You are currently browsing the monthly archive for Temmuz 2019.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/7/30

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

A Ç I K   G A Z E T E   T A T İ L D E

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

***

Uçağı reddetti: ‘Grevci’ Greta, ABD’deki İklim Zirvesi’ne yelkenli gemiyle gidecek

31 Temmuz 2019
Fotoğraf: earthisland.org

16 yaşındaki iklim aktivisti ‘grevci’ Greta Thunberg, New York’ta düzenlenecek BM İklim Zirvesi’ne İngiltere’den, güneş panelleri ve su altı türbinleriyle donatılmış ‘sıfır karbon’ yelkenli gemi ile gidecek.

VOA’nın haberine göre, sera gazı salımlarının yüksek olması nedeniyle uçak kullanmayı reddeden Thunberg, BM’den aldığı daveti kabul ettiğini Associated Press (AP) haber ajansıyla yaptığı söyleşide aktardı.

Monako Yat Kulübü, İsveçli öğrenciye ‘Malizia II’ adlı 18 metreliktekneyi tahsis etti. Kulüp yönetimi, “Thunberg’i zirveye yollamaktan onur duyacaklarını” ifade etti ve teknenin güneş enerjisi panelleriyle donatılmış olduğunu, dolayısıyla Thunberg’in hayalindeki ‘sıfır emisyon’lu yolculuğa uygun olduğunu vurguladı.

23 Eylül’de ABD’nin New York kentindeki zirveye gidecek Thunberg’e babası, bir film yapımcısı ve Monaco Prensesi Caroline’in oğlu Pierre Casiraghi eşlik edecek.

Twitter hesabından haberi duyuran Thunberg, “Müthiş haber. Önümüzdeki ayın ortasında Britanya’dan New York’a doğru yola çıkacağız. Yolculuk iki hafta sürecek” dedi.

Eylül ayında New York’ta, Aralık ayındaysa Şili’nin Santiago kentinde düzenlenecek iklim zirvelerine katılma kararı alan Thunberg, Avrupa’dan Amerika kıtasına yolculuğunu deniz yoluyla yapacak. Bunun nedeniyse, uçakların sera gazı salım oranlarının oldukça yüksek olması.

Thunberg, AP’ye yaptığı açıklamada ayrıca, “İklime zarar vermemenin daha kolay yolları olmalı” dedi.

***

‘Limit Aşım Günü’: 2019 için öngörülen doğal kaynaklar 29 Temmuz’da tükendi

31 Temmuz 2019
Fotoğraf: The New Yorker

2019 için öngörülen doğal kaynaklar 29 Temmuz günü tükendi. Tüketilen su, toprak, ahşap, temiz hava gibi ekolojik kaynakları karşılayabilmek için 1,75 Dünya’ya ihtiyaç duyulduğu uyarısı yapıldı.

DW’nin aktadığına göre, Küresel Ayak İzi Ağı’nın (Global Footprint Network) verilerine göre 29 Temmuz Pazartesi bu yıl ‘Limit Aşım Günü’ oldu. Yani daha Temmuz ayı bitmeden Dünya’daki tüm doğal kaynakların bir yılda kendini yenileme potansiyelinin üzerinde doğal kaynak tüketildi.

Küresel Ayak İzi Ağı, şu anda insanların tükettiği su, toprak, ahşap, temiz hava gibi ekolojik kaynakları karşılayabilmek için bir değil 1,75 Dünya’ya ihtiyaç duyulduğu konusunda uyardı. Merkezi ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki Oakland kentinde bulunan kuruluş, bu tüketimin bedelinin giderek daha görünür hale geldiğine dikkat çekti. Kuruluş buna örnek olarak ise ormansızlaşma, erozyon, türlerin yok olması ve atmosferdeki karbondioksit seviyesinin artması gibi olumsuz etkileri gösterdi.

Limit Aşım Günü 2018 yılı için önce 1 Ağustos olarak açıklanmış, daha sonra 29 Temmuz olarak düzeltilmişti. 20 yıl önce Limit Aşım Günü Ekim ayına denk geliyordu.

Gelişmiş ülkeler Dünya’yı daha çok tüketiyor

Limit Aşım Günü dünya geneli için ortalama alınarak hesaplanan bir güne işaret ediyor. Ancak kaynak kullanımı ülkeden ülkeye büyük farklılıklar gösterdiği için söz konusu gün ülke bazında büyük farklılık gösteriyor.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın verilerine göre, bu yıl Limit Aşım Günü Türkiye için 27 Haziran, Almanya için 3 Mayıs, Avrupa Birliği için ise 10 Mayıs olarak belirlendi. Aynı verilere göre Katar yıl başladıktan sadece 42 gün sonra “limiti aşarken”, Endonezya limite 342 günde ulaşacak.

Eldeki verilere göre tüm insanların doğal kaynakları Almanya’da yaşayanlar kadar kullanması halinde 3 Dünya’ya, ABD’de yaşayanlar kadar kullanması durumunda ise 5 Dünya’ya ihtiyaç duyuluyor.

***

‘Grevci’ Greta’dan Jeremy Corbyn’e: Dünyanın birçok yerinde devam eden bir felaket var

31 Temmuz 2019
Fotoğraf: Sky News

İklim aktivisti ‘grevci’ Greta Thunberg, onu destekleyen ünlü isimler ve Guardian okurlarından gelen soruları yanıtladı.

Eşitlik Adalet ve Kadın Platformu’nun Guardian’dan aktardığına göre, öne çıkan soru ve cevaplar şöyle:

Maisie Williams – Oyuncu

Fotoğraf: BBC

Bunu okuyan insanlar bugün bir etki yaratmak için neler yapabilir?

Kendini bilgilendirmek iyi bir başlangıç olur. Sorun hakkında okumak ve anlamaya çalışmak. Çok iç karartıcı olabilir ama kesinlikle gerekli. Durumu tamamen kavradıktan sonra neler yapacağınızı bileceksiniz. Ve sonra edindiğin bilgiyi başkalarına aktar. Günlük hayatında yapabileceğin birçok şey var. Vegan olmak, uçmayı bırakmak… Elbette bir sistem değişikliğine ihtiyacımız var. Ancak bireysel değişim olmadan sistemin değişeceğine inanmıyorum. Bugünkü iklim tartışmasında, kendi hayatınızda uygulamadığınız ve örnek olmadığınız sürece çoğu insan söylediklerinizi dinlemeyecektir. Ve herkesin dinlemesine ihtiyacımız var. Yani bazı kişisel değişiklikler yapmak buna değer.

Jeremy Corbyn – İngiltere İşçi Partisi Lideri

Fotoğraf: Sky News

Günümüzde gençler, iklim değişikliği nedeniyle gelecekte nasıl farklı yaşamak ve çalışmak zorunda kalacaklar?

Küresel kuzeyde farklılıklar ilk önce çok çarpıcı olmayabilir. Ancak tüm fosil yakıtları günlük hayatımızdan hızla çıkarmamız ve toprağın altında bırakmamız gerekiyor. Çoğu politikacının anlamadığı şey bu. Emisyonları azaltmak yeterli değil. Bununla birlikte, küresel güneyde insanlar zaten çok etkilenmiş durumda. Dünyanın birçok yerinde devam eden bir felaket var. Ve bu zaten yüzlerce milyon insanı etkiliyor. Elbette yeşil bir ekonomiye geçmenin birçok faydası olacak. Ancak, bunun her şeyden önce acil bir durum olduğunu – öncelikle yeni yeşil ekonomik büyüme yaratma fırsatı değil – hatırlamamız gerekir. Tamamen yeni bir düşünme tarzına ihtiyacımız var.

Stewart Lee – Komedyen

Fotoğraf: BBC

Sen benim yeni kahramanımsın ve çocuklarıma neler olduğunu açıklamama gerçekten yardım ettin. İnsanlar, çalışmanı baltalamak için sana kişisel olarak saldırdığında nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsun?

Bunu bekliyordum. Devam eden iklim çöküşünü tam olarak kavrayamıyorsanız, o zaman ben ve diğer okul grevcilerinin yaptıkları çok garip görünüyor olmalı… ve çoğu insan farkında olmadığından, maalesef beklediğim tepki buydu. Ve bu konuda çok fazla şey yapabileceğimi sanmıyorum. Onları sürekli olarak gerçekler ve savlarla haksız çıkarsam bile, iklim hareketine veya bana saldırmak için yeni şeyler uydururlar. Ancak bence hakaretler ve komplo teorileri ile üzerime gelmelerinin iyi bir şey olduğunu düşünüyorum. Bu herhangi bir savlarının olmadığını kanıtlıyor. Bizi tehdit olarak görüyorlar, çünkü etki alanımız var.

Jane Goodall

Jane Goodall Enstitüsü’nün Kurucusu ve BM Barış Elçisi

Fotoğraf: cpr.org

Jane Goodall Enstitüsü’nün Roots & Shoots programına yaklaşık 60 ülkede her yaştan binlerce genç katılıyor. Yüzlerce grup iklim krizi ile ilgili projeler üzerinde çalışıyor. Gençlerin yürüyüşe ek olarak kollarını sıvayıp harekete geçmesinin önemli olduğunu düşünüyor musunuz? Eğer öyleyse, ne önerirsin?

Evet, her şey gerekli. Harekete geçmenin binlerce yolu var. Örneğin, ağaç dikmek, çöp toplamak, fark yaratan bir organizasyon veya harekete katılmak ve özellikle yetişkinleri etkilemeye çalışmak ve insanları iktidara baskı uygulamak için harekete geçirmek. Aktivizme evde başladım; önce ailemin ve akrabalarımın alışkanlıklarını ve düşünce tarzlarını değiştirdim.

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Nereye Doğru: Cengiz Aktar’la Geleceğe Bakışlar

Nereye Doğru kayıt arşivi

09.30 – 10:00 50. Yılında 68 Devrimi (Açık Gazete’de yeni köşe) / Tarih Vakfı’nın katkılarıyla

30. yılını bir sergi, 40. yılını ise 6 dakika 8 saniyelik bir dizi program ile andığımız 68’in, 50. yaşını de es geçmiyoruz. Tarih Vakfı’nın katkılarıyla 68 Devrimini enine boyuna konuşuyoruz.

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü / Oldies

10:30 – 11:00 Açık Yeşil / Ümit Şahin ve Ömer Madra / Hayatın, politikanın ve sokağın çevre ekoloji gündemi

acikyesil20190731

Açık Yeşil kayıt arşivi

11:00 – 12:00 Metropolitika / Aysim Türkmen, Korhan Gümüş ve ve Murat Güvenç / Kent ve kentlilik üzerine tartışmalar

metropolitika20190731

Metropolitika kayıt arşivi

12:00 – 12:55 Hipnopompia (Yeni program) / Algı dürten müzikler / Hazırlayan: Emirhan Arapoğlu

Açık Radyo’nun öğlen caz kuşağında algı dürten, cazdan elektroniğe geniş bir alanda gezen yeni bir müzik programı.

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 Tuna’nın Beri Yanı / Muammer Ketencoğlu / Balkan ağırlıklı etnik müzik

bir-ulke-bir-sarkici-bolum80-_kayit-31-07-2019

muammerketencoglu.com/

tunaninberiyani.blogspot.com/

facebook.com/ketencoglumuammer

14:00 – 14:30 Türlerin Yaşam Hakkı / Işıl Karaelmas / Gezegeni paylaştığımız canlıların özgürce yaşama haklarına dair her şey

turlerinyasamhakki31.07.2019rec27.07.2019

zz4

“Gezegeni paylaştığımız canlıların özgürce yaşama haklarına dair her şey” şiarıyla yola çıkan program; Türkiye ve dünyadaki hayvan hakları gündeminden, etik veganlık anlayışına; hayvansal ürünleri tüketmeyi bırakmaktan, sokak hayvanlarına yardım etmeye kadar faydalı insan yaklaşımları ve pratikleri üzerine.

twitter.com.türlerin.yaşam.hakkı 

pictosee.com/turlerinyasamhakki/

***

zz9

Bugün (31 Temmuz Çrş) Türlerin Yaşam Hakkı’nda vegan aktivist Melike Dirikoç (@vegan__earth ) ile sohbet ediyoruz: . 🌱Tür ayrımcılığı – türcülük nedir? 🌱Yaşamda ve dilimizde nasıl karşımıza çıkar? Türcü dile örnekler neler? 🌱Organik çiftliklerde/ köylerde yaşayan hayvanların sütünü-yumurtasını almakta ne sakınca var? . . 📻 Saat 14:00’te 94.9 @acikradyo veya acikradyo.com.tr / Canlı Yayın’da. . #animalrights #animalliberation #hayvanhaklari #veganism #veganizm #friendsnotfood #vegan #radioshow #veganradioshow

***

zz10

#Repost @isilkaraelmas with @make_repost ・・・ Radyoda konuğum @vegan__earth Melike ile önemli konulara değindiğimiz çok güzel bir sohbet gerçekleştirdik. Gezegenimizi ve hayvan soylarını tehdit eden insan-merkezli türcü yaklaşımı ve sömürünün “mutlusu” olamayacağını konuştuk. . Bugün 31 Temmuz Çrş 14:00’te, yayın linki profilde ⤴️ . #speciesism #türcülük #animalliberation #hayvanözgürlügü

14:30 – 15:30 Alla Turca / Ali Pınar ve Ersin Antep / Türkiye’den klâsik müzik yorumcuları ve bestakârları

www.facebook.com/alla.turca.5

instagram.com/allaturca2001/

15:30 – 16:30 Altın Saatler / Nuray Aydınoğlu, Elvan Cantekin, Argun Yum ve Gürhan Ertür / 17 Ağustos’u unutma

altinsaatler20190731

Altın Saatler kayıt arşivi

16:30 – 17:00 Emeğin Gündemi / Ayşe Berna Uçarol ve Mustafa Eren / Fabrikalardan plazalara emekçilerin ortak sorunları ve örgütlenme deneyimleri

emegingundemi.blogspot.com/

emegingundemi.blogspot.com/search/label/aç1kradyo

16:30 – 17:00 Kentin Gizli Öyküleri (Yeni program, 15 günde 1) / Hazırlayan: Kenan Doğan

70kentingizlioykuleri31temmuz2019

Olağan insan hikâyelerinin işlendiği programda her hafta bir konukla kendi yaşamını konuşuyoruz.

***

Avanos’ta baba mesleği çömlekçiliği devam ettiren, yıllar önce tanıştığı, yanında çömlek öğrenen Fransız kadından istediği bir tutam saçla farkında olmadan ilginç bir müze oluşumuna kapılarını açan Galip Körükçü yaşam öyküsü ile bu hafta Kentin Gizli Öyküleri’nin konuğu.  Kentin Gizli Öyküleri, on beş günde bir Çarşamba günleri, 16.30’da, 94.9 Açık Radyo’da ve www.acikradyo.com.tr adresinde.  

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / (Tekrar program) / Hazırlayan: Atilla Aksoy

Açık Radyo kurucularından, programcı dostumuz Atilla Aksoy’u yakın zaman önce kaybettik. Dünyanın Cazı programının ilk programcısı Aksoy’un 2004 yılında bu çerçevede hazırlayıp sunduğu programları 13 yılın ardından Çarşamba günleri 17.00’de tekrar yayınlıyoruz.

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20190731

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Eser Epözdemir – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Arızanın Merkezine Yolculuk-Sona Ertekin-Açık Radyo

***

Sona Ertekin’le ilk romanı Arızanın Merkezine Seyahat’i Açık Radyo’da, Açık Dergi’de konuşuyoruz.
***

Serbest Radikaller için Arızanın Merkezine Seyahat

31 Temmuz 2019
Sona Ertekin

Açık Dergi’de çok sevgili Sona Ertekin’le ilk romanı Arızanın Merkezine Seyahat için buluştuk.

Zira sekiz yıllık bir sürede ortaya çıkan eser, Temmuz ayında Mundi/Can Yayınları’ndan çıktı!

Fantastik bir macera ve yol romanı olan Arızanın Merkezine Seyahat, her şeyden önce “Fantastik Gerçekçilik” türüne Türkçe verilmiş bir cevap olma özelliğini taşıyor. Ertekin, ilk romanında dünyaya olduğu kadar kendilerine de yabancılaşmış iki karakterin romantik olarak nitelenebilecek ilişkisini, kontrolden çıkmış bir dedektiflik öyküsü arka planında okuyucuya sunarken; gündelik yaşamın ve dilin dehlizlerinde kalmış, handiyse kaybolmaya yüz tutmuş duygu ve ifadeleri gün yüzüne çıkartmakta oldukça mahir ve tam da bu manada Türkiyeli okuyucu için upuzun ve soluksuz bir macera Arızanın Merkezine Seyahat.

Fantastik bir yeni gerçekliğin içinden geçerken okuyucu, “Erotik Feminizm” ve “Sürdürülebilir Hedonizm” gibi oldukça ilginç fikirler karşılaşıp, İstanbul-Moda’dan Laolaolar diyarına uzanırken kendini Katmandu’da bir evde moonwalk yapan bir egzorsistin karşısında bulacak: “Guru Nishva, kuzguni siyah saçlarını atkuyruğu yapıp kafasına fötr şapkasını geçirmiş, bir elinde koka kolalı buzlu viskisi, purosundan derin bir nefes alıp dumanını üflerken halının üzerinde geri geri kayıyor” olacak o sırada. Ve bir anda “Billie Jean” çalmaya başlayacak.

Açık Dergi’nin eski yapımcılarında olan sevgili Sona’yla Arızanın Merkezine Seyahat için alıştırma niyetine Tophane’de buluşuyoruz.

“Kahrolsun hormon empryalizmi, yaşasın tam bağımsız bireyler, yaşasın aşk, yaşasın hedonist mücadelemiz! Yaşasın serbest radikaller ve su basmansız düşler..”!

Playlist:

Şarkıcı / Yorumcu Parça Adı Albüm Adı Süre
Dengue Fever
Tip My Canoe
Sleepwalking Through the Mekong
4:42

Açık Dergi Çarşamba Oyun Arası / Emre Gümüşer

Muhtelif tiyatro müziği örneklerine kulak atıp, oyunlar arası bir yolculuğa çıkıyoruz.

Açık Dergi Çarşamba 18:50 Tasarım Sözlüğü (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Muğlak Standartlar Enstitüsü

Muğlak Standartlar Enstitüsü’nün uzun süredir üstünde çalıştığı ve memlekete özgü tasarımsal terim ve icatların derlendiği müstesna Tasarım Sözlüğü’nün maddeleri Enstitü üyelerince her Çarşamba akşamı birer maddeyle radyoda seslendirilmeye başlıyor.

Açık Dergi 19:30 Tezahür (15 Günde 1) / Hazırlayan: Gülin Dede Tekin / İstanbul tiyatro hayatı üzerine gündelik konuşmalar

Tiyatro dünyasından haberler, röportajlar, yeni oyunlar, güncel meseleler. Artık Salı değil Çarşamba akşamları. Çıplak Ayaklarla Dans’la dönüşümlü.

Tezahür kayıt arşivi

Açık Dergi 19:30 Yerden Yüksek / Çocukların Mekân Algısı ve Mekânsal Hakları / Gizem Kıygı

Değişen kentsel ve kırsal mekânlarda çocuıkların mekânlarda nasıl varoldukları ve mekânı nasıl algıladıklarını ve bu konuda yapılan çalışmaları konuşuyoruz. Her bölümde bir araştırmacı-uzman konuk yayına eşlik ediyor.

instagram.com/yerden.yuksek94.9/?hl=tr

medium.com/yerdenyüksek

Açık Dergi Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı / Yıldırım Arıcı Anısına / Eser: Bilge Karasu / Okuyan: Eraslan Sağlam

metis izniyle. açık radyo prodüksiyon. / okuyan eraslan sağlam / müzik scaramouch

20:00 – 21:00 Ay’da Caz (Yeni program) / Caz tarihinde bu ay / Hazırlayanlar: Nazlı Toprak ve Leyla Diana Gücük

Caz tarihinde o ay doğan-ölen müzisyenler, çıkan albümler, önemli olayların işlendiği bir caz programı

21:00 – 22:00 Alçak Basınç / Harun İzer / Popüler Kültürün kıyısında yeşeren alternatif yenilikçi müzik akımları

22:00 – 23:00 Ayın Karanlık Yüzü / Yosi Falay / Bir albüm

23:00 – 24:00 Caz Portreleri / Mustafa Aykın / Ayrıntılı caz tiplemeleri

24:00 – 01:00 Beton Orman / Da-Frogg Eyez /  Reggae, Dub ve alt türleri

8 yıl aradan sonra Beton Orman, Reggae, Dub ve alt türlerinin pozitif titreşimlerini yaymak için döndü.

Reklamlar

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/7/29

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Yeni Ufuklar (Yeniden program) / UNDP Türkiye

Her kış dönemi olduğu gibi BM UNDP Türkiye ofisinin hazırladığı Yeni Ufuklar bu  yayın döneminde geri dönüyor.

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

A Ç I K   G A Z E T E   T A T İ L D E

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

***

Uzmanlar uyardı: Küresel ısınma emsalsiz boyutta

30 Temmuz 2019
Fotoğraf: Getty Images

Yapılan bir araştırmaya göre 20. yüzyılın son döneminde sıcaklıklar son 2 bin yılda görülmemiş bir hızla yükseliş kaydetti.

DW’nin haberine göre, Son 2 bin yıla ait bölgesel sıcaklık trendlerine ilişkin ayrıntılı bir araştırmaya dayanan makale, küresel sıcaklıklardaki dalgalanmalar konusunda detaylı bir analiz sunuyor.

Araştırma sonuçları insan faaliyetlerinin küresel ısınma üzerinde doğrudan etkisi olduğu yönündeki argümanı destekleyici nitelikte. Nature dergisinde yayımlanan makaleye göre modern insanlık tarihinin hiçbir evresinde sıcaklıklar, fosil yakıt tüketimine dayalı ekonomilerin geliştiği, üretim ve tüketimin emsali görülmemiş bir şekilde arttığı 20. yüzyıldaki gibi hızlı bir yükseliş sergilemedi.

Sıcaklık değişimi artık bölgesel değil, küresel

Araştırma, Kuzey Avrupa’da yaşanan ve “Küçük Buzul Çağı” olarak adlandırılan dönemdekine benzer olağandışı iklim değişikliklerinin yaşanmasının mümkün olduğunu belirtiyor. Ancak söz konusu dönemde küresel sıcaklık dalgalanmaların bölgesel olarak meydana geldiğine ve birbirinden farklı zamanlarda yaşandığına dikkat çekiliyor. Oysa son araştırmalar, içinde bulunduğumuz yüzyılda sıcaklıkların tüm dünyada ve aynı zamanda yükseliş gösterdiğini ortaya koyuyor.

Bölgesel sıcaklık trendlerinin değişimini inceleyen araştırmacılar, gezegenin yakın zamandaki iklim geçmişinin kapsamlı bir çizelgesini hazırlamak için modern sıcaklık ölçümlerinden, ağaç halkalarından, çökeltilerden ve mercan resiflerinden elde edilen yaklaşık 700 sıcaklık göstergesini içeren verileri kullandı.

Elde edilen verileri yorumlayan Columbia Üniversitesi Lamont-Doherty Dünya Gözlemevi’nden araştırmacı Nathan Steiger, geçmişteki sıcaklık değişiminin bölgesel olduğunu ifade ediyor. Steiger, “Yaşadığımız sıcaklık çağı ise küresel bir dönem. Dünyanın yüzde 98’inde endüstri devrimi sonrası yaşanan bir ısınma ile karşı karşıyayız. Bu durum, son 2 bin yılda gerçekleşen iklim değişikliklerinden farklılık gösteriyor.” dedi.

Nature Geoscience’da yayınlanan ve İsviçre’deki Bern Üniversitesi’nden bilim insanlarının imzasını taşıyan başka bir araştırma da bu görüşü destekliyor. Araştırmada, sıcaklık artışının dünyanın yüzde 98’ini etkilemesinin, insanların faaliyetlerinden kaynaklanan “küresel ısınmanın emsalsiz boyutta” olduğuna dair güçlü bir emare oluşturduğu vurgulanıyor.

Araştırma kapsamında derlenen veriler, endüstri devri öncesi yaşanan sıcaklık dalgalanmalarının büyük oranda yanardağ aktiviteleri ile bağlantılı olduğunu ve insanlığın 20. yüzyılın son döneminde yaşanana benzer bir sıcaklık artışıyla karşılaşmamış olduğunu ortaya koyuyor.

AFP haber ajansına konuşan araştırmanın yazarlarından Raphael Neukom, bu durumun “çağımızda yaşanan iklim değişikliğinin olağandışı karakterini” ortaya koyduğunu belirtiyor.

***

Uzmanlar uyardı: Küresel ısınma emsalsiz boyutta

30 Temmuz 2019
Fotoğraf: Getty Images

Yapılan bir araştırmaya göre 20. yüzyılın son döneminde sıcaklıklar son 2 bin yılda görülmemiş bir hızla yükseliş kaydetti.

DW’nin haberine göre, Son 2 bin yıla ait bölgesel sıcaklık trendlerine ilişkin ayrıntılı bir araştırmaya dayanan makale, küresel sıcaklıklardaki dalgalanmalar konusunda detaylı bir analiz sunuyor.

Araştırma sonuçları insan faaliyetlerinin küresel ısınma üzerinde doğrudan etkisi olduğu yönündeki argümanı destekleyici nitelikte. Nature dergisinde yayımlanan makaleye göre modern insanlık tarihinin hiçbir evresinde sıcaklıklar, fosil yakıt tüketimine dayalı ekonomilerin geliştiği, üretim ve tüketimin emsali görülmemiş bir şekilde arttığı 20. yüzyıldaki gibi hızlı bir yükseliş sergilemedi.

Sıcaklık değişimi artık bölgesel değil, küresel

Araştırma, Kuzey Avrupa’da yaşanan ve “Küçük Buzul Çağı” olarak adlandırılan dönemdekine benzer olağandışı iklim değişikliklerinin yaşanmasının mümkün olduğunu belirtiyor. Ancak söz konusu dönemde küresel sıcaklık dalgalanmaların bölgesel olarak meydana geldiğine ve birbirinden farklı zamanlarda yaşandığına dikkat çekiliyor. Oysa son araştırmalar, içinde bulunduğumuz yüzyılda sıcaklıkların tüm dünyada ve aynı zamanda yükseliş gösterdiğini ortaya koyuyor.

Bölgesel sıcaklık trendlerinin değişimini inceleyen araştırmacılar, gezegenin yakın zamandaki iklim geçmişinin kapsamlı bir çizelgesini hazırlamak için modern sıcaklık ölçümlerinden, ağaç halkalarından, çökeltilerden ve mercan resiflerinden elde edilen yaklaşık 700 sıcaklık göstergesini içeren verileri kullandı.

Elde edilen verileri yorumlayan Columbia Üniversitesi Lamont-Doherty Dünya Gözlemevi’nden araştırmacı Nathan Steiger, geçmişteki sıcaklık değişiminin bölgesel olduğunu ifade ediyor. Steiger, “Yaşadığımız sıcaklık çağı ise küresel bir dönem. Dünyanın yüzde 98’inde endüstri devrimi sonrası yaşanan bir ısınma ile karşı karşıyayız. Bu durum, son 2 bin yılda gerçekleşen iklim değişikliklerinden farklılık gösteriyor.” dedi.

Nature Geoscience’da yayınlanan ve İsviçre’deki Bern Üniversitesi’nden bilim insanlarının imzasını taşıyan başka bir araştırma da bu görüşü destekliyor. Araştırmada, sıcaklık artışının dünyanın yüzde 98’ini etkilemesinin, insanların faaliyetlerinden kaynaklanan “küresel ısınmanın emsalsiz boyutta” olduğuna dair güçlü bir emare oluşturduğu vurgulanıyor.

Araştırma kapsamında derlenen veriler, endüstri devri öncesi yaşanan sıcaklık dalgalanmalarının büyük oranda yanardağ aktiviteleri ile bağlantılı olduğunu ve insanlığın 20. yüzyılın son döneminde yaşanana benzer bir sıcaklık artışıyla karşılaşmamış olduğunu ortaya koyuyor.

AFP haber ajansına konuşan araştırmanın yazarlarından Raphael Neukom, bu durumun “çağımızda yaşanan iklim değişikliğinin olağandışı karakterini” ortaya koyduğunu belirtiyor.

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Salı Ahmet İnsel’le Ufuk Turu

Ufuk Turu kayıt arşivi

09:30 – 09:50 Açık Bilinç /  Güven Güzeldere ile Bilim ve Felsefe Sohbetleri

Açık Bilinç kayıt arşivi

Açık Bilinç program metinleri

https://twitter.com/acikbilinc

10:00 – 10:30 İklim İçin / Yücel Sönmez, Ömer Madra ve Murat Can Tonbil

iklimicin20190730

İklim İçin kayıt arşivi

10:30 – 11:00 Ahşaptan Betona, Mecidiyeden Jetona / Pınar Erkan / Alameti kerametinden menkul kent hikayeleri

ahsatanbetonamecidiyedenjetona20190730

“Alameti kerametinden menkul kent hikâyeleri” şiarıyla yola çıkan programda tarihten günümüze tarihsel katmanlar da deşilerek Bizans köşklerinden, sarayların altyapısının nasıl oluşturulduğuna, konutlardan ofislere, kaldırımlardan sokaklara, dehlizlerden şarap üretilen üzüm bağlarına kadar şehrin farklı unsurlarına dair az ya da çok bilinen detaylar konuşuluyor.

Ahşaptan betona Mecidiyeden jetona kayıt arşivi

11:00 – 12:00 Deniz Aşırı / Deniz Pak / Bozcaadalılar, adaya yolu düşenler ve adanın kıyısına vuranlar…

bozcaadasozlugu.blogspot.com/denizairi

12:00 – 13:00 Periplus (Yeni program) / Hazırlayan: Murat Can Tonbil

“Haritalar üzerinden caza çalan bir müzikal seyir rehberi” şiarıyla yola çıkan program, haftaiçi öğle kuşağını kıtalararası bir seyahate çıkarıyor.

http://canspod.com/

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 Musica Brasileira / Jozi Levi / Brezilya’dan müzik

9

soundcloud.com/joezeex/

14:00 – 14:30 Dünya Mirası Adalar / Asu Aksoy, Derya Tolgay ve Alp Orçun

dunyamirasiadalar30.07.2019

dunyamirasiadalar_editlenecek_download_30-07-2019

Adalar, yüzyıllarca imparatorluklara başkentlik yapmış, siyasi ve kültürel dönüşümlerin aktörlerini beslemiş dünya şehri İstanbul’un hikâyelerinin hep bir parçası olagelmiş. Krallar, kraliçeler, dini liderler sürgüne buralarda zindanlara atılmış, ardından Osmanlı’dan günümüze  farklı kültürel cemaatlerin zengin bürokratları, iş insanları, Adaları İstanbul’un sayfiye merkezi haline getirmiş, sanatçılar, yazarlar, Adalar’ın renginden, havasından, kokusundan beslenmek için buraları mekân tutmuş. Adalar, muhteşem mimari ve yaşam dokusuyla dünyada eşine az rastlanır bir kültürler havzası olma halini bugüne kadar taşımışlar.
Şanslıyız ki Adalarda İstanbul tarihinin tüm veçhelerinin mekânsal izdüşümlerini hâlâ görebiliyoruz ve barındırdıkları hikâyelerin bazen yaşayan bilgi kaynaklarına erişebiliyoruz. Kendimizi gerçekten müstesna hissetmeliyiz: Adalar’a adımımızı attığımızda İstanbul tarihinin çok da bozulmamış tanığının varlığını hissedebiliyoruz, şaşırıyor ve nedenini çok da bilmeden mutlu oluyoruz. Bu yayın döneminde bizi mutlu eden Dünya Mirası Adalar’ı enine boyuna konuşuyoruz.

Dünya Mirası Adalar facebook sayfası

***

KSSK yönetim kurulu üyesi, Balkan yüzme şampiyonu ve Türkiye rekortmeni Laden Acarlı Oğur ile bugün 14.00 de Açık Radyo– DünyaMirasıAdalar programında Kınalıada’yı her yönü ile konuşacağız.
Laden Acarlı kimdir:
Kınalıada’da doğdum. Yavuz Gemisi çarkçıbaşısı Hakkı Sadık Acarlı’nın torunu, Yüksek Mühendis Mimar Başar Acarlı’nın kızıyım. Kızlarım Gonca ve Damla 4. kuşak Kınalıadalı.
Babam Başar Acarlı doğup büyüdüğü Kınalıada’ya hizmet edebilmek için mimar olmayı istemiş. Bu amaç doğrultusunda ilk olarak çok farklı mimarisiyle dünya literatürüne girmiş olan Kınalıada Camii’ni Turgut Uyaroğlu ile birlikte projelendirmiş ve adalıların destekleriyle inşa etmiştir. Ardından ise sporcu yetiştirmek amacıyla 1968 yılında yine adalıların desteğiyle Kınalıada Su Sporları Kulübünü inşa etmiş ve 30 yıl başkanlığını yapmıştır.
Kendimi bildim bileli hayatım hep suyun yanı başında geçti. 3 yaşımda kollukla girdiğim havuzlardan 21 yaşındayken elimde 100 Türkiye rekoru 120 civarında Türkiye Şampiyonluğu ve Balkan Şampiyonlukları ile çıktım. Okulum İstanbul Erkek Lisesi her anlamda beni çok destekledi ve tüm başarılarımı ödüllendirdi.
Ardından kulübüme hizmet etmeye devam ettim. 4 yıl yardımcı antrenörlük yaptım. Liseden sonra üniversite eğitimime önce Marmara Üniversitesi İngilizce İşetme Fakültesinde başladım, bir yıl sonra University of North Dakota’dan aldığım yüzde yüz yüzme bursu ile eğitimime Amerika’da devam ettim ve tüm ABD üniversiteleri arasında ilk 2000 mezun içinde yer alarak mezun oldum ve Türkiye’ye geri döndüm.
1995 yılında müzisyen Erkan Oğur ile evlendim ve iki kız çocuğumuz dünyaya geldi. Onların da yüzücü olmalarını istedim ve büyük kızım milli takımda yer aldı, küçük kızım ise Türkiye ilk üçüne girdi. Aktif iş hayatımın yanı sıra her zaman kulübümde gönüllü olarak çalıştım. Yaklaşık olarak 10 yıl Spor Komitesi üyeliği yaptıktan sonra 5 yıldır da Yönetim Kurulu üyesi olarak hem sportif hem sosyal konularda kulübümde görev alıyorum.
Kulübümüzün kuruluşundan beri onlarca sporcusu ve antrenörü milli takımda yarışmaya hak kazanmıştır. Bu yık kulübümüz tarihinde ilk kez sporcumuz Derin Hansoy Dünya Gençler Yüzme Şampiyonasına katılmak üzere milli takıma seçilmiştir. Ayrıca 35 yıldır Türkiye’nin tek özel uluslararası yüzme turnuvası olan Prens Adaları Şampiyonası da kulübümüzde her yıl başarıyla düzenlenmektedir.
Başar Acarlı’nın bundan 51 sene önceki vizyonu, kulübü miras bıraktığı sporcuları tarafından gönülden devam ettirilmektedir.
Canlı dinlemek için; http://acikradyo.com.tr/stream/index.html

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta ve iç mekan
Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve açık hava
***

“Dünyanın en güzel yeri, benim için Kınalıada’dır. İstanbul’dan adaya her dönüşümde şükrederim. Birlikte, çocuklarımız, arkadaşlarımızla güvenle yaşıyoruz burada. Çocukluğumda birlikte oyun oynadığım arkadaşlarımının hala adada olması, çocuklarımızın büyüdüğüne birlikte şahit olmak, halen birbirimizi görüyor olmamız harika bir duygu ve adayı daha güzel yapan, bu duygu.
İnsan olduğu yerden değer almaz. İnsan olduğu yere değer verir.”
Bir grup Kınalıada’yı seven sporcular tarafından 51 yıl önce kurulan KSSK nün ilk kurucularından ve Başkan’ı olan mimar mühendis Başar Acarlı’nın rekortmen yüzücü kızı ve klübün yürütme kurulu üyesi, antrenörü, herşeyi Laden Acarlı Açık Radyo-DünyaMirasıAdalar programımıza konuk oldu. Sevgili Laden’nin yukarıdaki sözlerinin devamını dinlemek isterseniz işte podcast;
http://acikradyo.com.tr/podcast/218956
Türkiye’nin ilk olimpik yüzme havuzu KSSK dedır.
www.kssk.org.tr
Ayrıca pogram sırasında Erkan Oğur’dan çaldığımız
” Kınalıada” parçası sizi huzura götürecektir )
https://youtu.be/LT4LY7lKiZc

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar
Görüntünün olası içeriği: 14 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar
Fotoğraf açıklaması yok.
Görüntünün olası içeriği: 26 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar

14:30 – 15:30 Yeni / Hande Akkan / Yeni Philip Glass’ın 80. yaşını kutluyor

Hande Akkan Twitter

15:30 – 16:00 Türk İşi Kovboylar / Hazırlayan: Utku Uluer / (15 günde bir)

turkisikovboylar20190730

zz1

Bugün Açık Radyo 94.9’da yeni bir yolculuğa çıkıyoruz. Yeni programın ismi; Türk İşi Kovboylar! – Türk Sineması ve Yeşilçam’da Westernler.

Yani Yeşilçam Arkeolojisi ile başladığımız yolculuğu daha spesifik bir başlığa taşıyoruz. Bugün saat 15:30’da yayınlanacak programda, içeriği ile ilgili detayları ve neler yapmayı planladığımızı anlatacağım. #western#yeşilçam#Türkişikovboylar#Kovboylar#cowboy#ErişteWesternEkrem GökkayaMelek Gorgun

sinematikyesilcam.com/

***

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

Utku Uluer

Bugün ki Türk işi Kovboylarda önceki programlarda yer veremediğimiz Öztürk Serengil’den Serpil Örümcer’e, 5 Türk işi kovboy şarkısına yer vereceğiz. Saat 15:30‘da @acikradyo 94.9’da… Sakın kaçırmayın
#Türkişikovboylar #öztürkserengil #serpilörümcer #cengizcoşkuner #günerimunzur#armağanşenol #türkiyesineması #yeşilçam #romantic johnnyguitar #kaset

16:00 – 16:30 Nöro Blog / Onur Arpat ve Taner Yılmaz / Beynimizden Geçen Herşey

noroblog.net/

16:30 – 17:00 Diğerkâm (Yeni program) / Hazırlayanlar: Damla Özlüer ve Rauf Kösemen

Geçtiğimiz dönemlerde Hemzemin programını hazırlayan Rauf Kösemen ve Damla Özlüer yine sosyal fayda iletişimi üzerine daha geniş düşünmeye çağırdıkları yeni programları Diğerkâm ile bu yayın döneminde de aramızdalar.

Facebook.com/Diğerkam

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Sanat Deliorman, Jak Kohen, Levent Öget ve Harun İzer

Dünyanın Cazı kadrosuna Caz vokalisti Sanat Deliorman dahil oluyor. Salı günleri Dünyanın Cazı ondan sorulacak.

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20190730

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Hafta boyunca Ben Bugün Bişey Öğrendim Yayına Hazırlayanlar: Doruk Yurdesin, Ozan Sezgin ve Rauf Kösemen

facebook.com/benbugunbiseyogrendim

Açık Dergi Salı Dünyayı Okumak / Aytaç Timur ve Akif Pamuk

dunyayi_okumak_30-07-2019_.rec-22-07-2019

Yazmaya övgü. Eleştiriye ve eleştirmene kapı. Düşünmeye, düşünceye, üretmeye ve tartışmaya alan açmayı amaçlayan bir kültür programı

***

Açık Radyo’ da Dünya’ yı Okumak programının bu haftaki konuğu Özer Akdemir ile Doğa ve Direniş Öyküleri üzerine konuştuk.

Açık Dergi Salı 18:50 Harici Bellek / Şarkılarla Dünya Tarihi / Murat Meriç

Şarkılarla Memleket Tarihi programıyla geçtiğimiz dönemlerde çok sevilen Murat Meriç, Açık Radyo’ya geri dönüyor. Müziğin bellek ile ilişkisini konu edinen bu yeni yayında Meriç, insanlık tarihinden vakaların izlerini plaklar/kayıtlar aracılığıyla sürüyor.

Açık Dergi Salı  Kulis Sesleri – Bircan Yorulmaz (Ayda 1)

Program kaydı

Açık Dergi Pazartesi Serbest Atış (Açık Dergi’de yeni köşe – 15 Günde 1) / Dünya Basketbol Gündemi / Hazırlayanlar: Mehmet Çopuroğlu ve Kayhan Ergin

Volkan Ağır ve Utku Gökerküçük’ün hazırlayıp sunduğu Efektif Pas bu yayın döneminde bir ara veriyor. Yerine, bir basketbol programı olan Serbest Atış geliyor.

20:00 – 21:00 Açık Şemsiye / Hakan Gürvit, Levent Dönmez, Mehmet Yusuf ve Şebnem Sühel Grimm / Gelmiş geçmiş tüm müzik türleri

21:00 – 22:00 Gitaresk / Jak Kohen, Gonca Açıkalın ve Meral Akman / Neo-klasik rock ve fusion

gitaresk.com/

***

Bu gece 21:00’de Açık Radyo 94.9 Gitaresk’te, Jak Kohen’in 3 Haziran 2008’de Best of the Jammys, Vol. 2’den seçtiği parçaları dinlettiği programı tekrar yayınlıyoruz.
🎸
http://www.gitaresk.com/Playlists/27th/080603.htm

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, şapka
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yakın çekim
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, müzik enstrümanı çalıyor ve oturuyor
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, gitar

22:00 – 23:00 Esintiler / Seda Binbaşgil / Jazz

23:00 – 24:00 Psychoacoustics (Program gününde ve saatinde değişiklik) / Hazırlayanlar: Osman Kaytazoğlu, Berk Gökberk ve Barış Karakaş

Cumartesi geceleri 02.00’de yayınlanan Psychoacoustis bu yayın dönemi Salı geceleri saat 23.00’de

24:00 – 01:00 Numune Hastanesi / Cüneyt Bolak / Ses Gezegeninde Örnek avı

Kaydedilmiş her türlü ses, bir progresif rock şarkısı ya da bir hint ragası, “Eşkıya” filminden bir diyalog ya da eski bir tv reklamı prodüktörlerin ellerinde yeniden hayat bulur. Doktor Frankenstein’ın canavarı gibi! 70lerin sonunda sampler’ın icadıyla müzik bir daha eskisi gibi olmadı. Özellikle Hip Hop’ta kesilen, biçilen ve yeniden hayat bulan “numune”lerin masaya yatırıldığı Numune Hastane’sinde örneği alınan ve bu örneklerle yapılan şarkıların izi sürülüyor. Sampling marifetiyle üretim yapan prodüktörler ve bu üretimleri altyapı olarak kullanan rapçilerin de konuk olduğu Numune Hastanesi dinleyicilerini “Ses Gezegeni’nde Örnek Avı”na davet ediyor.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/7/26

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil,  Selahattin Çolak

A Ç I K   G A Z E T E   T A T İ L D E

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Pazartesi  Ali Bilge’yle Ekonomi Politik

09:50 – 10:00 İzel Rozental ile Haftanın Karikatürleri (Açık Gazete’de yeni köşe)

Sevgili dostumuz çizer İzel Rozental dünyadan ve Türkiye’den seçtiği haftanın karikatürlerini radyoda anlatıyor.

 

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü / Oldies

10:30 Kamusla Güreş (Yeni program) / Hazırlayanlar: Didem Gürzap ve Kerem Doğan

Kelimelerin, hayata dokunan anlamları, güncel ve geçmişe dayalı anlam ve çağrışımlarıyla tekrar ele alınacağı bir program

zz8

Kamusla Güreş kayıt arşivi

Kamusla Güreş Twitter

Didem Gürzap Twitter

11:00 – 12:00 Bisiklet Zinciri (Yeni program) / Hazırlayan: Muzaffer Çorlu

Müzik programcımız Muzaffer Çorlu yıllar sonra heyecanlı bir dönüş yapıyor. Programda müzik, filim ve bilim üst şemsiyesi altında besteciler, bilim insanları ve dahi siyasetçiler nöro-bilimdeki yeni gelişmelerle birlikte ele alınıyor.

Bisiklet Zinciri kayıt arşivi

12:00 – 13:00 Caz Club / İçinden Caz Geçenler / Dağhan İş

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00  Babil’den Sonra / Rüzgâra Bırakılmış Sesler / Hazırlayan: Ercüment Gürçay

zz7

facebook.com/ercumentgr

14:00 – 14:30 Hamişden Sesler / Şenay Özden ve Özhan Önder / Suriye ve Suriyeliler hakkında sürgünden sesler

hamisdensesler20190729

Hamişden Sesler kayıt arşivi

14:30 – 15:30 Opus 94 9 / Berna Uzunoğlu

Daha önceki dönemlerde her bölümünü dâhi bir besteciye ayrılan programda, 39. yayın döneminden itibaren her bölümünü bir müzik enstrümanına ayrılıyor.

15:30 – 16:30 Yolgeçen / Rahmi Öğdül ve Evrim Altuğ / Hayatî ve kitabî patikaların kesiştiği yol ağızlarında ayaküstü konuşmalar

16:30 Hariçten Sanat (Yeni Program) / Gezegenden Kültür-Sanat Haberleri / Hazırlayan: Çelenk Bafra

harictensanat20190729

acikradyo.com.tr/program/144512/kayit-arsivi/hariçten-sanat

Programda özellikle Türkiye’yi ilgilendiren ve/ya Türkiye’den katılımcılara yer veren uluslararası sanat gündeminden bir kesit sunulacak. Müzeler, bienaller ve sergilere özellikle odaklanarak geniş bir perspektifle sanat, mimarlık, tasarım ve müzecilik alanlarındaki yeni gelişmeleri, haberleri ve güncel tartışmaları incelenecek.

Hariçten Sanat kayıt arşivi

facebook.com/celenk.bafra

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Berna Kaytaz, Başak Yavuz, Jak Kohen, Levent Öget ve Harun İzer

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20190729

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

***

Gezegenin Geleceği: 29 Temmuz 2019

31 Temmuz 2019
Fotoğraf: DHA

Kirazlı-Balaban’da 26 Temmuz’da başlayan nöbet Kazdağları’ndaki maden faaliyetlerine son verilinceye kadar devam edecek.

Bozcaada’da bu sene 6’ncısı düzenlenecek olan Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali’nin finalistleri belli oldu. Festival bu yıl 9-13 Ekim 2019 tarihlerinde düzenlenecek. Kurulduğu 2014 yılında International Green Film Network’e kabul edilen ve bu kuruluşun Türkiye’deki tek üyesi olan BIFED’de seçimler tamamlandı ve finale 17 film kaldı. Dünyanın dört bir yanından doğanın ve insanlığın ortak soru ve sorunlarını kendi dillerinde, kendi üsluplarıyla anlatan veya çözüm arayan her biri birbirinden etkileyici filmler 2019 yılında da Fethi Kayaalp büyük ödülü için Bozcaada’da yarışacak. Bu yılki filmlerin ana temaları her kıtada başta altın madeni olmak üzere maden ve taş ocaklarına direnen yerel halkın mücadeleleri, asbest ve petrolün yarattığı geri dönüşsüz sağlık problemleri ve kirlilik, mülteciler ve iklim göçü, suların absürd HES projelerine kurban ediliş öyküleri, gençlerin isyanı, iyi ve doğru tarımsal üretimin sürdürülemezliği ve kapitalizm karşısındaki onurlu yenilgisi, Mayorka ve Samotraki adalarının turizme taban tabana zıt yaklaşımları ve bunların sonuçları olarak dikkat çekiyor.

Muğla Çevre Platformu, Çevre Mühendisleri Odası, Avrupa Çevre ve Sağlık Birliği’nin desteğiyle Avrupa İklim Ağı, Kömürün Gerçek Bedeli: Muğla raporunu yayımladı. Rapor, emeklilik yaşına yaklaştığı halde önce özelleştirilme süreçlerinden geçen, şimdi de kapasite artışı planlanan Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallarının yalnızca 2017 yılında, ABD doları üzerinden sabit fiyatlı elektrik alım garantisi kapsamında toplamda 1 milyar 105 milyon TL fayda sağladığını ortaya koydu. Bu üç santral Ocak 2018’de yürürlüğe giren kapasite mekanizmalarından ise yalnızca bir yıl içinde 187 milyon TL ödenek aldı. Üstelik bu yüklü destekler, santralların “öncelikli yatırımlar” kapsamında yararlandığı KDV istisnası, gümrük vergisi muafiyeti, yatırım yeri tahsisi, vergi indirimi ve faiz desteği gibi bölgesel teşvik kalemlerinin üstüne eklendi. Dahası, 2019 sonuna kadar çevre yatırımlarını tamamlayamazlarsa kapanma riskiyle karşı karşıya kalacak. Çalışmada, Yatağan ve Milas’ta linyit işletme ruhsatı alanlarının sınırları içinde kalan orman ekosistemlerinin tamamının maden ocakları açılarak tahrip edilmesi durumunda, biyokütle, toprak, ölü örtü ve ölü odun kaybına bağlı olarak 9 milyon ton karbondioksit eşdeğeri karbon yutak alanı kaybı oluşacağı belirtildi. Ayrıca “Yitirilecek karbon yutak potansiyeli sonucunda oluşacak toplam karbon kaybı, yılda 66 bin ton. 30 yıl boyunca madenciliğin devam etmesi durumunda toplamda 20 bin hektardan fazla orman alanı tahrip edilecek; bu da ilave olarak yaklaşık 2 milyon ton CO2 eşdeğeri kayba neden olacak” deniyor. Yenilenebilir enerji ve güneş elektriği çağında artık kömürün hiç yeri yok.

Kirazlı-Balaban’da 26 Temmuz’da başlayan nöbet Kazdağları’ndaki maden faaliyetlerine son verilinceye kadar devam edecek. ÇED olumlu kararına karşı açılan dava henüz sonuçlanmadan Çanakkale Valiliği İl Özel İdaresi tarafından verilen izinle sahada fiilen çalışmalarına başlayan madencilik şirketi, bölgede 195 binden fazla ağacı katletmişti. Ege ve Marmara Çevre Belediyeler Birliği temsilcilerinin ağaç katliamının yapıldığı, madencilik faaliyetinin yürütüldüğü alanda yapılan incelemenin ardından gerçekleştirilen basın açıklamasıyla firmanın yaşam alanlarına dönük bu saldırısına karşı alanı terk etmesi için üç gün süre vermişti. Süre sonunda firmanın alandan çekilmemesi üzerine Çanakkale Kent Konseyi Çevre Meclisi tarafından ‘su ve vicdan nöbeti’ kararı alındı. Çanakkale Kent Konseyi Çevre Meclisi’nden Pınar Bilir, bölgenin kendine ait bir ekosistemi olduğunu vurgulayarak, “Burayı korumak için herhangi bir evraka veya belgeye gerek yok. Burası doğal yaşamında zengin bir coğrafya, böyle bir coğrafyada böyle bir yatırım olamaz. Bu kabul edilebilir değil. Biz de hem burayı hem de hayatımızı korumak için nöbete başladık” ifadelerini kullandı.

İklim krizi için bir an önce harekete geçmemiz gerektiğini ifade eden bir haberle devam ediyoruz. Bu hafta Avrupa’da hızla yayılan ve rekor üstüne rekor kıran sıcak hava dalgası pek çok ülkede 40 dereceyi aşan sıcaklıklara neden oldu. Diğer yandan Güney Asya ve Basra Körfezi gibi bölgelerde yaşayanlar şimdiden 54 dereceye varan sıcaklıklara katlanmak zorunda. Loughborough Üniversitesi’nden iklim bilimci Dr. Tom Matthews’ın The Conversation’daki haberine göre, vücudun tüm ısıl kabiliyetlerine göre bu bölgeler çok yakında yaşanamaz hale gelebilir. Hava sıcaklığı 35 dereceyi aştığında vücut, sıcaklığını güvenli bir seviyede tutmak için terlemeyi kullanıyor. Ancak “ıslak termometre” sıcaklığı 35 dereceye ulaştığında bu sistem artık işe yaramıyor. Bu, insan vücudunun kendisini birkaç saatten daha fazla hayatta kalmaya yetecek kadar soğutamayacağı anlamına geliyor. Dr. Matthews, “Isı dağıtımı olmazsa ne kadar su içtiğimizden, ne kadar gölge kovaladığımızdan ya da ne kadar dinlendiğimizden bağımsız olarak vücut sıcaklığımız yükselir” diye açıklıyor.  Dr. Matthews’a göre Dünya üzerindeki en yoğun nüfusa sahip alanlardan bazıları bu eşiği yüzyılın sonuna kadar geçebilir. Cehenneme hoşgeldiniz? Cehennemden çıkışın tek yolu ise tüketim ekonomisinin yerine türetim ekonomisini koymak.

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

***

***

Büyükada Rum Yetimhanesi: Bir Çevre Enstitüsü ve Diyalog Merkezi Mi?

30 Temmuz 2019
Euronews / Ziya Tacir

Açık Dergi yayınında Europa Nostra’nın Büyükada Rum Yetimhanesi hakkında 29 Temmuz 2019 tarihinde yayınlanan son raporunu konuşuyoruz.

Büyükada Rum Yetimhanesi kompleksi, Europa Nostra Turkiye/Bizim Avrupa Derneği tarafından bu programa aday gösterilmesi üzerine, 2018 yılında Avrupa’nın Tehlike Altındaki 7 Kültürel Miras alanı arasına seçilmişti.

Şimdi Yetimhane’nin rehabilitasyonu için Europa Nostra ve Avrupa Yatırım Bankası Enstitüsü uzmanlarının hazırladığı rapor yayınlandı.

Yetimhane, İstanbul’un önemli mimarı Alexander Vallaury tarafından, 19. yüzyılın sonunda, lüks bir otel ve kumarhane olarak kullanılmak üzere inşa edilmişti. 1903’te, yapının bu şekilde kullanılmasının mümkün olmaması üzerine yetimhane olarak kullanılması şartıyla Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’ne bağışlanmış ve. 1964’te kapanana kadar bu işlevini sürdürmüştü.

O zamandan beri ihmal edilmiş olan ve geçirdiği yangın, 1999 depremi ve olumsuz hava koşulları gibi etkilerle zarar gören yapı giderek yıpranmış ve bütünüyle çökme tehlikesi ile karşı karşıya.

Bu hafta içinde yayınlanan raporda Yetimhane hakkında şunlar belirtiliyor: “hem ada (Büyükada/ Prinkipo) peysajı içinde hem de denizden bakışta etkileyici bir görsellik sunmaktadır. Eşsiz sanatsal ve estetik değerinin yanı sıra yapı, yapıldığı dönemin teknik  becerilerine ve mimari tasarımına önemli bir örnek teşkil eder. Yetimhanenin, adanın mitolojisi içinde önemli yeri vardır ve ada sakinlerinin ortak hafızasında, özellikle İstanbullu Rumların zihinlerinde özel bir yere sahiptir.

Yapının “yeniden canlandırılması” gerektiğine işaret eden Europa Nostra raporu önümüzdeki süreci şöyle tarifliyor: “Bu projenin temel amacı, alanın geri kazanılması ve binaların güvenli bir hale getirilmesidir. Daha sonra, birkaç farklı kalıcı ve geçici kullanım biçimlerinin birleştirilmesi imkanı da sunan kompleks canlandırılacaktır. Esas amaç, tamamen orijinal durumuna geri getirmek değildir, yeni ve cazip kullanımlara adapte ederken, ayrıca son yıllarda geçirdiği bozulmaların izlerini mümkün olduğu ölçüde yok etmeden görünür kılmaktır.”

Patrikhâne’nin de önerisiyle bugün burasının bulunduğu şehri tüm dünya ve gezegenle ilişkiye sokacak bir Bir Çevre Enstitüsü ve Diyalog Merkezi olması planlanıyor.

Dergi’de tam da bu noktada, yeni bir dönümün nasıl gerçekleşeceği ve bu dönemeçteki yönetişim ve iletişim ilkelerinin ne olması gerekliliğine değiniyoruz. Üstelik önümüzde bu sürece benzer hem iyi hem de kötü örnekler oldukça fazla. Korhan Gümüş ve Evrim Altuğ eşliğinde değerlendiriyoruz.

Açık Dergi Pazartesi Murat ‘Mrt’ Şeçkin ile Kadıköy Postası

Kadıköy’deki kültür-sanat takviminin tutulduğu programda Tayfun Polat’ın Kadıköy’den göçüyle oyuncu değişikliğine gidildi. Yine bir Kadıköylü Murat ‘Mrt’ Seçkin aramıza katıldı.

Açık Dergi Pazartesi Ebedi Yokoluş / Forever Extinct / Virginia Patrone ve Çiğdem Fidan

ebediyokolus20190729

Ebedi Yokoluş programında, insanlar yüzünden nesli tükenmiş ya da tehlike altında olan ve hiçbir şey değişmeden böyle giderse; kısa zamanda ebediyen yok olacak olan türler hakkında konuşuyoruz. Her hafta yokolan bir türün tarihine ve sesine kulak veriyoruz.

acikradyo.com.tr/program/ebedi-yokolus-forever-extinct

instagram.com/ebedi_yokolus/

***

zz16

Bu kez Virginia’nın memleketinden nesli ciddi tehlikede bir hayvanın hikayesini anlattık.

Dinlemek ya da okumak isteyenler bio’daki bağlantıdan programa ulaşabilirler.

Bu dostumuz Orta İtalya’ya endemik olan Marsika boz ayısı, bilimsel adıyla Ursus arctos marsicanus. Ne yazık ki bu dostumuzdan bugün yalnızca elli birey kalmış.

1994 ve 2018 arasında bu ayıların %63’ü insanlar yüzünden öldü ve ölenlerin %40’ı kaçak avlanma nedeniyle öldürüldü.
Avlanma, tren ya da araba kazalarında öldürülme ve zehirlenme gibi nedenlerden bu türün nesli ciddi olarak tehlike altında.

Bu dostlarımızın neslini korumak için bulundukları ulusal parka silahla girişin yasaklanması ve otoban yapan firmalara hayvanların kullanabilecekleri geçitlerin yapılması için baskı yapılması gerekiyor.
Çizim: @virginiapatrone
#ForeverExtinct #EbediYokoluş#MarsikaBozAyısı#ursusarctosmarsicanus#marsicanbrownbear#marsicanbrownbearproject#racingextinction #açıkradyo#açıkdergi

Açık Dergi Pazartesi  Haftanın Albümü

20:00 – 21:00 Bir Baba Indie Lokal / Tuğçe Yapıcı ve Cihad Satıroğlu

Ahmet Ali Arslan

Yerli sahneden yeni yayınlanan müzikler, konuklar ve canlı performanslar Bir Baba Indie Lokal’de.

facebook.com/birbabaindie/

birbabaindie.com/

twitter.com/birbabaindie

instagram.com/birbabaindie/?hl=tr

***

zz8

Bir Baba Indie Lokal programının 29 Temmuz Pazartesi tarihindeki konuğu Ahmet Ali Arslan oldu.

Yerli sahneden sesler sunan Bir Baba Indie Lokal her pazartesi saat 20:00 – 21:00 arasında 94.9 Açık Radyo’da yayınlanır. Tuğçe Yapıcı ve Cihad Satıroğlu tarafından hazırlanıp sunulmaktadır.

www.birbabaindie.com
www.facebook.com/birbabaindie
www.instagram.com/birbabaindie
www.twitter.com/BirBabaIndie

21:00 – 22:00 Vertigo / Hilmi Tezgör ve Osman Öztürk / Savrulan şarkılar

vertigo500.blogspot.com/

***

Her hafta bir (çeviri) şiir: ‘Yeterince Sevdin’

01 Ağustos 2019
Fotoğraf: The Guardian

Her Pazartesi 21:00 – 22:00 arasında yayınlanan ‘Vertigo’ programcılarından Hilmi Tezgör’un çevirisiyle Leonard Cohen’den ‘Yeterince Sevdin’

LEONARD COHEN

Yeterince Sevdin

 

Sevgilin olacağımı söyledim.

Söylediğime güldün geçtin.

Hepten kaybettim işimi.

Ölülerden sayılır oldum.

 

Mermer odaları silip süpürdüm,

Ama beni alt katlara gönderdin.

İnanmamı engelledin

Şunu bilmeme izin verene dek:

 

Seven ben değildim –

Aşktı beni alıkoyan.

Bu paketle birlikte nefret de gelince,

Teslimatı yasak ettin.

 

Ve dokunuşuna duyduğum açlık

İyice ortaya çıkınca

Şöyle fısıldadın: “Yeterince sevdin,

Şimdi bırak da Seven ben olayım.”

 

Türkçesi: Hilmi Tezgör

22:00 – 23:00 Ahtapotun Bahçesi / Cem Sorguç / Alter-latif müzik

ahtapotunbahcesi.blogspot.com/

23:00 – 24:00 Ay Palas / Tolga Yağlı / Bağımsız müzik

aypalas.blogspot.com/

24:00 – 01:00 Vantilatör / Selahattin Çolak’tan kakofonik gürültü

Ses ve gürültü ekseninde türler arası bir radyo programı.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

08:50 – 09:00 Nasrettin Hoca Hikâyeleri (Yeni program) / Orhan Veli Kanık / Yapı Kredi Yayınları / Açık Radyo ekibi okuyor.

Bu yayın döneminde Pazar sabahlarına Orhan Veli Kanık’ın şiirli ve sihirli kaleminden çıkma Nasrettin Hoca Hikâyeleri ile başlıyoruz.

09:00 – 10:00 Gezgin’in Şarkısı / Rönesans’tan Barok Dönem’e yaratıcı dehanın keşfi / İlknur Akman Erk

Rönesans’tan Barok Dönem’e uzanan uzun, çok yaratıcı ve verimli bir çağın bestecilerini, eserleriyle birlikte tanıtmayı amaçlayan bir program bu dönem Açık Radyo’da yayında.

09:50 – 10:00 La Fontaine’in Masalları (Yeni program)

“Bu Bizim ezelî bir derdimizdir/

Asıl Düşmanımız Efendimizdir”

Orhan Veli çevirisiyle bir yıl boyunca her pazar bir fabl okuyoruz.

10:00 – 10:30 Bir Dolap Kitap / Banu Aksoy ve Yıldıray Karakıya / Her yaş için çocuk kitabı

birdolapkitap.com/

birdolapkitap.com/radyo-arsivi/

10:30 – 11:00 Botanitopya (Yeni program) / Sesli Doğa Tarihi Müzesi / Hazırlayan: Benan Kapucu

Isabella Sinclair’in Hawaii bitkileriyle ilgili kitabı

Bitkiler âleminin tuhaf ve muhteşem dünyasını belgeleyen botanik sanatına dair her şeyin konuşulacağı bir program.

Botanitopya kayıt arşivi

botanitopya twitter

botanitopya instagram

botanitopya@gmail.com

***

Geçen hafta, bu konunun anonsunu biraz erken yapmış oldum:) Yayındayız ve Isabella Sinclair’in Hawaii bitkileriyle ilgili kitabını şimdi konuşuyoruz…

***
44 adet nefis taş baskı levhasıyla, Indigenous Flowers of the Hawaiian Islands gerçekten sıra dışı bir kitap. Isabella’nın son derece ayrıntılı suluboya çizimleri, dünyanın bu bölgesine ait egzotik, endemik ve hatta bugün nesli tükenmiş bitkilerin de olduğu florasını tanıtıyor.

Resim

Resim

***
Kauai adasında 18 km uzunluğunda ve yaklaşık 1 km genişliğinde Waimea Kanyonu’nu da kapsayan bir bölgede derinlemesine keşif yapan Isabella, her bitki için ayrıntılı suluboya çizimleri de yapmış; habitatı ve çiçeklenme dönemlerine dair notlarla botanik bilgisini de eklemiş.
***
Kitap 1800’lerin başında, sanayi devrimiyle birlikte başlayan Antroposen çağın ilk yıllarında, insanların iki Hawaii adasının kırılgan ekosistemi üzerinde yarattıkları etkiyi anlamamızı ve ölçümlememizi sağlayacak belli göstergeler içermesi açısından mükemmel bir başvuru kaynağı.

Resim

***
Isabella’nın Hawaii adalarındaki engin botanik deneyimi, bugünden geriye doğru baktığımızda insanların flora ve faunayı nasıl olumsuz yönde etkilediğini de kavrayabilmemizi de sağlıyor.
***
Isabella, birçok Hawaii çiçeği ile Yeni Zelanda’da buldukları arasında benzerlikler olduğunu da gözlemler ve Yeni Zelanda florasıyla ilgili ilk tanımlamaların yapıldığı Flora novae-zelandiae (1853–55) kitabının da yazarı olan Joseph Dalton Hooker ile iletişime geçer…
***
Hooker’ın bilimsel çalışmaları için daha fazla veriye ihtiyacı vardı; o yüzden Hawaii’de yaşayan Isabella gibi yetenekli amatörlere ihtiyacı vardı. Hawaii çiçekleriyle ilgili resim ve gözlemlerini içeren kitap yayımlaması için Isabella’yı yüreklendiren Hooker olmuş.

Resim

***
Londra’da, Sampson, Low, Marston, Searle, and Rivington tarafından yayımlanmış kitabın dijital kaydına Biodiversity Heritage Library üzerinden de ulaşabilirsiniz. biodiversitylibrary.org/item/229054#pa…
***
Giriş bölümünde adaların florasıyla ilgili izlenimlerini aktarmış. “..tepeleri, ovaları, deniz kıyılarını, bulutlarla sarmalanmış dağ zirvelerini araştırmaya başladığınızda, karşınıza çıkan yerel bitkilerin sayısı ve çeşitliliği hayret uyandırıyor” diye başlamış ilk yazısına. +++
+++ Isabella olağanüstü bir duyarlılıkla, göz bebeği olan adalardaki habitatın ne kadar kırılgan olduğunu da söylüyor…
***
Her bitki illüstrasyonunun sol sayfasında botanik özelliklerini, gözlemlerini not etmiş. Puakauhi (Canavalia ensiformis) tırmanıcı bir bitki olduğunu daha çok dağın eteklerinde yetiştiğini ama 1000 feet yükseklikte de rastlandığını, nisan ve mayıs aylarında çiçeklendiğini yazmış.

Resim

***
Hauhele (Hibiscus Youngiannus): “ Bu levhadaki örnek, bir zamanlar tüm vadilerde ve korunaklı alanlarda yaygın bir çiçekti; adanın hem rüzgaraltı, hem rüzgar alan tarafında eşit oranda yayılmıştı. Ama insanlar, hayvancılık ve tarım kuytu alanlarda bitkiyi neredeyse…+++

Resim

***
… +++yok olma noktasına getirmiş, ama rüzgarlı kısımlarda hala sıkça karşılaşılabiliyor. Bu kısımlar daha zengin bir bitki örtüsüne sahip olduğu için rüzgarsız alanlarda yok olan kimi bitki türlerine hala rastlanabiliyor” diye yazmış Isabella.
Puakala (Argemone mexiana): “Gelincik ailesinden bütün çiçekler gibi kır manzarasının en göz alıcı ve en güzel çiçeklerinden biri. Saf beyaz renkte çiçekleri, kar gibi açmış çiçekleriyle hektarlarca toprağı cömertçe kapladığı Şubat ve Mart aylarında ortaya çıkıyor. +++

Resim

***
+++ Toplanınca hemen döküldüğü için çizmesi en zor çiçek. Kaptan Cook’un bulduğu ve ilk kez sözünü ettiği Puakala, azalma emaresi göstermeyen, geçen yüzyılda olduğu kadar güçlü ve cömertçe açmaya devam eden, adanın birkaç yerli bitki türünden biri.”
Hawai’deki Ulusal Tropik Botanik Bahçesi’nın uzmanlarına göre Hawaii adaları 100’ü nesli tükenmiş olan, 273 türü ise nesli tükenme tehlikesi altında olan 1300’den fazla endemik bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Isabella Sinclair bu soruna 130 yıl önce kitabında işaret etmiş.
***

Viktoryen Maceracı Isabella Sinclair ve Hawaii Bitkileri

28 Temmuz 2019

Amatör botanikçi Isabella Sinclair’in 1860’larda, Hawaii adasının endemik bitkilerini resimleyip kayıt altına aldığı Indigenous Flowers of the Hawaiian Islands içindeki 44 adet nefis taş baskıyla renklendirilmiş levhalarıyla, gerçekten sıra dışı bir kitap.

Genç bir kadın nasıl olmuş da ta 19. yüzyılda, Hawaii bitkileriyle ilgili en önemli belgelerden, kitaplardan biri sayılan bir eseri yaratabilmiş? Ona bitkilerini tanımlaması ve Londra’da bir yayıncı bulması için kim yardım etmiş? Yeni Zelanda’yı neden terk etmiş? “Yasaklı ada” Niihau’ya yerleşme kararını nasıl almış? Chicago Botanik Bahçesi’nin web sitesinde yayımlanmış, Edward J. Valauskas’ın makalesinden de yararlanarak aktarıyorum.

Isabella’nın son derece ayrıntılı suluboya çizimleri, dünyanın bu bölgesine ait egzotik, endemik ve hatta bugün nesli tükenmiş bitkilerin de olduğu florasını dünyaya tanıtma işlevini de üstleniyor. Kitap 1800’lerin başında, sanayi devrimiyle birlikte yeni yeni başlayan Antroposen çağın bu ilk yıllarında, insanların iki Hawaii adasının kırılgan ekosistemi üzerinde yarattıkları etkiyi anlamamızı ve ölçümlememizi sağlayacak belli göstergeler içermesi açısından mükemmel bir başvuru kaynağı.

Isabella McHutcheson Sinclair (1840–90) ayrıntılı notları, gözlemleri ve çizimleriyle -özellikle çevrecilik, bitkilerin korunması alanında çalışanlar için- ilham verici bir portre.   Onun hem Pasifik’te hem de Hawaii adalarında -James Cook’un verdiği isimle Sandwich Adalarındaki- engin botanik deneyimi, bugünden geriye doğru baktığımızda insanların flora ve faunayı nasıl olumsuz yönde etkilediğini de kavrayabilmemizi de sağlıyor.

Kimdir peki Isabella? 1863 yılında İskoçya’da doğmuş. Daha sonra dünyanın öteki ucuna, Yeni Zelanda’daki Canterbury’e göç edenlerden biri olmuş. Babası William McHutcheson (1810–1905) ve kız kardeşi Elizabeth McHutcheson (1800–92) ile birlikte o da dünyanın bu uzak bölgesine, ülkenin en kalabalık ikinci şehrine taşınmış, 16.000’den fazla Avrupa kökenli insanlardan biridir. Kızkardeşi Elizabeth, ya da aile arasındaki adıyla Eliza, kocası ve oğlunu 1846 yılında deniz kazasında kaybettikten sonra ona kalan ailenin malvarlığını yönetiyordu. Yeni Zelanda’da neredeyse 20 yıl kadar yaşadıktan sonra, 1863 yılında Elizabeth şansını başka ülkede denemeye karar verir ve Kanada’ya, British Columbia’ya taşınır. Eliza ve ailesi, British Columbia’da alıştıkları şartları bulamazlar, daha çok dağlık ve ormanlık arazilerden oluşuyordu burası, yerliler farklıdır; yerleşmek ve tarım yapmak için ormanlık arazilerde alan açmak çok daha zordur. O yüzden Eliza, Kanada’yı terk ederek bir arkadaşının önerisi üzerine Hawai adalarına doğru rotasını çevirir.

Eylül 1863’te Elizabeth ve arkadaşı Vancover ve Los Angeles arasında sefer yapan Bessi gemisiyle Honolulu’ya gider. Hızlı hareket etmeyi ve ani karar vermeyi seven Eliza, Niihau adasını Hawaii’nin hükümdarı beşinci Kamehameha’dan 10.000 dolara satın almış. Daha sonra kuzeni Francis ile evlenecek olan Isabella’nın da katılmasıyla genişleyen Sinclair ailesinin yaşam alanı olacaktır burası.

Isabella ve Francis, Niihau’da, Sinclair klanının bir üyesi olarak çalışıyor olsalar da hemen bitişiğindeki Makaweli Kauai adasının güney kıyısına yerleşmeye karar verirler. Böylece Francis iki ada arasında gidip gelerek aile işleriyle ilgili görev ve sorumluluklarını da kolayca yerine getirebilecektir. Neyse ki burada hem botanik bilgisi hem sanatsal beceri açısından oldukça başarılı olan Isabella’nın Kauai ve Niihau adalarının bitki örtüsünü keşfetmek için bolca vakti de olacaktır.

Eliza’ya kabile reisi anlamında “şef” diye hitap eden her iki adanın yerlileri Sinclair ailesine saygı duyuyordu. Yerli halk sayesinde Isabella, bitkilerin yerel dilde adları, halk tıbbında nasıl kullanıldığı, hangi özelliklerinin şifa verdiği gibi kendi botanik keşifleri hakkında çokça bilgi toplayabiliyordu. Kauai adasında 18 kilometre uzunluğunda ve yaklaşık 1 km genişliğinde Waimea Kanyonu’nu da kapsayan bir bölgede derinlemesine araştırmalar ve keşifler yapmış. Isabella, topladığı örneklerden yola çıkarak her bitki için son derece hassas ve ayrıntılı suluboya çizimleri de yapmış; habitat üzerine ve çiçeklenme dönemlerine dair notlarla botanik bilgisini de eklemiş.

Isabella, birçok Hawaii çiçeği ile Yeni Zelanda’da buldukları arasında benzerlikler olduğunu da gözlemlemiş. Cesurca bir adım atarak, Pasifik bölgesinin florası konusunda uzman olan Kew Kraliyet Botanik Bahçelerinin yöneticisi Joseph Dalton Hooker (1817–1911) iletişime geçmeye karar vermiş. Hooker, Yeni Zelanda florasıyla ilgili ilk tanımlamaların yapıldığı Flora novae-zelandiae (1853–55) kitabının da yazarıdır. 1839-1843 yılları arasında HMS Erebus gemisiyle Antarktika Okyanusu’na keşif seferi yapan İngiliz bilim ekibinin bir üyesidir Hooker. Birçok örnek de toplamıştır. Pasifik’teki farklı bölgelerin florasında ayrımlar kadar benzerlikler olduğunu da gözlemleyip kaydetmişti. Onun bitkisel coğrafyayla ilgili çalışmaları Güney Afrika, Asya ve Güney Amerika arasında botanik bağlantılar olduğunu da ilk kez ortaya koyuyordu. Flora novae-zelandie kitabında Hooker, geniş bir alana yayılan bitkilerin botanik açıdan benzerliklerinden yola çıkarak bu coğrafyalar arasında da bir bağlantı olduğunu tahmin etmiş ama bilimsel çalışmaları için daha fazla veriye ihtiyacı vardı. Kew’deki görevleri yeterince  arazi çalışması yapmasını engelliyordu o yüzden hem meslektaşlarına hem de Hawaii’de yaşayan ve araştırma yapan Isabella gibi yetenekli amatörlere ihtiyacı vardı. Hawaii adalarının kuzey bölgelerinde yaptığı keşiflere bilimsel ad verilmesi ya da taksonomik sınıflandırma konusunda Isabella’ya bazı tavsiyelerde bulunmuş. Isabella, bulduğu her bitkiyle ilgili son derece incelikli gözlemlerin yanında, enfes suluboya resimleriyle de bir artı değer yaratmış oldu.

Londra’da, Sampson, Low, Marston, Searle, and Rivington tarafından yayımlanmış kitabın dijital kaydına Biodiversity Heritage Library üzerinden de ulaşılabiliyor. Isabella, Londra’da Leighton Brothers tarafından taşbaskıyla çoğaltılmış olan kitabın ilk sayfasında adaların florasıyla ilgili izlenimlerini de aktarmış. “Havaii adalarının bitki örtüsünün güzelliği hiç bilinmiyordu. Gerçekten de buraya yabancı olan biri yerli türlerden yoksun olduğunu düşünse de ne zaman ki tepeleri, ovaları, deniz kıyılarını, bulutlarla sarmalanmış dağ zirvelerini araştırmaya başladığınızda, karşınıza çıkan yerel bitkilerin sayısı ve çeşitliliği hayret uyandırıyor” diye başlamış ilk yazısına. Isabella olağanüstü bir duyarlılıkla, göz bebeği olan adalardaki habitatın ne kadar kırılgan olduğunu da söylüyor. “Hawaii florası, kendiliğinden doğal olarak yetişiyormuş gibi görünüyor, son derece göze hoş görünen; adaların doğal koşullarına ve iklimine mükemmel uyum sağlamış gibi görünse de yabancı bitkilerin istilası ve değişen koşullar karşısında bu çok uzun sürmeyebilir. Son elli ya da altmış yılda orman yangınları, hayvancılık, tarım adayı o kadar çok değiştirdi ki, bazı bölgelerde kilometrelerce seyahat etseniz de tek bir yerli türe rastlamadığınız oluyor. Topraklar, araziler başka ülkelerden taşınan yabani otların, fundalıkların ve çimlerin istilası altında…”

Kuzeyde yer alan Kauai ve Niihau adalarından topladığı örneklerden oluştuğunu; daha önce adaya gelen doğa bilimcilerin 400’ün üzerinde varyeteden söz ettiğini ama kendisinin bu çeşitliliği gözlemlemediğini büyük olasılıkla bu türlerin insan eliyle yok edilmiş olduğunu da belirtmiş. Yazılı kaynaklar olmadığı, sözel kültüre dayandığı için bitkilerin yerel dildeki karşılıklarını bulmak için zorlandığını, kano yapmak, kuş avı, ormancılık, şifalı bitkiler toplamak  için dağlarda yaşamayı seçen insanların artık kalmadığını; yaşlılara sorarak bu bilgilere ulaşabildiğini söylüyor. Hau (hibiscus), Ohia-lehua (Metrosideros polymorpha), Puakauhi (Canavalia ensiformis), Kokio-ula (Hibiscus Arnottianus), Kolokolo (Vitex trifolia), Nohu (Tribulus Cistoides) gibi yerel adlarına göre 44 bitki sıralanmış.

Her bitki illüstrasyonunun sol sayfasında botanik özelliklerini, gözlemlerini not etmiş.

Puakauhi (Canavalia ensiformis) tırmanıcı bir bitki olduğunu daha çok dağın eteklerinde yetiştiğini ama -renkleri daha az canlı ve açık renkte de olsa- 1000 feet yükseklikte de rastlandığını, nisan ve mayıs aylarında çiçeklendiğini yazmış. Geçmişte daha çok sayıda yetişen bu çiçeklerin şimdi yerlilerin parlak turuncu renkte Wiliwili çiçeğiyle karıştırılarak boyun süsü olarak kullanıldığını yazmış.

Hauhele yani Hibiscus Youngiannus için de şöyle diyor: “ Bu levhadaki örnek, bir zamanlar hemen hemen tüm vadilerde ve korunaklı alanlarda yaygın bir çiçekti; adanın hem rüzgaraltı, hem rüzgar alan tarafında eşit oranda yayılmıştı.  Ama insanlar, hayvancılık ve tarım kuytu alanlarda bitkiyi neredeyse yok olma noktasına getirmiş, ama rüzgarlı kısımlarda hala sıkça karşılaşılabiliyor. Bu kısımlar daha zengin bir bitki örtüsüne sahip olduğu için rüzgarsız alanlarda yok olan kimi bitki türlerine hala rastlanabiliyor.”

Puakala (Argemone mexiana) için ise şöyle yazmış: “Gelincik ailesinden bütün çiçekler gibi  kır manzarasının en göz alıcı ve en güzel çiçeklerinden biri. Saf beyaz renkte çiçekleri, kar gibi açmış çiçekleriyle hektarlarca toprağı cömertçe kapladığı Şubat ve Mart aylarında ortaya çıkıyor. Toplanınca hemen döküldüğü için çizmesi en zor çiçek. Kaptan Cook’un bulduğu ve ilk kez sözünü ettiği Puakala, azalma emaresi göstermeyen, geçen yüzyılda olduğu kadar güçlü ve cömertçe açmaya devam eden, adanın birkaç yerli bitki türünden biri.”

Hawai’deki Ulusal Tropik Botanik Bahçesi’nın uzmanlarına göre Hawaii adaları 100’ü nesli tükenmiş olan, 273 türü ise nesli tükenme tehlikesi altında olan 1300’den fazla endemik bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Isabella Sinclair bu soruna 130 küsur yıl önce kitabında işaret etmiş.

Mark Twain de 1886 yılında The Sacramento Union gazetesinin muhabiri olarak birkaç ay için Hawaii’ye gelmiş. Hawaii’nin güzelliğinden ve yerli halkın yaşam tarzlarından son derece etkilenen Twain onlarca yıl sonra şöyle yazmış: “Bana göre sert rüzgarları her zaman esiyor, yaz denizleri güneşte parlıyor; denizin kıyıya vuran dalgalarının sesi kulağımda… Çelenk olmuş sarp kayalıklarını görebiliyorum; sıçrayarak dökülen çağlayanlarını, kıyılarda dinlenen tüylerle süslü palmiyeleri; uzaklardaki dağların bulutların üstünde yüzen adalar gibi görünen zirvelerini… Odunsu yalnızlıkların ruhunu hissedebiliyorum,  derelerin çağıltısını duyuyorum; burun deliklerimin içinde hala yirmi yıl öncesinde yok olmuş çiçeklerin kokusu var..”

Playlist:

Parça Adı Albüm Adı Süre
Bahar Şarkısı
Felix Mendelsshon
02:46

11:00 – 12:00 Mekânlar ve Çağlar İçinde Ses / İştar Gözaydın / İskender Savaşır

facebook.com/istar.gozaydin

12:00 – 13:00 Dünyayı Dinliyorum / Zekeriya Şen / Bir dünya müziği programı (Radio MultiCult 2.0 ile ortak yayın)

tikabasamuzik.com/Katagorileri/dunyayi-dinliyorum

mixcloud.com/dunyayidinliyorum/

soundcloudcom/tıkabasamuzik

13:00 – 14:00 Ma’nın Tınısı / Hakan Ünseven / Anadolu müziğinin çağdaş yorumları

archive.org/details/@alabanda

14:00 – 15:00 Dilden Dile Titreşimler / Emre Dağtaşoğlu / Türk halk müziği

dildendiletitresimler28.07.2019

dildendiletitreimler.blogspot.com/ 

***

(Destekçi: Gürkan Sarıgül)

  1. Arzuhal Eyledim – Erdal Erzincan
  2. Kalsın Gönül Yol Kalmasın – Mercan Erzincan
  3. Sefasına Cefasına Dayandım – Onur Kocamaz
  4. Güzel Aşık Cevrimizi (Demedim mi!) – Onur Kocamaz
  5. Süremez Dostun İzini – Erdal Erzincan
  6. Nasib Olur Amasya’ya Varırsan – Mercan Erzincan
  7. Gülü Seyran – Sedat Boyraz
  8. Sevdiğim Esrar-ı Nur-u Cemalin – Perişan Güzel
  9. Yine Efkarlandı Divane Bülbül – Perişan Güzel

15:00 – 16:00 Musıkî Arşivi / Bülent Aksoy / Musıkî icrasının geçmişine ayrıntılı bir bakış

16:00 – 17:00 Akdeniz Güneşi / Müzikli Akdeniz Turu / Tolga Esmer

akdenizgunesi28.07.2019rec09.07.2019

Akdeniz’in cazla buluştuğu radyo programı. Tabii Akdeniz kültürünün katı sınırlardan hoşlanmadığı düşünüldüğünde caz dışındaki müzik türlerine ve Akdeniz dışından, yüreği Akdeniz güneşiyle ısınmış müzisyenlere de yer veriyor. Program müzik ağırlıklı olsa da Akdeniz kültürü, tarihi, sanatı, insanları gibi konularda değiniyor.

17:00 – 18:00 Modernin Sesi / Aykut Köksal / Dört yüzyıllık müzik serüvenine derkenar

***

BOULEZ’DEN PAUL SACHER İÇİN ‘MESSAGESQUISSE”

Açık Radyo’da, bu pazar (28 Temmuz) Aykut Köksal’ın hazırlayıp sunduğu Modernin Sesi’nde Pierre Boulez programlarının on birincisi gerçekleşecek. Bu programda Boulez’in “…explosante-fixe…” (1973-1994) ve “Messagesquisse” (1976) başlıklı çalışmaları yer alacak. Boulez “Messagesquisse”i ünlü orkestra şefi Paul Sacher için yazmış ve yapıtta SACHER imzasının ses karşılıklarını kullanmış.

Modernin Sesi her pazar saat 17:00’de, Açık Radyo 94.9’da…

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

18:00 – 19:00 İnsan Sesi / Aksel Tibet / Çoksesli Batı müziğinde insan sesinin yeri

19:00 Türlü (Programın yayın gününde değişiklik) / Hazırlayanlar: Ahmet Ali Arslan ve Ozan Sarohan

Bu civardan müziklerin çalındığı Türlü,  43. yayın döneminde Pazar günleri saat 19.00’da.

20:00 – 21:00 The Big Easy / Aylin ve Varol Ünel / New Orleans kültürü ve müziği

New Orleans müziğinin ve kültürünün işlendiği The Big Easy bu yayın döneminde saat 20’de.

21:00 – 22:00 İstanbul’dan Gelen Telefon / Türler arası, eklektik bir müzik programı / Altuğ Güzeldere, Mahir Ilgaz ve Güven Güzeldere

Program, zaman zaman bir müzisyen veya bir müzik dönemini/tarzını ele alarak, “arkeolojik kazılar” diyebileceğimiz türde bir çizgi izliyor. Bazen de programcılarımızın sevdiği şarkılardan oluşan karışık seçkiler çalıyoruz. Ama her hal-ü kârda haftanın son akşamına uygun, güzel Pazar gecesi şarkılarıyla dinleyicilerimizin karşısında.

22:00 – 23:00 Sarhoş Atlar Zamanı / Akif Burak Atlar / Konu parantezinde rock

sarhosatlarzamani.tumblr.com/

mixcloud.com/SarhosAtlarZamani/

23:00 – 24:00 Jirayr’ın Walkman’i / Bilindik Ermeni müziğinin öbür türlüsü / Saro Usta ve Vartan Estukyan

Bildiğimiz Ermeni müziğinin dışında kalan Ermeni müzisyenlere, müziklere yeni üretimlere yer verilen bir program.

24:00 – 01:00 Mixed Folder / Elçin Özsoy / Türlerden bağımsız bir müzik programı

“Türlerden bağımsız bir müzik programı” şiarıyla yola çıkan programda her hafta bir karışık kaset hazırlıyoruz.

01:00 – 02:00 Münakaşa / Elektronik müziğin türleri arasında münazara hali / Erkan Ömür

prg_munakasa_012_20190728

“Elektronik müziğin türleri arasında münazara hali” şiarıyla yola çıkan programda downtempo elektronik müzik, etnik elektronik, elektronika, minimal, breakbeat örnekleri dinleyiciyle buluşuyor.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

08:50 – 09:00 Nasrettin Hoca Hikâyeleri (Yayın sıklığında değişiklik) / Yazan: Orhan Veli Kanık / Okuyan: Mesut Özkeçeci

Pazar sabahları yayınlanan Nasrettin Hoca Hikâyeleri bu yayın dönemi hem Cumartesi, hem de Pazar.

09:00 – 10:30 Radyo Agos / Haftalık Agos gazetesinin penceresinden Türkiye ve Dünya gündemi. Agos’un mutfağından haberler, söyleşiler, olaylar

radyoagos20190727

Radyo Agos kayıt arşivi

10:30 – 12:00 Şansonlar (Yeni program) / Fransızca şarkılar dünyasında bir devr-i âlem / Hazırlayan: Cengiz Işılay

12079 listebaşı olmuş şarkıyı radyoya taşıyan Cengiz Işılay bu yayın döneminde Fransız Şansonlarına ve Fransız popüler müziğinin seçme örneklerine el atıyor.

12:00 – 13:00 Dünya Dönüyor / Naim Dilmener / ’Türkçe Pop’un 50 yılı

diskotek.info/ (Naim abinin “Bu sitede milyon hazine var” diyerek önerdiği site)

zz11

Açık Radyo’da pop tarihi… 1800’lerden, Muzika-yı Humayun’dan başlayarak ve günümüze kadar gelerek, haftalarca/aralıksız sürecek bir pop tarihi… Kantolar, tangolar, şarkılar, yıldızlar… Hem ciddi hem de komik ayrıntılar… Kaydetmeyi unutmayın  15 Haziran’da başlıyor. 12:00/94.9

facebook.com/naimdilmener

13:00 – 14:00 Açık Deniz / Beysun Gökçin / Üç tarafı denizlerle çevrili bir radyo programı

Açık Deniz kayıt arşivi

facebook.com/beysun.gokcin

14:00 – 15:00 Fizan Ekspresi / M. Bülent Kılıç / Farsî dünyanın müziği

facebook.com/Fizan-Ekspres

15:00 Sadânüvîs (Yeniden program) / Hazırlayan: Cemal Ünlü

Açık Radyo’nun efsane programlarından Sadanüvis geri dönüyor. Fonograf, gramofon ve taş plak kayıtları Cemal Ünlü’nün anlatımıyla Cumartesi günleri saat 15.00’de Açık Radyo’da

16:00 – 17:00 Dünyanın En Güzel Müzikleri (Yayın saatinde ve sıklığında değişiklik) / Reha Uz’a göre / Hazırlayan: Reha Uz

60 yılı aşkın bir müzik dinleme serüveninde Reha Uz’a göre Dünyanın En Güzel Müzikleri bu yayın dönemi hem Cumartesi hem de Pazar günleri saat 16.00’da.

17:00 – 18:00 Music of the World İstanbul / Refika Kadıoğlu ve Kutay Derin Kuğay / Tokyo’dan Barcelona’ya müzik ve ötesi

facebook/Kutay Derin Kuğay

***
Tomorrow at 5 pm Music of the World Istanbul presents four splendid new albums to Acik Radyo listeners by well-known and emerging artists. Enjoy.
Görüntünün olası içeriği: yazı
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yazı
Görüntünün olası içeriği: bulut, gökyüzü ve açık hava
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, açık hava

18:00 – 19:00 Connections / Tim Hallam / 60′lar ve 70′lerde pop

connectionstr.blogspot.com/

mixcloud.com/tim-hallam/

19:00 – 20:00 Tighten Up / Simon Johns / Tematik bir müzik programı

tightenupwithsimonjohns.blogspot.com/

20.00 – 21:00 Woman to woman (Yayın gününde ve saatinde değişiklik) / Hazırlayanlar: Seda Aktaş, Ahmet Uncu ve Emir Akçit

Farklı zaman ve coğrafyalarda erkek egemen toplumun çeşitli alanlardaki adaletsizliğine boyun eğmeden değişim isteyen, duygularını müziğiyle var etmiş kadınlara dair Woman to Woman, bu yayın dönemi Cumartesi günleri 20’de..

21:00 – 22:00 High Times / Ras Memo/ Reggae

22:00 – 23:00 Flow / Türler arası gece müzikleri / Özgür Özer

flow38

Eklektik gece müziklerine yer verdiğimiz Flow bu yayın dönemi gece 22.00’de.

23:00 – 24:00 Login / Christopher Çolak / Elektronik müziğin alt türleri ve tüm renkleri

24:00 – 01:00 Lovaj / Ahmet Güneş / Elektronik ağırlıklı müzik

lovaj.com/

01:00 – 02.00 Alan Kod 212 / Türler arası / Batu Boran

Alan Kod 212 programı bu yayın döneminde haftasonuna transfer oluyor.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/7/26

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak, Emre Gülşer

acikgaste26072019

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

“İşte. Bu. İklim. Değişikliği. ”

Oxford Üniversitesi’nde iklim bilim ve meteoroloji dallarında öğretim üyeliği yapan Karsten Hausen’in, Avrupa kıtasında tarihi sıcak dalgalarında pek çok ülkede üst üste görülmemiş sıcaklık rekorları kırılması üzerine yorumu. (Twitter)

Fotoğraf: AFP

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava
***

Avrupa’da ‘kırmızı alarm’: 1880’den beri en sıcak Temmuz olabilir

zz8

Bilim insanları, Temmuz ayının, sıcaklık kayıtlarının tutulduğu 1880’den bugüne kadar yeryüzünde görülen en sıcak ay olabileceği uyarısında bulundu.

Amerikan Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) göre, Avrupa, Kuzey Amerika ve Kuzey Kutbu’ndaki alışılmadık sıcaklıklar ile temmuz ayındaki ortalama sıcaklığının bu güne kadar kaydedilen en yüksek seviyeye ulaştı.

Euronews’in haberine göre, NASA’nın yayınladığı verilere göre, geçen haziran ayı normallerin 0,93 derece üzerinde geçti, Temmuz ayının ise daha yüksek bir rakamla şu ana kadar dünyada ölçümlenen en sıcak ay olması bekleniyor.

Alaska’da geçtiğimiz hafta şu ana kadar kaydedilen en sıcak iki gün yaşandı, Anchorage şehrinde sıcaklık ilk defa 32 derece olarak ölçüldü.

Avrupa’da rekor sıcaklıklar

Öte yandan meteorologlar, 28 Temmuz’a kadar etkili olacak sıcak hava dalgası nedeniyle Almanya, Fransa, Belçika, İngiltere, Hollanda ve İskandinav ülkelerinde sıcaklıkların rekor düzeye çıkmasının beklendiğini açıkladı.

Almanya, Fransa, İspanya, Belçika ve Hollanda’da bazı kentlerde hava sıcaklıklarının 40 derecenin üzerine çıkacağı tahmin ediliyor.

Fransa’nın başkenti Paris’te 28 Temmuz 1947’de ölçülen ve şimdiye kadarki en yüksek sıcaklık olan 40,4 dereceye iki gün içinde ulaşılacağı öngörülüyor.

Hollanda son 75 yılın en sıcak günlerini yaşıyor

Son 75 yılın en sıcak günlerinin yaşanacağı tahmin edilen Hollanda da ise aşırı sıcaklardan dolayı turuncu alarm (ikinci derecede önemli) verildi.

Hollanda tarihinde en yüksek sıcaklık, 23 Ağustos 1944’te 38,6 derece olarak ölçülürken, birkaç gün içinde 39 dereceyle sıcaklık rekorunun kırılabileceği ifade edildi.

Belçika ve İtalya’da en yüksek seviyede alarma geçildi

Sıcaklığın 40 dereceyi bulacağı duyurulan Belçika’da yetkililer, mevcut durumda “turuncu” olan alarm seviyesinin cumartesi gününe kadar “kırmızı”ya çıkarılacağını bildirdi.

Diğer yandan İtalya’da Sağlık Bakanlığı, hava sıcaklığındaki artışlar nedeniyle Floransa, Roma, Cenova, Perugia, Torino, Bolzano ve Brescia gibi ülkenin orta ve kuzey kentlerindeki bazı kentlerde en yüksek seviyede alarma geçildiğini duyurdu.

***

Avrupa’da ‘kırmızı alarm’: 1880’den beri en sıcak Temmuz olabilir

26 Temmuz 2019
Fotoğraf: AFP

Bilim insanları, Temmuz ayının, sıcaklık kayıtlarının tutulduğu 1880’den bugüne kadar yeryüzünde görülen en sıcak ay olabileceği uyarısında bulundu.

Amerikan Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) göre, Avrupa, Kuzey Amerika ve Kuzey Kutbu’ndaki alışılmadık sıcaklıklar ile temmuz ayındaki ortalama sıcaklığının bu güne kadar kaydedilen en yüksek seviyeye ulaştı.

Euronews’in haberine göre, NASA’nın yayınladığı verilere göre, geçen haziran ayı normallerin 0,93 derece üzerinde geçti, Temmuz ayının ise daha yüksek bir rakamla şu ana kadar dünyada ölçümlenen en sıcak ay olması bekleniyor.

Alaska’da geçtiğimiz hafta şu ana kadar kaydedilen en sıcak iki gün yaşandı, Anchorage şehrinde sıcaklık ilk defa 32 derece olarak ölçüldü.

Avrupa’da rekor sıcaklıklar

Öte yandan meteorologlar, 28 Temmuz’a kadar etkili olacak sıcak hava dalgası nedeniyle Almanya, Fransa, Belçika, İngiltere, Hollanda ve İskandinav ülkelerinde sıcaklıkların rekor düzeye çıkmasının beklendiğini açıkladı.

Almanya, Fransa, İspanya, Belçika ve Hollanda’da bazı kentlerde hava sıcaklıklarının 40 derecenin üzerine çıkacağı tahmin ediliyor.

Fransa’nın başkenti Paris’te 28 Temmuz 1947’de ölçülen ve şimdiye kadarki en yüksek sıcaklık olan 40,4 dereceye iki gün içinde ulaşılacağı öngörülüyor.

Hollanda son 75 yılın en sıcak günlerini yaşıyor

Son 75 yılın en sıcak günlerinin yaşanacağı tahmin edilen Hollanda da ise aşırı sıcaklardan dolayı turuncu alarm (ikinci derecede önemli) verildi.

Hollanda tarihinde en yüksek sıcaklık, 23 Ağustos 1944’te 38,6 derece olarak ölçülürken, birkaç gün içinde 39 dereceyle sıcaklık rekorunun kırılabileceği ifade edildi.

Belçika ve İtalya’da en yüksek seviyede alarma geçildi

Sıcaklığın 40 dereceyi bulacağı duyurulan Belçika’da yetkililer, mevcut durumda “turuncu” olan alarm seviyesinin cumartesi gününe kadar “kırmızı”ya çıkarılacağını bildirdi.

Diğer yandan İtalya’da Sağlık Bakanlığı, hava sıcaklığındaki artışlar nedeniyle Floransa, Roma, Cenova, Perugia, Torino, Bolzano ve Brescia gibi ülkenin orta ve kuzey kentlerindeki bazı kentlerde en yüksek seviyede alarma geçildiğini duyurdu.

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Cuma Sezin Öney’le Seyyare: Türkiye ve Dünya Olayları Arasında Paralellikler, Karşılaştırmalar

seyyare20190726

Seyyare kayıt arşivi

09:30 – 10:00 Cuma Alp Ulagay ile Spor

spor20190726

10:00 – 10:30 Duman / Yazan: Ivan Sergeyeviç Turgenyev / Okuyan: Eraslan Sağlam / İş Bankası Kültür Yayınları

Açık Radyo’da klasik edebiyat okumaları / İvan Sergeyeviç Turgenyev 200 yaşında

10:30 – 11:00 Tohumdan Hasada Ekolojik Yaşam / Buğday Ekibi (Leyla Aslan Ünlübay – Turgay Özçelik)

tohumdanhasadaekolojikyasam20190726

facebook.com/bugdaydernegi/

Tohumdan Hasada Ekolojil Yaşam kayıt arşivi

***
zz10

#KazDağlarıHepimizin 🌲💚

Buğday Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Aslan Ünlübay’ın hazırlayıp sunduğu Tohumdan Hasada Ekolojik Yaşam Programı’nda bu hafta Kaz Dağları’ndaki ağaç katliamı konuşuluyor.

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Başkanı Süheyla Doğan’ı konuk olduğu programımız, yarın (26 Temmuz) saat 10.30’da Açık Radyo’da. (94.9)

Radyonuz Açık olsun! 📻

Açık Radyo’yu internetten dinlemek için: http://acikradyo.com.tr/stream/index.html

Kaçıranlar, daha önceki programların kayıtlarına buradan ulaşabilirler: http://acikradyo.com.tr/program/84105/kayit-arsivi

11:00 – 12:00 Yeter ki İste / Hazırlayanlar: Elena Polyakova ve Alper Dalkılıç

yeterkiiste29-07-2019

Ultra maratoncu çiftimiz Elena Polyakova ve Alper Dalkılıç’ın farklı disiplinlerden amatör ve profesyonel sporcu konuklarıyla alanlarındaki deneyimleri paylaştıkları Yeter ki İste, bu yayın döneminde bir saatlik bir program formatıyla dinleyiciyle buluşuyor.

***

Yeter ki isteYeter ki IsteElena PolyakovaAlper DalkılıçAlper Dalkilicultra maratonDünyayı Koşan ÇiftDünyayı Kosan Ciftradyopodcastsportif yaşama kültürüsportif yasam kultururadioyüzmeMehmet YücebilgiçGülay Yücebilgiç65 yaşkurbağalama yüzmeIlgın ÇelikIlgin CelikMehmet YucebilgicGulay YucebilgicHilal Zeyneb SaracHilal Zeyneb SaraçBoğaziçi Kıtalararası Yüzme YarışmasıLanguage Turkish

Gülay ve Mehmet Yücebilgiç çifti konuğumuz, Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışması’ nda genel kategoride birinci olan Ilgın Çelik ve ikinci olan Hilal Zeyneb Saraç ile telefon bağlantımız oldu. Yücebilgiç çifti spordaki beraberliklerini, 45 yıl aradan sonra dostlarının teşviki ile yüzme havuzuna dönüşlerini, 65 yaşında sayısız Türkiye rekoru ve en önemlisi 65 yaşın emekli yaşı olmadığını, ‘hareketsizlikten hareketliliğe’ evrilmenin mutlak bir can dostu ile birlikte olursa mümkün olduğunu anlatıyor.

12:00 – 13:00 Caz Türbülans / Recep Şencan / Cazda serbest dolaşım

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 El Fueye / Ortaç Aydınoğlu / Tangonun büyülü kutusu

1900’lerin başında Arjantin’de doğup dünyaya yayılmış olan tangonun serüveninde Buenos Aires’in arka mahallerinden, Paris’in balo salonlarına; grand tuvalet giyinip tramvaylarla gidilen dans gecelerinden, yırtık kotla gidilen eski bir fabrikada düzenlenen milongalara; gitar çalıp söyleyen halk ozanlarından, senfoni orkestralarına; Afrika ritimlerinden, Japon ezgilerine ve tabii ki hüznün en melankolik halinden, neşenin en deli haline…

İsmini, müziğine özgün tınısını veren körüklü bir kara kutudan alan El Fueye ile tangonun büyülü kutusunu açıyoruz.

14:00 – 14:30  Bir Yaşam Dili (Yeni program) / Hazırlayanlar: Deniz Spatar ve Canan İrtem

biryasamdili26.07.2019rec13.06.2019

İsmini Marshall Rosenberg’in Şiddetsiz İletişim – Bir Yaşam Dili kitabından alan programda, anlaşmazlık içindeki bütün tarafları empati ile can-ı gönülden dinleyerek anlama, bu yoldan bağlantı kurarak işbirliği zemini yaratma ve herkesin ihtiyacının gözetildiği ortak çözümler üretme sanatı olan Şiddetsiz İletişim, çeşitli boyutları ile ayrıntılı olarak ele alınıyor.

Facebook.com/Şiddetsiz İletişim Türkiye

14:30 – 15:30 Wanderer / Can Denizci / (Richard Wagner özel programı)

Doğumunun 200. yılında Richard Wagner özel programı. 19. yüzyıl operasının en önde gelen iki isminden biri olan ve müziğin üst dilinin üstadı sayılan Wagner’in hayatı ve eserleri Wanderer’de

15:30 – 16:30 Sinefil / Melis Behlil ve Yeşim Burul Seven / Sinemasever muhabbetleri

sinefil_26.07.2019-rec.24-07-2019

Sinefil kayıt arşivi

16:30 – 17:00 Kavanozdaki Yıldız (Yeni program) / Hazırlayanlar: İsmail Başöz, Haluk Levent ve Mustafa Yılmazer

Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin toplumsal ve ekonomik etkilerini  kapsamlı biçimde ele almaya gayret eden bir program.

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Berna Kaytaz, Jak Kohen, Levent Öget ve Harun İzer

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20190726

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Eser Epözdemir – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Hafta boyunca Ben Bugün Bişey Öğrendim Yayına Hazırlayanlar: Doruk Yurdesin, Ozan Sezgin ve Rauf Kösemen

facebook.com/benbugunbiseyogrendim

Açık Dergi Cuma Ceyhan Usanmaz’la Bu Köşe Kitap Köşesi

***

Haftanın kitabı ‘Kelimelerin Kıyısında/Türkiye’de Kadın Çevirmenler’: Çevirmen etkisi

31 Temmuz 2019
Fotoğraf: Lonely Planet

Hiç kuşkusuz ‘eksikleri’ olan bir derleme; bazı isimlerin bu çalışmada neden yer almadığı da sorgulanacaktır tabii ama kitabı hazırlayanların bunun farkında olduğunun da altını çizmek gerekiyor.

Kitaplarla daha içli dışlı hale geldikçe daha çok anlıyoruz çevirmenlerin önemini. Hatta bir noktadan sonra, kitap beğenileri ve seçimlerimizde bir ‘çevirmen etkisi’nden söz etmek dahi mümkün. Çevirilerini beğendiğimiz bir çevirmenin ismini, o ana kadar hakkında hiçbir şey bilmediğimiz bir kitapta görmek bile yetiyor kimi zaman. En azından bir göz atma ihtiyacı hissebiliyoruz o kitaba. Çevirmenin tercihi, bizim de tercihimiz olabiliyor rahatlıkla…

İşte bu yüzden daha tanınır, daha bilinir olmalı işini iyi yapan çevirmenler, diye düşünürken, kimi yayınevlerinin isimlerine kitap kapaklarında yer vermemesini, çeşitli yayınlardaki tanıtım yazılarında isimlerinin parantez içinde dahi olsa anılmamasını anlamak mümkün değil. Ekonomik zorlukların yanı sıra bu konularla da uzun zamandır mücadele ediyor çevirmenler. Dolayısıyla çevirinin ve çevirmenlik uğraşının üzerindeki sis perdesini aralama doğrultusundaki her çaba dikkate değer. Yayına Şehnaz Tahir Gürçağlar’ın hazırladığı ve ‘çatlaktan sızan ışık’ olarak nitelendirilebilecek çalışma da bunlardan biri; ‘Kelimelerin Kıyısında’ isimli derlemede, Cumhuriyet’in ilk dönemlerinden başlayarak Türkiye’de çeviri alanının gelişiminde önemli rol oynamış 16 kadın çevirmenin kısa yaşamöyküleri yer alıyor. (Halide Edip Adıvar, Sabiha Sertel, Seniha Bedri Göknil, Azra Erhat, Melahât Togar, Adalet Cimcoz, Mîna Urgan, Güzin Dino, Nihal Yeğinobalı, Gönül ve Gülten Suveren, Tomris Uyar, Pınar Kür, Belgin Dölay, Fatma Artunkal, Zeynep Bekdik.)

“Bu derlemenin amacı Türkiye’nin yakın çeviri tarihinde kadın çevirmenlere görünürlük kazandırmak, yaşadıkları toplumsal ve kültürel ortamın çevirmen ve kadın kimliklerini nasıl şekillendirdiğini ve onların bu ortamda yaşanan dönüşüme nasıl katkıda bulunduğunu ortaya koymaktır.”

Hiç kuşkusuz ‘eksikleri’ olan bir derleme; bazı isimlerin bu çalışmada neden yer almadığı da sorgulanacaktır tabii ama kitabı hazırlayanların bunun farkında olduğunun da altını çizmek gerekiyor. Bir başlangıç kitabı olarak yaklaşmak daha doğru ya da yukarıda da değindiğimiz gibi ‘çatlaktan sızan ışık’ olarak… Örneğin Şehnaz Tahir Gürçağlar, bu çalışma kapsamında yer almayan Fatma Aliye ve Suat Derviş’in isimlerini de özellikle anmış; elbette bizler de katkıda bulunabiliriz: Roza Hakmen, Sevin Okyay, Seda Ersavcı aklıma ilk gelenler…

KELİMELERİN KIYISINDA:

TÜRKİYE’DE KADIN ÇEVİRMENLER

Derleyen: Şehnaz Tahir Gürçağlar

İthaki Yayınları, 2019, 378 s.

Açık Dergi Cuma Zîn (Açık Dergi’de yeniden köşe) (15 Günde 1) / Hazırlayan: Mehmet Said Aydın

Yazar ve editör Mehmet Said Aydın Açık Dergi’ye geri dönüyor. Farklı kültürlerden ve alfabelerden beslenen Türkiye Edebiyatı’nın tarihinden notlar ve güncel gelişmeler, tartışmalar her hafta Açık Dergi’de.

Açık Dergi Cuma Duygular Sözlüğü ( Açık Dergi’de yeni köşe) / Yazan: Tiffany Watt Smith / Çeviren: Hale Şirin / Okuyan: Ömer Madra / Kolektif Kitap

Neredeyse her şeyin sözlüğünü yayınlama sürecine giren Açık Dergi yeni yayın döneminde duyguları da işin içine karıştırmaya karar verdi! Tiffany Watt Smith’in kaleme aldığı ve Kolektif Kitap tarafından Türkçe’ye kazandırılan Acımadan Zevklenmeye Duygular Sözlüğü, Ömer Madra’nın sesinden Cuma akşamları birer maddeyle radyo yayınına karışıyor.

Açık Dergi Cuma Üçüncü Mekan (Açık Dergi’de yeni köşe) ( 15 Günde 1) / Hazırlayan: Sevil Sarp

ucuncumekan20190730

Dergi’nin Sevil Sarp tarafından hazırlanıp sunulan bu yeni bölümünde 15 günde 1 İstanbul’da faaliyette bulunan bir kütüphaneye gidiyoruz. Kullanıcıların ve çalışanların konuk edildiği program şehrin kültür haritasına mütevazı ve fakat kendince önemli bir katkıda bulunmayı hedefliyor.

Açık Dergi Cuma Normalin Sınırları / Klinik Felsefe Sohbetleri / Alper Hasanoğlu ve Bülent Usta

normalinsinirlari20190726

“Normalin Sınırları”nda, insanları hapseden bireysel ve toplumsal sınırların ve kalıpların ötesine geçip, dinleyicilerin kendilerine ve hayatlarına başka bir açıdan bakabilmesinin olanakları araştırılan bir ‘klinik felsefe’ programı.

Teoriyle uygulamayı birleştiren yazı ve çalışmalarıyla tanınan psikiyatristlerin, psikoterapistlerin, felsefecilerin ve edebiyatçıların konuk olarak yer aldığı yayın; günümüzde ilaç tekelinin baskısı altında insanın doğasına ait normal ve doğal acının bir hastalık olarak tanımlanması tehlikesi karşısında normali koruma çabası.

“Normalin Sınırları”nı, psikiyatrist, psikoterapist, yazar Alper Hasanoğlu ile antropolog, psikoterapist, yazar Bülent Usta birlikte sunuyor.

***

Aile konusuna devam ediyoruz bu hafta. Geçen hafta “iyi aile yoktur” kitabının yazarı Nihan Kaya konuğumuz olmuştu

Konumuz seks olacak diye duyurmuştuk ama aile konusuna devam etmeye karar verdik

Açık Dergi Cuma Mazruf (Açık Dergi’de yeni köşe) (15 Günde 1) / Hazırlayan: Murat ‘mrt’ Seçkin ve Audioban

İki haftada bir yayımlanan “Mazruf” müzik sektöründe, özellikle bağımsız sahnede yer alan kolektif, müzisyen ve projelerin yanı sıra, sahne arkası – yani masabaşı –işleri yüklenen ekip ve kişilerin seslerine de kulak veriyor. Mülakatlar ve bolca müzik eşliğinde ve 15 günde bir.

20:00 – 21:00 Koyu Mavi / Gülçin Orgun / Türler arası

koyumavi26.07.2019

koyumavi.org/

***

zz11

Islıklı şarkıların üçüncüsünde

The Tiger Lillies / Pressganged

The Doors / Love Street

David Byrne / A Soft Seduction

Tom Waits / Green Grass

Barana Trio / Nihavent Tango

Mohseen Namjoo / Zolf

Nihan Devecioğlu, Sasha Agranov

/ Shaon Kayits (Küçük Bir Kız Çocuğu)

Pete Seeger / I Come and stand at Every Door

Peter Gabriel / Games Without Frontiers

Scorpions / Wind of Change

Neil Young / Walk Like a Giant

bu akşam

saat 20-21 arasında

Koyu Mavi’de.

21:00 – 22:00  Aşağı Mahalle / Ümit Baykara / New York Downtown Cazve ötesi…

twitter.com/asagimahalle

***

Basçı Avishai Cohen ve gitarist Ben Monder’in son albümleri Arvoles ve Day After Day’den seçmeler bu akşam saat 21:00 de

da… #listen #live #radio #jazz #piano #bass #drums #guitar Açık Radyo > bit.ly/1isUhIt

22:00 – 23:00 Mint / Efkan Kula ve Mert Emcan / Gıcır cızır plâklar

mixcloud.com/mertemcan/

Alternatif rock’ın geçmiş ve günümüz klasiklerinin çalınacağı “Mint”te Stüdyo İmge yazarları; Efkan Kula ve Mert Emcan plak koleksiyonlarının en değerli single’larını hikayeleriyle birlikte çalıyor.

23:00 – 24:00 13 Melek / Yiğit Atılgan / Zamanın ruhundan bağımsız sesler

Zamanın ruhundan bağımsız seslere kulak verdiğimiz 13 Melek bu yayın döneminde Cuma günleri 23.00’te.

24:00 – 01:00 Blackout / Gürkan Vayis ve Ümit Şenol / Kirli ve aksak ritimler ile Siyah müzikler

Yeni yayın döneminde Overphonic ve Blackout programları birleşip yollarına, Overphonic’in saatinde Blackout adı altında devam ediyor.

overphonic.blogspot.com/

mixcloud.com/overphonic/

blackout949.blogspot.com/

soundcloud.com/blackout949

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/7/24

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

acikgaste25072019

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

gretathunbergspeechinassembleenationaleomermadraceviriacikgazete24.07.2019

gretathunberg_201907

***

Fransız Parlamentosu’nda konuşan ‘grevci’ Greta: Bilimi dinlemek zorundasınız

zz12

16 yaşındaki iklim aktivisti Greta Thunberg, Fransa Parlamentosu’nda konuştu.

(Greta Thunberg’in konuşmasını Ömer Madra’nın simultane çevirisiyle sunuyoruz.)

Thunberg, aşırı sağcılar tarafından boykot edilen konuşmasında kendisiyle dalga geçen Fransız milletvekilerine, “Bizi dinlemek zorunda değilsiniz ama bilimi dinlemek zorundasındasınız” yanıtını verdi.

Milletvekillerine ‘iklim değişikliğinin temelindeki bilimsellikte birleşme’ çağrısı yapan Thunberg, muhafazakâr Cumhuriyetçiler’den ve Marine Le Pen’in aşırı sağcı partisi Ulusal Cephe’den milletvekilleri tarafından boykot edildi.

Kendisi gibi çocukların iklim değişikliği ile ilgili siyasetçileri rahatsız edecek şeyler söylemeye cesaret edebildikleri için ‘kötü çocuklar’ olarak kabul edildiklerini söyleyen Thunberg, şöyle devam etti: “Sadece rakamları paylaştığımız için, bu bilimsel verileri, tahmin edilemeyecek ölçüde nefret ve tehdide maruz kalıyoruz. Milletvekilleri ve gazeteciler bizimle dalga geçiyor, hakkımızda yalan söylüyor.”

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Perşembe Fikret Adaman ve Bengi Akbulut ile Bildiğimiz Ekonominin Sonu (15 günde 1)

Ekonomi Ekoloji kayıt arşivi

09:00 – 09:30 Dikilen Kaya / Standing Rock (15 günde 1) / Bikem Ekberzade

dikilen kaya, bikem ekberzade

Intro videosu

Intro ses

Bikem Ekberzade’nin yeni kitabı Standing Rock: Greed, Oil and the Lakota’s Struggle for Justice 3 Ocak 2019’dan itibaren her 15 günde bir sabah 9-9:30 arası Açık Radyo 94.9 FM’de ve acikradyo.com’da.

09:30 – 10:00 Güncel Hukuk Dergisi’nde bu ay (Ayda 1)

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü / Oldies

10:30 – 11:00 Ekonomi&Ekoloji / Pelin Cengiz, Barış Gençer Baykan, Serkan Ocak ve Mahir Ilgaz

ekonomiekoloji20190725

Ekonomi Ekoloji kayıt arşivi

Facebook.com/Pelin Cengiz

11:00 – 11:30 Yeşil Bülten (Yeni program) / Hazırlayan: Utku Zırığ

İMC Televizyonunun kült programı Yeşil Bülten bu yayın döneminde Açık Radyo’da

Yeşil Bülten kayıt arşivi

11:30 – 12:00 Açık Mimarlık / Hüseyin Kahvecioğlu, İpek Akpınar, Yağmur Yıldırım ve Cenk Dereli / Mimarlığın tüm halleri üzerine konuşmalar

acikmimarlik20190725

acikmimarlik.blogspot.com/

Açık Mimarlık facebook sayfası

Açık Mimarlık kayıt arşivi

facebook.com/yagmurlyildirim

***
Bugün 11.30’da Açık Radyo’da: Ayşen Ciravoğlu, Elif Kendir, Ezgi Tezcan ile Puna Yayın tarafından yayımlanan “Ters Köşe Ekoloji” kitabını konuşuyoruz.
***

Açık Mimarlık’ta “Ters Köşe Ekoloji” kitabını konuştuk

25 Temmuz 2019
Ters Köşe Ekoloji, görsel: XXI

Konuklarımız Ayşen Ciravoğlu, Elif Kendir ve Ezgi Tezcan ile, Puna Yayın tarafından geçtiğimiz haftalarda yayımlanan “Ters Köşe Ekoloji” kitabını konuştuk.

Kitap, XXI internet sitesinde Ayşen Ciravoğlu moderatörlüğünde iki yıldır devam eden “Ters Köşe Ekoloji” yazı dizisinin, genişletilmiş bir içerikle yayımlanmasıyla ortaya çıkan bir derleme. Ekoloji mücadelelerine mimarlık disiplini içinden geliştirilebilecek alternatif çözüm yollarının peşine düşen kitapta, ekoloji, yeşil, sürdürülebilirlik gibi kavramlarla mimarlığın kentte ve kırda edinebileceği roller sorgulanıyor. “Kuramsal Açılımlar”, “Yap Yık At”, “Kırsalda Yapmak/Yaşamak” ve “Kent ve Alternatif Pratikler” başlıkları altında çeşitlenen tartışmalar, doğaya ve ekolojik döngüye dair yeni bakış açıları öneriyor.

12:00 – 12:55 Afrikon (Yeni program) / Hazırlayan: Ufuk Aktaş

“Afrika üzerinde dolaşan sesler” şiarıyla yolan çıkan programda her hafta Afrika’nın başka bir ülkesinden geleneksel ve gelenekselden beslenen yeni icralar dinliyoruz.

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 Aheng-i Hengâme / Alper ve Esra Kaliber / Soul, Funk ve Afrika müzikleri

 ahengihengame.blogspot.com/

14:00 – 14:30 Günün ve Güncelin Edebiyatı / Seval Şahin / Romanlar, Hikâyeler, Kahramanlar

gununguncelinedebiyati25.07.2019barismarquez.rec.25.06.2019

twitter.com/sevalsahinn/media

Günün ve Güncelin Edebiyatı kayıt arşivi

Twitter.com/Guncel Edebiyat

***

Gabriel Garcia MarquezSeval ŞahinBarış Özkuldünya edebiyatı

***

Barış Özkul ile Dünya Edebiyatı: Gabriel Garcia Marquez ve Yüzyıllık Yalnızlık

23 Ağustos 2019
Bu hafta dünya edebiyatı serimizde Barış Özkul ile Gabriel Garcia Marquez ve Yüzyıllık Yalnızlık’ı konuştuk.

Programımız hakkında Soru ve önerileriniz içinTwitterFacebook 

14:30 – 15:30 Notalarla Sohbet / Zerhan Gökpınar / Açıklamalı ve karşılaştırmalı bir klasik müzik programı

Notalarla Sohbet – Zerhan Gökpınar

***
25 Temmuz perşembe günü Notalarla Sohbet programımızda hem romantizm, hem de dinamizm öne çıkıyor. Saat 14.30/94.9 Açık Radyo’dayız, sohbetimize bekleriz.
www.acikradyo.com.tr
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

15:30 – 16:30 Hukuk Güvenliği (Yeni program) / Hazırlayanlar: Bahri Belen ve Aynur Tuncel

Hukuk güvenliğinin enine boyuna konuşulduğu programın sürekli konuğu Aynur Tuncel bu yayın döneminde aslî programcı kadrosuna dahil oldu.

16: 30 – 17:00 Biofilia (Yeni program) / Hazırlayan: Nurhan Keeler

biofilia25.07.2019

Evrenin Suyuna Giden Tasarım programının zaman içinde eko-tasarım sınırlarını aşıp yeni bir programa dönüştü: Biofilia. Doğayla, diğer canlılarla, kültür ve tasarımla kurulan özenli ilişkiler üzerine bir program

twitter.com/nurhankeeler

Biofilia Fotoğraf Albümü

facebook.com/nurhan.keeler

***

Biofilia 25 Temmuz Perşembe günü saat 16.30’da 94.9 Açık Radyo’da

Programda

‘Serbest dolaşan çocuklar’ ve ‘serbest ebeveynlik’
Sessizlik sertifikasına sahip parklar
Vegan sporcular var

Müzik : The Dandy Warhols / I Am Sound

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, ayakta, çocuk ve açık hava

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Berna Kaytaz, Jak Kohen,Levent Öget ve Harun İzer

facebook.com/pages

dunyanincazi-loget.blogspot.com/

***

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve yazı

Levent ÖgetÖget Caz ile birlikte.

DÜNYANIN CAZI-AÇIK RADYO 94.9 FM – Perşembe-17:00/18:00 (canlı)
Hazırlayan ve Sunan: Levent Öget

http://dunyanincazi-loget.blogspot.com/ (liste)

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20190725

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Açık Dergi Perşembe Melis Behlil ile Sinemalardan

Açık Dergi Perşembe Beraber ve Solo Ahkâmlar (Açık Dergi’de yeni köşe) / 15 günde bir / Hazırlayanlar: Seyit Ali, Turgut Yüksel ve ve Mehmet Kekik

Farklı disiplinlerden 3 insanın müzik dinleme serüvenleri.

Açık Dergi Perşembe Sarı Tuğlalı Yol / Zeynep Arıca ve Burak Dinler / Müzikal Tiyatro’da bir gezinti

Müzikal tiyatro tarihinden klasikler hem ses kayıtları hem de sahne notlarıyla bu yayın dönemi Açık Dergi’de. Eski programcımız Zeynep Arıca’nın yanına sahne arkadaşı Burak Dinler’i alıp sunacağı Sarı Tuğlalı Yol’da amatör ve profesyonel müzik grupları da zaman zaman yayına konuk oluyor.

Açık Dergi Perşembe Fransız Öpücüğü (Gün ve saat değişikliği) / Hazırlayan: Devrim Özkan

Şansonların ötesinde çağdaş Fransızca müzik programı Fransız Öpücüğü bu yayın döneminde on beş günde bir, üstelik bir saatlik formatıyla Açık Dergi’de bizlerle. Devrim Özkan, özel profilleri ve muhtelif anekdotlarıyla güncel müziğin Fransızcasına bakmayı sürdürüyor.

***

Anısına: Sacha Distel

zz16

Fransız caz gitaristi ve yorumcu Sacha Distel, 22 Temmuz 2004’te aramızdan ayrılmıştı. Biz de Fransız Öpücüğü’nün bu bölümünde, ölümünün on beşinci yılı anısına, sanatçının kariyerini en sevilen şarkıları eşliğinde gözden geçirdik.

25 Temmuz 2019 tarihinde Açık Radyo’da yayınlanmıştır.

1933 yılında Paris’te Dünyaya gelen Distel, ünlü orkestra şefi Ray Ventura’nın yeğeniydi. Küçük yaşlardan itibaren caz müziğine ilgi duymaya başlayan genç adam, on yedi yaşına geldiğinde Henri Salvador’dan gitar teknikleri konusunda eğitim aldı. 1952’de Amerika’ya gitti ve burada Charlie Parker ve Miles Davis ile tanıştı. 1953’de Fransa’nın en iyi caz gitaristi seçildi. Bunun ardından Sacha’nın yeni bir Django Reinhardt olduğu konusunda hemen herkes hemfikirdi ama o, düzgün fiziği ve çapkın gülümsemesiyle daha büyük kitlelere hitap etmenin hayalini kuruyordu.

Sacha Distle’in dayısı Ray Ventura, ünlü bir orkestra şefiydi ve Ray Ventura et ses collegiens adlı orkestrasıyla sahnelediği şovlarla ünlenmişti. Bu şovlarda skeç tarzı şarkıları seslendirirdi Ventura’nın müzisyenleri. Bunlardan biri de Tout va très bien madame la marquise’di (Her Şey Yolunda Bayan Markiz). 1935 tarihli bu şarkının hikayesi de şöyle kısaca: Ray Ventura ve Paul Misraki’nin de bulunduğu bir akşam yemeği sırasında, besteci Loulou Gasté, esprili bir şekilde soylu bir İskoç kadının başından geçen talihsiz olayları anlatıyormuş. Buna göre ülke dışındayken evine telefon eden soylu bir kadın, uşağından atının öldüğünü, kocasının intihar ettiğini ve şatosunun yandığını öğreniyormuş ama uşak ısrarla bunlar dışında her şeyin yolunda diyormuş ona. Bu hikâye Misraki’nin çok hoşuna gitmiş ve ertesi akşam Tout va très bien madame la marquise’i yazmış. Şarkı piyasaya çıktığında büyük ilgi görmüş ve albüm satışları 100 bini aşmış ve yanı başında yükselmekte olan Alman tehdidine rağmen yeni bir savaşın yaklaşmakta olduğuna inanmak istemeyen ve her şeyin yolunda olduğunu düşünen Fransız halkını gülümsetmeyi başarmış o dönemde. Bu açıdan şarkının içeriğiyle, o dönemin ruhu arasında bir paralellik kurmak da mümkün. 1993’te, sosyal reformların ve politik skandalların konuşulduğu bir dönemde bu kez komedyen Coluche’ün tavsiyesi üzerine Sacha Distel, Claude Brasseur, Jacques Martin, Popeck ve Sim ile birlikte yeniden yorumlamış şarkıyı.

Bir caz müzik tutkunuydu Sacha Distel, 7 Aralık 1958 akşamı da ilk konserlerini vermek üzere Cezayir’e hareket etmeden önce, iki yakın arkadaşı Raymond le Sénéchal ve Maurice Tezé’yle, Ringside adlı caz kulübüne gitmişti. O akşam sahnede Nancy Holloway vardı ve Amerikan caz klasiklerini seslendirmekteydi. Bunlardan biri de Peggy Lee yorumuyla büyük yankı uyandıran Apple, peaches and cherries adlı parçaydı. Elma, armut ve kiraz satan bir kızın hikâyesini anlatan şarkıı Sacha Distel ve Maurice Tezé çok beğendiler ve Tezé hemen o akşam arabasında şarkıya Fransızca sözler yazdı. Ertesi gün orkestrasıyla birlikte deneme amaçlı seslendiren Distel bir şeylerin eksik olduğunu düşündü. Bunun üzerine şarkının içinde Amerikalı caz müzisyenlerinin “scat” larında çok sık kullandığı bir ses grubu olan “scou bi doo bi doo –ah “yı kullanmaya karar verdi. Parça, 1959’un başında piyasaya çıktı ve bir milyonu aşan bir satış rakamına ulaştı. Öyle ki Scoubidou‘nun bu başarısı üzerine, Folioplast şirketi, farklı renkte ipliklerin bir araya getirilmesiyle oluşturulan bilezik tarzı ürünlerine de şarkının adını verdi.

Altmışlı yıllarda yolu Türkiye’ye de düşen Sacha Distel, İstanbul ve İzmir’de konserler vermişti. 1965 yılında La Chanson Orientale adlı şarkısını Sezen Cumhur Önal tarafından yazılan sözlerle Kime Derler Sana Derler adıyla Türkçe olarak yorumlamıştı sanatçı. Derya Bengi’nin Altmışlı Yıllar’da Türkiye: Sazlı Cazlı Sözlük kitabında bu şarkıyla ilgili de bir başlık var. Burada yazdığına göre Paris’teki stüdyoda oldukça zorlanarak kaydetmiş şarkıyı Distel ve ancak on yedinci denemesinde başarılı olabilmiş. Dönemin Turizm ve Tanıtma Bakanı Zekai Dorman da, Türkiye’nin tanıtımındaki katkılarından dolayı kendisine teşekkür etmiş. O dönemde yabancı sanatçılara kendi şarkılarını Türkçe sözlerle söyletmek modaydı. Guy Marchand La Passionata’yı yine Sezen Cumhur Önal imzalı sözlerle seslendirmiş; Johnny Hallyday, Adamo ve Patricia Carli gibi isimler de bu akımın içinde yer almıştı. Şarkı bunun sonrasında Türkçe sözlerle Yeşilçam filmlerinde de sık sık yer buldu. Ajda Pekkan Babamız Evleniyor‘da, Çolpan İlhan Kolejli Kızın Aşkı‘nda, Gönül Yazar ise Bilen Kazanıyor adlı filmde seslendirdi şarkıyı. Derya Bengi’nin kitabından bir başka ilginç not da, müzik yazarı Naim Dilmener’i pop müzikle tanıştıran şarkı da yine Kime derler olmuştu.

1959’da Scoubidou sayesinde şöhretinin zirvesine tırmanan Distel, altmışlı yılların başında da bu şöhretin tadını çıkarıyordu. Bu dönemde Les sept pechers capitaux adlı filmi çeken yönetmen Roger Vadim ondan filmin müziklerini bestelemesini istemişti. Sacha ilk önce piyanosunda Marina adını verdiği bir melodi çıkardı ortaya. Ertesi gün bunu kaydetti ve film gösteirme girdikten sonra bu parça büyük beğeni topladı. Bir süre sonra bu bestesini dayısı Ray Ventura’nın arkadaşı Amerikalı Duke Niles’a gönderdi sanatçı. Aynı dönemde Duke Niles’ın da yolu New York’ta Tony Benett’la kesişti. Benett yeni albümü için şarkı arıyordu ve Niles’a bundan bahsetti. Onun da aklına Sacha’nın gönderdiği Marina geldi. Ünlü söz yazarı Jack Reardon’dan buna İngilizce sözler yazmasını istedi ve böylece ortaya The Good Life çıkmış oldu. 1963’te de Sacha Distel Fransızca sözlerle La belle vie adında kaydetti parçayı. Şarkı, o günden bu yana Matt Monro’dan Frank Sinatra’ya yaklaşık 250 kişi tarafından yorumlandı. Parçayla ilgili bir başka ilginç bir anekdot da, Sacha Distel, Marina‘nın İngilizce versiyonunu, 1962’de Brüksel’de bir kulüpte duymuş ilk olarak, Duke Niles henüz bahsetmemiş o zamanlar kendisine şarkıyı uyarladığından, bu da hoş bir sürpriz olmuş onun için.

Altmışların başında ortalığı kasıp kavuran yé-yé fırtınasına karşın popülaritesini korumayı başaran Diste’in, bu dönemde Brigitte Bardot ile yaşadığı kısa aşk hikâyesi, uzun süre magazin gazetelerinin manşetlerinden inmedi. Bu yıllarda; Oh quelle nuit, Mon beau chapeau ve Monsieur Cannibale gibi birçok başarılı şarkıya imza atan sanatçı, yakışıklılığı ve karizması sayesinde sık sık televizyonda da boy gösterme şansı yakalıyordu. 1963-1971 arasında hayranlarıyla, yapımcılığını Maritie ve Gilbert Carpentier çiftinin üstlendiği Sacha Show aracılığıyla buluştu. Sanatçnını bu dönemde seslendirdiği La casa d’Irène de bir cover’dı aslında. Parça, ilk olarak 1965’te İtalyan şarkıcı Nico Fidenco seslendirmiş, Türkçeye de Beyaz Ev adıyla uyarlanmış ve Erkut Taçkın tarafından yorumlanmıştı.

Distel yetmişli yıllara, Paul Newman ve Robert Redford’u bir araya getiren Butch Cassidy and the Sundance Kidfilminin soundtack’inde yer alan Rain drops keep fallin’on my head adlı şarkının Fransızca versiyonu olan Toute la pluie tombe sur moi ile başlamıştı. Bu parçanın başarısına rağmen sanatçının yetmişli yıllarda seslendirdiği şarkılar artık eskisi kadar ilgi görmemeye başlamıştı. Bu yüzden seksenlerle birlikte “The French Lover” lakabıyla anıldığı İngiltere’de yeni bir kariyere başladı, ayrıca Amerika’da da konserler verdi. Onu Fransa’da yeniden popüler hale getiren şarkı ise 1981 tarihli Le bateau blanc oldu. Daniel Vangarde ve Jean Kluger imzasını taşıyordu parça. Yetmişli yılların sonlarından itibaren Vangarde & Kluger ikilisinin yazdığı parçalar büyük başarı elde ediyordu. Bu yüzden de yapımcı Claude Carrère sık sık bu ikiliden yardım istiyordu. 1980’de Carrère, bu kez Sacha Distel için bir parça talep etti onlardan. Bunun üzerine ikili Carrère’e Le bateau blanc – Beyaz yelkenli adını taşıyan bir parçanın demosunu gönderdi ilk olarak. Parçanın sözlerinde Jean Kluger ailesiyle geleneksel tatillerine çıkan on altı yaşındaki bir delikanlıdan söz ediliyordu. Şarkının sadece nakarat kısmında bir melodi mevcuttu. Bu kısmı oğlu Julien ve arkadaşı Claude Deff’in çocuklarıyla birlikte seslendirmişti Distel. Böylece parça 1980 yılımım sonunda 45’lik olarak piyasaya çıktı ama satış rakamları hiç iyi değildi. Bir yandan da kanserle mücadele eden Sacha da bunun üzerine Paris’ten ayrılıp ailesiyle birlikte tatile gitti. Tam bu sırada yapımcısı telefon edip ondan son bir televizyon programına katılmak üzere Paris’e dönmesini rica etti. Sacha da onu kırmadı ve Paris’e gidip Avis de recherche programının Line Renaud’ya ayrılan bölümünde Le bateau blanc’ı seslendirdi. Bu yayın aynı zamanda şarkının şansının dönmesini sağlayan olay oldu. 1981 ilkbaharında en iyi satan albümler arasına girdi Le bateau blanc ve toplamda 500 binlik bir satış rakamına ulaşıp Altın Plak statüsünü elde etti.

Geçen yıl Charles Aznavour hayata veda ettiğinde basında onun için Fransa’nın Frank Sinatra’sı gibi benzetmeler yapılmıştı hatta Açık Radyo’da da gündeme gelmişti bu konu hem Açık Gazete’de hem de İlksen Mavituna’yla Açık Dergi’de Aznavour anısına hazırladığımız programda. O zaman bu lakabın Aznavour için çok da uygun olmadığını belirtmiştik. Bu yorumlara belki de şunu da eklemek gerekir ki; sesi ve kariyeri göz önünde bulundurulduğunda, illa birini Fransa’nın Frank Sinatra’sı olarak adlandırmak gerekiyorsa, buna en uygun isim Sacha Distel’di aslında. Bir Sinatra hayranıydı kendisi. Ayrıca hem ses rengi olarak dönemin crooner’larını hatırlatıyordu hem de yorumcu kimliğiyle öne çıkıyor ve yorumladığı şarkılar da Sinatra repertuarındakilere oldukça benziyordu. Örneğin Amerikan klasiklerine yer verdiği 2003 tarihli “But Beautiful” albümündeki parçalardan L.O.V.E‘ı, ilk olarak 1964’te Nat King Cole seslendirmiş, parça daha sonra başta Nathalie Cole ve tabii ki Frank Sinatra olmak üzere pek çok isim tarafından yeniden yorumlanmıştı.

22 Temmuz 2004’te kanser nedeniyle hayata veda eden Sacha Distel, Henri Salvador ile birlikte Dictionnaire du jazz’da yer alan iki Fransız popüler müzik şarkıcısından biri. Kendisi özellikle altmışlı yıllarda Türkiye’yi de ziyaret etmiş, Türk izleyicileriyle en son 1995 yılında, Saint Joseph Lisesi’nin kuruluşunun 125. Yılı onuruna düzenlenen gecede buluşmuştu. Sacha Distel’in repertuvarında birçok uyarlama şarkı vardı. Bunlardan biri de Carson Parks’ın 1967 tarihli Something stupid adlı şarkısıydı. Parça; Frank Sinatra ve kızı Nancy Sinatra’nın yaptığı düetle üne kavuşmuş. 2001’de Robbie Williams ve Nicole Kidman’ı bir araya getiren single’la yeniden gündeme gelmişti. Sacha Distel ise şarkıyı, Maurice Tezé’nin yazdığı sözlerle, aynı zamanda Amerikalı aktör Sydney Poitier’nin eşi olan Kanadalı oyuncu Joanna Shimkus’la birlikte seslendirmişti.

Playlist:

Şarkıcı / Yorumcu Parça Adı Albüm Adı Süre
Sacha Distel
Monsieur Cannibale
Ses premières chansons Vol.2
3:21
Sacha Distel
Ma première guitare
Profession chanteur – CD3
3:33
Sacha Distel
Un vieil air de jazz
Profession chanteur – CD4
2:15
Sacha Distel
Tout va très bien Madame la Marquise
Qu’est ce qu’on attend pour etre heureux
3:24
Sacha Distel
Scoubidou
Ses premières chansons Vol.2
3:03
Sacha Distel
Kime Derler Sana Derler / La Chanson Orientale
Kime Derler / Ses premières chansons Vol.2
3:30
Sacha Distel
Toute la pluie tombe sur moi
Disque d’or (1965 à 1972)
3:01
Sacha Distel
La belle vie
The Very Best of Sacha Distel (44 Essential Songs)
2:03
Sacha Distel
La Casa d’Irène
Sacha Show à l’Olympia (1966)
3:37
Sacha Distel
Le bateau blanc
The Very Best of Sacha Distel (44 Essential Songs)
3:10
Sacha Distel
L.O.V.E
But Beautiful
2:48
Sacha Distel & Joanna Shimkus
Ces mots stupides
The Very Best of Sacha Distel (44 Essential Songs)
2:37

20:00 – 21:00 Caz Orkestrası / Hülya Tunçağ / Dünden bugüne büyük caz / orkestraları

21:00 – 22:00 Sosyal Müzik (Yeni program) / Hazırlayanlar: Gonca Açıkalın, Sina Hakman)

acikradyo.com.tr/program/sosyal-muzik

“Caz ve cazdan etkilenen müzikler” şiarıyla yola çıkan programda, caz müziğine, cazla ilişkili ya da ondan esinlenip etkilenmiş müziklere yer veriliyor.

***

Yaz tatiline devam… Bu hafta biz de sizinle beraber programı dinleyip dans edeceğiz!
🏖
Sosyal Müzik 21:00’de, @acikradyo 94.9’da
🏕
http://acikradyo.com.tr/…/25-temmuz-2019-yazlik-karisik-kas…

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

22:00 Falan: Freeform Freakout (Yeni program) / Hazırlayan: Clint Willey

Kick Out The Jams programıyla Amerika’nın çığır açan müzisenlerini ele alan Clint Willey bu yayın dönemi funk kanallarında ve farklı sadaların zengin çeşit âleminde bir keşif gezisine çıkıyor.

23:00 – 24:00 Stalker / Fatih Rağbet ve Yıldırım Arıcı / Herkesin ve hiçkimsenin programı

stalkeracikradyo.blogspot.com/

24:00 – 01:00 Kılavuz / Bahadır Dilbaz / Türler arası

   bahadirdilbaz.blogspot.com/ 

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow

democracynow.org/shows/2019/7/23

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

acikgaste_24-07-2019

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

“Bilimin arkasında birleşelim!”

15 yaşındaki okul kırıcısı Grevci Greta, Fransız Parlamentosu’nda yaptığı konuşmasında karar alıcıları iklim krizi karşısında harekete geçmeye çağırıyor. (Açık Radyo)

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Nereye Doğru: Cengiz Aktar’la Geleceğe Bakışlar

nereyedogru20190724

Nereye Doğru kayıt arşivi

09.30 – 10:00 50. Yılında 68 Devrimi (Açık Gazete’de yeni köşe) / Tarih Vakfı’nın katkılarıyla.

30. yılını bir sergi, 40. yılını ise 6 dakika 8 saniyelik bir dizi program ile andığımız 68’in, 50. yaşını de es geçmiyoruz. Tarih Vakfı’nın katkılarıyla 68 Devrimini enine boyuna konuşuyoruz.

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü / Oldies

10:30 – 11:00 Açık Yeşil /Ümit Şahin ve Ömer Madra / Hayatın, politikanın ve sokağın çevre ekoloji gündemi

acikyesil20190724

Açık Yeşil kayıt arşivi

11:00 – 12:00 Metropolitika / Aysim Türkmen, Korhan Gümüş ve ve Murat Güvenç / Kent ve kentlilik üzerine tartışmalar

metropolitika20190724

Metropolitika kayıt arşivi

12:00 – 12:55 Hipnopompia (Yeni program) / Algı dürten müzikler / Hazırlayan: Emirhan Arapoğlu

Açık Radyo’nun öğlen caz kuşağında algı dürten, cazdan elektroniğe geniş bir alanda gezen yeni bir müzik programı.

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 Tuna’nın Beri Yanı / Muammer Ketencoğlu / Balkan ağırlıklı etnik müzik

muammerketencoglu.com/

tunaninberiyani.blogspot.com/

facebook.com/ketencoglumuammer

14:00 – 14:30 Türlerin Yaşam Hakkı / Işıl Karaelmas / Gezegeni paylaştığımız canlıların özgürce yaşama haklarına dair her şey

turlerinyasamhakki24.07.2019rec20.07.2019

zz4

“Gezegeni paylaştığımız canlıların özgürce yaşama haklarına dair her şey” şiarıyla yola çıkan program; Türkiye ve dünyadaki hayvan hakları gündeminden, etik veganlık anlayışına; hayvansal ürünleri tüketmeyi bırakmaktan, sokak hayvanlarına yardım etmeye kadar faydalı insan yaklaşımları ve pratikleri üzerine.

twitter.com.türlerin.yaşam.hakkı 

pictosee.com/turlerinyasamhakki/

***

turlerinyasamhakki. Bugün (24 Temmuz Çarşamba) konuğum Nazlıgül Çınaroğlu @journal.ofavega

Bugün (24 Temmuz Çarşamba) konuğum Nazlıgül Çınaroğlu @journal.ofavegan ile hayvansal ürünleri tüketmeyi nasıl kolayca bırakabileceğimizi konuşacağız. . 🌱Vegan olmak zor mu? . 🌱Vegan olmak isteyenlere tavsiyeler 📌 🌱Vegan Buddy desteği (vegvorous.com, @vegvorous ) . 📻 Bugün (24 Temmuz Çrş) saat 14:00’te 94.9 @acikradyo da.

***

turlerinyasamhakki. Çok güzel bir sohbetti @journal.ofavegan geldiğin için çok teşekkürler

Çok güzel bir sohbetti @journal.ofavegan geldiğin için çok teşekkürler 💚☺️ . Hala vegvorous.com’a girip vegan buddy’sini bulmamış olan varsa hatırlatmış olalım📍🤓 . Bugünkü programı kaçıranlar profildeki linkten dinleyebilirler ⬆️

14:30 – 15:30 Alla Turca / Ali Pınar ve Ersin Antep / Türkiye’den klâsik müzik yorumcuları ve bestakârları

www.facebook.com/alla.turca.5

instagram.com/allaturca2001/

15:30 – 16:30 Altın Saatler / Nuray Aydınoğlu, Elvan Cantekin, Argun Yum ve Gürhan Ertür / 17 Ağustos’u unutma

altinsaatler20190724

Altın Saatler kayıt arşivi

16:30 – 17:00 Emeğin Gündemi / Ayşe Berna Uçarol ve Mustafa Eren / Fabrikalardan plazalara emekçilerin ortak sorunları ve örgütlenme deneyimleri

emegingundemi20190724

emegingundemi.blogspot.com/

emegingundemi.blogspot.com/search/label/aç1kradyo

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / (Tekrar program) / Hazırlayan: Atilla Aksoy

Açık Radyo kurucularından, programcı dostumuz Atilla Aksoy’u yakın zaman önce kaybettik. Dünyanın Cazı programının ilk programcısı Aksoy’un 2004 yılında bu çerçevede hazırlayıp sunduğu programları 13 yılın ardından Çarşamba günleri 17.00’de tekrar yayınlıyoruz.

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20190724

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Eser Epözdemir – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Açık Dergi Çarşamba Oyun Arası / Emre Gümüşer

Muhtelif tiyatro müziği örneklerine kulak atıp, oyunlar arası bir yolculuğa çıkıyoruz.

Açık Dergi Çarşamba Yerden Yüksek / Çocukların Mekân Algısı ve Mekânsal Hakları / Gizem Kıygı

yerdenyuksek20190724

Değişen kentsel ve kırsal mekânlarda çocuıkların mekânlarda nasıl varoldukları ve mekânı nasıl algıladıklarını ve bu konuda yapılan çalışmaları konuşuyoruz. Her bölümde bir araştırmacı-uzman konuk yayına eşlik ediyor.

yerdenyuksek.medium.com

instagram.com/yerden.yuksek94.9/

***

zz8

Yerden Yüksek haftası! Bu Çarşamba konuğumuz Sulukule Gönüllüleri Derneği Proje Sorumlusu ve Atölye Kolaylaştırıcısı Kübra Kalender 🌼 Sulukule özelinde kentsel dönüşümün çocuklara etkisini ve dernek çalışmalarını konuşacağız. 19.00’da, Açık Radyo’da!

***

zz9

Podcast yayında! Sulukule Gönüllüleri Derneği’nden Kübra Kalender ile kentsel dönüşümün çocuklara etkisini ve dernek çalışmalarını konuştuğumuz programın kaydına sitemizden ulaşabilirsiniz 👉 #linkinbio #podcast

Açık Dergi Çarşamba 18:50 Tasarım Sözlüğü (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Muğlak Standartlar Enstitüsü

Muğlak Standartlar Enstitüsü’nün uzun süredir üstünde çalıştığı ve memlekete özgü tasarımsal terim ve icatların derlendiği müstesna Tasarım Sözlüğü’nün maddeleri Enstitü üyelerince her Çarşamba akşamı birer maddeyle radyoda seslendirilmeye başlıyor.

Açık Dergi 19:30 Tezahür (15 Günde 1) / Hazırlayan: Gülin Dede Tekin / İstanbul tiyatro hayatı üzerine gündelik konuşmalar

Tiyatro dünyasından haberler, röportajlar, yeni oyunlar, güncel meseleler. Artık Salı değil Çarşamba akşamları. Çıplak Ayaklarla Dans’la dönüşümlü.

Tezahür kayıt arşivi

Açık Dergi 19:30 Çıplak Ayakla Dans (Açık Dergi’de yeniden köşe, 15 günde 1) / Hazırlayanlar: Duygu Güngör ve Mihran Tomasyan

Çıplak Ayaklar Kumpanyası bu yayın döneminde yeni konu ve konuklarıyla aramıza dönüyor. Tezahür programıyla dönüşümlü olarak.

Çıplak Ayakla Dans kayıt arşivi

20:00 – 21:00 Ay’da Caz (Yeni program) / Caz tarihinde bu ay / Hazırlayanlar: Nazlı Toprak ve Leyla Diana Gücük

Caz tarihinde o ay doğan-ölen müzisyenler, çıkan albümler, önemli olayların işlendiği bir caz programı

21:00 – 22:00 Alçak Basınç / Harun İzer / Popüler Kültürün kıyısında yeşeren alternatif yenilikçi müzik akımları

22:00 – 23:00 Ayın Karanlık Yüzü / Yosi Falay / Bir albüm

23:00 – 24:00 Caz Portreleri / Mustafa Aykın / Ayrıntılı caz tiplemeleri

24:00 – 01:00 Beton Orman / Da-Frogg Eyez /  Reggae, Dub ve alt türleri

8 yıl aradan sonra Beton Orman, Reggae, Dub ve alt türlerinin pozitif titreşimlerini yaymak için döndü.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/7/22

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Yeni Ufuklar (Yeniden program) / UNDP Türkiye

Her kış dönemi olduğu gibi BM UNDP Türkiye ofisinin hazırladığı Yeni Ufuklar bu  yayın döneminde geri dönüyor.

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

acikgaste_23-07-2019

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

23 Temmuz 2019

Fotoğraf: trueactivist.com

“Ben, Koko. Bir gorilim. Doğayım. İnsanları seviyorum. Gezegeni seviyorum. Ama insanlar aptal. Koko üzgün. Koko ağlıyor. Gezegeni tamir etmek gerek. Zaman kalmadı. Dünyayı koruyun. Acele edin. Doğa sizi görüyor.”

4 yıl önce Paris’teki 2015 İklim Zirvesine bir video mesajı yollayan goril Koko, hamisi Dr. Penny Patterson aracılığıyla işaret diliyle katılımcı uluslara böyle sesleniyor, 46 yaşında ölümünden hemen önce dünü, bugünü ve geleceği işaret ediyor. (Açık Radyo)

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Salı Ahmet İnsel’le Ufuk Turu

ufukturu20190723

Ufuk Turu kayıt arşivi

09:30 – 09:50 Açık Bilinç /  Güven Güzeldere ile Bilim ve Felsefe Sohbetleri

acikbilinc20190723

Açık Bilinçkayıt arşivi

Açık Bilinç program metinleri

***

Türler Arası İletişim

zz15

Hayvanlarla birbirimizi daha iyi anlamamız mümkün mü? Yeni teknolojiler, insan-hayvan iletişimini geliştirebilir mi? Açık Bilinç’te, geçen hafta MIT’de yapılan ‘Türler Arası İletişim’ çalıştayından notlar…

‘Türler Arası İletişim’ çalıştayını iki akademisyen, müzisyen ve aktivist Peter Gabriel, ve Internet’in tasarlayıcılarından Vint Cerf düzenlediler.

Hayvan bilişimi akademisyenleri, teknoloji araştırmacıları, mucitler ve girişimcileri bir araya getiren bir organizasyondu.

Çalıştayın açılış konuşmasında, müzisyen Peter Gabriel hayatını değiştiren ve kendisini bir hayvan hakları aktivisti yapan olayı anlattı.

Bu özetin sonuna ekleyeceğim TED konuşmasında, Gabriel ile Panbanisha isimli bonobonun iki klavyeyle birlikte yaptıkları müzikal doğaçlamayı izleyebilirsiniz.

— / —

Çalıştayın temel sorusu şuydu: Hayvan türleri ihtiyaçlarına göre kendi aralarında çeşitli iletişim yöntemleri kullanıyorlar. Biz insanlar, bu iletişim dünyasına büyük ölçüde dışarıdan bakıyoruz. 

Hayvanların dünyasını daha yakından anlamamız, onlarla konuşabilmemiz mümkün mü?

İnsanlarla diğer hayvanlar arasındaki iletişim ihtimallerine geçmeden önce, hayvanları~kendi aralarındaki iletişim örneklerine bakalım.

Farklı tür hayvanlar, ses, görsel sinyaller, ve koku gibi farklı yollarla kendi aralarında iletişim kurmayı ve haberleşmeyi becerebiliyorlar.

Hatta bazı durumlarda hayvanların farklı türlere ait olsalar da birbirleriyle iletişim kurabildiklerini, yani türler arası iletişimi becerebildiklerini görüyoruz.

Biz insanlarla hayvanlar arasındaki iletişimin en temel boyutu, duygusal sinyalleme denilen ve etkileşimlerimiz sırasında ortaya çıkan duygu paylaşımı.

Peki, duyguların ötesinde hayvanların iletişimde kullandıkları sinyallerin kodunu çözmek, onların “dilinden anlamak”mümkün mü?

— / —

Bu çalıştaydaki “çılgın fikir”lerden birisi şuydu: 

Hayvanların sinyallerini anlayabilir, yorumlayabilir, ve onlarla iletişimde kullanabilirsek, belki yunuslardan okyanusların durumunu, şempanzelerden ormanların halini sorup öğrenebiliriz. Gezegen için birlikte çalışabiliriz.

Bu fikrin gerçekleşmesi doğrusu pek kolay değil. Çünkü farklı türlerin iletişim kodlarını çözebilsek bile aynı kavramsal çerçeveyi paylaşmadan onlara meramımızı anlatmamız ve karşılığında yardım beklememiz mümkün olmayabilir. Dilin  yanı sıra zihinsel bir ortaklık da gerekebilir.

Öte yandan, çalıştaydaki pek çok araştırmacı, yunuslar ve şempanze/bonobo/goriller gibi büyük insansı primatlarla varsayılandan daha geniş bir zihinsel ortaklığa sahip olduğumuzu, ortak bir dil geliştirilebildiğinde zihinsel açıdan da ne denli yakın olduğumuzun ortaya çıkacağını iddia etti.

— / —

Konuşmacılar arasında, uzun yıllardır bonobolorla çalışmakta olan Prof. Sue Savage Rumbaugh da vardı.

Fotoğrafta Rumbaugh’yu, Peter Gabriel ile emprovizasyon yapan Panbanisha (sağda) ve bonobo dünyasının Einstein’ı diyebileceğimiz erkek kardeşi Kanzi (ortada) görebilirsiniz.

Inline image

Kanzi, kendisi için tasarlanmış bir leksigram (üzerlerine dokunulduğunda sese dönüşen sembollerden oluşan bir tür tablet) aracılığıyla insanlarla iletişim kurabiliyor ve yüzlerce sembolden oluşan bir sözcük dağarcığına sahip olduğu söyleniyor.

Fakat Kanzi’nin marifetleri, sembolik iletişimden ibaret değil.

Kendisini bebekliğinden beri yetiştiren Rumbaugh’ya göre Kanzi sözel cümleleri anlıyor, alet kullanabiliyor, hatta kibrit veya çakmakla ateş yakabiliyor.

Küçük bir örneğini şu videoda izleyebilirsiniz (İngilizce):

— / —

İnsanlarla sembolik iletişim alanında özel bir yere sahip bir başka insansı primat, yine bebekliğinden beri Dr. Penny Patterson tarafından yetiştirilmiş olan goril Koko.

Geçen sene 47 yaşındayken hayatını kaybeden Koko, Kanzi gibi leksigram yoluyla değil işaret diliyle konuşuyordu.

Stanford Üniversitesi’nde Psikoloji doktora tezi olarak Koko’ya bebekliğinde işaret dili öğretmeye başlayan Dr. Patterson, daha sonra akademik kariyerini Koko’yu yetiştirmeye adamıştı.

Bu videoda, Koko’nun hayatından küçük bir kesit izleyebilirsiniz (İng.):

Bu videoda da, bir nevi türler arası iletişim örneği olarak, Koko’yu hayatı boyunca sahiplendiği ve çok sevdiği kedileriyle oynarken görebilirsiniz (İng.):

— / —

Çalıştaydaki bir başka soru, yeni teknolojilerin ve internet’in insanlar dışındaki hayvanların hayatlarını ne şekilde iyileştirmekte kullanılabileceğiydi.

Evet, akıllı telefonlarımızı seviyoruz ve Instagram’da fotoğraflara bakmaya bayılıyoruz ama unutmayalım, bunun tek örneği biz değiliz!

— / —

Çalıştayda, hayvanlar arası iletişimin yanı sıra hayvan hakları, veganlık, iklim yıkımı ve gezegenin geleceği gibi konular da ele alındı.

Bu temaların bir kısmını, ‘Türlerin Yaşam Hakkı’ gibi Açık Radyo programlarında dinlemek mümkün.

Türler Arası İletişim çalıştayını organize eden dört kişinin birlikte vermiş oldukları bir de TED konuşması var.

İlgilenenler, Peter Gabriel ile Panbanisha’nın doğaçlamasına ek olarak, çalıştay temalarını bu konuşmada dinleyebilirler (İng.):

— / —

Çalıştayın son konuşmacısı, kısa bir video mesajıyla katılımcılara selam gönderen ünlü primatolog Dr. Jane Goodall idi.

Goodall’un hayatını, geçen sene Dünya Kadınlar Günü’nde aktarmaya çalışmıştım.

— / —

Bu akışın son sözünü yine Koko’ya verelim.

Paris’teki 2015 İklim Zirvesi’ne bir video mesajı yollayan Koko, Dr. Patterson’a göre işaret diliyle katılımcı uluslara seslenerek şöyle diyor:

Ben, Koko. 

Bir gorilim. 

Doğayım.

İnsanları seviyorum. 

Gezegeni seviyorum.

Ama insanlar aptal.

Koko üzgün.

Koko ağlıyor.

Gezegeni tamir etmek gerek.

Zaman kalmadı.

Dünyayı koruyun.

Acele edin.

Doğa sizi görüyor.

— / —

Haftaya Açık Gazete tatilde. Dolayısıyla Açık Bilinç’e de bir hafta ara veriyoruz.

6 Ağustos Salı sabahı yeni bir programda beraber olacağız.

Açık Bilinç’i Salı sabahları 9:30’da dinleyebilir, podcast arşivine ulaşabilirsiniz.

10:00 – 10:30 İklim İçin / Yücel Sönmez, Ömer Madra ve Murat Can Tonbil / İstanbul Forumu’ndan, Paris Zirvesi’ne yeryüzünün iklim güncesi

iklimicin20190723

İklim İçin kayıt arşivi

10:30 – 11:00 Ahşaptan Betona, Mecidiyeden Jetona / Pınar Erkan / Alameti kerametinden menkul kent hikayeleri

ahsaptanbetonamecidiyedenjetona20190723

“Alameti kerametinden menkul kent hikâyeleri” şiarıyla yola çıkan programda tarihten günümüze tarihsel katmanlar da deşilerek Bizans köşklerinden, sarayların altyapısının nasıl oluşturulduğuna, konutlardan ofislere, kaldırımlardan sokaklara, dehlizlerden şarap üretilen üzüm bağlarına kadar şehrin farklı unsurlarına dair az ya da çok bilinen detaylar konuşuluyor.

Ahşaptan betona Mecidiyeden jetona kayıt arşivi

11:00 – 12:00 Deniz Aşırı / Deniz Pak / Bozcaadalılar, adaya yolu düşenler ve adanın kıyısına vuranlar…

bozcaadasozlugu.blogspot.com/denizairi

12:00 – 13:00 Periplus (Yeni program) / Hazırlayan: Murat Can Tonbil

“Haritalar üzerinden caza çalan bir müzikal seyir rehberi” şiarıyla yola çıkan program, haftaiçi öğle kuşağını kıtalararası bir seyahate çıkarıyor.

http://canspod.com/

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 Musica Brasileira / Jozi Levi / Brezilya’dan müzik

soundcloud.com/joezeex/

9

14:00 – 14:30 Dünya Mirası Adalar / Asu Aksoy, Derya Tolgay ve Alp Orçun

dunyamirasiadalar23.07.2019

Adalar, yüzyıllarca imparatorluklara başkentlik yapmış, siyasi ve kültürel dönüşümlerin aktörlerini beslemiş dünya şehri İstanbul’un hikâyelerinin hep bir parçası olagelmiş. Krallar, kraliçeler, dini liderler sürgüne buralarda zindanlara atılmış, ardından Osmanlı’dan günümüze  farklı kültürel cemaatlerin zengin bürokratları, iş insanları, Adaları İstanbul’un sayfiye merkezi haline getirmiş, sanatçılar, yazarlar, Adalar’ın renginden, havasından, kokusundan beslenmek için buraları mekân tutmuş. Adalar, muhteşem mimari ve yaşam dokusuyla dünyada eşine az rastlanır bir kültürler havzası olma halini bugüne kadar taşımışlar.
Şanslıyız ki Adalarda İstanbul tarihinin tüm veçhelerinin mekânsal izdüşümlerini hâlâ görebiliyoruz ve barındırdıkları hikâyelerin bazen yaşayan bilgi kaynaklarına erişebiliyoruz. Kendimizi gerçekten müstesna hissetmeliyiz: Adalar’a adımımızı attığımızda İstanbul tarihinin çok da bozulmamış tanığının varlığını hissedebiliyoruz, şaşırıyor ve nedenini çok da bilmeden mutlu oluyoruz. Bu yayın döneminde bizi mutlu eden Dünya Mirası Adalar’ı enine boyuna konuşuyoruz.

Dünya Mirası Adalar facebook sayfası

***

Özellikle Büyükada’da, işlerini layıkı ile yapmayan, hayvanlarına iyi bakmayan, hayvan haklarını ihlal eden faytoncuları ayıklamaz, cezalar ve yaptırımları uygulamazsak ve yasaları tüm kurumlara işletir hale getirmezsek, tam beklenen olacak..atları adada bir daha göremeyeceğiz.
Açık Radyo– Dünya Mirası Adalar program konuğumuz, Burgazada’lı faytoncu çift Çiğdem ve Koray Kayaoğlu’ydu.
Faytonlar, atlar, atçılık konularını işlerken, eleştirel bir perspektiften bakmaya çalışıyoruz. Derinlemesine düşünmeyi, araştırmayı, ön yargılardan arınık, nesnel olmayı ve sorgulamaya çalışıyoruz.
Farklı bir perspektiften bu konuyu bize anlatan faytoncu çifte teşekkür ederiz.
En önemli konu ise, Adalar’ı trafiğe açmak anlamına gelecek bir uygulamaya, Adalılar’dan görüş almadan yapmak var ki İşin sonu, sokaklarda elektrikli otomobil trafiği oluşmasına kadar varır.
Yıllarca doğa koruma çalışmalarının içinde yer alan, işi doğa editörlüğü olan, Hurriyet.com.tr Gazetesi’nde yazılar yazan ve Açık Radyo programcısı Yücel Sönmez’in kaleminden .. “Faytonlar kaldırılsın” demek eski maarif nazırı Emrullah Efendi’nin “Şu mektepler olmasaydı, ben bu maarifi ne güzel idare ederdim” sözünü hatırlatıyor bana…
http://acikradyo.com.tr/podcast/218897

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve ayakkabılar

***

Bu Salı 14.00 de Açık Radyo– DünyaMirasıAdalar programında, Burgazada’lı, faytonculukla geçinen bir çifti ağırlıyoruz.
Faytoncu Koray Kayaoğlu ile Sosyolog eşi Çiğdem Kayaoğlu, arabacılığın, atçılığın ve hayvan sevgisinin bilmediğimiz taraflarını Adalar üzerinden anlatacaklar.
Hep birlikte, Kâinatın tüm seslerine, renklerine ve titreşimlerine Açık olan bu Radyo’da konuklarımızdan öğrenmeye devam ediyoruz.
Sevgili Çiğdem’in bizim için kaleme aldığı metin;
Burgazada’lı çiftin iki çocukları, birlikte yaşamaktan mutluluk duydukları yaşlı ve hasta bir anneleri, atları, tavukları, kedileri, kaplumbağaları var ve hepsini ailenin bir ferdi olarak görüyorlar. Günlük yaşamları sorumluluklarla örülü olduğundan bulundukları yerden uzun süre uzaklaşma imkanları bulunmamakta. Buna rağmen hayatın içinde tatil fikri olduğu inancını taşımıyorlar. Çünkü sahip oldukları aile onlar için hayatlarının en büyük değerini ifade ediyor. Küçücük bir kaçamağı bile büyük mutluluk olarak görme eğilimindeler.
Canlı dinlemek için; http://acikradyo.com.tr/stream/index.html

Karıkocanın en büyük hayalleri yeteri kadar büyük bir çiftlikte hayvanlarla ve bitkilerle geçecek bir ömür. Onlar için hayatın anlamı, tabiatın bir parçası olarak yaşayabilmek ve tıpkı tabiat kadar şeffaf ve verici olabilmek.

Onlar için faytonculuk, bir ticaret kapısı olmaktan çok, insan olarak at gibi güç ve güzellik timsali bir canlı ile olabilmek. Atlara hayvan hakları kazandırmak için gereken bir zorunluluk. Faytonculuk, bir atın kendi geçimini sağlayacak parayı kazanacağı bir olanak. Koşulsuz sevginin ve fedakarlığın doğadaki işleyişine şahitlik yapabilmek. Şehrin ve şehirli kültürünü oluşturamamış kalabalıkların soğukluğundan hayvanın yüreğinin sıcaklığına sığınabilmek.

Koray Kayaoğlu: kimdir:
1967 İstanbul Doğumlu. Şişli İlkokulunda okudu, Heybeliada Ortaokulunda okudu ve Zincirlikuyu Yapı Mesleklisesi 2. sınıfta maddi yetersizlikler nedeniyle okulu bırakmak zorunda kaldı.
1985 yılından itibaren Burgazada’da faytonculuk yapmakta.
A.S.S.K su topu takımında su topu oynadı
E sınıfı ehliyet sahibi
Veterinerlik konusunda ilgi ve yetenek sahibi bir hayvan sever. Özellikle atlar konusunda fiziki yapı ve çalışma koşuları hakkında uzman fikir sahibi

Çiğdem Kayaoğlu kimdir:
1974 Hatay Kırıkhan doğumlu. İlk ve orta okulu Adana’da tamamladıktan sonra İstanbul Haydarpaşa Meslek Lisesi Elektronik Bölümünü bitirdi. İstanbul Üniversitesi Uzaktan eğitim Fakültesi Sosyoloji mezunu ve Pedagojik Formasyon sertifika programı öğrencisi. Birlikte yapılması gereken her güzel etkinliğin gönüllüsü.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, at ve açık hava
Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, at ve açık hava
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, ayakta duran insanlar, açık hava ve doğa
Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, at ve açık hava

14:30 – 15:30 Yeni / Hande Akkan / Yeni Philip Glass’ın 80. yaşını kutluyor

Hande Akkan Twitter

15:30 – 16:00 Foto Müze / Gülderen Bölük (15 Günde 1)

selfi_201907

Osmanlı dönemi ağırlıklı olmak üzere Türkiye fotoğraf tarihinde bir gezinti… Eski gazete, dergi, fotoğraf koleksiyonu ve sayısız malzemenin kaynaklık ettiği programda, konusunda uzman olan bir çok konuk da ağırlanıyor. Osmanlı dönemi fotoğrafhaneleri ve fotoğrafçıları, dönemin fotoğrafa yaklaşımı, basın-fotoğraf ilişkisi, arşivcilik ve koleksiyonculuk programın ana konuları.

instagram.com/fotomuzeturkiye/

***

Selfie ya da özçekim… Herkesi etkisine alan bu çılgın modanın tarihi ne özportreler kadar eski, ne de akıllı telefonların sunduğu hizmet kadar yeni. Yaklaşık seksen yıl öncesinde kurulan bir stüdyonun sunduğu hizmet sayesinde insanlar aynalara bakarak kendi fotoğraflarını çektiler. Stüdyo Görçek üzerinden selfinin tarihçesi…
***

Selfie fotoğrafların cazibesi ve tarihçesi

05 Ağustos 2019

Selfie, her ne kadar akıllı telefonların hayatımıza soktuğu bir yenilik gibi görünse de aslında tarihçesi çok daha eski… Beyoğlu’nda 1940 yıllarında açılan bir stüdyo, cep telefonlarından çok daha önce müşterilerine kendi fotoğraflarını çekme imkânı sundu. Bu stüdyo Foto Görçek’ti. Tıpkı ismi gibi gör ve çek… Stüdyonun sahibi Emrullah Ali Yıldız ise göklere tutkun bir maceracı ve geniş hayalleri olan bir mucit. İşte programda yıllar öncesinin bu ilginç stüdyosunu ve selfienin tarihçesini konuşuyoruz…

Son yılların çılgın modası selfie özellikle gençler arasında bir iletişim dili olmaya devam ediyor.  Üstelik sadece gençler değil, yediden yetmişe herkes bu tutkuya kendini kaptırmış durumda. Ve bu moda hiç bitecek gibi görünmüyor.

Selfie modasında zaman içinde farklı üsluplar da gelişti. Ayak selfiesi, yarım selfie, çirkin selfie, seloteyp selfie, ofiste selfie, yatakta selfie, mutfakta selfie, araba kullanırken selfi, tehlikeli hayvanlarla selfie, yüksekte selfi, uç noktalarda selfie… Her yerde selfie, her an selfi… Farklı olabilmek ve sosyal medyada daha çok dikkat çekmek uğruna sınırların zorlanması. Sonuç; pek çok ölüm…

İşte böylesi bir çılgınlığın sosyolojik nedenlerini bir kenara koyup, kökenine gelirsek, aslında sanıldığı kadar yeni değil. Eğer kelimenin anlamını ‘kendi fotoğrafını çekmek’ olarak açıklarsak, o zaman fotoğraf tarihinin başlangıcına kadar gitmemiz gerekir. Çünkü ilk fotoğraf atölyelerini açan fotoğrafçıların birçoğu kendi portrelerini çekmiş. Tıpkı ressam ve heykeltıraşların kendi portrelerini yapmaları gibi, fotoğrafçılar da makine aracılığıyla bir anlamda kendilerini ifade etmişler ve ortaya koymuşlar. Ki bunlara diğer sanatlarda da söylendiği gibi özportre ya da otoportre diyoruz. Yine de hâlihazırda var olan ve kullanılagelen bu iki kelimeye rağmen selfie kelimesi her yeri sardı. Peki, neden yeni bir kelime doğdu? Özportre ya da otoportre gibi kelimeler selfie kelimesini kapsamıyor mu? Hayatımıza giren bu yeni kelime, tıpkı özportre ve otoportre gibi kendi fotoğrafını çekmek anlamına gelse de sanatsal bir kaygı taşımıyor.

En büyük fark da burada yatıyor. Çünkü selfie olarak çekilmiş portreleri, özportre olarak değerlendirmek imkânsız. Böyle üretilmiş her bir fotoğraf, ancak giydiğimiz çorap kadar kişisel sayılabilir. Çünkü bu fotoğraflar az sonra sosyal medyada paylaşılmak için üretildiler. Ve her biri bu amaca hizmet eden birer tüketim nesnesine dönüşmüş durumda. Verilen pozlar dahi diğerlerinin bir kopyası niteliğinde.

Hâlbuki icadından bu yana fotoğraf tarihinde öyle portreler var ki, yanı sıra öyle özportreler var ki herkes tarafından bilinir ya da anılır.  O fotoğraflar birer sanat ürünüdür.  Peki bu durumda, selfielerin tarihçesi 6-7 yıllık mı? Yani telefonlara kamera yerleştirildikten sonra mı?

Selfie fotoğraflar, telefonlar ve sosyal ağlar sayesinde hayatımızda yaygın bir karşılık buldu. Ama kökeni daha eskilere, yaklaşık 70 – 80 yıl öncesine gitmekte… Önceki programlarımızdan birinde koleksiyonların, efemeraların önemine değinmiştim. Bir gün elime İstanbul’daki bir stüdyoya ait bir zarf geçti. Mektup zarfının yarısı kadar büyüklükte şeffaf bir fotoğraf zarfı. Bu zarfın üzerindeki bilgiler oldukça dikkatimi çekti. Kırmızı mürekkeple basılmış bu yazıda şunlar yazıyordu:

Görçek Son icat fotoğraf sistemi. Patent sahibi Ali Yıldız. İhtira berat no 4029. Hiçbir suretle taklit edilemez. Adres: Beyoğlu Galatasaray karşısı, Çiçek Pasajı üstü…

Zarfın arka yüzünde ise 3 madde halinde verilen hizmet özetlenmiş.

1- Modern fotoğrafçılığın icaplarına göre hazırlanmış ideal bir sistemdir.
2- Kimsenin müdahalesi olmadan çok tabii olarak resminizi çekebilirsiniz
3- Herkes istediği resimden istediği kadar alabilir. 

Bunların da altında: Zevk, heyecan, üstün kalite bir fotoğraf, rakipsiz ucuzluk yazıyor.

Kim bilir daha önce kaç kez geçtim bu stüdyonun önünden. Ama bu zarf sayesinde, sıradan gibi görünen bu işletmenin, aslında yıllar öncesinin selfie stüdyosu olduğunu fark ettim.

Bu stüdyo 1940 yılında, Ali Yıldız tarafından Beyoğlu’nda açılıyor ve 1994 yılına kadar, elli yıldan daha fazla bir süre müşterilerine kendi fotoğraflarını çekme imkânı sunuyor. Sistem şöyle; bir kabine giriyorsunuz, karşınızda bir ayna duruyor. Elinize de bir ucu fotoğraf makinesine bağlı olan uzun bir kablo deklanşör veriyorlar ve sizi yalnız bırakıyorlar. Siz de aynada kendinize bakıp, hoşunuza gidecek açıları bulmaya çalışıyorsunuz. Tıpkı cep telefonunun ekranında yaptığımız gibi. Karar verdiğinizde tek yapmanız gereken, elinizdeki kablo deklanşöre basarak pozu tespit etmek. Tıpkı stüdyonun ismi gibi gör ve çek.

 ‘Kendi fotoğrafını çekiyor olmak’ tıpkı bugün gibi o yıllarda da insanları etkilemiş.  Kabinde yapayalnız olmanın verdiği rahatlık ve özgürlük duygusu çok güçlü olmalı ki; kimi eğlenmek için, kimi kendine benzeyen doğal bir portreye sahip olmak için bu stüdyoyu tercih etmiş.

Bugünkü selfilerde olduğu gibi Stüdyo Görçek’te çekilmiş o fotoğrafları bizim için değerli kılan şey: fotoğrafçı da dâhil olmak üzere arada yabancı hiç kimsenin olmamasında saklı. Yani fotoğrafla aramızdaki doğrudan ilişkinin sağladığı samimi bağ önemli… Bu sebeple selfieler, otoportrelerle kıyaslanamasa da bir kendini ortaya koyma biçimi olarak değerlendirilmeli.
Görçek’e ait bu zarfta patent sahibi Ali Yıldız olarak belirtilmiş ama daha sonra elime geçen başka bir zarf ve daha eski bir zarf, bu sistemin Fikret Kaftan’ın icadı olduğu bilgisini veriyor. Adres Ankara, sistemi kullanan Foto Üstün. Adres bilgileri de yer alıyor. İhtira numarası aynı, 4029.

Zarfın arkasında “Görçek Foto Makinesinin Hususiyetleri” diye başlık atılmış ve bu sistemi neden tercih etmemiz gerektiği anlatılmış.

Fikret Kaftan’ın icadı, ilk olarak Ankara’daki Stüdyo Üstün’de uygulanmış gibi görünüyor. Stüdyo Üstün’ü Fikret Kaftan mı açtı yoksa başka birine kullanma hakkını mı verdi net bilemiyoruz ama Emrullah Âli Yıldız’ın kendisinden devraldığı bu sistemle ilk olarak Beyoğlu’nda Çiçek Pasajı’nın üstünde bir stüdyo açtığını söyleyebiliriz. Ali Yıldız daha sonra çalışmalarına Balo Sokak’ta devam eder. Böylece insanlar selfie çekmek için bu stüdyonun yolarını aşındırarak aynanın arkasına gizlenen kamera sayesinde portrelerini ölümsüzleştirirler.

Peki, Âli Yıldız kim, birazda bundan söz etmek istiyorum. Kendisi Türk Havacılık tarihinin önemli isimlerinden. Göklere tutkun biri ve Türk Hava Kurumunda tecrübe pilotluğu yapıyor. Aynı zamanda pek çok buluşu var. Bir kısmının patentini almışsa da pek çoğunu parasızlıktan alamamış. İçinde otomatik paraşütün de olduğu bazılarını da yok fiyata satmış.  Bu yüzden buluşları heba olan, sahip çıkamadığımız değerlerden biri. Kendisiyle ilgili hazırlanmış Gökteki Venüs adlı kitapta icatlarıyla ilgili bakın ne söylüyor;

“Evet, birçok icatlarımın yanında model uçak motoru imalatlarım da vardı. Bunlara çok emek verdim ama kıymet bilen olmadı. Helikopter patentini de 1956’da aldım. Ona da ilgi duyan olmadı. Dikey kalkış yapan Harrier’e benzer bir patent çalışmam daha olmuştu. İlgisizlik nedeniyle bunu da değerlendiremedim. Sonraki yıllarda Harrier uçağını görünce içim sızladı!” diyor.

Bir ara torunu Seha Özmen’le röportaj yapmıştım o da dedesinin heyecan verici karakterini şöyle aktardı;

“Dedem stüdyoyu açtıktan sonra da çok uğraştı bu sistemi geliştirmek için. Kırk bin tane şey yaptı. Karaköy piyasasına gider, onu yaptırır, bunu yaptırır, yani makinelerle o kadar çok oynardı ki, anneannem çıldırırdı. Para kazanmayı bilen bir adam falan değildi, para mevhumu yoktu. Hayatımın bütün yazlarını orada geçirdiğim için dedemi çok severdim. Enteresan bir insandı, canı hiç sıkılmazdı. Bir tane kendi kalkan helikopter yapmıştı, içine oturulup çalıştırılan. Kendi çizip, burada sanayide yaptırmıştı. Bunun için Küçük ağaçları kesti. Ayrıca dedemin kuşları vardı, güvercinleri, onları uçurur seyrederdi. Ondan sonra da çizerdi. Kanatlarını falan açıp tek tek hepsini resimlerdi. Çok zeki bir insandı. Zekânın verdiği bir şey de vardı, aşırı uca geldiği için. Zaten tecrübe pilotluğu yapmak için çok korkusuz olmak lazım.”

Göklere tutkun bu korkusuz adam, 1909 yılında Bursa Orhangazi’de dünyaya gelmiş. 1928 yılında Yeşilköy Tayyare Makinist Mektebini; 1935 yılında Rusya Yüksek Planör Mektebini; 1936 yılında da Moskova Motorlu Tayyare Mektebini tamamlıyor. 1935 yılında Türk Hava Kurumunda uçuş öğretmenliği yapmaya başlıyor. 1942 yılından itibaren de ek olarak Türk Hava Kurumu Tayyare Fabrikasında tecrübe pilotluğu yapıyor.

Âli Yıldız, 1948 yılında emekli olduktan sonra fotoğraf işine geçiyor ve yıllarca başarıyla sürdürüyor. Kardeşi Neş’et Yıldız da Bursa, Atatürk Caddesinde Foto Yıldız’da aynı sistemi kullanıyor. Ardından pek çok şehirde benzer yöntemlerle çalışan stüdyolar birbiri ardından açılıyor.

Ama başlangıç aşamasında, Fikret Kaftan’ın da Âli Yıldız’ın da, taa o dönemde portre fotoğraflarındaki bu ince ayrımın çekiciliğini fark etmeleri oldukça dikkate değer. Ne kadar ileri görüşlü oldukları bugün daha iyi fark ediliyor.

Foto Müze: İstanbul Kamera Müzesi ve Hilmi Nakipoğlu Koleksiyonu

01 Ağustos 2019
Fotoğraf: Açık Radyo

Yıllarca özenle toplanıp bir araya getirilen model model kameralar, pozometreler, flaşlar, fotoğraflar, poz saatleri, agrandizörler ve fotoğrafa dair daha pek çok şey… Hilmi Nakipoğlu’nun koleksiyonculuktan müzeciliğe uzanan hayat öyküsü ve birikimlerini taçlandırdığı Kamera Müzesi bu haftanın konusu olacak…

2002 yılında Kültür Bakanlığı’nın Türkiye Müzeleri Kataloğu’nda yer alan Kamera Müzesi aynı zamanda bulunduğu lokasyon itibarıyla Bakırköy’ün gezilecek görülecek yerleri arasında ilk sıralarda yer almakta. Müzenin kurucusu Hilmi Nakipoğlu, müzesini ve müzeciliğe uzanan serüvenini anlatıyor…

16:00 – 16:30 Sudan Gelen (Yeni program) / Suya doğanın, bilimin, sanatın, edebiyatın içinden bakmak / Hazırlayan: Akgün İlhan

sudangelen20190723

Hayat suyun varlığıyla başladı ve onunla devam ediyor. Hayatın sonunu ise suyun yokluğu getirecek. Yaşadığımız gezegende içinde su bulunmayan, sudan gelip suya karışmayan hiçbir şey yok. Suyun yaşamın başlangıcı olduğunu, her varlık için vazgeçilmezliğini ve yeri dolduramazlığını vurgulamak hiç bu kadar önemli olmamıştı. İşte bu yüzden sudan gelen hikâyelerle insanlığın doğayla ve kendiyle olan ilişkisini anlatmak için tasarlandı Sudan Gelen. Parçası olduğumuz doğayla nasıl bir ilişki içindeyiz? Doğaya nasıl bakıp, ona nasıl davranıyoruz? Kendimizi doğanın neresinde konumlandırıyoruz? Biz insanlar kimiz, nasıl canlılarız? İnsanlık için nasıl bir gelecek hayal ediyoruz? Bu Can alıcı sorulara cevap ararken doğanın en temel bileşeni ve bedenimizin yüzde %60’ını oluşturan suyla ilişkimize baktıkça kendimizi de daha iyi tanıyacağız.

Sudan Gelen facebook sayfası

***

Akgün İlhan’ın hazırlayıp sunduğu Sudan Gelen’de bu haftaki konuğumuz Doktor öğretim üyesi Konca Saher. Şaher ile kültür varlıklarımızı korumayı ve koruyamamayı, çeşmelerden su kemerlerine hem doğa hem de kültür varlığımız olan suyumuzu ve Kadir Has Üniversitesi’nde önümüzdeki dönem kültür varlıklarımızı koruma üzerine başlayacak olan doktora programını konuşacağız. Bu sohbet kaçmaz diyenler için adresimiz Açık Radyo. Bizi saat tam 16.00’da 94.9 FM’den ya da http://acikradyo.com.tr/stream/index.html adresinden dinleyebilirsiniz.

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, yazı ve açık hava
***

Akgün İlhan’ın hazırlayıp sunduğu Sudan Gelen’de bu haftaki konuğumuz doktor öğretim üyesi Konca Saher ile kültür varlıklarımızı korumayı ve koruyamamayı, çeşmelerden su kemerlerine hem doğa hem de kültür varlığımız olan suyumuzu ve Kadir Has Üniversitesi’nde önümüzdeki dönem kültür varlıklarımızı koruma üzerine başlayacak olan doktora programını konuştuk. Buyurun buradan dinleyin:http://acikradyo.com.tr/podcast/218896 Açık Radyo Kadir Has Üniversitesi

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, gülümseyen insanlar, iç mekan
***

Kültür varlıklarımızı korumak

zz14

Akgün İlhan’ın hazırlayıp sunduğu Sudan Gelen’de bu haftaki konuğumuz doktor öğretim üyesi Konca Saher ile kültür varlıklarımızı korumayı ve koruyamamayı, çeşmelerden su kemerlerine hem doğa hem de kültür varlığımız olan suyumuzu ve Kadir Has Üniversitesi’nde önümüzdeki dönem kültür varlıklarımızı koruma üzerine başlayacak olan doktora programını konuştuk.

Playlist:

Şarkıcı / Yorumcu Parça Adı Süre
Pinhani
Nehirler Durmaz
3:59

16:30 – 17:00 Diğerkâm (Yeni program) / Hazırlayanlar: Damla Özlüer ve Rauf Kösemen

Geçtiğimiz dönemlerde Hemzemin programını hazırlayan Rauf Kösemen ve Damla Özlüer yine sosyal fayda iletişimi üzerine daha geniş düşünmeye çağırdıkları yeni programları Diğerkâm ile bu yayın döneminde de aramızdalar.

Facebook.com/Diğerkam

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Sanat Deliorman, Jak Kohen, Levent Öget ve Harun İzer

Dünyanın Cazı kadrosuna Caz vokalisti Sanat Deliorman dahil oluyor. Salı günleri

 

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Açık Dergi Salı Dünyayı Okumak / Aytaç Timur ve Akif Pamuk

Yazmaya övgü. Eleştiriye ve eleştirmene kapı. Düşünmeye, düşünceye, üretmeye ve tartışmaya alan açmayı amaçlayan bir kültür programı.

Açık Dergi Salı 18:50 Harici Bellek / Şarkılarla Dünya Tarihi / Murat Meriç

Şarkılarla Memleket Tarihi programıyla geçtiğimiz dönemlerde çok sevilen Murat Meriç, Açık Radyo’ya geri dönüyor. Müziğin bellek ile ilişkisini konu edinen bu yeni yayında Meriç, insanlık tarihinden vakaların izlerini plaklar/kayıtlar aracılığıyla sürüyor.

Açık Dergi Salı  Kulis Sesleri – Bircan Yorulmaz (Ayda 1)

Açık Dergi Pazartesi Serbest Atış (Açık Dergi’de yeni köşe – 15 Günde 1) / Dünya Basketbol Gündemi / Hazırlayanlar: Mehmet Çopuroğlu ve Kayhan Ergin

Volkan Ağır ve Utku Gökerküçük’ün hazırlayıp sunduğu Efektif Pas bu yayın döneminde bir ara veriyor. Yerine, bir basketbol programı olan Serbest Atış geliyor.

Açık Dergi Salı Trapez Kadro (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayanlar: Seçil Zor ve Zeynep Araboğlu

trapezkadro20190723

Açık Dergi’de Kadın Bisikletliler mikrofon başına geçiyor. Serbest Atış yayınıyla dönüşümlü olarak bizlerle her bölümünde farklı yaşam çevrelerinden bisikletçi kadınlar bisiklet deneyimlerini paylaşıyor.

zz2

Trapez Kadro intro

#TrapezKadro 19.00’da Açık Radyo‘da!

Bisikletli Kadın İnisiyatifi facebook sayfası

***

Seçil Zor ve Zeynep Araboglu’nun hazırlayıp sunduğu ve kadın bisikletlilerin mikrofonu aldığı Trapez Kadro, 23 Temmuz Salı akşamı 19.00’da @Açık Radyo’da!
Ekibe bu yayında Bursa’da bu yıl 10. ve son kez yapılan Bisikletle Yüzyıllık Macera turuna katılan kadınlar eşlik ediyor. Festivale katılan İlknur Dursun, Raban Karasu, Melike Eşme, Oya Uysal, Jale Türk, Muazzez Beyoğlu, Zeynep Beyoğlu, Emine Çelik, Hatice Yerlikaya, Zeynep Alica, Şirin Demircan, Şule Sam, bisikletle tanışmalarını, bisikletin hayatlarına kattığı degisiklikleri ve Bisikletle Yüzyıllık Macera Turu’nu anlatıyorlar.

Bu haftaki Trapez Kadro programı icin turdaki bisikletli kadınlarla iletişime geçerek, bizler için kayıt yapan BKİ aktif üyesi İlknur Dursun’a çok tesekkur ederiz.

23 Temmuz 2019 Salı 19.00’da Açık Radyo 94.9’da ve acikradyo.com.tr’de!
#RadyonuzAçıkOlsun #trapezkadro #bisikletlikadin

Görüntünün olası içeriği: 7 kişi, gülümseyen insanlar

Açık Dergi Salı  Kulis Sesleri – Bircan Yorulmaz (Ayda 1)

Açık Dergi Salı 40 Yılda 1 / Sedat Nemli

Bu yaz da 1977’den müzikler dinliyoruz. Haziran ayı itibariyle.

Açık Dergi Salı  50. Yılında Velvet Underground & Nico 

Açık Dergi’de Salı akşamları, yayınlanışının 50. yılında Velvet Underground & Nico albümünün parçaları da yer alacak

Açık Dergi Salı Göçmenin Müziği, Müziğin Göçü (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Evrim Hikmet Öğüt / (15 günde bir)

Bir süredir Suriyeli müzisyenler ve onların Türkiye’de yer alabileceği müzikal konum üzerine çalışmaları bulunan etnomüzikolog Evrim Hikmet Öğüt’ten “Göçmenin Müziği, Müziğin Göçü”, yeni programlarımızdan bir diğeri. Program, farklı müzik kültür ve türleri üzerinden göçün müzik üretimine etkisini müzikolog-etnomüzikolog, iletişimci, müzik yazarı, müzisyen ve sanatçılarla tartışıp, göçmen müzisyenlerin deneyimlerini ilk ağızdan aktarmayı da hedefliyor.

Açık Dergi Salı Yararlı Sanat Arşivi (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Can Gümüş ve Onur Yıldız / (15 günde bir)

Yararlı Sanat Arşivi, sanatta yarar ve kullanım konularının tartışmaya açılması için kurulan Arte Util (Yararlı Sanat) Topluluğu tarafından bir araya getirilmiş yararlı sanat örneklerini tartışır. Sanatın aktivizm ve kültür kurumlarıyla ilişkisi bağlamında geleceğini ele alan bir program.

20:00 – 21:00 Açık Şemsiye / Hakan Gürvit, Levent Dönmez, Mehmet Yusuf ve Şebnem Sühel Grimm / Gelmiş geçmiş tüm müzik türleri

21:00 – 22:00 Gitaresk / Jak Kohen, Gonca Açıkalın ve Meral Akman / Neo-klasik rock ve fusion

gitaresk_23.07.2019

gitaresk.com/

***

Bu gece Gitaresk’te nefis blues parçalarından bir seçki çalıyorum.
🎸
Supersonic Blues Machine, Joe Bonamassa, North Mississippi Allstars, Roosevelt Collier, Christone “Kingfish” Ingram ve Blackstone Cherry, 21:00’de, 94.9 Açık Radyo’da 🎸

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gitar ve iç mekan
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, gülümseyen insanlar, yazı
Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi
Görüntünün olası içeriği: dağ, açık hava ve doğa
Görüntünün olası içeriği: araba

22:00 – 23:00 Esintiler / Seda Binbaşgil / Jazz

23:00 – 24:00 Psychoacoustics (Program gününde ve saatinde değişiklik) / Hazırlayanlar: Osman Kaytazoğlu, Berk Gökberk ve Barış Karakaş

Cumartesi geceleri 02.00’de yayınlanan Psychoacoustis bu yayın dönemi Salı geceleri saat 23.00’de

24:00 – 01:00 Numune Hastanesi (Yeni program) / Hazırlayan: Cüneyt Bolak

Kaydedilmiş her türlü ses, bir progresif rock şarkısı ya da bir hint ragası, “Eşkıya” filminden bir diyalog ya da eski bir tv reklamı prodüktörlerin ellerinde yeniden hayat bulur. Doktor Frankenstein’ın canavarı gibi! 70lerin sonunda sampler’ın icadıyla müzik bir daha eskisi gibi olmadı. Özellikle Hip Hop’ta kesilen, biçilen ve yeniden hayat bulan “numune”lerin masaya yatırıldığı Numune Hastane’sinde örneği alınan ve bu örneklerle yapılan şarkıların izi sürülüyor. Sampling marifetiyle üretim yapan prodüktörler ve bu üretimleri altyapı olarak kullanan rapçilerin de konuk olduğu Numune Hastanesi dinleyicilerini “Ses Gezegeni’nde Örnek Avı”na davet ediyor.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program    blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/7/19

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil,  Selahattin Çolak

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

“Tabiat Ana’ya yapılan bütün bu kötülükler beni hüzünlendiriyor. Bir asker olarak 75 yıl önce özgürlük için ve Avrupa’yı ve dünyayı Nazizmden kurtarmak için çarpıştım, ama Tabiat Ana derinden yaralanıyorsa, medeniyetimiz de uygunsuz davranışlardan dolayı çöküyorsa, yaptıklarımızın bir anlamı kalmıyor demektir.”

Fransa’da, Normandiya Çıkarması’nın 75. yıldönümünde kendisine Özgürlük Ödülü verilen Greta Thunberg’in ödül töreninde konuşan Amerikan yerlisi gazi Charles Norman Shay. (Common Dreams)

***

Kadın liderlerden ‘iklim adaleti’ bildirisi: Tek dünya, tek şans

zz4

Kadın liderler, iklim adaleti için kadın liderliğinin önemine vurgu yapan bir bildiri yayınladı.

Eşitlik Adalet Kadın Platformu

İrlanda eski Cumhurbaşkanı Mary Robinson, Birleşmiş Milletler Kadın bölümü başkanı Dr. Phumzile Mlambo-Ngcuka, TEDWomen küratörü Pat Mitchell gibi isimlerin bulunduğu ve Türkiye’den Eşitlik Adalet Kadın Platformu kurucusu ve sözcüsü Gülseren Onanç’ın da aralarında olduğu dünyanın farklı ülkelerinden 34 kadın ‘Değişim için Kadın Lider Dayanışması’ adıyla bir araya geldi.

Kadın liderler iklim krizi ve bu krizin kadınlar ve kız çocukları üzerindeki etkisi ve krizin çözümü için kadın liderliğine duyulan ihtiyaç duyulduğuna vurgu yaptı. Time dergisinde yayınlanan makalede bunu daha detaylı okuyabilirsiniz.

İmzacıların taahhüt ettiği önemli eylemlerden biri, ‘kadınların sağlık, eğitim, ekonomi, politika, barış ve güvenlik konularında eşitlik yaratma çabalarını iklim adaleti hareketi ile birleştirmek’ oldu.

Bldiriye buradan ulaşabilirsiniz ve imza atabilirsiniz.

Bildirinin tamamı şöyle: 

İklim hareketi, Küresel Güney ve Küresel Kuzey’deki kadın liderliğinde acil bir yükseliş olmadan başarılı olamaz. Kadınlar ve kız çocukları, sistemik adaletsizlikleri derinleştirmek yerine iyileştirmek için zaten cesaretle iklim adaletine öncülük ediyorlar. Yine de, bu sesler çoğunlukla yetersiz temsil edilmekte ve çabalar yeterli ölçüde desteklenmemektedir.

Şimdi kadınların ve kız çocuklarının bilgeliğini ve liderliğini tanıma zamanı. Şimdi sayıca büyüme ve güç inşa etme zamanı. Tüm kız kardeşlerimizi iklim adaleti için ayaklanmaya, liderlik etmeye ve  görece güç ve ayrıcalık sahibi olanları başkaları için alan açmaya ve destek vermeye davet ediyoruz.

Her şeyi değiştirmek için herkese ihtiyacımız var.

“Bu bildiri kritik bir çağrı yapıyor. Alanları veya uzmanlıkları ne olursa olsun, kadınlar ve kız çocukları iklim adaletine öncülük edebilir ve bu liderliğe derinden ihtiyaç duyuyoruz.”- Mary Robinson

“Bu konuda kadınların liderliğinin küresel olarak tanınması, desteklenmesi ve coğrafyalar ve cinsiyetler arası bağlantılar kurmaya  ihtiyacımız var.” – Musimbi Kanyoro, Küresel Kadınlar Fonu Başkanı ve CEO’su

Güç ve ayrıcalığımızı şu amaçlarla kullanmaya aktif ve kararlı bir şekilde söz veriyoruz:

* Dünyadaki kadınları ve kız çocuklarını, iklim hareketi içinde öne çıkıp alan ve liderlik talep etmeleri, seslerini ve hikayelerini duyurmaları için destek vermek. Bunun gerçekleşmesinde bütün kadınlar ve kız çocukları önemli bir role sahip.

* Kadınların sağlık, eğitim, ekonomi, politika, barış ve güvenlik konularında eşitlik yaratma çabalarını iklim adaleti hareketi ile birleştirmek. İnsan hakları ve iklim birbirinden ayrı düşünülemez.

* Yönetim kurulları, girişimler, konferanslar ve forumlar dahil olmak üzere,  tüm kurumsal ortamlarda mümkün olduğunca iklim krizini ve çözümlerini masaya yatırmak. İklim krizi herkesin sorunudur.

Tek Dünya. Tek şans. Bu şansı yakalayalım.

WomenLeadClimate.org
#WomenLeadClimate

@WeLeadClimate

***

‘İklim krizi’ Meclis gündemine gelemiyor

zz5

İklim değişikliğinin nedenlerinin, sonuçlarının ve doğacak zararların önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin araştırılması amacıyla CHP’nin verdiği önerge AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.

1979’dan günümüze kadar yapılan ölçüm kayıtlarına göre Arktik Okyanusu’nun yakınlarında bir rekor daha kırıldı.

Kanada Meteroloji Ajansı tarafından yapılan açıklamaya göre, dünyanın en kuzeyindeki yerleşim birimi Alert bölgesinde geçtiğimiz hafta sonu yapılan ölçümlerde hava sıcaklığının 21 dereceye ulaştığı öğrenildi. Temmuz ayı ortalamalarının 5 derece civarı olduğu bölgede yaşanan bu durumun olağandışı olduğu söyleniyor.

Kuraklıkla ve milyonlarca insanı etkileyen susuzlukla boğuşan Hindistan’ın Chennai bölgesinde kriz devam ederken, ülkenin kuzeyinde 1 milyondan fazla insan, sel ve toprak kaymasından ötürü evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Fransa’nın güneyindeki Argeles-sur-Mer bölgesinde çıkan orman yangını nedeniyle 2500 kampçı apar topar çadırlarını toparlamak zorunda kaldı. Hırvatistan’ın batısında bulunan Pag Adası’ndaki hiphop festivaline giden 10 bin kişi ise çıkan orman yangını nedeniyle partiyi bitirmek zorunda kaldı.

Çıkan bu yangınların sebebi konusunda soru işaretlerini ise Earth’s Future adlı dergide yayımlanan bir çalışma ortadan kaldırır gibi.

Geçtiğimiz sene 766 bin 439 hektarlık alanda etkili olan, 3.5 milyar dolar hasara neden olup, 100’ün üzerinde insanın ve sayısı asla bilinemeyecek olan canlının hayatına mal olan orman yangınlarına ev sahipliği yapmış olan Kaliforniya eyaletinde yapılan araştırma sonuçlarına göre, iklim krizinin yaşanmakta olan orman yangını felaketlerini yüzde 500 kat daha büyük hale getirdiği ortaya çıktı.

Türkiye’deki orman yangınları resmi kurumlar tarafından dikkat, ihmalsizlik ve kasıt gibi sebeplerle gerekçelendirilmeye devam ediliyor.

DHA’nın Orman Genel Müdürlüğü’nün (OGM) verilerinden derlediği habere göre, Türkiye’de 2009-2018 yılları arasında 23 bin 878 yangınında 58 bin 333 hektar ormanlık alan yandı.

2009’dan bugüne kadar yaklaşık 83 bin 557 futbol sahası büyüklüğüne denk gelen ormanlık alanın yanma gerekçesi ise, iklim krizi hariç, dikkatsizlik, ihmal ve kasıt gibi durumlarla gerekçelendiriliyor.

Fakat Kaliforniya’daki iklim krizi ve orman yangınları arasındaki doğrudan bağlantıya benzer bir vurgu da Türkiye’de İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay tarafından bianet’e dile getirildi.

Tolunay, Evrim Kepenek’e verdiği mülakatta bu bağlantıyı şu şekilde açıklıyordu;

“Gelecekte de orman yangınlarının artışını bekliyoruz. İklim krizi özelinde gelecekte çok daha büyük çok daha şiddetli orman yangınları yaşanması kaçınılmaz. Gelecekte iklimin değişme yönü, sıcaklıkların 100 yıl sonunda 4-5 dereceler kadar artabileceği görülüyor. Önümüzdeki 20 yıllık bir sürede 2040’lı yıllarda bu artışlar 3 dereceleri bulabilir. Aynı zamanda yağışlarda da yüzde 20’ler ile 40’lar kadar azalma bekliyoruz.”

Biçer Karaca: Atlas ve arkadaşları bize sesleniyor

Fotoğraf: Bianet

Dünya genelinde iklim aktivistlerinin yoğun lobi faaliyetleri sonucunda karar alıcılar iklim acil durumu ilan etmeye devam ediyor.

En son Arjantinli iklim aktivistlerinin yoğun çalışmalarının sonucunda Arjantin senatosunda iklim acil durumu ilan edildi. Arjantin acil durum ilan eden ilk güney ülkesi oldu.

Türkiye’de ise iklim krizi meclis gündemine gelmeye başladı.

Cumhuriyet’in haberine göre, CHP Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca TBMM Genel Kurulu’nda CHP’nin İklim Krizi ve etkileri ile ilgili araştırma komisyonu kurulması teklifi üzerine konuştu.

Biçer Karaca, iklim krizinin bir doğa olayından fazlası olduğuna dikkat çekerek mevcut durumu meclis kürsününde şu ifadelerle dile getirdi:

“İklim krizi, çiftçimizin krizi demektir. Göç demektir. Vatandaşlarımızın ucuz gıdaya hatta gıdaya ulaşamama krizi demektir… Ülkemizde de çocuklarımız iklim krizinin farkında. Bizleri uyarmak için eylemler yapmaya ve bize seslerini duyurmaya çalışıyorlar. 11 yaşındaki Atlas Sarrafoğlu diyor ki: ‘Beğenseniz de beğenmeseniz de değişim başladı. Büyüklerin kirlettiği dünyayı biz çocuklar temizleyeceğiz ve tüm tehlike ortadayken adım atmayan politikacılara karşı da iş bize düştü.’

“Değerli milletvekilleri, Atlas ve arkadaşları bize sesleniyor; politikacılardan, biz milletvekillerinden artık umutlarını kestiklerini ifade ediyorlar. O zaman, 82 milyon vatandaşımızın geleceğini tehdit eden iklim krizi hakkında biz de bir şeyler yapmak, tedbir almak ve bir mücadele vermek zorundayız.”

İklim değişikliğinin nedenlerinin, sonuçlarının ve doğacak zararların önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin araştırılması amacıyla CHP’nin verdiği önerge AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.

Biçer’in bu ifadeleri üzerine görüşünü aldığımız Atlas Sarrafoğlu, politikacılardan umutlarını kesmediklerini sadece bir an önce harekete geçmelerini beklediklerini söyledi.

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Pazartesi  Ali Bilge’yle Ekonomi Politik

ekonomipolitik20190722

Ekonomi Politik kayıt arşivi

***

Açık Gazete’de Ali Bilge ile ‘Ekonomi Politik’: S-400 krizi ve Doğu Akdeniz

zz13

Açık Gazete’nin Ekonomi Politik köşesinde Ali Bilge’yle konumuz S-400 ve Doğu Akdeniz.

Konuşma dökümü için üstteki linki tklynz

09:50 – 10:00 İzel Rozental ile Haftanın Karikatürleri (Açık Gazete’de yeni köşe)

haftaninkarikaturleri20190722

Sevgili dostumuz çizer İzel Rozental dünyadan ve Türkiye’den seçtiği haftanın karikatürlerini radyoda anlatıyor.

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü Oldies

10:30 – 11:00 Kamusla Güreş (Yeni program) / Hazırlayanlar: Didem Gürzap ve Kerem Doğan

kamusla_gures-22-07-2019_rec.03-07-2019

Kelimelerin, hayata dokunan anlamları, güncel ve geçmişe dayalı anlam ve çağrışımlarıyla tekrar ele alınacağı bir program.

zz8

Kamusla Güreş kayıt arşivi

Kamusla Güreş Twitter

Didem Gürzap Twitter

***

Saç,Sakal, Bıyık

11:00 – 12:00 Bisiklet Zinciri (Yeni program) / Hazırlayan: Muzaffer Çorlu

Müzik programcımız Muzaffer Çorlu yıllar sonra heyecanlı bir dönüş yapıyor. Programda müzik, film ve bilim üst şemsiyesi altında besteciler, bilim insanları ve dahi siyasetçiler nöro-bilimdeki yeni gelişmelerle birlikte ele alınıyor.

Bisiklet Zinciri kayıt arşivi

12:00 – 13:00 Jazz Club (Yeni program) / Hazırlayan: Dağhan İş

Önceki dönemlerde dansın peşinde koşturan Dağhan İş bu yayın döneminde “İçinden caz geçenler”in peşine düşüyor.

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 Babil’den Sonra / Hazırlayan: Ercüment Gürçay

Dünyanın her yanından rüzgâra bırakılmış sesler bu yayın döneminde Pazartesi günleri saat 13.00’te.

zz6

facebook.com/ercumentgr

***

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve yazı

 

AÇIK RADYO (94.9 BABİL’DEN SONRA: HEP YOLCUYUZ, BÖYLE GELİR GİDERİZ…

Neşet Ertaş “Yolcu” türküsünde ” “Hep yolcuyuz, böyle gelir gideriz/ Dünya senin vatanın mı yurdun mu?” ” diyordu.

Neşet Ertaş bu türküsüyle geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen bir bisiklet yolculuğuna da ilham verdi. Bisikleti ve bağlamasıyla 77 ülkeyi gezen AHMET MUMCU ve Açık Radyo eski programcısı, bisiklet sevdalısı, çizer, (aynı zamanda bir bağlama ustası) AYDAN ÇELİK, Orta Anadolu bozkırında birlikte pedal çevirdiler. Hacıbektaş’tan başlayan, Seyfe Gölü’nden geçip, Kırşehir’e, oradan Keskin’e uzanan bir yolculuk yaptılar. Bu coğrafyanın yetiştirdiği büyük insanlara, Muharrem Ertaş’a, Neşet Ertaş’a, Mahzuni Şerif’e, Hacı Taşan’a, Çekiç Ali’ye saygılarını ve sevgilerini türküler söyleyerek ifade ettiler…

22 Temmuz Pazartesi 13.00’de AYDAN ÇELİK program konuğum olacak. Bu keyifli muhabbeti kaçırmayın ! 

***

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, oturuyor, bisiklet ve yazı

Ercüment GürçayAydan Celik ile birlikte.

AÇIK RADYO (94.9) BABİL’DEN SONRA (116) HEP YOLCUYUZ, BÖYLE GELİR GİDERİZ/ AYDAN ÇELİK

Açık Radyo dinleyicilerinin yakından tanıdığı, Açık Radyo eski programcısı; bisiklet tutkusuyla, yazıları ve usta işi çizgileriyle dünyamızı zenginleştiren, güzelleştiren sevgili arkadaşım Aydan Çelik geçtiğimiz günlerde bisikleti ve bağlamasıyla 70’den fazla ülkeyi gezen Ahmet Mumcu ile Orta Anadolu bozkırında pedal çevirdiler. Hacıbektaş’tan başlayan, Seyfe Gölü’nden geçip, Kırşehir’e, oradan Keskin’e uzanan bir yolculuk yaptılar. Bu coğrafyanın yetiştirdiği büyük insanlara, Muharrem Ertaş’a, Neşet Ertaş’a, Mahzuni Şerif’e, Hacı Taşan’a, Çekiç Ali’ye saygılarını ve sevgilerini türkülerle ifade ettiler.

Bu programda Aydan Çelik konuğum oldu. Keyifli bir muhabbet oldu; Neşet Ertaş’tan, Muharrem Ertaş’tan, Âşık Veysel’den, Çekiç Ali’den, Şemsi Yastıman’dan, Feryal Öney’den türküler dinledik. Yves Montand da bir şarkıyla programda yer aldı…

14:00 – 14:30 Hamişden Sesler / Şenay Özden ve Özhan Önder / Suriye ve Suriyeliler hakkında sürgünden sesler

hamisdensesler20190722

Hamişten Sesler kayıt arşivi

14:30 – 15:30 Opus 94 9 / Berna Uzunoğlu

Daha önceki dönemlerde her bölümünü dâhi bir besteciye ayrılan programda, 39. yayın döneminden itibaren her bölümünü bir müzik enstrümanına ayrılıyor.

15:30 – 16:30 Yolgeçen / Rahmi Öğdül ve Evrim Altuğ / Hayatî ve kitabî patikaların kesiştiği yol ağızlarında ayaküstü konuşmalar

ararsiv20190722

***

Açık Radyo’da Yolgeçen’de Evrim Altuğ, Emre Koyuncuoğlu ile söyleşiyor.

Sakıp Sabancı Müzesi – Müzede Sahne projesi

16:30 – 17:00 Hariçten Sanat (Yeni Program) / Gezegenden Kültür-Sanat Haberleri  / Hazırlayan: Çelenk Bafra

harictensanat20190722

acikradyo.com.tr/program/144512/kayit-arsivi/hariçten-sanat

Programda özellikle Türkiye’yi ilgilendiren ve/ya Türkiye’den katılımcılara yer veren uluslararası sanat gündeminden bir kesit sunulacak. Müzeler, bienaller ve sergilere özellikle odaklanarak geniş bir perspektifle sanat, mimarlık, tasarım ve müzecilik alanlarındaki yeni gelişmeleri, haberleri ve güncel tartışmaları incelenecek.

Hariçten Sanat kayıt arşivi

facebook.com/celenk.bafra

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Duygu Arın, Yinon Muallem, Levent Öget ve Harun İzer

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20190722

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Açık Dergi Pazartesi Murat ‘Mrt’ Şeçkin ile Kadıköy Postası

Kadıköy’deki kültür-sanat takviminin tutulduğu programda Tayfun Polat’ın Kadıköy’den göçüyle oyuncu değişikliğine gidildi. Yine bir Kadıköylü Murat ‘Mrt’ Seçkin aramıza katıldı.

Açık Dergi Pazartesi Ebedi Yokoluş / Forever Extinct / Virginia Patrone ve Çiğdem Fidan

ebediyokolus20190722

Ebedi Yokoluş programında, insanlar yüzünden nesli tükenmiş ya da tehlike altında olan ve hiçbir şey değişmeden böyle giderse; kısa zamanda ebediyen yok olacak olan türler hakkında konuşuyoruz. Her hafta yokolan bir türün tarihine ve sesine kulak veriyoruz.

acikradyo.com.tr/program/ebedi-yokolus-forever-extinct

instagram.com/ebedi_yokolus/

***

zz10

Bu akşam dünya üzerinde sayılı kalmasına karşın boynuzları nedeniyle hala avlanmaya devam edilen Afrika Siyah Gergedanından bahsedeceğiz!

Hikayesini ve sesini duymak isteyenlerle bu akşam 19.00’da 94.9 Açık Radyo’da görüşmek üzere!

#ebediyokolus #ForeverExtinct#africanblackrhino #dicerosbicornis#acikradyo #acikdergi#virginiapatrone

***

zz12

Bu iri dostumuz eski kıta Afrika’dan, “siyah gergedan”, bilimsel adıyla Diceros bicornis. Bu hayvanlardan dünya üzerinde yalnızca 3600 birey kaldığı tahmin ediliyor. Ancak bunlar da hızla avlanıyor.

Siyah gergedan, iri boynuzları sayesinde kendisini korumayı çok iyi beceriyor. Ancak neslini tükenme tehlikesiyle karşı karşıya getiren de yine boynuzları. Siyah gergedan boynuzu koleksiyonerlerce çok rağbet görüyor. Ayrıca Geleneksel Çin ve Hindistan tıbbında neredeyse tüm hastalıklara iyi geldiğine dair bir inanç var. Oysa bu boynuzlar, önceki programlarımızda sözünü ettiğimiz nesli tehlike altındaki pangolin dostumuzun sırtındaki pullar gibi, lifsi bir protein olan keratinden oluşuyorlar, yani daha önce de belirttiğimiz gibi hastalıklara iyi geldiğine dair bilimsel herhangi bir kanıt bulunmuyor.

Buna rağmen, ne kadar önlem alınırsa alınsın, bu iri dostumuzu avlamaya devam ediyorlar.

Çizim: @virginiapatrone
#ForeverExtinct #EbediYokoluş#SiyahGergedan #Dicerosbicornis#Africanblackrhino #Racingextinction#AçıkRadyo #AçıkDergi#virginiapatrone

***

Tehlike Altında: Siyah Gergedan

zz16

Açık Dergi’de Pazartesi akşamları yayınlanan Ebedi Yokoluş / Forever Extinct’in 9. bölümünde Virginia Patrone ve Çiğdem Fidan, soyu tehlike altında olan Siyah Gergedan’ı anlatıyor.

V: Ebedi Yokoluş / Forever Extinct programına hoş geldiniz.

Ç: Merhaba.

V: Bugünkü dostumuz eski kıta Afrika’dan, “siyah gergedan”, bilimsel adıyla Diceros bicornis. IUCN’nin kırmızı listesinde “nesli tehlikede” kategorisinde yer alıyor.

Ç: Siyah gergedan Kenya, Tanzanya, Kamerun, Güney Afrika, Namibya ve Zimbabve’de yaşayan “tek toynaklılar” takımından bir hayvan.

Genel olarak gergedanlar, bugüne kadar soyunu sürdürebilmiş kara hayvanları içinde filden hemen sonra geliyor. En küçük gergedan türü olan Sumatra gergedanı dışında, diğer dört gergedan türü geniş otlaklarda ve çalılıklarda yaşayan otçul hayvanlar. Çok istisnai olmakla beraber aslan sürülerinin saldırılarına uğradıkları bilinse de normalde doğal düşmanları yok.

V: İnsanlar dışında!

Ç: Bu hayvanların gözleri pek iyi görmüyor, 30 metreden sonrasını seçemiyorlar. Ancak koku alma, özellikle de işitme kabiliyetleri mükemmel. En hayret verici özellikleri ise 1,5 tonluk gövdelerine karşın saatte 55 kilometreye varan bir hızda koşabilmeleri; dahası, bu kadar hızlı giderlerken ani manevralar yapabilecek kadar çevik olmaları.

V: Boynuzları 50 santimetreyi bulabiliyor. Odunsu bitkilerin sürgünlerini yemekten hoşlanıyorlar, ama en sevdikleri yiyecek şüphesiz akasya.

Ç: Siyah gergedanın rengi aslında siyah değil, kül rengine yakın kahverengi. Sıklıkla yakın akrabası beyaz gergedan (Ceratotherium simum) ile karıştırılıyor. Bu iki akraba tür arasındaki en belirgin fark, renkleri değil, boyutları ve dudak yapıları. Beyaz gergedan, siyah gergedandan daha büyük. Beyaz gergedanın dudağı düz, siyah gergedanınki ise üçgeni andırıyor.

V: Bu tonluk dostumuzun yavrusunun sesi ise cüssesinden beklenmeyecek gibi:

https://www.youtube.com/watch?v=c931zgBmHTY

Ç: Geçtiğimiz yüzyılda, siyah gergedanlar 850 bin birey sayısıyla Afrika’da en çok rastlanan hayvanlardan birisiydi. 1960-95 yıllarında, Sahra Altı Afrika’daki nüfusları 2500’lerin altına düştü. Afrika’da uygulanan sıkı koruma çalışmaları sayesinde sayıları artarak 5000’lere ulaştı.

V: Bu hayvanlardan dünya üzerinde yalnızca 3600 birey kaldığı tahmin ediliyor. Ancak bunlar da hızla avlanıyor.

Ç: Siyah gergedan, iri boynuzları sayesinde kendisini korumayı çok iyi beceriyor. Ancak neslini tükenme tehlikesiyle karşı karşıya getiren de yine boynuzları. Siyah gergedan boynuzu koleksiyonerlerce çok rağbet görüyor. Ayrıca Geleneksel Çin ve Hindistan tıbbında neredeyse tüm hastalıklara iyi geldiğine dair bir inanç var. Oysa bu boynuzlar, önceki programlarımızda sözünü ettiğimiz nesli tehlike altındaki pangolin dostumuzun sırtındaki pullar gibi, lifsi bir protein olan keratinden oluşuyorlar, yani daha önce de belirttiğimiz gibi hastalıklara iyi geldiğine dair bilimsel herhangi bir kanıt bulunmuyor.

V: Buna rağmen, ne kadar önlem alınırsa alınsın, bu iri dostumuzu avlamaya devam ediyorlar.

 

Ç: Afrika yaban hayvanlarının sayıları kaçak avlanma ve doğal yaşam alanlarının yok edilmesi yüzünden düştüğü için, korumacılar ve hükümetler tehlikede bulunan türleri daha iyi korunabilecekleri (!) yerlere taşıyorlar.

Translokasyon olarak adlandırılan bu işlem masraflı ve lojistik açıdan oldukça karmaşık. Dahası hem etik açıdan hem de hayvanların esenliği açısından tartışılması gereken bir uygulama bu. Örneğin 2018’de sekiz siyah gergedan, Kenya’nın başkenti Nairobi’deki parklardan ülkenin güneydoğusundaki milli parktaki bir hayvan barınağına taşındı, ama ne yazık ki çok geçmeden hayatlarını kaybettiler. Ölüm nedenlerinin, siyah gergedanlara alışık olduklarından farklı miktarda tuz içeren su verilmesi olduğu düşünülüyor.

V: Bir de iyi bir haber verelim: Bir yıl kadar önce, Chester Hayvanat Bahçesi’nde, on iki yaşındaki Doğu siyah gergedanı Malindi doğum yaptı. Sağlıklı dünyaya gelen yavrusu, doğumundan on beş dakika sonra ayağa kalkarak etrafta koşturmaya başladı.

Ç: Bu bölümümüzün sonuna gelirken, gergedanların neslinin korunması için çalışan birçok kişi, grup ve kuruluş olduğunu sevinerek belirtmek istiyoruz. İşte bunlardan biri de Freshlyground adlı müzik grubu. Grup gergedanların neslinin tükenmesine dikkat çekmeye çalışıyor. Grup üyelerinden Simon Atwell şunları söylüyor:

Having been on this planet for 50 million years, rhinos are facing extinction because we believe that [powdered rhino horn] cures cancer and provides prolonged sexual stimulation.

Bu gezegende elli milyon yıldır yaşayan gergedanların nesli, sırf biz bu hayvanların boynuzlarının kanseri iyileştirdiğine ve cinsel hazzı uzattığına inanıyoruz diye tükeniyor.

V: Kapatmadan önce, yorumları için Özge Çelik’e, Açık Radyo’ya ve dinlediğiniz için size teşekkür ediyoruz.

Programın illüstrasyonlarını sosyal medyada paylaşacağız. Bize Instagram ve Facebook’tan veebediyokolus@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

V: Bugünkü şarkımız Freshlyground’dan Zithande ve bu şarkımızı bugünkü dostumuza adıyoruz.

V: Ben Virginia Elena Patrone,

Ç: Ben Çiğdem Fidan.

V&Ç: Gezegendeki her şey! Çok güzelsiniz ve sizi seviyoruz!

Kaynaklar:

Playlist:

Şarkıcı / Yorumcu Parça Adı Albüm Adı Süre
Freshlyground
Zithande
Nomvula
4:41

Açık Dergi Pazartesi  Haftanın Albümü

20:00 – 21:00 Bir Baba Indie Lokal / Tuğçe Yapıcı ve Cihad Satıroğlu

Emir Yargın

Yerli sahneden yeni yayınlanan müzikler, konuklar ve canlı performanslar Bir Baba Indie Lokal’de.

***

zz9

Bir Baba Indie Lokal programının 22 Temmuz Pazartesi tarihindeki konuğu müzisyen, yönetmen ve Youtuber Emir Yargın oldu.

Yerli sahneden sesler sunan Bir Baba Indie Lokal her pazartesi saat 20:00 – 21:00 arasında 94.9 Açık Radyo’da yayınlanır. Tuğçe Yapıcı ve Cihad Satıroğlu tarafından hazırlanıp sunulmaktadır.

www.birbabaindie.com
www.facebook.com/birbabaindie
www.instagram.com/birbabaindie
www.twitter.com/BirBabaIndie

21:00 – 22:00 Vertigo / Hilmi Tezgör ve Osman Öztürk / Savrulan şarkılar

vertigo500.blogspot.com/

***

Her hafta bir (çeviri) şiir: ‘Sadece Diyecektim Ki’

zz14

Her Pazartesi 21:00 – 22:00 arasında yayınlanan ‘Vertigo’ programcılarından Hilmi Tezgör’un çevirisiyle William Carlos Williams’tan ‘Sadece Diyecektim Ki’

WILLIAM CARLOS WILLIAMS

Sadece Diyecektim Ki

 

Buzdolabında

duran

erikleri

yedim

 

sen onları

kahvaltı için

ayırmıştın

belki

 

Affet beni

öyle lezzetli

öyle tatlı

öyle soğuktular ki

Türkçesi: Hilmi Tezgör

22:00 – 23:00 Ahtapotun Bahçesi / Cem Sorguç / Alter-latif müzik

ahtapotunbahcesi.blogspot.com/

23:00 – 24:00 Ay Palas / Tolga Yağlı / Bağımsız müzik

aypalas20181022

aypalas.blogspot.com/

***

zz3

01. Migala – Times Of Disaster / Arde
02. Marissa Nadler – All Out Of Catastrophes / For My Crimes
03. Marissa Nadler – I Can’t Listen To Gene Clark Anymore / For My Crimes
04. Gene Clark – Some Misunderstanding / No Other
05. Pink Floyd – Fat Old Sun (BBC Radio Session, 16 July 1970) / The Early Years 1965-1972
06. Bardo Pond – Aldrin / Lapsed

24:00 – 01:00 Vantilatör / Selahattin Çolak’tan kakofonik gürültü

Ses ve gürültü ekseninde türler arası bir radyo programı.

Blog Stats

  • 91.720 hits
Reklamlar