazartesi 21:00 – 22:00 arasında yayınlanan ‘Vertigo’ programcılarından Hilmi Tezgör’un çevirisiyle Ingeborg Bachmann’den ‘Ada Şarkıları’ndan’

INGEBORG BACHMANN

 

‘Ada Şarkıları’ndan’

 

İnsan ayrılırken

fırlatmalı şapkasını denize,

içinde yaz boyunca topladığı

deniz kabuklarıyla birlikte

ve gitmeli uçuşan saçlarla,

devirmeli sevdiği için

kurduğu masayı denize,

dökmeli bardakta kalan

şarabı denize,

vermeli balıklara ekmeğini

ve akıtmalı denize bir damla kanı,

daldırmalı bıçağını dalgalara

ve bırakmalı ayakkabılarını suya,

yürek, çapa ve haç

ve gitmeli uçuşan saçlarla!

Döner gelir sonra.

Ne zaman?

Sorma.

Türkçesi: Hilmi Tezgör

22:00 – 23:00 Ahtapotun Bahçesi / Cem Sorguç / Alter-latif müzik

ahtapotunbahcesi.blogspot.com/

23:00 – 24:00 Ay Palas / Tolga Yağlı / Bağımsız müzik

aypalas.blogspot.com/

24:00 – 01:00 Vantilatör / Selahattin Çolak’tan kakofonik gürültü

Ses ve gürültü ekseninde türler arası bir radyo programı.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

08:50 – 09:00 Nasrettin Hoca Hikâyeleri (Yeni program) / Orhan Veli Kanık / Yapı Kredi Yayınları / Açık Radyo ekibi okuyor.

Bu yayın döneminde Pazar sabahlarına Orhan Veli Kanık’ın şiirli ve sihirli kaleminden çıkma Nasrettin Hoca Hikâyeleri ile başlıyoruz.

09:00 – 10:00 Gezgin’in Şarkısı / Rönesans’tan Barok Dönem’e yaratıcı dehanın keşfi / İlknur Akman Erk

Rönesans’tan Barok Dönem’e uzanan uzun, çok yaratıcı ve verimli bir çağın bestecilerini, eserleriyle birlikte tanıtmayı amaçlayan bir program bu dönem Açık Radyo’da yayında.

09:50 – 10:00 La Fontaine’in Masalları (Yeni program)

“Bu Bizim ezelî bir derdimizdir/

Asıl Düşmanımız Efendimizdir”

Orhan Veli çevirisiyle bir yıl boyunca her pazar bir fabl okuyoruz.

10:00 – 10:30 Bir Dolap Kitap / Banu Aksoy ve Yıldıray Karakıya / Her yaş için çocuk kitabı

birdolapkitap.com/

birdolapkitap.com/radyo-arsivi/

10:30 – 11:00 Botanitopya (Yeni program) / Sesli Doğa Tarihi Müzesi / Hazırlayan: Benan Kapucu

botanitopya_23.06.2019-rec.17-06-2019

Bitkiler âleminin tuhaf ve muhteşem dünyasını belgeleyen botanik sanatına dair her şeyin konuşulacağı bir program.

Botanitopya kayıt arşivi

twitter.com/botanitopya

instagram.com/botanitopya/

botanitopya@gmail.com

***

Bugün program konuğum sanat tarihçisi ve yazar Gül İrepoğlu. İlk buluşmamızda Lale’nin heyecan verici hikayesini dinlemiştik ondan, bu kez sohbetimiz tüm kültürlerde “aşkın çiçeği” Gül üzerine… 10:30’da 94.9 Açık Radyo’da… Bekliyoruz🌹 acikradyo.com.tr/stream/@botani… @acikradyo @ Açik Radyo

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, Benan Kapucu dahil, gülümseyen insanlar, iç mekan
Görüntünün olası içeriği: bitki ve çiçek
Görüntünün olası içeriği: bitki
Fotoğraf açıklaması yok.

11:00 – 12:00 Mekânlar ve Çağlar İçinde Ses / İştar Gözaydın / İskender Savaşır

facebook.com/istar.gozaydin

12:00 – 13:00 Dünyayı Dinliyorum / Zekeriya Şen / Bir dünya müziği programı (Radio MultiCult 2.0 ile ortak yayın)

soundcloudcom/tıkabasamuzik

13:00 – 14:00 Ma’nın Tınısı / Hakan Ünseven / Anadolu müziğinin çağdaş yorumları

archive.org/details/@alabanda

14:00 – 15:00 Dilden Dile Titreşimler / Emre Dağtaşoğlu / Türk halk müziği

dildendiletitresimler23.06.2019

dildendiletitreimler.blogspot.com

***

(Destekçi: Nafiz Aydın)

  1. Arzuhalim Sana Ey Kaşı Keman – Uğur Önür&Umut Sülünoğlu
  2. Zalım Poyraz Gıcım Gıcım Gıcılar – Uğur Önür&Umut Sülünoğlu
  3. Keklik Gibi Kanadımı Süzmedim – İsmail Çakır
  4. Yarim İstanbul’u Mesken mi Tuttun! – Cengiz Özkan
  5. Aşan Bilir Karlı Dağın Ardını – Cengiz Özkan
  6. Dam Üstüne Çul Serer – Uğur Önür&Umut Sülünoğlu
  7. O Yar Gelir – İsmail Çakır
  8. Bir Acı Rüzgar Esince (Leyli de Leyli) – Nazlı Öksüz
  9. Esti Seher Yeli Söküldü Seller – Nazlı Öksüz
  10. Dostun Bahçasına Bir Hoyrat Girmiş – Can Etili

15:00 – 16:00 Musıkî Arşivi / Bülent Aksoy / Musıkî icrasının geçmişine ayrıntılı bir bakış

16:00 – 17:00 Akdeniz Güneşi / Müzikli Akdeniz Turu / Tolga Esmer

AkdenizGunesi23.06.2019rec11.06.2019

Akdeniz’in cazla buluştuğu radyo programı. Tabii Akdeniz kültürünün katı sınırlardan hoşlanmadığı düşünüldüğünde caz dışındaki müzik türlerine ve Akdeniz dışından, yüreği Akdeniz güneşiyle ısınmış müzisyenlere de yer veriyor. Program müzik ağırlıklı olsa da Akdeniz kültürü, tarihi, sanatı, insanları gibi konularda değiniyor.

17:00 – 18:00 Modernin Sesi / Aykut Köksal / Dört yüzyıllık müzik serüvenine derkenar

20. yüzyılın yazgısını tayin eden Devrim, bir bestecinin de yaşamını belirledi. Onu kimi kez kahraman ilan etti, kimi kez vatan haini. Besteci ise yalnızca müziğin peşinden gitti. Adı Dimitri Şostakoviç’ti… Açık Radyo’da, Devrim’in yüzüncü yıldönümünde, Şostakoviç dizisi yeniden Modernin Sesi’nde…

***

BOULEZ’DEN MALLARMÉ DOĞAÇLAMALARI

Aykut Köksal’ın hazırlayıp sunduğu Modernin Sesi’nde bu pazar (23 Haziran) Pierre Boulez’in en uzun yapıtı olan “Pli selon pli”yi (1958-1990) dinlemeye başlayacağız. Ana ekseninde Mallarmé’nin şiiri üzerine “improvisation”ların yer aldığı, beş ayrı parçadan oluşan yapıt, nihai biçimini alana dek farklı aşamalardan geçmiş; programda bu aşamalar da örneklenecek. Modernin Sesi Açık Radyo’da, her pazar saat 17:00’de…
Aşağıda Renoir’ın fırçasından Mallarmé’nin portresi görülüyor.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

19:00 – 20:00 Türlü (Programın yayın gününde değişiklik) / Hazırlayanlar: Ahmet Ali Arslan ve Ozan Sarohan

Bu civardan müziklerin çalındığı Türlü,  43. yayın döneminde Pazar günleri saat 19.00’da.

20:00 – 21:00 The Big Easy / Aylin ve Varol Ünel / New Orleans kültürü ve müziği

New Orleans müziğinin ve kültürünün işlendiği The Big Easy bu yayın döneminde saat 20’de.

21:00 – 22:00 İstanbul’dan Gelen Telefon / Türler arası, eklektik bir müzik programı / Altuğ Güzeldere, Mahir Ilgaz ve Güven Güzeldere

Program, zaman zaman bir müzisyen veya bir müzik dönemini/tarzını ele alarak, “arkeolojik kazılar” diyebileceğimiz türde bir çizgi izliyor. Bazen de programcılarımızın sevdiği şarkılardan oluşan karışık seçkiler çalıyoruz. Ama her hal-ü kârda haftanın son akşamına uygun, güzel Pazar gecesi şarkılarıyla dinleyicilerimizin karşısında.

22:00 – 23:00 Sarhoş Atlar Zamanı / Akif Burak Atlar / Konu parantezinde rock

sarhosatlarzamani.tumblr.com/

mixcloud.com/SarhosAtlarZamani/

23:00 – 24:00 Jirayr’ın Walkman’i / Bilindik Ermeni müziğinin öbür türlüsü / Saro Usta ve Vartan Estukyan

Bildiğimiz Ermeni müziğinin dışında kalan Ermeni müzisyenlere, müziklere yeni üretimlere yer verilen bir program.

24:00 – 01:00 Mixed Folder / Elçin Özsoy / Türlerden bağımsız bir müzik programı

“Türlerden bağımsız bir müzik programı” şiarıyla yola çıkan programda her hafta bir karışık kaset hazırlıyoruz.

01:00 – 02:00 Münakaşa / Elektronik müziğin türleri arasında münazara hali / Erkan Ömür

prg_munakasa_007_20190623

“Elektronik müziğin türleri arasında münazara hali” şiarıyla yola çıkan programda downtempo elektronik müzik, etnik elektronik, elektronika, minimal, breakbeat örnekleri dinleyiciyle buluşuyor.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

08:50 – 09:00 Nasrettin Hoca Hikâyeleri (Yayın sıklığında değişiklik) / Yazan: Orhan Veli Kanık / Okuyan: Mesut Özkeçeci

Pazar sabahları yayınlanan Nasrettin Hoca Hikâyeleri bu yayın dönemi hem Cumartesi, hem de Pazar.

09:00 – 10:30 Radyo Agos / Haftalık Agos gazetesinin penceresinden Türkiye ve Dünya gündemi. Agos’un mutfağından haberler, söyleşiler, olaylar

RadyoAgos20190622

Radyo Agos kayıt arşivi

10:30 – 12:00 Şansonlar (Yeni program) / Fransızca şarkılar dünyasında bir devr-i âlem / Hazırlayan: Cengiz Işılay

12079 listebaşı olmuş şarkıyı radyoya taşıyan Cengiz Işılay bu yayın döneminde Fransız Şansonlarına ve Fransız popüler müziğinin seçme örneklerine el atıyor.

12:00 – 13:00 Dünya Dönüyor / Naim Dilmener / ’Türkçe Pop’un 50 yılı

diskotek.info/(Naim abinin “Bu sitede milyon hazine var” diyerek önerdiği site)

zz11

Açık Radyo’da pop tarihi… 1800’lerden, Muzika-yı Humayun’dan başlayarak ve günümüze kadar gelerek, haftalarca/aralıksız sürecek bir pop tarihi… Kantolar, tangolar, şarkılar, yıldızlar… Hem ciddi hem de komik ayrıntılar… Kaydetmeyi unutmayın  15 Haziran’da başlıyor. 12:00/94.9

facebook.com/naimdilmener 

13:00 – 14:00 Açık Deniz / Beysun Gökçin / Üç tarafı denizlerle çevrili bir radyo programı

AcikDeniz20190622

Açık Deniz kayıt arşivi

facebook.com/beysun.gokcin

***

Mehmet Bazyar ile açıkdeniz. Neden küçük sandal ?
94.9 Açık Radyo. Saat 13.00 de yayındayız.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, Beysun Gökçin dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar

14:00 – 15:00 Fizan Ekspresi / M. Bülent Kılıç / Farsî dünyanın müziği

facebook.com/Fizan-Ekspresi

‏16:00 – 15:00 Sadânüvîs (Yeniden program) / Hazırlayan: Cemal Ünlü

Açık Radyo’nun efsane programlarından Sadanüvis geri dönüyor. Fonograf, gramofon ve taş plak kayıtları Cemal Ünlü’nün anlatımıyla Cumartesi günleri saat 15.00’de Açık Radyo’da

16:00 – 17:00 Dünyanın En Güzel Müzikleri (Yeni program) / Reha Uz’a Göre

Reha Uz’un 60 yıllık müzik dinleme serüveninden eleğin üzerinde kalanları paylaştığı çok öznel, çok özel bir müzik programı

17:00 – 18:00 Music of the World İstanbul / Refika Kadıoğlu ve Kutay Derin Kuğay / Tokyo’dan Barcelona’ya müzik ve ötesi

facebook/Kutay Derin Kuğay

***

Music of the World Istanbul program, tomorrow at 5pm, at Açık Radyo, features selections from three albums recorded in musically stupendously rich Pakistan. Enjoy.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi
Fotoğraf açıklaması yok.
Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, gülümseyen insanlar

18:00 – 19:00 Connections / Tim Hallam / 60′lar ve 70′lerde pop

connectionstr.blogspot.com/

mixcloud.com/tim-hallam/

19:00 – 20:00 Tighten Up / Simon Johns / Tematik bir müzik programı

tightenupwithsimonjohns.blogspot.com/

20.00 – 21:00 Woman to woman (Yayın gününde ve saatinde değişiklik) / Hazırlayanlar: Seda Aktaş, Ahmet Uncu ve Emir Akçit

Farklı zaman ve coğrafyalarda erkek egemen toplumun çeşitli alanlardaki adaletsizliğine boyun eğmeden değişim isteyen, duygularını müziğiyle var etmiş kadınlara dair Woman to Woman, bu yayın dönemi Cumartesi günleri 20’de..

21:00 – 22:00 High Times / Ras Memo/ Reggae

22:00 – 23:00 Flow / Türler arası gece müzikleri / Özgür Özer

Flow33

Eklektik gece müziklerine yer verdiğimiz Flow bu yayın dönemi gece 22.00’de.

23:00 – 24:00 Login / Christopher Çolak / Elektronik müziğin alt türleri ve tüm renkleri

24:00 – 01:00 Lovaj / Ahmet Güneş / Elektronik ağırlıklı müzik

lovaj.com/

01:00 – 02.00 Alan Kod 212 / Türler arası / Batu Boran

Alan Kod 212 programı bu yayın döneminde haftasonuna transfer oluyor.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/6/20

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak, Emre Gülşer

acikgaste_21-06-2019

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

“Bu mesaj, size Samsung cihazımdan gönderildi.”

Mısır’da ülkenin seçimle iktidara gelmiş tek Cumhurbaşkanı Mursi’nin kanlı bir darbe ile devrildikten yıllar sonra mahkeme salonundaki kafesinde aniden fenalaşıp ölmesi üzerine Mısır istihbaratına yakın olduğu iddia edilen Extra News TV’de spiker, kendisine ‘dikte edilen’ haberi bu cümleyle bitirdi..

***

İklim grevcisi çocukların talepleri

zz4

Gelecek için Cumalar (Fridays For Future) hareketinin 20 Eylül’de düzenleyecekleri küresel iklim grevi öncesinde belirlediği talep listesi…

16 yaşındaki iklim grevicisi İsveçli öğrenci Greta Thunberg ile bütün dünyaya yayılan çocukların iklim krizine dur demek için başladıkları eylemlerin somut talepleri netleşti.

FFF’nin ülkelerden talepleri:

İklim bir devrilme noktasında ve bugünkü eylemler yarının geleceğini belirleyecek. İklim Acil Durumumuz var. Gelecek yıllar tarihe geçecek çünkü gezegenimizi ya mahvedeceğiz ya da kurtaracağız.

İklim krizini uluslararası düzeyde çözmek isteyen iklim ve çevre aktivistleriyiz.

Bu küresel bir kriz ve küresel bir tepkiye ihtiyaç duyuyoruz. Ve tüm bu olanlardan eşsiz bir fırsat ortaya çıkıyor:

Eylül ayında New York’taki tüm dünya liderlerinin toplandığı İklim ve Sürdürülebilir Gelişme Hedefleri Zirvesi (SGH). Mazeretlerden ve sıkıcı konuşmalardan bıktık. İnsanlar bugün küresel olarak iklim krizine dikkat çekiyorlar ve Eylül ayına kadar seslerimizi duyurmaya devam edeceğiz. Gerçek eylem talep ediyoruz! Ve şimdi talep ediyoruz!

1. İklim Acil Durumunu gündeme alın.

İklim Acil Durumunu ilan ederek, “net sıfır” olmak zorunda olan iklim acil durum eylem planlarını 2030 yılına kadar uygulamaya geçirip, krizin gerçekleri hakkında insanları eğiten bir politika talep ediyoruz. Çocuklarımızı, doğanın korunması için delegeler olmaları ve küresel ekosistemi ve sağlık rollerini tanımaları için eğitim almalarını istiyoruz. Bunu yaparak aşağıdaki noktaları taahhüt ediyoruz:

a. Antropojenik küresel ısınmanın varlığımızı tehdit eden bir kriz olarak görülmesi gerektiğini ve sınırlı kaynaklarla sınırlı bir gezegende yaşadığımızın kabul görmesini talep ediyoruz.
b. İnsan kaynaklı bir iklim felaketini önlemek için, endüstriyel ısınmanın sanayi devrimi öncesi zamana göre maksimum +1,5 ° C ile sınırlandırılmasını ediyoruz. Bu, 2030 yılına kadar net sıfır sera gazı emisyonu anlamına gelir.
c. Gelecekteki tüm eylemler ve kararlar 1. ve 2. maddelere göre ölçülmelidir. 2. maddede belirtilen iklim hedeflerine ulaşmak için her türlü çabayı göstermeliyiz.
d. Kendimizi ve başkalarının iklim krizi mekanizması hakkında bilimsel olarak bilgilendirilmesini talep ediyoruz. İklim krizinin nedenleri ve etkileri hakkında ekonomik ve politik düzeyde doğru bilgi verilmesini talep ediyoruz.

2. Fosil yakıtların ve iklimin tahribatının tüm finansmanını ve desteğini derhal sonlandırın.

Fosil yakıt sübvansiyonlarını kaldırın ve fosil yakıt projeleri, ormansızlaşma ve iklim tahribatını finanse etmek, ticaret yapmak amacı içinde olan herhangi bir banka, piyasa, hükümet veya diğer borç veren kurumların yasadışı olmasını sağlayın.

Yerel para birimi kullanımı, küresel temel gelir ve adil vergilendirme gibi konularda yeni finansal sistemler üzerinden stratejiler geliştirin.

3. Fosil yakıt ve iklim yıkıcı endüstriler de dahil olmak üzere ekonomiyi adil bir şekilde değiştirmek ve dönüştürmek için hareket şart.

Çalışanların bu dönüşümün merkezinde olmalarını sağlayın ve kadınlar ve erkekler için tüm çalışmaların saygınlığına önem verin.

4. Yenilenebilir enerjinin gelişmesine izin verin.

Yenilenebilir enerji gelişimi için tüm engelleri kaldırın ve herkesin temiz, yenilenebilir güce erişebilmesi için finansman programları oluşturun.

5. Güçlü toplu taşıma sistemleri ve sıfır emisyon taşımacılığın uygulanmasını sağlayın.
6. Gıda sistemimizin küresel yaşam destek sistemlerini güçlendirdiğinden emin olun.

Çevreye duyarlı beslenmeyi teşvik edin – düşük karbonlu tarımsal yöntemler, etsiz beslenme, vejetaryen ve vegan gıdaları desteklemek ve gıda atıklarının ortadan kaldırılması vb.

7. Dünyanın ciğerlerine saygı gösterin.

Ormansızlaşmayı sonlandırın ve üretim zincirlerimizden çıkarın. Yerli halkların ve yerel toplulukların haklarını, topraklarının hakimi olarak kabul edin.

8. Büyük ölçekte yeniden ağaçlandırın.

Doğanın dünyamızdaki, ülkelerdeki ve şehirlerdeki rolünü veya doğanın bir parçası olarak insanlığın rolünü yeniden canlandırın.

9. Tüketimi şiddetle azaltın. 

Toplum odaklı büyüme dahil ekolojik açıdan sürdürülebilir ekonomiler için güçlü planlar uygulayın.

Dairesel ve sıfır atık ekonomilerini zorunlu kılın.

10. İklim etkilerine, özellikle en korunmasız olanlar için etkili adaptasyon planları uygulayın.

Etkileri önceden tahmin etmek ve bu değişimlere karşı koymak ve uygun bir şekilde uyum sağlamak için küresel planlamaya katılmak için kapsamlı bir planlamaya katılın.

Dünya liderleri artık sokaklarda on binlerce kişiyi görmezden gelmemelidir. Eylül ayının ilk yarısında ve “güçlülerin buluşmasında”, dünya liderlerinin iklim değişikliği ilan etmesi için uluslararası düzeyde harekete geçeceğiz! Dünyanın liderleri Eylül ayında New York’ta birleştiğinde, sesimizi duyuracağız ve dünyanın en büyük etkinliğe çağrı kampanyasını gerçekleştireceğiz!

O zamana kadar dikkatle izliyoruz. İklim için savaş vermeden aşağı inmeyeceğiz. Hükümetler hareket edene kadar yükselmeye devam edeceğiz. Eylül geldiğinde orada olacağız!

Lütfen uluslararası # AllinforClimateAction (#iklimiçinhepimiz) kampanyası / FFF taleplerimizi destekleyin ve bize katılın!

Yaşanabilir bir gelecek için İnsan Platformundan kalepler:
1. İKLİM ACİL DURUMUNUN BİLDİRİLMESİ VE OLUŞTURULMASI

a. İklim ve çevre yıkımı için acil durum ilan etmek.
b. İklim değişikliği ile mücadelede uluslararası işbirliği.
c. İklim değişikliği ile mücadele etmek için evde ittifak kurmak.
i. Vatandaşlar komisyonları kurmak.

2. KATI SERA GAZI EMİSYON SINIRLARI VE CESUR İKLİM FİNANSMANI

a. Karbondioksit emisyonlarını sınırlandırmak ve küresel karbon nötrü elde etmek için bir plan oluşturmak.
b. Metan ve azot oksit emisyonlarının sınırlandırılması.
c. Sera gazı emisyon bütçeleri oluşturma.
d. İklimsel uyumun ulusal düzeyde finanse edilmesi.
e. Politikadan “büyük petrol” sanayini çıkarmak.
i. Fosil yakıt lobicilerinin etkisinin azaltılması.
ii. Fosil yakıt sübvansiyonlarının ortadan kaldırılması.
iii. Fosil yakıtlardan arındırma.
f. Karbon kullanımına fiyat belirlemek.
g. Yurtdışında sürdürülebilir kalkınma ve iklim eylemini finanse etmek.

3. ÇEVRE, YERLİ, İNSAN VE GENÇLİK HAKLARI

a. Tüm insanların çevre haklarını tanımak ve saygı duymak.
b. Yerli hakların tanınması ve saygı gösterilmesi ve UNDRIP’in uygulanması.
c. Yurtiçi ve yurtdışındaki insan haklarına saygı göstermek ve desteklemek.
d. Gençlik haklarının desteklenmesi, oy hakkı ve düzgün temsil edilmeleri.
i. Oylama yaşını düşürmek.
ii. İklim değişikliğinin ön cephelerinde gençleri ve toplulukları daha iyi temsil etmek için politik sistemlerimizi yeniden düzenlemek.
iii. Gençlik konseylerinin ve heyetlerinin oluşturulması ve desteklenmesi.

4. FOSİL YAKITLARINDAN TEMİZ ENERJİYE ADİL GEÇİŞ

a. Yeni fosil yakıt altyapısı inşasına karşı çıkmak.
b. Elektrik şebekemizi karbondan arındırmak ve herkesin temiz, güvenilir elektriğe erişimini sağlamak.
c. Geleneksel nükleer enerjinin büyümesini sınırlamak ve nükleer atıkları doğru bir şekilde yönetmek.
d. Zararlı fosil yakıt ve doğal kaynakların çıkarılma yöntemlerinin yasaklanması.
e. Fosil yakıtlara ekonomik olarak bağımlı olanlar için adil dönüşüme yatırım yapmak; eski fosil yakıt çalışanları için istihdam olanaklarını finanse etmek.

5. ÇEVRE KRİZLERİNDEN EŞİT KORUNMA

a. İklim değişikliğinin insan sağlığı üzerindeki zararlı etkilerini hafifletmek için proaktif önlemler almak.
b. Ötekileştirilmiş ve kırılgan olanları etkileyen iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltmak için proaktif önlemler almak.
c. Kriz sonrasında ekonomik refahın sağlanması.
d. İklim mültecilerini tanımak, kabul etmek ve korumak.
e. İklim değişikliğinin yarattığı su kıtlığı ve kuraklığa karşı önleyici tedbirler alınması.
f. Krizin ön saflarında kadınların güçlendirilmesi.
g. Endüstriyel fosil yakıt tesisleri ile halk yaşam alanları arasında güvenli bir mesafe olmasını sağlamak.
h. “Büyük kirleticilere” dava açmak.
i. Fosil yakıt şirketlerini, iklim değişikliğine katkılarından dolayı topluma uygulanan maliyetler için dava etmek.

6. DOĞAL KAYNAKLARIN RESTORATİF YÖNETİMİ

a. Habitat bağlantısını arttırma ve korumak.
b. Orman kalitesinin korunmasını yeniden ağaçlandırma ve arttırma.
c. İstilacı yabancı türlere karşı eylemde bulunmak.
d. Ekolojik olarak zarar veren böcek ilaçlarını, böcek ilaçlarını ve gübreleri yasaklamak.
e. Toprağımızı ve gıda tedarikimizi korumak.
f. Korunan alanların kapsamını artırmak.
g. Yaban hayatı korumak, türlerin aşırı sömürüsünü durdurmak.
h. Sürdürülebilir tarımı desteklemek.
i. Et tüketimini sağlıklı düşük seviyelerde tutmak ve endüstriyel hayvancılıkta daha katı düzenlemeler uygulamak.
ii. Toprağın etkin bir karbon havuzu olma kapasitesini artıran tarımsal uygulamaların teşvik edilmesi.
iii. Koruma ve çevre koruma için fonun arttırılması.
j. Habitat restorasyonuna yatırım yapmak.

7. SÜRDÜRÜLEBİLİR, ADİL TOPLULUKLAR VE DÖNGÜSEL EKONOMİ

a. Döngüsel bir ekonomiye geçişi desteklemek.
i. Atık envanterleri oluşturmak ve atık depolama atıklarının üretimini azaltmak.
ii. Tek kullanımlık plastiklerin ve diğer zararlı tek kullanımlık ürünlerin yasaklanması.
iii. Holding şirketleri, ürünlerinin ürettiği atıklardan sorumludur.
iv. Atık yönetim sistemlerinin iyileştirilmesi.
v. Sorumlu tüketim modellerine doğru ilerlemek.
b. Binaların sürdürülebilir ve çevreye duyarlı olmasını sağlamak.
i. Binaların enerji verimliliğini elden geçirme.
c. Fosil yakıtla çalışan otomobillerden uzaklaşmak ve şehirlerdeki kirliliği düzenlemek.
i. Elektrikli araçlara geçişi desteklemek.
ii. Şehirlerde hava, toprak, su, ışık ve gürültü kirliliğini düzenlemek.
d. Şehirlerde yüksek ağaç kapsama alanı teşvik edilmesi.
e. Sürdürülebilir şehirlerarası bağlantılar için baskı yapılması.
f. Yukarıya doğru büyümek, dışa doğru değil.
i. Kasabaları ve şehirleri yürünebilir ve bisikletle gezilebilir yapmak
ii. Arabaları şehir merkezlerinde yasaklamak.
iii. Yeşil toplu taşıma araçlarına yatırım yapmak.
g. Şehirlerin uzun vadede müreffeh, esnek ve sürdürülebilir olmasını planlamak.

8. EĞİTİM VE ÇEVRE VE İKLİM ARAŞTIRMALARI

a. Gelecek kuşakları insanlar ve gezegenler için empati temelli değerler ile eğitmek.
b. Müfredata iklim adaletini, sürdürülebilirliği, çevre bilimini ve korumayı koymak.
c. Halkı eğitmek ve iklim değişikliği ve çevresel bozulma ve şu anda sıradan vatandaşlar üzerinde sahip oldukları ve sahip olacağı yıkıcı etkiler konusunda farkındalık yaratmak.
d. Eğitime evrensel erişim sağlanması.
e. İklim ve çevre bilimleri ile ilgili araştırmalar ve toplumun refahını tehdit eden gezegen krizlerine çözümler.
f. Karbon yakalama ve depolama programlarının araştırılması ve uygulanmasının desteklenmesi.
g. Periyodik sera gazı envanterleri oluşturma.

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Cuma Sezin Öney’le Seyyare: Türkiye ve Dünya Olayları Arasında Paralellikler, Karşılaştırmalar

Seyyare20190621

Seyyare kayıt arşivi

09:30 – 10:00 Cuma Alp Ulagay ile Spor

Spor20190621

10:00 – 10:30 Duman / Yazan: Ivan Sergeyeviç Turgenyev / Okuyan: Eraslan Sağlam / İş Bankası Kültür Yayınları

Açık Radyo’da klasik edebiyat okumaları / İvan Sergeyeviç Turgenyev 200 yaşında

10:30 – 11:00 Tohumdan Hasada Ekolojik Yaşam / Leyla Aslı Ünlübay

TohumdanHasadaEkolojikYasam20190621

facebook.com/bugdaydernegi/

Tohumdan Hasada Ekolojil Yaşam kayıt arşivi

11:00 – 12:00 Yeter ki İste / Hazırlayanlar: Elena Polyakova ve Alper Dalkılıç

Ultra maratoncu çiftimiz Elena Polyakova ve Alper Dalkılıç’ın farklı disiplinlerden amatör ve profesyonel sporcu konuklarıyla alanlarındaki deneyimleri paylaştıkları Yeter ki İste, bu yayın döneminde bir saatlik bir program formatıyla dinleyiciyle buluşuyor.

12:00 – 13:00 Caz Türbülans / Recep Şencan / Cazda serbest dolaşım

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 El Fueye / Ortaç Aydınoğlu / Tangonun büyülü kutusu

1900’lerin başında Arjantin’de doğup dünyaya yayılmış olan tangonun serüveninde Buenos Aires’in arka mahallerinden, Paris’in balo salonlarına; grand tuvalet giyinip tramvaylarla gidilen dans gecelerinden, yırtık kotla gidilen eski bir fabrikada düzenlenen milongalara; gitar çalıp söyleyen halk ozanlarından, senfoni orkestralarına; Afrika ritimlerinden, Japon ezgilerine ve tabii ki hüznün en melankolik halinden, neşenin en deli haline…

İsmini, müziğine özgün tınısını veren körüklü bir kara kutudan alan El Fueye ile tangonun büyülü kutusunu açıyoruz.

14:00 – 14:30  Bir Yaşam Dili (Yeni program) / Hazırlayanlar: Deniz Spatar ve Canan İrtem

biryasamdili21.06.2019rec29.05.2019

İsmini Marshall Rosenberg’in Şiddetsiz İletişim – Bir Yaşam Dili kitabından alan programda, anlaşmazlık içindeki bütün tarafları empati ile can-ı gönülden dinleyerek anlama, bu yoldan bağlantı kurarak işbirliği zemini yaratma ve herkesin ihtiyacının gözetildiği ortak çözümler üretme sanatı olan Şiddetsiz İletişim, çeşitli boyutları ile ayrıntılı olarak ele alınıyor.

Facebook.com/Şiddetsiz İletişim Türkiye

14:30 – 15:30 Wanderer / Can Denizci / (Richard Wagner özel programı)

Doğumunun 200. yılında Richard Wagner özel programı. 19. yüzyıl operasının en önde gelen iki isminden biri olan ve müziğin üst dilinin üstadı sayılan Wagner’in hayatı ve eserleri Wanderer’de

15:30 – 16:30 Sinefil / Melis Behlil ve Yeşim Burul Seven / Sinemasever muhabbetleri

Sinefil kayıt arşivi

16:30 – 17:00 Kavanozdaki Yıldız (Yeni program) / Hazırlayanlar: İsmail Başöz, Haluk Levent ve Mustafa Yılmazer

Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin toplumsal ve ekonomik etkilerini  kapsamlı biçimde ele almaya gayret eden bir program.

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Berna Kaytaz, Jak Kohen, Levent Öget ve Harun İzer

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

GezegeninGelecegi20190621

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Eser Epözdemir – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Hafta boyunca Ben Bugün Bişey Öğrendim Yayına Hazırlayanlar: Doruk Yurdesin, Ozan Sezgin ve Rauf Kösemen

facebook.com/benbugunbiseyogrendim

Açık Dergi Cuma Ceyhan Usanmaz’la Bu Köşe Kitap Köşesi

***

Haftanın kitapları/’Tellekt’: Yeni bir en’tellekt’üel macera!

zz11

Can Yayınları yakın bir zaman önce, ‘Fizikten felsefeye, genetikten ekolojiye pek çok alanda dünyada süregiden teorik tartışmaların izini süren eleştirel metinlerin yanı sıra, sosyal ve beşeri bilimler alanında aktüel tartışmaları kültür hayatımıza kazandırmak üzere Tellekt başlıklı bir alt marka’ oluşturduğunu açıkladı.

“Tellekt, kültürün ‘örgütlenmiş boş zaman’a indirgendiği hızlı tüketim çağında, bugünün bilgisine yer açmak ve şimdiki zamanı kat eden dönüşümleri kavramak için yeni düşünce pratiklerini bir araya getirerek okuru ile buluşturmayı hedefliyor.”

 

Bu kapsamda yayımlanan ilk kitap, Lee McIntyre’ın Hakikat-Sonrası (çev. Mehmet Fahrettin Biçici) isimli çalışması oldu. Hatırlanacaktır, Oxford Sözlüğü 2016 yılında ‘hakikat-sonrası’nı (post-truth) yılın sözcüğü seçmişti. Her ne kadar kelimenin kökeni daha eskilere uzanıyorsa da, McIntyre’ın da kitabında dikkat çektiği gibi, “2015 yılı içinde kelimenin kullanımında gerçekleşen yüzde 2000’lik artış”‘hakikat-sonrası’nı, bir anlamda herkesin diline dolanan bir tabir haline getirmişti. “2016 yılındaki Brexit ve ABD Başkanlık Seçimleri’ne damgasını vuran, gerçeklerin üstünün örtülmesi, akıl yürütmenin yaslandığı kanıta dayalı ölçütlerin bertaraf edilmesi ve göz göre göre yalan söylenmesi gibi örnekleri hesaba kattığımızda,” diyor McIntyre, “Pek çok kişi dehşet içindeydi.” Kelimenin tanımıyla başlayıp, geleneksel medyanın düşüşü ile birlikte sosyal medyanın yükselişi ve uydurma haber sorununa da ayrıntılı bir şekilde değinen Lee McIntyre, hakikat-sonrası’yla mücadelenin de izini sürüyor çalışmasında. Bölüm başlarındaki epigraflar da ayrıca dikkate değer; sık sık George Orwell ismine rastlıyoruz. Bir tanesi şöyle örneğin: “Birilerinin istemediği şeyleri yayımlamaya gazetecilik denir: Gerisi halkla ilişkilerdir.”

Tellekt’in ikinci kitabı da, “Filozof, müzikolog Peter Szendy’nin, hükmetme ve iktidar tekniklerinin dinleme pratikleriyle ilişkisini sinema, opera ve edebiyattan örneklerle tartıştığı, casusluk ile dinleme arasındaki yapısal yakınlığın sınırlarını araştırdığı” ‘Üstdinleme: Casusluğun Estetik Tarihi’ isimli çalışması oldu. Kafka’nın rahatlıkla bir ‘huzursuzluk’ hikâyesi olarak nitelendirebileceğimiz ‘Yuva’ isimli hikâyesini de içeren kitabın başlangıcında, Peter Szendy’nin şu cümlesinin altını iki kere çizdim: “Bir süredir casuslar hakkında ne bulursam kör olana kadar okuyorum.” Çalışmanın –Açık Radyo dinleyicilerinin yakından tanıdığı– çevirmeni H. İlksen Mavituna da, Türkçede ‘duymak’la, ‘dinlemek’le, ‘işitmek’le, ‘kulak’la ilgili adeta ne kadar deyim varsa bulup çıkarmış gibi görünüyor; bu çoksesli felsefi metnin hakkını vermek kolay değil elbette!

 

Dipnot: ‘Hakikat-sonrası’na bir başka bakış atan bir gelişme daha var. Siren Yayınları da, yakın bir zaman önce, zamanımızın hakikatlerine dair yeni bir seri başlattığını duyurdu. ‘Yaşadığımız Dünya’ isimli bu kitap serisiyle ilgili yapılan tanıtım şöyle: “Gerçekliğin erozyona uğradığı bir çağda manzarayı resmetmeye çabalayan bu metinler, tarihten kültüre, spordan psikolojiye, iklim krizinden kimlik arayışlarına uzanan bir zeminde çağımızın öne çıkan yazar, düşünür ve aktivistlerinin anlatımlarıyla hakikatin, hakikatlerin peşinde…” Serinin ilk kitabı da, yazar ve aktivist Rebecca Solnit’ten Karanlıktaki Umut (çev. Şeyda Öztürk) oldu.

Açık Dergi Cuma Zîn (Açık Dergi’de yeniden köşe) (15 Günde 1) / Hazırlayan: Mehmet Said Aydın

Yazar ve editör Mehmet Said Aydın Açık Dergi’ye geri dönüyor. Farklı kültürlerden ve alfabelerden beslenen Türkiye Edebiyatı’nın tarihinden notlar ve güncel gelişmeler, tartışmalar her hafta Açık Dergi’de.

Açık Dergi Cuma Duygular Sözlüğü ( Açık Dergi’de yeni köşe) / Yazan: Tiffany Watt Smith / Çeviren: Hale Şirin / Okuyan: Ömer Madra / Kolektif Kitap

Neredeyse her şeyin sözlüğünü yayınlama sürecine giren Açık Dergi yeni yayın döneminde duyguları da işin içine karıştırmaya karar verdi! Tiffany Watt Smith’in kaleme aldığı ve Kolektif Kitap tarafından Türkçe’ye kazandırılan Acımadan Zevklenmeye Duygular Sözlüğü, Ömer Madra’nın sesinden Cuma akşamları birer maddeyle radyo yayınına karışıyor.

Açık Dergi Cuma Üçüncü Mekan (Açık Dergi’de yeni köşe) ( 15 Günde 1) / Hazırlayan: Sevil Sarp

UcuncuMekan20190619

Dergi’nin Sevil Sarp tarafından hazırlanıp sunulan bu yeni bölümünde 15 günde 1 İstanbul’da faaliyette bulunan bir kütüphaneye gidiyoruz. Kullanıcıların ve çalışanların konuk edildiği program şehrin kültür haritasına mütevazı ve fakat kendince önemli bir katkıda bulunmayı hedefliyor.

Açık Dergi Cuma Normalin Sınırları / Klinik Felsefe Sohbetleri / Alper Hasanoğlu ve Bülent Usta

“Normalin Sınırları”nda, insanları hapseden bireysel ve toplumsal sınırların ve kalıpların ötesine geçip, dinleyicilerin kendilerine ve hayatlarına başka bir açıdan bakabilmesinin olanakları araştırılan bir ‘klinik felsefe’ programı.

Teoriyle uygulamayı birleştiren yazı ve çalışmalarıyla tanınan psikiyatristlerin, psikoterapistlerin, felsefecilerin ve edebiyatçıların konuk olarak yer aldığı yayın; günümüzde ilaç tekelinin baskısı altında insanın doğasına ait normal ve doğal acının bir hastalık olarak tanımlanması tehlikesi karşısında normali koruma çabası.

“Normalin Sınırları”nı, psikiyatrist, psikoterapist, yazar Alper Hasanoğlu ile antropolog, psikoterapist, yazar Bülent Usta birlikte sunuyor.

20:00 – 21:00 Koyu Mavi / Gülçin Orgun / Türler arası

koyumavi_21.06.2019

koyumavi.org/

***

zz3

Yaz şarkıları

The Doors / Waiting for the Sun

Chris Rea / Looking for the Summer

Bruce Springsteen / Waitin’ on a Sunny Day

Korhan Futacı / Unutulmasın Bu Yaz

Anjelique Kidjo / Summertime

Joe Cocker / Summer in the City

Cream / Sunshine of Your Love

Kesmeşeker / Sıcak ve Kurak

Iggy Pop / I Want to Go to the Beach

Donovan / Sunshine Superman

Nancy Sinatra & Lee Hazlewood / Summer Wine

Alpay / Denizi Özleyenler İçin

Queen / Seaside Rendezvous

bu akşam

saat 20-21 arasında

Koyu Mavi’de.

21:00 – 22:00  Aşağı Mahalle / Ümit Baykara / New York Downtown Cazve ötesi…

twitter.com/asagimahalle

***

22:00 – 23:00 Mint / Efkan Kula ve Mert Emcan / Gıcır cızır plâklar

mixcloud.com/mertemcan/

Alternatif rock’ın geçmiş ve günümüz klasiklerinin çalınacağı “Mint”te Stüdyo İmge yazarları; Efkan Kula ve Mert Emcan plak koleksiyonlarının en değerli single’larını hikayeleriyle birlikte çalıyor.

23:00 – 24:00 13 Melek / Yiğit Atılgan / Zamanın ruhundan bağımsız sesler

Zamanın ruhundan bağımsız seslere kulak verdiğimiz 13 Melek bu yayın döneminde Cuma günleri 23.00’te.

24:00 – 01:00 Blackout / Gürkan Vayis, Ümit Şenol / Kirli ve aksak ritimler ile Siyah müzikler

Yeni yayın döneminde Overphonic ve Blackout programları birleşip yollarına, Overphonic’in saatinde Blackout adı altında devam ediyor.

overphonic.blogspot.com/

mixcloud.com/overphonic/

blackout949.blogspot.com/

soundcloud.com/blackout949

Blog Stats

  • 91.722 hits
Reklamlar