You are currently browsing the monthly archive for Ağustos 2019.

** iklimacil01.09.2019 ***

İklimAcil!: 1 Eylül 2019

01 Eylül 2019
Fotoğraf: AFP

20 İkyapılacak ‘Küresel İklim Grevi’ öncesinde Açık Radyo’dan yeni program: İklim Acil!

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

İklimAcil! hafta içi 19.00, tekrarı 01.00’de. Hafta sonu 12.00, tekrarı 00.00’da.

***

İklim değişikliği ve Titanik

01 Eylül 2019
Görsel: Shutterstock

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

Peter Gleick

Bulletin of the Atomic Scientists,

23 Ağustos 2019

Gemi tasarımcısı: “Sanırım, Titanic’in gelecekte muhtemel iklim değişikliklerine karşı korunacak cihazlarla donanacak şekilde tasarlandığından emin olmalıyız.”

Gemi sahipleri: “Bu bize çok pahalıya patlar, hiç gereği yok.”

İkinci kaptan: Kaptan, halihazırdaki rotamız üzerinde karşımıza iklim değişiklikleri çıkması ihtimali var.”

Kaptan: “Merak etme, yolumuzun üzerinde hiç iklim değişikliği olmayacak. Tam yol ileri.”

Telsizci: “Kaptan, meteoroloji uzmanlarından aldığımız ön raporlara göre halihazırdaki rotamız üzerinde iklim değişiklikleri gerçekten olası.”

Kaptan: “Aptallık etme. Hava tahmini yapmak imkânsızdır.”

Telsizci: “Kaptan, şimdi öteki gemilerden bize doğrudan gelen mesajlarda önümüzdeki sularda gerçek iklim değişiklikleri olduğu bildiriliyor.”

Kaptan: “Merak etme, öbür gemilerdeki ölçüm aletlerine hiç güvenilmez.”

Gözcü: “Kaptan, önümüzdeki sularda iklim değişiklikleri görmeye başladık.”

Kaptan: “Merak etme, bu gemi tarih boyunca gördüğümüz iklim değişiklikleriyle başedecek şekilde yapılmıştır.”

Gözcü: “Kaptan, etrafımızda alışılmadık irilikte iklim değişiklikleri görmeye başladık.”

Serdümen: “Kaptan, rotamızı değiştirsek mi artık?”

Kaptan: “Merak etmeyin onlara çarpmayız; hem rotayı değiştirmek bize çok pahalıya patlar.”

Yolcular: “Kaptan, aramızdan bazıları etrafımızdaki sularda açıkça gördüğümüz çok sayıdaki iklim değişikliğinden iyice kaygılanmaya başladı. Hâlâ vakit varken iklim değişikliklerinden sakınmak için derhal tedbir almanızı talep ediyoruz.”

Kaptan: “Burda kaptan benim; iklim değişikliği teranelerinizle canımı sıkıp durmayın tamam mı?”

Gözcü: “Kaptan, tam önümüzde çok büyük iklim değişiklikleri var.”

Serdümen: “Kaptan, hâlâ vaktimiz varken, iklim değişikliklerinden kaçınmak için rotayı değiştirmemizi öneririm. Seçebileceğimiz başka elverişli rotalar var.”

Kaptan: “Merak etme, bu gemi neredeyse batmaz şekilde tasarlanmış. Ha, bir de şu var: bundan böyle ‘iklim değişikliği’ lafını kullanmanızı yasaklıyorum.”

Çarkçıbaşı ve gemi tasarımcısı: “Kaptan, geminin yapım planlarını yeniden gözden geçirdik ve tasarımımızda bazı zayıf noktalar fark ettik.”

Kaptan: “Merak etmeyin. İklim değişiklikleri geçmişte bizim için hiç sorun olmadı; üstelik birazcık iklim değişikliği iyi bile gelir. Ayrıca, şampanya kovamıza koymak için daha çok buz bulabiliriz.”

İkinci Kaptan: “Kaptan, büyük bir iklim değişikliğine çarptık; gemi su alıyor. Deliği tıkayıp yolcuları uyaralım mı?”

Kaptan: “Merak etmeyin, gayet küçük bir delik bu; gemiye de bir şey olmaz. Ayrıca, deliği onarmak bize çok pahalıya gelir.”

İkinci Kaptan: “Kaptan, gemi batıyor ve görünen o ki yolcuların ancak bazısına yetecek sayıda cankurtaran filikamız var. Gemiyi terk edelim mi?”

Kaptan: “Valla, birinci mevki yolculara can yeleklerini giyebileceklerini, filikalara binebileceklerini söyleyin. Başaltındaki yolcular kendi başlarının çaresine bakacaklar artık. Ha, bir de, birinci mevki yolcularıyla bütün öteki yolcular ve mürettebat arasına duvar örün.”

Telsizci: “Kaptan, SOS imdat çağrısı gönderdim ama ortalıkta bize yardım edecek kimse yokmuş gibi görünüyor.”

Zengin yolcu: “Belki bir uçak yapıp, aramızdan birkaçını onunla başka bir gemiye uçururuz.”

Kaptan: “Tamamdır, hadi kalkın gidelim.”

İkinci Kaptan, serdümen ve gözcü: “Ama kaptan, denizcilik gelenekleri gemiyi en son kaptan terkeder demiyor muydu?”

Kaptan: “O eskidendi. Hadi ben kaçtım. Ha, ayrıca, beni zamanında uyarmadığınız için bütün suç sizde zaten.”

***

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

08:50 – 09:00 Nasrettin Hoca Hikâyeleri (Yeni program) / Orhan Veli Kanık / Yapı Kredi Yayınları / Açık Radyo ekibi okuyor.

Bu yayın döneminde Pazar sabahlarına Orhan Veli Kanık’ın şiirli ve sihirli kaleminden çıkma Nasrettin Hoca Hikâyeleri ile başlıyoruz.

09:00 – 10:00 Gezgin’in Şarkısı / Rönesans’tan Barok Dönem’e yaratıcı dehanın keşfi / İlknur Akman Erk

Rönesans’tan Barok Dönem’e uzanan uzun, çok yaratıcı ve verimli bir çağın bestecilerini, eserleriyle birlikte tanıtmayı amaçlayan bir program bu dönem Açık Radyo’da yayında.

09:50 – 10:00 La Fontaine’in Masalları (Yeni program)

“Bu Bizim ezelî bir derdimizdir/

Asıl Düşmanımız Efendimizdir”

Orhan Veli çevirisiyle bir yıl boyunca her pazar bir fabl okuyoruz.

10:00 – 10:30 Bir Dolap Kitap / Banu Aksoy ve Yıldıray Karakıya / Her yaş için çocuk kitabı

birdolapkitap.com/

birdolapkitap.com/radyo-arsivi/

10:30 – 11:00 Botanitopya (Yeni program) / Sesli Doğa Tarihi Müzesi / Hazırlayan: Benan Kapucu

botanitopya_01.09.2019-rec.29-08-2019

Bitkiler âleminin tuhaf ve muhteşem dünyasını belgeleyen botanik sanatına dair her şeyin konuşulacağı bir program.

Botanitopya kayıt arşivi

twitter.com/botanitopya

instagram.com/botanitopya/

botanitopya@gmail.com

***

Botanitopya
@botanitopya

Paris’te birlikte saraylara el konmasıyla bazı bahçeler kamusal alanlara dönüştürülmüş. Jardin des Plantes, İngiliz bahçesine bir örnek… Paris’teki ünlü Pere-Lachaise Mezarlığı da kıvrımlı yürüyüş yolları, ağaçlıklı alanları, göl ve göletleriyle bir manzara bahçesidir.

Resim

Resim

18. yüzyılın sonundan itibaren amatörlerin yerini deneyimli botanikçiler alır; fidanlıklar dünyanın dört bir tarafına bitki toplayıcılarını gönderir; yeni icat ve gelişmeler de İngiliz bahçelerini etkiler. Cam vergisinin kalkması, limonluk yapımını kolaylaştırır.

Resim

Repton’dan sonra, genç botanikçi ve bahçıvan John Cladius Loudon Avrupa’ya yaptığı yolculuklardan sonra antik üslubu yeniden gündeme getirir; Gardener’s Magazine’de “Viktoryen ahlakına uygun” her bitkinin güzel yanlarının vurgulandığı “düzenlenmiş çeşitliliği” öne çıkarır.

Resim

Resim

Resim

Brown’ın “aşırı doğal” tutumuna karşı, Humphrey Repton gibi “formal” olanı yeniden gündeme getirenler de olur. 18. yüzyılın idealleriyle yeni yüzyılın yeniliklerini birleştiriyor; romantizm akımının da etkisiyle taraçalar, korkuluklar, “ölçülü, düzenlenmiş” çiçek bahçeleri yapar.

Resim

Resim

Bridgeman araziyi, “doğal biçiminden daha doğal” görüntüye kavuşturmak için bazen yapay tepecik ve göllerle yeni baştan düzenliyordu. Ufka ulaşan eksenin yarattığı “vista” değil, bahçeyi çevredeki tarlaların da bir parçasıymış gibi gösteren “ha-ha” kavramı ortaya çıkar artık…

Resim

Resim

Bu gelişmeler olurken Fransa’da Jean-Jacques Rousseau yozlaşmanın karşısına doğal düzenin saflığını koyuyor; Almanya’da Schiller ve Goethe İngilizlerin icat ettiği manzara bahçesiyle yorumlanan romantik akımı göklere çıkarıyordu.
Hareketi destekleyen İngiliz deneme yazarı, şair ve siyasetçi Joseph Addison ve şair Alexander Pope, Fransız usülü bahçenin yapaylığıyla alay ediyorlardı. Sanatçıların ortaya koyduğu kuramı ilk hayata geçiren mimarlar ise William Kent ve Charles Bridgeman olur.
“Pitoresk” denen bu yeni anlayışta; bahçe tasarımı, doğal öğelerin bir senaryo içinde kurgulandığı bir tür doğa resmidir… Resim, estetik ve özellikle şiirle uğraşan sanatçı ve düşünürler önce kompozisyonu tanımlıyor, sonra uygulamayı mimara ve bahçıvanlar yapıyordu…

Resim

Manzara bahçelerini, “bitkilerle adeta resim yapılan” İngiliz bahçelerini konuşacağız. Endüstriyel devrimin olumsuz sonuçlarının sorgulandığı, düşünürlerin “asıl vahşi”yi ve doğal olanı yücelttiği bir dönemdir bu…10:30’da 94.9 Açık Radyo’da buluşalım:)

Resim

Resim

***

İngiliz Manzara Bahçeleri ve Romantizme Övgü

01 Eylül 2019

Manzara bahçelerini, “bitkilerle adeta resim yapılan” İngiliz bahçelerini konuşacağız. Endüstriyel devrimle birlikte İngiltere, doğal yaşamın özgürlüğüne karşı, mekanik yaşamın olumsuz sonuçlarını sorgulayan ilk ülke olarak buna hazırdı zaten. Düşünürler, “asıl vahşi”yi övüp yüceltiyor ve hemen her konuda doğal olana özlemi dile getiriyordu.

İlk bahçelerin “cennet bahçesinin” dünyadaki görüntüsü olarak tasarlandığını; orta çağdan Rönesans’a uzanan zaman diliminde ise dinsel sembolizmin yerini hümanizme bıraktığını; hümanizm etkisiyle insan için yaratılan bahçelerin tüm Avrupa’yı da sardığını; katı bir geometriye dayanan Fransız usulü bahçe anlayışında ise insanın doğa üstünde tam bir egemenlik kurduğunu anlatmıştım önceki programlarımda…

Fransa’da, geç Rönesans ve Barok bahçelerinde basamaklı kaskadlar, teraslar, budanmış mazılar ve heykellerin doğal öğelerden daha çok öne çıktığı, bina ve bahçe eksenine oturtulmuş “vista”nın önemsendiği mimari bahçe anlayışı hakimdir ve tüm Avrupa da bu akımın etkisi altındadır. Ama o simetrik kurgudan, “vista”dan öteye gidemeyen bahçelerin yeni bir yaklaşıma ihtiyacı vardı, o da İngiltere’den gelir. Manzara bahçesinin düşünsel arka planını ODTÜ Mimarlık Fakültesinden Gönül Evyapan’ın “İngiliz Bahçe Anlayışına Kısa Bir Bakış” yazısından da yararlanarak size aktarmaya çalışacağım; Gabrielle van Zuylen’in Dünyanın Tüm Park ve Bahçeleri kitabından da yararlandım…

Claude Lorrain’in, Gaspar Poussin ve Salvator Rosa gibi yeni ekol doğa ressamlarının eserleri, yeni edebi akımlar ve İngilizlerin doğa sevgisi belirleyici olur “pitoresk”  denen bu yeni anlayışta; bahçe tasarımı, doğal öğelerin bir senaryo içinde kurgulandığı bir tür doğa resmidir…  Özellikle 1710-1730 yıllarını kapsayan bu dönemde resim, estetik ve özellikle şiirle uğraşan sanatçı ve düşünürler önce kompozisyonu tanımlıyor, bundan sonra uygulama için mimara ve bahçıvana başvuruluyordu.

Bu hareketin destekçileri arasında İngiliz deneme yazarı, şair ve siyasetçi Joseph Addison (1672-1719) ve şair Alexander Pope vardır. Bu iki isim, Fransız usülü bahçenin yapaylığıyla alay ediyorlardı. Addison şöyle der örneğin: “Niçin bir malikane arazisinin tümü, sahibinin zevkini tatmin ettiği kadar kâr da getiren tarlalarla donatılmış bir tür bahçeye dönüştürülmesin? … Mısır tarlaları pekâlâ hoş bir görünüş verebiliyor. … hele aralardaki patikalar biraz daha özenle bakılır, çayırların doğal örgüsüne biraz el değdirilip birkaç ufak sanat eklentisi ve toprağın kabulleneceği ağaç ve çiçeklerle pekiştirilecek birkaç dizi çitle de geliştirilirse … Çağdaş bahçe uygulaması, bu yalınlığa ne kadar da aykırı. Doğadan uzaklaşmayı sanki görev biliyoruz…” diye yazar…

Pope da  “Epistle to Lord Burlington”/ Lord Burlington’a Mektup şiirinde, mimarinin ve tasarımın doğayı yansıtması gerektiğini söyler. Sanatçıların ortaya koyduğu bu kuramı ilk hayata geçiren mimarlar ise William Kent ve Charles Bridgeman olur. Bu gelişmeler olurken Fransa’da Jean-Jacques Rousseau yozlaşmanın karşısına doğal düzenin saflığını koyuyor; Almanya’da Schiller ve Goethe İngilizlerin icat ettiği manzara bahçesiyle yorumlanan romantik akımı göklere çıkarıyordu.

Barok ekolünden gelen Bridgeman’in, Fransız bahçelerinin katı geometrisine karşı, ilk yaptığı şey sert çizgileri yumuşatmak olur. Onun tasarladığı malikane bahçeleri, çağın yenilikçi ruhunu da gözler önüne seriyordu. Avrupa’nın en bilinen manzara bahçelerinden, Buckinghamshire’daki Stowe da onun çalıştığı bahçelerden biriydi. Tasarımlarında araziyi, “doğal biçiminden daha doğal” bir görüntüye kavuşturmak için bazen yapay tepecik ve göllerle yeni baştan düzenliyordu. Eğri çizgi, yani S – eğrisi “güzellik çizgisi” diye anılıyordu. Artık ufka ulaşan bir eksenin yarattığı “vista” değil,  doğallığı daha da ileri götürmek adına bahçeyi çevredeki tarlaların da bir parçasıymış gibi gösteren “ha-ha” kavramı öne çıkar.

Dışa yönelme, fiziksel boyutları zaten büyümüş olan İngiliz bahçesinin algılanma boyutlarının da genişlemesine yol açar. Öyle ki, artık “bahçe”den değil, “arazi’ den söz ediliyor; hatta bu meslek de “arazi bahçeciliği” olarak anılmaya başlıyordu. Geniş İngiliz arazi-bahçeleri, bir senaryoya da bağlı olarak tapınak, çoban kulübesi, Gotik yıkıntılar, kemer, obelisk, Palladiyen köprü ve grotto gibi çok sayıda yapısal öğeleri de içermeye başlar. “Doğa düz çizgiyi sevmez” sloganını ortaya atan William Kent, dostu Alexander Pope’un da söylediği gibi “bahçe sanatının aslında manzara ressamlığı anlamına geldiğine” inanıyordu.

Birkaç yıl sonra, Pitoresk üslubun bir diğer ismi Lancelot Brown da arazi-bahçeciliğinde önemli bir isim olarak ortaya çıkar. 1750’lerden 1790’lara dek süren uzun meslek yaşamı boyunca İngiltere’deki pek çok malikane arazisini o tasarlar. Onun yaklaşımına göre, manzarada suyun varlığı da önemlidir; ama doğal bir göl gibi görünmesi şartıyla…  Tasarımlarında göz alabildiğine uzanan çimenlikler, eşit uzaklıkta dikilmiş ağaçlar, kıvrılan göller ve büyük bitkiler hassas bir ölçek duygusuyla bir araya gelir. Kendisine emanet edilen arazilerin olanaklarını zorlamasıyla bilindiği için “Capability” Brown lakabıyla anılan tasarımcının “aşırı doğal yaklaşımı” tabii kimi tepkilere de yol açar.

Sir William Chambers eleştirenlerden biridir örneğin, şöyle der: “(Brown’m) bahçeleri doğadan öylesine tıpatıp kopya edilmişler ki, bildiğimiz tarlalardan pek az değişik… Ziyaretçinin önüne ilk çıkan, üzerinde döne döne dolaşarak, zaten gördüğü geniş yeşil tarlayı seyredeceği kıvrımlı bir patika oluyor … Arada, bir ufak sıra, veya bir tapınakcık görüyor; bu keşfine seviniyor; oturup yorgun bacaklarını dinlendiriyor, ve sonra güzellik eğrisini lanetleyerek bitkin, hiç gölge olmadığından güneşten kavrulmuş (bir durumda) daha fazlasını görmemeye karar veriyor … Artık bahçeler kalmamış. Yerlerinde bir çimenlik, kıvrımlı bir dere, ağaçlandırılmış tepeler, mazıların etrafını dolanan çakıl kaplı patikalar var, ve bunların tümü o çok aranan Mr.Brown tarafından modernize edilme çabasının sonuçları …” diyerek eleştirmiş.

Biraz da Brown’nun olumsuz etkisi sonucu, informal, yani “biçimsel olmayana” karşı bir tutum gelişerek bahçe tasarımında formal, yani “biçimsel” olan yeniden gündeme gelir. Bu eğilimi ilk dile getirenlerden biri Humphrey Repton olur. Ondan öncekiler, yani William Kent de Brown da işlerine ilgili bir yazılı kayıt, plan ya da not bırakmamışlar ama Humphry Repton, yapıtlarını içeren dört kitap bırakmış arkasında.

 

Repton’un “biçimsel olanı” yenden gündeme getirdiğini söylemiştim. Repton, mekanın ruhunu, yani genius loci’yi mükemmel biçimde kavramıştı. Bu arada not olarak eklemeliyim, Repton’un başarıya ulaşmasında, sadece yeteneği değil müşterilerini cezbetmek için geliştirdiği orijinal sunum yöntemi önemli rol oynuyordu.  Red Books denen meşin ciltli kırmızı kitaplardır bunlar: Bu kitaplarındaki suluboya resimlerinde, projelerinin öncesi ve sonrasını gösterecek açılır sayfalar vardır.

Repton bahçelerinde, 18. yüzyılın idealleriyle yeni yüzyılın getirdiği yenilikleri birleştiriyordu. Romantizm akımının da etkisiyle taraçalar, korkuluklar, çiçek dikili bahçeler yapar, kendi ifadesiyle “düzenlenmiş çiçek bahçeleri, ölçülü olmak kaydıyla kabul edilebilir…” ona göre. Ünlü kırmızı kitaplarından birinde Repton’un kır evinin 1816 yılındaki görünüşü de vardır, Viktoryen çağın etkisiyle bahçelerin çiçeklenmeye ve renklenmeye başladığını görüyoruz.

Formal stilin bir türü olan “geometrik bahçe”, 19. yüzyılın ortalarında, Repton’un dışında, örneğin Crystal Palace’ın mimarı Joseph Paxton tarafından da benimsenerek uygulanır. Paxton, diğer bahçe stillerinden biri olan ve bitki türlerini iyi bilen bahçıvanlarca geliştirilen “gardenesk” çiçek bahçesini, geometrik olarak tasarlıyordu ama ağaçlık ve mazılıkta doğallığı öne çıkarıyordu.

Repton’un 1818’de ölümünden sonra en etkili bahçe tasarımcılarından biri, Bahçecilik Ansiklopedisi’nin de yazarı, John Cladius Loudon olur. Kuralsız pitoresk üslubu izleyen genç bir bahçıvandır ama, Avrupa’ya yaptığı uzun yolculuklardan sonra kurallı bahçeyi, antik üslubu yeniden gündeme getirir; Gardener’s Magazine’de Viktoryen ahlakına uygun olarak her bitkinin güzel yanlarının vurgulandığı “düzenlenmiş çeşitliliği” öne çıkarır. Bir yandan da doğal ile geometrik arasındaki ikilem sürmekteydi. Bazı bahçelerde doğal yaklaşıma ağırlık verilirken, diğerlerinde geometrik düzen hakim oluyordu. 1840’lardan sonra keşif seferleriyle gelen egzotik bitkilerin çoğalması botanik zenginliğin artmasını sağlıyordu ama renk ve biçim karmaşasına da yol açıyordu.

Yeni bitkilerin ithalinde bir patlama yaşanır; 18. yüzyılın sonundan itibaren amatör bitki araştırmacılarının yerini deneyimli botanikçiler alır; fidanlıklar dünyanın dört bir tarafına bitki toplayıcılarını gönderiyordu. Yeni icatlar ve gelişmeler de İngiliz bahçelerini etkiler… 1845 yılında cam üstündeki verginin kalkması, İngiliz orta sınıfına evlerine limonluk yapmalarını kolaylaştırır. Küçük toprak sahipleri de egzotik türleri iklime alıştırmak, dikilecek çiçek stokunu artırmak, portakal bahçeleri kurmak için bunu tercih ediyordu. Bahçe dergilerinin yaygınlaşması, küçük bahçelerin çoğalmasını sağlar, ortalama İngiliz için bahçıvanlık en popüler hobi haline gelir.

Josephine’in Malmaison şatosunun bahçesini, orda yetiştirdiği gülleri bir programımda anlatmıştım. Manzara bahçesine düşkün olan Josephine, botaniğe sahiden ilgi duyuyordu; konumu sayesinde de en iyi botanikçilerin yardımıyla dünyanın dört bir yanından gelen bitkilerin koleksiyonunu yapabilmişti. Güney Amerika yolculuğunda Humboldt’a eşlik eden Aime Bonpland da Malmaison bahçesinin botanikçilerinden biriydi.

İmparatorluk döneminden sonra İngiltere’den ülkeleri Fransa’ya dönen göçmenler, o sırada moda olan manzara bahçelerinin Fransa’ya da girmesine neden olur. Baş tasarımcılarından biri de Gabriel Thouin olur; İngiliz bahçelerinin akılcı yaklaşımını Fransız usülü bir sistemle birleştirir. Patikalar ve ağaçlıklı yürüyüş yolları, dairesel çim alanlar ve çiçek tarhlarından oluşan basit bir modele dayanıyordu bu. Devrimle birlikte saraylara el konmasıyla beraber, bazı bahçeler kamusal alanlara dönüştürülmüş. Jardin des Plantes örneğin, İngiliz bahçesine bir örnek… Ulusun görsel açıdan yüceltilmesiyle doğanın buluşturulması “volksgarten” yani halk bahçesi düşüncesi, Viyana’ya ve Berlin’e de yayılır. Paris’teki ünlü Pere-Lachaise Mezarlığı da kıvrımlı yürüyüş yolları, ağaçlıklı alanları, göl ve göletleriyle bir manzara bahçesidir.

İngiltere’deki Hyde Park da toplumsal reformun sonucu doğmuş, halk parklarından biri. 1860’ların sonunda Fransa ve İngiltere’nin neredeyse bütün büyük şehirlerinde halka açık parklar vardı. Napolyon, Paris gibi çalkantılarla dolu bir kente yeşil adacıklar ekleyerek, toplumsal uyum yanılsaması yaratabileceğinin bilincindeydi. Cennet bahçesi temasının, kent yaşamının zararlı etkilerini ortadan kaldıramasa bile gerilimleri dindirebileceğine inanıyordu. Paris’in bu yeni park anlayışının, aslında kitlelerin denetim altına alınmasını amaçlayan bir stratejinin sonucu olduğunu söylemek mümkün.

Bu model fazla değişmeden Avrupa’nın diğer ülkelerinde ve sömürgelerde de uygulanmaya başlar. Öte yandan abartılı Viktoryen bahçeleri güçlü bir tepki de doğurur; zanaatkarlık becerisine eski saygınlığını kazandırmak amacıyla yola çıkan Arts and Crafts akımından etkilenen İrlandalı William Robinson, egzotik bitkiler yerine eski İngiliz geleneğine dönüşü, bitkilerim büyüyüp serpilmesine izin vermek; renklerine, yapraklarına, biçimlerine ve yaradılışlarına saygı gösterilmesi gerektiğini söylüyordu. 1871 yılında yayımlamaya başladığı The Garden dergisinde, görüşlerini geniş bir kitleye ulaştırır.

Robinson’un İngiltere’nin yerli çiçeklerini savunması gibi bir yandan da Linnean Society üyesi Henry Ernst Miller, İngiliz doğasının güzelliklerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söylüyordu. ‘Naturalizm’ düşüncesinin İngiltere’de doğmuş olmasının en önemli nedeninin, İngilizlerin kır yürüyüşlerine merakı olduğunu söyleyebiliriz. Bir İngiliz için bahçe, içinde uzun süre oturulacak, düşünceye dalınacak ya da Barok bahçeleri gibi tiyatro oyunlarına yer verilebilecek bir ortam değildir. Açık hava etkinlikleri için uygun bir iklimi de yoktur ülkenin.

İngiltere’de bahçe, başlarda evin dışa doğru bir uzantısı olarak düşünülüyordu ama bu yeni akımla birlikte bahçe evin değil, doğanın eve uzantısı olarak görülmeye başlar. Tabii bu görüşe karşı çıkan, peyzaj mimarının amacının bitkileri oldukları gibi göstermek değil olmadıkları gibi göstermek olduğunu düşünenler de vardı. Biçimselin ve doğalın savunucuları arasındaki tartışma sürer gider ve 20. yüzyıl bahçelerini de etkiler… Ama bahçe sanatının 20. yüzyılda nasıl değiştiği de başka bir programın konusu…

Playlist:

Parça Adı Albüm Adı Süre
21 numaralı piyano konçertosu Andante
Wolfgang Amadeus Mozart
05:39

11:00 – 12:00 Mekânlar ve Çağlar İçinde Ses / İştar Gözaydın / İskender Savaşır

facebook.com/istar.gozaydin

12:00 – 13:00 Dünyayı Dinliyorum / Zekeriya Şen / Bir dünya müziği programı (Radio MultiCult 2.0 ile ortak yayın)

soundcloudcom/tıkabasamuzik

13:00 – 14:00 Ma’nın Tınısı / Hakan Ünseven / Anadolu müziğinin çağdaş yorumları

archive.org/details/@alabanda

14:00 – 15:00 Dilden Dile Titreşimler / Emre Dağtaşoğlu / Türk halk müziği

dildendiletitresimler01.09.2019

dildendiletitreimler.blogspot.com

***

(Destekçi: Erol Turan)

  1. Ya da Geceleri Kalkar Kalkar Ağlarım – Uğur Önür
  2. Ördeğime Kaz Diyorlar – Uğur Önür
  3. Ötme Bülbül Zeybeği – Erdal Akkaya
  4. Buhurcular Atar Atar Vuramaz – Ulaş Kurtuluş Ünlü
  5. Kır Atıma Binemedim Heybeden – İsmail Çakır
  6. Kabartan Zeybeği – Erdal Erzincan
  7. Kırmızı Buğday – Hakan Çuban&Volkan Kaplan
  8. Kostak Ali Zeybeği – Ali Fuat Aydın&Cenk Güray
  9. Rast Zeybek – Ali Fuat Aydın&Cenk Güray
  10. Mazomenos – Ali Fuat Aydın&Cenk Güray
  11. Dillirga – Paul Dwyer&Nursena Demir
  12. Hisardan İnmem Diyor (Menberi) – Bedia Akartürk
  13. Balıkesir Zeybeği – Mustafa Hisarlı

15:00 – 16:00 Musıkî Arşivi / Bülent Aksoy / Musıkî icrasının geçmişine ayrıntılı bir bakış

16:00 – 17:00 Akdeniz Güneşi / Müzikli Akdeniz Turu / Tolga Esmer

akdenizgunesi01.09.2019rec15.08.2019

Akdeniz’in cazla buluştuğu radyo programı. Tabii Akdeniz kültürünün katı sınırlardan hoşlanmadığı düşünüldüğünde caz dışındaki müzik türlerine ve Akdeniz dışından, yüreği Akdeniz güneşiyle ısınmış müzisyenlere de yer veriyor. Program müzik ağırlıklı olsa da Akdeniz kültürü, tarihi, sanatı, insanları gibi konularda değiniyor.

17:00 – 18:00 Modernin Sesi / Aykut Köksal / Dört yüzyıllık müzik serüvenine derkenar

20. yüzyılın yazgısını tayin eden Devrim, bir bestecinin de yaşamını belirledi. Onu kimi kez kahraman ilan etti, kimi kez vatan haini. Besteci ise yalnızca müziğin peşinden gitti. Adı Dimitri Şostakoviç’ti… Açık Radyo’da, Devrim’in yüzüncü yıldönümünde, Şostakoviç dizisi yeniden Modernin Sesi’nde…

19:00 – 20:00 Türlü (Programın yayın gününde değişiklik) / Hazırlayanlar: Ahmet Ali Arslan ve Ozan Sarohan

Bu civardan müziklerin çalındığı Türlü,  43. yayın döneminde Pazar günleri saat 19.00’da.

20:00 – 21:00 The Big Easy / Aylin ve Varol Ünel / New Orleans kültürü ve müziği

New Orleans müziğinin ve kültürünün işlendiği The Big Easy bu yayın döneminde saat 20’de.

21:00 – 22:00 İstanbul’dan Gelen Telefon / Türler arası, eklektik bir müzik programı / Altuğ Güzeldere, Mahir Ilgaz ve Güven Güzeldere

Program, zaman zaman bir müzisyen veya bir müzik dönemini/tarzını ele alarak, “arkeolojik kazılar” diyebileceğimiz türde bir çizgi izliyor. Bazen de programcılarımızın sevdiği şarkılardan oluşan karışık seçkiler çalıyoruz. Ama her hal-ü kârda haftanın son akşamına uygun, güzel Pazar gecesi şarkılarıyla dinleyicilerimizin karşısında.

22:00 – 23:00 Sarhoş Atlar Zamanı / Akif Burak Atlar / Konu parantezinde rock

sarhosatlarzamani.tumblr.com/

mixcloud.com/SarhosAtlarZamani/

23:00 – 24:00 Jirayr’ın Walkman’i / Bilindik Ermeni müziğinin öbür türlüsü / Saro Usta ve Vartan Estukyan

Bildiğimiz Ermeni müziğinin dışında kalan Ermeni müzisyenlere, müziklere yeni üretimlere yer verilen bir program.

24:00 – 01:00 Mixed Folder / Elçin Özsoy / Türlerden bağımsız bir müzik programı

“Türlerden bağımsız bir müzik programı” şiarıyla yola çıkan programda her hafta bir karışık kaset hazırlıyoruz.

01:00 – 02:00 Münakaşa / Elektronik müziğin türleri arasında münazara hali / Erkan Ömür

prg_munakasa_017_20190901

“Elektronik müziğin türleri arasında münazara hali” şiarıyla yola çıkan programda downtempo elektronik müzik, etnik elektronik, elektronika, minimal, breakbeat örnekleri dinleyiciyle buluşuyor.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

08:50 – 09:00 Nasrettin Hoca Hikâyeleri (Yayın sıklığında değişiklik) / Yazan: Orhan Veli Kanık / Okuyan: Mesut Özkeçeci

Pazar sabahları yayınlanan Nasrettin Hoca Hikâyeleri bu yayın dönemi hem Cumartesi, hem de Pazar.

09:00 – 10:30 Radyo Agos / Haftalık Agos gazetesinin penceresinden Türkiye ve Dünya gündemi. Agos’un mutfağından haberler, söyleşiler, olaylar

radyoagos20190831

Radyo Agos kayıt arşivi

10:30 – 12:00 Şansonlar (Yeni program) / Fransızca şarkılar dünyasında bir devr-i âlem / Hazırlayan: Cengiz Işılay

12079 listebaşı olmuş şarkıyı radyoya taşıyan Cengiz Işılay bu yayın döneminde Fransız Şansonlarına ve Fransız popüler müziğinin seçme örneklerine el atıyor.

12:00 – 13:00 Dünya Dönüyor / Naim Dilmener / ’Türkçe Pop’un 50 yılı

diskotek.info/(Naim abinin “Bu sitede milyon hazine var” diyerek önerdiği site)

zz11

Açık Radyo’da pop tarihi… 1800’lerden, Muzika-yı Humayun’dan başlayarak ve günümüze kadar gelerek, haftalarca/aralıksız sürecek bir pop tarihi… Kantolar, tangolar, şarkılar, yıldızlar… Hem ciddi hem de komik ayrıntılar… Kaydetmeyi unutmayın  15 Haziran’da başlıyor. 12:00/94.9

facebook.com/naimdilmener

13:00 – 14:00 Açık Deniz / Beysun Gökçin / Üç tarafı denizlerle çevrili bir radyo programı

Açık Deniz kayıt arşivi

facebook.com/beysun.gokcin

14:00 – 15:00 Fizan Ekspresi / M. Bülent Kılıç / Farsî dünyanın müziği

facebook.com/Fizan-Ekspresi

‏16:00 – 15:00 Sadânüvîs (Yeniden program) / Hazırlayan: Cemal Ünlü

Açık Radyo’nun efsane programlarından Sadanüvis geri dönüyor. Fonograf, gramofon ve taş plak kayıtları Cemal Ünlü’nün anlatımıyla Cumartesi günleri saat 15.00’de Açık Radyo’da

16:00 – 17:00 Dünyanın En Güzel Müzikleri (Yeni program) / Reha Uz’a Göre

Reha Uz’un 60 yıllık müzik dinleme serüveninden eleğin üzerinde kalanları paylaştığı çok öznel, çok özel bir müzik programı

17:00 – 18:00 Music of the World İstanbul / Refika Kadıoğlu ve Kutay Derin Kuğay / Tokyo’dan Barcelona’ya müzik ve ötesi

facebook/Kutay Derin Kuğay

18:00 – 19:00 Connections / Tim Hallam / 60′lar ve 70′lerde pop

connectionstr.blogspot.com/

mixcloud.com/tim-hallam/

19:00 – 20:00 Tighten Up / Simon Johns / Tematik bir müzik programı

tightenupwithsimonjohns.blogspot.com/

20.00 – 21:00 Woman to woman (Yayın gününde ve saatinde değişiklik) / Hazırlayanlar: Seda Aktaş, Ahmet Uncu ve Emir Akçit

Farklı zaman ve coğrafyalarda erkek egemen toplumun çeşitli alanlardaki adaletsizliğine boyun eğmeden değişim isteyen, duygularını müziğiyle var etmiş kadınlara dair Woman to Woman, bu yayın dönemi Cumartesi günleri 20’de..

21:00 – 22:00 High Times / Ras Memo/ Reggae

22:00 – 23:00 Flow / Türler arası gece müzikleri / Özgür Özer

flow43

Eklektik gece müziklerine yer verdiğimiz Flow bu yayın dönemi gece 22.00’de.

23:00 – 24:00 Login / Christopher Çolak / Elektronik müziğin alt türleri ve tüm renkleri

24:00 – 01:00 Lovaj / Ahmet Güneş / Elektronik ağırlıklı müzik

lovaj.com/

01:00 – 02.00 Alan Kod 212 / Türler arası / Batu Boran

Alan Kod 212 programı bu yayın döneminde haftasonuna transfer oluyor.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/8/29

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak, Emre Gülşer

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Cuma Sezin Öney’le Seyyare: Türkiye ve Dünya Olayları Arasında Paralellikler, Karşılaştırmalar

Seyyare kayıt arşivi

09:30 – 10:00 Cuma Alp Ulagay ile Spor

10:00 – 10:30 Duman / Yazan: Ivan Sergeyeviç Turgenyev / Okuyan: Eraslan Sağlam / İş Bankası Kültür Yayınları

Açık Radyo’da klasik edebiyat okumaları / İvan Sergeyeviç Turgenyev 200 yaşında

10:30 – 11:00 Tohumdan Hasada Ekolojik Yaşam / Leyla Aslı Ünlübay

facebook.com/bugdaydernegi/

Tohumdan Hasada Ekolojil Yaşam kayıt arşivi

11:00 – 12:00 Yeter ki İste / Hazırlayanlar: Elena Polyakova ve Alper Dalkılıç

yeterkiiste30.08.2019rec.01082019

Ultra maratoncu çiftimiz Elena Polyakova ve Alper Dalkılıç’ın farklı disiplinlerden amatör ve profesyonel sporcu konuklarıyla alanlarındaki deneyimleri paylaştıkları Yeter ki İste, bu yayın döneminde bir saatlik bir program formatıyla dinleyiciyle buluşuyor.

***

Başak Bulut ve Rahman Karataş ile 700 Bin km projesi ve bisiklet seyahatleri üzerine konuştuk. Bisikletleri ile her an Dünyanın bir yerinde olabilir bu ikili. Programda canlı müzik performansı da bizleri bekliyor.

12:00 – 13:00 Caz Türbülans / Recep Şencan / Cazda serbest dolaşım

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 El Fueye / Ortaç Aydınoğlu / Tangonun büyülü kutusu

1900’lerin başında Arjantin’de doğup dünyaya yayılmış olan tangonun serüveninde Buenos Aires’in arka mahallerinden, Paris’in balo salonlarına; grand tuvalet giyinip tramvaylarla gidilen dans gecelerinden, yırtık kotla gidilen eski bir fabrikada düzenlenen milongalara; gitar çalıp söyleyen halk ozanlarından, senfoni orkestralarına; Afrika ritimlerinden, Japon ezgilerine ve tabii ki hüznün en melankolik halinden, neşenin en deli haline…

İsmini, müziğine özgün tınısını veren körüklü bir kara kutudan alan El Fueye ile tangonun büyülü kutusunu açıyoruz.

14:00 – 14:30  Bir Yaşam Dili (Yeni program) / Hazırlayanlar: Deniz Spatar ve Canan İrtem

biryasamdili01.09.2019rec10.08.2019

İsmini Marshall Rosenberg’in Şiddetsiz İletişim – Bir Yaşam Dili kitabından alan programda, anlaşmazlık içindeki bütün tarafları empati ile can-ı gönülden dinleyerek anlama, bu yoldan bağlantı kurarak işbirliği zemini yaratma ve herkesin ihtiyacının gözetildiği ortak çözümler üretme sanatı olan Şiddetsiz İletişim, çeşitli boyutları ile ayrıntılı olarak ele alınıyor.

Facebook.com/Şiddetsiz İletişim Türkiye

14:30 – 15:30 Wanderer / Can Denizci / (Richard Wagner özel programı)

Doğumunun 200. yılında Richard Wagner özel programı. 19. yüzyıl operasının en önde gelen iki isminden biri olan ve müziğin üst dilinin üstadı sayılan Wagner’in hayatı ve eserleri Wanderer’de

15:30 – 16:30 Sinefil / Melis Behlil ve Yeşim Burul Seven / Sinemasever muhabbetleri

Sinefil kayıt arşivi

16:30 – 17:00 Kavanozdaki Yıldız (Yeni program) / Hazırlayanlar: İsmail Başöz, Haluk Levent ve Mustafa Yılmazer

Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin toplumsal ve ekonomik etkilerini  kapsamlı biçimde ele almaya gayret eden bir program.

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Berna Kaytaz, Jak Kohen, Levent Öget ve Harun İzer

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20190830

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

***

Gezegenin Geleceği: 30 Ağustos 2019

01 Eylül 2019
Fotoğraf: Change.org

 Change.org/KuzeyOrmanları adresinde süren kampanyanın talebi net: Trakya, İstanbul ve Anadolu’nun; su, nefes, yaşam kaynağı olan Kuzey Ormanları “Muhafaza Ormanı” ilan edilmesi.

Kuzey Ormanları Savunması, İstanbul’un Kuzey Ormanları için yıllardır yürüttüğü mücadeleye, Change.org’da açtığı imza kampanyasıyla binlerce insanın desteğini de ekliyor. Change.org/KuzeyOrmanları adresinde süren kampanyanın talebi net: Trakya, İstanbul ve Anadolu’nun; su, nefes, yaşam kaynağı olan Kuzey Ormanları “Muhafaza Ormanı” ilan edilmesi. Ayrıca Kuzey Ormanlarının mutlak korumaya alınması, her türlü rant ve yağma projesine derhal kapatılması. Kampanyaya bugüne de 128.000 kişi destek verdi bile. Kampanya metninde, Kuzey Ormanları birçok canlı türünün yaşam alanı ve dünyanın önemli kuş göç yollarından. Çok farklı ekosistemlere sahip Kuzey Ormanları’nda 15 adet Önemli Doğa Alanı bulunuyor. Tüm bu nedenlerle Kuzey Ormanları’nın muhafaza ormanı ilan edilmesini talep eden kampanyaya 30 farklı sivil toplum kuruluşu da destek veriyor. Siz de bu kampanyaya imza vermek isterseniz Change.org/KuzeyOrmanları adresini ziyaret edebilirsiniz.

Change.org/YesilozSahilineDokunma adresindeki kampanya, Alanya’nın Yeşilöz Sahili’nde Caretta carettalar ve nesli tehlike altındaki kum zambaklarının karşılaştıkları tehdide dikkat çekiyor. Özel bir şirket, bu bölgede deniz içindeki akaryakıt boşaltım tesisini büyütmek için başvurdu ve şu anda ÇED süreci başlamış durumda. Kampanyanın talebi: bu projenin ÇED olumlu raporu almaması. Kampanyayı başlatan Güldane Şahin, uzun yıllardır bu sahilin korunması için mücadele veriyor. Güldane Şahin, geçtiğimiz günlerde basına kampanyayla ilgili yaptığı bir açıklamada: “Kum zambakları için buradayız. Dünyanın peşinde olduğu nesli tükenmekte olan bitkiler. Nasıl bu sahillerimizde Caretta caretta’larımız varsa kum zambaklarımız da var. Kesinlikle halk tarafından kum zambaklarının olduğu sahiller korunmalı. Bern ve Barcelona sözleşmelerimiz var. Deniz içinde ve dışındaki canlıları korumalıyız. Gelecek nesillere doğal bir yaşam bırakmak istiyorsak hep beraber imza kampanyamıza destek verelim. Tüm kum zambakları ve carettalar sizlere minnettar.” dedi.. Şu anda 1000’e yakın kişinin imza verdiği kampanyaya siz de destek vermek isterseniz Change.org/YesilozSahilineDokunma adresine gidip imza verebilirsiniz.

CHP Burdur Milletvekili Mehmet Göker, Salda Gölü’yle ilgili kampanyasını sürdürüyor. Mehmet Göker,Change.org/SaldayaDokunma adresindeki kampanyaya imza veren 200 binin üzerinde imzacıya bir email göndererek önemli bir haber paylaştı. Salda Gölü’ne millet bahçesi projesi için Isparta İdare Mahkemesi, davanın çok kısa süre içinde görüleceğini bildirmişti. Bu olay üzerine Bakanlık bir savunma dilekçesi verdi ve bölgenin Özel Çevre Koruma alanı ilan edilmesinin sit alanından daha fazla koruma sağladığını beyan etti. Mehmet Göker, paylaştığı metinde bu ifadeye “Bir alanın Koruma Bölge Kurulu’nca sit alanı olarak ilan edilmesi, bu alanda yapılacak olan her ölçekteki plân uygulamasını durdurmakta. Ancak Özel Çevre Koruma Alanı içerisine alınması ile birlikte Özel Çevre Koruma Bölgelerinde İmar planları yapılmasını mümkün hale getirmekte.” dedi. Gelinen son noktada Isparta İdare Mahkemesi davayı yetki yönünden reddederek Ankara İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verdi. Mehmet Göker, imzacılarla paylaştığı emailde, bu durumun zaman kazanma ve kamuoyunda yaşanan tepkilerin dinmesine yönelik bir girişim olduğunu düşündüğünü söylüyor. Bu nedenle de herkesten kampanyayı paylaşmaya devam etmesini istiyor. İmzanızı eklemek ve paylaşmak için Change.org/SaldayaDokunma adresini ziyaret edebilirsiniz.

Burdur Akgöl’ün çok yakınında bir mermer ocağı kurulacağı haberi üzerine harekete geçen Ahmet Erçelik bir kampanya başlattı. Change.org/Akgol adresinden ulaşabileceğiniz kampanya bir mermer firmasının ve diğer kum, taş ve mermer ocaklarının bölgede yarattığı tehdide dikkat çekiyor. Kampanya metninde Ahmet Erçelik Akgöl’le ilgili önemli bilgilere de yer veriyor. Bu bilgilerden biri, Akgöl’ün kış aylarında yağışlarla su alması ve flamingolar ve diğer birçok su kuşları için bir sığınma ve beslenme alanına dönüşüyor olması. Kampanyada, mermer ocakları açılırsa rüzgar ve sel suları ile gölün kirleneceği ve önce göldeki küçük canlıların öleceği, bu canlılarla beslenen flamingolar ve su kuşlarının artık göle gelmeyeceği ve göl çevresindeki ekosistemin tamamen çökeceği ifade ediliyor.  Ayrıca mermer şirketine ruhsat verilen saha içinde Güvercinlik mağarası da var ve o da tehdit altında. Kampanya nın talebi, ruhsat sahası içinde bulunan bu mağaranın acilen koruma altına alınması ve bu bölgede kurulmak istenen mermer ocağı ve diğer ocakların acilen ruhsatlarının iptal edilmesi. İmza vermek için Change.org/Akgol adresini ziyaret edebilirsiniz.

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Eser Epözdemir – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Hafta boyunca Ben Bugün Bişey Öğrendim Yayına Hazırlayanlar: Doruk Yurdesin, Ozan Sezgin ve Rauf Kösemen

facebook.com/benbugunbiseyogrendim

Açık Dergi Cuma Ceyhan Usanmaz’la Bu Köşe Kitap Köşesi

***

Haftanın kitabı ‘Belleğin Girdapları’: Tanımlanamayan uçan duygu

30 Ağustos 2019
Fotoğraf: touropia.com

Behçet Çelik, her yeni romanıyla o ‘tek büyük roman’ını yazıyor aslında. Bir eleştiri değil bu; bazı romanlar hiç bitmesin isteriz çünkü. Bir evrene benzetmek daha doğru olur belki.

Behçet Çelik’in yarattığı roman evreni de, her bir parçası (her bir roman) arasındaki sıkı bağlara rağmen, doğal akışında giderek genişliyor. İsteyerek dahil olduğumuz ve içinde yer almaktan mutluluk duyduğumuz bir evren zaten! İlk ‘patlama’ elbette ilk roman ‘Dünyanın Uğultusu (2009)’ ile olumuştu, ‘Soluk Bir An (2012)’ romanıyla saçılma başlamıştı, yakın bir zaman önce yayımlanan yeni roman ‘Belleğin Girdapları’ ile de genişleme devam ediyor…

‘Dünyanın Uğultusu’ndaki Ahmet mesela, son bütünleme sınavına girdiği günün akşamı televizyonda seyrettiği duvarın yıkılışını kerteriz edinmişti. Yeni bir dünya kurulurken, kendisi için de yeni bir hayatın başladığını; gazetede ya da televizyonda ne zaman duvarın yıkılışının bilmemkaçıncı yılı gibisinden bir şey görse, yeni hayatının da o kadar zamandır sürdüğünü düşünüyordu. ‘Belleğin Girdapları’ndaki kahramanımızı da, kendisi için yeni bir hayat kararı almaya iten bir duvar oluyor yine. Arabayla, daha önce hiç uğramadığı bir mahalleden geçerken gördüğü bir duvar, çocukluğundan bir hatırayı canlandırıyor: “Bahçeli bir evin önündeydik, dedem iterek araladığı kararmış tahta kapıdan içeri girerken çok ürkmüştüm. Neydi beni o denli korkutan, bilmiyorum. (…) Duvarın önünde dedesini bekleyen çocuğun o anda aklından neler geçtiği çoktan silinip gitmiş, hiçbir şey düşünmemiş olabilirim, salt bir göze dönüşüp öylece bakakalmış olmalıyım.” Ama o ikindiden, ne olduğunu kestiremediği bir duygu yerleşip kalır kahramanımızda, ileriki yıllarda da zaman zaman kendisini hatırlatacak bir tuhaf duygu; ‘tanımlanamayan uçan duygu’, der. “Arabayla geçerken gördüğüm duvar da köydeki bahçe duvarı gibi günlerce gözümün önünden gitmedi. Artık alıştığımı sandığım ‘tanımlanamayan uçan duygu’ çöreklenen, yerini bulup iyice yerleşen bir duyguya dönüştü. Çoktan çöreklenmişti de yeni seziyordum ya da sırtımı yaslayacak bir duvarın eksikliğiyle çoktandır bendim uçuşmaya başlayan.” İşte o duvarın hayaline yaslanır kahramanımız, tutunur, yer yapmasına izin verir. İşini bir anda bırakıp, şehrin çeperinde, Serpmetepe olarak adlandırılacağı bir mahalleye taşınır.

Nuray, Serhat, Eylül… Sevdiği, yakınında olmasından hoşlandığı hemen herkes birkaç yıl arayla çekip gitmiştir, o eski boşlukla baş başa bırakmışlardır kahramanımızı peş peşe; şimdi sıra bir bakıma ona gelmiştir. Herkesi, her şeyi bırakıp yerleşir yeni mahallesine. Zaten her daim biraz dışarıda hissetmiştir kendisini herkesten ve her şeyden. Bir yabancılık, dahası, bu ‘dünya’dan bile sayılamayacak bir yabancılık. Tanımlanamayan uçan duygu, demesi boşuna değil! “Tanıdığım herkesi yıllarca nasıl da kandırmışım onlardan biriymiş gibi davranarak,” der mesela; “Yepyeni bir yere geldim, oradan koptum sonunda, artık başka bir evrendeyim.”

Kaçmıştır belki ama ne kadar uzaklaşabilmiştir? ‘Soluk Bir An’ romanındaki Taner gibi, geçmişi kurcalamaya başlar. Hatıralarını, yaşadıklarını yazmak ister; ama belki de, o kadar karıştırıp kurcalamamak lazımdır belleği…

BELLEĞİN GİRDAPLARI

Behçet Çelik

İletişim Yayınları, 2019, 266 s.

Açık Dergi Cuma Zîn (Açık Dergi’de yeniden köşe) (15 Günde 1) / Hazırlayan: Mehmet Said Aydın

Yazar ve editör Mehmet Said Aydın Açık Dergi’ye geri dönüyor. Farklı kültürlerden ve alfabelerden beslenen Türkiye Edebiyatı’nın tarihinden notlar ve güncel gelişmeler, tartışmalar her hafta Açık Dergi’de.

Açık Dergi Cuma Duygular Sözlüğü ( Açık Dergi’de yeni köşe) / Yazan: Tiffany Watt Smith / Çeviren: Hale Şirin / Okuyan: Ömer Madra / Kolektif Kitap

Neredeyse her şeyin sözlüğünü yayınlama sürecine giren Açık Dergi yeni yayın döneminde duyguları da işin içine karıştırmaya karar verdi! Tiffany Watt Smith’in kaleme aldığı ve Kolektif Kitap tarafından Türkçe’ye kazandırılan Acımadan Zevklenmeye Duygular Sözlüğü, Ömer Madra’nın sesinden Cuma akşamları birer maddeyle radyo yayınına karışıyor.

Açık Dergi Pazartesi Serbest Atış (Açık Dergi’de yeni köşe – 15 Günde 1) / Dünya Basketbol Gündemi / Hazırlayanlar: Mehmet Çopuroğlu ve Kayhan Ergin

Volkan Ağır ve Utku Gökerküçük’ün hazırlayıp sunduğu Efektif Pas bu yayın döneminde bir ara veriyor. Yerine, bir basketbol programı olan Serbest Atış geliyor.

Açık Dergi Cuma Normalin Sınırları / Klinik Felsefe Sohbetleri / Alper Hasanoğlu ve Bülent Usta

“Normalin Sınırları”nda, insanları hapseden bireysel ve toplumsal sınırların ve kalıpların ötesine geçip, dinleyicilerin kendilerine ve hayatlarına başka bir açıdan bakabilmesinin olanakları araştırılan bir ‘klinik felsefe’ programı.

Teoriyle uygulamayı birleştiren yazı ve çalışmalarıyla tanınan psikiyatristlerin, psikoterapistlerin, felsefecilerin ve edebiyatçıların konuk olarak yer aldığı yayın; günümüzde ilaç tekelinin baskısı altında insanın doğasına ait normal ve doğal acının bir hastalık olarak tanımlanması tehlikesi karşısında normali koruma çabası.

“Normalin Sınırları”nı, psikiyatrist, psikoterapist, yazar Alper Hasanoğlu ile antropolog, psikoterapist, yazar Bülent Usta birlikte sunuyor.

20:00 – 21:00 Koyu Mavi / Gülçin Orgun / Türler arası

koyumavi30.08.2019

koyumavi.org/

***

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve yazı

Gülçin Orgun  Koyu Mavi / Açık Radyo

30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun!

Nazım Hikmet’in Kuvayı Milliye Destanı

ekseninde Kurtuluş Savaşı için yazılmış şarkılar,

Abidin Ensemble / Onlar

Cem Karaca Kardaşlar / Kara Yılan

Zülfü Livaneli / Memetçik Memet

Zülfü Livaneli / Arhavili İsmail

Cem Karaca Dervişan / Kavga

Ahmet Kaya / Kurtuluş Savaşı Destanı

Selda Bağcan / Türk Köylüsü

Hafız Burhan / Sakarya Marşı

Ahmet Kaya / Tezkere

Ruhi Su / Büyük Taarruz

Nazım Hikmet / Büyük Taarruz 2, 3

Eren Joseph Dwyer, Paul Dwyer / İzmir Marşı

Grup Yorum, Suavi / Bu Memleket Bizim

bu akşam

saat 20-21 arasında

Koyu Mavi’de.

21:00 – 22:00  Aşağı Mahalle / Ümit Baykara / New York Downtown Cazve ötesi…

twitter.com/asagimahalle

***

Bu akşam, Aşağı Mahalle’nin 666. bölümüne özel olarak içinden şeytan geçen parçalar dinleyeceğiz… Al DiMeola, Barry Adamson, Blood Sweat & Tears, Chicago ve daha fazlası için… Saat 21:00, Açık Radyo > bit.ly/1isUhIt #listen #music #radio #jazz #Devil Art:@mollymagwire

Resim

22:00 – 23:00 Mint / Efkan Kula ve Mert Emcan / Gıcır cızır plâklar

mixcloud.com/mertemcan/

Alternatif rock’ın geçmiş ve günümüz klasiklerinin çalınacağı “Mint”te Stüdyo İmge yazarları; Efkan Kula ve Mert Emcan plak koleksiyonlarının en değerli single’larını hikayeleriyle birlikte çalıyor.

23:00 – 24:00 13 Melek / Yiğit Atılgan / Zamanın ruhundan bağımsız sesler

13melek-acikradyo353

Zamanın ruhundan bağımsız seslere kulak verdiğimiz 13 Melek bu yayın döneminde Cuma günleri 23.00’te.

24:00 – 01:00 Blackout / Gürkan Vayis, Ümit Şenol / Kirli ve aksak ritimler ile Siyah müzikler

Yeni yayın döneminde Overphonic ve Blackout programları birleşip yollarına, Overphonic’in saatinde Blackout adı altında devam ediyor.

overphonic.blogspot.com/

mixcloud.com/overphonic/

blackout949.blogspot.com/

soundcloud.com/blackout949

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/8/28

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

acikgaste_29-08-2019

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

“Bir araya gelip birlikte çalışmalıyız. Yoksa her şey için çok geç olacak… Artık doğa ile kavga etmeyi bırakmalıyız.”

İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg, 15 günlük yelkenli yolculuğunun sonunda Atlas Okyanusu’nu aşarak ulaştığı New York’ta. (BBC Türkçe)

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, oturuyor
***

15 günlük yolculuğun sonu: ‘Grevci’ Greta yelkenlisiyle New York’ta

29 Ağustos 2019
Fotoğraf: @GretaThunberg

16 yaşındaki iklim aktivisti ‘grevci’ Greta Thunberg, 15 günlük yelkenli yolculuğunun sonunda Atlas Okyanusu’nu aşarak New York’a ulaştı.

New York’ta düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler iklim zirvesine katılmak üzere 15 gün önce İngiltere’den yola çıkan Thunberg, 4 bin 800 kilometrelik yolculuğunu sıfır karbon emisyonuyla tamamladı.

Yolculuğunun son durağında “Bir araya gelip birlikte çalışmalıyız. Yoksa her şey için çok geç olacak” diyen Thunberg, iklim değişikliğine karşı mücadele eden herkese teşekkür etti ve mücadelesinin ülke sınırlarını aştığını belirtti.

Amazon yağmur ormanlarında devam eden yangınlarla ilgili “İnsan faaliyetlerinin doğayı nasıl tahrip ettiğinin açık bir göstergesi” sözlerini kaydeden Thunberg, ülkesini Paris İklim Anlaşması’ndan çıkaran ABD Başkanı Donald Trump’a bir kez daha seslendi: “Bilimi dinlemeli. Ama açıkça görülüyor ki bunu yapmıyor.”

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Perşembe Fikret Adaman ve Bengi Akbulut ile Bildiğimiz Ekonominin Sonu (15 günde 1)

Ekonomi Ekoloji kayıt arşivi

09:00 – 09:30 Dikilen Kaya / Standing Rock (15 günde 1) / Bikem Ekberzade

standingrockdikilenkaya20190829

dikilen kaya, bikem ekberzade

Intro videosu

Intro ses

Bikem Ekberzade’nin yeni kitabı Standing Rock: Greed, Oil and the Lakota’s Struggle for Justice 3 Ocak 2019’dan itibaren her 15 günde bir sabah 9-9:30 arası Açık Radyo 94.9 FM’de ve acikradyo.com’da.

09:30 – 10:00 Güncel Hukuk Dergisi’nde bu ay (Ayda 1)

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü / Oldies

10:30 – 11:00 Ekonomi&Ekoloji / Pelin Cengiz, Barış Gençer Baykan, Serkan Ocak ve Mahir Ilgaz

ekonomiekoloji20190829

Ekonomi Ekoloji kayıt arşivi

Facebook.com/Pelin Cengiz

***

Yarın 10:30’da Açık Radyo Ekonomi&Ekoloji’de Manisa Salihli Hacıbektaşlı Köyü’nde JES’e karşı direnen yurttaşlara yönelik polis ve jandarma saldırısını, Ege’deki JES tahribatlarını Evrensel gazetesi yazarı Özer Akdemir ile konuşuyoruz, bekleriz…

11:00 – 11:30 Yeşil Bülten (Yeni program) / Hazırlayan: Utku Zırığ

yesilbulten29.08.2019_201909

İMC Televizyonunun kült programı Yeşil Bülten bu yayın döneminde Açık Radyo’da

Yeşil Bülten kayıt arşivi

11:30 – 12:00 Açık Mimarlık / Hüseyin Kahvecioğlu, İpek Akpınar, Yağmur Yıldırım ve Cenk Dereli / Mimarlığın tüm halleri üzerine konuşmalar

acikmimarlik20190829

acikmimarlik.blogspot.com/

Açık Mimarlık facebook sayfası

Açık Mimarlık kayıt arşivi

facebook.com/yagmurlyildirim 

12:00 – 12:55 Afrikon (Yeni program) / Hazırlayan: Ufuk Aktaş

“Afrika üzerinde dolaşan sesler” şiarıyla yolan çıkan programda her hafta Afrika’nın başka bir ülkesinden geleneksel ve gelenekselden beslenen yeni icralar dinliyoruz.

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 Aheng-i Hengâme / Alper ve Esra Kaliber / Soul, Funk ve Afrika müzikleri

29agustos2019ahengihengamecolombiancumbia1

 ahengihengame.blogspot.com/

14:00 – 14:30 Günün ve Güncelin Edebiyatı / Seval Şahin / Romanlar, Hikâyeler, Kahramanlar

gununguncelinedebiyati29.08.2019rec.04.07.2019azadeseyhan2

twitter.com/sevalsahinn/media

Günün ve Güncelin Edebiyatı kayıt arşivi

Twitter.com/Guncel Edebiyat

***

Acik Radyo 94.9gununveguncelinedebiyatiSeval ŞahinAzade Seyhan (2. Bölüm)

***

Azade Seyhan ile Söyleşi: Dünya Edebiyatı Bağlamında Modern Türk Romanı (2. Bölüm)

01 Eylül 2019
Azade Seyhan ile Dünya Edebiyatı Bağlamında Modern Türk Romanı adlı eseri hakkında bu hafta da konuşmaya devam ettik.

14:30 – 15:30 Notalarla Sohbet / Zerhan Gökpınar / Açıklamalı ve karşılaştırmalı bir klasik müzik programı

Notalarla Sohbet – Zerhan Gökpınar

***

Bu hafta Notalarla Sohbet programımızda “dinlediğimiz her müzikte besteciye-mekana-olaya gidebiliriz” saat 14.30/94.9 Açık Radyo’dayız, sohbetimize bekleriz 🎤🎧

www.acikradyo.com.tr

Fotoğraf açıklaması yok.

15:30 – 16:30 Hukuk Güvenliği (Yeni program) / Hazırlayanlar: Bahri Belen ve Aynur Tuncel

hukukguvenligi20190829

Hukuk güvenliğinin enine boyuna konuşulduğu programın sürekli konuğu Aynur Tuncel bu yayın döneminde aslî programcı kadrosuna dahil oldu.

16:30 – 17:00 Toplumsal Dönüşümde Sosyal Grişimcilik / Hülya Denizalp ve Ayzen Atalay Durmuşoğlu

sosyalgirisimci-lik.blogspot.com/

facebook.com/pages/Toplumsal-dönüşüm için Sosyal Girişimcilik-(Social Entrepreneurship)

http://hulyadenizalp.net/

hulyadenizalp.net/radyo-programlari/

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Berna Kaytaz, Jak Kohen,Levent Öget ve Harun İzer

facebook.com/pages

dunyanincazi-loget.blogspot.com/

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20190829

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Açık Dergi Perşembe Melis Behlil ile Sinemalardan

Açık Dergi Perşembe Beraber ve Solo Ahkâmlar (Açık Dergi’de yeni köşe) / 15 günde bir / Hazırlayanlar: Seyit Ali, Turgut Yüksel ve ve Mehmet Kekik

Farklı disiplinlerden 3 insanın müzik dinleme serüvenleri.

Açık Dergi Perşembe Sarı Tuğlalı Yol / Zeynep Arıca ve Burak Dinler / Müzikal Tiyatro’da bir gezinti

Müzikal tiyatro tarihinden klasikler hem ses kayıtları hem de sahne notlarıyla bu yayın dönemi Açık Dergi’de. Eski programcımız Zeynep Arıca’nın yanına sahne arkadaşı Burak Dinler’i alıp sunacağı Sarı Tuğlalı Yol’da amatör ve profesyonel müzik grupları da zaman zaman yayına konuk oluyor.

Açık Dergi Perşembe Fransız Öpücüğü (Gün ve saat değişikliği) / Hazırlayan: Devrim Özkan

Şansonların ötesinde çağdaş Fransızca müzik programı Fransız Öpücüğü bu yayın döneminde on beş günde bir, üstelik bir saatlik formatıyla Açık Dergi’de bizlerle. Devrim Özkan, özel profilleri ve muhtelif anekdotlarıyla güncel müziğin Fransızcasına bakmayı sürdürüyor.

20:00 – 21:00 Caz Orkestrası / Hülya Tunçağ / Dünden bugüne büyük caz / orkestraları

21:00 – 22:00 Sosyal Müzik (Yeni program) / Hazırlayanlar: Gonca Açıkalın, Sina Hakman)

acikradyo.com.tr/program/sosyal-muzik

“Caz ve cazdan etkilenen müzikler” şiarıyla yola çıkan programda, caz müziğine, cazla ilişkili ya da ondan esinlenip etkilenmiş müziklere yer veriliyor.

***

70’li yılların cazı dendiğinde akla önce çoğunlukla fusion geliyor. Oysa caz, çizgisel bir tarihe yerleştirilemeyecek kadar geniş, derin, dallanıp budaklanan kadim bir ağaç. Bugün, 70’lerde yayınlanmış albümlerden seçtiklerimizle bu harika yıllara başka açılardan bakıyoruz
🎺
Sosyal Müzik 21:00’de Açık Radyo’da 🎷
http://acikradyo.com.tr/sosy…/29-agustos-2019-yeniden-70lere

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi
22:00 Falan: Freeform Freakout (Yeni program) / Hazırlayan: Clint Willey

Kick Out The Jams programıyla Amerika’nın çığır açan müzisenlerini ele alan Clint Willey bu yayın dönemi funk kanallarında ve farklı sadaların zengin çeşit âleminde bir keşif gezisine çıkıyor.

23:00 – 24:00 Stalker / Fatih Rağbet ve Yıldırım Arıcı / Herkesin ve hiçkimsenin programı

stalkeracikradyo.blogspot.com/

24:00 – 01:00 Kılavuz / Bahadır Dilbaz / Türler arası

   bahadirdilbaz.blogspot.com/ 

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/8/27

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

acikgaste_28-08-2019

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

“Toprak ana bize sesleniyor, kendisine yardım etmemiz için haykırıyor. Bugün insanlığın bir geleceği olsun diye uğraşıyoruz. Ama bu yıkımı durduramazsak yanıp küle dönüşecek olan da biziz, gök kubbe de başımıza çökecek – şimdiden çökmeye başladı bile.”

Amazon yağmur ormanlarındaki cehhennemi yangınlardan doğrudan etkilenen ve dünyayı birlikte mücadeleye çağıran yerli kabilelerden Huni Kuin reislerinin bildirisinden. (Common Dreams)

Görüntünün olası içeriği: ateş, açık hava ve doğa

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Nereye Doğru: Cengiz Aktar’la Geleceğe Bakışlar

nereyedogru20190828

Nereye Doğru kayıt arşivi

09.30 – 10:00 50. Yılında 68 Devrimi (Açık Gazete’de yeni köşe) / Tarih Vakfı’nın katkılarıyla

30. yılını bir sergi, 40. yılını ise 6 dakika 8 saniyelik bir dizi program ile andığımız 68’in, 50. yaşını de es geçmiyoruz. Tarih Vakfı’nın katkılarıyla 68 Devrimini enine boyuna konuşuyoruz.

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü / Oldies

10:30 – 11:00 Açık Yeşil / Ümit Şahin ve Ömer Madra / Hayatın, politikanın ve sokağın çevre ekoloji gündemi

acikyesil20190828

Açık Yeşil kayıt arşivi

11:00 – 12:00 Metropolitika / Aysim Türkmen, Korhan Gümüş ve ve Murat Güvenç / Kent ve kentlilik üzerine tartışmalar

metropolitika20190828

Metropolitika kayıt arşivi

12:00 – 12:55 Hipnopompia (Yeni program) / Algı dürten müzikler / Hazırlayan: Emirhan Arapoğlu

Açık Radyo’nun öğlen caz kuşağında algı dürten, cazdan elektroniğe geniş bir alanda gezen yeni bir müzik programı.

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 Tuna’nın Beri Yanı / Muammer Ketencoğlu / Balkan ağırlıklı etnik müzik

Tuna 28.8.19

muammerketencoglu.com/

tunaninberiyani.blogspot.com/

facebook.com/ketencoglumuammer

***

Tuna’nın Beri Yanı – Stelios Vamvakaris Babasının Şarkılarını Söylüyor (Markos Vamvakaris) – 28 Ağustos 2019

14:00 – 14:30 Türlerin Yaşam Hakkı / Işıl Karaelmas / Gezegeni paylaştığımız canlıların özgürce yaşama haklarına dair her şey

turlerinyasamhakki28.08.2019

zz4

“Gezegeni paylaştığımız canlıların özgürce yaşama haklarına dair her şey” şiarıyla yola çıkan program; Türkiye ve dünyadaki hayvan hakları gündeminden, etik veganlık anlayışına; hayvansal ürünleri tüketmeyi bırakmaktan, sokak hayvanlarına yardım etmeye kadar faydalı insan yaklaşımları ve pratikleri üzerine.

twitter.com.türlerin.yaşam.hakkı 

pictosee.com/turlerinyasamhakki/

***

turlerinyasamhakki. . 🌎Amazon Yağmur Ormanlarındaki yangınların rekor seviyeye ulaşmasıyl

. 🌎Amazon Yağmur Ormanlarındaki yangınların rekor seviyeye ulaşmasıyla naveganlık arasında nasıl bir bağlantı var? . 🌍 Hayvansal ürün tükettiğimizde yağmur ormanlarının yanmasına nasıl sebep oluyoruz? . 🌏 Hayvansal ürün tüketimindeki inadımızın diğer ciddi sonuçları Bugün (28 Ağustos Çarşamba) saat 14.00’te 94.9 @acikradyo da. #amazonfire #amazonrainforest #deforestation #cattle #cattlefarming #cattleranching #soyplantation #veganism #govegan

14:30 – 15:30 Alla Turca / Ali Pınar ve Ersin Antep / Türkiye’den klâsik müzik yorumcuları ve bestakârları

www.facebook.com/alla.turca.5

instagram.com/allaturca2001/

***

zz3

ORKESTRA ŞEFİ VE KEMAN SANATÇISI HAKAN ŞENSOY; ALLA TURCA’DA
94.9 Açık Radyo’da her Çarşamba günü saat 14.30’dan itibaren yayınlanan ve Ali Pınar ile Ersin Antep’in hazırlayıp sunduğu Alla Turca programına bu hafta; Orkestra Şefi, Keman Sanatçısı ve Akademisyen Hakan Şensoy konuk olacak.

Geçtiğimiz sezondan itibaren İzmir Devlet Senfoni Orkestrası Şefi olarak görev alan Şensoy ile çalışmaları, “43.Yılında İzDSO” başlıklı CD hakkında söyleşeceğiz. Aynı zamanda sanatçının şef olarak görev aldığı Karşıyaka Belediyesi Oda Orkestrası ile kaydettiği ve Keman Sanatçısı Davide Alogna ile birlikte hazırladıkları CD’ye de yer vereceğiz.

28 Ağustos 2019 Çarşamba günü saat 14.30’dan itibaren yayınlanan Alla Turca programını, 94.9 Açık Radyo’nun internet sitesi üzerinden online olarak dinlemek için; http://acikradyo.com.tr/stream/index.html

@hakansensoy1 @izmirsenfoni@karsiyakaodaorkestrasi@davidealognaviolinist @canaykal#mehmetcanozer @muzikbilim@alipinarofficial #AllaTurca #izmir#karşıyaka#izmirdevletsenfoniorkestrasi@karsiyakabelediyesi#karşıyakaodaorkestrası #ErsinAntep#AliPınar #HakanŞensoy #OrkestraŞefi#kemansanatçısı @itumiam@itu_tmdk #orkestra #keman@ahmed_adnan_saygun #şostakoviç#Beethoven @acikradyo #acikradyo#açıkradyo #94.9AçıkRadyo

15:30 – 16:30 Altın Saatler / Nuray Aydınoğlu, Elvan Cantekin, Argun Yum ve Gürhan Ertür / 17 Ağustos’u unutma

altinsaatler20190828

Altın Saatler kayıt arşivi

16:30 – 17:00 Emeğin Gündemi / Ayşe Berna Uçarol ve Mustafa Eren / Fabrikalardan plazalara emekçilerin ortak sorunları ve örgütlenme deneyimleri

emegingundemi.blogspot.com/

emegingundemi.blogspot.com/search/label/aç1kradyo

16:30 – 17:00 Kentin Gizli Öyküleri (Yeni program, 15 günde 1) / Hazırlayan: Kenan Doğan

72kentingizlioykuleri28agustos2019

Olağan insan hikâyelerinin işlendiği programda her hafta bir konukla kendi yaşamını konuşuyoruz.

***

Çocukluğunda büyük zanaatkarların yanında çıraklık yaparak mücevherlerin ışıltısında kendini buldu. Tutkuyla yaptığı özgün tasarımları ile ünü dünyaya yayılan, kraliçelerin mücevhercisi Avedis Kendir yaşam öyküsü ile bu hafta Kentin Gizli Öyküleri’nin konuğu. Kentin Gizli Öyküleri, on beş günde bir Çarşamba günleri, 16.30’da, 94.9 Açık Radyo’da ve www.acikradyo.com.tr adresinde.

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / (Tekrar program) / Hazırlayan: Atilla Aksoy

Açık Radyo kurucularından, programcı dostumuz Atilla Aksoy’u yakın zaman önce kaybettik. Dünyanın Cazı programının ilk programcısı Aksoy’un 2004 yılında bu çerçevede hazırlayıp sunduğu programları 13 yılın ardından Çarşamba günleri 17.00’de tekrar yayınlıyoruz.

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20190828

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

***

Gezegenin Geleceği: 28 Ağustos 2019

29 Ağustos 2019
Fotoğraf: Sıfır Gelecek

İklim krizinin etkileri her geçen gün artıyor. Dünyada her gün yaklaşık 200 canlı türünün yok olduğu altıncı kitlesel yokoluşun ortasındayız. Son 44 yılda canlı popülasyonları yüzde 60 azaldı. Bir milyon canlı türü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. İklim krizi yüzünden göçler artıyor, sadece 2018’de dünyada 17 milyon insan göç etti, 2008-2018 arasında bu sayı 265 milyonu buldu.

BM İklim Zirvesi’nde veri olarak kullanması için hazırlanan “İklim Eylemi ve Destek Eğilimleri” raporu BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin başlangıcından bu yana gerçekleşen ilerlemelere dikkat çekiyor. Raporun, hükümetlerin Ulusal Katkı Beyanları olarak bilinen ulusal iklim eylem planlarını 2020’ye kadar hazırlanmalarına yardımcı olabileceği söyleniyor. UNFCCC Yönetici Sekreteri Patricia Espinosa “Önümüzdeki iki yıl bütün hükümetler – ve devlet dışı aktörler – için, mevcut çerçeveden faydalanmak ve ihtiyacımız olan değişiklikleri yapmak adına önemli bir fırsat kapısı açıyor” diyor. Ayrıca “İyi haber ise işin büyük bir kısmı başladı. İklim değişikliğinin varoluşsal tehdidini ele almanın aciliyeti göz önünde bulunduruluyor. Ayrıca eyleme geçmek için sağlam bir temel mevcut ancak eylemin hızı çok yavaş ve hızlanması gerekiyor” diye ekliyor. Rapor, kısa bir dengelenme döneminden sonra, küresel seragazı emisyonlarının artmaya devam ettiği yönünde uyarıda bulunuyor. Bazı alanlardaki ilerlemelere rağmen hükümetlerin, ulusal iklim eylem planlarının yetersiz olduğu söyleniyor. İklim değişikliğinin etkilerinin ve yarattığı tehlikelerin arttığına dair bildirimde bulunan birçok ülkede acilen harekete geçilmesi gerekiyor. Yeni BM raporu; ülkelerin iklim eylemlerini planlama, finanse etme, uygulama, izleme ve değerlendirme için kurumsal düzenlemeleri hızlandırdığını ve emisyonları azaltma ve iklim değişikliğine uyum sağlama eylemleri portföyünün genişlediğini de gösteriyor. Espinosa, “İklim Zirvesi, dünya çapındaki hükümet ve iş dünyası liderlerini konuşmaktan daha fazlasını yapmaya; seragazı emisyonlarının azaltımına nasıl katkı sağlayacaklarını ve iklim değişikliğinin etkilerine nasıl uyum sağlayacaklarını belirtmeye ve ısınmayı 1.5 derecenin altında güvenle tutmaya çağırıyor”dedi.

İklim krizinin etkileri her geçen gün artıyor. Dünyada her gün yaklaşık 200 canlı türünün yok olduğu altıncı kitlesel yokoluşun ortasındayız. Son 44 yılda canlı popülasyonları yüzde 60 azaldı. Bir milyon canlı türü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. İklim krizi yüzünden göçler artıyor, sadece 2018’de dünyada 17 milyon insan göç etti, 2008-2018 arasında bu sayı 265 milyonu buldu. 2050 yılında 200 milyon insanın göç etmesi bekleniyor. Dünyadaki yoksul bölgeler karbon salımının sadece %10’unu gerçekleştirdiği hâlde iklim krizinin yükünün %75’ini sırtlayacak. 2100’e kadar deniz suyu seviyesi 2 metreye kadar yükselebilir. Bu durumda milyonlarca kişi yaşadıkları yerlerden göç etmek zorunda kalacak. İklim krizi yüzünden önümüzdeki 11 yılda 120 milyon kişi daha yoksullaşacak. İklim değişikliği nedeniyle milyonlarca kişi yaşama, beslenme, barınma ve su gibi temel insan haklarından mahrum kalacak. Haziran ayında sıcaklıklar normallerin 0,93 derece üzerinde geçti. Türkiye’nin içinde bulunduğu Akdeniz Havzası son 900 yılın en ağır kuraklığını yaşıyor. Bunlar iklim krizinin etkilerinin yalnızca birkaçı. İsveç’li 16 yaşındaki iklim aktivisti GretaThunberg, 2018 yılının Ağustos ayından itibaren her cuma günü Parlamento önünde iklim krizine dikkat çekmek için okul grevine çıkıyor. Tek başına başladığı bu greve kısa sürede dünyanın dört bir yanından çocuklar ve gençler ortak oldu. Her Cuma, kendilerine yaşanabilir bir gezegen bırakılmasını talep eden çocuklar ve gençler okullarından bir gün feda edip okul grevine çıkıyorlar. Şimdi ise 20 Eylül tarihi için geri sayım başladı. Bu sefer yetişkinler de dünya çapında iklim grevine destek veriyor. Ya Sıfır Karbon Ya Sıfır Gelecek diyerek yola çıkan Fridays For Future Turkey ekibi  ‘’Biz de Türkiye’den çocuklar tarafından başlatılan varoluş çağrısına kulak veriyor ve 20 Eylül’de hep birlikte greve” diyor. 20 Eylül’e kadar da konu ile ilgili birçok etkinlik düzenleniyor. Etkinlikler https://sifirgelecek.org/ internet sitesinde.

Türkiye’nin ekoloji alanındaki ilk büyük dijital kütüphanesi olma özelliğini taşıyan “Ekoloji Arşivi” erişime açıldı. Ekoloji Kolektifi Derneği tarafından hazırlanan kütüphanede 20 binin üzerinde kaynaklara telif haklarına uygun olarak açık erişimle ulaşılabiliyor. Arşivde özel koleksiyonlar içerisinde, Türkiye Çevre hukukunun önemli isimlerinden Noyan Özkan’ın koleksiyonu da yer alıyor. Özkan’ın belgeleri, arşivleri ve dosyaları da arşivde kullanıma açık. Türkiye’de kent ve çevre koruma alanında ilk büyük arşivi özelliği taşıyan online kütüphanede basılı kaynakların dijital kopyalarının yanında geçmiş yıllara ait gazete kupürleri, savcılık kararları, kartpostallar, belediye encümen kararları, haritalar, basın açıklamaları gibi pek çok kaynak da arşivde yer alıyor. Ekoloji Arşivi’ne http://arsiv.ekoloji.org.tr/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Ege Orman Vakfı Genel Müdürü Metin Gençol, İzmir Menderes yangının çıktığı andan itibaren vakfa vatandaşların ulaşarak bağışta bulunmak istediklerini söylediklerini aktardı. Bunun üzerine İzmir’de faaliyet gösteren 7 sivil toplum kuruluşunun bir araya gelerek “Hedef 1 Milyon Fidan” kampanyası başlatıldı. Vakıf hesabına yatırılan bağışların tamamını Orman Genel Müdürlüğünün hesabına aktaracaklarının altını çizen Gençol, yasaya göre yanan orman alanlarının Orman Genel Müdürlüğü tarafından ağaçlandırıldığını belirtti. Kampanyaya yoğun ilgi olduğuna işaret eden Gençol, “Şu ana kadar 30 bini aşan bir bağış var. Halen çok arayanlar var.” dedi.

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Eser Epözdemir – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

dergi_derin-akinti-sergisi-heybeli

***

Heybeliada Ruhbann Okulu’nda açılan “Derin Akıntı / Deep Current” sergisi hakkında özel yayın.

kasta-caz

***

İlki gerçekleştirilen Kaş Caz Festivali’ni Açık Radyo’da 3dots’tan Murat Sezgi ile konuşuyoruz.

Açık Dergi Çarşamba Oyun Arası / Emre Gümüşer

Muhtelif tiyatro müziği örneklerine kulak atıp, oyunlar arası bir yolculuğa çıkıyoruz.

Açık Dergi Çarşamba 18:50 Tasarım Sözlüğü (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Muğlak Standartlar Enstitüsü

Muğlak Standartlar Enstitüsü’nün uzun süredir üstünde çalıştığı ve memlekete özgü tasarımsal terim ve icatların derlendiği müstesna Tasarım Sözlüğü’nün maddeleri Enstitü üyelerince her Çarşamba akşamı birer maddeyle radyoda seslendirilmeye başlıyor.

Açık Dergi Cuma Üçüncü Mekan (Açık Dergi’de yeni köşe) ( 15 Günde 1) / Hazırlayan: Sevil Sarp

ucuncumekan20190828

Dergi’nin Sevil Sarp tarafından hazırlanıp sunulan bu yeni bölümünde 15 günde 1 İstanbul’da faaliyette bulunan bir kütüphaneye gidiyoruz. Kullanıcıların ve çalışanların konuk edildiği program şehrin kültür haritasına mütevazı ve fakat kendince önemli bir katkıda bulunmayı hedefliyor.

Açık Dergi 19:30 Tezahür (15 Günde 1) / Hazırlayan: Gülin Dede Tekin / İstanbul tiyatro hayatı üzerine gündelik konuşmalar

Tiyatro dünyasından haberler, röportajlar, yeni oyunlar, güncel meseleler. Artık Salı değil Çarşamba akşamları. Çıplak Ayaklarla Dans’la dönüşümlü.

Tezahür kayıt arşivi

Açık Dergi 19:30 Yerden Yüksek / Çocukların Mekân Algısı ve Mekânsal Hakları / Gizem Kıygı

Değişen kentsel ve kırsal mekânlarda çocuıkların mekânlarda nasıl varoldukları ve mekânı nasıl algıladıklarını ve bu konuda yapılan çalışmaları konuşuyoruz. Her bölümde bir araştırmacı-uzman konuk yayına eşlik ediyor.

instagram.com/yerden.yuksek94.9/?hl=tr

medium.com/yerdenyüksek

***

zz4

Bugün #dünyaköpekgünü 🐕
.
Yüzyıllardır kamusal mekanlarımızı paylaştığımız köpekler, bugün, içinden geçtiğimiz dönüşümle kentin yerinden edilen sakinleri.
.
Köpeksizleşen İstanbulu, şiddet ve “ihtimam” sarkacında kamusal mekanda çocuk ve köpek karşılaşmalarını, Dört Ayaklı Şehir koordinatörü Mine Yıldırım ile konuştuğumuz programı profildeki linkten dinleyebilirsiniz.
.
#çocuk #çocukhakları#çocukdostuşehirler #köpek #istanbul#hayvanhakları

Açık Dergi Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı / Yıldırım Arıcı Anısına / Eser: Bilge Karasu / Okuyan: Eraslan Sağlam

metis izniyle. açık radyo prodüksiyon. / okuyan eraslan sağlam / müzik scaramouch

20:00 – 21:00 Ay’da Caz (Yeni program) / Caz tarihinde bu ay / Hazırlayanlar: Nazlı Toprak ve Leyla Diana Gücük

Caz tarihinde o ay doğan-ölen müzisyenler, çıkan albümler, önemli olayların işlendiği bir caz programı

21:00 – 22:00 Alçak Basınç / Harun İzer / Popüler Kültürün kıyısında yeşeren alternatif yenilikçi müzik akımları

22:00 – 23:00 Ayın Karanlık Yüzü / Yosi Falay / Bir albüm

23:00 – 24:00 Caz Portreleri / Mustafa Aykın / Ayrıntılı caz tiplemeleri

24:00 – 01:00 Beton Orman / Da-Frogg Eyez /  Reggae, Dub ve alt türleri

8 yıl aradan sonra Beton Orman, Reggae, Dub ve alt türlerinin pozitif titreşimlerini yaymak için döndü.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/8/26

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Yeni Ufuklar (Yeniden program) / UNDP Türkiye

Her kış dönemi olduğu gibi BM UNDP Türkiye ofisinin hazırladığı Yeni Ufuklar bu  yayın döneminde geri dönüyor.

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

acikgaste_27-08-2019

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

“Amazon’da, Sibirya’da sönmeyen orman yangınları, bitmek bilmeyen sıcak dalgaları, her yıl tekrarlanan yüz yıllık seller, zamanımızın işaretleri – en kötü zamanların. Yerel düzeyde, kentler düzeyinde, ulusal ve uluslararası düzeyde mücadeleye hayatımız buna bağlıymış gibi katılmalıyız, çünkü hayatımız buna bağlı.”

Güneş paneli çiftlikleri üreticisi sanayici ve aktivist Roy Morrison küresel iklim değişikliğini durdurma ve iklim adaleti mücadelesinin bir varoluş meselesi olduğunu, şimdi harekete katılmanın tam zamanı olduğunu vurguluyor. (Common Dreams)

Fotoğraf: CNN

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, bulut, dağ, açık hava ve doğa

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Salı Ahmet İnsel’le Ufuk Turu

ufukturu20190827

Ufuk Turu kayıt arşivi

09:30 – 09:50 Açık Bilinç /  Güven Güzeldere ile Bilim ve Felsefe Sohbetleri

acikbilinc20190827

Açık Bilinç kayıt arşivi

Açık Bilinç program metinleri

https://twitter.com/acikbilinc

***

1999 Marmara depreminden bu yana 20 yıl

28 Ağustos 2019
Fotoğraf: NTV

1999 Marmara depreminden bu yana 20 yılda neler yapıldı; neler yapılabilirdi, yapılmalıydı, ama yapılmadı? Şimdi ne yapılabilir? Açık Bilinç’te, Gürhan Ertür ve Prof. Nuray Aydınoğlu ile, şehircilik, toplum, ve siyasi yönetim açılarından yaklaşmakta olan depremi konuşacağız.

Geçen hafta, Prof. Cenk Yaltırak ile, dünü ve yarınıyla Marmara depremini  yer bilimleri ve mühendislik açısından ele almıştık.

— / —

Serinin ikinci programında, 1999 sonrası yapılmış çalışmalar, kent planlaması, toplumsal ve siyasi yaklaşım, ve deprem hazırlıklılığı konularını konuşacağız.

Bu haftaki konuklarımız, Açık Radyo’da uzun yıllardır “Hayatta Kalmak için Altın Saatler” programını hazırlayan ekipten Gürhan Ertür ve Prof. Nuray Aydınoğlu’nun yıllar içinde dev bir bilgi hazinesine dönüştürdüğü Altın Saatler arşivi

— / —

1999 Marmara depreminden bu yana geçen 20 seneyi, şu üç soru ekseninde değerlendirmeye çalışacağız:

1. 1999’dan bu yana neler yapıldı?

2. Neler yapılmalıydı, yapılabilirdi, ama yapılmadı?

3. Bugünden sonra bizler ne yapabiliriz, yetkililerden ne yapılmasını talep edebiliriz?

— / —

Gürhan Ertür’ün ve Nuray Aydınoğlu hocanın yıllardır Açık Radyo’da anlattıkları ve belgeledikleri üzere, deprem sonrasındaki ilk yıllarda jeologlar, mühendisler, şehir planlamacıları, psikologlar, sivil toplum kuruluşları bir araya gelerek çok önemli ortak çalışmalar yapmışlar, raporlar hazırlamışlar.

Bu dönemde kurulan Deprem Konseyi’nin, İstanbul Deprem Master Planını hazırlayan 4 üniversite bilimcilerinin, örnek gösterilecek bir çaba ortaya koydukları açık.

Ne var ki, o yılların emekleri bugün internet’ten hepimizin ulaşabileceği ama kullanılmayan raporlar olarak bekliyor.

Yapılmış kimi faydalı kimi çalışmalardan, AFAD’ın kurulmasından, viyadük ve köprü güçlendirilmelerinden söz etmek mümkün.

Fakat şehir bütününde, denetimsiz yapılarla ve “imar barışı” aldatmacasıyla sürdürülen çarpık kentleşme yüzünden, İstanbul bugün 1999’dan da daha büyük bir risk altında.

Sayılarının çoğaltılması gereken deprem toplanma alanları rant yüzünden yerlerine binalar dikilerek azaltılmış durumda.

1999 sonrası deprem hazırlığı için ayrılan fonların ve toplanan bağışların büyük kısmının ne olduğu meçhul.

— / —

Peki, Çınarcık’ta inşa ettiği konutların yıkılması sonucu 195 kişinin ölümünden sorumlu tutularak hapise giren müteahhit Veli Göçer’i hatırlıyor musunuz?

Sözcü gazetesinin haberine göre, şimdilerde yeniden inşaat işi yaptığının farkında mısınız?

— / —

Her geçen gün yaklaşmakta olan depremin ardından bir arkeoloji ve tarih çalışması yapılırsa, büyük depremde İstanbul’da neler olacağı da, alınması gereken önlemler de pekala biliniyormuş, fakat 2007’de Deprem Konseyi lağvedilmiş, rant hırsı baskın çıkmış ve göz göre göre felakete doğru gidilmiş denilecek.

— / —

Deprem serisinin bu aşamasında, şu iki soruyu sorabiliriz:

1. Siyasi nedenlerle deprem hazırlıklılığı çalışmalarına sırtını dönen iktidar bir yana, halk nezdinde süren ataletin psikolojik sebepleri ne? 

2. Deprem hazırlığına yönelik şu anda ne talep edilebilir, hangi pratik önlemler alınabilir?

Yaklaşan depremi görmezden gelmenin psikolojisini, gelecek hafta ele alacağız.

Bir sonraki hafta, serinin son programında, bütün mahalle ve okullarda yaygınlaştırılması gereken depreme yönelik halk eğitimini, ve okul ve ev içlerinde uygulanabilecek pratik önlemleri konuşacağız.

— / —

Gelecek depremde başımıza gelecekleri görmek için, 1999’da yaşananları unutmamamız gerek.

Yazar ve belgesel sinemacı Ümit Kıvanç’ın depremden kısa bir süre sonra hazırladığı belgeseli yeniden izlemenin zamanıdır.

— / —

Konuklarımız Gürhan Ertür ve Prof. Nuray Aydınoğlu’nun, Medyascopetv için hazırladıkları iki program da çok güzel bir özet sunuyor:

— / —
Bu akışı bitirirken, İstanbul’da artık yeni bir yerel yönetim olduğunu, ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden,1999’dan bu yana heba ettiğimiz çok değerli yıllarda yapılmayan çalışmaların yeniden ve hızla başlatılması ve desteklenmesini talep edebileceğimizi, etmemiz gerektiğini unutmayalım.

— / —

Haftaya, yaklaşan deprem felaketini görmezden gelmenin psikolojisi üzerine konuşacağız.

Duygusal bedel ödemekten kaçınmak, kaygılarımızı şimdi-ve-burada ile sınırlamak, bilişsel bilinçdışımızda yer etmiş alın yazısı inancı, ve bireysel çaresizlik hissi…

10:00 – 10:30 İklim İçin / Yücel Sönmez, Ömer Madra ve Murat Can Tonbil

iklimicin20190827

İklim İçin kayıt arşivi

10:30 – 11:00 Ahşaptan Betona, Mecidiyeden Jetona / Pınar Erkan / Alameti kerametinden menkul kent hikayeleri

ahsaptanbetonamecidiyedenjetona20190827

“Alameti kerametinden menkul kent hikâyeleri” şiarıyla yola çıkan programda tarihten günümüze tarihsel katmanlar da deşilerek Bizans köşklerinden, sarayların altyapısının nasıl oluşturulduğuna, konutlardan ofislere, kaldırımlardan sokaklara, dehlizlerden şarap üretilen üzüm bağlarına kadar şehrin farklı unsurlarına dair az ya da çok bilinen detaylar konuşuluyor.

Ahşaptan betona Mecidiyeden jetona kayıt arşivi

11:00 – 12:00 Deniz Aşırı / Deniz Pak / Bozcaadalılar, adaya yolu düşenler ve adanın kıyısına vuranlar…

bozcaadasozlugu.blogspot.com/denizairi

12:00 – 13:00 Periplus (Yeni program) / Hazırlayan: Murat Can Tonbil

“Haritalar üzerinden caza çalan bir müzikal seyir rehberi” şiarıyla yola çıkan program, haftaiçi öğle kuşağını kıtalararası bir seyahate çıkarıyor.

http://canspod.com/

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 Musica Brasileira / Jozi Levi / Brezilya’dan müzik

9

soundcloud.com/joezeex/

14:00 – 14:30 Dünya Mirası Adalar / Asu Aksoy, Derya Tolgay ve Alp Orçun

dunyamirasiadalar27.08.2019

Adalar, yüzyıllarca imparatorluklara başkentlik yapmış, siyasi ve kültürel dönüşümlerin aktörlerini beslemiş dünya şehri İstanbul’un hikâyelerinin hep bir parçası olagelmiş. Krallar, kraliçeler, dini liderler sürgüne buralarda zindanlara atılmış, ardından Osmanlı’dan günümüze  farklı kültürel cemaatlerin zengin bürokratları, iş insanları, Adaları İstanbul’un sayfiye merkezi haline getirmiş, sanatçılar, yazarlar, Adalar’ın renginden, havasından, kokusundan beslenmek için buraları mekân tutmuş. Adalar, muhteşem mimari ve yaşam dokusuyla dünyada eşine az rastlanır bir kültürler havzası olma halini bugüne kadar taşımışlar.
Şanslıyız ki Adalarda İstanbul tarihinin tüm veçhelerinin mekânsal izdüşümlerini hâlâ görebiliyoruz ve barındırdıkları hikâyelerin bazen yaşayan bilgi kaynaklarına erişebiliyoruz. Kendimizi gerçekten müstesna hissetmeliyiz: Adalar’a adımımızı attığımızda İstanbul tarihinin çok da bozulmamış tanığının varlığını hissedebiliyoruz, şaşırıyor ve nedenini çok da bilmeden mutlu oluyoruz. Bu yayın döneminde bizi mutlu eden Dünya Mirası Adalar’ı enine boyuna konuşuyoruz.

Dünya Mirası Adalar facebook sayfası

***

Açık Radyo– DünyaMirasıAdalar programında Ornitolog Ergün Bacak’dan çok şey öğrendik.
Adalar’ın her bitkisi, çalı, çırpısı, ağacı, çiçeği kuş göçlerinde ekosistem açısından çok önemli. Adalar’ın vejetasyonunun asla bozulmaması, şehirleşmemesi gerekiyor.
Mesela martıların, Adalar’ın ekosistemine çok katkısı var. Dışkısında çok miktarda fosfor var. O nedenle fosforlu gübre ile toprağı besliyor. Bu nedenle Adalar toprak açısından çok değerli.
Ağustos ayının başından eylül ortasına kadar süren göç yolculuğunda bu bölgeden 1 milyona yakın leyleğin ve çeşitli kuşların geçit yaptığı düşünülüyor.
Bu değerli bilgilerin devamını dinlemek isterseniz;
http://acikradyo.com.tr/podcast/219294

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar
Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, kuş ve açık hava
Görüntünün olası içeriği: kuş ve gökyüzü
Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, doğa ve açık hava

14:30 – 15:30 Yeni / Hande Akkan / Yeni Philip Glass’ın 80. yaşını kutluyor

Hande Akkan Twitter

***

“YENİ”de Leonard Bernstein’ın yaş gününü unutmuyor, tozlu raflardan gün ışığına çıkarttığı Mahler ile üstadın 101. doğum gününü kutluyoruz. “YENİ” bugün 14.30’da

94.9’da…

Resim

Resim

***

“YENİ”nin devamında genç piyanist Claire Huangci’nin birkaç gün önce yayımlanan son albümüne kulak veriyor, Polonyalı besteci Jan Paderewski’nin 1 numaralı Piyano Konçertosunu dinliyoruz.

Resim

15:30 – 16:00 Türk İşi Kovboylar / Hazırlayan: Utku Uluer / (15 günde bir)

turkisikovboylar20190827

zz1

Bugün Açık Radyo 94.9’da yeni bir yolculuğa çıkıyoruz. Yeni programın ismi; Türk İşi Kovboylar! – Türk Sineması ve Yeşilçam’da Westernler.

Yani Yeşilçam Arkeolojisi ile başladığımız yolculuğu daha spesifik bir başlığa taşıyoruz. Bugün saat 15:30’da yayınlanacak programda, içeriği ile ilgili detayları ve neler yapmayı planladığımızı anlatacağım. #western#yeşilçam#Türkişikovboylar#Kovboylar#cowboy#ErişteWesternEkrem GökkayaMelek Gorgun

sinematikyesilcam.com/

***

Türk işi Kovboylar – 27 Ağustos’da Açık Radyo konuğu: Burak Gülgen

0
107
Facebook’ta Paylaş
Twitter’da Paylaş

 

Burak Gülgen, 27 Ağustos 2019 tarihinde saat 15:30’da Açık Radyo 94.9’da yayınlanan veUtku Uluer‘in hazırlayıp sunduğu Türk İşi Kovboylar radyo programınında konuk olacak. Kendisiyle Gülgen film ve Melih Gülgen‘in yazdığı ve çektiği kovboy filmleri üzerine sohbet edileceğini ileten Utku Uluer: ” Uzun süredir 60ların sonunda Yılmaz Atadeniz’in asistanlığını yapmış olan ve farklı zamanlarda çekilen 7 kovboy filmine katkıda bulunmuş Melih Gülgen üzerine sohbet etmek istiyordum. Sağolsun Burak Gülgen beni kırmadı ve programda konuğum olacak. Hem bu bahane ile Gülgen Film’deki kıpırdanmalar hakkında da konuşacağız. Canlı yayının keyifli geçeceğine eminim” dedi.

Sinematik Yeşilçam’daki Burak Gülgen yazıları:
http://sinematikyesilcam.com/?s=Burak+G%C3%BClgen

Burak Gülgen, 27 Ağustos 2019 tarihinde saat 15:30’da Açık Radyo 94.9‘da yayınlanan Türk İşi Kovboylar programınında konuğumuz olacak. Kendisiyle Gülgen film ve Melih Gülgen’in yazdığı ve çektiği kovboy filmleri üzerine sohbet edeceğiz.

16:00 – 16:30 Nöro Blog / Onur Arpat ve Taner Yılmaz / Beynimizden Geçen Herşey

Dr. Emre Yakşi ile Epilepsi Üzerine

noroblog.net/2018/07/11/noroblog-podcast-23-bolum-cinsel-siddet/

noroblog.net/

youtube.com/NöroBlog

soundcloud/Nöroblog

***

Dr. Emre Yakşi ile Epilepsi Üzerine (Podcast)

Prof. Dr. Emre Yakşi ile Dr. Nathalie Jurisch-Yakşi ve Doç. Dr. Çağhan Kızıl’la birlikte yaptıkları son çalışma üzerinden epilepsi ve glia hücrelerinin epilepsideki rolünü konuştuk.

Çalışmaya dair NöroBlog makalesini okumak için: http://noroblog.net/2019/08/24/glia-hucreleri-epilepsi-tedavisinde-kilit-bir-rol-oynayabilir/

***

Beyninizden Geçen Her Şey: Kadına Yönelik Şiddet (27 Ağustos 2019)

94.9 Açık Radyo’daki “NöroBlog: Beyninizden Geçen Her Şey” programında bu hafta ekipten Dr. Taner Yılmaz “kadına yönelik şiddet” konusunu ele aldı.

NöroBlog: Beyninizden Geçen Her Şey iki haftada bir Salı günleri 16:00’da 94.9 Açık Radyo’da.

Radyo programlarımızın ses kayıtlarına NöroBlog Podcast kanallarından ulaşabilirsiniz. NöroBlog Podcast’e SpotifyiTunes PodcastlerSoundCloudYouTube ve podcastlerinizi dinlediğiniz her yerden ulaşmak mümkün.

16:30 – 17:00 Diğerkâm (Yeni program) / Hazırlayanlar: Damla Özlüer ve Rauf Kösemen

Geçtiğimiz dönemlerde Hemzemin programını hazırlayan Rauf Kösemen ve Damla Özlüer yine sosyal fayda iletişimi üzerine daha geniş düşünmeye çağırdıkları yeni programları Diğerkâm ile bu yayın döneminde de aramızdalar.

Facebook.com/Diğerkam

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Sanat Deliorman, Jak Kohen, Levent Öget ve Harun İzer

Dünyanın Cazı kadrosuna Caz vokalisti Sanat Deliorman dahil oluyor. Salı günleri Dünyanın Cazı ondan sorulacak.

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20190827

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

dergi_derin-akinti-sergisi-heybeli

***

Heybeliada Ruhbann Okulu’nda açılan “Derin Akıntı / Deep Current” sergisi hakkında özel yayın.
***

Ekoloji, Tarih ve Sanatın Derin Akıntısı

27 Ağustos 2019
Açık Radyo / Evrim Altuğ

Heybeliada tarihi Ruhban Okulu’nda açılan ‘Derin Akıntı’ sergisi 22 Eylül’e dek Alper Aydın, Sibel Horada ve Hera Büyüktaşçıyan’ın yapıtlarını buluşturuyor. Açılışına AB Büyükelçisi Christian Berger’in de katıldığı sergi vesilesiyle, Adalar Denizle Yaşam ve Spor Kulübü’nün WWF ödülü’ne değer görülen, Türkiye’nin ilk mercan nakliyesi ve ekim projesi ‘ADAMER’ de, video ve fotoğraflar eşliğinde, kamuoyu ile paylaşılıyor. Evrim Altuğ’un kaleminden, Açık Dergi’de ve burada sizlerle paylaşıyoruz.

Bundan dört sene önce kurulan Adalar Denizle Yaşam ve Spor Kulübü Derneği (ADYSKD – www.adysk.org), önceki akşam İstanbul Heybeliada’daki tarihi Aya Triada Manastırı, diğer bir ifadesi ile Heybeliada Ruhban Okulu’nda düzenlenen ekolojik ruhlu bir tematik sergiye ev sahipliği yaptı.

    ‘Derin Akıntı’ isimli serginin açılışına, Adalar Belediye Başkanı Erdem Gül, Avrupa Birliği Delegasyonu Başkanı, Büyükelçi Christian Berger ve İzmir Karaburun Metropoliti, Heybeliada Ruhban Okulu Başkanı Kirilos Sykis de katıldı. Sergi kapsamında, alanında bir ilk olan ‘Prens Adaları ve SuAltı Mucizeleri’ ve bölgeye ilişkin diğer yayınların da tanıtım ve satışı da düzenlendi.

    AB Büyükelçisi (www.avrupa.info.tr) Christian Berger, aralarında Açık Radyo programcılarından, akademisyen Asu Aksoy ile, Korhan Gümüş ve Fatih Özgüven’in yanı sıra, küratör Adnan Yıldız, Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı, İKSV İstanbul Bienali Direktörü Bige Örer ve Şef Cem Mansur ile oyuncu Lale Mansur’un ve bir çok sanat profesyoneli ile galeri sahibinin bulunduğu, yaklaşık 250 kişinin katıldığı sergi açılışında bir konuşma yaptı. Berger, deniz kirliliği ve iklim değişikliğiyle ile mücadeleye dikkati çekerek, serginin, sivil toplum bir araya geldiğinde neler yapabileceğini çok güzel gösterdiğini söyledi.

    Büyükelçi, denizdeki kirliliğin gıda zincirine, sahillere, sürdürülebilir balıkçılığa ve turizme zarar verdiğini vurgulayarak, yazılı ve görsel basına şunları ifade etti: “Bu serginin açılında olmaktan çok mutluyum, bu nedenle sergide emeği geçen herkesi tebrik ederim. Denizdeki kirliliğe dikkati çektikleri için de çok mutluyum. Türkiye ile Avrupa Birliği arasında çevre alanında çok iyi bir işbirliği var. Burada açılan sergi de denizleri temiz tutmanın önemine işaret ediyor. Bu sergi denizlerimizi temiz tutmak için aktif olarak çalışanlara tekrar teşekkür etmek için bir fırsat oluşturuyor. Heybeliada’ya bizi davet edenlere de teşekkür ediyorum. Önümüzdeki hafta AB İklim Haftası gerçekleştirilecek. Bu hafta boyunca çevre ile ilgili daha fazla farkındalık yaratma imkanı buluruz diye ümit ediyorum. Bu sergiyle İklim Haftası öncesi çok önemli bir açılışa imza atılmış oldu”.

    İzmir Karaburun Metropoliti ve Heybeliada Ruhban Okulu Başkanı Kirilos Sykis ise sergiye ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, “Bu sergiyle de görebiliyorum ki hep beraber daha güzel ve daha mutlu bir dünya yaratabiliriz. Denizlere yapılan kötülüklerden hepimiz sorumluyuz, bunu üzüntüyle görüyorum. Deniz bir Allah vergisidir ve kendi içinde yaşamı olan bir dünyadır. Bu dünyadan faydalanıyoruz. Denizlerimizi hep birlikte güzelleştirmeliyiz. Denizlere ağları atarken tüm canlıları düşünmemiz gerekiyor. Bu hepimizin sorumluluğu. Denizler için bir şeyler yapma fırsatını bize verdiğiniz için çok teşekkür ederiz” diye konuştu.

    Özge İnal danışmanlığında bir araya gelen sanatçılar Alper Aydın, Hera Büyüktaşçıyan ve Sibel Horada, ‘Derin Akıntı’başlıklı sergide, Marmara Denizi su altı yaşamından yola çıktı. 22 Eylül’e dek saat 09.00 ile 16.00 arası izlenebilecek sergiye ADYSKD kapsamındaki çalışmalara dair, Serco Ekşiyan ve Ferhan Coşkun’un su altı fotoğraf ve videolarından oluşan belgeler de refakat ediyor.  Eserler, 1844 tarihli okulun eski sınıfları ve bahçesinde sergileniyor. Daha önce de farklı kültürel etkinliklere kapısını açan okul, bahçesindeki botanik zenginliği, eşeği, tavşanları, tavus kuşları ve tavukları ile horozlarıyla da ‘Nuh’un Gemisi’vari bir his yayıyor.

    Vaktiyle Büyükada Rum Erkek Lisesi olarak da bilinen eski Manastır, Hıristiyanlığın Kutsal Üçlüsü’ne (Aya Triada) ithaf olunmuş. Adalar Dergisi’nden edindiğimiz bilgilere bakılırsa, 1063’de Bizans İmparatoriçesi Katerina Komnini tarafından, manastıra hediye edilmiş el yazısı bir İncil üzerinde Heybeliada (Yunanca adı Halki) Aya Triada Manastırı ifadesi kullanılmış. Burası, Bizans sarayı için bazen dinlenme, bazen sürgün yeri olarak hizmet vermiş.

    İstanbul’un fethinden sonra da faaliyetlerini sürdüren manastırda, 1844’de, Patrik IV. Germanos destekleriyle, Ruhban Okulu açılmış. Manastır ve okul, 1894 yılındaki büyük depremde yıkılmış; ardından II. Abdülhamit’in izniyle yeniden yapılmış ve 6 Ekim 1896’dan itibaren de yeni binasında faaliyetlerini sürdürmeye başlamış. 17 dönüm arazinin içindeki, kuşbakışı görünüşü Yunan alfabesinin ‘pi’ harfi şeklinde olan bina, bir bodrum ve iki kattan oluşmakta. Binanın bodrum katında yemekhane ve kütüphane; giriş katında sınıflar, laboratuvarlar, revir ve yatakhane; ikinci katında büyük tören salonu, müdür ve öğretmen odaları ile teoloji öğrencilerinin yatakhanesi bulunuyor. Kurum, hibe yoluyla oluşturulan ve ‘efsanevî’ içerikleriyle sayısı 80 bini geçen kitabı barındıran, tarihi kütüphanesiyle ayrıca dikkat çekiyor. Burada, ilahiyat ağırlıkta olmak üzere, tarih, Latin dili ve edebiyatı, hukuk, coğrafya, arkeoloji ve sanat tarihi konularında da bir çok kitap bulunuyor.

    Sergi, manastır girişi önündeki Alper Aydın yapıtı ile başlıyor. Eserini, sergiye katılan öteki isimlerin yaptığı gibi üç dildeki tanıtım metniyle yalnız bırakmayan Aydın, Adalar bölgesi denizi derinlerinde canlı popülasyon ve mercan resiflerine ağır zararlar veren, avlanma sırasında kayalara takıldığı için denizde bırakılan, dipte ‘pasif avlanma’ya devam eden hayalet ağları, çalışmasında ana malzeme ediniyor ve okul bahçesine İstenmeyen Misafir isimli bu ‘ekolojik ibret’in karamsar anıt – heykelini yerleştiriyor.

    Ruhban Okulu’nun kullanılmayan sınıflarından birinde, göç halindeki bir mercan popülasyonunun üyeleri misafir ediliyor. Sibel Horada, Ruhban Okulu’nun kullanılamayan sınıflarından birinde, göç halindeki bir mercan popülasyonunun bireylerini ağırlıyor. Yassıada ve Sivriada’da süregelen yoğun inşaat faaliyetinden etkilenerek tehlike altına giren sarı mercanlar, ADYSK’nın, Doç. Dr. Nur Eda Topçu bilimsel danışmanlığında yürüttüğü, WWF ödüllü ADAMER (http://www.adamer.org/?pnum=21&pt=Proje+Amac%C4%B1+ve+Detaylar%C4%B1) projesi kapsamında, Neandros (Tavşan) Adası’na taşınıyor.

    ‘Ekosistem inşacıları’ olarak tanımlanan mercanlar, pek çok farklı canlıya habitat oluşturarak, çevrelerindeki biyolojik çeşitliliği arttıran canlılar olarak biliniyor. Karasal kökenli çökelti nedeniyle yetiştikleri kayalarda yaşayamaz hale gelen mercanların kitlesel ölümleri, su altı yaşamının iyice kısırlaşması anlamına geliyor. Neandros Adası’na taşınan mercanların göçünü görünür kılmayı hedefleyen sanatçı, Göç Dalgası  adlı yerleştirmesinde bu mercanların bir kısmını izleyiciyle Heybeliada Ruhban Okulunda, farklı bir derinlikte buluşturuyor.

    Sanatçı Horada’nın manastıra taşıdığı mercanlar,  ‘Kılçık III ve IV’ eserleriyle etkinliğe katılan Hera Büyüktaşçıyan’ın ifadesiyle su altına hayat katan, ‘denizin ağaçları’ olarak da biliniyor ve su altındaki canlılığı koruma adına kelimenin tam anlamıyla birer can damarı vazifesini üstleniyor.

    Büyüktaşçıyan’ın bronz malzeme ile ürettiği ve okul koridorlarında yankılanıp, kimi sıralarda mahzun biçimde uyuyan soyut kılçık biçimleri ise, sanatçının kendi ifadesiyle Türkiye’den yaşanan entelektüel ve ekonomik göç dalgası ile gittikçe azalan insan değerini temsil etmesi bakımından da, hayli dramatik bir gönderme haline geliyor.

    Hera Büyüktaşcıyan, aldığımız resmî bilgiye göre,  Kılçık III ve IV başlıklı iki yerleştirmesinde  zamanın ağlarına takılıp, yitip giden, diplerde her geçen gün üzerine eklenen hafıza parçacıklarıyla, kemikleşen geçmişin hayaletlerinin  fısıltılarını, okul sıralarında gün yüzüne çıkarıyor. Kılçıklar, sanatçıya bakılırsa, kimi zaman vahşi dalgalarla ait olduğu kıyılardan koparılıp uzaklara savrulanlar, kimi zaman tarihin ağırlığını biriktirmiş bedenleri ve nesneleri artık yüzeyinde taşıyamayan suların dibine çökenler ve zamanın ördüğü sonsuz ağlara ayakları dolanıp takılan ancak halen nefes alan batıkların birer hatırlatıcısı niteliğinde.

    Büyüktaşçıyan, Kılçık III başlıklı kinetik heykeliyle, kimsenin duyamadığı ve derinliklerde var olanların, zamanlar ötesi titreşimlerini yayarak, belleğin sonsuz  varlığına işaret ediyor. Birbirine çarpan her ayak, sonsuz bir çınlama ile var olduğu mekânın taşıdığı ruhla birleşiyor ve bir batıktan, su yüzeyine çıkarak, kendini hatırlatan bir varlığa dönüşüyor.

    Heybeliada Ruhban Okulu’nun geçmişte düşünce üretimini var ettiği sınıflarından birinde yer alan sıralara yerleşmiş Kılçık IV  ise, yapının belleğinin derinliklerinde yatanlara işaret ediyor. Sıraların üzerinde uzanan her bir  ‘kılçık’ izleyiciye nefesini tutup bilinmeyen zamanın derinliklerine dalarak , tarihle yitip giden düşüncelere, kara parçalarına, ya da kolektif belleğe dair parçacıkları birer batık keşfeder gibi bularak sorgulamaya davet ediyor.

    Yine, Adalar’da bulunan  eski Büyükada Rum Yetimhanesi de AB’nin dikkati dahilindeki konumunu koruyor. Bilindiği gibi, Avrupa’nın kültürel mirasının korunmasında öncü kurum olan Europa Nostra ve Avrupa Yatırım Bankası, bugün İstanbul’un ve Adalar’ın önemli bir parçası olan Büyükada  Rum Yetimhanesi kompleksinin kurtarılması ve korunması için eylem planını içeren teknik ve mali raporu yayımlamıştı. (http://www.europanostra.org.tr/buyukada-rum-yetimhanesi-avrupanin-tehlike-altindaki-7-kulturel-miras-programi-raporu-yayinlandi/) Büyükada Rum Yetimhanesi kompleksi, Europa Nostra Turkiye/Bizim Avrupa Derneği tarafından bu programa aday gösterilmesi üzerine, geçen sene Avrupa’nın tehdit altındaki yedi kültürel miras yapısı arasına seçilmişti.

    Rapor, 29-31 Mayıs 2019 tarihlerinde gerçekleştirilen, üç günlük, uzmanlardan oluşan bir heyetin Türkiye ziyareti sonuçları ve tarihi yapılarda  deneyimli statik mühendisi Clive Dawson’ın Nisan 2019’da yapıyı yerinde inceleyerek ürettiği yapısal rapor esas alınarak hazırlandı. Avrupa Yatırım Bankası Enstitüsü, Europa Nostra, ve Europa Nostra Türkiye’den  kültürel miras ve finans alanından uzmanlardan oluşan heyet, Yetimhaneyi yerinde ziyaret etti, ve yerel paydaşlarla ve yetkililerle görüşmeler yaptı.

    Ziyaret kapsamında Fener Rum Patrikhanesi, Ekümenik Patrik Hazretleri Bartholomeos, Adalar İlçesi Belediyesi Başkan yardımcıları ve Meclis Üyeleri, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıklarını Koruma Kurulları Daire Başkanlığı, İstanbul 5. Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu üyeleri ve Türkiye’nin AB Büyükelçisi Christian Berger ile görüşüldü.

    Berger, Heybeliada’daki Manastır ziyaretinde de, yakinen izlediği bu konuda Açık Radyo’ya şu açıklamada bulundu:

    “Bu konuyu son derece yakından izliyorum. Mekânı geçen Ekim ayında ziyaret etmiştim. Bildiğiniz gibi, yapıyı korumaya niyetli bir heyet beraberinde bir tur düzenledik ve temaslarda bulunduk. Bu sırada yapının onarım ve restorasyonu sürecinde gelecekte nasıl kullanılacağı da tartışma konumuz oldu. Bir AB örgütü olan Europa Nostra ile, bu konuda çalışmalar yürüttük. Bu yapının korunması adına yedi yapı arasına katılması adına çaba gösterdik ve bu çabamızı sadece bu Yetimhane ile değil, Türkiye’nin Bulgar sınırından İran sınırına değin varan belli diğer yapıları adına da sürdürmeye devam edeceğiz. Türkiye, kültürel miras adına son derece büyük bir birikim taşıyor ve bunu son derece yakından  izlemeyi sürdürüyoruz.” 

    Adalar Belediye Başkanı Erdem Gül ise, aynı konuda şu fikirleri beyan etti:

    “Zaten STK, ‘Dünya Mirası Adalar’ girişimi ile bu konunun içinde. Keza, Patrikhane ile konuşuluyor. Sonuçta Büyükada Rum Yetimhanesi, genel olarak Adalar’ın, özel olarak İstanbul’un ve Büyükada’nın tarihi bir değeridir.Dolayısıyla biz buranın yeniden hayatiyet kazanmasını her zaman savunuruz.”

    Elbette Heybeliada demişken, bir uyarı daha yapalım: 16’ncı İstanbul Bienali de bu yıl Adalar’da konaklamayı sürdürüyor. Sanatçı Hale Tenger’in de, bir çok isimle beraber, bir eseriyle Büyükada’da yer alacağı bienalin küratörlüğünü, Fransız felsefeci ve yazar, küratör Nicolas Bourriaud üstleniyor. Bienal bu yıl, Dünya üzerindeki kirliliğe referans veren‘Yedinci Kıta’-Antroposen isimli-kavramsal bir temaya dayanıyor ve 16 Eylül itibariyle İstanbul MSGSÜ Tophane Resim Heykel Müzesi / Antrepo şantiyesi, İstanbul Pera Müzesi ve Büyükada’da ücretsiz olarak, Pazartesi hariç her gün 10.00/18.00 saatleri arasında izlenmek üzere gün sayıyor. Bienale ücretsiz davetiye için, ziyaretçilerin internet üzerindeki 16bziyaret.iksv.org sitesindeki başvuru formunu doldurmalarından sonra, sergi mekânlarına girişlerini sağlayıcı birer QR kodunun verilmesi tasarlanıyor. Bilindiği gibi, bienalin daha önce açıklanan mekânlarından biri olan eski Haliç Tersanesi, ‘asbest seviyesi’ ve beraberinde getireceği insan sağlığına yönelik zarar olasılığı nedeniyle gündemden çıkarılmış ve bienal, son bir kararla Tophane’deki Galataport bölgesinde gelecek bahar açılması beklenen, Mimar Emre Arolat imzalı eski 5 numaralı Antrepo yapısı’na alınmıştı.

Playlist:

Şarkıcı / Yorumcu Parça Adı Albüm Adı Süre
Taner Öngür & 43.75
Ada Yolu Kestane
Sayko Ana
2:56

Hafta boyunca Ben Bugün Bişey Öğrendim Yayına Hazırlayanlar: Doruk Yurdesin, Ozan Sezgin ve Rauf Kösemen

facebook.com/benbugunbiseyogrendim

Açık Dergi Salı Dünyayı Okumak / Aytaç Timur ve Akif Pamuk

dunyayiokumak20190827

Yazmaya övgü. Eleştiriye ve eleştirmene kapı. Düşünmeye, düşünceye, üretmeye ve tartışmaya alan açmayı amaçlayan bir kültür programı

Açık Dergi Salı 18:50 Harici Bellek / Şarkılarla Dünya Tarihi / Murat Meriç

Şarkılarla Memleket Tarihi programıyla geçtiğimiz dönemlerde çok sevilen Murat Meriç, Açık Radyo’ya geri dönüyor. Müziğin bellek ile ilişkisini konu edinen bu yeni yayında Meriç, insanlık tarihinden vakaların izlerini plaklar/kayıtlar aracılığıyla sürüyor.

Açık Dergi Salı  Kulis Sesleri – Bircan Yorulmaz (Ayda 1)

Program kaydı

20:00 – 21:00 Açık Şemsiye / Hakan Gürvit, Levent Dönmez, Mehmet Yusuf ve Şebnem Sühel Grimm / Gelmiş geçmiş tüm müzik türleri

21:00 – 22:00 Gitaresk / Jak Kohen, Gonca Açıkalın ve Meral Akman / Neo-klasik rock ve fusion

gitaresk.com/

***

title190827

27 Ağustos/August 2019
21:00-22:00

 

Sıra/Slot Müzisyen(ler) / Musician(s) Albüm / Album Parça / Song Süre/Time
1 The Misunderstood Single/1969 The_Misunderstood Never Had A Girl (Like You Before) 04:26
2 The Youngbloods Elephant Mountain/1969 The_Youngbloods Darkness Darkness 03:51
3 Spooky Tooth Spooky Two/1969 Spooky Tooth Better by You, Better than Me 04:12
4 Taste Taste /1969 taste Blister on the Moon 03:26
5 Deep Purple Deep Purple/1969 april April 12:10
6 Jethro Tull Stand Up/1969 jethro_tull A New Day Yesterday 04:09
7 The Stooges The Stooges/1969 Stooges I Wanna Be Your Dog 03:09
8 David Bowie David Bowie/1969 dacid Space Oddity 05:15
9 Rare Bird Rare Bird/1969 rare Sympathy 02:30
10 King Crimson In the Court of the Crimson King/1969 king Epitaph 08:48
11 Led Zeppelin II/1969 Whole Lotta Love Whole Lotta Love 05:34

PROGRAM ARŞİVİ / PROGRAMME ARCHIVE

22:00 – 23:00 Esintiler / Seda Binbaşgil / Jazz

23:00 – 24:00 Psychoacoustics (Program gününde ve saatinde değişiklik) / Hazırlayanlar: Osman Kaytazoğlu, Berk Gökberk ve Barış Karakaş

Cumartesi geceleri 02.00’de yayınlanan Psychoacoustis bu yayın dönemi Salı geceleri saat 23.00’de

24:00 – 01:00 Numune Hastanesi / Cüneyt Bolak / Ses Gezegeninde Örnek avı

Kaydedilmiş her türlü ses, bir progresif rock şarkısı ya da bir hint ragası, “Eşkıya” filminden bir diyalog ya da eski bir tv reklamı prodüktörlerin ellerinde yeniden hayat bulur. Doktor Frankenstein’ın canavarı gibi! 70lerin sonunda sampler’ın icadıyla müzik bir daha eskisi gibi olmadı. Özellikle Hip Hop’ta kesilen, biçilen ve yeniden hayat bulan “numune”lerin masaya yatırıldığı Numune Hastane’sinde örneği alınan ve bu örneklerle yapılan şarkıların izi sürülüyor. Sampling marifetiyle üretim yapan prodüktörler ve bu üretimleri altyapı olarak kullanan rapçilerin de konuk olduğu Numune Hastanesi dinleyicilerini “Ses Gezegeni’nde Örnek Avı”na davet ediyor.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/8/23

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil,  Selahattin Çolak

acikgaste_26-08-2019

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

“Kanımın son damlasına kadar.”

zz2

Binlerce yıldır Amazon yağmur ormanlarında yaşayan ve toplamda nüfusunun bir milyonu bulduğu tahmin edilen yerli kabilelerden biri olan Mura’ların lideri Mura direniş kararlılıklarını dünyaya ilan ediyor. (Reuters/Common Dreams)

Fotoğraf: EPA

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Pazartesi  Ali Bilge’yle Ekonomi Politik

ekonomipolitik20190826

***

Açık Gazete’de Ali Bilge ile ‘Ekonomi Politik’: TSK’da yaşanan istifalar

28 Ağustos 2019
Fotoğraf: AA

Açık Gazete’nin Ekonomi Politik köşesinde Ali Bilge’yle konumuz Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK) istifasını isteyen beş general.

(26 Ağustos 2019 tarihinde Açık Radyo’da Ekonomi Politik programında yayınlanmıştır.)

Ömer Madra: Günaydın Ali bey.

 

Ali Bilge: Günaydın Ömer bey, günaydın Can, günaydın Selahattin, iyi haftalar.

 

Can Tonbil: Günaydın Ali bey, merhaba, iyi haftalar size de.

 

ÖM: Öncelikle Türk Silahlı Kuvvetleri’nde yapılan üst düzey istifalardan başlayalım bir son dakika haberi olarak, biz de o haberi verme fırsatı bulduk aslında. Biraz onun üzerinde durarak başlayalım isterseniz.

 

AB: Dün gece geldi bu haber, ajanslara ve internet sitelerine düştü. Bu istifa eden subayların ortak özelliği Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda görev yapmaları ve aynı zamanda Suriye’deki İdlib bölgesinde görev almış olmaları. Orada oluşturulan gözlem kuleleri var biliyorsunuz, ortak özellikleri bu. Tabii TSK’nin içerisinde son YAŞ kararları öncesinde son yıllarda yaşadığımız gelişmeler oradaki piramidi önemli ölçüde etkilemiş anlaşılan. Aynı zamanda buradan çok ciddi bilgiler gelmiyor ama eğer İdlib’de komutanlık yapmış insanların istifa söz konusuysa Türkiye’nin Suriye genelindeki varlığı Suriye politikası aynı zamanda İdlib politikasının da nasıl bir batak içerisinde olduğunu gösteriyor. Bu bataktan hep söz ediyoruz, Türkiye Suriye batağında debeleniyor, İdlip meselesine de birazdan gireceğiz. Gerçekten askerleri rahatsız eden bir boyuta ulaşmış durumda bu batak o anlaşılıyor. Bir de hatırlarsınız 91 yılında Irak’ın Kuveyt’e girmesinden sonra o zaman Amerika’nın müttefikleri müdahalesi hususunda Türkiye de aktif bir rol oynamak istedi, savaşa girmek istedi. Özel o zaman cumhurbaşkanıydı. O zamanki hükümetle genel kurmay arasında Özal arasında bu konuda anlaşmazlık yaşanmıştı. Dönemin genel kurmay başkanı ve askerler müdahil olma isteğinde değildiler. O anlamda o dönemde de Milli Savunma Bakanı ve Genelkurmay başkanı hatırladığım kadarıyla Necip Torumtay istifa etmişti.

 

ÖM: Bu ikinci oluyor değil mi? Ben de hatırladığım kadarıyla çok ender olan bir şey bu üst düzey istifalar. Bu 1 Ağustos tarihinde açıklanan YAŞ kararlarının ardından TSK’de görev yapan 5 generalin istifası var. Özel kuvvetler komutanlığından İdlib’den sorumlu 6.mekanize piyade tümeni ve müşterek özel görev komutanlığına atanan tümgeneral Ahmet Ercan Çorbacı ile yardımcısı tuğgeneral Ertuğrul Sağlam da yer alıyorlar bu istifa edenler arasında. Bu Veryansın tv diye alınmış bir haber bu. İstifa nedenlerinin de liyakatsizlik olduğu söyleniyor. Yani özellikle görevlendirmelerden rahatsız, bazı görevlendirmeler liyakate uygun olarak yapılmadı, şark hizmeti görmemiş isimlerin bile en kritik yerlere atanırken savaşan askerlerin pasif görevlere atandığı, yine mücadele eden çok sayıda askerin de TSK’den emekli edildiğini düşünüyorlar. Bazı generallerse haksızlığa uğradığını düşünüyorlarmış. Yani böyle bir Suriye

 

AB: O dışarı sızan bilgiler tabii bunların ortak noktası bizde Suriye ve İdlib’de, Irak ve Suriye sınırında görev yapan komutanlar olması. Başka hususların olduğunu gösteriyor çünkü İdlib’de özellikle Türkiye bir geri dönüşü yaşıyor farkındaysanız, gelişmeler onu gösteriyor. Bana bir de şunu hatırlattı, bizim 2003’te yaşadığımız bir çuval olayı vardı hatırlarsanız. Irak Süleymaniye’de 2003 Temmuz’unda bizim 15 subayımızın Amerikalılar ve peşmerge denilen o zaman kuzey Irak jandarması diyeyim, onlar tarafından esir alınma olayı vardır ve burada önemli bir krize yol açmıştı. Şu anda İdlib’de son aylarda, özellikle son 2 ayda yaşadığımız gelişmeler İdlib bölgesindeki komutanlara herhalde isyan ettirecek noktaya gelmiş durumda olduğunu düşünüyorum. Çünkü orada 12 tane gözetim kulesi deniyor, orada askerlerimiz var.

 

ÖM: Gözlem noktası deniyor galiba değil mi?

 

AB: Evet. Buralarda bulunan insanların temel görevi Soçi mutabakatı çerçevesi içerisinde oradaki silahlı grupları, Suriye devletinin ve Rusya’nın terörist dediği ve cihadist olarak nitelendirilen El Nüsra türevleri, grupları etkisiz hale getirmek ve silahsızlandırmak üzere Türkiye bir garantör rol üstlendi. Bu garantör rol üzerine orada hem güvenlik, hem çatışmasızlık hem de etkisizleştirme yükümlülüğü çerçevesinde orada bulunuyor. Sonuçta burada görev yapan komutanlar bunlar son 1 yıl içerisinde. Burada yaşanan gelişmelerin sonunda ne oldu? Orada Suriye devleti ve Rusya Türkiye’nin bu görevi yerine getirmediğini, getiremediğini öne sürerek var olan ateşkesin gerekleri de yerine gelmedi. Paris’teki G7 toplantısına giderken yaptığı açıklamada Soçi anlaşması sırasında %40 olan alan yani teröristlerin elinde bulundurduğu diye iddia ettiği alan %90’a çıkmış. Bunun üzerine bir harekat başladı.

 

CT: Haşehun anlaşma kapsamında yani şu anda saldırının gerçekleştirildiği yer uzun zamandan beri muhalifler tarafından ele geçirilmişti. Hangi bölgede ilerleme sağlamışlar? Onun bir bilgisi var mı? Çünkü şu da deniyor, İdlib’teki saldırıların artması 3 milyon sivilin hayatını etkileyecek yeni bir sorun dalgası yaratabilir diyor BM genel sekreterliği sözcüsü Stefan Djacic.

 

AB: Başladı bile o da.

 

CT: Büyük bir dalga da başladı ama 3 milyon insanın kaçışından bahsediliyor.

 

ÖM: Emma Graham Harrison’ın Cumartesi günkü Guardian’da önemli bir haberi ve analizi vardı. 3 milyon sivilin tamamen çapraz ateş hattında bulunduğu çünkü Esad’ın da “Suriye’nin her santimetrekaresini tekrar ele geçireceğim” demesi üzerine çok kanlı bir savaşın devam ettiği vardı. Buna şunu da ilave etmek gerekir, 24’ün çarpıcı bir haberi vardı Suriye devlet başkanı Beşar Esad’ın danışmanı Buseyna Şaban Türkiye’nin Suriye’deki 9 numaralı gözlem noktasının -ona Morek deniyor- kuşatma altında olduğunu söylemiş. “Suriye ordusu Türk gözlem noktalarını ve militanları imha edebilir” diyor. Çünkü gözlem noktalarının bölgedeki cihatçılara silah tedariki için kullanıldığını söylemiş.

 

CT: 26 Nisan 19 Ağustos’ta İdlib’te gerginliği azaltma bölgesindeki yapılan saldırılarda en az 843 sivilin hayatını kaybettiğinden bahsediliyor. Yani Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında 2,5 ayda en az 843 sivilin öldürüldüğü söyleniyor.

 

ÖM: Nasıl bir gelişme öngörüyorsunuz Ali bey böyle bir durumda?

 

AB: Ben burada iki ateş altında kalmış olan sivillerin geçen hafta da konuşmuştuk sınıra yaklaştığı biliniyor şu anda. Türkiye sınırına gelen 100 bine yakın insan olduğu söyleniyor. Ayrıca burada bulunan TSK mensuplarının da kaybedildiğine dair bilgiler sızıyor. Doğru bilgiler ne kadar bilemiyoruz ama gelen bilgiler içerisinde bunlar da var. Fırat’ın doğusu harekat, oradaki güvenlikli bölge, güvenlik bölgeye buradan gelen insanların gelmesinin düşünüldüğü Türk hükümetinin de gelen bilgiler arasında. Velhasıl orada hem uygulanan politikanın gelinen noktası bütün güçler dengesi açısından oradaki sivil insanların harap olmasını zaten şu ana kadar

 

CT: 4 ayda yarım milyondan fazla kişi evlerini terk etmiş. Bunların çoğu da hava saldırılarından kaçıyor. Yani şehirler içerisinde büyük bir çatışma yok şu anda ama şehirlere yapılan hava saldırıları ve hava bombardımanı var.

 

AB: Bir taraftan oradaki silahlı gruplar kendi aralarında çatışıyorlar ve onların sivil üzerindeki baskıları söz konusu. Bir taraftan orada yabancı güçler olarak bulunan güçlerden biri de Türkiye ve orada üstlendiği bir görev var, o görevi yerine getirmemesi karşılığı olarak o bölgede Soçi mutabakatını, yani şu anda biliyorsun Erdoğan dün Putin’le görüştü, yarın Rusya’ya gidiyor. Normalde de 7 Eylül’de de Soçi tarafları İstanbul’da toplanacaktı. Durum gerçekten hem Türkiye’nin yaşadıkları, oradaki insanların hali, göç dalgasının buralara gelmesi, buralara dayanması işin vahametini muazzam noktalara sürüklemiş durumda. Bütün bu Suriye politikasındaki iflasın askeri bürokrasi üzerinde de etkisi olduğunu görüyoruz. İşte geçmişte yaşadıklarımızda pek çok şey var, ‘Soçi mutabakatını yerine getirmedim, ben buralara dalarım’ diyen Rusya ve Suriye devleti bir anlamda Türkiye’ye çuval olayını hatırlatıyor. Gerçekten oradaki askerlerin, gözlem noktalarında bulunanların durumu da pek net değil anladığım kadarıyla. 12 gözlem yerinde kaç tane asker ve subay bulunuyor? Bunu bilmiyorum ve bunlar şu anda ne yapıyor, nasıl bir şey altında? Bir taraftan da protestolara sebebiyet vermiş. Türkiye’ye ve TSK’ya yönelik, yani bu hava bombardımanları, sivil halkın öldürülmesi, çocukların öldürülmesi, göç dalgası ve sınıra dayanılması, Türkiye’ye karşı bu kesimlerden de yani etkisizleştirilmeye çalışılan kesimlerden de büyük bir tepkiye yol açıyor.

 

CT: Evet.

 

AB: Bir taraftan da tam böyle bir dönemde yani burada silahlı gruplar var, bunlar El Nusra, El Kaide, vs. neyse onların türevleri, bir manidar açıklamada ne oldu? Davutoğlu’nun açıklaması oldu.

 

ÖM: Evet bir de ondan bahsetmek lazım.

 

AB: Yani “7 Haziran’la 1 Kasım arasındaki defterleri bana açtırmayın” dedi. Türkiye’de uyuyan, var olan, IŞİD hücreleri ya da bu silahlı cihadist grupların hücreleri hakkında tevatür muhtelif. Bunların faaliyetlerini biliyoruz. Tam böylesine bir şeyde, yani bu gruplar Rusya’nın ve Suriye’nin kendi üzerlerine yürümesi üzerine Türkiye’yi de tehdit ediyorlar. Tam bu dönemde de Davutoğlu 7 Haziran – 1 Kasım 2015 tarihleri arasında yaklaşık hatırladığım 10 küsur saldırı, sabotaj, katliam söz konusu oldu. Dolayısıyla böyle paralellikler kurmak pekala mümkündür. Yani oradaki karışıklık Türkiye’nin iç karışıklığına sebebiyet verebilecek hususlardır. Davutoğlu bu konuda gördüğüm kadarıyla çok da ciddi bir açıklamada bulundu. Yani ‘defteri açmak’ o dönemin başbakanının lafı.

 

CT: ‘Defteri açmak’ ne demek efendim?

 

ÖM: Evet ben de onu soracaktım.

 

AB: ‘Defteri açmak’ o dönemde var olan, yapılan katliamlar hakkında gerçekleri ortaya koymak anlamına geliyor.

 

CT: Yani biliniyor, herkesin bildiğinden, kamuoyunun bildiğinden farklı gerçekler var.

 

AB: Evet, hani biz diyoruz ya gar katliamında polis yoktu. Hatırlayın!

 

ÖM: Evet.

 

AB: Onun gibi hususlar, Suruç biliniyordu, istihbarat vardı mesela. Yani bunlarsa ki “Terör defterleri açılırsa çok insan başını öne eğer” diyor. Başını öne eğmesinden öte buralarda yüzlerce insan öldü. Türkiye demokrasisini kaybetti, yani var olan o zamanki ölçüler içindeki demokrasisini kaybetti.

 

ÖM: Tam anlamıyla bir kırılma noktasından bahsediyor, yani BBC News’tan da şimdi bir şey var, Davutoğlu “terörle mücadele ‘defteri açılırsa’ sözüyle neyi kastetti, neyi hedef aldı?” başlıklı bir haber analizi yazısı var. “Hangi defterleri kastettiği ve ‘insan yüzüne çıkamazlar’ diyerek kimi ya da kimleri hedef aldığı tartışılmaya başlandı Türkiye’de.” Eski başbakanın bu çıkışını da BBC Türkçe’ye değerlendiren Davutoğlu’na yakın isimler o dönem koalisyon hükümeti kurmaya en elverişli parti MHP olmasına rağmen Bahçeli’nin bunu reddettiğine de dikkat çekiyorlarmış. Şimdi ikinci hedef de Binali Yıldırım mı diye soruluyor.

 

CT: Binali Yıldırım mı?

 

ÖM: Evet. “İkinci hedef Binali Yıldırım mı?” diye bir soru var.

 

AB: Onu anlamadım.

 

ÖM: “O dönem Erdoğan’ın özel danışmanı olan Yıldırım’ın adaylık için imza toplaması gündeme gelmişti” diyor. Yani AKP’nin 5. olağan büyük kongresinde Recep Tayyip Erdoğan ile Ahmet Davutoğlu arasında MKYK

 

AB: Orada bir darbe yapıldı hatırlayın.

 

ÖM: İşte ondan bahsediliyor. “Davutoğlu liste konusunda geri adım atınca Yıldırım da adaylıktan vazgeçmesi, seçim hükümeti kurulması, vs.” deniyordu. Şimdi tabii “Davutoğlu açıkla” etiketiyle paylaşımlar yapılmaya başlamış, yani Ahmet Davutoğlu’nun Sakarya’da yaptığı konuşmada “bu terörle mücadele defterleri açılırsa” ifadesi sonrasında “Davutoğlu açıkla” etiketiyle paylaşımlar yapılıyormuş ve yani Suruç Aileleri İnisiyatifi de “Defterler açılırsa değil katliam siyasetinin defterleri açılmalı, herkes ne biliyorsa söylemelidir. 7 Haziran’la 1 Kasım arasında ne oldu? Biz ne için ne uğruna bu kadar öldük ve yaralandık” mesajı var.

 

AB: Evet. Tabii burada aktörlere baktığımızda biri başbakan, biri cumhurbaşkanı, diğeri ondan sonraki başbakan, eski başbakan parti kurma arifesinde, tehdit alıyor cumhurbaşkanı AKP lideri tarafından. Diğer tarafta başbakanlık, cumhurbaşkanlığı, başbakan yardımcılığı, dışişleri bakanlığı yapmış Babacan Abdullah Gül ekibi duruyor. Burada merkezde bir isim var, bence kritik isim Hakan Fidan’dır. Bu bağlamda şu anda MİT müsteşarı, bunların hepsine yakın bir bürokrat. Türkiye’nin gerçekten bu defterleri açmadan yürümesi şansı yok ve önümüzdeki siyasi süreç böyle tarafların birbirlerini tehdit eder noktaya gelmiş olması belki bu kapının aralanmasına imkan verir ama yani önümüzdeki 1 Ekim’den sonra açılacak parlamento ki gücünü önemli ölçüde yitirmiş durumdaki parlamentonun muhalefetin, muhalif ittifak güçlerin dingin ve enerjik olmasını gerektiriyor. Aynı zamanda kurulacak partilerin de önümüzdeki dönemde iktidardaki Erdoğan rejimiyle nasıl bir sertleşme ortamı içerisinde parti kuracaklarını ve faaliyette bulunacaklarını gösteriyor. Bu bağlamda Suriye meselesi, 7 yıllık Suriye politikası Türkiye’nin ki burada hem Rusya ile hem ABD ile hem flört ederek, kol kola girerek, hem aynı zamanda tekmeleyerek, çelme takarak giden bir politikanın sürgit olamayacağını da ortaya koyuyor. Soçi meselesi bunun göstergesi. Bir taraftan ABD ile güvenlik bölgesi oluşturuyorsunuz, öbür tarafta Soçi mutabakatı bozuluyor. Yani Türkiye’nin hem ABD’nin hem Rusya’nın başında bulunan liderler de hiç de temkinli liderler olmadığı, dengesizlikleri otoriterlikleri ortada. Dolayısıyla önümüzdeki günler hem bunun ekonomik yansımaları söz konusu olacak, zaten Türkiye’nin ekonomisi bir değil üç ayağı çukurda, öyle devam ediyor. Bakın zaten hem dünyanın halini hem de Türkiye’nin içinde bulunduğu durum ekonomi üzerindeki etkileri hemen kendini hissettirdi. Bakın böyle bir ortamda bir şey var, AKP’nin Kilis milletvekilleri Hilmi Dülger ve Ahmet Salih Dal Mercidabık zaferinin 503. Fırat kalkanının 3. yıldönümü dolayısıyla mesaj yayınlamışlar. Mesajda “Mercidabık zaferinin üzerinden geçen yüzyıllar sonrasında tarih bir kez daha tekerrür ederek ülkemizin güney sınırlarında ilimizde güvenlik tehdidi ile karşı karşıya kalınmıştır. Özellikle ensar şehrimiz Kilis’i tehdit eden canlarımızı, PKK, vb. çeşitli terör unsurlarından kazımaya, Türk milletinin, şanlı ordumuzun zaferiyle sonuçlanan” gerçekten abuk bir şey, ben bu açıklamayı duyunca dedim ki lise yıllarımdan mı, ortaokul yıllarımdan mı şu Mercidabık’a bakayım, bir Memlük devletiyle Yavuz Sultan Selim’in önce Safevileri kırıp geçmesinden sonra Mısır’a yönelirken…

 

CT: Mısır’ı alma evet hatırladım ben de!

 

AB: Memlükler de Çerkez ve Türklerden oluşan bir devlet ve onlar da Sünni. Yani onunla bugünkü Suriye’de yaşanan gelişmeleri yan yana getirip bundan hamaset çıkarmak ayrı bir maharet olsa gerek. Bir taraftan bunlar yaşanırken bir taraftan da Fırat kalkanıyla Mercidabık arasında ilişki kurup, şuna baktım Halil İnalcık diyor ki “Burası bir Türklerden oluşan bir devletidir Memlükler” yani gelinen nokta bu! Bir taraftan bütün bu Suriye’de yaşanan olaylar Türkiye’nin iç siyasetini önemli ölçüde etkiliyor ve kayyum atamalarına kadar geliyor. Benim bu kayyum atamalarında üzerinde durmak istediğim hususların başında şu var, bu vesayet belediyeciliği dediğimiz bir belediyecilik vardır 1923’ten sonra devam eden 1930’larda ilk belediyecilik yasası çıkar, o dönem belediyecilikte merkezi hükümet belediye başkanlarını görevden alabilir, atayabilir ve de değiştirebilirdi, valiyi atabilirdi, Lütfü Kırdar, Nevzat Tandoğan örnekleri var. Bu anlamda yansıyan bir operasyonlar söz konusu olmuştu ama bu 70’lerin, 73’ten itibaren özellikle sosyal demokrat belediyeciliğin yansıması ki o dönemde hatırlayın Ankara, İstanbul, İzmir 1973 ile 77 arasında CHP’nin temsilcileri tarafından yönetildi; Ankara’da Vedat Dalokay, İstanbul’da Ahmet İsvan, İzmir’de İhsan Alyanak belediyeciliği dediğimiz, İzmit’te, Mersin’de, Antalya’da önemli bir belediyecilik hamlesi başlamıştı. Bu bağlamda geçmişteki CHP 73-77 belediyeciliğini ne ölçüde irdeliyor, bakıyor bilmiyorum ama CHP’nin bu konuda çok dikkatlice izlemesi gerektiği politikalar olması gerektiğinin altını çizmek ve bu kayyum meselesinde tavrını çok daha net ortaya koyması lazım. Bir de merak ettiğim hususlardan bir tanesi şu, bu Sosyalist Enternasyonel var CHP de üye bildiğim kadarıyla.

 

ÖM: Evet.

 

AB: Şimdi ben SE nasıl bir tepki veriyor bu durumlara diye bir baktım diye bir şey bulamadım. Sonra bir araştırdım ki 1,5 yıldır falan CHP’nin SE’de temsilcisi bile yok, yani Umut Oran’dan sonra temsilci atamamış CHP SE’ye. Yani ilişkisi de bu düzeyde. SE’den de bir tepki yok, CHP-SE ilişkisi nefes alıyor mu belli değil. Dolayısıyla bu tepkinin, dışarıdan gelen tepkilere özellikle HDP büyük çoğunlukla kazandığı belediyelere merkezi devletin el koyması, merkezi idarenin, iktidarın el koyması -hususundaki tavrını gözden geçirmesi gerekiyor. Unutmayalım bir Vedat Dalokay olayı vardı, Ömer Madra hatırlayacaktır onu.

 

ÖM: Evet.

 

AB: Yani Vedat Dalokay MC hükümetleri döneminde, dönemin içişleri bakanı da Oğuzdan Asiltürk’tü. Müthiş bir çatışma yaşanıyordu, Dalokay’ın yaptığı her şeye engel oluyorlardı, Hitit heykeli bunlardan biriydi.

 

ÖM: Ankara’daki Hitit heykeli.

 

AB: Evet Ankara’daki Hitit heykeli. Aynı zamanda belediye işçileri ücretleri alamadığı gerekçesiyle greve gittiler. Belediye başkanı olarak Dalokay “İller Bankası’ndan kaynak alamıyorum, hükümet kaynaklarını bana kesmiş” deyip o belediye işçilerinin yanında 3 gün de açlık grevi yaptı. Belediye binasını ücretleri ödemek için satışa çıkarttı. Böyle belediyecilikler yapıldı, Dalokay nöbet bekledi CHP milletvekilleriyle birlikte Sıhhiye’deki Hitit heykeli önünde ve oraya giren polislere ceza yazdı çimlere bastılar diye! Yani ETA militanları idam edilmişti 73’te, bunun üzerine İspanya belediyesine

1 hafta suyunu kesti, belediye hizmetleri vermedi. Biz bu örnekleri biliyoruz.

 

ÖM: Bunu takip edeceğiz tabii. Bu çok seçimsiz demokrasi, Rıza Türmen’in güzel bir yazısı var T24’te “Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir” ibaresini ‘Egemenlik kayıtsız, şartsız sarayındır’ şeklinde değiştirmek durumu artık yapılması gereken derken ama öte yandan da CHP’li İhsan Cihaner ve Ali Şeker’den Ahmet Türk’e bir ziyaret var Mardin milletvekili, CHP milletvekili ve parti meclisi üyesi Ali Şeker ve parti meclisi üyesi İlhan Cihaner, İstanbul İl Başkan Yardımcısı Burak Akbaş ve geçen dönem CHP milletvekili Mahmut Uyan, Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen ve içişleri bakanlığı kararıyla görevden alınan Ahmet Türk’ü Mardin’de ziyaret ettiler. “Bu doğrudan sandığın gaspıdır, sandığın gaspı karşısında direnmek herkesin boynunu borcudur” diyor Ali Şeker. Cihaner de “Demokratik protesto haklarını kullanan yurttaşlarımıza milletvekillerine karşı gösterilen şiddetin de mutlaka ve mutlaka peşinen mahkum edilmesi gerekir” demiş.

 

AB: Hep aynı isimler böyle durumlarda bunu söylüyorlar, ‘yetmez ama evet’ yani! Esas genel başkanlarını bu konuda tavır almaya zorlarlarsa makbule geçer. Çünkü Türkiye sert bir ortama giriyor, bunun için de ittifaksız çıkış yolu olmayacağının defalarca altını çiziyoruz. Başarılı deneyimlere biraz kulak kabartsınlar, bu vesileyle Vedat Dalokay’ı da anmış, merhaba demiş olsun, günaydın dedik.

 

CT: Programın sonuna da geldik ama sizin ilginizi çekebileceğini düşündüğüm bir öneri var içinde bulunduğumuz en büyük sorunla alakalı, iklim kriziyle alakalı olarak. The Guardian gazetesinin Axios sitesinden aktardığı habere göre Donald Trump’ın hortumları durdurma konusunda oldukça dahiyane bir çözüm yöntemi varmış. Milli güvenlik yetkilileriyle ABD’nin MGK toplantısında konuştuğu sırada hortum tehditleri gündeme gelmiş ve toplantıda bulunan ve ismini vermeyen kaynaklar ABD başkanının şu sözleri kullandığını aktarmış “Hortumlar Afrika kıyısında oluşuyor ve Atlantik’e doğru hareket ediyor. Hortumun tam ortasına bir bomba bıraksak durdurmuş oluruz. Neden atom bombası kullanmıyoruz?” demiş.

 

ÖM: Ve bunu birden fazla kez söylemiş.

 

CT: Nasıl fikir? Atom bombası!

 

AB: Her şeyi söyleyebildiğini görüyoruz, 15 dakikada fikir değiştiriyor. Dünyada böyle bir dönemi aklı başında bir takım sağ duyulu insanlar ama şunu merak ediyorum, İran’ı çağırmış ya Macron G7’ye, Amerikalıların haberi yokmuş galiba bundan!

 

ÖM: Evet Cevad Zarif geldi ve ortalık iyice şenlendi hakikaten! En ilginç G7 toplantısı olsa gerek.

 

AB: Dünya sorunları, eşitsizlik filan hak getire bunları, yani suçlular bir araya geliyor da suçluların kendi arasındaki komedi bayağı şey oluyor, gerçekten ilginç, ABD Trump bunun için ne diyecek önümüzdeki günlerde bilmiyorum.

 

ÖM: Evet sürpriz ziyaret G7’de İran dışişleri bakanı Cevad Zarif temaslarda bulunmak üzere Fransa’nın Biarritz kasabasına geldi. Bu da hakikaten ilginçti.

 

AB: Ben Mercidabık’ı en ilginç yere koyuyorum!

 

CT: Bugün aynı zamanda Malazgirt zaferi 1071’in de yıldönümü, zaferimiz kutlu olsun!

 

AB: Çok zaferler bir arada.

 

CT: Her gün zafer dolu!

 

ÖM: Hoşça kalın, teşekkürler.

 

CT: Hoşça kalın, görüşmek üzere.

 

AB: İyi yayınlar hoşça kalın!

09:50 – 10:00 İzel Rozental ile Haftanın Karikatürleri (Açık Gazete’de yeni köşe)

haftaninkarikaturleri20190826

Sevgili dostumuz çizer İzel Rozental dünyadan ve Türkiye’den seçtiği haftanın karikatürlerini radyoda anlatıyor.

***

Haftanın Karikatürleri: 26 Ağustos 2019

27 Ağustos 2019

Bu haftaki programda ele aldığımız karikatürler burada…

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü / Oldies

10:30 Kamusla Güreş (Yeni program) / Hazırlayanlar: Didem Gürzap ve Kerem Doğan

kamusla_gures_26.08.2019_rec.15.08.2019

Kelimelerin, hayata dokunan anlamları, güncel ve geçmişe dayalı anlam ve çağrışımlarıyla tekrar ele alınacağı bir program

zz8

Kamusla Güreş kayıt arşivi

Kamusla Güreş Twitter

Didem Gürzap Twitter

***

Sima, Yüz, Surat, Çehre

11:00 – 12:00 Bisiklet Zinciri (Yeni program) / Hazırlayan: Muzaffer Çorlu

Müzik programcımız Muzaffer Çorlu yıllar sonra heyecanlı bir dönüş yapıyor. Programda müzik, filim ve bilim üst şemsiyesi altında besteciler, bilim insanları ve dahi siyasetçiler nöro-bilimdeki yeni gelişmelerle birlikte ele alınıyor.

Bisiklet Zinciri kayıt arşivi

12:00 – 13:00 Caz Club / İçinden Caz Geçenler / Dağhan İş

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00  Babil’den Sonra / Rüzgâra Bırakılmış Sesler / Hazırlayan: Ercüment Gürçay

zz7

facebook.com/ercumentgr

***

Görüntünün olası içeriği: 7 kişi, gülümseyen insanlar

 

AÇIK RADYO (94.9) BABİL’DEN SONRA: BUDAPESTE KLEZMER BAND…

15. yy’da dini temalar içermeyen ilk Yahudi müziği olarak ortaya çıktı klezmer müziği. 1850’lerden sonra orta ve doğu Avrupa halklarının folklorik ezgileriyle kendi yerel müzikal geleneklerini özel bir uyumla biraraya getiren Yahudi müzisyenler (Klezmorin) sonraları Amerika’da sınırlı ölçüde de olsa cazla beslenecek klezmer müziğinin ilk örneklerini üretmeye başladılar.

Klezmer ezgileri- şarkıları, dinlerken insana “oturup ağlasam mı, kalkıp oynasam mı?” dedirten bir müzik türü. Klarinet hüznü, keman da coşkuyu taşıyor bu müziğe. Bir de hüznü ikiye katlayan akordeon var tabi.

Genellikle meşk ile öğrenilen bu türün seçkin gruplarından “Budapeşte Klezmer Band” 1990’da kuruldu ve 1995-2011 yıllarında 8 albüm yayımladılar. Bugün (Pazartesi) 13:00’de “Babil’den Sonra”da bu albümlerden seçtiğim şarkıları dinleteceğim.

Programı FM bandında 94.9 frekansından veya buradan dinleyebilirsiniz: http://acikradyo.com.tr/stream/index.html

14:00 – 14:30 Hamişden Sesler / Şenay Özden ve Özhan Önder / Suriye ve Suriyeliler hakkında sürgünden sesler

hamisdensesler20190826

Hamişden Sesler kayıt arşivi

14:30 – 15:30 Opus 94 9 / Berna Uzunoğlu

Daha önceki dönemlerde her bölümünü dâhi bir besteciye ayrılan programda, 39. yayın döneminden itibaren her bölümünü bir müzik enstrümanına ayrılıyor.

15:30 – 16:30 Yolgeçen / Rahmi Öğdül ve Evrim Altuğ / Hayatî ve kitabî patikaların kesiştiği yol ağızlarında ayaküstü konuşmalar

16:30 Hariçten Sanat (Yeni Program) / Gezegenden Kültür-Sanat Haberleri / Hazırlayan: Çelenk Bafra

harictensanat20190826

acikradyo.com.tr/program/144512/kayit-arsivi/hariçten-sanat

Programda özellikle Türkiye’yi ilgilendiren ve/ya Türkiye’den katılımcılara yer veren uluslararası sanat gündeminden bir kesit sunulacak. Müzeler, bienaller ve sergilere özellikle odaklanarak geniş bir perspektifle sanat, mimarlık, tasarım ve müzecilik alanlarındaki yeni gelişmeleri, haberleri ve güncel tartışmaları incelenecek.

Hariçten Sanat kayıt arşivi

facebook.com/celenk.bafra

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Berna Kaytaz, Başak Yavuz, Jak Kohen, Levent Öget ve Harun İzer

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20190826

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

***

Gezegenin Geleceği: 26 Ağustos 2019

27 Ağustos 2019
Fotoğraf: Doğa Derneği

Doğa Derneği, İzmir’in güneyinde yer alan Kızıldağ Önemli Doğa Alanı’ndaki yangın felaketi ile ilgili bir basın bülteni yayınladı. Bültende ”Orman restore edilirken, yalnızca kızılçam değil; uygun yerlerde meşe, menengiç gibi ağaç türlerinin kullanılması gerekmekte.” diye açıklama yaptı.

TEMA Vakfı İzmir’in ağaçlandırılması için Orman Genel Müdürlüğü işbirliğinde başlattıkları çalışma kapsamında fidan bağışı çağrısı yaptı. Yaşanan yangınların ardından Türkiye’de hassasiyetin daha da yükseldiğinin altını çizen TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “İzmir’in Karabağlar mevkiinde çıkan orman yangınlarındaki kayıplarımız hepimizin yüreğini yaktı. Binlerce ağaç ile birlikte orman ekosisteminin vazgeçilmez parçası olan çok sayıda canlı yangınlarda yaşamını yitirdi. Kaybettiğimiz canlar geri gelmeyecek, ancak Orman Genel Müdürlüğü’nün destekleriyle başlattığımız fidan bağışı kampanyası ile bir nebze olsun yaşanan kayıpları telafi edebilmeyi istiyoruz. İzmir’in dağlarında yeniden çiçekler açsın diye herkesi fidan bağışı yapmaya ve destek vermeye davet ediyoruz,” dedi. Bağış için vakfın TEMA fidan bağışı internet sitesini ziyaret edebilirsiniz.

 

Doğa Derneği, İzmir’in güneyinde yer alan Kızıldağ Önemli Doğa Alanı’ndaki yangın felaketi ile ilgili bir basın bülteni yayınladı. Bültende, ‘’Bu felaket, hem ormanda yaşayan sayısız canlının yok olmasına neden olmuş, hem de İzmir’in akciğerlerinin yanması ile sonuçlanmış. Bu yangın sonrasında artık yapılması gereken tek şey, bu bölgenin yeniden doğaya kazandırılması. Ancak bu çalışmalar sırasında, önceki yıllarda yapılan hataların tekrar edilmemeli. Bu nedenle orman restorasyonu çalışmaları yapılırken şu hususların dikkate alınmasını talep ediyoruz: Ormanın restorasyonu sırasında ekosistemin bütünlüğünü destekleyecek şekilde Ekosistem Tabanlı Fonksiyonel Orman Amanejman Planlaması prensibiyle konuya yaklaşılması önemli. Bu kapsamda yalnızca kızılçam gibi çıralı, kolay yanan ağaç türleri yerine, Ege’nin doğal orman bitki örtüsünün diğer parçaları olan meşe, menengiç gibi ağaç türlerinin gelişimine izin vermek gerekmekte. Bu ağaç türleri yangına daha dirençli türler. Ayrıca var olan biyolojik çeşitlilik ve toprağı geliştirme özellikleriyle kızılçama göre çok daha zengin bir orman dokusunun oluşmasını sağlamakta. Dolayısıyla orman restore edilirken, yalnızca kızılçam değil; uygun yerlerde meşe, menengiç gibi ağaç türlerinin kullanılması gerekmekte. Ege’nin doğal ormanlarının neye benzediği, nasıl bir görüntüsü olduğu bugün İzmir Menderes’teki Notion Antik Kenti’ne bakılarak görülebilir. Aslında yapılması gereken buradaki doğal orman dokusunun tüm Kızıldağ’a yaygınlaştırılması. Ağaçlandırma çalışmaları yapılırken, dozer ve kepçelerle toprağın tesviye edilerek teraslama yapılması çoğu zaman sakıncalı sonuçlar doğurmakta. Bu yöntem, Ege Bölgesi gibi organik materyallerinin toprak dokusunda son derece ince bir katmana sahip olduğu bölgelere ciddi zararlar verebilmekte. Dozer ve kepçeler, gezdikleri yerlerde ve terasladıkları noktalarda zaten ince olan organik toprak dokusunun kayaların ve minerallerin altında kalmasına neden olmakta. Ayrıca ağaçların ve bitkilerin gelişmesi için önemli olan organik materyallerin ortadan kaybolmasına neden olmakta. Bu nedenle ağır teraslama çalışmaları yapılmadan bu hususa dikkat edilmesi gerekmekte. Doğal ormanların yanmasını engellemek ve aynı zamanda bundan sonra böyle felaketlerin gerçekleşme ihtimalini ortadan kaldırmak için ormanlarımızda kara keçi gibi yerli keçi ırklarının otlamasına olanak sağlamak gerekmekte. Sanılanın aksine keçilerin çok yıllık orman ağaçlarıyla beslenme oranı %30’un altında. Besinlerinin büyük çoğunluğu ise orman tabanındaki tutuşabilirliği yüksek otsu bitkiler ve çalılar olan keçiler, bu özelliğiyle orman tabanındaki tutuşabilir alan oranını ciddi oranında azaltmakta. Keçilerin ve diğer otoburların olmadığı bir orman dokusunun altında kuru otlar ve çam pürüleri daha hızlı bir şekilde çoğalmakta ve bir yangın olduğunda bu otlar ve kurumuş çam ibreleri, yangının çok daha hızlı yayılmasına neden olmakta. Bu nedenle ormanlarımızda hayvancılığın da yapılabileceği ve doğal otoburların yeniden  yaygınlaştığı bir yönetim şekli esas alınmalı. Yaşanan bu son derece büyük ve İzmir’in akciğerlerini elinden alan felaket, bütün bu hataların gözden geçirilmesi, Ege ve Akdeniz iklimindeki ağaçlandırma ve orman politikasının bir daha değerlendirilmesi gerektiğini açık ve net bir şekilde ortaya koymakta’’ diye açıkladı Doğa Derneği.

Dünya, yaşanan iklim değişiklikleri nedeni ile ekonomiyi ve doğayı kurtaracak çözüm yolları arıyor. Rüzgar enerjisi sayesinde 819 milyon ton karbondioksitten kurtulan ve 300 bin kişiye istihdam sağlayan Avrupa Birliği, bu konuda önemli atılımlar gerçekleştiriyor. Küresel çapta gerçekleşen iklim değişiklikleri ile birlikte hem dünyanın çehresi hem de ekonomisi hızla değişiyor. Tüm dünyanın ekonomi alanında ve yaşanan iklim değişikliği sürecinde bir dar boğaz içerisinde kaldığı bilinen bir gerçek. Bu dar boğazdan çıkış yolu olarak da rüzgar enerjisi görülüyor. 91 ülkede 591GW’dan fazla kurulu rüzgar enerjisi kapasitesi bulunduğuna ve büyümenin hızla devam ettiği için mevcut olan en ucuz enerji kaynaklarından birinin rüzgar enerjisi olduğuna dikkat çekiliyor. İklim değişikliği, daha önce olmadığı kadar politika ve kamuoyu gündeminin zirvesinde. Vatandaşlar, hükümetleri bu sorunu acil şekilde ele almaya çağırıyor. Bu durumun yanı sıra ülkelerin içerisinde bulunduğu enerji sıkıntıları ve ekonomik bunalımlar ise birçok kalkınma başlığını geri plana atıyor. Avrupa Birliği ülkelerinde, rüzgar enerjisinin ekonomik katkıları gözden kaçmıyor. Avrupa’da 300 bin kişi rüzgar enerjisi ile ilgili sektörlerde çalışırken yerel topluluklar da yatırımlardan ve yerel vergi gelirlerinden yararlanıyor. Şu anda Avrupa elektrik ihtiyacının %14’ünü karşılayan rüzgar enerjisi, 2050’de Avrupa’nın elektrik ihtiyacının yarısını sağlayan enerji sistemlerinin temel taşı olabilir. Hükümetler, en uygun maliyetli iklim krizine etki etme teknolojisi olan rüzgara yapılacak yatırımların kilidini açarak hem ekonomiyi hem de doğayı koruyabilir.

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Açık Dergi Pazartesi Murat ‘Mrt’ Şeçkin ile Kadıköy Postası

Kadıköy’deki kültür-sanat takviminin tutulduğu programda Tayfun Polat’ın Kadıköy’den göçüyle oyuncu değişikliğine gidildi. Yine bir Kadıköylü Murat ‘Mrt’ Seçkin aramıza katıldı.

Açık Dergi Pazartesi Ebedi Yokoluş / Forever Extinct / Virginia Patrone ve Çiğdem Fidan

ebediyokolus20190826

Ebedi Yokoluş programında, insanlar yüzünden nesli tükenmiş ya da tehlike altında olan ve hiçbir şey değişmeden böyle giderse; kısa zamanda ebediyen yok olacak olan türler hakkında konuşuyoruz. Her hafta yokolan bir türün tarihine ve sesine kulak veriyoruz.

acikradyo.com.tr/program/ebedi-yokolus-forever-extinct

instagram.com/ebedi_yokolus/

 

Açık Dergi Pazartesi  Haftanın Albümü

20:00 – 21:00 Bir Baba Indie Lokal / Tuğçe Yapıcı ve Cihad Satıroğlu

Hakan Tok

Yerli sahneden yeni yayınlanan müzikler, konuklar ve canlı performanslar Bir Baba Indie Lokal’de.

facebook.com/birbabaindie/

birbabaindie.com/

twitter.com/birbabaindie

instagram.com/birbabaindie/?hl=tr

***

zz5

Bir Baba Indie Lokal programının 26 Ağustos Pazartesi tarihindeki konuğu müzik eleştirmeni ve yazar Yavuz Hakan Tok oldu.

Tuğçe Yapıcı ve Cihad Satıroğlu tarafından hazırlanıp sunulan, yerli sahneden sesler sunan Bir Baba Indie Lokal her pazartesi saat 20:00 – 21:00 arasında 94.9 Açık Radyo’da yayınlanır.

Programın videosuna ise buradan ulaşabilirsiniz.

www.birbabaindie.com
www.facebook.com/birbabaindie
instagram.com/birbabaindie
twitter.com/BirBabaIndie

21:00 – 22:00 Vertigo / Hilmi Tezgör ve Osman Öztürk / Savrulan şarkılar

vertigo500.blogspot.com/

22:00 – 23:00 Ahtapotun Bahçesi / Cem Sorguç / Alter-latif müzik

ahtapotunbahcesi.blogspot.com/

23:00 – 24:00 Ay Palas / Tolga Yağlı / Bağımsız müzik

aypalas.blogspot.com/

24:00 – 01:00 Vantilatör / Selahattin Çolak’tan kakofonik gürültü

Ses ve gürültü ekseninde türler arası bir radyo programı.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

08:50 – 09:00 Nasrettin Hoca Hikâyeleri (Yeni program) / Orhan Veli Kanık / Yapı Kredi Yayınları / Açık Radyo ekibi okuyor.

Bu yayın döneminde Pazar sabahlarına Orhan Veli Kanık’ın şiirli ve sihirli kaleminden çıkma Nasrettin Hoca Hikâyeleri ile başlıyoruz.

09:00 – 10:00 Gezgin’in Şarkısı / Rönesans’tan Barok Dönem’e yaratıcı dehanın keşfi / İlknur Akman Erk

Rönesans’tan Barok Dönem’e uzanan uzun, çok yaratıcı ve verimli bir çağın bestecilerini, eserleriyle birlikte tanıtmayı amaçlayan bir program bu dönem Açık Radyo’da yayında.

09:50 – 10:00 La Fontaine’in Masalları (Yeni program)

“Bu Bizim ezelî bir derdimizdir/

Asıl Düşmanımız Efendimizdir”

Orhan Veli çevirisiyle bir yıl boyunca her pazar bir fabl okuyoruz.

10:00 – 10:30 Bir Dolap Kitap / Banu Aksoy ve Yıldıray Karakıya / Her yaş için çocuk kitabı

birdolapkitap.com/

birdolapkitap.com/radyo-arsivi/

10:30 – 11:00 Botanitopya (Yeni program) / Sesli Doğa Tarihi Müzesi / Hazırlayan: Benan Kapucu

botanitopya_25.08.2019-J

Bitkiler âleminin tuhaf ve muhteşem dünyasını belgeleyen botanik sanatına dair her şeyin konuşulacağı bir program.

Botanitopya kayıt arşivi

botanitopya twitter

botanitopya instagram

botanitopya@gmail.com

***

zz1

Günebakandan, nam-ı diğer ayçiçeğinden konuşacağız. Rusların “semeçki”, Kayserililerin “şemşamer”, İzmirlilerin “çiğdem” dediği çekirdeğinden de… 10:30’da 94.9 Açık Radyo’da buluşmak üzere.

***

Günebakan, “bileşikgiller” familyası içinde sınıflandırılan bir bitki. Helianthus cinsinin Compositae familyasına ait. Kömeç denen, o güneşe benzeyen çiçek başları, sarı taç yaprakları olan bir çiçek çanağında toplanan “floret” denen tüpsü çiçekçiklerden oluşuyor.

***

Tohumlar, Fibonacci sayı dizisi 0, 1,1,2,3,5,8 sıralamasına göre dizili ve altın orana uygun olarak 137 derecelik açıyla sıralanıyor tohumlar; 1000’den fazla tohumu çiçek başına sığdırmanın en ekonomik yöntemi bu.

***

Carolus Linneaus’un verdiği Latince ismiyle “Helianthus annus”, Grekçe’de güneş anlamına gelen “helios” ve çiçek anlamına gelen “anthos” sözcüklerinden oluşuyor.

Resim

***

Anadolu’da ise onlarca kelime var, bu çiçeğe karşılık gelen… Aydın çiçeği, devranber, devriamber, güne tapan, gün çiçeği, güne aşık, güntabak, simiska, şakkalgan, şemşamer, vardıvan, aydede… Ve tabii İzmir’de çekirdeğe “çiğdem” derler:-)

***

Günebakan, Yunan mitolojisinde “güneş tanrısı” olarak yerini almış; kökeni ise Amerika kıtası. 5000 ya da 4500 yıl önce kıtanın yerlileri tarafından ıslah edildiğini ortaya koyuyor araştırmalar.

***

Arkeolojik kayıtlar, Aztek uygarlığında bu bitkinin güneşe tapınma törenlerinin bir parçası olduğunu gösteriyor. Meksika’ya özgü türlerin kömeci de sarıdır; hayat veren güneş ile çiçek arasındaki bağı kurmuş olmaları elbette akla yakın…

***

Günebakan tohumları 1510 yılında İspanya’ya getirilmiş, başta bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir sadece. Daha sonra Avrupa’nın botanik bahçelerine yayılan bu yeni bitkiyle ilgili doğa bilimciler, bir sezonda dikkate değer boy attığını kayda almışlar.

Resim

***

Günebakanlar, 1600’lerin sonunda Rusya’ya da ulaşmış. 1682 yılından 1725 yılına kadar Rusya hükümdarı olan Çar Deli Petro sayesinde…. 25 yaşındayken Almanya, Hollanda, İngiltere ve Viyana’da dolaştığında tekne yapımından tarıma her şeyle ilgili bilgi ve fikir toplayan Çar+++

+++1698 yılında vagonlar dolusu birçok ürün arasında Hollanda’dan aldığı günebakan tohumlarını da Moskova’ya göndermiş.

Resim

***

O zamandan beri, bazen bir çevre felaketi düzeyine ulaşan “çekirdek çitleme” merakımızda, Ruslar da bizi hiç aratmıyor. Ruslar “semeçki” dedikleri çekirdeği “milli çerez” olarak kabul ediyorlarmış…

***

Batı sanatında günebakan, sadakat, neşe, yaşama gücü, adanmışlık, aynı zamanda da gururu, gücü ve kibri sembolize ediyor. Katolik inanışında, Tanrı’nın hizmetine olan bağlılığı, yüce aşk ve içindeki ışığı arayan ruhu simgeliyor.

Resim

***

Van Dyck yanı başında bir günebakan çiçeğinin durduğu oto portresinde İngiltere Kralı I. Charles’a olan derin bağlılığını göstermek istemiş. 1630 yılında Londra’ya gelen Van Dyck kralın baş ressamı olmuş, hükümdarlığı boyunca da sürmüş.

Resim

***

Van Gogh’un Vase with Fifteen Sunflowers resmi Londra’da Sotheby’s müzayedesinde rekor fiyatla, neredeyse 40 milyon pounda satılır. Bu modern bir sanatçının işine ödenmiş en yüksek meblağ olarak tarihe geçer…

Resim

***

Helios’un Sureti Günebakan

25 Ağustos 2019

Güneş panellerinde mühendislerin ilham aldığı bir bitki… Binlerce yıl önce Amerika’da yetişen sonra eski kıtaya ve Rusya’ya yayılan; uzun yıllar sonra tekrar anavatanına tarım bitkisi olarak dönüş yapan bir çiçek… Dünya üzerindeki seyahatinden;  mitolojik hikayelerde ve Batı sanatındaki yerinden bahsediyoruz…

Günebakan, botanik açıdan “bileşikgiller” familyası içinde sınıflandırılan bir bitki. Helianthus cinsinin Compositae familyasına ait. Kömeç denen, o güneşe benzeyen çiçek başları, sarı taç yaprakları olan bir çiçek çanağında toplanan “floret” denen tüpsü çiçekçiklerden oluşuyor. Ortada, daha sonra çekirdeklere dönüşecek olan tüpsü çiçekçikler dolaşık, kesişen sarmallar oluşturuyor. İç kısmında, tohumlar oluştuktan sonra daha görülebilir olan bu yapı, Fibonacci sarmalı diyebileceğimiz bir düzen içinde…  Tohumlar, Fibonacci sayı dizisi 0, 1,1,2,3,5,8 sıralamasına göre dizili. Ayrıca altın orana uygun olarak 137 derecelik açıyla sıralanıyor tohumlar. Bu diziliş tohumların aynı boyda olmasını, merkezde sıkışmamasını sağlıyor; kenarlarda alan kaybını önlüyor… Altın oranın mükemmel bir örneği..

Günebakan çiçeği, hızlı büyümek için güneş ışığını takip etmek gibi eşsiz bir beceriye sahip. Açılan çiçek başları genellikle doğuya bakarak gün doğumundan itibaren güneşten olabildiğince yararlanıyor; çiçeğin büyümekte olan körpe yapraklarıyla, henüz açılmamış olan tomurcukları da güneşi izliyor. Tomurcuğun alt kısmındaki özel hücreler ve yaprak sapları, su basıncını düzenleyerek çiçeğin büyüme yönelimini denetliyor. Bitki güneş ışığı alımını en yüksek seviyeye çıkarttığında, su, karbondioksit ve temel besinlerle birlikte azami büyüme oranına da ulaşmış oluyor.

Günebakanlar, güneş enerji santralleri için mühendislere ilham vermiş olmasıyla da özel bir bitki…  Güneş enerjisi santrallerinde de aynaların hareket edebilecek biçimde, Fibonacci kuralına göre dizilmesi güneş ışınlarının merkezde yer alan elektrik üretim kulesine yönlendirilmesi kolaylaştırırken, gölge oluşmasını engelleyerek bu panellerden maksimum verim alınmasını sağlıyor. 2016 yılında, Science dergisinde yayımlanan bir çalışma, günebakanların güneşe yönelmesinin arkasında sadece günışığının değil, sirkadyen ritmin de önemli olduğunu ortaya koymuş. Araştırmacılara göre, günebakanlar büyüme performanslarını arttırmak için ışığa doğru dönme ve eğilmeyle birlikte sirkadyen ritimleri de kullanıyor. Bir dizi deney yapmışlar: 30 saatlik bir ışık döngüsüne maruz bıraktıklarında bitkinin bu döngüye uymadığını; ancak 24 saatlik bir döngü sağlandığında, bitkilerin “güneş” yönünü izlediğini gözlemlemişler.

Günebakanın bilimsel adına gelince; Carolus Linneaus’un verdiği Latince ismiyla “Helianthus annus”, Grekçe’de güneş anlamına gelen “helios” ve çiçek anlamına gelen “anthos” sözcüklerinden oluşuyor. Ayçiçeği yaygın olarak kullanılıyor ama Derleme sözlüğünde onlarca kelime var bu çiçeğe karşılık gelen… Aydın çiçeği, çiğdem, devranber, devriamber, güne tapan, gün çiçeği, güne aşık, güntabak, simiska, şakkalgan, şemşamer, vardıvan, aydede gibi…

Günebaktığı için sadece Türkçede değil, bütün dillerde güneş ile ilişkilendirilmiş, “ayçiçeği” ismiyle “ay” ile de özdeşleştirilmesi ise sadece bize özgü bir durum. Ama okuduğum etimolojik bir araştırma, kesin kanıtlara dayandıramasa da “çiçeği çok iri, tabak şeklinde ve sarı renkte olan…” diye tarif edilen bitkinin adının, “ay” sözcüğünden değil,  “tabak gibi yuvarlak, terazi kefesi anlamına gelen “aya” kökeninden geldiği sonucuna varmış.

Mitolojik hikayelerde de günebakan, güneş tanrısı olarak yerini almış ama Anavatanı Amerika kıtası, bu bitkiyi ilk kültüre alanlar da kıtanın yerlileri… 5000 ya da 4500 yıl önce tek kömeçli, yani tek çiçekbaşı olan iri günebakanlar,özellikle Batı Amerika yerlilerinin en temel besin kaynaklarından biri olmuş; çekirdeklerini öğütüp un yaparak ya da tazeyken çiçekli kısmını sebze olarak tüketirlermiş. Parlak renklerdeki vücut boyaları, kumaş ve çömlekleriyle bilinen yerliler, günebakan tohumlarından mavi, siyah, mor ve kırmızı boya elde ediyor; lifli yapıdaki yapraklarını ve saplarını, dokumacılıkta, sepet örmede kullanıyorlarmış. Halk tıbbında da yeri vardır; yaralanmalarda, hatta yılan ve böcek ısırıklarının tedavisinde de günebakanlara başvuruluyormuş.

Kültüre alınmış olan günebakan tohumları ilk ticaret yolları üzerinden daha sonra Meksika’ya ulaşmış olmalı. Arkeolojik kayıtlar, Aztek uygarlığında bu bitkinin güneşe tapınma törenlerinin bir parçası olduğunu gösteriyor. 1510 yılında İspanya’ya getirilir ve başta bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir sadece. Avrupa’nın botanik bahçelerine ulaşan bu yeni bitkiyle ilgili doğa bilimciler, bir sezonda dikkate değer boy attığını kayda almışlar. Londra’da büyük bir botanik bahçesi olan, Herbal Plants/Şifalı Bitkiler kitabının yazarı John Gerard, 1636 yılında “Nisan’da ekilen tohum yaz sonunda dört metre boya ulaştı… çiçeklerinden biri bir buçuk kilo ağırlığında… kırk santim çapındaydı” diye not düşmüş.

“Portait de’lherbe du soleil de Monardes” (Monardes’in Güneş Bitkisinin Portresi) başlıklı bu çizim, Charles Duret’nin Historie admirable des plantes (Hayranlık Uyandıran Bitkiler, 1605) kitabından. Nicolas Monardes hiç Yeni Dünya’ya gitmemiş ama Sevilla’daki botanik bahçesi Güney Amerika bitkileriyle doluymuş.  Avrupa’da günebakanı tanımlayan ilk doğa bilimcilerinden biridir.

Günebakanlar, 1600’lerin sonunda Rusya’ya da ulaşmış. 1682 yılından 1725 yılına kadar Rusya hükümdarı olan Çar Deli Petro sayesinde…. 25 yaşındayken Almanya, Hollanda, İngiltere ve Viyana’da dolaştığında tekne yapımından tarıma her şeyle ilgili bilgi ve fikir toplayan Çar; 1698 yılında vagonlar dolusu birçok ürün arasında Hollanda’dan aldığı günebakan tohumlarını da Moskova’ya göndermiş. Rus köylülerin günebakanların tuzlanmış ve kavrulmuş tohumlarını çitlemeye başlamaları; hatta yağını çıkarmak için üretime geçmeleri çok uzun sürmemiş. Ama bu küçük taneciklerin, ticari potansiyelini keşfetmek için bir 80 yıl daha geçmesi gerekecekti.

1800’lerde günebakanlar, uçsuz bucaksız tarlalarda başakların arasında tek tek başlarını uzatmaya başlar. Rusya’da ilk yağ atölyesinin kuruluşu ise 1829 yılına tarihleniyor. 1930’lara gelince Stalin, günebakanların verimini artırmaya yönelik araştırmaların önünü açmış. 20 yıl sonra Ruslar 30 santimetre çapında çiçekleri olan, yüzde 50’ye varan bir randımanla yağ elde edilebilen günebakan çiçekleri yetiştirmeye başarmışlar.

Çin, Amerika ve Arjantin ile birlikte Rusya, dünyanın en büyük üreticilerinden biri bugün… Bizim topraklarımıza da II. Dünya savaşından sonra, 1945-50’li yıllarda girmiş ve tarımı yapılmaya başlanmış. O zamandan beri, zaman zaman bir çevre felaketi düzeyine ulaşan “çekirdek çitleme” merakımızda, Ruslar da bizi aratmıyor. Türkrus.com sitesinde, geçtiğimiz günlerde bu konuda bir haber yayımlanmış: Ruslar “semeçki” dedikleri çekirdeği “milli çerez” olarak kabul ediyorlarmış; Çeboksarı’da “Çekirdek çitleten babuşka” heykeli bile varmış. Çekirdek çitlemek ise uzun süre bir köy eğlencesiymiş; bu eğlenceyi tüm Rusya’ya yayan ise 1917 Ekim devrimi olmuş. Dönemin tanıkları Petrograd’da insanların mitinglerde kitle halinde çekirdek çitleyip konuşmacıları dinlediklerini aktarıyormuş.

Batı sanatında ise günebakan, sadakatın, neşenin, yaşama gücünün, adanmışlığın, aynı zamanda da gururun, gücün ve kibrin simgesi… Katolik inanışında, Tanrı’nın hizmetine olan bağlılığı, yüce aşk ve içindeki ışığı arayan ruhu simgeliyor. Batı resminde günebakanın fonda olduğu oto portreler gücü, sadakati ve sanatçının patronuna olan bağlılığını vurgulamak için kullandığı gizli bir dil… Özellikle Barok ressamlar için…

Örneğin Van Dyck yanı başında bir günebakan çiçeğinin durduğu oto portresinde İngiltere Kralı I. Charles’a olan derin bağlılığını göstermek istemiş.

Van Gogh’tan ve onun Ayçiçekleri tablosundan söz etmeden olmaz… Yaşamı boyunca depresyonla boğuşan Van Gogh Arles’te, meşhur Sarı Ev’inde yaşadığı sırada, bir vazo dolusu ayçiçeği karşısındayken kardeşi Teo’ya şöyle yazmış:

“Çok sıkı çalışıyorum, bir Marsilyalının balık çorbası içerken gösterdiği hevesle resim yapıyorum; çok büyük ayçiçeklerinin yağlı boya resmini yaptığımı öğrendiğinde bu hevesime şaşmazsın herhalde” diye yazar. Arkadaşı Paul Gaugin’in evi için bir düzine, onun deyimiyle “sarı ve mavi üstüne bir senfoni oluşturacak” günebakan resmi yapmayı planladığını anlatmış: “Üstünde çalıştığım üç tuval var elimde -birincisi, açık renk bir geri plan üstüne, yeşil bir vazoda üç çok kocaman çiçek, 15 numara bir tuval; İkincisi, biri tohuma kaçmış, taç yapraklarını dökmüş, biri tomurcuk halinde üç çiçek, geri plan koyu mavi, tuval 25 numara; üçüncüsü, sarı bir vazoda bir düzine çiçek ve tomurcuk (30 numara tuval). Sonuncusu açık renk üstüne açık renk, umarım en güzeli olacak. Bu konuyu bu kadarla bırakmayacağım herhalde. Artık Gauguin ile birlikte kendi atölyemizde oturmayı kuruyorum ya, stüdyo için dekorasyon hazırlamak istiyorum. Hep kocaman kocaman ayçiçekleriyle… “

Günebakanlar, Van Gogh 1880’lerde Paris yakınlarında, Arles’de bu resimleri yaparken Fransa’da henüz süs bitkisi olarak yetiştiriliyormuş. “Hani, senin dükkânın bitişiğindeki lokantada çok güzel süs çiçekleri vardı ya, orada, pencerenin içinde duran ayçiçeği hep aklımda. Bu fikri gerçekleştirirsem on iki ayrı tablo olacak; hepsi birden, sarı ve mavi üstüne bir senfoni oluşturacaklar. Her sabah şafakla birlikte bunun üstünde çalışmaya başlıyorum, çünkü çiçekler çok çabuk soluyor ve her tabloyu bir oturuşta bitirmek gerek.” Ayçiçekleri Gaugin’e duyduğu “minnettarlığı” da ifade ediyordu onun için…

Bir yüzyıl sonra onun Vase with Fifteen Sunflowers resmi Londra’da Sotheby’s müzayedesinde rekor fiyatla, neredeyse 40 milyon pounda satılır. Bu modern bir sanatçının işine ödenmiş en yüksek meblağ olarak tarihe geçer…

Playlist:

Parça Adı Albüm Adı
I Girasoli/Sunflowers
Henry Mancini

11:00 – 12:00 Mekânlar ve Çağlar İçinde Ses / İştar Gözaydın / İskender Savaşır

facebook.com/istar.gozaydin

12:00 – 13:00 Dünyayı Dinliyorum / Zekeriya Şen / Bir dünya müziği programı (Radio MultiCult 2.0 ile ortak yayın)

tikabasamuzik.com/Katagorileri/dunyayi-dinliyorum

mixcloud.com/dunyayidinliyorum/

soundcloudcom/tıkabasamuzik

13:00 – 14:00 Ma’nın Tınısı / Hakan Ünseven / Anadolu müziğinin çağdaş yorumları

archive.org/details/@alabanda

14:00 – 15:00 Dilden Dile Titreşimler / Emre Dağtaşoğlu / Türk halk müziği

dildendiletitresimler25.08.2019

dildendiletitreimler.blogspot.com/ 

***

(Destekçi: Belgin Eroğlu Kesim)

  1. Karadır Kaşların Eğmeli Değil – Erdal Erzincan
  2. Yardan Ayrılanın – Erdal Erzincan
  3. Yüce Dağ Başında Yanar Bir Işık – Uğur Önür&Umut Sülünoğlu
  4. İşte Gidiyorum Çeşm-i Siyahım – Uğur Önür&Umut Sülünoğlu
  5. Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahım! – Uğur Önür&Umut Sülünoğlu
  6. Küstürdüm Barışamam (Dert Bende) – Cengiz Özkan
  7. Şifa İstemem Balından – Onur Kocamaz
  8. Yar Senin Derdinden Derbeder Oldum – İsmail Çakır
  9. Kirpiğin Kaşına Değdiği Zaman – Aşık Davut Sulari
  10. Bir Seher Vaktinde Gençlik Çağında – Aşık Veysel

15:00 – 16:00 Musıkî Arşivi / Bülent Aksoy / Musıkî icrasının geçmişine ayrıntılı bir bakış

16:00 – 17:00 Akdeniz Güneşi / Müzikli Akdeniz Turu / Tolga Esmer

akdenizgunesi25.08.2019rec15.08.2019

Akdeniz’in cazla buluştuğu radyo programı. Tabii Akdeniz kültürünün katı sınırlardan hoşlanmadığı düşünüldüğünde caz dışındaki müzik türlerine ve Akdeniz dışından, yüreği Akdeniz güneşiyle ısınmış müzisyenlere de yer veriyor. Program müzik ağırlıklı olsa da Akdeniz kültürü, tarihi, sanatı, insanları gibi konularda değiniyor.

17:00 – 18:00 Modernin Sesi / Aykut Köksal / Dört yüzyıllık müzik serüvenine derkenar

18:00 – 19:00 İnsan Sesi / Aksel Tibet / Çoksesli Batı müziğinde insan sesinin yeri

19:00 Türlü (Programın yayın gününde değişiklik) / Hazırlayanlar: Ahmet Ali Arslan ve Ozan Sarohan

Bu civardan müziklerin çalındığı Türlü,  43. yayın döneminde Pazar günleri saat 19.00’da.

20:00 – 21:00 The Big Easy / Aylin ve Varol Ünel / New Orleans kültürü ve müziği

New Orleans müziğinin ve kültürünün işlendiği The Big Easy bu yayın döneminde saat 20’de.

21:00 – 22:00 İstanbul’dan Gelen Telefon / Türler arası, eklektik bir müzik programı / Altuğ Güzeldere, Mahir Ilgaz ve Güven Güzeldere

Program, zaman zaman bir müzisyen veya bir müzik dönemini/tarzını ele alarak, “arkeolojik kazılar” diyebileceğimiz türde bir çizgi izliyor. Bazen de programcılarımızın sevdiği şarkılardan oluşan karışık seçkiler çalıyoruz. Ama her hal-ü kârda haftanın son akşamına uygun, güzel Pazar gecesi şarkılarıyla dinleyicilerimizin karşısında.

22:00 – 23:00 Sarhoş Atlar Zamanı / Akif Burak Atlar / Konu parantezinde rock

sarhosatlarzamani.tumblr.com/

mixcloud.com/SarhosAtlarZamani/

23:00 – 24:00 Jirayr’ın Walkman’i / Bilindik Ermeni müziğinin öbür türlüsü / Saro Usta ve Vartan Estukyan

Bildiğimiz Ermeni müziğinin dışında kalan Ermeni müzisyenlere, müziklere yeni üretimlere yer verilen bir program.

24:00 – 01:00 Mixed Folder / Elçin Özsoy / Türlerden bağımsız bir müzik programı

“Türlerden bağımsız bir müzik programı” şiarıyla yola çıkan programda her hafta bir karışık kaset hazırlıyoruz.

01:00 – 02:00 Münakaşa / Elektronik müziğin türleri arasında münazara hali / Erkan Ömür

prg_munakasa_016_20190825

“Elektronik müziğin türleri arasında münazara hali” şiarıyla yola çıkan programda downtempo elektronik müzik, etnik elektronik, elektronika, minimal, breakbeat örnekleri dinleyiciyle buluşuyor.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

08:50 – 09:00 Nasrettin Hoca Hikâyeleri (Yayın sıklığında değişiklik) / Yazan: Orhan Veli Kanık / Okuyan: Mesut Özkeçeci

Pazar sabahları yayınlanan Nasrettin Hoca Hikâyeleri bu yayın dönemi hem Cumartesi, hem de Pazar.

09:00 – 10:30 Radyo Agos / Haftalık Agos gazetesinin penceresinden Türkiye ve Dünya gündemi. Agos’un mutfağından haberler, söyleşiler, olaylar

radyoagos20190824

Radyo Agos kayıt arşivi

10:30 – 12:00 Şansonlar (Yeni program) / Fransızca şarkılar dünyasında bir devr-i âlem / Hazırlayan: Cengiz Işılay

12079 listebaşı olmuş şarkıyı radyoya taşıyan Cengiz Işılay bu yayın döneminde Fransız Şansonlarına ve Fransız popüler müziğinin seçme örneklerine el atıyor.

12:00 – 13:00 Dünya Dönüyor / Naim Dilmener / ’Türkçe Pop’un 50 yılı

diskotek.info/ (Naim abinin “Bu sitede milyon hazine var” diyerek önerdiği site)

zz11

Açık Radyo’da pop tarihi… 1800’lerden, Muzika-yı Humayun’dan başlayarak ve günümüze kadar gelerek, haftalarca/aralıksız sürecek bir pop tarihi… Kantolar, tangolar, şarkılar, yıldızlar… Hem ciddi hem de komik ayrıntılar… Kaydetmeyi unutmayın  15 Haziran’da başlıyor. 12:00/94.9

facebook.com/naimdilmener

13:00 – 14:00 Açık Deniz / Beysun Gökçin / Üç tarafı denizlerle çevrili bir radyo programı

acikdeniz20190824

Açık Deniz kayıt arşivi

facebook.com/beysun.gokcin

14:00 – 15:00 Fizan Ekspresi / M. Bülent Kılıç / Farsî dünyanın müziği

facebook.com/Fizan-Ekspres

15:00 Sadânüvîs (Yeniden program) / Hazırlayan: Cemal Ünlü

Açık Radyo’nun efsane programlarından Sadanüvis geri dönüyor. Fonograf, gramofon ve taş plak kayıtları Cemal Ünlü’nün anlatımıyla Cumartesi günleri saat 15.00’de Açık Radyo’da

16:00 – 17:00 Dünyanın En Güzel Müzikleri (Yayın saatinde ve sıklığında değişiklik) / Reha Uz’a göre / Hazırlayan: Reha Uz

60 yılı aşkın bir müzik dinleme serüveninde Reha Uz’a göre Dünyanın En Güzel Müzikleri bu yayın dönemi hem Cumartesi hem de Pazar günleri saat 16.00’da.

17:00 – 18:00 Music of the World İstanbul / Refika Kadıoğlu ve Kutay Derin Kuğay / Tokyo’dan Barcelona’ya müzik ve ötesi

facebook/Kutay Derin Kuğay

***

Yarin, cumartesi günü saat 17 de çok özel bir programla Music of The World Istanbul programı Acik Radyo 94.9 dinleyicilerine uzun zamandır beklenen yeni çıkan VOVA’nin Garmi Doc albumunu Hikmet Akçiçek ve Mustafa Biber’le Hemsin melodileriyle keyifli bir sohbetle tanıtıyor.

Tomorrow, at 5pm on Music of the World Istanbul program at Acik Radyo 94.9 is honored to present the long awaited new album Garmi Doc by VOVA. With Hemshin songs and warm conversation with Hikmet Akçiçek and Mustafa Biber.

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Kutay Derin Kugay dahil, sakal
Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi

18:00 – 19:00 Connections / Tim Hallam / 60′lar ve 70′lerde pop

connectionstr.blogspot.com/

mixcloud.com/tim-hallam/

19:00 – 20:00 Tighten Up / Simon Johns / Tematik bir müzik programı

tightenupwithsimonjohns.blogspot.com/

20.00 – 21:00 Woman to woman (Yayın gününde ve saatinde değişiklik) / Hazırlayanlar: Seda Aktaş, Ahmet Uncu ve Emir Akçit

Farklı zaman ve coğrafyalarda erkek egemen toplumun çeşitli alanlardaki adaletsizliğine boyun eğmeden değişim isteyen, duygularını müziğiyle var etmiş kadınlara dair Woman to Woman, bu yayın dönemi Cumartesi günleri 20’de..

21:00 – 22:00 High Times / Ras Memo/ Reggae

22:00 – 23:00 Flow / Türler arası gece müzikleri / Özgür Özer

flow42

Eklektik gece müziklerine yer verdiğimiz Flow bu yayın dönemi gece 22.00’de.

23:00 – 24:00 Login / Christopher Çolak / Elektronik müziğin alt türleri ve tüm renkleri

24:00 – 01:00 Lovaj / Ahmet Güneş / Elektronik ağırlıklı müzik

lovaj.com/

01:00 – 02.00 Alan Kod 212 / Türler arası / Batu Boran

Alan Kod 212 programı bu yayın döneminde haftasonuna transfer oluyor.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/8/22

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak, Emre Gülşer

acikgaste_23-08-2019

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

“Yanan alan 500 hektar olarak ifade edildi fakat tespitlerimize göre, 5 bin hektar alanın üzerinde bir alan yandı.”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Karabağlar’daki yangının kent tarihinin en büyük yangınlarından biri olduğunu söyledi. (BBC Türkçe)

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, bulut, alacakaranlık, açık hava ve doğa
***

Ömer Madra: İstanbul, İzmir, New York sular altında kalacak; açlıktan kırılacağız

24 Ağustos 2019

Açık Radyo Genel Yayın Yönetmeni Ömer Madra, T24 canlı yayınında Şirin Payzın’ın sorularını cevapladı.

Gençlerden yetişkinlere: İklim kavgasında bize katılın

23 Ağustos 2019
Fotoğraf: DHA

Bir çocuk yardım istiyorsa, ona yardım edersiniz

Bill McKibben,

Common Dreams, 21 Ağustos 2019

Şu ana kadar, kayıtlara geçmiş en sıcak yazı geçirmekteyiz – Haziran en sıcak Haziran; Temmuz ise gelmiş geçmiş en sıcak ay oldu. Fransa, Almanya, Britanya, Belçika ve Hollanda gelmiş geçmiş en sıcak günlerini gördüler ve böylelikle onlar da Küba’dan Vietnam’a, Togo’dan Reunion Adaları’na sıcak gün görme rekorlarını kıran ülkeler safına katıldılar.

Bu durum iki bakımdan tehlike arz ediyor.

Birincisi, sıcaklar gezegenin canına okuyor.

İkincisi, sıcaklar öylesine yaygın ve sıradan hale geliyor ki bu, insanların umudu kesmesine ya da gerçeklerden kopmasına yol açabiliyor – hararet artışına dair haberler neredeyse hararetin kendisi kadar yiyip bitirici olabiliyor çünkü. Ne var ki, bu duyarsızlık tam da en yanlış zamana denk geliyor. Yenilenebilir enerjinin fiyatı geçen ay rekor seviyede düştü: Portekiz’de yapılan bir enerji ihalesinde tarihte görülmüş en ucuz elektrik maliyeti ortaya çıktı. Demek oluyor ki, siyasi irade olması halinde iklim değişikliğiyle mücadelede hızla dev adımlar atabiliriz.

İşte tam da bu yüzden, gezegen üzerindeki en genç aktivistlerden bazılarına, yani işler böyle gelmiş böyle gider anlayışını kanıksamayı reddeden, teslim bayrağını çekmeyen bu insanlara teşekkür borçlu olmalıyız. Onların en ünlüsü olan Greta Thunberg şimdilerde bir yelkenli teknede ABD’ye doğru yol almakta: orada Eylül ayında yapılacak BM İklim Zirvesi’nde kürsüye çıkacak. Ama Greta hiç de yalnız başına sayılmaz doğrusu. Gelecek İçin Cumalar (Fridays for Future) örgütlenmesi sayesinde Greta’nın eşdeğerindeki insanları Peru’dan Pensacola’ya ve Prag’a, Ulan Bator’dan BM nizamiye kapısına kadar dünyanın her yerinde bulabilirsiniz.

Thunberg bir yıl önce “iklim için okul grevi”ne başlarken şunu ileri sürüyordu: eğer dünyanın yetişkinleri gezegeni onun kuşağı için hazırlamaya razı değillerse, yetişkinler onun kuşağının kendi gençliğini gelecek için hazırlaması gerektiğini iddia etme haklarını da kaybetmiş olmaktaydılar. Gezegenimiz üzerindeki çocuklar bu mantığı anında kapıverdiler: En büyük eylem günlerinde dünya 1,4 milyon öğrencinin okullarını kırıp sokaklara dökülmesine tanık oldu.

Ama bir yıl sonra, şimdi yeni bir şey yapmaktalar: Yetişkinlerden, kendilerine katılmasını istediler. Dünyada her yaştan insanın katıldığı ilk iklim grevi 20 Eylül’de yapılacak (bazı ülkelerde 27 Eylül’de). O günün bir saatinde insanlar işlerini bırakacak – kimi ağaç dikecek, ötekiler protesto eylemlerine katılacak. Protestoların hedefleri de coğrafya kadar büyük çeşitlilik gösterecek: Gezegenin farklı farklı yerlerinde kimi insanlar boru hatlarının önüne oturacaklar; kimileri çalıştıkları kurumların fosil yakıt şirketlerinin hisse senetlerine yatırımlarını geri çekmesini talep edecek; kimileri BM üyesi ülkelerin karbon salımlarını azaltma taahhütlerini artırmasını; kimileri karbon vergisi konmasını isteyecek; kimileri ise Yeşil Yeni Düzen’i dayatacak. Sporcular, aşçılar, oyuncular ve politikacılar katılmayı taahhüt ettiler. Sendikalar, hatta bazı şirketler bile katılacaklarını açıkladı. Küresel İklim Grevi, gezegen tarihinin en büyük iklim protestosu olacağa benzer.

Peki tek bir grev iklim krizini çözer mi? Elbette hayır. Öğrenciler sebat ettiler; yetişkinlerin de aynı direnci göstermeleri gerek. Ama Eylül grevi paha biçilmez değerde iki ilkeyi gözler önüne serecek.

Bunlardan birincisi şu: iklim krizinin çözümü, işler böyle gelmiş böyle gider anlayışının yıkılmasını içerecektir. İnsan medeniyetinin gelmiş geçmiş en büyük fiziksel krizinin tam ortasındayken bile çoğumuz her sabah yataktan kalkıp bir gün önce yaptığımız şeylerin tıpkısını yapıyoruz. Bir acil durum, halinde olduğumuzu, hatta her geçen ayla birlikte daha da derinleşen bir aciliyet halinde yaşadığımızı gösteren en ufak bir işaret yok ortada. Yetişkinler iş bırakma eylemine katılmalarını, işleri aksatan dönüştürücü bir değişime kendilerini adadıklarını gösteren bir bildirim şekli olarak görmeliler.

İkinci ilke ise şu: Yetişkinler, yetişkinler gibi hareket etmelidirler. 15 yaşındaki çocukların en büyük sorunlarımızı kendi başlarına çözmeyi becereceklerini düşünmek için biz acaba hangi dünyada yaşıyoruz diye sormamız lazım kendimize. İklim krizi adalete karşı girişilmiş bir tecavüz anlamına geldiği gibi (onun meydana gelmesinde en az rol oynamış olanlar, cezasını en çok çekenler oluyor), aynı zamanda geleceğe karşı girişilen bir tecavüz anlamına da geliyor: bazıları sadece daha uzun zaman hayatta kalacak oldukları için bu gelecekte daha büyük paya sahip olacaklar çünkü. Geri kalan bizler için – yani iklim değişikliği cayır cayır yanan zirveye varmadan önce ölecekler için – bu grev çocuklarımıza ve onların çocuklarına gösterdiğimiz teorik şefkatin samimi olduğunu göstermek için iyi bir fırsat işte.

İklim sorununu hâlâ çözebiliriz diye bir şeyin garantisi yok. Umutsuzluğa kapıldığı için insanları hoşgörebiliriz, ama kaçarlarsa onları hoşgöremeyiz. Özellikle en umutsuz anlarda insanlar arası dayanışma elzemdir. Bir çocuk yardım istiyorsa, ona yardım edersiniz.

Çeviren: Ömer Madra

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Cuma Sezin Öney’le Seyyare: Türkiye ve Dünya Olayları Arasında Paralellikler, Karşılaştırmalar

seyyare20190823

Seyyare kayıt arşivi

09:30 – 10:00 Cuma Alp Ulagay ile Spor

spor20190823

10:00 – 10:30 Duman / Yazan: Ivan Sergeyeviç Turgenyev / Okuyan: Eraslan Sağlam / İş Bankası Kültür Yayınları

Açık Radyo’da klasik edebiyat okumaları / İvan Sergeyeviç Turgenyev 200 yaşında

10:30 – 11:00 Tohumdan Hasada Ekolojik Yaşam / Buğday Ekibi (Leyla Aslan Ünlübay – Turgay Özçelik)

tohumdanhasadaekolojikyasam20190823

facebook.com/bugdaydernegi/

Tohumdan Hasada Ekolojil Yaşam kayıt arşivi

***

Yarın 10.30’da #RadyonuzAçıkOlsun
Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği yönetim kurulu başkanı Leyla Aslan Ünlübay sunduğu Tohumdan Hasada Ekolojik Yaşam programının konuğuyuz. ❤️

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, gülümseyen insanlar

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği

3 saat

Benim bisikletim, benim şehrim! 🚲

Buğday Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Aslan Ünlübay‘ın hazırlayıp sunduğu Tohumdan Hasada Ekolojik Yaşam Programı’nda bu hafta en özgür, en ekolojik ulaşım aracı bisiklet konuşuluyor.

Bisikletli Kadın İnisiyatifi kurucularından Seçil Zor ve Zeynep Zeynep Araboglu’nun konuk olduğu programımız, yarın (23 Ağustos) saat 10.30’da Açık Radyo’da. (94.9)

Radyonuz Açık olsun! 📻

Açık Radyo’yu internetten dinlemek için: http://acikradyo.com.tr/stream/index.html

Kaçıranlar, daha önceki programların kayıtlarına buradan ulaşabilirler: http://acikradyo.com.tr/program/84105/kayit-arsivi

11:00 – 12:00 Yeter ki İste / Hazırlayanlar: Elena Polyakova ve Alper Dalkılıç

yeterkiiste23.08.2019rec.08082019

Ultra maratoncu çiftimiz Elena Polyakova ve Alper Dalkılıç’ın farklı disiplinlerden amatör ve profesyonel sporcu konuklarıyla alanlarındaki deneyimleri paylaştıkları Yeter ki İste, bu yayın döneminde bir saatlik bir program formatıyla dinleyiciyle buluşuyor.

***

Yeter ki isteYeter ki IsteElena PolyakovaAlper DalkılıçAlper Dalkilicultra maratonDünyayı Koşan ÇiftDünyayı Kosan Ciftradyopodcastsportif yaşama kültürüsportif yasam kultururadioutmbchamonixultra trail du mont blancbike geçkinlibike geckinlihakan çakıroğluhakan cakiroglugurkan gulcangürkan gülcanmurat akkayatolga gülertolga gülersadık taşkınsadik taskintdsoccfransaultra maraton olimpiyatıLanguage Turkish

Ağustos ayı sonunda Fransa’ nın Chamonix kasabasında gerçekleşen, ultra maratonun olimpiyatı Ultra Trail du Mont Blanc (UTMB) Yarışı farklı mesafe katılımcıları konuklarımız. Bike Geçkinli, Hakan Çakıroğlu, Gürkan Gülcan OCC-55k-3500m+

; Murat Akkaya, Tolga Güler-TDS-145k-9100m+; Sadık Taşkın-Utmb-170k-10000m+ yarışları öncesindeki duygu, düşünce ve stratejilerini bizlerle paylaşıyor.

12:00 – 13:00 Caz Türbülans / Recep Şencan / Cazda serbest dolaşım

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 El Fueye / Ortaç Aydınoğlu / Tangonun büyülü kutusu

1900’lerin başında Arjantin’de doğup dünyaya yayılmış olan tangonun serüveninde Buenos Aires’in arka mahallerinden, Paris’in balo salonlarına; grand tuvalet giyinip tramvaylarla gidilen dans gecelerinden, yırtık kotla gidilen eski bir fabrikada düzenlenen milongalara; gitar çalıp söyleyen halk ozanlarından, senfoni orkestralarına; Afrika ritimlerinden, Japon ezgilerine ve tabii ki hüznün en melankolik halinden, neşenin en deli haline…

İsmini, müziğine özgün tınısını veren körüklü bir kara kutudan alan El Fueye ile tangonun büyülü kutusunu açıyoruz.

14:00 – 14:30  Bir Yaşam Dili (Yeni program) / Hazırlayanlar: Deniz Spatar ve Canan İrtem

biryasamdili25.08.2019rec16.07.2019

İsmini Marshall Rosenberg’in Şiddetsiz İletişim – Bir Yaşam Dili kitabından alan programda, anlaşmazlık içindeki bütün tarafları empati ile can-ı gönülden dinleyerek anlama, bu yoldan bağlantı kurarak işbirliği zemini yaratma ve herkesin ihtiyacının gözetildiği ortak çözümler üretme sanatı olan Şiddetsiz İletişim, çeşitli boyutları ile ayrıntılı olarak ele alınıyor.

Facebook.com/Şiddetsiz İletişim Türkiye

14:30 – 15:30 Wanderer / Can Denizci / (Richard Wagner özel programı)

Doğumunun 200. yılında Richard Wagner özel programı. 19. yüzyıl operasının en önde gelen iki isminden biri olan ve müziğin üst dilinin üstadı sayılan Wagner’in hayatı ve eserleri Wanderer’de

15:30 – 16:30 Sinefil / Melis Behlil ve Yeşim Burul Seven / Sinemasever muhabbetleri

Sinefil kayıt arşivi

16:30 – 17:00 Kavanozdaki Yıldız (Yeni program) / Hazırlayanlar: İsmail Başöz, Haluk Levent ve Mustafa Yılmazer

Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin toplumsal ve ekonomik etkilerini  kapsamlı biçimde ele almaya gayret eden bir program.

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Berna Kaytaz, Jak Kohen, Levent Öget ve Harun İzer

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20190823

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

***

Gezegenin Geleceği: 23 Ağustos 2019

24 Ağustos 2019
Fotoğraf: Change.org

Antik kaynaklardaki adı “İda” olan Kaz Dağları’nın UNESCO Dünya Kültür ve Doğa Mirası Listesi’ne alınmasını ve bölgedeki maden arama faaliyetlerinin acilen sonlandırılması için change.org/ida adresinde imza kampanyası başlatıldı.

Change.org’da TEMA Vakfi’nın Kirazlı’daki maden projesinin iptali için açtığı kampanyayla bölgedeki yıkımın boyutlarını ortaya sermesinden sonra, Kaz Dağları’nın korunması için pek çok kampanya açıldı. Farklı kurum ve insanlar, farklı fikirlerle işin bir ucundan tuttu. Son olarak Change.org/ida adresinden ulaşılabilen, yazar Ozan Önen’in başlattığı kampanya, Antik kaynaklardaki adı “İda” olan Kaz Dağları’nın UNESCO Dünya Kültür ve Doğa Mirası Listesi’ne alınmasını ve bölgedeki maden arama faaliyetlerinin aciliyetle sonlandırılmasını talep ediyor. Ozan Önen Nedenini ise şöyle açıklıyor: “Çünkü, bölgedeki doğal ve kültürel varlıklara bağlı olarak var olan doğa dostu kültürel/ekolojik turizm potansiyelinin ve endemik florası ve faunası ile ekolojik değerin, madenlerin ekonomik değerinden çok daha anlamlı ve değerli olduğunu düşüyoruz… Ayrıca buradaki ekolojik dengeyi koruyarak, dünyanın en önemli mitolojik ve ekolojik birikimine sahip bölgelerinden birini, gelecek nesillere daha sağlıklı aktarmak daha olanaklı hâle gelecek.”  Şu anda 34 binden fazla kişi, bu kampanyanın talebine destek verdiğini göstermek için imza verdi. Kampanyanın bir diğer talebi de Kaz Dağları Milli Parkı sınırlarının, havzanın tüm orman dokusunu içine alacak şekilde genişletilmesi ve bu bölgelerin “maden sahası” olmaktan kurtarılması. Kampanya, bu taleplerin gerekçelerini de madde madde açıklıyor.

Murat Dağı’nda ÇED raporu onaylanan altın ve gümüş madenine karşı açılan kampanyayı geçtiğimiz haftalarda başladı. Kampanyada çok önemli bir gelişme yaşandı. Murat Dağı’nda planlanan altın madeninin tümden iptali için açılmış davaların keşfi sırasında, avukatlar, milletvekilleri ve doğa dostlarıyla birlikte, Change.org/MuratDagiadresindeki kampanyayı yürüten Yavuz Alnıak da oradaydı ve kampanyaya verilen 85.000 imzayı da yanında götürdü. İmzalar, Kütahya Barosu Başkanı Müdahil avukat Ali İhsan Bakır aracılığıyla ÇED iptali için açılan dava dosyasına eklendi. Böylece imza atanlar bu projenin iptali için önemli bir destek vermiş oldu. Yavuz Alnıak imza çıktılarını aldığında kampanyada 85 bin imza vardı, şu anda ise kampanyaya destek verenlerin sayısı 110 bini geçmiş durumda. Yavuz Alnıak, yeni imzaların da davaya iletileceğinin bilgisini imza atanlarla paylaştı. Change.org/MuratDagiadresinde imzaya açılan ve devam eden kampanyanın amacı 2 milyon ağacın korunması.

Temmuz ayının son günlerinde, Munzur dağının tamamının maden sahası ilan edildiği haberleri çıkmıştı. Bunun üzerine, havayı, suyu, toprağı ve bölgedeki canlıları korumak isteyen Gökhan Küçük bir kampanya başlattı. Change.org/MunzuraDokunma adresinden ulaşılabilen kampanya ”Türkiye’nin en temiz en sağlıklı içme suyu alanı olan dağın yok olmasına izin vermeyeceğiz” diyor ve bu planın iptal edilmesini talep ediyor. Kampanya, Munzur suyunun orada yağan kardan geldiğini ve bu suyun yok olmasının o bölgedeki canlılara, tarım ve hayvancılığa zarar vereceğine dikkat çekiyor. Şu ana kadar 23 binin üzerinde kişi bu kampanyaya destek verdi.

Bursa İznik’te  Aydınlar köyü mevkiinde bulunan bin 893 hektarlık alanda çinko, kurşun ve bakır ocağı projesi için maden arama ruhsatı verilmesi üzerine Murat Melih Özen tarafından bir kampanya başlatıldı. Maden aramalarının yapılacağı alan biyoçeşitlilik rezervi açısından Türkiye’nin en zengin alanlarından birine sahip. Change.org/iznikedokunma üzerinden ulaşılabilen kampanya, ağır metal atıkların İznik Gölü’ne karışacak olmasına ve yine binlerce ağacın kesileceğine dikkat çekiyor. Ayrıca bu ruhsatın  iptal edilmesini talep ediyor. Kampanyaya şu anda sadece 450 civarında kişi destek verdi.

İzmir’de 18 Ağustos Pazar günü başlayan ve 2 gün 5 saat süren yangın, binlerce yaban hayvanının yanarak can vermesine neden oldu. Şu anda yangın söndürülmüş durumda ancak söndürme helikopterleri de bölgede hazırda bekletiliyor. Bölgenin tekrar ağaçlandırılması için kamuoyunda yoğun bir talep olduğu görünüyor. Change.org’da İzmir Hava Durumu adlı sosyal medya hesabını yönetenlerin açtığı kampanyaya verilen destek 77 bini aşmış durumda. Ağaçlandırma çalışmaları ancak soğutma çalışmaları bittikten sonra başlayabilecek. İzmir Hava Durumu, fidan bağışı başlaması durumunda imza atanları bilgilendirecek. Son olarak imza atanlara gönderdikleri emaille, yetkililerle bu konuda iletişim halinde olacaklarını ve en doğru şekilde imzacıları bilgilendireceklerini ifade ettiler. Kampanya Change.org/menderesiagaclandiriyoruz devam ediyor.  İzmir Hava Durumu sayfası, İzmir’de 2017 yılında çıkan yangın sonrasında da Change.org’da bir kampanya başlatmış ve yanan alanların ağaçlandırılmasını talep etmişti ve kampanya başarıya ulaştı.

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Eser Epözdemir – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Hafta boyunca Ben Bugün Bişey Öğrendim Yayına Hazırlayanlar: Doruk Yurdesin, Ozan Sezgin ve Rauf Kösemen

facebook.com/benbugunbiseyogrendim

Açık Dergi Cuma Ceyhan Usanmaz’la Bu Köşe Kitap Köşesi

***

Haftanın kitabı ‘Müzikle Yaşayan Kadınlar’: Asıl konu müzik, onların müziği

24 Ağustos 2019

Söyleşiler ortak bir soru listesi üzerinden ilerliyor gibi görünüyor ama elbette her bir müzisyen için ‘öznel’ farklılıklar da mevcut…

Eski Açık Radyo çalışanı ve ‘Cazır Cazır’‘Melomania’ ve ‘Program İptal’ programlarının yapımcısı Deniz Koloğlu’nun hazırladığı ‘Müzikle Yaşayan Kadınlar’, adından da az çok anlaşılabileceği gibi, merkezine kadın müzisyenleri alan bir kitap. Caz, pop, doğaçlama, modern müzik, elektronik, punk, yerel müzik gibi farklı alanlardan 23 isimle yapılmış söyleşiler yer alıyor. (Ah! Kosmos, Aslı Akıncı, Aslı Kobaner, Ayşe Tütüncü, Başak Yavuz, Ceylan Ertem, Elif Çağlar, Ezgili Kevser, Gaye Su Akyol, Gülay Diri, İlknur Yakupoğlu, Kalben, kim ki o, Nada, Nil Karaibrahimgil, Pi, Ruşen Alkar, Saadet Türköz, Selen Gülün, Sıla, Sumru Ağıryürüyen)

Kendi bestesini yapan, sözlerini kendi yazan ‘kadın müzisyenler’ seçilmiş. ‘Kadın müzisyen’ tamlamasının altını ise özellikle çizmek gerekiyor. Evet, asıl konu müzik, onların müziği ama kadınların her alanda olduğu gibi müzik dünyasında da yaptıkları işlerden ziyade cinsiyetleriyle anılmalarına ve gündeme getirilmelerine dair sorular sorulmuş. Söyleşiler ortak bir soru listesi üzerinden ilerliyor gibi görünüyor ama elbette her bir müzisyen için ‘öznel’farklılıklar da mevcut…

İşin özetini ise, Deniz Koloğlu’nun cümleleriyle aktaralım: “Türkiye müzik tarihinde kadınların görünürlüğünü artırmaya biraz olsun katkıda bulunmak için belirlediğimiz müzisyenlerin müzik yaşamlarını, müzik üsluplarını kendi anlatımları üzerinden yazıya dökmek. Müzikle Yaşayan Kadınlar işte bu çabanın hayata geçirilmesinden ibaret.”

MÜZİKLE YAŞAYAN KADINLAR

Hazırlayan: Deniz Koloğlu

Kara Plak Yayınları, 2019, 310 s.

Açık Dergi Cuma Zîn (Açık Dergi’de yeniden köşe) (15 Günde 1) / Hazırlayan: Mehmet Said Aydın

Yazar ve editör Mehmet Said Aydın Açık Dergi’ye geri dönüyor. Farklı kültürlerden ve alfabelerden beslenen Türkiye Edebiyatı’nın tarihinden notlar ve güncel gelişmeler, tartışmalar her hafta Açık Dergi’de.

Açık Dergi Cuma Duygular Sözlüğü ( Açık Dergi’de yeni köşe) / Yazan: Tiffany Watt Smith / Çeviren: Hale Şirin / Okuyan: Ömer Madra / Kolektif Kitap

Neredeyse her şeyin sözlüğünü yayınlama sürecine giren Açık Dergi yeni yayın döneminde duyguları da işin içine karıştırmaya karar verdi! Tiffany Watt Smith’in kaleme aldığı ve Kolektif Kitap tarafından Türkçe’ye kazandırılan Acımadan Zevklenmeye Duygular Sözlüğü, Ömer Madra’nın sesinden Cuma akşamları birer maddeyle radyo yayınına karışıyor.

Açık Dergi Cuma Serbest Atış (Açık Dergi’de yeni köşe – 15 Günde 1) / Dünya Basketbol Gündemi / Hazırlayanlar: Mehmet Çopuroğlu ve Kayhan Ergin

Volkan Ağır ve Utku Gökerküçük’ün hazırlayıp sunduğu Efektif Pas bu yayın döneminde bir ara veriyor. Yerine, bir basketbol programı olan Serbest Atış geliyor.

Açık Dergi Cuma Normalin Sınırları / Klinik Felsefe Sohbetleri / Alper Hasanoğlu ve Bülent Usta

normalinsinirlari20190823

“Normalin Sınırları”nda, insanları hapseden bireysel ve toplumsal sınırların ve kalıpların ötesine geçip, dinleyicilerin kendilerine ve hayatlarına başka bir açıdan bakabilmesinin olanakları araştırılan bir ‘klinik felsefe’ programı.

Teoriyle uygulamayı birleştiren yazı ve çalışmalarıyla tanınan psikiyatristlerin, psikoterapistlerin, felsefecilerin ve edebiyatçıların konuk olarak yer aldığı yayın; günümüzde ilaç tekelinin baskısı altında insanın doğasına ait normal ve doğal acının bir hastalık olarak tanımlanması tehlikesi karşısında normali koruma çabası.

“Normalin Sınırları”nı, psikiyatrist, psikoterapist, yazar Alper Hasanoğlu ile antropolog, psikoterapist, yazar Bülent Usta birlikte sunuyor.

Açık Dergi Cuma Mazruf (Açık Dergi’de yeni köşe) (15 Günde 1) / Hazırlayan: Murat ‘mrt’ Seçkin ve Audioban

İki haftada bir yayımlanan “Mazruf” müzik sektöründe, özellikle bağımsız sahnede yer alan kolektif, müzisyen ve projelerin yanı sıra, sahne arkası – yani masabaşı –işleri yüklenen ekip ve kişilerin seslerine de kulak veriyor. Mülakatlar ve bolca müzik eşliğinde ve 15 günde bir.

20:00 – 21:00 Koyu Mavi / Gülçin Orgun / Türler arası

koyumavi_23.08.2019

koyumavi.org/

***

Görüntünün olası içeriği: yazı
Uzaydan Rock (1)
Black Sabbath / Planet Caravan
Amon Düül II / Surrounded by the Stars
Hawkwind / Space Is Deep
Clutch / Spacegrass
Ayreon / Into the Black Hole
Tool / Rosetta Stoned
Magma / Sckxyss
bu akşam
saat 20-21 arasında
Koyu Mavi’de.

21:00 – 22:00  Aşağı Mahalle / Ümit Baykara / New York Downtown Cazve ötesi…

twitter.com/asagimahalle

***

Saat 21:00 de başlayacak bu akşamki programda dört nefis albümden seçmeler var: Human Feel – Gold Joe Lovano – Trio Tapestry Greg Ward – Stomping Off From Greenwood Emile Parisien Quartet – Double Screening #listen #music #radio #jazz Açık Radyo > bit.ly/1isUhIt

Resim

22:00 – 23:00 Mint / Efkan Kula ve Mert Emcan / Gıcır cızır plâklar

mixcloud.com/mertemcan/

Alternatif rock’ın geçmiş ve günümüz klasiklerinin çalınacağı “Mint”te Stüdyo İmge yazarları; Efkan Kula ve Mert Emcan plak koleksiyonlarının en değerli single’larını hikayeleriyle birlikte çalıyor.

23:00 – 24:00 13 Melek / Yiğit Atılgan / Zamanın ruhundan bağımsız sesler

13melek-acikradyo352

Zamanın ruhundan bağımsız seslere kulak verdiğimiz 13 Melek bu yayın döneminde Cuma günleri 23.00’te.

24:00 – 01:00 Blackout / Gürkan Vayis ve Ümit Şenol / Kirli ve aksak ritimler ile Siyah müzikler

Yeni yayın döneminde Overphonic ve Blackout programları birleşip yollarına, Overphonic’in saatinde Blackout adı altında devam ediyor.

overphonic.blogspot.com/

mixcloud.com/overphonic/

blackout949.blogspot.com/

soundcloud.com/blackout949

Blog Stats

  • 92.871 hits