Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/9/25

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

acikgaste_26-09-2019

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

“Doğa ve insanlık için sonuçları çok kapsamlı ve derin olacak. Tehlikede olan, ekosistemlerin ve yaban hayatının sağlığı. En önemlisi de, çocuklarımıza bıraktığımız dünya.”

BM’nin desteklediği Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) açıkladığı son raporda, dünya denizleri üzerine hazırlanmış en kapsamlı araştırmanın sonuçlarını değerlendiren araştırma lideri ve IPCC 2. başkanı Ko Barret, derhal fosil yakıtların bırakılmasını ve kapsamlı,eşgüdümlü, kalıcı tedbirlere acilen gidilmesini şart koşuyor. (Democracy Now)

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Perşembe Fikret Adaman ve Bengi Akbulut ile Bildiğimiz Ekonominin Sonu (15 günde 1)

Ekonomi Ekoloji kayıt arşivi

09:00 – 09:30 Dikilen Kaya / Standing Rock (15 günde 1) / Bikem Ekberzade

standingrockdikilenkaya20190926

dikilen kaya, bikem ekberzade

Intro videosu

Intro ses

Bikem Ekberzade’nin yeni kitabı Standing Rock: Greed, Oil and the Lakota’s Struggle for Justice 3 Ocak 2019’dan itibaren her 15 günde bir sabah 9-9:30 arası Açık Radyo 94.9 FM’de ve acikradyo.com’da.

***

Twitter Dikilen Kaya hashtagi

Twitter/Bikem.Ekberzade

09:30 – 10:00 Güncel Hukuk Dergisi’nde bu ay (Ayda 1)

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü / Oldies

10:30 – 11:00 Ekonomi&Ekoloji / Pelin Cengiz, Barış Gençer Baykan, Serkan Ocak ve Mahir Ilgaz

ekonomiekoloji20190926

Ekonomi Ekoloji kayıt arşivi

Facebook.com/Pelin Cengiz

***

Yarın 10:30’da Açık Radyo Ekonomi&Ekoloji’de Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Doç Dr. Semra Cerit Mazlum ile BM İklim Zirvesi’nde konuşulanlar dışında medyaya yansımayanları, ülkelerin hedeflerini konuşuyoruz, bekleriz.

11:00 – 11:30 Yeşil Bülten (Yeni program) / Hazırlayan: Utku Zırığ

yesilbulten26.09.2019

İMC Televizyonunun kült programı Yeşil Bülten bu yayın döneminde Açık Radyo’da

Yeşil Bülten kayıt arşivi

11:30 – 12:00 Açık Mimarlık / Hüseyin Kahvecioğlu, İpek Akpınar, Yağmur Yıldırım ve Cenk Dereli / Mimarlığın tüm halleri üzerine konuşmalar

acikmimarlik20190926

acikmimarlik.blogspot.com/

Açık Mimarlık facebook sayfası

Açık Mimarlık kayıt arşivi

facebook.com/yagmurlyildirim

***

Birazdan 11.30: Yelta Köm ve Herkes İçin Mimarlık ekibi, 19 Eylül’de başlayan ve katılımcısı oldukları Şikago Mimarlık Bienali’nden izlenimlerini aktarıyor.

***

Yelta Köm ve Herkes İçin Mimarlık ekibi, katılımcısı oldukları Şikago Mimarlık Bienali’nden bildiriyor

26 Eylül 2019
Herkes İçin Mimarlık’ın Anthony Overton İlkokulu’nun kamusal alanlarını yeniden işlevlendirme projesi ‘Secret Ingredient’, fotoğraf: Herkes İçin Mimarlık
26 Eylül 2019 tarihinde Açık Radyo’da yayınlanmıştır.

Açık Mimarlık podcast servisi: iTunes / RSS

19 Eylül’de başlayan ve 5 Haziran’a kadar devam edecek olan 3. Şikago Mimarlık Bienali‘nin katılımcıları arasında Türkiye’den Herkes İçin Mimarlık da yer alıyor. Şikago’da Yelta Köm’ün kaydettiği programda Herkes İçin Mimarlık ekibi, bienal kapsamında Bronzeville’deki Anthony Overton İlkokulu’nun kamusal alanlarını yeniden işlevlendirme projelerini anlatıyor, ayrıca bienalden izlenimlerini öğreniyoruz. Yesomi Umolu’nun sanat direktörlüğünde “…and other such stories/ …ve diğer benzer hikayeler” başlığını taşıyan bienalde, 80’in üzerinde katılımcı yer alıyor.

12:00 – 12:55 Afrikon (Yeni program) / Hazırlayan: Ufuk Aktaş

“Afrika üzerinde dolaşan sesler” şiarıyla yolan çıkan programda her hafta Afrika’nın başka bir ülkesinden geleneksel ve gelenekselden beslenen yeni icralar dinliyoruz.

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 Aheng-i Hengâme / Alper ve Esra Kaliber / Soul, Funk ve Afrika müzikleri

 ahengihengame.blogspot.com/

14:00 – 14:30 Günün ve Güncelin Edebiyatı / Seval Şahin / Romanlar, Hikâyeler, Kahramanlar

gununguncelinedebiyati26.09.2019rec.12.09.2019.guzidesabri

twitter.com/sevalsahinn/media

Günün ve Güncelin Edebiyatı kayıt arşivi

Twitter.com/Guncel Edebiyat  

***

Seval ŞahinGüzide Sabri AygünHilâl AytaçNeslihan Su Aydın

***

Hilâl Aytaç ve Neslihan Su Aydın ile Söyleşi: Güzide Sabri (Aygün) ve Münevver Romanı

28 Eylül 2019
Bu hafta programımızda Hilâl Aytaç ve Neslihan Su Aydın ile Güzide Sabri Aygün ve Münevver romanını konuştuk. 

Güzide Sabri Kimdir?

1886–1946)  Kadın romancılarımız içinde yaygın şöhrete sahip olanlardan ilkidir. Güzide Sabri, 1883 yılında İstanbul’da, Fındıklı semtinde doğmuştur. Babası reis’ülküttap Mustafa Efendizade’lerden olan Salih Reşat Bey’dir Salih Bey, Adliye Nezareti memurlarındandır. Annesi Nigar Hanım ise şair Koniçeli Kazım Paşa’nın yeğenidir.[1]

Güzide Sabri, Çamlıca’da bulunan köşklerde büyümüş, eğitimini özel hocalardan aldığı derslerle sürdürmüştür. Edebiyat hocası sözlük sahibi Hoca Tahir Efendi’dir. Güzide Sabri edebiyata merak salmış, daha çocuk yaşta yazmaya başlamıştır. Bu merakını ilk önce ders gördüğü hocaları baltalamak isteyecektir. Hocaları  “Şairliğe özeneceğine farzı, sünneti öğren” diyerek ona tepki vermişlerdir. Bu tür baskılara rağmen İlk romanı olan “Münevver” adlı romanının Hoca Tahir Efendi’den dersler aldığı ilk gençlik günlerinde yazıp yayımlamıştır. Bu roman Veremden ölen bir arkadaşının hatırasına ve onun hayatından etkilenerek yazılmıştır. Eser 1899 yılında yazılmış Hanımlara Mahsus adlı gazetede tefrika edilmiş ve oldukça beğeni toplamıştır.[2] İki yıl sonra kitap olarak basılan Münevver -1901-  Sırpçaya da tercüme edilir.

Güzide Sabri’nin iki kız kardeşi daha vardır. Bu kardeşlerinin adı ise Fatma Aliye ve Emine Semiye’dir. [3]Güzide Sabri, istibdad idaresinin kuvvetle hissedildiği bir devirde yetişmiş ve ailecek bu idarenin sıkıntıların üzerinde hissetmiştir. Babasının Abdulhamid’in hiddetine uğrayarak İstanbul’dan Anadolu’ya sürülmesi üzerine Çamlıca’daki köşklerinde geçen güzel günler bitecektir.

Küçük yaşta Beyoğlu birinci Noteri Ahmet Sabri Aygün ile evlenir.  Fakat Ahmet Sabri Bey, karısının isminin ön plana çıkmasından, rahatsızlık duyan birisidir. Hocalarının bu tepkisi yetmediği gibi kocasının da yazarlık yönüne karşı çıkması Güzide Sabri’yi yazma hevesinden vazgeçirememiştir. Eşi Ahmet Sabri Aygün beyin yazarlık yapma hevesine karşı kırıcı davrandığı hatta yazarlığına engel olmaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Evlendiğinde eşinin izin vermemesi yüzünden, geceleri gizli kapaklı roman yazmaya koyulmuştur.

Ama Kısa bir zaman sonra eşi Ahmet Sabri Bey vefat etmiştir. Eşinin erken ölümü onda derin izler bırakacaktır. Güzide Sabri, ömrü boyunca mesut olamamış bir kadın yazar, edebiyat tarihinde hüzünlü bir hayat olarak kalacaktır.

Bu yıllarda Recaizade Mahmut Ekrem ve öğrencilerinin başlattığı Servet-i Fünun hareketi edebiyat dünyasına damgasını vurmuştur. Fakat Güzide Sabri bu harekete katılmayan kendi yolundan devam eden yazarlar arasında olmuştur. Kendi çizgisinde kaldığı ve diğer edebi hareketlere dâhil olmadığı halde kadın romancılarımız içinde yaygın şöhrete sahip olanlar ilk kadın yazar olarak dikkati çekecektir. Eserlerini Servet- i Fünun ve Milli Edebiyatın revaçta olduğu dönemlerde yayımlamış; fakat hiçbir edebi topluluğa dahil olmadan yazmıştır.

Meşrutiyet ve Cumhuriyet devrinin ilk yıllarında halk arasında çok tutulan kara sevda romanları yazan Güzide Sabri’nin romanları birçok baskı yapmış, bazıları da birkaç defa filme alınmıştır.  His, hayal, kara sevda ve kırk kalpler konulu romanları Meşrutiyet ve Cumhuriyet devrinin ilk yıllarında halk arasında çok tutulmuştur.  İkinci romanı olan Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrûkesi en çok okunan eseridir. Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi, ülkemizde filme de uyarlanmış, birçok defa basılmış ve Ermeniceye de çevrilmiştir. Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi,1901’de yayımlanmasından sonra ilki 56’da, ikincisi 69’da olmak üzere iki kez filme çekildi; ikincisinde Ediz Hun ile Hülya Koçyiğit rol almışlardır. [4] Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrûkesi’nde kalbinden hasta olan Fikret, doktoru Nejat’a âşık olur. Evli, iki çocuk babası Nejat Bey de Fikret’i sevmektedir. Fakat Fikret, Nejat’ın yuvasını bozmamak için kaçar, kendisinden yaşça epey büyük, zengin bir beyle evlenir. Oysa zevci, Nejat’ın yakın akrabasıdır.

Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi adlı romanının arka kapağında Güzide Sabri hakkında bazı yazarların görüşleri bulunmaktadır. Bu görüşlerden birisi de Nazan Bekiroğluna aittir. Nazan Bekiroğlu, Güzide Sabri’yi anlatan bu yazısında ondan şöyle söz etmektedir. “Güzide Sabri, kelimenin tam mânâsıyla bir kalem âşığıdır. Rahat ve çok yazabilmek için, “tazimle sevdiği” eşinin dahi uyumasını bekleyerek, gaz lambasının ışığı altında sabahlara kadar yazar. Ne parayı, ne mülkü sevdiğini, yalnızca kendi sebepsiz ızdıraplarını dinlemek, başkalarının felâketlerini ruhunda canlandırmak için yazdığını ifade eder. Güzide Sabri, kadınlara ait meseleleri kadınların daha iyi anlatabileceğine inandığı için, kadınlara yazar olmayı öğütlemiştir.”

Aynı kitabın arka kapağında Selim İleri Güzide Sabri için şunları yazmaktadır. ”  Bilincine tam varılmamış bir özgürlük istemi, bu tarz popüler karasevda romanlarıyla yerli okurun duygulanmalarında ifade bulmaktadır. Güzide Sabri’nin İstanbul romansları, İstanbul, İzmir gibi büyük kentlerin dışında, taşrada bile okurun ilgisini çeker.”

Hikmet Münir ise Güzide Sabri için şunları yazmıştır: “Bayan Güzide Sabri, kadınların kafes arkasında bir mahpus hayatı yaşadığı zamanlarda muhitinin teşvikine kapılarak değil, kendi ruhundakini hissetmek ve hissettiğini neşreylemek ateşiyle yazıcılığa başlamış bir ‘münevver’ Türk kadınıdır. Ve Güzide Sabri’nin eserleri, yazıları kendileri yaşarken ölen bazı muharrirler gibi ‘ölmüş bir kadının evrâk-ı metrûkesi’ haline gelmeyecek derecede kuvvetli görünüyorlar.”

Sıradan okurlara hitap eden romanlar yazan Güzide Sabri popüler veya piyasa romancılığı denen romancılık tarzının ilk örneklerini vermiştir.  Güzide Sabri popüler kırık kalp romanlarının öncüsü sayılır.

Güzide Sabri’nin İstanbul romansları, İstanbul, İzmir gibi büyük kentlerin dışında da oldukça ilgi çekmiştir. Güzide Sabri romanlarında  yasaklanmış aşkları işlemiş, Türk Edebiyatında popüler aşk romancıların öncüsü yazar olmuştur. 1930’da yayımlanan “Hicran Gecesi “ yasak, imkânsız aşk konularında bir adım daha ileriye gidererek kahramanları kötülük timsali olan kadın kahramanları ve entrikalarını da anlatamaya başlar. Onun bu yaklaşımı edebiyatımızda bir ilk olacaktır. Romanın kahramanı olan Serap çekici ama kötü bir kadındır. Bu roman, Erenköy’ünde şaşaalı “muhteşem” bir köşkte geçmektedir. Fazıl Şükrü Bey, yaşça kendisinden epey genç Serapla evlenmiştir. Kışları Şişlide göz kamaştırıcı bir apartmanda oturmaktadırlar. Serap köşkte Celâl ile tanışır. Celâli baştan çıkaran Serap, sevdiği adamı bir süre sonra çok genç ve güzel bir kıza kaptıracaktır. Fakat Serap, Nişantaşı’nın bir caddesinde dalgın ve umutsuz yürürken, otomobil kazası neticesinde ölür. [5]1940’larda yazılan bu roman toplumsal değişimlerin ve hayata bakış açısının Güzide Sabri üzerinde de kendini göstermeye başladığına bir delil olmaktadır.

Romanları özellikle Meşrutiyet sonrası birçok gazete ve dergide tefrika edilmiş olan Aygün, 1940’lı senelere kadar en çok okunan kadın romancılardan olmuştur.

“Güzide Sabri’nin eserlerinde kadınca bir duyarlılık hâkimdir. Eserlerinde bir tür iç dökme, duygularını dışa vurma görülür. Romanları hayale dayanan, aşırı duygusal içeriğe sahip olup sonları da genellikle ölümle bitmektedir.” Yazarın romanları, popüler roman türünün bizdeki ilk başarılı örnekleri arasında yer alır. Kadın kahramanları çoktur ve bunlar genellikle kültürlü, sanat ve musikiden anlayan tiplerdir. Bu kadar çok okunmasının en önemli sebepleri arasında ise duru dili ve sürükleyici üslubunun etkili olduğu söylenebilir. Eserlerinin birçok baskıları yapılmış, bazıları da birkaç defa filme alınmıştır.

Güzide Sabri (Aygün) 1946 yılında Giresun’da ölmüştür.

Ölümden sonra yalnızca Nahit Sırrı Örik onun hakkında şöyle bir yazı yazmıştır.
“Şimdi hiçbirinin mevzuunu hatırlayamamakla beraber, bu kitapları düşünürken o eski köşklerde sürülen rahat hayatın âdeta tadını duyar gibi oluyorum. Ve Güzide Sabri’nin eserlerinden muhafaza ettiğim hazzı söyleyebilmek için, yazı hayatımda karşıma çıkan ilk fırsatın ölümü olmasından da hüzün duyuyorum…”

Hakkında yapılan en derli toplu çalışma Prof. Dr Mazan Bekiroğlu’na aittir. “ Güzide Sabri İmajı “ Dergah, S..24-25-26- ( Şubat Mart- Nisan 1992)

Eserleri :

Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi( yedi defa basıldı ve Ermenice tercüme edildi.)(1905) Yaban Gülü(1926). Nedret(1922) Hüsran(1928) Hicran Gecesi(1937)  Gecenin Sırrı(1938)  Nejla(1941) Mazinin Sesi(1944)roman yazarı olarak tanınan ve en çok Münevver, Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi, Nedret

Hakkında Kaynakça

Canpolat-Yanardağ, Müge. “İlk Kadın ‘Aşk ve Karasevda’ Yazarımız Güzide Sabri ve Aşk Anlayışı.” Virgül. Sayı: 128. Mayıs-Haziran 2009.
Coşkun, Betül. “Türk Modernleşmesini Kadın Romanları Üzerinden Okumak.” Turkish Studies. 5/4 Fall (2010): 930-964.
Doğan, Abide. “Güzide Sabri Aygün”. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1993.
Güneş, Aslı. “Kemalist Modernleşmenin Adab-ı Muaşeret Romanları: Popüler Aşk Anlatıları”. Yüksek Lisans Tezi. Bilkent Üniversitesi, Ankara, 2005.
İleri, Selim. “Keder Veren Siyah Elbiseler İçinde.” Zaman. 21 Temmuz 2007.
—. “Soğuk Karlı Bir Gecede.” Radikal Kitap. 29 Temmuz 2011.
Karaca, Şahika. “Güzide Sabri Aygün: Hayatı, Sanatı ve Türk Edebiyatındaki Yeri Üzerine Bir İnceleme-Araştırma.” Yüksek Lisans Tezi. Erciyes Üniversitesi, Konya, 2004.
Necatigil, Behçet. Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü. İstanbul: Varlık, 2004.
Özçelik, Nalan. “Güzide Sabri’nin Romanlarında Kadın ve Aile.” Yüksek Lisans Tezi. Marmara Üniversitesi, Türkiyat Enstitüsü, İstanbul, 2002.
Özher-Koç, Sema. “Hikaye ve Romanlarıyla Güzide Sabri.” Yüksek Lisans Tezi. Fırat Üniversitesi, Elazığ, 2001.
Yazar, Mehmet Behçet. Edebiyatçılar Âlemi-Edebiyatımızın Unutulan Simaları. Yay. Haz. Mustafa Everdi. Ankara: 21. Yüzyıl Yay., 1999.

Kaynak (https://edebiyatvesanatakademisi.com/cumhuriyet-donemi-romancilarimiz/gu…)

Münevver Hakkında

Münevver’i aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:

http://tefrikaokumalar.blogspot.com/search/label/Münevver

Programımız hakkında Soru ve önerileriniz içinTwitterFacebook 

14:30 – 15:30 Notalarla Sohbet / Zerhan Gökpınar / Açıklamalı ve karşılaştırmalı bir klasik müzik programı

Notalarla Sohbet – Zerhan Gökpınar

***

Bugün Notalarla Sohbet programımızda her nota mum yakıp aydınlatıyor ortalığı, saat 14.30/94.9 Açık Radyo’dayız, bekleriz🎶🎤🎧
www.acikradyo.com.tr

Fotoğraf açıklaması yok.

15:30 – 16:30 Hukuk Güvenliği (Yeni program) / Hazırlayanlar: Bahri Belen ve Aynur Tuncel

hukukguvenligi20190926

Hukuk güvenliğinin enine boyuna konuşulduğu programın sürekli konuğu Aynur Tuncel bu yayın döneminde aslî programcı kadrosuna dahil oldu.

16:30 – 17:00 Toplumsal Dönüşümde Sosyal Grişimcilik / Hülya Denizalp ve Ayzen Atalay Durmuşoğlu

sosyalgirisimcilik20190926

sosyalgirisimci-lik.blogspot.com/

facebook.com/pages/Toplumsal-dönüşüm için Sosyal Girişimcilik-(Social Entrepreneurship)

http://hulyadenizalp.net/

hulyadenizalp.net/radyo-programlari/

Fotoğraf açıklaması yok.
Hulya DenizalpAçik Radyo‘da.

2002 yılında
@acikradyo da başladığım “Gönüllülük ve Sosyal Sorumluluk Programı,
2010 yılından itibaren🎙️🎧🎙️🎧 #Toplumsaldönüşümiçinsosyalgirişimcilik olarak devam etmektedir.

📻 2019 yılından itibaren radyo programımın kayıtları
#hulyadenizalp.net e yüklenmektedir.
🔊🔊🔊🔊🔊🔊🔊Daha önceki yayınları ise
http://sosyalgirisimcilik.biz/ den dinleyebilirsiniz.

 

***

Açık Radyo’da 26 Eylül 2019 Perşembe günü saat 16.30 Toplumsal Dönüşüm için Sosyal Girişimcilik programının konukları Hüsnü Özyeğin Vakfı ve Özyeğin Üniversitesi ‘nin düzenlediği Yerel ve Kırsal Kalkınma Sertifika Programı katılımcıları ;
Abdullah Çiçek / Doğu Anadolu kalkınma ajansı
Adnan Tuzcu / Karacadağ kalkınma ajansı
Merve Ertekin / Anagold
Merve Renan Türkkulu / Kızılay,
ve Murat Bayramoğlu, Ahmet Murat Fiş, Uygar Özesmi.

Programı 94.9 fm den veya http://acikradyo.com.tr dinleyebilirsiniz ÖNEMLİ NOT: Programı saat 16.30 da dinleyemezseniz, kaydına daha sonraki günlerde http://hulyadenizalp.net/radyo-programlari ve/ya Facebook/Toplumsaldönüşümiçinsosyalgirişimcilik sayfasından ulaşabilirsiniz.. _

Görüntünün olası içeriği: 7 kişi, gülümseyen insanlar, oturan insanlar ve iç mekan

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Berna Kaytaz, Jak Kohen,Levent Öget ve Harun İzer

facebook.com/pages

dunyanincazi-loget.blogspot.com/

***

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi

Levent Öget

DÜNYANIN CAZI-AÇIK RADYO 94.9 FM – Perşembe-17:00/18:00 (canlı)
Hazırlayan ve Sunan: Levent Öget

Chris Minh Doky
Courtney Pine
John Patitucci
Trevor Watts
Famoudou Don Moye
Joseph Jarman
Greg Osby
Bheki Mseleku
Mike Stern
Adam Rogers
Eric Harland
Jason Moran
Jim Beard
Tarus Mateen
Gary Crosby
Cymin Samawatie

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20190926

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

***

Gezegenin Geleceği: 26 Eylül 2019

27 Eylül 2019
Fotoğraf: Yeşil Gazete

Yunuslara Özgürlük Platformu’nun 2014’te Çevre Komisyonu’nda reddedilen yunus parkları ve hayvanlı sirklerin yasaklanması talebi, beş yıl sonra diğer pek çok konu başlığıyla birlikte bu kez bu komisyonca değerlendirilecek.

Birleşmiş Milletler İklim Eylem Zirvesi önemli duyurulara sahne oldu. Devlet liderleri ve özel sektör temsilcilerinin iklim eylemi hakkındaki duyurular yaptığı zirveye damgasını vuran ise Greta Thunberg’in liderleri harekete çağıran akılcı ve duygusal haykırışı oldu. Zirve’de somut eylem ortaya koymadığı için söz alamayan Donald Trump da Greta’yı dinleyenler arasındaydı. Zirve’de iklim eylemi konusunda önemli somut duyurular da yapıldı: Rusya, Paris Anlaşması’nı onayladığını zirvede açıkladı. Bu duyuru ile birlikte G20 üyeleri içinde Paris Anlaşması’na taraf olmayan tek ülke kaldı: Türkiye. Zirve sonu itibari ile resmi olarak 66 ülke sıfır emisyon hedefi üzerine çalışıyor. 59 ülke ise iklim planlarını kesin olarak 2020 sonuna kadar açıklayacak. İklim eylem planın dışında da ülkeler özellikle kömür  ve yenilenebilir enerji konusunda önemli duyurular yaptı. Yunanistan, 2028 yılı itibari ile ülkedeki tüm linyit kömürü santrallerini kapatacağını açıkladı. Yunanistan’daki mevcut toplam kurulu gücün yaklaşık dörtte birini linyit santralleri oluşturuyor. Hindistan ise 450 GW’lık güneş enerjisi santralı kuracağını ilan etti. Almanya, daha önce açıkladığı 2038’e kadar kömürlü termik santralleri kapatma planını yineledi ve Kömür Sonrası Enerji Küresel İttifakı’na katıldığını açıkladı. Böylelikle ittifakın üye sayısı 91’e ulaştı. İklim eyleminin finansmanı için kritik öneme sahip Yeşil İklim Fonu hakkında da önemli duyurular yapıldı. Fona, 8 ülke toplamda 1.5 milyar dolar daha kaynak aktaracağını açıkladı. Fransa, katkısını ikiye çıkaracağını açıkladı. Birleşik Krallık yaptığı kalkınma desteklerinden iklim eylemine vereceği katkıyı iki katına çıkardığını ve iklim değişikliği ile mücadele için araştırma geliştirme bütçesini ise 1 milyar dolara çıkardığını açıkladı. 35 trilyonluk değere sahip 100 banka, 1.5 dereceye uyumlu iklim hedefi koyduğunu açıkladı. Aynı şekilde 2.4 trilyonu yöneten 87 varlık şirketi de 1.5 derece uyumlu iş planlarını hayata geçiriyor. Zirve’de Türkiye ise özellikle ulaşım alanında önemli adımlar yapacağına dair açıklamalarda bulunurken, Paris Anlaşması’nın onay sürecine dair her hangi bir açıklama gelmedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, trafikteki seragazı salımını düşürmek için demiryolu taşımacılığında katedilen mesafe hakkında bilgi verdi hızlı tren hatlarının önümüzdeki 5 yılda 5 bin 600 kilometreye ulaşacağını söyledi. Zirve’nin kapanışında konuşan Antonio Guterres “Bu zirvede önemli ilerleme kaydedildi, ancak gidecek daha çok yolumuz var. Ülkelerden ve şirketlerin daha fazla iklim eylemi yapması gerekiyor. Ülkelere daha önce söylediğimi yineliyorum: 2020 sonrasında hiçbir yeni kömür santralı yapılmamalı” diyerek sözlerini noktaladı.

 

Britanya’nın en önemli hukukçularından Michael Mansfield hükümetlerin, doğayı yasal olmayan bir şekilde yok etmesine karşı daha sıkı yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğine inanıyor ve gelecekte et yemenin de yasaklanabileceğini söylüyor. Mansfield, bir zamanlar, kapalı alanda sigara içmek gibi, olağan sayılan durumların artık yasaklandığını söylüyor. Mansfield, et yemenin bir doğa katliamı olarak sayılması önerisini İşçi Partisi konferansında açıkladı. Mansfield, “Biliyoruz ki dünyadaki en büyük 3000 şirket, et ve süt ürünleri üretimiyle gezegene 1.5 trilyon poundluk zarar veriyor. Biliyoruz çünkü Birleşmiş Milletler söyledi. Et yemenin gezegene verdiği zarara baktığımızda gelecekte bir gün etin yasaklanacağı fikri akıl almaz değil” dedi. Mevcut küresel seragazı emisyonlarının %25’i tarımdan; %25’in %80’i de et üretimi için hayvan yetiştiriciliğinden kaynaklanıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün verilerine göre hayvan yemi için yetiştirilen soya, mısır gibi ürünler; su kullanımı, ormansızlaştırma, etin taşınması ve ihracatında kullanılan petrol gibi bütün süreçler, insan kaynaklı seragazı salımlarının %18’inden sorumlu. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin Ağustos ayında yayımlanan “İklim Değişikliği ve Arazi Özel Raporu’na” göre yem üretimi için ormansızlaştırılan alan ve hayvanların kaynaklı metan emisyonu nedeniyle, kırmızı etin seragazı emisyon oranı çok yüksek. Rapor, bu nedenle daha çok sebze, tahıl, meyve ve kuruyemişin yendiği bir beslenme şekline küresel olarak geçilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılması planlanan değişikliklere dair raporlarını sonlandırmak için bu hafta yeniden toplanıyor. Yunuslara Özgürlük Platformu’nun 2014’te Çevre Komisyonu’nda reddedilen yunus parkları ve hayvanlı sirklerin yasaklanması talebi, beş yıl sonra diğer pek çok konu başlığıyla birlikte bu kez bu komisyonca değerlendirilecek. Komisyon üyelerinin hazırlayacağı rapor 4 Ekim’de kamuoyuyla paylaşılacak.

 

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal, Çankırı’nın Orta ilçesine bağlı Büğdüz köyünde diatomit madeni arayan İsviçre merkezli maden şirketi yetkililerinin yanı sıra ilgili bakanlıklar, mülki idare yetkilileri ve belediye yetkilileri hakkında Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Tanal, suç duyurusu dilekçesinde, maden şirketinin, bölgenin yaşam kaynağı Devrez Çayı’nın yanı başındaki noktada faaliyetlerini tamamladıktan sonra ihale öncesi taahhüt ettiği ıslah çalışmalarını yürütmediği, maden sahasını kapatmadan arkada büyük bir çukur, enkaz ve doğa yıkımı bıraktığını dile getirdi. Tanal, maden arama faaliyeti sonrasında maden aranan bölgenin rehabilite edilerek tekrar doğaya kazandırılmasının sadece şirketin bakanlığa yazılı taahhüdü değil, aynı zamanda güncel mevzuatın da bir gereği olduğunu söyledi.

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

depremokantuysuzrec.26092019

geadepremlebirlikteyasamhatirlatma/page/n13

***

26 Eylül 2019 Silivri Depremi’ni Okan Tüysüz’le konuşuyoruz.

***

Prof. Dr. Okan Tüysüz’le söyleşi: İstanbul depremi

26 Eylül 2019
Fotoğraf: Twitter

Kandilli Rasathanesi’nin verilerine göre, Silivri açıklarında 5.7 şiddettinde yaşanan depremi İstanbul Teknik Üniversitesi emekli Öğretim Üyesi Yerbilimci Prof. Dr. Okan Tüysüz ile konuştuk.

Silivri açıklarında 13:59’da gerçekleşen depremle ilgili Tüysüz şunları kaydetti: “Ana Fay kırılmadı. Bugünkü deprem sıkışmalı ters bir faydı. Boyu tahminen 15 km olan bir fay kırıldı. Bu beklenen büyük İstanbul Depremi’nin öncüsüdür, denilemez. Hiçbir biliminsanı bunu söyleyemez. Ama 1600 km’lik Kuzey Anadolu Fayı’nda (Bingöl-Yunanistan arası) ciddi stres birikimi olduğunu söyleyebiliriz. Bu depremler de bunun göstergesi.”

***

Prof. Dr. Okan Tüysüz’le söyleşi: İstanbul depremi

28 Eylül 2019
Fotoğraf: Twitter

İstanbul Teknik Üniversitesi emekli Öğretim Üyesi Yerbilimci Prof. Dr. Okan Tüysüz ile konuştuk.

Didem Gençtürk: Merhaba, bu akşam için özel bir dosya hazırladık, bugün yaşanan 13:59’da kent genelinde hissedilen şiddetli bir deprem yaşadık malumunuz. Bununla ilgili olarak 20 yıldır deprem peşinde koşan programcımız sevgili Gürhan Ertür İstanbul Teknik Üniversitesi emekli öğretim üyesi yer bilimci Okan Tüysüz’le görüştü, şimdi bu kaydı dinliyoruz.

 

Gürhan Ertür: Telefon hattımızda Okan Tüysüz hocamız var kendisi şu anda, hocam merhabalar.

 

Okan Tüysüz: Merhabalar, iyi yayınlar diliyorum.

 

Gürhan Ertür: Sağ olunuz hocam! Evet bu son depremi siz İstanbul’da yaşadınız ve hemen arkasından uçakla Van’a gittiniz. Bu deprem hakkında verebileceğiniz bilgileri alabilir miyiz? Kandilli, AFAD, USGS ve Avrupa Akdeniz Sismoloji Merkezi, hepsi de aynı büyüklüğü veriyor, 5.7 büyüklüğünden bir depremden bahsediyor. Derinlik olarak farklı bilgiler var, 7 km, 12.3 km ve 20 km gibi. Sizden bilgileri rica ediyoruz hocam.

 

Okan Tüysüz: Ben havaalanındaydım, o nedenle de son 1-2 saatteki gelişmeleri bilmiyorum ama o son 1-2 saatin öncesindeki bildiklerimi sıralamaya çalışayım.

 

Gürhan Ertür: Lütfen.

 

Okan Tüysüz: Depremin olduğu yer orta Marmara çukurluğu, büyüklüğü söylediğiniz gibi 5.6 ile 5.8 arasındaki değerler olarak veriliyor. Diofon adında Fransızların kurmuş olduğu bir sismik istasyon var, son derece güvenilir bir istasyondur, onların yaptığı fay çözümünde de bu depremin bir ters fay tarafından yaratıldığı görülüyor. Bildiğiniz gibi Marmara denizi içerisinde olacak depremi biz kuzey Anadolu üzerinde bekliyoruz, büyük depremi ve bunu 20 yıldır da konuşuyoruz.

 

Gürhan Ertür: Bu Karadeniz’e paralel olarak uzanan fay hattı?

 

Okan Tüysüz: Evet Bingöl’den, Karlıova’dan gelip Marmara denizi içerisinden geçip Saroz körfezinden Yunanistan’a uzanan 1600 km’lik bir fay. Bu sağ yönlü doğrusal atımlı bir fay, bu ne demek? Yani bir fay bloku üzerinde durduğumuzda karşıdaki blokta sağa doğru yanal olarak hareket ediyor, aşağı ya da yukarı doğru çok inmeksizin, çıkmaksızın. Oysa ki bugün olan depreme baktığımız zaman bu sıkışmalı ters fay dediğimiz bir fay türü. Yani fayın bir blokunun diğerinin üstüne doğru çıktığı nitelikte bir fay.

 

Gürhan Ertür: Yani bu 1600 km.’lik fayda olan bir deprem değil değil mi?

 

Okan Tüysüz: Değil, şöyle ki bu fay aslında tek bir faydan değil, kendi içerisinde çok sayıda faydan oluşan bir sistem, bir zone, bu zone’un içerisinde bir ters faydan oluşan bir deprem olarak görülüyor. Muhtemelen 10-15 km. boyunda olması ürettiği depreme bakıldığı zaman bu civarda bir fayın kırıldığını ve bu depremi ürettiğini gösteriyor. Arkasından da 1 saat kadar 15 kadar artçı deprem olmuş, sanıyorum bu saatte biraz daha artmıştır.

 

Gürhan Ertür: Evet arttı hocam.

 

Okan Tüysüz: Dolayısıyla bize söyleyeceği şeyler, bir, ana fay kırılmadı, ana fay üzerinde değil, iki, ana fayda gerçekten önemli oranda bir stres birikimi var, bu zone içerisinde bir stres birikimi var, bu da geçen yaşadığımız 4.6 ya da bugün yaşadığımız 5.8 gibi depremler üretiyor. Tabii herkes şu anda bunun bir öncü olduğu sorusunu soruyor genel olarak.

 

Gürhan Ertür: Doğru.

 

Okan Tüysüz: İnsanların ‘gene öncü oldu, hemen sokağa çıkalım, arkasından artçı da gelsin ve bu işten kurtulalım’ ama maalesef yer bilimlerin hiçbir dalı bize böyle bir imkan sağlamıyor. Yani ‘bu deprem oldu öncüdür, arkasından büyük bir deprem gelecek’ diye bunu net bir şekilde hiçbir bilim insanının söyleme imkanı yok.

 

Gürhan Ertür: Bu son derece önemli bir bilgi tabii.

 

Okan Tüysüz: Ama büyük bir deprem olmaz mı? Büyük bir depremi biz zaten 20 yıldır bekliyoruz, bu kısa sürede olabileceği gibi çok uzun süreler olmaksızın da bekleyebilir. Çünkü geçmiş örneklere bakıyoruz, geçmiş örneklerde bir fay üzerinde hep böyle sabit aralıklar deprem gelişmiyor, bazen 200 yılda bir, bazen 250 yılda bir, bazen 300 yılda bir geçiyor. Dolayısıyla hemen büyük deprem beklentisine girmemek ama 20 yıldır söylediğimizi bir defa daha tekrar edeyim mutlaka depreme hazır olmak gerekiyor. Bu yaşadığımız 2 deprem de kanaatimce bu konuda bize en önemli detayı veren iki olay olmuştur.

 

Gürhan Ertür: Evet. Bu 4.7 ile 4.9 arası büyüklük verilen çeşitli kaynaklar tarafından deprem konusuna da geri dönersek, bu deprem ana fay hattında mı gerçekleşmişti?

 

Okan Tüysüz: Hayır, onda da bir bindirme bileşeni vardı, o da buna çok yakındı, o da orta Marmara çukurunun doğu ucunda idi. Bu biraz daha onun doğusunda ve bindirme bileşeni çok bariz. Öncekinde doğrusal atım ama az bir bindirmesi olan bir depremdi, şimdiki saf bir bindirme fayı şeklinde gerçekleşti.

 

Gürhan Ertür: Bindirme bileşimi derken bu bahsettiğimiz iki fay da Karadeniz’e dik açıda olan faylar mıdır hocam?

 

Okan Tüysüz: Hayır, bunlar Marmara denizinin uzun eksenine paralel, doğu-batı, biraz kuzeydoğu-güneybatı uzanan faylardır.

 

Gürhan Ertür: Ama boyları kısa, 10-15 km. büyüklüğünde, bu nedenle de bu hatlarda büyük bir deprem beklemiyorsunuz denebilir mi?

 

Okan Tüysüz: Şimdi bu olan noktalarda beklemiyorum ama ona çok yakın kuzey Anadolu fayı ana kolu var, kolları üzerinde zaten 20 senedir deprem beklentisi var. Bu olabilir ama ne zaman olabilir? Bunun zamanını söylemek mümkün değil, belki 20 sene sonra belki 2 gün sonra, belki de 50 sene sonra.

Gürhan Ertür: Belki de biraz sonra! Peki hocam, ana hatta ciddi bir stres olduğunu, birikinti olduğunu bildirdiniz, bu bilginin kaynağı gene Marmara denizinin dibine yerleştirilmiş olan sismoloji cihazlarında mıdır?

 

Okan Tüysüz: Evet, onlardan da gelen bilgiler var, 17 Ağustos 99’un aktarmış olduğu stres konusunda çalışmalar var, yani aşağı yukarı yapılan çalışmaların çok önemli bir kısmı Marmara’da stres birikiminin aşağı yukarı 766 depreminde bu yana olduğunu ve özellikle 17 Ağustos 99’dan sonra da bunun arttığını gösteriyor. Yapılan çalışmalar da büyük ölçüde bu 17 Ağustos’tan sonra söylenenleri doğrular nitelikte.

 

Gürhan Ertür: Siz bir konuşmanızda diyorsunuz ki “4.5’luk depremden 31 tane olursa 5.5’lik depremi 1000 tane olursa 6.5’luk depremi engeller” ama bu belirtmiş olduğunuz bindirme bileşimi fayların böyle bir etkisi olur mu? Diyelim ki bunlardan

 

Okan Tüysüz: Hayır. Bir de şunu bekliyor insanlar, küçük küçük depremler olsun, ondan sonra büyük depremi önlesin.

 

Gürhan Ertür: Stres boşalsın.

 

Okan Tüysüz: Öyle değil, çünkü depremlerin büyüklüğü logaritmik artıyor, yani 2 büyüklüğündeki bir deprem 3 büyüklüğündekinin 1/31’i kadardır ama 4 büyüklüğündeki bir deprem 1/1000 kadar, 5 büyüklüğüne geldiğiniz zaman gene 31’le çarpmanız lazım, 31 bin üstü oluyor. Yani stresi küçük depremlerle boşalttığı zaman fayda deprem olmayacak denemez.

 

Gürhan Ertür: Bu bir efsaneden ibaret!

 

Okan Tüysüz: Evet.

 

Gürhan Ertür: Peki hocam, önümüzdeki günlerde gene benzer faylarda bir takım aktiviteler bekleniyor mu, gene yapılan kayıtlardan hareketle böyle bir tespitiniz var mı?

 

Okan Tüysüz: Bu bölgede başka kırıklar olabilir, başka depremcikler ya da orta büyüklüğe varan depremler olabilir ama bu konuda net bir şey söylemek mümkün değil. Biraz depremlerin gidişatını izlemek gerekiyor.

 

Gürhan Ertür: Bu önümüzdeki 1-2 günün bu açıdan önemli olduğunu siz tekrarlıyorsunuz. Çünkü 4.7’lik depremde de aynı değerlendirmeyi yapmıştınız değil mi?

 

Okan Tüysüz: Evet, yani şöyle bir şey oluyor, deprem olduğu anda bizim telefonlarımız çalmaya başlıyor, nerede oldu, nasıl oldu? Hemen bilgi veriyoruz, bazen yanılma payımız da fazla oluyor. Asıl yapılması gereken elbette önce fay çözümünü beklemek, hangi fay bu depremi üretti, sonra bu depremin seyri nasıl gidiyor? Onu görmek, ondan sonra açıklama yapmak ama kamuoyunun buna pek sabrı yok, o nedenle bizim de hızlı açıklamalar yapmamız gerekiyor. Hızla açıklamalar yapınca da bazen yanılıyoruz. İnsanların da bilgiye ihtiyacı var, eldeki mevcut verilerle bir şeyler söylemek zorundayız ama bilgiler zaman içerisinde arttıkça elbette daha doğru, daha yere basan bilgilere ulaşma şansına ve daha tatmin edici yorumlara ulaşma şansına sahip oluyoruz.

 

Gürhan Ertür: Evet bu orta Marmara bölgesinde gerçekleşen son iki depremle ilgili elle tutulabilir daha kapsamlı bilgilere kaç gün içinde ulaşırız hocam?

 

Okan Tüysüz: En önemli şeylerden biri fay çözümü, fayın nasıl kırıldığı, ne tür bir fayın depremi ürettiği? Bu yapıldığında özellikle 5’in üzerindeki depremler için oldukça kesin yapılabiliyor ama deprem boyutu küçüldükçe bu zaman alıyor ve bazen de çok doğru çözümlere ulaşamayabiliyoruz. Bu birkaç saatlik bir çalışmanın sonunda ortaya çıkıyor, onun sonrasında ise olan artçıların nerede dağıldığı, hangi büyüklükte olduğu, hangi … gösterdiği gibi bir takım parametrelere bakmamız gerekiyor ki bu da zaman istiyor, birkaç günlük, bazen daha uzun, hatta yıllar süren araştırmalar bile yapılabiliyor.

 

Gürhan Ertür: Bir şansımız var ki artık Marmara denizinin dibinde ölçüm cihazları var, ayrıca GPS’lerle de bazı bilgilere ulaşmak mümkün değil mi?

 

Okan Tüysüz: Tabii Marmara şu anda çok iyi bilinen bir deniz, üzerinde ulusal ve uluslararası çok çalışma yapıldı, özellikle 17 Ağustos’tan sonra uluslararası camianın çok ciddi destekleri oldu buradaki çalışmalara, Fransızların, Japonların, İtalyanların. Onlarla Marmara denizini büyük ölçüde biliyoruz, bu konuda çok fazla yayın yapıldı, o yayınlardan da takip edip nerede fay var, nerede GPS ölçümleri nasıl, deprem olasılıkları nedir, hatta bizim İTÜ’den ve Fransa’dan fayın üzerine inip doğrudan gözlem yapmışlardı, fayın üzerindeki gaz çıkışlarını araştırmışlardı.

 

Gürhan Ertür: Evet hatırlıyoruz.

 

Okan Tüysüz: Büyük ölçüde iyi bilinen bir bölge olduğunu söyleyebiliriz Marmara’nın.

 

Gürhan Ertür: Ne zaman dönüyorsunuz hocam Van’dan?

 

Okan Tüysüz: Ben yarın akşam döneceğim.

Gürhan Ertür: Önümüzdeki günlerde de sizden bilgi almak mümkün olabilecek ama sizin son cümlenizi ben kestim, kusura bakmayın, lütfen tamamlayalım.

 

Okan Tüysüz: Rica ederim. Marmara’da artık büyük ölçüde bilgi var ama bilimsel çalışmanın sonu yok, yani biz Marmara’yı öğrendik bitti, orayı öğrendik bitti diye bir şey yok. Çalışmanın sonu yok. Bakarsınız hiç bilmediğiniz bir fay ortaya çıkabilir. Bakın şu anda bulunduğum Van’da 2011’deki deprem olmadan önce fay haritalarında bu depremi oluşturan fay yoktu. O esnadaki fay haritalarında görülmeyen bir faydı bu, 2011 depremiyle ortaya çıktı. Yani bilimsel çalışma bitmiyor, bu hep sürecek.

 

Gürhan Ertür: Ama şunu çok net olarak söyleyebiliriz, gerekli miktarda hatta fazlasıyla bilimsel çalışma var, yeter ki biz önlem almaya kalkışalım, bunun için harekete geçelim.

 

Okan Tüysüz: Tabii, en önemli olan şey önlem almak, önlem alınmazsa yapılan bilimsel çalışmaların sadece bilim camiası açısından önemi var, insan hayatına bunlar yansımıyor, insan hayatına, yaşayan kişilere, özellikle Türkiye’nin her tarafı için bunu söylemek mümkün. Önemli olan depremin hasar vermesini önlemek ya da en aza indirmek ve bu konudaki tedbirlerin alınması.

 

Gürhan Ertür: Hocam size çok çok teşekkür ederiz, size kolaylıklar diliyoruz, döndüğünüzde de tekrar görüşmek üzere hoşça kalın!

 

Okan Tüysüz: Çok sağ olun.

 

Gürhan Ertür: Evet telefon hattımızda Prof. Dr. Okan Tüysüz hocamız vardı, kendisiyle bugün saat 13:59’da gerçekleşen 5.7 büyüklüğündeki orta Marmara bölgesinde gerçekleşen depreme ilişkin bilgileri konuştuk.

Açık Dergi Perşembe Melis Behlil ile Sinemalardan

Açık Dergi Perşembe Beraber ve Solo Ahkâmlar (Açık Dergi’de yeni köşe) / 15 günde bir / Hazırlayanlar: Seyit Ali, Turgut Yüksel ve ve Mehmet Kekik

Farklı disiplinlerden 3 insanın müzik dinleme serüvenleri.

Açık Dergi Perşembe Sarı Tuğlalı Yol / Zeynep Arıca ve Burak Dinler / Müzikal Tiyatro’da bir gezinti

Müzikal tiyatro tarihinden klasikler hem ses kayıtları hem de sahne notlarıyla bu yayın dönemi Açık Dergi’de. Eski programcımız Zeynep Arıca’nın yanına sahne arkadaşı Burak Dinler’i alıp sunacağı Sarı Tuğlalı Yol’da amatör ve profesyonel müzik grupları da zaman zaman yayına konuk oluyor.

Açık Dergi Perşembe Fransız Öpücüğü (Gün ve saat değişikliği) / Hazırlayan: Devrim Özkan

Şansonların ötesinde çağdaş Fransızca müzik programı Fransız Öpücüğü bu yayın döneminde on beş günde bir, üstelik bir saatlik formatıyla Açık Dergi’de bizlerle. Devrim Özkan, özel profilleri ve muhtelif anekdotlarıyla güncel müziğin Fransızcasına bakmayı sürdürüyor.

Twitter.com/Fransız Öpücüğü

19:00 İklim Acil

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

İklimAcil! hafta içi 19.00, tekrarı 01.00’de. Hafta sonu 12.00, tekrarı 00.00’da.

20:00 – 21:00 Caz Orkestrası / Hülya Tunçağ / Dünden bugüne büyük caz / orkestraları

21:00 – 22:00 Sosyal Müzik (Yeni program) / Hazırlayanlar: Gonca Açıkalın, Sina Hakman)

acikradyo.com.tr/program/sosyal-muzik

“Caz ve cazdan etkilenen müzikler” şiarıyla yola çıkan programda, caz müziğine, cazla ilişkili ya da ondan esinlenip etkilenmiş müziklere yer veriliyor.

***

26 Eylül 2019 – McCartney

26 Eylül 2019

Nisan ayında Lennon parçalarının caz yorumlarını çaldığımız bir program yapmıştık. Şimdi sırada McCartney parçalarının caz yorumlarında…

Playlist:

Şarkıcı / Yorumcu Parça Adı Albüm Adı Süre
Renee Rosnes
With A Little Help From My Friends
Art & Soul
6:19
Jeff Beck
A Day In The Life
Performing This Week… Live at Ronnie Scott’s
4:46
Avishai Cohen
For No One
1970
3:14
Brad Mehldau Trio
And I Love Her
Blues and Ballads
9:25
Madeleine Peyroux
Martha, My Dear
Standing On The Rooftop
2:32
Beatle Jazz
Here, There and Everywhere
Another Bite of the Apple
5:33
Take 6
Got To Get You Into My Life
Iconic
3:57
22:00 Falan: Freeform Freakout (Yeni program) / Hazırlayan: Clint Willey

Kick Out The Jams programıyla Amerika’nın çığır açan müzisenlerini ele alan Clint Willey bu yayın dönemi funk kanallarında ve farklı sadaların zengin çeşit âleminde bir keşif gezisine çıkıyor.

23:00 – 24:00 Stalker / Fatih Rağbet ve Yıldırım Arıcı / Herkesin ve hiçkimsenin programı

stalkeracikradyo.blogspot.com/

24:00 – 01:00 Kılavuz / Bahadır Dilbaz / Türler arası

   bahadirdilbaz.blogspot.com/

01:00 İklim Acil

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

İklimAcil! hafta içi 19.00, tekrarı 01.00’de. Hafta sonu 12.00, tekrarı 00.00’da.