You are currently browsing the monthly archive for Ekim 2019.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/10/31

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak, Emre Gülşer

acikgaste_01-11-2019

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Cuma Sezin Öney’le Seyyare: Türkiye ve Dünya Olayları Arasında Paralellikler, Karşılaştırmalar

seyyare20191101

Seyyare kayıt arşivi

09:30 – 10:00 Cuma Alp Ulagay ile Spor

spor20191101

10:00 – 10:30 Duman / Yazan: Ivan Sergeyeviç Turgenyev / Okuyan: Eraslan Sağlam / İş Bankası Kültür Yayınları

Açık Radyo’da klasik edebiyat okumaları / İvan Sergeyeviç Turgenyev 200 yaşında

10:30 – 11:00 Tohumdan Hasada Ekolojik Yaşam / Buğday Ekibi (Leyla Aslan Ünlübay – Turgay Özçelik)

tohumdanhasadaekolojikyasam20191101

facebook.com/bugdaydernegi/

Tohumdan Hasada Ekolojil Yaşam kayıt arşivi

***

🌀 Doğa Derneği tarafından kurulan Doğa Kütüphanesi, 15 Kasım 2019 tarihinde Seferihisar’da açılıyor. 🐦

🌾 Buğday Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Aslan Ünlübay’ın hazırlayıp sunduğu Tohumdan Hasada Ekolojik Yaşam Programı’nda bu hafta Doğa Kütüphanesi konuşuluyor.

Doğa Derneği’nden Şeref Demirtaş‘ın konuk olduğu programımız, yarın (1 Kasım) saat 10.30’da Açık Radyo’da.

📻 Radyonuz Açık olsun! (94.9)

Açık Radyo’yu internetten dinlemek için: http://acikradyo.com.tr/stream/index.html

Kaçıranlar, daha önceki programların kayıtlarına buradan ulaşabilirler: http://acikradyo.com.tr/program/84105/kayit-arsivi

#BuğdayDerneği #TohumdanHasadaEkolojikYaşam #AçıkRadyo #DoğaDerneği #DoğaKütüphanesi

Görüntünün olası içeriği: yazı ve açık hava

11:00 – 12:00 Yeter ki İste / Hazırlayanlar: Elena Polyakova ve Alper Dalkılıç

yeterkiiste_1-11-2019

Ultra maratoncu çiftimiz Elena Polyakova ve Alper Dalkılıç’ın farklı disiplinlerden amatör ve profesyonel sporcu konuklarıyla alanlarındaki deneyimleri paylaştıkları Yeter ki İste, bu yayın döneminde bir saatlik bir program formatıyla dinleyiciyle buluşuyor.

***

Yeter ki isteYeter ki IsteElena PolyakovaAlper DalkılıçAlper Dalkilicultra maratonDünyayı Koşan ÇiftDünyayı Kosan Ciftradyopodcastsportif yaşama kültürüsportif yasam kultururadiomaster yüzmetraitletPınar Arpınar AvşarPinar Arpibar AvsarakademisyentriatlonLanguage Turkish

Master yüzme ve triatlon yarışlarının başarılı ismi, eski milli triatlet, akademisyen, sporcu ve spor organizasyonlarında aldığı görevler ile sporu yaşam biçimi olarak benimseyen Pınar Arpınar Avşar konuğumuz.

12:00 – 13:00 Caz Türbülans / Recep Şencan / Cazda serbest dolaşım

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 El Fueye / Ortaç Aydınoğlu / Tangonun büyülü kutusu

elfueye01.11.2019

1900’lerin başında Arjantin’de doğup dünyaya yayılmış olan tangonun serüveninde Buenos Aires’in arka mahallerinden, Paris’in balo salonlarına; grand tuvalet giyinip tramvaylarla gidilen dans gecelerinden, yırtık kotla gidilen eski bir fabrikada düzenlenen milongalara; gitar çalıp söyleyen halk ozanlarından, senfoni orkestralarına; Afrika ritimlerinden, Japon ezgilerine ve tabii ki hüznün en melankolik halinden, neşenin en deli haline…

İsmini, müziğine özgün tınısını veren körüklü bir kara kutudan alan El Fueye ile tangonun büyülü kutusunu açıyoruz.

14:00 – 14:30  Bir Yaşam Dili (Yeni program) / Hazırlayanlar: Deniz Spatar ve Canan İrtem

biryasamdili01.11.2019rec22.10.2019

İsmini Marshall Rosenberg’in Şiddetsiz İletişim – Bir Yaşam Dili kitabından alan programda, anlaşmazlık içindeki bütün tarafları empati ile can-ı gönülden dinleyerek anlama, bu yoldan bağlantı kurarak işbirliği zemini yaratma ve herkesin ihtiyacının gözetildiği ortak çözümler üretme sanatı olan Şiddetsiz İletişim, çeşitli boyutları ile ayrıntılı olarak ele alınıyor.

Facebook.com/Şiddetsiz İletişim Türkiye

14:30 – 15:30 Wanderer / Can Denizci / (Richard Wagner özel programı)

Doğumunun 200. yılında Richard Wagner özel programı. 19. yüzyıl operasının en önde gelen iki isminden biri olan ve müziğin üst dilinin üstadı sayılan Wagner’in hayatı ve eserleri Wanderer’de

15:30 – 16:30 Sinefil / Melis Behlil ve Yeşim Burul Seven / Sinemasever muhabbetleri

sinefil_01.11.2019

Sinefil kayıt arşivi

***

‘Merhaba Güzel Vatanım’: Yazar Ahmet Ümit ve yönetmen Cengiz Özkarabekir’le söyleşi

02 Kasım 2019

Fotoğraf: Açık Radyo

Sinefil’in konukları ‘Merhaba Güzel Vatanım’ filmiyle yazar Ahmet Ümit ve yönetmen Cengiz Özkarabekir.

16:30 – 17:00 Kavanozdaki Yıldız (Yeni program) / Hazırlayanlar: İsmail Başöz, Haluk Levent ve Mustafa Yılmazer

kavanozdakiyildiz01112019rec30.10.2019

Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin toplumsal ve ekonomik etkilerini  kapsamlı biçimde ele almaya gayret eden bir program.

***

Bugünün penceresinden geleceğin ayak izleri.

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Berna Kaytaz, Jak Kohen, Levent Öget ve Harun İzer

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20191101

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

***

Gezegenin Geleceği: 1 Kasım 2019

03 Kasım 2019
Fotoğraf: Change.org

Seyfe Gölü’nün Koruma İnisiyatifi, Kırşehir ili sınırları içerisindeki Seyfe Gölü’nün çöl olmaması için yetkilileri göreve davet eden bir kampanya başlattı.

Seyfe Gölü’nün Koruma İnisiyatifi, Kırşehir ili sınırları içerisindeki Seyfe Gölü’nün çöl olmaması için yetkilileri göreve davet eden bir kampanya başlattı. Change.org/SeyfeGolu adresinden ulaşılabilen kampanya, “Seyfe Gölü”nün kuruması demek binlerce göçmen flamingonun, leyleğin, pelikanın, kazın, ördeğin, martının yuvalarının yok olması demek.” diyor ve  Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak imzaladığımız Uluslararası Ramsar Sözleşmesi kapsamında bu gölü korumaya söz verdiğimizi yetkililere hatırlatıyor. Seyfe Gölü Koruma İnisiyatifi, bu kampanyayla Mucur Belediyesi, Devlet Su işleri ve Kırşehir Valiliği’ni önlem almaya çağırıyor. Kampanyada, Gölün kurumasına en büyük neden olarak Mucur Belediyesi tarafından Seyfe Gölü’nü besleyen yeraltı sularının kullanılması ve DSİ’nin açmış olduğu drenaj kanallarının gölü kurutarak çöl haline getirmesi gösteriliyor.  Seyfe Gölü’nün çöl olmaktan kurtulması için talepleri şu şekilde sıralanıyor: Mucur Belediyesi, içme suyunu Seyfe Kapalı Havzası’nın dışından tahsis etmeli.  Kırşehir Valiliği, gölün etrafında kaçak olan ruhsatsız keson kuyuları tespit edip kapatmalı. DSİ, 30 kilometrelik drenaj kanalını acilen kapatmalı. Kampanya metninde ayrıca şu konuların altı çiziliyor: “Bu adımlar ne kadar hızlı tamamlanırsa gölü kurtarmak o kadar mümkün. Göl kendi hakkı olan su kaynaklarına kavuşunca doğa kendini iyileştirmeye başlayacak. Birkaç yıl içinde göl yeniden canlanacak. Seyfe Gölü eskiden olduğu gibi yüzbinlerce kuşa yuva olacak.” Siz de, Change.org/SeyfeGolu adresindeki kampanyayı imzalayıp paylaşarak kampanya talebinin yetkililere daha güçlü iletilmesine destek olabilirsiniz.

Change.org’da kampanya başlatan Yenişehir Çevre Platformu, Bursa’nın Yenişehir ilçesinin Marmara’nın kimyasal çöplüğü olacağından endişeli. Change.org/YenisehirCopOlmasin adresinde devam eden kampanyada bu endişelerinin nedenini şöyle anlatıyorlar:  “Bursa Yenişehir ilçesine 11 km mesafede Kirazlıyayla mahallemizde özel bir şirket tarafından yapılmak istenen Kurşun, Çinko, Bakır Zenginleştirme Tesisi ve Atık Barajının bölgemiz üzerinde yıkıcı etkileri olacağını görüyoruz. 345 hektarlık ruhsat alanına sahip işletme İznik Gölü Uzun Mesafe Koruma bandında yer almakta. Söz konusu işletmede sadece Kirazlıyayla maden bölgesinden değil, Kütahya, Balikesir ve Çanakkale illerinden de cevher getirilecek ve işlenecek.” Günde 1000 ton, yılda 300.000 ton cevher işleneceğini ifade eden Yenişehir Çevre Platformu, her gün 894 ton zehirli balçığın topraklarına gömüleceğini ifade ediyor. Tarım alanları, yer altı ve üstü sularının tehlikede olduğunu söyleyen platform, kampanya metnine ayrıca şu bilgilere yer veriyor: “Kirazlıyayla Proje Alanı deprem bölgesinde yer almakta. Kirazlıyayla’da yaşanacak  bir kaza köyün konumu itibariyle hem İznik Gölü havzasını hem de Yenişehir ovasını tehdit etmekte.” Yenişehir Çevre Platformu’nun kampanyasına destek vermek isterseniz Change.org/yenisehircopolmasin adresi üzerinden imza verebilirsiniz.

Göreme’nin Milli Park statüsünden çıkarılması sonrasında Change.org’da birden fazla kampanya açıldı. Davut Gürler’in başlattığı ve Change.org/Goreme adresinden ulaşılabilen kampanya Göreme Vadisi’nin tekrar “Milli Park” statüsüne alınarak korunmasını talep ediyor. Kampanya metninde Davut Gürler şu ifadelere yer veriyor: “Kapadokya gibi doğal bir güzellik avuçlarımız arasından kayıp gidiyor. Cumhurbaşkanlığı kararı ile Göreme Vadisi ve çevresi “Milli Park” statüsünden çıkarıldı. Göreme’ye yeni binalar, oteller yapılsın istemiyoruz. Göreme Vadisi’nin tekrar “Milli Park” statüsüne alınarak korunmasını istiyoruz. Göreme Milli Parkı, 1985’te UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınmıştı. Ardından Bakanlar Kurulu’nun aldığı kararla 1986 yılında ‘Göreme Tarihi Milli Parkı’ ilan edilmişti. Göreme Vadisi ve çevresi 22.10.2019 tarihinde yayımlanan resmi gazete kararı ile “Milli Park” statüsünden çıkarıldı. Bu karar ile büyük yapılar, doğa tahribatları ve AVM’ler bizi bekliyor. Biz tek başımıza sesimizi duyuramayacağımızın farkındayız. Bunun için sizin desteklerinize ihtiyacımız var.  Sen de Göreme Vadisi’nin Milli Park statüsünün korunmasını istiyorsan Change.org/Goreme adresini ziyaret ederek imzanı ekleyebilirsin.

Bodrum Turgutreis Kültür ve Dayanışma Derneği, Turgutreis’e yapılması planlanan askeri sahil güvenlik limanına karşı bir kampanya başlattı. Change.org/Turgutreis adresinde bulunan kampanyada D-Marin’den daha büyük bir liman olacağını ifade ediyor ve bu projenin Turgutreis için sosyal, kültürel, doğal yaşam ve turizm açısından hiçbir değer kazandırmayacağını, aksine sahil şeridinin yok olmasına neden olacağını söylüyor. Kampanyanın talebi devasa askeri limanın Turgutreis merkezinin yerine, alternatif yere, şehir merkezinin dışına taşınması. Turgutreis Kültür ve Dayanışma Derneği’nin bu kampanyasına destek vermek isterseniz Change.org/Turgutreis adresini ziyaret edebilirsiniz.

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Eser Epözdemir – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

***

***

Adaların Sesleri

01 Kasım 2019
01 Kasım 2019 tarihinde Açık Radyo’da yayınlanmıştır.

Dünya Mirası Adalar ve Açık Radyo işbirliğinde gerçekleşen İstanbul Prens Adaları’nın Sesleri başlıklı yuvarlak masa etkinliği, canlı yayın olarak, 2 Kasım Cumartesi günü, saat 14.00 – 17.00 arası, dünyamirasıadalar facebook sayfasındaki linkden ve sosyal medya üzerinden izlenebilecek.

16. İstanbul Bienali’yle beraber, içinde bulunduğumuz Antroposen çağının sonuçlarını düşünürken, megakent İstanbul’un bu kadar yakınında, zengin biyoçeşitliliği hızla tahrip olan Prens Adaları’nı akla getirmemek mümkün değil.

İstanbul Prens Adaları Marmara Denizi’nin ortasında İstanbul’a hem yakın hem uzak bir noktada doğal kalabilmiş kıyılarıyla, ormanlarıyla, bitki örtüsü, denizaltı ve üstü canlıları, göçmen kuşlarıyla nadir bir ekolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapıyor. Ancak, Adalar İstanbul’un dibindeki konumuyla, megakentin büyüme hamlelerinin tüm tahribatını ensesinde hissediyor, hatta Yassıada ve Sivriada’daki inşaatlar nedeniyle, balıklarının, mercanlarının ve deniz hayatının yokoluşunu birebir yaşıyor. Gündelik ziyaretçi yoğunluğunun ortaya çıkardığı çöp atıkları, orman yangınları tehlikesi, artan imar baskısı karşısında canlıları ve doğal varlıkları ile Adalar ekolojik krizin bir sahnesi haline geliyor. Adalarda neye tutunarak bu kırılganlaşan ekolojiyi ve onunla birlikte gelen sosyal doku erozyonunu tamir etmeye başlayabiliriz? Adalardaki canlılar ve doğa varlıklarıyla beraber parçası olduğumuz ekolojik döngüyü nasıl devam ettirebiliriz? Adaları tüm varlıklarıyla ve doğasıyla birbirini besleyen bir ekosistem olarak korumanın hem Adalar hem İstanbul için önemini kamuoyuna nasıl anlatırız? Māori’lerin Te Awa Tupua nehrini yasalar önünde hak sahibi olarak kayıt ettirmeyi başarmalarındaki gibi Adaların doğası ve varlıklarıyla bir bütün olarak hak sahibi olmasını sağlayabilir miyiz?

Bu sorulara yeni bir bakış açısı sunacağına emin olduğumuz, Adalardan ve İstanbul’dan birbirinden değerli sosyal bilimci, aktivist, üretici, sanatçı, araştırmacıyı bir araya getiriyoruz. Temel olarak yukardaki sorular altında topladığımız, iç içe geçen birçok meseleyi beraber düşüneceğimiz, her konuğun masaya bir fikir ekleyebileceği bir canlı yayın etkinliği olacak bu buluşma. Canlı yayın İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından gerçekleştirilecek ve DECOL tarafından, “arttırılmış gerçeklik” kullanılarak yeni bir boyut kazanacak.

İstanbul Prens Adaları’nın Sesleri masasında konuşacak olanlar sırasıyla şu kişiler:

Ergün Bacak (Ornitolog, kuş gözlemcisi, öğretim üyesi, lisanslı kuş halkalamacısı)

Ünal Akkemik (İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Prof. Dr., Türkiye Ormancılar Derneği Marmara Şubesi Başkanı ve ÇEKÜL Yönetim Kurulu Üyesi)

Uçman Sungur (Heybeliada da, İstanbul Arı Yetiştiricileri Birliği’nin üyesi olarak Arı Ürünleri Üreticisi)

Hasan Cevad Özdil (Adalı sakin, Mimar)

Koray Kayaoğlu (Burgazada motorlu yük taşıma kooperatifinin kurucusu, Faytoncu)

Derya Tolgay (Adalı sakin, Açık Radyo yayıncısı,Dünya Mirası Adalar Girişimi gönüllüsü)

Volkan Narcı (Adalar Denizle Yaşam ve Spor Klubü Derneği Yönetim Kurulu Başkanı)

Yaşar Adanalı (Şehircilik uzmanı. Mekanda Adalet Derneği (MAD) kurucularından ve direktörü)

Mahir Ilgaz (350.org Türkiye, Doğu Avrupa ve Kafkas Ülkeleri ve Pasifik sorumlusu ve araştırma direktörü)

Defne Koryürek (Slowfood Uluslararası Konsey üyesi, yazar, aktivist)

Cem Dalyan (İstanbul Üniversitesinde, hidrobiyoloji alanında Dr. Öğr. Üyesi)

Nur Eda Topçu Eryalçın (İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi,, Doçent, Türk Deniz Araştırmaları Vakfı Yönetim Kurulu üyesi)

Yücel Sönmez (Hürriyet gazetesi Hafta Sonu eklerinde Doğa editörü ve Hürriyet Seyahat editorü)

Sibel Horada (sanatçı, 2017’de 12 sanatçı ile birlikte açtığı ‘Bir Batık Ada ve Yüzeyde Kalma Taktikleri’ sergisi küratörü)

Emin Mahir Başdoğan (Atlar ve faytonlarla ilgili bir çok dernek, platform ve inisiyatiflerde yer almakta)

Ömer Madra (Kurucu ortağı, genel yayın yönetmeni ve programcısı olduğu Açık Radyo’da 1995 yılında başladığı radyoculuk mesleğini halen sürdürüyor)

Atlas Sarrafoğlu (İstek Kemal Atatürk 8. sınıf öğrencisi, İklim Aktivisti, Fridays For Future Türkiye grup kurucusu)

Sera Tolgay (Şehir Plancısı, Kentsel Tasarım Stüdyosu’nun kurucusu, kentlilerin katılımını amaçlayan Muhit platformunun kurucu üyelerinden)

Murat Germen (fotoğrafı bir ifade / araştırma aracı olarak kullanan bir sanatçı, eğitimci ve arşivci)

Asu Aksoy, Derya Tolgay (Dünya Mirası Adalar Açık Radyo) ve Can Tonbil (Açık Radyo Programcısı, gazeteci ve iklim aktivisti), moderasyonu gerçekleştirecekler.

2 Kasım Cumartesi günü gerçekleşecek olan Yuvarlak Masa etkinliği ve canlı yayını, 16. İstanbul Bienali paralel programı kapsamında açılışını yapacak olan Adaların Sesleri/Islands Songlines başlıklı serginin bir parçası. Bu sergide, adını hem maddi hem de kültürel metamorfozu bünyesinde barındıran obsidyen taşından alan Studio Ossidiana, adalarda diğer canlılarla gelişen ilişkimizi yeniden gözden geçiren çalışmalarını sunacak. Sergi 3 Kasım’dan itibaren 10 Kasım tarihine kadar Pazartesi günleri hariç haftanın her günü, saat 13-16 arası Büyükada Anadolu Kulübü İkiz Köşkler’de gezilebilecek.

***

Görüntünün olası içeriği: 7 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve iç mekan
Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, oturan insanlar ve iç mekan
Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar
Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar
+77

Dünya Mirası AdalarSergi-Canlı Yayın-OrmanKokuluSofra/Studio Ossidiana-DMA-AçıkRadyo albümüne 80 yeni fotoğraf ekledi.

IKSV bienal paralel etkinlik sergisi açıldı. Dünya Mirası Adalar Açık Radyo programı, Studio Ossidiana ve Açık Radyo! birlikte, 2 Kasım Cumartesi günü, Büyükada Anadolu Kulübü’nde “Adaların Sesleri “başlığında sergi, sofra, yuvarlak masa ve canlı yayından oluşan bir etkinlik düzenledi. Sergide, Rotterdam’dan katılan 2018 yılı Prix de Rome ödülü sahibi Studio Ossidiana’nın Dünya Mirası Adalar Açık Radyo programında adalar ekolojisi ile ilgili yayınlanan söyleşilerden yola çıkarak yarattıkları Adaların Sesleri enstellasyonu, Anadolu Kulübü İkiz Köşklerde 2-10 Kasım 13.00-16.00 arası gezebilirsiniz.Adaların Sesleri başlıklı yuvarlak masa toplantısı canlı yayını da Dünya Mirası Ada’ların fb sayfasından ve youtube dan Pazartesi gününden itibaren izlenebilir.Ayrıca adalarda gerek yabani bulunan gerekse de yetiştirilen bitki, ot, sebze ve meyvelerden oluşan bir sofra sergi açılışa eşlik etti.
Emeği geçen herkese teşekkür ederiz.

Hafta boyunca Ben Bugün Bişey Öğrendim Yayına Hazırlayanlar: Doruk Yurdesin, Ozan Sezgin ve Rauf Kösemen

facebook.com/benbugunbiseyogrendim

Açık Dergi Cuma Ceyhan Usanmaz’la Bu Köşe Kitap Köşesi

***

Haftanın kitabı ‘Normal Nefes Almaya Devam Edin’: Çarpıp kaçan, derin tesirli, paranoyakça gerçekçi

02 Kasım 2019
Fotoğraf: Flickr

Çağdaş edebiyatı yakından takip ettiğini söyleyen birisinin, yolunun bir noktada Hakan Bıçakcı ile kesişmemesi bence pek olası değil. Yine de, diyelim ki bir şekilde bu gerçekleşti ve Hakan Bıçakcı’yla ilk defa, yakın bir zaman önce çıkan bu son kitabıyla tanıştık…

Öyküleri art arda geride bıraktıkça çevrenizde olup bitenlerin ayrıntılarına olan merakınızın, dahası gözlem gücünüzün arttığını, yaşadığınız kente bakışınızın değiştiğini düşünebilirsiniz. Maalesef çok da ‘mutlu’ edecek bir değişim değil bu. Hatta, Kafkaesk atmosferi hatırlatarak söylersek, bir dönüşüm daha çok. Tanıdık mekânların, suretlerin tuhaflaştığını hissedebilirsiniz mesela. “Hep aynı noktada maket gibi duran meymenetsiz güvenlik”in, gerçekten de balmumundan yapılmış bir heykel olmadığına emin misiniz örneğin? Daha yakından bakmanız gerekebilir bir sonraki sefer. Ya da mobilyacıda, tam da vitrininde ‘konforda son nokta’ sloganının yer aldığı üçlü kanepede yan gelip yatmış kişinin oranın bekçisi olup olmadığına bir daha bakın isterseniz… Kulağınıza sevdiğiniz bir müzik çalınmış gibi gelebilir kimi zaman, o müziği yalnızca siz mi duyuyorsunuz yoksa? Çevrenizdeki ‘betonarme bulamacından’ sıkıldığınızda nerede nefesleniyorsunuz? Duyularınızın rahatsızlık verecek şekilde keskinleşmesine alışmanız gerekebilir. Ama hiç panik yapmanıza gerek yok, ‘normal nefes almaya devam edin’!

Hakan Bıçakcı’nın kitaplarını biraz daha yakından takip edenleri ise biraz daha ‘öngörülebilir’ bir süreç bekliyor. Metinlerdeki rüya ile gerçeklik sınırlarının muğlaklaşmasına, garip tesadüflere, tuhaflıklara biraz daha alışkınlar ne de olsa! Zaten kimi zaman Hakan Bıçakcı da hazırlıyor okurları; şöyle başlıyor mesela bir öykü: “Tuhaflıklar dördüncü gün başladı. Tuhaflıkların genel seyrinin aksine gündüz. Hatta sabah kahvaltısında. Her şey bununla kalsa manasız bir acayiplik olarak unutulup fitmeyi hak edecek türden bir vakaydı. Ancak devamında olup bitenlerle birlikte düşünüldüğünde, her şeyin başlangıcı olduğu ortadaydı.”

Karar vermek kolay değil: Hakan Bıçakcı’nın romanlarıyla söz konusu atmosfere yavaş yavaş mı dahil olmalı (ama bir noktada okurlar da romanın yarattığı anafora kaçamayacak kadar kapılıyor) yoksa yeni kitabı ‘Normal Nefes Almaya Devam Edin’deki gibi “çarpıp kaçan, derin tesirli, paranoyakça gerçekçi” öykülerini mi tercih etmeli?

kapak

NORMAL NEFES ALMAYA DEVAM EDİN

Hakan Bıçakcı

İletişim Yayınları, 2019, 187 s.

Açık Dergi Cuma Zîn (Açık Dergi’de yeniden köşe) (15 Günde 1) / Hazırlayan: Mehmet Said Aydın

Yazar ve editör Mehmet Said Aydın Açık Dergi’ye geri dönüyor. Farklı kültürlerden ve alfabelerden beslenen Türkiye Edebiyatı’nın tarihinden notlar ve güncel gelişmeler, tartışmalar her hafta Açık Dergi’de.

Açık Dergi Cuma Duygular Sözlüğü ( Açık Dergi’de yeni köşe) / Yazan: Tiffany Watt Smith / Çeviren: Hale Şirin / Okuyan: Ömer Madra / Kolektif Kitap

Neredeyse her şeyin sözlüğünü yayınlama sürecine giren Açık Dergi yeni yayın döneminde duyguları da işin içine karıştırmaya karar verdi! Tiffany Watt Smith’in kaleme aldığı ve Kolektif Kitap tarafından Türkçe’ye kazandırılan Acımadan Zevklenmeye Duygular Sözlüğü, Ömer Madra’nın sesinden Cuma akşamları birer maddeyle radyo yayınına karışıyor.

Açık Dergi Cuma Serbest Atış (Açık Dergi’de yeni köşe – 15 Günde 1) / Dünya Basketbol Gündemi / Hazırlayanlar: Mehmet Çopuroğlu ve Kayhan Ergin

Volkan Ağır ve Utku Gökerküçük’ün hazırlayıp sunduğu Efektif Pas bu yayın döneminde bir ara veriyor. Yerine, bir basketbol programı olan Serbest Atış geliyor.

Açık Dergi Cuma Normalin Sınırları / Klinik Felsefe Sohbetleri / Alper Hasanoğlu ve Bülent Usta

normalinsinirlari20191101

“Normalin Sınırları”nda, insanları hapseden bireysel ve toplumsal sınırların ve kalıpların ötesine geçip, dinleyicilerin kendilerine ve hayatlarına başka bir açıdan bakabilmesinin olanakları araştırılan bir ‘klinik felsefe’ programı.

Teoriyle uygulamayı birleştiren yazı ve çalışmalarıyla tanınan psikiyatristlerin, psikoterapistlerin, felsefecilerin ve edebiyatçıların konuk olarak yer aldığı yayın; günümüzde ilaç tekelinin baskısı altında insanın doğasına ait normal ve doğal acının bir hastalık olarak tanımlanması tehlikesi karşısında normali koruma çabası.

“Normalin Sınırları”nı, psikiyatrist, psikoterapist, yazar Alper Hasanoğlu ile antropolog, psikoterapist, yazar Bülent Usta birlikte sunuyor.

***

Bu programda ÖFKE’yi konuşacağız

Açık Dergi Cuma Mazruf (Açık Dergi’de yeni köşe) (15 Günde 1) / Hazırlayan: Murat ‘mrt’ Seçkin ve Audioban

İki haftada bir yayımlanan “Mazruf” müzik sektöründe, özellikle bağımsız sahnede yer alan kolektif, müzisyen ve projelerin yanı sıra, sahne arkası – yani masabaşı –işleri yüklenen ekip ve kişilerin seslerine de kulak veriyor. Mülakatlar ve bolca müzik eşliğinde ve 15 günde bir.

19:00 İklim Acil

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

İklimAcil! hafta içi 19.00, tekrarı 01.00’de. Hafta sonu 12.00, tekrarı 00.00’da.

***

Nereden çıktı bu iklim aktivistleri?

01 Kasım 2019
Fotoğraf: vox.com

Yokoluş İsyanı’ndan iklim aktivisti Elif Ünal, 2005’ten itibaren ivme kazanan Türkiye’deki iklim hareketlerinin serüvenini yazdı.

(Bianet)

Gördünüz mü, küçük yaşta çocukların da aklını karıştırmışlar? Çocuklar okula gitmek yerine greve çıkıyormuş. Hep yurtdışından öğreniyorlar, Amerika’nın kuklası çoğu. Bir de Türkiye’yi şikâyet ediyorlarmış Birleşmiş Milletlere! Ne günlere kaldık…

İklim hareketlerinin Türkiye’de yeniden yükselmesiyle birlikte bu ve bunun gibi eleştiriler özellikle sosyal medyada daha da artmaya başladı. Hal böyle olunca ben de cevaplamak istedim: Sahi nereden çıktı bu iklim aktivistleri?

Küresel soruna küresel çözüm

Türkiye’deki iklim hareketinin küreseldeki hareketlerle bağlantılı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ne zaman ki yurt dışında bir hareketlenme olsa Türkiye’de de bunun bir yansıması oluyor. Bunun dışında bilim insanları tarafından yayınlanan raporlar, aşırı hava olayları gibi iklim krizinin gözle görülür etkileri, uluslararası anlaşmalar ve zirveler iklim hareketlerini tetikleyici bir etki yapıyor. Ülkenin o andaki siyasi atmosferi de elbette hareketin yükselmesine veya sönmesine sebep olabiliyor.

İlk hareketlenmeler

Türkiye ekoloji mücadelesinin oldukça eski olduğu bir ülke. Özellikle 1990lı yıllarla gelen ekonomik büyüme sevdası sonucunda yapılan termik santraller, maden ocakları, taş ocakları, HES’ler, nükleer santraller bu mücadelelerin temelini oluşturuyor. Her ne kadar termik santraller iklim krizinin başlıca sebeplerinden de olsa buradaki protestolarda iklim krizi bir gerekçe olarak yer almıyor. Bu durumun ilk defa kırıldığı eylem ise Greenpeace üyeleri tarafından 2005 yılında yapıldı. Çanakkale’de bulunan Çan Termik Santrali’nin soğutma kulesine tırmanan aktivistler santralin küresel ısınmaya katkısı sebebiyle protesto etti.

Dönüm noktası 2005 yılı

2005 yılı aynı zamanda iklim krizine karşı sokak hareketlerinin başladığı yıl. Çünkü yılın başında 1997’de imzaya sunulan Kyoto Sözleşmesi yürürlüğe girdi. ABD ve Avustralya’nın anlaşmaya taraf olmaması ise büyük tepkilere yol açtı. 3 Aralık’ta Açık Radyo ve Küresel Barış ve Adalet Koalisyonunun çabalarıyla gerçekleşen “Küresel Isınmaya Karşı Küresel Eylem’’ gününde Türkiye’de de binlerce kişi ilk defa iklim krizi konusunda kitlesel olarak sokağa çıktı. bianet de bu dönüm noktası eylemi “Küresel Isınmayı Fark Edenler Üç Bin Kişiydi” başlığı ile servis etmiş.

Takip eden yıllarda Türkiye’nin Kyoto Protokolünü imzalamaması üzerine birçok imza kampanyası, etkinlik ve sokak protestosu gerçekleşti. 2007 yılında bu doğrultuda İklim Değişikliği Küresel Eylem Günü, Başka bir Enerji Mümkün ve Durdurabiliriz isimleri altında kitlesel mitingler düzenlendi. Tanıdık geldi değil mi? Şu anda Paris Anlaşması için yapılan talepler o zaman da Kyoto için yapılıyordu, çok bir şey değişmemiş gibi duruyor.

2007 yılında Kyoto Protokolü için yapılan eylemlerden kareler…

Kyoto Protokolü nedir?

Kyoto Protokolü, sera etkisi yaratan karbon emisyonlarını kısmak üzere sanayileşmiş ülkelere çeşitli hedefler belirleyen uluslararası bir anlaşma Protokol ile gelişmiş ülkelerin sera gazı emisyon hedeflerine ulaşabilmek için, diğer ülke veya şirketlerin salınım haklarını satın alabilmesinin önü açıldı. 1997’de hazırlanan protokol Rusya’nın da taraf olmasıyla 2005 yılında yürürlüğe girdi. Türkiye ise 2009 yılında taraf oldu.

Ekonomik kriz iklim krizinin önüne geçiyor

Ne yazık ki iklim hareketinde 2005’te başlayan bu ivmelenme 2008 ekonomik kriziyle birlikte bir duraklamaya girdi. Türkiye’deki hareket de bundan etkileniyor ve hareketin tekrar hız kazanması 2009 yılında Türkiye’nin Kyoto Protokolü’nü meclisten geçirmesiyle birlikte oldu.  Bu olumlu atmosfer ile Küresel Eylem Grubu ismi altında toplanan çevreciler birçok yürüyüş ve etkinlik organize edildi.

10.10.10 tarihli iklim mitingi

Geziyle gelen yükseliş OHAL ile sönüyor

Tarihler 2010 yılında 10. ayın 10. gününü gösterdiğinde ise 350 hareketi ve Küresel Eylem Grubu birlikte Taksim’de üç bin kişinin katıldığı bir miting düzenlendi. 188 ülkenin dahil olduğu eylem dünyada gerçekleşen en büyük iklim krizi karşıtı eylem olarak tarihe geçti. Eylemler İzmir, Ankara, Yalova, Bodrum ve Adana’da da gerçekleşti.

New York’ta yapılacak iklim zirvesi öncesi çevreciler Küresel Eylem Grubu’nun çağrısıyla bu sefer de 20 Eylül 2014 tarihinde “Halkların İklim Yürüyüşü” adı altında bir araya geldi. Bu seferki talep ise iklim adaleti.

Gezi Parkı protestolarının sonrasında sokak hareketlerinde yaşanan ivmeyle sıklaşan iklim krizi karşıtı eylemler 2015 yılından itibaren gündemdeki savaşlar ile duraksamaya girdi. 2016 yılı darbe girişimi ve sonrasında iki yıllık OHAL süreciyle birlikte sokaklar sessizleşti.

Söz çocuklar ve gençlerde

Hareketin tekrar canlanması Ağustos 2018 tarihinde 15 yaşındaki İsveçli Greta Thunberg’in iklim krizine karşı her Cuma Parlamento önünde iklim için okul grevine çıkmaya başlamasıyla oldu. Greta’nın greviyle birlikte ilk defa küresel bir hareketin aktörleri henüz oy kullanamayan, bugünkü ekolojik yıkımda payı olmamasına rağmen sonuçlarından en çok etkilenecek çocuklar ve gençler oldu. Dünyanın dört bir yanındaki öğrenciler Fridays for Future (Gelecek için Cumalar) hareketi altında iklim için okul grevine çıkmaya başladı.

Türkiye’deki grevler ise o zamanlar 11 yaşında olan Atlas Sarrafoğlu’nun 15 Mart küresel iklim grevinde Bebek Parkında yapacağı greve çağrısıyla başladı. Küreseldeki hareketten farklı olarak bu grevin katılımcıları çoğunlukla ortaokul öğrencilerinden oluşuyordu. Bebek Parkı’na gelen öğrenciler Türkiye’de de uzun soluklu bir hareketin başlangıcını yaptılar.

24 Mayısta gerçekleşen ikinci küresel iklim grevinde sayılar katlanarak arttı. Bu kez grevlere liseliler de dahil oldu. 118 ülkeden 1.5 milyon öğrencinin çıktığı grev Türkiye’de dokuz şehirde 15 ilçede gerçekleşti.

Ya sıfır karbon gelecek ya sıfır gelecek

20 Eylül ve 27 Eylül tarihlerinde gerçekleşen sonuncu küresel iklim grevinde ise öğrenciler yetişkinleri de iklim için harekete geçmeye çağırdı. Ya sıfır karbon gelecek ya sıfır gelecek sloganı altında bir araya gelen ekoloji örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve hareketler Sıfır Gelecek kampanyasının arkasında greve destek vereceklerini açıkladı.

23 Eylül’deki Birleşmiş Milletler İklim Zirvesine dikkat çekmek için yapılan grevde, Türkiye’de 20 farklı şehirde 10 bin kişi sokaklara çıktı, 40 bin kişi ise okullarda grev yaptı. Dünyada 7.6 milyon kişinin katıldığı grev hem Türkiye’de hem de dünyada bugüne kadar gerçekleşmiş en büyük iklim krizi eylemi oldu.

72 ülke yokoluş isyanında

İklim hareketlerinden bahsedip de kendimin de içinde bulunduğu Extinction Rebellion (Yokoluş İsyanı) hareketinden bahsetmemek olmaz. Yokoluş İsyanı Greta Thunberg ile neredeyse aynı zamanlarda Birleşik Krallık’ta ortaya çıktı. Şu anda ise 72 ülkede faaliyet gösteriyor.

İklim acil durumu ilan edilmesi, karbon emisyonlarının sıfırlanması ve yurttaş meclisi talepleriyle yola çıkan hareket barışçıl sivil itaatsizlik yöntemini kullanıyor. Türkiye’de de 2018 Kasım ayından itibaren faaliyet gösteren Yokoluş İsyanı iklim krizine dikkat çekmek için performatif eylemler yapıyor.

Nice iklim aktivistlerine

Şu andaki iklim hareketleri her ne kadar kullandığı yöntemler ve ön plandaki aktörleri konusunda önceki hareketliliklerden ayrılsa da 2005’te ortaya çıkan hareketten bağımsız düşünülemez. Sonuçta bilim insanları uzun süredir dünyanın kötü gidişatı hakkında uyarılarda bulunuyor ve bunu değiştirmek isteyen insanlar da seslerini duyurmak istiyor.

Gerek Kyoto Protokolü olsun, gerekse Paris Anlaşması olsun hükümetler arasında uygulamaya konulan- çoğu zaman da konulmayan- düzenlemeler ise bu uyarıların yeteri kadar ciddiye alınmadığını gösteriyor. Zamanımız gittikçe daralıyor. Hal böyleyken önümüzdeki günlerde sokaklarda daha da çok iklim aktivisti göreceğe benziyoruz.

Paris İklim Anlaşması

Tarihin en büyük katılımlı ortak metni olan Paris İklim Anlaşması, sera gazı emisyonunu 2030’a kadar 56 milyar ton düşürmeyi ve bu sayede küresel sıcaklık artışının yüzyılın sonuna kadar 2 derecenin altında tutmayı hedefliyor.

2015 yılında Paris’te gerçekleşen COP21 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı) sırasında sunulan anlaşma, 2016’da yürürlüğe girdi.

20:00 – 21:00 Koyu Mavi / Gülçin Orgun / Türler arası

koyumavi_01.11.2019

koyumavi.org/

***

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

Gülçin Orgun  Koyu Mavi / Açık Radyo

Ginger Baker
The Graham Bond Organisation / Camels and Elephants
 
Cream / Sweet Wine
Blind Faith / Do What You Like
Ginger Baker’s Air Force / Let Me Ride
Fela Ransome-Kuti and the Africa’70 with Ginger Baker /
Let’s Start
Baker Gurvitz Army / People
Hawkwind / Space Chace
BBM / Waiting in the Wings
Ginger Baker / Ginger Spice
bu akşam
saat 20-21 arasında
Koyu Mavi’de.

21:00 – 22:00  Aşağı Mahalle / Ümit Baykara / New York Downtown Cazve ötesi…

twitter.com/asagimahalle

***

Günümüzün en yetenekli müzisyenlerinden üçünü bir araya getiren basçı Michael Formanek’in yeni üçlüsü Very Practical Trio, Even Better başlıklı albümlerinden seçmelerle Bu akşam saat 21:00 Açık Radyo > bit.ly/1isUhIt #listen #live #radio #jazz #bass #saxophone #guitar

Resim

22:00 – 23:00 Mint / Efkan Kula ve Mert Emcan / Gıcır cızır plâklar

mixcloud.com/mertemcan/

Alternatif rock’ın geçmiş ve günümüz klasiklerinin çalınacağı “Mint”te Stüdyo İmge yazarları; Efkan Kula ve Mert Emcan plak koleksiyonlarının en değerli single’larını hikayeleriyle birlikte çalıyor.

23:00 – 24:00 13 Melek / Yiğit Atılgan / Zamanın ruhundan bağımsız sesler

13melek-acikradyo362

Zamanın ruhundan bağımsız seslere kulak verdiğimiz 13 Melek bu yayın döneminde Cuma günleri 23.00’te.

24:00 – 01:00 Blackout / Gürkan Vayis ve Ümit Şenol / Kirli ve aksak ritimler ile Siyah müzikler

Yeni yayın döneminde Overphonic ve Blackout programları birleşip yollarına, Overphonic’in saatinde Blackout adı altında devam ediyor.

overphonic.blogspot.com/

mixcloud.com/overphonic/

blackout949.blogspot.com/

soundcloud.com/blackout949

01:00 İklim Acil

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

İklimAcil! hafta içi 19.00, tekrarı 01.00’de. Hafta sonu 12.00, tekrarı 00.00’da.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/10/30

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

acikgaste_31-10-2019

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Perşembe Seyfettin Gürsel’le Ekonomik Gidişat

ekonomikgidisat20191031

09:00 – 09:30 Dikilen Kaya / Standing Rock (15 günde 1) / Bikem Ekberzade

dikilen kaya, bikem ekberzade

Intro videosu

Intro ses

Bikem Ekberzade’nin yeni kitabı Standing Rock: Greed, Oil and the Lakota’s Struggle for Justice 3 Ocak 2019’dan itibaren her 15 günde bir sabah 9-9:30 arası Açık Radyo 94.9 FM’de ve acikradyo.com’da.

Twitter Dikilen Kaya hashtagi

Twitter/Bikem.Ekberzade

09:30 – 10:00 Güncel Hukuk Dergisi’nde bu ay (Ayda 1)

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü / Oldies

10:30 – 11:00 Ekonomi&Ekoloji / Pelin Cengiz, Barış Gençer Baykan, Serkan Ocak ve Mahir Ilgaz

ekonomiekoloji20191031

Ekonomi Ekoloji kayıt arşivi

Facebook.com/Pelin Cengiz

11:00 – 11:30 Yeşil Bülten (Yeni program) / Hazırlayan: Utku Zırığ

yesilbulten31.10.2019

İMC Televizyonunun kült programı Yeşil Bülten bu yayın döneminde Açık Radyo’da

Yeşil Bülten kayıt arşivi

11:30 – 12:00 Açık Mimarlık / Hüseyin Kahvecioğlu, İpek Akpınar, Yağmur Yıldırım ve Cenk Dereli / Mimarlığın tüm halleri üzerine konuşmalar

acikmimarlik20191031

acikmimarlik.blogspot.com/

Açık Mimarlık facebook sayfası

Açık Mimarlık kayıt arşivi

facebook.com/yagmurlyildirim

***

Su tutmaya başlayan Ilısu Barajı günden güne büyüyor. Hasankeyf’in boşaltılması istendi, tarihi eserlerin kimisi taşınıyor ya da betonla kaplanıyor, 12 bin yıllık tarihe ve çok sayıda endemik türe sahip Dicle Vadisi haftalar içinde su altında kalabilir. #HasankeyfİçinGeçDeğil diyen Hasankeyf Koordinasyonu bugün saat 11.30’da Açık Radyo konuğumuz. Girişimden Ali Ergül ve Yiğit Ozar stüdyoda.

 

HASANKEYFGİRİSİMİ.NET
Elimize Ilısu Barajı gölünden 23 Eylül’e ait yeni resim ve 22 Eylül’e ait uydu görüntüleri geçti. Ağaşıda hepsini yapıştırdık. Görüldüğü üzere baraj gölü her gün biraz daha büyüyor ve köyleri, tarım arazilerini ve tarihi alanları yutuyor. Bu yıkımı durdurmak iç…

12:00 – 12:55 Afrikon (Yeni program) / Hazırlayan: Ufuk Aktaş

“Afrika üzerinde dolaşan sesler” şiarıyla yolan çıkan programda her hafta Afrika’nın başka bir ülkesinden geleneksel ve gelenekselden beslenen yeni icralar dinliyoruz.

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 Aheng-i Hengâme / Alper ve Esra Kaliber / Soul, Funk ve Afrika müzikleri

31ekim2019ahengihengamehannahwilliamstheaffirmations

 ahengihengame.blogspot.com/

14:00 – 14:30 Günün ve Güncelin Edebiyatı / Seval Şahin / Romanlar, Hikâyeler, Kahramanlar

gununguncelinedebiyati31.10.2019rec.24.10.2019.manifold

twitter.com/sevalsahinn/media

Günün ve Güncelin Edebiyatı kayıt arşivi

Twitter.com/Guncel Edebiyat  

***

Bu perşembe 14:00’da konuğumuz Esen Karol ile Manifold’u konuşuyoruz.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, gülümseyen insanlar, oturan insanlar ve çizgiler
***
***

Esen Karol ile Söyleşi: Manifold

01 Kasım 2019
31 Ekim 2019 tarihinde Açık Radyo’da yayınlanmıştır.

Günün ve Güncelin Edebiyatı podcast servisi: iTunes / RSS

Bu hafta programımızda Esen Karol ile Manifold’u konuştuk.

Manifold için bkz:

https://www.manifold.press

Programımız hakkında Soru ve önerileriniz içinTwitterFacebook 

14:30 – 15:30 Notalarla Sohbet / Zerhan Gökpınar / Açıklamalı ve karşılaştırmalı bir klasik müzik programı

Notalarla Sohbet – Zerhan Gökpınar

***

Bu hafta Notalarla Sohbet programımızda Cumhuriyet ilkeleri doğrultusunda müzik alanında yetişmiş gencecik müzisyenlerimizin beste ve eser seslendirmelerini dinliyoruz, saat 14.30/94.9 Açık Radyo’dayız, sohbetimize bekleriz🎶🎤🎧
www.acikradyo.com.tr

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, gülümseyen insanlar, yazı

15:30 – 16:30 Hukuk Güvenliği (Yeni program) / Hazırlayanlar: Bahri Belen ve Aynur Tuncel

hukukguvenligi20191031

Hukuk güvenliğinin enine boyuna konuşulduğu programın sürekli konuğu Aynur Tuncel bu yayın döneminde aslî programcı kadrosuna dahil oldu.

16: 30 – 17:00 Biofilia (Yeni program) / Hazırlayan: Nurhan Keeler

biofilia31.10.2019

Evrenin Suyuna Giden Tasarım programının zaman içinde eko-tasarım sınırlarını aşıp yeni bir programa dönüştü: Biofilia. Doğayla, diğer canlılarla, kültür ve tasarımla kurulan özenli ilişkiler üzerine bir program

twitter.com/nurhankeeler

Biofilia Fotoğraf Albümü

facebook.com/nurhan.keeler

***
Biofilia bugün 16.30’da 94.9 Açık Radyo’da
Konulardan biri tekstilde geri dönüşüm;
İsveç’in en ünlü iki perakende devi IKEA ve H&M’in 2030’a kadar tedarik zincirlerini temiz ve zararsız hale getirme hedefleri var: IKEA sadece geri dönüşümlü ve yenilenebilir malzemeler kullanan ve satın almak yerine mobilya kiralamayı teşvik eden, ‘döngüsel’ bir şirket olma hedefine sahipken H&M, tüm kıyafetlerini geri dönüştürülmüş veya sürdürülebilir kaynaklı tekstillerden üretmeyi hedefliyor.
İki şirket, geri dönüştürülmüş malzemelerin bileşimini ve bunların nasıl kullanılacağını daha iyi anlamak üzere güçlerini birleştirmişler: Kullanılmış pamuk bazlı kumaşlardan 166 örnek alıp kimyasal bileşimlerini belirlemek için 8,000 test yaptılar. Sonuçları da Vancouver’da düzenlenen yıllık Tekstil Sürdürülebilirlik Konferansında sundular…..
Müzik Red Hot Chili Peppers’dan By The Way ve Kraftwerk’den Autobahn’ın kısa bir bölümü
Fotoğraf açıklaması yok.

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Berna Kaytaz, Jak Kohen,Levent Öget ve Harun İzer

facebook.com/pages

dunyanincazi-loget.blogspot.com/

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20191031

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

***

Gezegenin Geleceği: 31 Ekim2019

03 Kasım 2019
Fotoğraf: Birgün

Çanakkale Valiliği’nin ihalesini iptal ettiği 17 JES projesinden Ayvacık Babadere’deki jeotermal enerji santralı için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı “ÇED Gerekli Değil” diyerek süreci yeniden başlattı.

Altınbaş Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi öğretim üyesi, ekonomist, yazar Prof. Dr. Emre Alkin, enerji ve elektrik gündemine dair önemli açıklamalarda bulundu. Alkin, Türkiye’de kullanılan elektrik enerjisinin bir önceki yıla göre %2,2 artarak 303,3 milyar kilovata ulaştığını, 2019 yılı itibari ile kurulu gücümüzün kaynaklara göre dağılımının; %31,4’ü hidrolik enerji, %29’u doğalgaz, %22,4’ü kömür, %8,0’ı rüzgar, %6,0’ı güneş, %1,5’i jeotermal ve %1,7’si ise diğer kaynaklar şeklinde olduğunu vurguladı. Alkin, “Buna karşın Türkiye’de kullanılan elektriğin büyük bir çoğunluğu hâlâ yurt dışından ithal ediliyor. 2019 Eylül ayı elektrik ithalatı 168 milyon 33 bin kilovat saat olarak açıklandı. Her geçen gün ülkemizde elektrik üretimine yönelik yeni santrallar açılmasına karşın enerjide dışa bağımlılığımız devam ediyor. İthal edilen her bir kilovatsaat elektrik, ülke ekonomisini olumsuz etkiliyor.” dedi. Ülke ekonomisinin cari açığa olan etkisini azaltmanın tek yolunun temiz ve yerli enerji üretiminden geçtiğini ifade eden Alkin, “Ülkemiz pek çok doğal enerji kaynağı açısından dünya sıralamasında ilk 5 ülke arasında yer alıyor. Öte yandan küresel ısınma ve iklim değişikliği her geçen yıl etkisini daha da hissettiriyor. Temiz ve yenilenebilir olmayan enerji üretiminde ortaya çıkan karbon emisyonları, aşırı hava olaylarının şiddetlenmesine ve her geçen gün doğal enerji kaynaklarının daha da azalmasına neden oluyor” dedi. Tüm bu nedenlerden ötürü karbon emisyonunu artıran fosil yakıtlardan enerji üretimi yerine temiz enerji üretiminin artırılması ve desteklenmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Alkin, “Yenilenebilir enerji kaynağı olan güneş, jeotermal ve rüzgar enerjisi, aynı zamanda ülkemizin cari açığının kapanmasında da büyük rol oynayabilir. Temiz enerji sayesinde karbon salımını azaltarak, hem ülkemizde hem de dünyada küresel ısınmanın neden olduğu etkilerin minimize edilmesini sağlayabiliriz” dedi. Alkin, “Vatandaşın cebinden çıkan her bir kuruşun neredeyse çoğu elektrik faturalarına gidiyor. Harcadığımız enerjiyi verimli kullanmak çok önemli. Gelecek nesillere daha yeşil bir dünya bırakabilmek için temiz enerji kullanımına geçmek gerekiyor” diye konuştu.

Finansal düşünce kuruluşu Carbon Tracker’ın yayımladığı yeni bir rapora göre, AB’nin her 5 kömürlü termik santralından 4’ü kâr etmiyor. Rapor, yüksek teşvikler olmadan, sanayinin, maliyeti giderek düşen rüzgar ve güneş enerjisi ile geçici olarak ucuzlayan doğalgaz gücünün yarattığı uzun süreli rekabete dayanamayacağını ortaya koyuyor ve yatırımcıları ve politika yapıcıları kömür kullanımının 2030 yılına kadar tamamen durdurulmasına yönelik hazırlık yapmaları konusunda uyarıyor. Uzun vadede kömürü desteklemeyi tercih etmeleri durumunda, hükümetlerin çetin sorunlarla karşılaşacağı ifade edilen raporda, hükümetlerin şu seçeneklerden birini seçmek zorunda kalacağı vurgulanıyor: Maliyetleri işletmelere yüklemek ve hissedar değerini yok etmek; maliyetleri tüketicilere yüklemek ve faturaların yükselmesine neden olmak; ya da maliyetleri borç veya vergilerle karşılamak. Söz konusu raporun yazarlarından Matt Gray şunları ifade etti: “AB’nin kömür üreticileri nakit para kaybediyorlar, çünkü giderek ucuzlayan yenilenebilir enerjiler ve doğalgaz gücü ile rekabet edemiyorlar ve bu durum daha da kötüleşecek. Karar vericiler ve yatırımcılar en geç 2030 yılına kadar kömür kullanımını tamamen durdurmaya yönelik hazırlık yapmalılar.”

Birgün Gazetesi’nden Burcu Cansu’nun haberine göre, Çanakkale Valiliği’nin ihalesini iptal ettiği 17 JES projesinden Ayvacık Babadere’deki jeotermal enerji santralı için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı “ÇED Gerekli Değil” diyerek süreci yeniden başlattı. Yaşam savunucuları, JES sahası olarak belirlenen 17 farklı alanın çevresinde köyler ve yaşam alanları, dereler, göletler, antik kentler, turizm, tarım ve hayvancılık alanları olduğunu belirterek defalarca eylem yapmıştı. Yapılan eylemlerin ardından Çanakkale Valiliği,  toplam 358 bin 668 dönümü kapsayan 17 adet farklı alanı jeotermal enerjiye açmak için yapılacak ihaleyi iptal etti. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ise “ÇED gerekli değil” kararı ile özel bir şirketin Ayvacık Babadere’de JES projesinin önünü açarak süreci yeniden başlattı. Aynı alanda bir JES projesi daha yürüten şirket, güneydoğusundan Tuzla Deresi geçen alana ikinci JES’i kurmaya hazırlanıyor. Önemli sulama alanlarını kapsayan JES’in faaliyet alanında 10 santimetre civarında bitkisel toprak sıyrılacak ve 14 bin 102 ton hafriyat toprağı çıkacak. Kesilecek ağaç sayısının belirtilmediği proje tanıtım dosyasında, kontrollü durumda alandan çevreye saatte 1.550 kg toz yayılacağı belirtildi.

16 yaşındaki İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg, kendisine İskandinav Kurulu tarafından verilen çevre ödülünü reddetti. Thunberg, elinde güç bulunan insanların bilimi dinlemesi gerektiğini söyledi.  İskandinav Kurulu’nun yıllık olarak verdiği ödüle Thunberg’i İsveç ve Norveç aday gösterdi. Ancak Stokholm’de gerçekleştirilen ödül töreninde Thunberg’in temsilcisi genç iklim aktivistinin 52 bin dolar ödülü kabul etmeyeceğini söyledi.  ABD’de bulunan Thunberg, olay ile ilgili Instagram üzerinden açıklamalarda bulundu. “İklim hareketinin daha fazla ödüle ihtiyacı yok” yazan Thunberg, “İhtiyacımız olan siyasetçilerin ve elinde güç bulunanların bilimi dinlemesi” ifadelerini kullandı.

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Açık Dergi Perşembe Melis Behlil ile Sinemalardan

Açık Dergi Perşembe Beraber ve Solo Ahkâmlar (Açık Dergi’de yeni köşe) / 15 günde bir / Hazırlayanlar: Seyit Ali, Turgut Yüksel ve ve Mehmet Kekik

Farklı disiplinlerden 3 insanın müzik dinleme serüvenleri.

Açık Dergi Perşembe Sarı Tuğlalı Yol / Zeynep Arıca ve Burak Dinler / Müzikal Tiyatro’da bir gezinti

Müzikal tiyatro tarihinden klasikler hem ses kayıtları hem de sahne notlarıyla bu yayın dönemi Açık Dergi’de. Eski programcımız Zeynep Arıca’nın yanına sahne arkadaşı Burak Dinler’i alıp sunacağı Sarı Tuğlalı Yol’da amatör ve profesyonel müzik grupları da zaman zaman yayına konuk oluyor.

Açık Dergi Perşembe Fransız Öpücüğü (Gün ve saat değişikliği) / Hazırlayan: Devrim Özkan

Şansonların ötesinde çağdaş Fransızca müzik programı Fransız Öpücüğü bu yayın döneminde on beş günde bir, üstelik bir saatlik formatıyla Açık Dergi’de bizlerle. Devrim Özkan, özel profilleri ve muhtelif anekdotlarıyla güncel müziğin Fransızcasına bakmayı sürdürüyor.

Twitter.com/Fransız Öpücüğü

***

Yeni Albümler – 12

31 Ekim 2019

Fransız Öpücüğü’nün bu bölümünde, 2019’un Eylül ve Ekim aylarında yayınlanan Fransızca albümlerden seçtiğimiz parçaları dinledik. Programda; Vincent Delerm, Jeanne Cherhal ve Thomas Fersen gibi aynı jenerasyondan gelen sanatçıların yanı sıra Arno Ve Michel Jonasz gibi tecrübeli isimlerin yepyeni şarkılarına yer verdik.

31 Ekim 2019 tarihinde Açık Radyo’da yayınlanmıştır.

Programa, Fransız alternatif rock grubu Les Wampas’ın, “Sauver le monde” adlı albümlerinde yer alan C’est politique adlı parçayla başladık. Seksenli yıllarda Didier Wampas tarafından kurulmuştu grup. Diğer üyeleri arasında Jean-Michel Lejoux, Effelo Wampas ve Tony Truant gibi isimler yer alıyor. Les Wampas, on üçüncü stüdyo albümünü bir öncekinden yaklaşık iki buçuk yıl sonra, 18 Ekim’de yayınlamıştı.

Fransız pop müziğinin uluslararası alanda en fazla tanınan isimlerinden biri olan Mylène Farmer son stüdyo albümü “Désobessiance”ı 2018’in Eylül ayında yayınlamıştı. Geçtiğimiz haftalarda da bu albümde yer alan şarkılara da yer verdiği bir canlı performans albümünü piyasaya sürdü. Sentimantale, Des larmes ve Rolling stone gibi yeni parçaların yanı sıra Ainsi soit-je, Pourvu qu’elles soient douces ve Je te rends ton amour gibi klasiklerini de seslendirmiş sanatçı bu konserlerde. Farmer için Fransız müziğinin Madonna’sı demek yanlış olmaz. Gerek sahne şovları gerekse şarkılarına çektiği video kliplerle doksanlı yıllardan bu yana hep gündemde kalmayı başardı sanatçı. Son albümünde Amerikalı şarkıcı LP’yle bir düet yapmıştı Farmer, 2015’te de bu kez yine dünyaca ünlü bir başka isimle, Sting’le bir araya gelmiş ve onun Stolen Car adlı parçasını, şarkıya Fransızca sözler ekleyerek yorumlamıştı. Şarkının bu yorumu, iki hafta önce piyasaya çıkan canlı performans albümünde de yer alıyor.

Son iki ayda daha önce Fransız Öpücüğünde kariyerlerine yakından bakma imkanı bulduğumuz Vincent Delerm, Jeanne Cherhal ve Pierre Lapointe gibi pek çok isim yeni albümlerini yayınladı. Bu isimlerden biri de Thomas Fersen’di. Yeni albümü “C’est tout ce qu’il me reste”i de 27 Eylül’de piyasaya sürdü Fersen. Daha önceki şarkılarında vampirlerden, kurt adamlardan, hayaletlerden bahsediyordu bize sanatçı. Yeni albümünde; King Kong’u ve zombileri de eklemiş bu listeye. Les zombies du cimetière (Mezarlıktaki zombiler) adlı parçada, dolunayın olduğu bir akşam peşine düşen beş zombiden bahsediyor bize Fersen. Tabi şarkı bambaşka yerlere gidiyor her zamanki gibi ve parçanın sonunda Fersen’i salonunda zombilerle oturup televizyonda Çarkıfelek yarışmasını izlerken buluyoruz.

Rai müziğinin önde gelen isimlerinden Rachid Taha 2018’in Eylül ayında hayata veda etmişti. Geçtiğimiz 20 Eylül’de sanatçının ölümünden bir yıl sonra, onun daha önce yayınlanmamış parçalarının yer aldığı bir albüm çıktı piyasaya. Taha albümün kayıtlarını tamamlamak üzereyken geçirdiği kalp krizi sonucu hayata veda etmişti.  Sanatçının Clyde P adıyla da tanınan oğlu Lyes Taha süpervizörlüğünde tamamlanmış bu proje, albümün yapımcısı da Toma Feterman. “Je suis Africain” (Ben Afrikalıyım) adını taşıyor albüm. Oldukça ritmik parçaların yer aldığı neşeli bir çalışma bu. Kuzey Afrika melodileri, pop müzikle başarıyla harmanlanmış ve eleştirmenlerden de olumlu not aldı genelde. Albümün isim parçası da Idriss Badarou ve Yves Aouizerate imzasını taşıyor.

Geçtiğimiz aylarda kariyerine yakından bakma imkanı bulduğumuz Jeanne Cherhal, yeni stüdyo albümü “L’an 40” (Kırkıncı Yaş)’ı 20 Eylül’de yayınladı. 1978 doğumlu Jeanne Cherhal dolayısıyla kırklı yaşlara geldi artık,  albümüne de bu ismi vermiş bu yüzden. Bu çalışması aracılığıyla hayatının şu ana kadarki bölümünün bilançosunu çıkarmak istemiş adeta. Albümün kayıtları Paris ve Los Angeles’ta gerçekleştirilmiş. Jim Keltner ve Matt Chamberlain gibi müzisyenlerle çalışmış Cherhal. Albümün yapımcılığını da Sebastien Hoog üstlenmiş.

Kariyeri boyunca caz ve blues’u şansonla harmanlayan Michel Jonasz, yeni albümü “La Méouge, Le Rhone, La Durance”ı geçen hafta yayınladı. Bunların hepsi Fransa’dan geçen önemli nehirlerin isimleri. Yaptığı seyahatlerden ve kendisini etkileyen manzaralardan aldığı ilhamla kaydetmiş bu albümü Jonasz. Aynı zamanda Fransa’nın güneydoğusunda yer alan Haut-Alpes bölgesine bir saygı duruşu niteliği taşıyor bu çalışma. Albümdeki şarkılarda gezegenimizden, okyanuslardan, gökyüzünden ve bulutlardan bahsediyor Jonasz. Genel anlamda doğa sevgisi üzerine bir konçerto da diyebiliriz albüm için. Albümdeki şarkılardan biri de Baby c’est la crise ismini taşıyor. “Kriz var” cümlesini hemen her gün duyuyoruz artık aslında. Bu ekonomik bir kriz olabilir, bir sinir krizi olabilir ya da politika veya iklimle alakalı bir kriz. Özellikle Türkiye’de krizsiz bir günümüz geçmiyor örneğin. Jonasz da bunu ifade ediyor şarkısında ve eserlerinde farklı kriz hallerine yer veren Alain Bashung ve Carl Jung’a da selam göndermeyi ihmal etmiyor.

Asıl adı Keren Meloul olan 1978 doğumlu Rose, sahne adı için Mark Rydell’in 1979 yapımı The Rose adlı filminden ilham almış.  İlk albümünü 2006 yılında yayınlayan sanatçı; Louis Bertignac, Patricia Kaas ve Tina Arena gibi isimler için söz yazarlığı da yaptı aynı zamanda geçtiğimiz yıllarda. Rose’un yeni albümü 19 Eylül’de çıkmıştı piyasaya.

Kariyerine iki binli yıllarda başlayan ve o günden beri aynı çizgide devam eden Vincent Delerm, yeni albümü “Panaroma”yı 18 Ekim’de piyasaya sürdü. Albümde yer alan on şarkının sözü ve müziği kendisine ait. Parçaların düzenlemeleri içinse Clément Ducol, Keren Ann ve Yael Naim gibi farklı meslektaşlarıyla çalıştı. Albümün açılış şarkısı, Je ne sais pas si tout le monde adını taşıyor. Bu aynı zamanda Delerm’in çektiği bir belgeselin de adı. Sinemaya olan merakını biliyoruz sanatçının, eserlerinde beyazperdeden çeşitli referanslara yer veriyor. Bu belgeseli de 2017’de hayata veda eden ünlü aktör Jean Rochefort’a adamış. Rochefort da hayatının son rolünü Delerm için oynamış.

Kısaca önümüzdeki günlerde yayınlanacak albümlere bir göz atarsak: 1 Kasım’da, Yves Jamait’nin canlı performans albümü çıkacak piyasaya. Ayrıca Fransız müziğinin genç yeteneklerinden Pomme da ikinci stüdyo albümü Les failles’ı yayınlayacak. Bunun yanı sıra Marc Lavoine, yedi adet yeni şarkının da yer alacağı 3CD’lik bir Best of albümünü piyasaya sürecek. 8 Kasım’daysa Eddy Mitchell, Johnny Hallday ve Jacques Dutronc’u bir araya getiren “Les vieilles Canailles” adlı şovun kayıtlarını içeren albüm piyasaya çıkacak. Yine 8 Kasım’da adını son dönemde sinema dünyasında da sık sık duyduğumuz Philippe Katerine’in yeni albümü Confessions yayınlanacak. Lomepal, Angèle, Gerard Depardieu ve Camille gibi isimler de katkıda bulunmuş bu albüme. 15 Kasım’a geldiğimizde Telephone grubundan hatırlayacağımız Jean-Louis Aubert’in yeni stüdyo albümü “Refuge”ü görüyoruz. Son stüdyo albümü “Roc eclair”den tam 10 yıl sonra yeni bir çalışmasıyla hayranlarının karşısına çıkacak Aubert. Yine aynı hafta Celine Dion’un yeni albümü “Courage” da piyasaya çıkıyor. 15 Kasım haftasının bir başka albümü de Clarika, Romain Didier ve Cyril Mokaiesh gibi isimlerin Allain Leprest şarkılarını yorumladıkları “Leprest Symphonique”. 22 Kasım’da da dikkate çekici bir dizi albüm çıkacak piyasaya. Bunlardan biri Vincent Niclo’nun opera klasiklerini yorumladığı “Tenor”, bir diğeri de Julien Clerc’in en sevilen şarkılarını Calogero, Zaz, Vianney ve Christophe Maé gibi meslektaşlarıyla yorumladığı “Duos” adlı düetler albümü. Chirstophe Maé demişken, o da geçen hafta yeni bir albüm yayınladı. “La vie d’artiste” (Sanatçı hayatı) adını taşıyor, akla ilk etapta o ünlü Léo Ferré şarkısını getiriyor ama tarz olarak bir hayli farklı tabii ki. Albümdeki dikkat çeken şarkılardan biri Casting adını taşıyor. Bir şarkı yarışmasına hazırlanan genç bir sanatçı adayını konu alıyor şarkı. Onun heyecanını, hayallerini yansıtıyor bir anlamda.

Fransız alternatif pop müziğinin sevilen isimlerinden biri olan Sophie Huriaux ya da sahne adıyla La Grande Sophie, kariyerine 90’ların ortasında başlamıştı. 2005’te En İyi Çıkış Yapan Sanatçı dalında Victoire de la Musique ödülüne uzandı. 2013’te de La place “du fantôme” adlı çalışması Yılın En İyi Albümü seçildi. Yeni albümü “Cet instant”ı 13 Eylül’de yayınladı La Grande Sophie. Farklı tarzları denemiş bu çalışmasında. Hip hop tarzındaki Hier ve Cet instant, enstrümantal parça Huit clos ve a capella olarak seslendirdiği albümün son şarkısı Sur la pointe des pieds dikkat çeken parçalardan bazıları. Albümden çıkan ilk single ise Une vie (Bir hayat) adını taşıyor. Sözü ve müziği La Grande Sophie’ye, düzenlemesi ise Sébastien Berteau’ya ait.

Kanadalı olmasına rağmen özellikle son dönemde Fransa’da da önemli bir hayran kitlesi edinmeye başlayan Pierre Lapointe’in kariyerini ve albümlerini geçtiğimiz aylarda yakından incelemiştik. Yeni albümü “Pour déjouer l’ennui”yi 18 Ekim’de piyasaya çıkardı o da. Bu albümde yapımcı olarak Albin de la Simone’la çalışmış Lapointe. Hubert Lenoir ve Daniel Belanger gibi isimler de katkıda bulunmuş albüme. Ayrıca Clara Luciani ile yaptığı bir düete de yer vermiş Lapointe bu çalışmasında. Sanatçı her zamanki gibi tutkuyla hüzün arasında gidip geliyor seslendirdiği şarkılarda. Albünmde yer alan Le monarque de Indes adlı parçada, yeni alevlenmeye başlayan bir aşkın hissettirdiği duyguları ele almış Lapointe. İnsanın bunun gerçekten aşk mı yoksa geçici bir heves mi olduğuna dair kendini sorgulamasından bahsetmiş.

Belçikalı şarkıcı ve aktör Arno bu yıl yetmişinci yaşını kutluyor. Seksenlerin ortasında başlamıştı şarkıcılık kariyerine, o günden beri hırıltılı sesi ve kendine özgü yorumuyla ülkesinde olduğu kadar Fransa’da da haklı bir şöhret edindi. Yeni albümü “Santeboutique”i 13 Eylül’de piyasaya sürdü Arno. Santeboutique Belçika’da kullanılan ve gürültülü, karmakarışık bir sokak pazarını ifade eden bir deyim. Arno da günümüz Dünyasını böyle bir pazara benzettiğinden albümüne bu ismi koymuş.

Playlist:

Şarkıcı / Yorumcu Parça Adı Albüm Adı Süre
Les Wampas
C’est politique
Sauver le monde
3:23
Mylène Farmer & Sting
Stolen car
Live 2019
3:33
Thomas Fersen
Les zombies du cimetière
C’est tout ce qu’il me reste
3:53
Rachid Taha
Je suis Africain
Je suis Africain
3:42
Jeanne Cherhal
L’an 40
L’an 40
3:09
Michel Jonasz
Baby c’est la crise
La Méouge, Le Rhône, La Durance
3:21
Rose
Une bière, un croissant
Kerosene
2:20
Vincent Delerm
Je ne sais pas si tout le monde
Panorama
3:06
Christophe Maé
Casting
La vie d’artiste
4:24
La Grande Sophie
Une Vie
Cet instant
3:24
Pierre Lapointe
La Monarque des Indes
Pour déjouer l’ennui
2:51
Arno
Tjip Tjip c’est fini
Santeboutique
3:57

Kategori:

19:00 İklim Acil

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

İklimAcil! hafta içi 19.00, tekrarı 01.00’de. Hafta sonu 12.00, tekrarı 00.00’da.

20:00 – 21:00 Caz Orkestrası / Hülya Tunçağ / Dünden bugüne büyük caz / orkestraları

21:00 – 22:00 Sosyal Müzik (Yeni program) / Hazırlayanlar: Gonca Açıkalın, Sina Hakman)

acikradyo.com.tr/program/sosyal-muzik

“Caz ve cazdan etkilenen müzikler” şiarıyla yola çıkan programda, caz müziğine, cazla ilişkili ya da ondan esinlenip etkilenmiş müziklere yer veriliyor.

***

31 Ekim 2019 – Trafik Cezası

31 Ekim 2019

Trafikte en çok ceza, hız limitini aşanlara kesiliyormuş. İkinci sırada ise park cezaları varmış. İstanbul trafiğine maruz kalmak zaten başlı başına ceza! Bu gecenin müziklerini seçerken, trafikte başımıza gelen türlü durumu düşündük.
Aman dikkat! Bazı parçalar aşırı sürat yapma isteği uyandırabilir…

Playlist:

Şarkıcı / Yorumcu Parça Adı Albüm Adı Süre
Xploding Plastix
Treat Me Mean, I Need The Reputation
Amateur Girlfriends Go Proskirt Agents
4:58
Get The Blessing
Not With Standing
Bristopia
3:13
Nguyên Lê
People of Waterfalls
Overseas
5:42
Ishmael Ensemble
Tunnels
Tunnels – single
5:02
Aaron Parks
Digital Society
Little Big
7:56
St.Germain
Rose Rouge
Tourist
6:57
Moses Boyd
Drum Dance
Displaced Diaspora
5:14

***

Trafikte en çok ceza, hız limitini aşanlara kesiliyormuş. İkinci sırada ise park cezaları varmış. İstanbul trafiğine maruz kalmak zaten başlı başına ceza! Bu gecenin müziklerini seçerken, trafikte başımıza gelen türlü türlü durumu düşündük.
Aman dikkat! Bazı parçalar aşırı sürat yapma isteği uyandırabilir…
🚕
Sosyal Müzik her perşembe 21:00’de, 94.9 Açık Radyo’da.
🐢
http://acikradyo.com.tr/sosyal-m…/31-ekim-2019-trafik-cezasi
Fotoğraf açıklaması yok.

22:00 Falan: Freeform Freakout (Yeni program) / Hazırlayan: Clint Willey

Kick Out The Jams programıyla Amerika’nın çığır açan müzisenlerini ele alan Clint Willey bu yayın dönemi funk kanallarında ve farklı sadaların zengin çeşit âleminde bir keşif gezisine çıkıyor.

23:00 – 24:00 Stalker / Fatih Rağbet ve Yıldırım Arıcı / Herkesin ve hiçkimsenin programı

stalkeracikradyo.blogspot.com/

24:00 – 01:00 Kılavuz / Bahadır Dilbaz / Türler arası

   bahadirdilbaz.blogspot.com/

01:00 İklim Acil

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

İklimAcil! hafta içi 19.00, tekrarı 01.00’de. Hafta sonu 12.00, tekrarı 00.00’da.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow

democracynow.org/shows/2019/10/29

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

acikgaste_30-10-2019

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Nereye Doğru: Cengiz Aktar’la Geleceğe Bakışlar

nereyedogru20191030

Nereye Doğru kayıt arşivi

09.30 – 10:00 50. Yılında 68 Devrimi (Açık Gazete’de yeni köşe) / Tarih Vakfı’nın katkılarıyla.

30. yılını bir sergi, 40. yılını ise 6 dakika 8 saniyelik bir dizi program ile andığımız 68’in, 50. yaşını de es geçmiyoruz. Tarih Vakfı’nın katkılarıyla 68 Devrimini enine boyuna konuşuyoruz.

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü / Oldies

10:30 – 11:00 Açık Yeşil /Ümit Şahin ve Ömer Madra / Hayatın, politikanın ve sokağın çevre ekoloji gündemi

acikyesil20191030

Açık Yeşil kayıt arşivi

11:00 – 12:00 Metropolitika / Aysim Türkmen, Korhan Gümüş ve ve Murat Güvenç / Kent ve kentlilik üzerine tartışmalar

metropolitika20191030

Metropolitika kayıt arşivi

12:00 – 12:55 Hipnopompia (Yeni program) / Algı dürten müzikler / Hazırlayan: Emirhan Arapoğlu

Açık Radyo’nun öğlen caz kuşağında algı dürten, cazdan elektroniğe geniş bir alanda gezen yeni bir müzik programı.

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 Tuna’nın Beri Yanı / Muammer Ketencoğlu / Balkan ağırlıklı etnik müzik

Manos Loyzos (Yunanistan)

muammerketencoglu.com/

tunaninberiyani.blogspot.com/

facebook.com/ketencoglumuammer

facebook.com/muammerketencoğlu

***
zz1

14:00 – 14:30 Türlerin Yaşam Hakkı / Işıl Karaelmas / Gezegeni paylaştığımız canlıların özgürce yaşama haklarına dair her şey

turlerinyasamhakki30.10.2019rec29.10.2019

zz4

“Gezegeni paylaştığımız canlıların özgürce yaşama haklarına dair her şey” şiarıyla yola çıkan program; Türkiye ve dünyadaki hayvan hakları gündeminden, etik veganlık anlayışına; hayvansal ürünleri tüketmeyi bırakmaktan, sokak hayvanlarına yardım etmeye kadar faydalı insan yaklaşımları ve pratikleri üzerine.

twitter.com.türlerin.yaşam.hakkı 

pictosee.com/turlerinyasamhakki/

***

turlerinyasamhakki. Bugün (30 Ekim Çarşamba) saat 14.00’te TBMM Hayvan Hakları Araştırma K

Bugün (30 Ekim Çarşamba) saat 14.00’te TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu’nun geçen hafta meclise sunduğu teklif niteliği taşıyan raporunu Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu’ndan süreci yakından takip eden Burak Özgüner’le konuşuyoruz. Bu rapor Türkiye’de yaşayan sokak hayvanlarından yunuslara, fayton atlarından deney hayvanlarına kadar birçok türü etkileyecek öneriler içeriyor.

***

https://scontent-sjc3-1.cdninstagram.com/v/t50.2886-16/76953359_413552465992470_2292146201874396710_n.mp4?efg=eyJ2ZW5jb2RlX3RhZyI6InZ0c192b2RfdXJsZ2VuLjcyMC5mZWVkIn0&_nc_ht=scontent-sjc3-1.cdninstagram.com&_nc_cat=106&vs=17846205355727978_1631718085&_nc_vs=HBksFQAYJEdBODNsZ1FXMjlTdkgzZ0JBQ2IyXzRmVFZzOGZia1lMQUFBRhUAABUAGCRHRXI5aGdTaW1BMjFLNGNEQUFEVkI1N0Y4bVJwYmtZTEFBQUYVAgAoABgAGwGIB3VzZV9vaWwBMBUAABgAFtTn1%2FvtwbM%2FFQIZBRgCQzMsF0BMt2yLQ5WBGBJkYXNoX2Jhc2VsaW5lXzFfdjERAHXqBwA%3D&oe=5DBD3273&oh=130f371211be7f9059a56c4ad4b993c8

TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu’nun meclise sunduğu raporda çok önemli maddeler var, bazı olumlu öneriler şöyle: . 🐾Sokak hayvanlarına şiddete hapis cezası . 🐾Yunus parkları ve hayvanlı sirklerin yasaklanması . 🐾Hayvanların duygulu varlıklar olarak tanımlanması Raporun artılarını eksilerini bugün saat 14.00’te @acikradyo da @brkzgnr değerlendiriyor. . . . Video için @o.kinikoglu na çok teşekkürler 🙋🏻‍♀️

***

Türlerin Yaşam Hakkı, Işıl Karaelmas

Konuk Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu’ndan HAKİM Koordinatörü Burak Özgüner
TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporu değerlendirmesi

14:30 – 15:30 Alla Turca / Ali Pınar ve Ersin Antep / Türkiye’den klâsik müzik yorumcuları ve bestakârları

www.facebook.com/alla.turca.5

instagram.com/allaturca2001/

***

zz3

zz4

Dün #AllaTurca’nın konukları #BirsenUlucan ve #ÖzcanUlucan idi. Yesterday’s guests at #AllaTurca were #pianist @birsen.ulucan and #violinist @ulucan_ozcan \ @alipinarofficial @muzikbilim @acikradyo #klasikmüzik #classicalmusic #keman #violin #piyano #instaviolin #instapiano #classicalmusicians #instamusic #instamusicians #instamusiciansdaily #instamoods #instamood #instagood

15:30 – 16:30 Altın Saatler / Nuray Aydınoğlu, Elvan Cantekin, Argun Yum ve Gürhan Ertür / 17 Ağustos’u unutma

altinsaatler20191030

Altın Saatler kayıt arşivi

16:30 – 17:00 Emeğin Gündemi / Ayşe Berna Uçarol ve Mustafa Eren / Fabrikalardan plazalara emekçilerin ortak sorunları ve örgütlenme deneyimleri

emegingundemi20191030

emegingundemi.blogspot.com/

emegingundemi.blogspot.com/search/label/aç1kradyo

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / (Tekrar program) / Hazırlayan: Atilla Aksoy

Açık Radyo kurucularından, programcı dostumuz Atilla Aksoy’u yakın zaman önce kaybettik. Dünyanın Cazı programının ilk programcısı Aksoy’un 2004 yılında bu çerçevede hazırlayıp sunduğu programları 13 yılın ardından Çarşamba günleri 17.00’de tekrar yayınlıyoruz.

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20191030

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

***

Gezegenin Geleceği: 30 Ekim 2019

31 Ekim 2019
Fotoğraf: Yeşil Gazete

Ekoloji Birliği’nin çağrısıyla Ankara’da yapılması planlanan “İklim krizine ve ekolojik yıkıma dur de” mitinginin Ankara Valiliği tarafından bir gün kala iptal edilmesinin ardından çevre aktivistleri Türkiye’nin farklı şehirlerinde basın açıklaması okudu.

Enerji tasarrufu bilincini artırmayı hedefleyen bir elektrik tarifeleri karşılaştırma internet sitesinin derlediği bilgilere göre; 2018 yılında hazırlanan Uluslararası Enerji Verimlilik Karnesi’ne göre Almanya ve İtalya ilk sırayı paylaşırken üçüncü sırada Fransa yer alıyor. Türkiye ise enerji verimliliğinde 25 ülke arasında 16. sırada. Uluslararası Enerji Verimliliği Karnesi, enerji verimliliği politikalarını inceliyor ve dünyanın en büyük enerji tüketen 25 ülkesinin performansını değerlendiriyor. Bahsi geçen ülkeler, dünyada tüketilen enerjinin yüzde 78’ini temsil ediyor. Aynı araştırmaya göre 2000 yılından beri yapılan enerji verimliliği çalışmaları sayesinde 2016 yılında tüm dünyada yüzde 12 daha az enerji kullanıldı. Bu kazanımlar sayesinde dünyanın dört bir yanındaki haneler yüzde 10 ila 30 daha az harcama yapmış oldu.  Sektörel enerji tüketimine bakıldığında ise en çok harcama endüstriyel alanda oluyor. Onu ulaşım, mesken ve ticari amaçlı tüketim izliyor. Türkiye’de enerjinin daha verimli kullanılması için bazı çalışmalar yapılıyor. 2017-2023 yılları arasında uygulanacak Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı kapsamında bina ve hizmetler, enerji, ulaştırma, sanayi ve teknoloji, tarım ve yatay konular olmak üzere altı kategoride tanımlanan 55 eylem ile 2023 yılında Türkiye’nin birincil enerji tüketiminin yüzde 14 oranında azaltılması hedefleniyor. 2023 yılına kadar toplam olarak 23,9 MTEP tasarruf sağlanması ve bu tasarruf için 10,9 milyar ABD Doları yatırım yapılması öngörülüyor. Yani binlerce insanın çalıştığı fabrikalardan tek kişinin yaşadığı evlere kadar her yaşam alanında tasarruf yapılması gerekiyor.

Ekoloji Birliği’nin çağrısıyla Ankara’da yapılması planlanan “İklim krizine ve ekolojik yıkıma dur de” mitinginin Ankara Valiliği tarafından bir gün kala iptal edilmesinin ardından çevre aktivistleri Türkiye’nin farklı şehirlerinde basın açıklaması okudu. Artvin Çevre Platformu İstanbul Temsilcisi Gürsel Kaya yaptığı açıklamaya “Türkiye’nin her yanını eylem alanına çevirmiş durumdayız” diyerek başladı. Türkiye’nin farklı illerinde eş zamanlı olarak okunan açıklamada Ankara Valiliği’nin kararı protesto edildi. Miting yapılsaydı “Sadece insanlara değil, tüm canlılara ait olan yaşamın kaynağı suyumuzu, havamızı, toprağımızı kirleten doğayı ve yaşamı tehlikeye atan nükleer ve termik santrallere, madenlere, HES’lere, RES’lere, JES’lere, balık çiftliklerine, endüstriyel tarıma, kirli sanayiye, mermer ve taş ocaklarına aşırı yapılaşmaya, çılgın mega projelere, sınırsız sonsuz otoyollara, betonlaşmaya, doğal ve tarihi SİT alanlarının yok edilmesine dur diyecektik” diyen aktivistler taleplerini sıraladı: İklim krizine ve tümden ekolojik yıkıma yol açan tüm talan ve yıkım proje ve faaliyetlerinin ülkenin her tarafında acilen durdurulması, Yaşama ve doğaya karşı olan hiçbir projenin uygulanmaması. Bu projelerin ve çalışmaların önünü açan başta maden ve enerji yasaları olmak üzere ilgili tüm mevzuatın bir daha ekolojik yıkıma ve talana asla izin verilmeyecek şekilde yeniden düzenlenmesi, Ekoloji, emek, demokrasi, kadın hakları ve kent mücadeleleri önündeki tüm engellerin, kısıtlamaların ve yasaklamaların kalıcı bir şekilde kaldırılması.

Plastikten Çıkış  küresel hareketi eylül ayı boyunca 72 binden fazla gönüllü ile dünya çapında sahilleri, su yollarını ve sokak kenarlarını gezerek plastik şişe, bardak, poşet toplama çalışması yaptı. Çöp yığınları arasında yaklaşık 8 bin ayrı markaya ait 50 farklı tip plastik bulundu. Çalışma sonucunda, 37 ülkede sadece özel bir içecek firmasına ait 11 bin 732 parça plastik toplandı. Şirketin en çok Afrika ve Avrupa kıtalarında plastik kirliliği yarattığı bunu Asya ve Güney Amerika‘nın izlediği saptandı. Marka açıklamalara yazılı bir yanıt verdi:  “Paketleme sistemimimizin okyanuslarda ya da doğada ait olmadığı herhangi bir yerde son bulması bizim için kabul edilemez. Plastik kirliliğinin okyanuslara ulaşmaması ve varolan kirliliği temizlemek için çalışmalar yapıyoruz.”

Çevreci Geek Görkem Gömeç’in haberine göre, çalışmalar, son 10 yılda bir petrol ve doğal gaz üretim patlaması yaşayan ABD’de bile, yeşil ekonominin fosil yakıt sektörü ile karşılaştırınca 10 kat daha fazla kişiyi işe aldığını gösteriyor. University College London’da görevli Lucien Georgeson ve Mark Maslin’in yaptıkları çalışma, 2015-2016 yılları arasında sadece 900 bin kişinin fosil yakıt sektörü tarafından işe alındığını gösteriyor. Bununla beraber yeşil ekonomi, yani yenilenebilir enerji, çevresel danışmanlık gibi 26 alt sektörü içine alan bu ekonomi, yaklaşık 9,5 milyon kişiye iş olanağı sunuyor. Yapılan çalışmalar, doğrudan ve doğrudan olamayan işler dikkate alındığında 1 milyon dolarlık bir yatırımın yenilenebilir enerji sektöründe, fosil yakıtlardan 3 kat daha fazla iş imkanı sağladığını gösteriyor. Buna ek olarak, bu “yeşil işler” hem yüksek kaliteli hem de genelde daha fazla maaşa sahip olan işler. Ayrıca iş imkanları sadece bir noktada yoğunlaşmıyor ve ülke geneline daha çok yayılmış işler oluyor. Bloomberg Yeni Enerji Finans araştırma şirketi tarafından yapılan bu araştırma, 2026 yılında kömürün, 2030 yılında ise petrolün üretimin kapasitesinin en üst noktaya ulaşacağını ve daha sonra azalmaya geçeceğini de öngörmekte.

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Eser Epözdemir – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Kıyamet Tacirlerine Karşı Kıyam Et

***

Ömer Madra ile Kıyamet Tacirlerine Karşı Kıyam Et

30 Ekim 2019
Kırmızı Kedi

Açık Radyo Genel Yayın Yönetmeni Ömer Madra ile geçtiğimiz günlerde Kırmızı Kedi’den yayınlanan son kitabı “Kıyamet Tacirlerine Karşı Kıyam Et” vesilesi ile Açık Dergi’deyiz.

30 Ekim 2019 tarihinde Açık Radyo’da yayınlanmıştır.

Açık Dergi podcast servisi: iTunes / RSS

Madra‘nın 2018-2019 yılları arası Açık Radyo web sitesi için düzenli olarak sürdürdüğü vakayinâme yazıları  “Kıyamet Tacirlerine Karşı Kıyam Et” başlığıyla kitaplaştırıldı. Dünyanın dört bir yanında olup bitenlerin; iklim aktivizminin ve aktivizm ikliminin günbegün takibini kapsayan eser, tüm dünyada özellikle son bir yılda yeniden büyük bir ivme kazanan iklim hareketinin nabzını tutmak işlevini de görüyor.

Playlist:

Şarkıcı / Yorumcu Parça Adı Albüm Adı Süre
Peter Rzewski
El Pueblo Unido Jamás Será Vencido
Rzewski plays Rzewski
1:21

Açık Dergi Çarşamba Oyun Arası / Emre Gümüşer

Muhtelif tiyatro müziği örneklerine kulak atıp, oyunlar arası bir yolculuğa çıkıyoruz.

Açık Dergi Çarşamba Yerden Yüksek / Çocukların Mekân Algısı ve Mekânsal Hakları / Gizem Kıygı

yerdenyuksek20191030

Değişen kentsel ve kırsal mekânlarda çocuıkların mekânlarda nasıl varoldukları ve mekânı nasıl algıladıklarını ve bu konuda yapılan çalışmaları konuşuyoruz. Her bölümde bir araştırmacı-uzman konuk yayına eşlik ediyor.

yerdenyuksek.medium.com

instagram.com/yerden.yuksek94.9/

***

zz3

📻 Yerden Yüksek günü!
.
Bu hafta Tarlabaşı Toplum Merkezi gönüllülerinden Seher Kaya konuğumuz olacak. Mahalle merkezli çocuk çalışmalarını ve bu çalışmaların “çocuğun iyi olma hali”nde dönüştürücü gücünü konuşacağız.
.
Tarlabaşı Toplum Merkezi gönüllüleri, dönüşüm baskısının ağırlığı altında yıllardır sebatla çalışıyorlar. Deneyimleri ve gözlemleri İstanbul’un hem mekan gündemi hem de çocuk gündemi için çok değerli. Bizce bu programı kaçırmayın, 19.00’da Açık Radyo frekanslarında buluşalım! 🌿
.
Tarlabaşı Toplum Merkezi’ne İstanbul Maratonu koşusunda destek vermek isteyenler profildeki linki ziyaret edebilirler ☝️

***

zz2

📻Podcast yayında!
.
Tarlabaşı Toplum Merkezi gönüllülerinden Seher Kaya, gönüllüler ve çocukların paylaşımlarıyla örülmüş bir mahalle pratiği anlatıyor. Çocuk katılımının imkan ve sınırlarını da konuştuğumuz programa profildeki linkten ulaşabilirsiniz☝️
.
#çocuk #oyun #kent #çocukhakları #tarlabaşı

Açık Dergi Çarşamba 18:50 Tasarım Sözlüğü (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Muğlak Standartlar Enstitüsü

Muğlak Standartlar Enstitüsü’nün uzun süredir üstünde çalıştığı ve memlekete özgü tasarımsal terim ve icatların derlendiği müstesna Tasarım Sözlüğü’nün maddeleri Enstitü üyelerince her Çarşamba akşamı birer maddeyle radyoda seslendirilmeye başlıyor.

Açık Dergi Çarşamba Üçüncü Mekan (Açık Dergi’de yeni köşe) ( 15 Günde 1) / Hazırlayan: Sevil Sarp

Dergi’nin Sevil Sarp tarafından hazırlanıp sunulan bu yeni bölümünde 15 günde 1 İstanbul’da faaliyette bulunan bir kütüphaneye gidiyoruz. Kullanıcıların ve çalışanların konuk edildiği program şehrin kültür haritasına mütevazı ve fakat kendince önemli bir katkıda bulunmayı hedefliyor.

Açık Dergi 19:30 Çıplak Ayakla Dans (Açık Dergi’de yeniden köşe, 15 günde 1) / Hazırlayanlar: Duygu Güngör ve Mihran Tomasyan

Çıplak Ayaklar Kumpanyası bu yayın döneminde yeni konu ve konuklarıyla aramıza dönüyor. Tezahür programıyla dönüşümlü olarak.

Çıplak Ayakla Dans kayıt arşivi

19:00 İklim Acil

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

İklimAcil! hafta içi 19.00, tekrarı 01.00’de. Hafta sonu 12.00, tekrarı 00.00’da.

20:00 – 21:00 Ay’da Caz (Yeni program) / Caz tarihinde bu ay / Hazırlayanlar: Nazlı Toprak ve Leyla Diana Gücük

Caz tarihinde o ay doğan-ölen müzisyenler, çıkan albümler, önemli olayların işlendiği bir caz programı

21:00 – 22:00 Alçak Basınç / Harun İzer / Popüler Kültürün kıyısında yeşeren alternatif yenilikçi müzik akımları

22:00 – 23:00 Ayın Karanlık Yüzü / Yosi Falay / Bir albüm

23:00 – 24:00 Caz Portreleri / Mustafa Aykın / Ayrıntılı caz tiplemeleri

24:00 – 01:00 Beton Orman / Da-Frogg Eyez /  Reggae, Dub ve alt türleri

8 yıl aradan sonra Beton Orman, Reggae, Dub ve alt türlerinin pozitif titreşimlerini yaymak için döndü.

01:00 İklim Acil

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

İklimAcil! hafta içi 19.00, tekrarı 01.00’de. Hafta sonu 12.00, tekrarı 00.00’da.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/10/28

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Yeni Ufuklar (Yeniden program) / UNDP Türkiye

Her kış dönemi olduğu gibi BM UNDP Türkiye ofisinin hazırladığı Yeni Ufuklar bu  yayın döneminde geri dönüyor.

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü  

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Salı Ahmet İnsel’le Ufuk Turu

Ufuk Turu kayıt arşivi

09:30 – 09:50 Açık Bilinç /  Güven Güzeldere ile Bilim ve Felsefe Sohbetleri

Açık Bilinçkayıt arşivi

Açık Bilinç program metinleri

10:00 – 10:30 İklim İçin / Yücel Sönmez, Ömer Madra ve Murat Can Tonbil / İstanbul Forumu’ndan, Paris Zirvesi’ne yeryüzünün iklim güncesi

iklimicin20191029

İklim İçin kayıt arşivi

10:30 – 11:00 Ahşaptan Betona, Mecidiyeden Jetona / Pınar Erkan / Alameti kerametinden menkul kent hikayeleri

ahsaptanbetonamecidiyedenjetona20191029

“Alameti kerametinden menkul kent hikâyeleri” şiarıyla yola çıkan programda tarihten günümüze tarihsel katmanlar da deşilerek Bizans köşklerinden, sarayların altyapısının nasıl oluşturulduğuna, konutlardan ofislere, kaldırımlardan sokaklara, dehlizlerden şarap üretilen üzüm bağlarına kadar şehrin farklı unsurlarına dair az ya da çok bilinen detaylar konuşuluyor.

Ahşaptan betona Mecidiyeden jetona kayıt arşivi

11:00 – 12:00 Deniz Aşırı / Deniz Pak / Bozcaadalılar, adaya yolu düşenler ve adanın kıyısına vuranlar…

bozcaadasozlugu.blogspot.com/denizairi

12:00 – 13:00 Periplus (Yeni program) / Hazırlayan: Murat Can Tonbil

“Haritalar üzerinden caza çalan bir müzikal seyir rehberi” şiarıyla yola çıkan program, haftaiçi öğle kuşağını kıtalararası bir seyahate çıkarıyor.

http://canspod.com/

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 Musica Brasileira / Jozi Levi / Brezilya’dan müzik

soundcloud.com/joezeex/

9

14:00 – 14:30 Dünya Mirası Adalar / Asu Aksoy, Derya Tolgay ve Alp Orçun

dma-29-10-2019

Adalar, yüzyıllarca imparatorluklara başkentlik yapmış, siyasi ve kültürel dönüşümlerin aktörlerini beslemiş dünya şehri İstanbul’un hikâyelerinin hep bir parçası olagelmiş. Krallar, kraliçeler, dini liderler sürgüne buralarda zindanlara atılmış, ardından Osmanlı’dan günümüze  farklı kültürel cemaatlerin zengin bürokratları, iş insanları, Adaları İstanbul’un sayfiye merkezi haline getirmiş, sanatçılar, yazarlar, Adalar’ın renginden, havasından, kokusundan beslenmek için buraları mekân tutmuş. Adalar, muhteşem mimari ve yaşam dokusuyla dünyada eşine az rastlanır bir kültürler havzası olma halini bugüne kadar taşımışlar.
Şanslıyız ki Adalarda İstanbul tarihinin tüm veçhelerinin mekânsal izdüşümlerini hâlâ görebiliyoruz ve barındırdıkları hikâyelerin bazen yaşayan bilgi kaynaklarına erişebiliyoruz. Kendimizi gerçekten müstesna hissetmeliyiz: Adalar’a adımımızı attığımızda İstanbul tarihinin çok da bozulmamış tanığının varlığını hissedebiliyoruz, şaşırıyor ve nedenini çok da bilmeden mutlu oluyoruz. Bu yayın döneminde bizi mutlu eden Dünya Mirası Adalar’ı enine boyuna konuşuyoruz.

Dünya Mirası Adalar facebook sayfası

***

29 Ekim Salı 14.00 de Cumhuriyetin önemli simge yapılarından biri olan Anadolu Kulübünü ve bu sene İstanbul Kültür Sanat Vakfıİstanbul Bienali ne ev sahipliğinde yapan klübün Ankara Merkez Yönetim Kurulu üyesi olan Silvyo Ovadyo ile Açık Radyo-Dünya Mirası Adalar programında konuşuyoruz.
Bizler, Dünya Mirası Adalar Girişimi olarak bize verdikleri destek için teşekkür ederiz. Sergimiz 2 Kasım-10 Kasım da Anadolu Kulübü İkiz Köşkler’de gezilebilir.
Cumhuriyet öncesi dönemde Büyükada’nın en önemli sosyal kuruluşu, özgün adı; The Brinhipo Yat Kulübü Compani Limited Şirketi olan Yat Kulübü idi. Kısa bir dönem adı Büyükada Yat Kulübü Osmanlı Anonim Şirketi olan Yat Kulübü, 1924 yılındaki adını Büyükada Yat Kulübü Türk Anonim Şirketi olarak değiştirmişti. Büyükada Yat Kulübü, 1937 yılında özellikle Emlak ve Eytam Bankası’na olan borcunu ödeyemez duruma gelmiş, mallarının icra yoluyla satılacağı duyurulmuştu. Uzun yıllar Anadolu Kulübü yöneticiliğini yapmış olan 28 numaralı üye Hasan Saka’nın izni ve yardımı ile Anadolu Kulübü üyelerinin yazlık dinlenme ve eğlenme gereksinimi için, Büyükada Yat Kulübü’nün yapı ve tesislerinin satın alınma kararı alınmıştı. Bunun üzerine icraya başvurulmuş ve Yat Kulübü’nün bütün yapıları ve tesisleri ellişer bin liralık iki tapu ile 100.000.- liraya satın alınmıştı.

1937 Anadolu Kulübü Büyükada Şubesi Nizamnamesi’ne göre; “ Ankara Anadolu Kulübü, Büyükada’da kendi üyeleri arasında sosyal ilişkilerin ve dinlenme ihtiyacının gereğinin sağlanmasına ve kolaylaşmasına hizmet etmek üzere Anadolu Kulübü’nün Büyükada Şubesi adı ile bir Kulüp kurulmuştur.”
Silvyo OVADYA kimdir;
Elektronik Mühendisi Sanayici ve yönetici 1955 yılında İstanbul’da doğdu. 1978’de İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümünden mezun oldu. 1986 – 2004 yılları boyunca Şalom gazetesinde (İstanbul) genel yayın koordinatör görevlerinde bulundu. “Osmanlı’daYahudi kıyafetler” sergisinin küratörlüğünü ve kitabının yapımcılığını üstlendi.Sergi İstanbul’da ve T.C. Dışişleri Bakanlığı himayesinde ABD’de 10 değişik şehirde sergilendi . Uzun yıllar İstanbul’da Yahudi Kültürü Avrupa Günü’nün düzenlenmesine öncülük etti. Avrupa Yahudi kongresi (EJC) ve Yahudi Cemaatleri Avrupa Konseyi (ECJC) gibi kuruluşlarda Yönetim Kurulu üyeliği görevlerinde bulundu. Türkiye’deki Musevilerin kültürü dil ve tarihleri üzerine araştırmalar yapmakta olan Sefarad Kültür Araştırmalar Derneğinin 2006 yılında kurulmasına önayak oldu. Çok sayıda dergide makale ve araştırma yazıları yayınlandı. 2004 – 2010 yılları süresince Türk Yahudi Toplumu başkanlığı görevini üstlendi.
Prof. Nevzat Atlığ ile Klasik Türk Müziğinde Musevi Bestekarlar CD’si ile Sefarad müziğin günümüzde yaşamını sürdürmesi için çok sayıda CD’nin yapımını üstlendi. Daniel Barenboim yönetimindeki Doğu Batı Divanı’nın konseriyle Cem Mansur yönetimindeki Ulusal Gençlik Orkestrası’nın MurrayPerahia eşliğindeki konserlerinin düzenlenmesine katkıda bulundu.
Yenilendikten sonra tekrar ibadethane ve gezilecek tarihi bir mekan olarak hayat bulan Edirne Büyük Sinagogu’ndaki konser ve sergileri düzenleyen komisyona önderlik eden Silvyo OVADYA çeşitli kültürel faaliyetlerin hayata geçmesi içinde muhtelif çalışmalara katılmaktadır.
Anadolu Kulübü Ankara Merkez Yönetim Kurulu üyesi olan Silvyo OVADYA; Anadolu’daki tarihi eserleri (kilise,sinagog, cami, okul …) tespit eden ve kaybolmakta olan tarihi izlerini belirleyen Kültürel Mirası Koruma Derneği’nin de Yönetim Kurulunda başkan vekili olarak görevini sürdürmektedir.Ayrıca geçen dönem Adalar Kent Konseyi Yönetim Kurulu’nda da görev almıştır. Bünyesinde Türk Musevileri Müzesi olan 500. Yıl Vakfı’nın başkanlık görevini sürdürmekte olan Silvyo OVADYA aynı zamanda Sefarad Kültürü Araştırma Derneği Başkanı olup her iki konuda kültürel etkinlik düzenlemektedir.
Evli iki çocuk ve bir torun sahibi Silvyo Ovadya yaz dönemlerini Büyük Ada’da geçirmektedir.Ovadya Fransızca, İngilizce ve İspanyolca bilmektedir.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, takım elbise ve iç mekan

14:30 – 15:30 Yeni / Hande Akkan / Yeni Philip Glass’ın 80. yaşını kutluyor

Hande Akkan Twitter

15:30 – 16:00 Foto Müze / Gülderen Bölük (15 Günde 1)

foto-muze_29.10.2019_J

Osmanlı dönemi ağırlıklı olmak üzere Türkiye fotoğraf tarihinde bir gezinti… Eski gazete, dergi, fotoğraf koleksiyonu ve sayısız malzemenin kaynaklık ettiği programda, konusunda uzman olan bir çok konuk da ağırlanıyor. Osmanlı dönemi fotoğrafhaneleri ve fotoğrafçıları, dönemin fotoğrafa yaklaşımı, basın-fotoğraf ilişkisi, arşivcilik ve koleksiyonculuk programın ana konuları.

instagram.com/fotomuzeturkiye/

***

Fotoğraf sanatçısı Merik Akoğul ile, Osmanlı dönemindeki fotoğrafhanelerde çekilmiş fotoğraflar üzerinden okumalar yapıyoruz.
***

zz1

1918 yılında Resne Fotoğrafhanesinde çekilmiş bir erkek portresi… Yarın Açık Radyo’da 15:30’da, fotoğraf camiamızın değerli isimlerinden Merih Akoğul’la bu fotoğraf ve seçtiğimiz diğerleri üzerinde sohbet edeceğiz.

***

zz3

“Hanım ablama iki mesut gölge” 1924… Genç bir çiftin fotoğraf arkasına düştüğü not böyle… Peki bu fotoğrafı dikkatlice incelesek başka neler bulabiliriz? #andriomemos #makogul #photo #fotomüze #museum #fotoğrafmüzesi #historyofphotography #arşiv #history #vintagephoto #instaphoto #instadaily #ephemera #portrait #stüdyo #ottoman #fotoğrafhane #instagood #instadaily #instapic #açıkradyo #history #fotoğraf #acikradyo #ifsak #söyleşi #historyphoto #nostalgia #koleksiyon #turkishphotography #oldphotographs

***

zz1

Fotoğrafçı, şair, koleksiyoner Merih Akoğul’la birlikte mikrofonların başındayız 🎧🎤 Az sonra Açık Radyo’da… #merihakoğul

16:00 – 16:30 Sudan Gelen (Yeni program) / Suya doğanın, bilimin, sanatın, edebiyatın içinden bakmak / Hazırlayan: Akgün İlhan

sudangelen20191029

Hayat suyun varlığıyla başladı ve onunla devam ediyor. Hayatın sonunu ise suyun yokluğu getirecek. Yaşadığımız gezegende içinde su bulunmayan, sudan gelip suya karışmayan hiçbir şey yok. Suyun yaşamın başlangıcı olduğunu, her varlık için vazgeçilmezliğini ve yeri dolduramazlığını vurgulamak hiç bu kadar önemli olmamıştı. İşte bu yüzden sudan gelen hikâyelerle insanlığın doğayla ve kendiyle olan ilişkisini anlatmak için tasarlandı Sudan Gelen. Parçası olduğumuz doğayla nasıl bir ilişki içindeyiz? Doğaya nasıl bakıp, ona nasıl davranıyoruz? Kendimizi doğanın neresinde konumlandırıyoruz? Biz insanlar kimiz, nasıl canlılarız? İnsanlık için nasıl bir gelecek hayal ediyoruz? Bu Can alıcı sorulara cevap ararken doğanın en temel bileşeni ve bedenimizin yüzde %60’ını oluşturan suyla ilişkimize baktıkça kendimizi de daha iyi tanıyacağız.

Sudan Gelen facebook sayfası

***

Sudan Gelen’de konumuz yine altın madenciliğinin neden olduğu toplumsal ve ekolojik yıkım. Bu sefer de İzmir’deyiz. Kozak Yaylası’nda ve Madra Dağı’nda yapılan madencilik faaliyetlerini konuşacağız. Konuğumuz yıllardır Bergama insanı ve doğası için mücadele eden BERGAMA ÇEVRE PLATFORMU sözcüsü Erol Engel olacak. Altın sadece Bergama’nın değil hepimizin geleceğini karartıyor. Suyumuz temiz aksın, toprağımız verimli olsun diyorsak “altınınız batsın!” demekten başka bir yol yok. Yarın, yani 29 Ekim 2019’da saat 16.00’da hepinizi Açık Radyo’ya 94.9 FM bandı ya da http://acikradyo.com.tr/stream/index.html adresine bekleriz.

Görüntünün olası içeriği: dağ, yazı, açık hava ve doğa
***

Sudan Gelen’e konuk olan Bergama Çevre Platformu sözcüsü Erol Engel, Bergama’daki altın madenciliği karşıtı harekletin tarihöçesinin anlattı. Buyrun buradan dinleyin: http://acikradyo.com.tr/…/bergamada-altin-madenciligine-kar…

Görüntünün olası içeriği: dağ, doğa ve açık hava

16:30 – 17:00 Diğerkâm (Yeni program) / Hazırlayanlar: Damla Özlüer ve Rauf Kösemen

digerkam-29-10-2019

Geçtiğimiz dönemlerde Hemzemin programını hazırlayan Rauf Kösemen ve Damla Özlüer yine sosyal fayda iletişimi üzerine daha geniş düşünmeye çağırdıkları yeni programları Diğerkâm ile bu yayın döneminde de aramızdalar.

Facebook.com/Diğerkam

***

Bugün Diğerkâm’da, UNDP Türkiye İletişim Koordinatörü Faik Uyanık ile Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve 6’ıncı Sosyal Fayda Zirvesi’nin yankıları üzerine konuşuyoruz.

Damla Ozluer ile Rauf Kösemen‘in hazırlayıp sunduğu, sosyal fayda üzerine konuşulan Diğerkâm, bugün ve her salı 16:30’da, Açık Radyo 94.9’da…

İnternetten canlı olarak dinlemek için > http://acikradyo.com.tr/stream

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Sanat Deliorman, Jak Kohen, Levent Öget ve Harun İzer

Dünyanın Cazı kadrosuna Caz vokalisti Sanat Deliorman dahil oluyor. Salı günleri

 

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

***

Gezegenin Geleceği: 29 Ekim 2019

29 Ekim 2019
Fotoğraf: İklim Haber

Süper Lig’in 9. haftasında oynanan Beşiktaş Galatasaray maçında Beşiktaşlı oyuncular sahaya “İklim değişikliğinin farkında mısın? Yerküreye saygı!” yazılı pankartla çıktı.

 TBMM Hayvan Haklarını Araştırma Komisyonu çalışmalarını tamamlayarak raporunu hazırladı. Yapılan 12 toplantı sonucunda ortaya çıkan yaklaşık 200 sayfalık rapor, Meclis Başkanlığı’na sunuldu. Komisyon ve çalışmalara katılan hayvan hakları savunucuları ortaya çıkan rapordan memnun. Şimdi kanun düzenlenmesi için çalışmaların başlaması bekleniyor. Komisyonda uzman üye olarak yer alan Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi öğretim üyesi ve Ankara Bölgesi Veteriner Hekimleri Odası’nın bir önceki başkanı Doç. Dr. Oytun Okan Şenel, hazırlanan raporu Türkiye için tarihi önem ve değere sahip bir çalışma olarak değerlendirdi. “Hak mücadelesinin sonu yok, ama çok olumlu ve tatminkar bir başlangıç yaptığımızı söyleyebilirim” diyen Şenel, komisyondaki yaklaşım ve ruh haline dikkat çekti: “Mecliste grubu bulunan bütün partilerden milletvekillerinin, uzmanların, konuyla ilgili STK temsilcilerinin yer aldığı TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu’nda olağanüstü bir uzlaşmayla çalıştık. Vekiller başlangıçta sadece sokaktaki hayvanlarla ilgili bir sorun olduğunu ve bunu çözeceklerini düşünerek geldikleri komisyondan, buz dağının görünen kısmına baktıkları bilgisiyle çıktılar. İktidar ve muhalefet olmayı bir yana bırakarak, konunun uzmanlarını dinleyip söylediklerimiz doğrultusunda karar vermeye çalıştılar. Bu uzlaşmanın, her alanda tüm Türkiye’ye örnek olması gerekiyor. Demek ki, isteyince oluyormuş.” Raporla, hayvan hakları konusunda, çok ileri bir adım atıldığını anlatan Şenel şöyle konuştu: “Elbette kanun değişikliği için öngördüğümüz her hükmü rapora eklemek mümkün olmadı. Ama adım adım gitmek gerekiyor. En önemlisi küçüklerin eğitimi. Hayvan hakları, hayvan sevgisi ve hayvanların toplum içindeki yeriyle ilgili zorunlu derslerin müfredata dahil edilmesi gerekiyor. Bunların da nitelikli dersler olması lazım ki, çocuklarımız hayvan sevgisi ve hakkaniyet duygusuyla yetişsin. Yetişkinler içinse eğitim çalışmalarının yanı sıra öldürene, eziyet edene, işkence yapan ve istismar edene yönelik cezai hükümler artırılmalı ve etkin uygulanmalı ki, rapor kağıt üzerinde kalmasın, bir anlamı olsun.” Dünyaya örnek olabilecek bir kanun çıkacağını düşündüğünü aktaran Doç. Dr. Şenel bundan sonraki süreci de şöyle anlattı: “Ya mevcut kanun revize edilecek ya da tamamen yeni kanun hazırlanacak. Biz raporda da vurgulandığı gibi, Hayvan Hakları Kanunu altında yeni bir kanun hazırlanacağını düşünüyoruz. Yel, sıcağı sıcağına hemen kanunlaşma sürecinin başlatacağını söyledi bize. Sürece hukukçuların da katılması, hayvan haklarının sınırları, o hakları kimin koruyacağı gibi konuları da tartışması gerekecek. Kasım ayında çalışmalara başlanacağını ümit ediyorum.”

Süper Lig’in 9. haftasında oynanan Beşiktaş Galatasaray maçında Beşiktaşlı oyuncular sahaya “İklim değişikliğinin farkında mısın? Yerküreye saygı!” yazılı pankartla çıktı. Beşiktaş’ın taraftar grubu Çarşı, daha önce, “Çarşı İklim Değişikliğine Karşı”yazılı pankart ile iklim mücadelesine ve geçtiğimiz yıl Polonya’nın Polonya’nın Katowice kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’ne  dikkat çekmişti.

Birgün’den Demet Sargın’ın haberine göre, Kastamonu Cide’ye bağlı Loç Vadisi’ne 2010’dan beri yapılmak istenen HES projesi için yeniden başlatılan ÇED süreci kapsamında bölgede 5. kez bilirkişi keşfi yapıldı. Daha önce gündeme gelen HES’e karşı bölge halkı direniş başlatmıştı. Özellikle kadınların önde olduğu ve yöreye özgü ‘sarı yazma’nın simgeleştiği direnişler ve açılan davalar sonucunda HES yapımı engellenmişti. Daha sonra çıkarılan genelgeyle yeniden başlatılan ÇED süreci, halkın yine tepkisine neden oldu. Loç halkının kitlesel olarak katıldığı bilirkişi keşfinde, şirketin “300 ağaç kesilecek” dediği bölgede binlerce ağacın olduğu dikkat çekti. “Mücadeleye devam” vurgusu yapan yurttaşlar, santralın üretim lisansının da iptal edildiğini hatırlattı. Üretim lisansının iptaline ilişkin olarak Loç halkının açmış olduğu ve kazandığı davada şirket temyiz davası açmıştı. Geçen günlerde kararını açıklayan Danıştay 13. Daire Başkanlığı, ilk mahkemenin kararını onadı. Buna göre Loç vadisi HES projesinin elektrik üretim lisansı iptal edilmiş oldu. Konuyla ilgili BirGün’e açıklamalarda bulunan CHP Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı, projenin yapılacağı alanın Dünya Koruma İzleme Merkezi ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün dünya üzerinde belirlediği “Mutlak Korunması Gereken Alanlar” arasında yer aldığını hatırlatan Baltacı, tehlike altındaki “Karadeniz Nemli Karstik Orman” ekosistemlerinin de en iyi örneklerinin yine burada olduğunu söyledi. “Yüksek miktarda suyun çaydan çekilmesi, 10 bine yakın ağaç kesilmesi ekolojik hayatı olumsuz etkileyecek. Biz kararlıyız, Loç’un katledilmesine müsaade etmeyeceğiz. Cide halkı ve Loç sahipsiz değil. Direnişimiz devam edecek.”

Trakya’da kirliliği ile gündemde bulunan Kırklareli’nin İnece beldesinden geçen Teke Deresi, son günlerde kirlilik nedeniyle renk değiştirip, yer yer beyaz ve gri renge bürünerek akmaya başladı. Bölgede binlerce dönüm tarım arazisinin sulandığı, hayvanların içme suyunun giderildiği dere, İnece’nin içinde temiz ve içinde balıklar yüzerken, yaklaşık 4 kilometre mesafedeki Dokuzhöyük köyü içinde ise kirlenip, beyaz ve gri renge bürünüyor. Köy bölgesinde derede balık ölümleri yaşanırken, çevreye de ağır kokular yayılıyor. Köylüler, İnece ile köyleri arasındaki bölgede kurulan mandıralar ve hayvan çiftliklerinin kirliliğe neden olduğunu öne sürdü. Mandıralardan bırakılan peynir altı sularının derenin rengini beyaza, diğer tesislerin ise griye boyadığı iddia edildi.

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Açık Dergi Salı Dünyayı Okumak / Aytaç Timur ve Akif Pamuk

Yazmaya övgü. Eleştiriye ve eleştirmene kapı. Düşünmeye, düşünceye, üretmeye ve tartışmaya alan açmayı amaçlayan bir kültür programı.

Açık Dergi Salı 18:50 Harici Bellek / Şarkılarla Dünya Tarihi / Murat Meriç

Şarkılarla Memleket Tarihi programıyla geçtiğimiz dönemlerde çok sevilen Murat Meriç, Açık Radyo’ya geri dönüyor. Müziğin bellek ile ilişkisini konu edinen bu yeni yayında Meriç, insanlık tarihinden vakaların izlerini plaklar/kayıtlar aracılığıyla sürüyor.

Açık Dergi Salı  Kulis Sesleri – Bircan Yorulmaz (Ayda 1)

Açık Dergi Salı Trapez Kadro (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayanlar: Seçil Zor ve Zeynep Araboğlu

trapezkadro20191029

Açık Dergi’de Kadın Bisikletliler mikrofon başına geçiyor. Serbest Atış yayınıyla dönüşümlü olarak bizlerle her bölümünde farklı yaşam çevrelerinden bisikletçi kadınlar bisiklet deneyimlerini paylaşıyor.

zz2

Trapez Kadro intro

#TrapezKadro 19.00’da Açık Radyo‘da!

Bisikletli Kadın İnisiyatifi facebook sayfası

***
Fotoğraf açıklaması yok.

Bisikletli Kadın İnisiyatifiAçik Radyo‘da.

17 dk.İstanbul

Seçil Zor ve Zeynep Arapoglu’nun hazırlayıp sunduğu Trapez Kadro, bu akşam 19.00’da Açık Radyo’da sezon finalinde!

Ekip bu akşam, bisikletli kadın hikayelerinin paylaşıldığı Trapez Kadro radyo programiyla son kez Açık Dergi’de olacak.

29 Ekim 2019 Salı 19.00’da Açık Radyo 94.9’da ve acikradyo.com.tr’de!
#RadyonuzAçıkOlsun #trapezkadro #bisikletlikadin #AçıkRadyo

***

@bisikletlikadin ‘den arkadaşım Zeynep Araboglu ile @acikradyo ‘daTrapez Kadro bisikletli kadın hikayeleri programını son kez #acikdergi ‘de yine birlikte sunduk!

#trapezkadro ile Açık Radyo arşivlerinde ses olmak benim için çok değerli. Bu fırsat benim için o kadar değerli ki her fırsatta canlı yayın yapıp, bu heyecanı iliklerimde hissetmenin keyfini çıkarmaya çalıştım.

Ve yeni dönemde yeni projelerde yeni etkinliklerde yeni fikirlerle buluşabilmek harika olacak!

İçimde umutlar yeşerten, gönülden dinlediğim Açık Radyo, iyi ki varsın!

#RadyonuzAçıkOlsun
@acikradyo
@daphnezeyno
@bisikletlikadin
#trapezkadro

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, Seçil Zor dahil, gülümseyen insanlar

Açık Dergi Salı  Kulis Sesleri – Bircan Yorulmaz (Ayda 1)

Açık Dergi Salı 40 Yılda 1 / Sedat Nemli

Bu yaz da 1977’den müzikler dinliyoruz. Haziran ayı itibariyle.

Açık Dergi Salı  50. Yılında Velvet Underground & Nico 

Açık Dergi’de Salı akşamları, yayınlanışının 50. yılında Velvet Underground & Nico albümünün parçaları da yer alacak

Açık Dergi Salı Göçmenin Müziği, Müziğin Göçü (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Evrim Hikmet Öğüt / (15 günde bir)

Bir süredir Suriyeli müzisyenler ve onların Türkiye’de yer alabileceği müzikal konum üzerine çalışmaları bulunan etnomüzikolog Evrim Hikmet Öğüt’ten “Göçmenin Müziği, Müziğin Göçü”, yeni programlarımızdan bir diğeri. Program, farklı müzik kültür ve türleri üzerinden göçün müzik üretimine etkisini müzikolog-etnomüzikolog, iletişimci, müzik yazarı, müzisyen ve sanatçılarla tartışıp, göçmen müzisyenlerin deneyimlerini ilk ağızdan aktarmayı da hedefliyor.

Açık Dergi Salı Yararlı Sanat Arşivi (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Can Gümüş ve Onur Yıldız / (15 günde bir)

Yararlı Sanat Arşivi, sanatta yarar ve kullanım konularının tartışmaya açılması için kurulan Arte Util (Yararlı Sanat) Topluluğu tarafından bir araya getirilmiş yararlı sanat örneklerini tartışır. Sanatın aktivizm ve kültür kurumlarıyla ilişkisi bağlamında geleceğini ele alan bir program.

19:00 İklim Acil

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

İklimAcil! hafta içi 19.00, tekrarı 01.00’de. Hafta sonu 12.00, tekrarı 00.00’da.

20:00 – 21:00 Açık Şemsiye / Hakan Gürvit, Levent Dönmez, Mehmet Yusuf ve Şebnem Sühel Grimm / Gelmiş geçmiş tüm müzik türleri

21:00 – 22:00 Gitaresk / Jak Kohen, Gonca Açıkalın ve Meral Akman / Neo-klasik rock ve fusion

gitaresk.com/

***

Açık Radyo 94.9 Gitaresk‘te, bu gece saat 21:00’de, Gazpacho, The Mute Gods, Galahad, Arena, Spock’s Beard, Proto-Kaw ve IQ’dan seçtiğim parçaları dinleyebilirsiniz.

http://www.gitaresk.com/Playlists/50th/191029.htm

22:00 – 23:00 Esintiler / Seda Binbaşgil / Jazz

23:00 – 24:00 Psychoacoustics (Program gününde ve saatinde değişiklik) / Hazırlayanlar: Osman Kaytazoğlu, Berk Gökberk ve Barış Karakaş

Cumartesi geceleri 02.00’de yayınlanan Psychoacoustis bu yayın dönemi Salı geceleri saat 23.00’de

24:00 – 01:00 Numune Hastanesi (Yeni program) / Hazırlayan: Cüneyt Bolak

Kaydedilmiş her türlü ses, bir progresif rock şarkısı ya da bir hint ragası, “Eşkıya” filminden bir diyalog ya da eski bir tv reklamı prodüktörlerin ellerinde yeniden hayat bulur. Doktor Frankenstein’ın canavarı gibi! 70lerin sonunda sampler’ın icadıyla müzik bir daha eskisi gibi olmadı. Özellikle Hip Hop’ta kesilen, biçilen ve yeniden hayat bulan “numune”lerin masaya yatırıldığı Numune Hastane’sinde örneği alınan ve bu örneklerle yapılan şarkıların izi sürülüyor. Sampling marifetiyle üretim yapan prodüktörler ve bu üretimleri altyapı olarak kullanan rapçilerin de konuk olduğu Numune Hastanesi dinleyicilerini “Ses Gezegeni’nde Örnek Avı”na davet ediyor.

facebook.com/Numune.Hastanesi

01:00 İklim Acil

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

İklimAcil! hafta içi 19.00, tekrarı 01.00’de. Hafta sonu 12.00, tekrarı 00.00’da.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program    blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/10/25

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil,  Selahattin Çolak

acikgaste_28-10-2019

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Pazartesi  Ali Bilge’yle Ekonomi Politik

ekonomipolitik20191028

Ekonomi Politik kayıt arşivi

***

Merkez Bankası’nın faiz indirimi ve yeni vergi düzenlemesi

31 Ekim 2019
Fotoğraf: Getty Images

Açık Gazete’nin Ekonomi Politik köşesinde Ali Bilge’yle Merkez Bankası’nın faiz indirimi ve yeni vergi düzenlemesi.

Ekonomi Politik podcast servisi: iTunes / RSS

(28 Ekim 2019 tarihinde Açık Radyo’da Ekonomi Politik programında yayınlanmıştır.)

Ömer Madra: Günaydın Ali bey.

Ali Bilge: Günaydın Ömer bey, günaydın Can, günaydın Selahattin, herkese merhaba.

Can Tonbil: Günaydın efendim, merhaba.

ÖM: Çok yoğun haberler var, bir kısmını elimizden geldiği, dilimiz döndüğü ölçüde aktarmaya çalıştık ama kolay kolay kapsanacak gibi değil dünya. Bir yandan muazzam yangınlar devam ediyor her tarafta Kaliforniya başta olmak üzere, Avustralya’da da sulak alanlar yanıyor. Öbür yandan da Ortadoğu’da gayet karmaşık durumlar var.

AB: Evet, biz bugün biraz ekonomiye bakalım, başlığımız ekonomi politik ama o kadar politik olaylara gömüldük ki, ekonomik mevzulara fazla değinemez olduk. Malum geçen hafta Merkez Bankası (MB) beklentinin üzerinde bir faiz indirimi yaptı, bu indirimin sonuçlarına, sonrasına biraz bakalım isterseniz. MB faiz indirimi neden yapıyor? MB’sı bugün bir kapitalist ekonominin içinde olması gereken bir pozisyonda mı? Yoksa, tek adam rejiminin kasası pozisyonunda mı? Ki öyle olduğu görülüyor. Merkez Bankası üzerine yapılan tasarruflarla bankanın sarayın Merkez Bankası olduğunun çok kez altını çizdik. Merkez Bankasının bağımsızlığından, kredibilitesinden, para politikasının bağımsızlığından, söz edilemediği bir Türkiye’de yaşıyoruz. Bugünün Merkez Bankası’da sarayın beklentilerini ve isteklerini harfiyen yerine getiriyor, saray MB’nin faizleri en son haddeye kadar düşürmesini istedi, bu isteklerde yerine getirildi. Saray, faizlerin düşürülmesiyle bankacılık sisteminin reel sektöre üretim alanına kredi vermesini istiyor. Bu nedenle ekonominin gereklerine uygun olmayan fahiş indirimler yapılıyor, para politikasının gereklerinin yerine getirilmediği, para politikasının ve MB’sının yerlerde süründüğü bir yerdeyiz. Saray, rasyonel olmayan faiz indirimleriyle ekonominin canlanacağını hayal ediyor, çünkü ekonomi resesyon içinde kıvranıyor, durgunluk, gerileme, cansızlık yaşıyor. Ekonomiyi nasıl canlandırabiliriz? Tüketim taleplerini nasıl uyandırabiliriz, tahrik edebiliriz? Üreten tarafın yatırım yapmasını nasıl teşvik edebiliriz? Bunlar olsun ki ekonomi büyüsün Sarayın oyları erimesin! Ama istenilen gerçekleşmiyor, olmuyor. MB’sına kendi getirdikleri, emir eri gibi düşündükleri adama bile tahammül edemediler, görevden aldılar , onun yerine direkt kasiyer bir başkan atadılar. Ekonomide ciddi canlanma için yapılan faiz indirimleri sonuç vermiyor en son yapılan indirimlerinde sonuç vermesi beklenmiyor..

ÖM: Bu kaçıncıydı?

AB: Bir sene içerisinde, başkanı mı faiz indirimini mi soruyorsunuz?

ÖM: Evet faiz indirimini.

AB: Arka arkaya yapıldı, son atanan başkan dönemimde yapılan ikinci yüksek indirim oldu , toplamda 750 baz puanlık indirim oldu. Ancak , MB’sına 2018 Mayıs öncesi ve sonrası baskıları hatırlayın , 2018 Mayıs’ta sarayın başkanı Londra’da “MB’nin iradesini ben belirlerim!” deyince döviz kurunda çok ciddi bir anomali yaşandı, hala o anomalinin enflasyon üzerindeki etkileri devam ediyor. Yeni yeni enflasyondaki yaşanan sıçrama, baz etkisi denilen durum hesaplamalardan çıkıyor. Döviz kurunda Mayıs 2018 sonrasında yaşadığımız zıplama, ülkede tüm fiyat dengesini, fiyat oluşumlarını alt üst etti, yaşanan anormallikler enflasyona yansıdı. O dönemde enflasyonda yaşadığımız yükselişler, bu aylarda durgunluk dönemi enflasyonuna bırakınca, gerçekte enflasyon düşmüşçesine, kağıt üzerindeki düşüş gerekçe gösterilerek faizleri düşürmüş olmak, suni bir operasyon oluyor. Kimse TÜİK’in ilan ettiği enflasyona inanmıyor, yıllardır söylüyorum hukuk devletinin olmadığı bir ülkede, kırıntısı kalmayan bir hukuk devleti varsa, orada bilgi ve veri güvenliği yoktur. Böyle bir sistemde, ekonomik hayatın gerektirdiği doğru ve açık bilgi yoktur, otoriter rejimin veri ve bilgi güvenliğine ilişkin getirdiği hükümler dairesinde ekonomik hayat cereyan eder. Dolayısıyla kimse enflasyona inanmıyor, manşet enflasyon denilen enflasyon rakam zikrediliyor “enflasyon tek haneye düştü” deniyor. Yalan enflasyon denir buna. Bunun içeriğine falan girmeyeceğim, sepet meselesine, sepetin oluşumuna, dünya alem biliyor ki gerçek enflasyonla bu faiz indirimi yapılmaz. Gelecek yıl başlarında Ocak, Şubat aylarında geçen senenin etkilerinden sıyrılmış, arındırılmış enflasyon rakamları oluştuğunda, takke düşecek kel görünecek bir kere.. Zaten özel bankalar da bunu görüyorlar, faiz indirimini sarayın istediği gibi algılamıyorlar. Kredi vermeye yanaşmıyorlar Ayrıca reel sektörde, ‘oran ne olursa olsun, bu maliyetlerden kredi kullanmak istemiyorum’ diyor. Dolayısıyla bu indirimler zülf-i yâre dokunmuyor, ekonomide büyük bir kıpırdanma yaşanmıyor. Zaten bizim Saray iktidarının reel sektörden anladığı nedir? Bizim Sarayın derdi, aşkı inşaat sektörüdür.. İnşaat sektöründe biriken dertleri çözmek istiyorlar, sarayın sermayedarları, sarayı destekleyen menfaat grupları çoğunlukla inşaat sektöründe yığılmış durumda

ÖM: Müteahhitler.

AB: Müteahhitler. Sarayın derdi, MB ile bankalar, inşaat sektörünü kurtarsın. Ancak normal şartlarda kapitalist bir ekonomide işlemesi gereken kural nedir? Batan batar, batmak istemeyen sermayeye para ekler, sermaye artırır. Havuzdaki sermayenin de para çıkartması lazım kriz dönemlerinde, değil mi? Ancak sermaye, cebine servetine el atmıyor, para çıkartmıyor. Sermaye koymasın ama devlet kurtarsın istiyor. Bakın İstanbul Finans Merkezi var karşı tarafta biliyorsunuz, ünlü müteahhit Ali Ağaoğlu’nun 1.6 milyar TL’lik batağı Varlık Fonu tarafından alındı.

CT: Sermaye para çıkarmıyor dediniz, yanlış anlamadım değil mi?

AB: Sermayedarlar, kendi kaynaklarından ilave edip durumu kurtarmaya yönelmiyorlar Türkiye’de.

CT: Ne yapıyorlar bu parayı peki?

ÖM: Yiyorlar.

AB: O para ile varlık büyüyor, dünyada da böyle.

CT: Dolarda, dövizde, altında vs. falan mı kalıyor?

AB: Onlarda olabiliyor, yurt dışına gidebiliyor, dünyada ve Türkiye’de servet dağılımını zaman zaman konuşuyoruz. Türkiye’de banka mevduatlarına bakmak yeterli olur sanırım, 2000 başlarındaki rakamlarını hatırlıyorum, o dönemde Türkiye’nin nüfusu 70 milyondu, 80 milyon mevduat hesabı vardı. Toplam mevduatın %77’si 50 bin hesapta toplanıyordu. Böyle bir dengesizlik olur mu?

ÖM: Evet.

AB: Yani mevduatın %77’si 50 bin hesapta! Geri kalan 79.950 bin hesap -şimdi bunu güncellemek lazım – %23’üne sahipti. Türkiye’de muazzam servetler oluştu, hem geleneksel eski servetler, cumhuriyetten bu yana oluşan ve devam eden sermaye, hem de son 17-18 yılda oluşan sermaye, ki bunlar enerji ve inşaat sektöründe yoğunlaşmış vaziyette. Öyle anormallikler yaşanıyor ki, bir taraftan faiz indiriliyor ama TCMB’nin Ekim anketinde 12 ay sonrası dolar/TL kuru beklentisi 6.41 olduğu görülüyor. 1 yıl sonrasına ilişkin dolar kuru beklentisi böyle olunca da insanlar döviz tevdiat hesaplarını bozmuyorlar, döviz tevdiat hesapları da gittikçe artıyor, 14 Ekim itibarıyla döviz tevdiat hesaplarında 195 milyar dolar bulunuyor, güncel rakam böyle . Yılbaşından bu yana insanlar TL’den çıkıp, hani o adamlar var ya parası olanlar, döviz hesaplarını 30 milyar dolar artmış durumdalar.

ÖM: Öyle mi?

AB: Dolarize olmuş bütün ekonominiz, bilanço düşünün, aile bilançosu, Açık Radyo bilançosu, Türkiye bilançosu, pasifler yani borçlar dolarize, sürekli dolarizasyon hakim, çok riskli ve hassas bir durum. Yani kendi yerel paramızla ilgili bir durum, risk söz konusu değil, başkasının para cinsiyle risk yaşıyorsunuz. Dolayısıyla, neresinden bakarsanız sarayın ortaya koyduğu enflasyon rakamlarına faiz oranlarına inanç yok, neresinden bakarsanız 2020 bütçe hedeflerine, makro ekonomik hedeflere inanç yok, büyümeye %5 diyor. Herkes gülüyor buna, bu seneyi büyük olasılıkla ekonomik büyümeyi “sıfırla” kapatıyor ülke, böyle olunca atmosfere saldığı kirlenme karbon emisyonu bayağı düşmüş oluyor. Elbette sevindirici bir gelişme.. Ekonomi düşük kapasitede ama işsizlik inanılmaz boyutlarda, sadece tarım dışı istihdamda 1 yıl içerisinde 650 bin kişi, toplamda 1 milyona yakın işsizlik var. Evet son 1 yılda tarım dışı istihdamda 650 bin kişi işsiz kalmış ki şimdi nasıl bir döneme giriyoruz? Turizm stop ediyor, ekonomiyi canlandıran bayram seyranda da yok.

ÖM: Turizm niye stop ediyor?

AB: Yaz bitti işte.

CT: Kış turizmi olmaz mı?

AB: İyi olur ama kış turizmine elverişli bir alt yapımız yok. Ayrıca Türkiye’nin imkanları ile yaptığı dışa dönük kış turizmi cirosu, sanırım İsviçre ile küçücük Davos’tan bile düşük olabilir. Ayrıca turizmde ucuza çalışışsan bir ülkesiniz, turist başı geliriniz düşük, evet turist sayısı artıyor, çünkü ucuz bir ülkesiniz, bunun 1/3’ü de Rus, Ruslar uçağı düşürüldükten sonra iptaller ile kıstılar, ne oldu? Turizm krize girdi. Son vergi düzenlemeleriyle turizme yükleniyorlar, turizm çalışan sektör ya, 35-40 milyar dolarlık bir ciromuz olacak galiba bu sene, oraya hemen ek konaklama vergisi ekledi hükümet, çünkü bütçe tutmuyor, kamu tarafı da bozuldu, sadece özel sektör tarafı, reel sektör değil. İki tarafı da bozuk bir ekonomideyiz, kamu maliyesi ve bütçesiyle.. Bankalar reel sektöre kredi vermiyor, çünkü bankaların reel sektörden, çoğunluğu inşaat ve enerjiden gelen çok ciddi batığı var, onu halledemediler. Şimdi bu öyle böyle bir batık değil, bakın sermayedarlar ne diyor batıklarına ilişkin olarak, örneğin müteahhitler birliği başkanı? “Devlet bir fon kursun satılamayan konutları satın alsın” diyor.

CT: Devlet mi alsın?

AB: Evet. Birlik başkanı “devlet alsın, biz batmayalım, biz sermaye de koymayalım, biz fazla yatırım yapmışız, fazla konut yapmışız, bunları devlet alsın, kusura bakmayın!” Peki ya enerji? Eski Türkiye Elektrik Kurumu parçalanmıştı, Elektrik Üretim A.Ş. santralleri üstlenen bir kamu kuruluşu oldu , sonra da santralleri , ayrıca dağıtımı özelleştirdiler, santralleri, dağıtım haklarını alanlar batık şu anda. Ne diyor batık durumda olan ve şirketlerine sermaye koymayan sermayedarlar? “Tekrar devralsın EÜAŞ” diyorlar, inanılmaz.. Bunu söylemekten utanmıyor bu insanlar. Bunların batıkları bankaların bilançosunda lök gibi duruyor, öde ödemiyor, sermaye koy, koymuyor. Sermaye nerede? Malta’da! Ankara Ticaret Odası “konkordato ilan eden irili ufaklı bütün şirketlerin borcu devlet tarafından ödensin” diyor. Otomotiv üreticileri de aynı şekilde. Ankara Sanayi Odası başkanı bir açıklama yaptı. “MB’sı reel sektörün tüm borcunu üstlensin, firmalara ortak olsun” diyor, adam doğru söylüyor, bu hale gelmiş MB’sı bunu da yapabilir.

CT: Burada devlet tarafından derken yanlış anlaşılma olabilir, halk tarafından ödensin manasına da geliyor galiba benim anladığım kadarıyla. Yani bizim vergilerimizle tekrar

AB: Bunu sen, ben ödüyoruz. Sen neyle ödüyorsun bunu? Telefon kullanırken ödüyorsun, su kullanırken ödüyorsun.

CT: Ama ben oradan ev almadım ki, niye evin parasını ödeyeyim?

AB: Evet Osmangazi köprüsünden geçerken zaten ödüyorsun.

CT: Yani oradan emsal teşkil ediyor.

AB: Bütün tüketim vergilerinin içine yerleşiyor bu batıklar, tüketirken ödüyoruz pek çok vergiyi, ayrıca kelle vergisi alıyor, batıkları yıllarca harçların içinde ödüyoruz, harç değil nal gibi vergi, bugün bir pasaport alın bakalım.. Uluslararası Para Fonu (IMF) ile stand by gibi bir anlaşmamız yok ama IMF, Amerika’da dahil bütün üyesi olan ülkelere yılda bir konsültasyona geliyor. EKG’sini çekiyor, MR bakıyor, kan değerlerine bakıyor ekonominin, ondan sonra bir rapor yayınlıyor. Türkiye için yayınladığı son raporda çok ciddi tanılar ve tespitler var, diyor ki “kredibiliteni kaybetmişsin, kurumların güvensiz, izlediğin para politikası saygınlığını kaybetmiş, kamu maliyen bozulmuş. Tabii diplomatik bir lisanla yazılıyor bunlar, rapor bunlarla dolu, sen tutuyorsun inşaat ve enerji sektöründe kendine yakın şirketleri halkın vergileriyle kurtarıyorsun. Kamu kaynaklarıyla, destekleriyle, dışarıdan alınan borçlarla inşaat, enerji ve savunma sanayiine dev bir yandaş havuz yarattınız, İmalat sanayinde saray- havuz sermayesi çok çok büyük değil, ki ona sıra gelmişti ama o sırada da global kriz patladı, olukla gelen borç para gelmez oldu, sonra da Türkiye krizi patladı. Ancak TUSİAD’ı ve benzerlerini teslim alıyorsun direnmeden teslim oldular onlar da zaten, TOBB zaten arka bahçen, batık şirketler için TOBB diyor ki “makul ölçülerde devlet bizi kurtarsın!” Serbest piyasa ekonomisinde batan batar değil miydi? Devlet ekonomiden elini çekmeliydi, değil mi? Çekince batan da batar o zaman , devlet bana borç kredi versin , borçla ben devlet şirketi alayım, iyi çalıştırmayınca, içini boşaltınca, batırınca borçlarımı ve şirketi devlet üstlensin, beni kurtarsın, peki ya senin hiç ettiklerin nerede? Havuz paraya boğuldu, halk fakirleşti.. 2008’de ABD’de de böyle oldu. Sonuç itibariyle faiz indirimleri reel sektörü canlandıracak ciddi bir etki yapmıyor, özel bankalar derdine yanarken kredi vermeye yanaşmıyor, kamu bankaları ve MB’sı da, Jon Ahmet’in devri daim makinesini sürdürebileceği kadar sürdürecek, ama tulumbada su bitmek üzere.

CT: Onlar da haklı değil mi? Ne dedilerse yaptı sermayedarlar da, aynı zamanda TÜSİAD’tan tutun TOBB’a kadar bütün politikaların arkasında durdular karar alıcıların, daha doğrusu devletin. Şimdi aynı şekilde zarara uğradıkları zaman bunu söyleyebilme hakları da yok mu? “Biz bu zamana kadar söylediklerinizin arkasında durduk şimdi siz de bizim arkamızda durun” deme hakları yok mu?

AB: Valla hakları var ama para yok!

CT: Evet öyle bir sorun var.

ÖM: Üzerinde bir zamanlar çok uzun duruluyordu şimdi birazcık azaldı ama gene de hemen her an yükselebilir Kanal İstanbul projesi meşhur çılgın proje, 75 milyar TL’ye mal olacağı gibi bir hesap yapılmış ama bunun herhalde altından kalkılması güç gibi gözüküyor. Buna da sevinmek lazım herhalde çünkü Kanal İstanbul zaten İstanbul’un, Karadeniz’in, Marmara’nın ve Ege’nin…

AB: Dünyanın…

ÖM: Dünyanın en berbat projesi olarak yıkıcı etkileri olacaktı

CT: Ekolojik yıkım.

ÖM: Ama böyle de bir şey var.

AB: Ben hiç olacağına inanmadım zaten. Türkiye borçla yaşayan bir ülke, Trump denilen garip adam ikide bir “seni mahvederim” diyor, çünkü sen onlardan borçlanıyorsun.

CT: Parantezi içinde “daha önce mahvettim” de diyordu.

AB: Zaten geçen hafta mı konuşmuştuk, Amerikan hazine bakanı, Trump’ın “mahvederim” twitinden bir gün önce New York bankalarını ziyaret ediyor. Türkiye, New York bankalarından, ağırlıklı olarak ta Londra piyasasından borçlanıyor. Ülkenizin Kanal İstanbul gibi bir projeyi yapacak parası yok, iç kaynak yok, siz bu kadar büyük bir projeyi yapacak parayı nereden bulacaksınız? Dış kaynaklardan.

ÖM: Kanal İstanbul olmuyor, peki şimdi Fenerbahçe’nin 570 Euro’luk borcu ne olacak? Bunu kim ödeyecek?

AB: Sarayın başkanı kongrede divan üyesi olmuş değil mi?

ÖM: Evet.

CT: Ama aidatın yatırılması konusunda da uyarıldı.

ÖM: Evet espriler de var, çok ürkütücü bulduğum şakalar filan yapıldı ama burada Deniz Derinsu Artı Gerçek’te de sormuş “Fenerbahçe’nin borcu klüp olarak 570 milyon Euro olarak açıklandı. Herhalde bu borcu Kenan Evren lisesine yapılacak yatırımlar karşılayacak ama bu yatırımların kaynağı şimdilik meçhul” demiş.

CT: Ama Ömer bey 612 milyon Euro’dan 568 milyon Euro’ya da inmiş, yani öyle bir durum da söz konusu, iniyor yani, biraz daha beklersek belki sıfırlanır.

AB: Karşımızda iflas etmiş bir tablo bulunuyor, müflis bir ülke bilançosu ile karşı karşıyayız. Bakın şimdi MB ‘sına ilişkin yeni bir durumdan söz edeceğim. MB’sın da, bu yıl neler yaşadık biz? Başkanı görevden alındı , yerine dediklerini harfiyen yerine getirecek birisisi atanarak MB’sı alelade bir kurum haline geldi.. Sonra ? MB ’sının karı yangından mal kaçarcasına hazineye aktarıldı , o yetmedi MB’nin ihtiyat akçesi, yani buna kefen parası da deniyor, bu da hazineye aktarıldı. Kar ve ihtiyat akçesi toplamı 80 milyar TL, yetmedi tencerenin içinde ne varsa aktarım devam etti, MB’nın ödediği bir de kurumlar vergisi var, yılsonuna kadar 94 milyar TL bu bütçeye aktarılmış olacak. Bunları bütçenin durumunun ne kadar vahim olduğunu anlatmak için söylüyorum, çok da rakamlara boğmak istemiyorum.

Bloomberg’den Çağan Koç bir de akademisyen arkadaşımız Ali Rıza Güngen biraz sonra değineceğim konuyu atlamadılar, haberleştirdiler, yorumladılar, bu yazılar üzerine ben de, eski hazine müsteşarlarını, yardımcılarını, MB başkan ve yardımcılarını aradım. Çünkü MB bilançosu, çok teknik bir bilançodur, herkes anlamaz bu işten, okullarda da öğretilmez, sadece bunu biraz öğrenenler bankacılara ders olarak yüksek paralarla anlatırlar saati 1000 Dolar’dan. Şimdi konuya geleyim artık, MB‘sının bir değerleme hesabı var, bu ne diyeceksiniz, MB’sı altın, döviz işlemleri filan yapıyor ya, işte bunların da dünyada fiyatları değişiyor, inip çıkabiliyor, fiyatların değişiminden oluşan farkları MB’sı ayrı bir hesapta izliyor. Yani şöyle, Can’ın bir hesabı var ama temel bir hesap değil, bu hesapta altın ve döviz izleniyor ve farklar buraya yazılıyor, negatif de, pozitif de olabiliyor, Can’ın hem varlığı ama hem de değil, bu bir nazım hesap gibi yani asli hesap gibi değil, bilançonun nazım hesaplar denilen bir bölgesi vardır, onun gibi algılayabileceğiniz bir hesap, dolayısıyla dönem kazancına, MB kazancına dahil edilmiyor bu değerleme farkları. Şimdi buradaki, değerleme hesabında biriken parayı da, bütçeye aktarmaya çalışıyorlar ama bunun aktarılamayacağı MB kanununda var.

ÖM: E kanun değiştirilir.

AB: Değiştirecekler zaten, hatta şöyle de yapıyorlar, uygulamayı yapıyor kanunu sonra değiştiriyor. Hatırlayın eski içişleri bakanı “kapıyı gir” diyor, “efendim kanuna göre buraya giremem” diyor, “yahu %51 almış bir iktidarız kanunu sonradan yaparız, sen dal gir içeri!” diyor. Hatırlarsınız, antidemokratik uygulamaların başlangıcında yaşadığımız bir durumdur. Şimdi MB’sı bilançosu ve bizzat kendisi labirentlerle doludur. MB’sı işleyişi hesapları ve bilanço, üstelik daha eski zamanlarda bilinmezlikler diyarıydı. Ekonomi Muhabirleri Derneği başkanı iken MB’sı ile birlikte bilanço eğitimleri düzenlemiştim, çünkü ekonomi muhabirlerinin, hepimizin öğrenmesi gerekiyordu, çok teknik ve karmaşık bir şey. MB’nin bilanço kitabı vardır, ana bilanço, vaziyet filan, bunlar çok teknik hikayeler. MB’nin içinde de çok kişi bilmez. Biz de, MB’sı ile ortak toplantılar düzenleyerek öğrenmeye çalıştık. MB‘sının bilanço kitabı “gerçekleşmemiş gelir ve gider” diyor bu kaleme. Biz gerçekleşmemiş bir gelirden aktarım yapmaya çalışıyoruz, bu haldeyiz!

ÖM: İlginç.

AB: Kara erkenden el koyuyorsun, yedek akçeyi alıyorsun, vergiyi zaten alıyorsun şimdi sıra değerleme hesabında !! MB’sı açık pozisyonda şu anda , bir anlamda da MB ‘sının içini boşaltıyorsun. Dolayısıyla, böyle bir MB‘sının kredibilitesi olmaz, uyguladığı faiz, para, döviz politikasına, enflasyon hedeflemesine inanç olmaz. Osmanlı’nın 3 çeşit hazinesi vardır, Fatih döneminde hazine inanılmaz abat olmuş vaziyette, kapıdan taşıyor, kendi has hazinesi ile devlet hazinesini ayırıyor adam “Topkapı’dan alın Yedikule’ye götürün, elimin altında devlet hazinesi olmasın” diyor. Bugün bu ülkede bütün hazineler elinizin altında…

ÖM: Kanal İstanbul şimdilik zormuş, Fenerbahçe’nin borçlarını sordum onun da cevabını aldım ama bir şey daha var, nükleer santraller nasıl yapılacak ona para var mı? Çünkü yeni bir bilgiye ulaştık, ABD’de ölmekte olduğu ortaya çıkmış nükleer enerji sektörünün ve muazzam bir kurtarma operasyonu istiyorlar, galiba yapılacakmış. 23 milyar Dolar’lık para verilecekmiş önümüzdeki 10 yıl içinde kendilerine, böylece kurtaracaklar. Türkiye’de bu durumda Akkuyu’da Rusların ve Sinop’ta da Japonların yapacağı şeyler vardı, onlar ne olacak?

AB: Sinop durdu galiba değil mi?

ÖM: Evet Japonlar durdurdu.

AB: Akkuyu’da 23 milyar Dolar’lık bir yatırım vardı hatırladığım kadarıyla.

ÖM: Tam 23 milyar Dolar da işte Amerika’daki eskimiş şeyleri kurtarmak için 10 yılda verilecekmiş.

AB: Türkiye dünyanın çöpünü satın alıyor biliyorsunuz, çok büyük çöp ithalatçısı, dünyanın çöpünü biz satın alıyoruz. Anlaşılan Dünyanın nükleer çöplüğü olmaya da adayız, Rusya’nın 23 milyar Dolar’lık kredi açtığını bilmiyordum, projeye dönük kısmi bazı krediler var Rusya’nın, salt inşaatına dönük bildiğim kadarıyla. Bunu da fay üstüne yapıyoruz değil mi?

ÖM: Evet, evet. Bir de muazzam ısınan bir Akdeniz’de yapıyoruz ki soğuk denizler soğutma suyu olarak kullanılırken bu çok büyük problem olur ama ben bunların üstünde durmuyorum, ben parasındayım yani parasına bakarım!

AB: Dünyanın rezerv parası Dolar, yani adam mürekkebi, kağıdı koyuyor, basıyor, biz dahil dünya da, o kağıda iltifat ediyoruz. Neden iltifat ettiğimizi sonra konuşuruz.. Ama dünyadaki petrol , enerji işlerinin büyük bir bölümü dolar ile alınıp satılıyor. Diyelim ki Suriye’de iş bitti, barışı da yaptık, kantonlar var, herkese demokrasi de geldi, artık Suriye’yi yeniden imar edelim faslına geldik; 350-400 milyar Dolar’a ihtiyaç var. Bu parayı, Rusya, İran, Türkiye’yi filan geçiniz, bu parayı tek çıkarabilecek ülke ABD.

CT: Neyin karşılığında verecek bu parayı peki?

AB: Soru o işte! Adam diyor ki “biz İŞİD’i bitirdik, Kürtler’den 10 bin kişi öldü, benden 8 kişi, büyük başarı!” diyor.

CT: Ama petrol rezervleri de aynı zamanda kontrol altına alınmış.

AB: “Kontrolümde” diyor, bir de göstere göstere ne diyor? “Ben buradan çıkmadım bak İŞİD’in liderini ben öldürdüm!” diyor.

ÖM: “Değerli şirketimiz Exxon’la da petrol meselesini halledeceğiz” diyor.

AB: Yani “gidiyormuş gibi yaptım ama hep buradayım!” diyor. Birçok mesajı var bu işin “Rusya sen yapamadın, beceremedin, ben becerdim” bir de teşekkür ediyor ona. Rusların Suriye’yi, finanse edecek kaynağı olduğunu düşünmüyorum. Önceki programlarda Rus savunma sanayiini anlatmıştık, Türkiye’ye S400 sattıklarının hemen sonrasında Rus savunma sanayiinin başındaki kişi “bizim savunma sanayimiz çok kötü, 50 milyar Dolar’lık yeni bir kaynağa ihtiyacımız var, Putin’den taleb edeceğiz” demişti. Rusya ekonomisi ambargo uygulanan bir ekonomi, elbette büyük ekonomi elbette ama öyle bütün dünyaya yetecek bir kreditör değil, rezerv paraya da sahip değil, Ruble öyle bir para değil.

ÖM: Paralar zaten oligarkların elinde.

AB: Evet, onların elinde ve paralar başka yerlerde, ayrıca dünya yeniden resesyona giriyor, en son raporlar onu gösteriyor, Almanya bile. Dolayısıyla Türkiye’de yapılan yatırımlar Erbakan’ın inşaatları gibi kalabilir. Sinop öyle kaldı değil mi? Kanal İstanbul öyle. Balayı bitti, gelişmekle olan ülkelere akın akın gelen para dönemi bitti, ki o kaynaklar bu ülkede 17 yıl süren bir iktidar yarattı, o paralar otoriter bir rejim yarattı, elbette düşük muhalefet profiliyle oldu bunlar. Vaktimizi doldurduk herhalde, bitireyim bu aşamada

CT: Benim anladığım şu oluyor, balayı bitti, boşanma yakın gibi duruyor, nafakayı da yine devletten isteyecekler gibi sanki! Yani bizden!

AB: Evet öyle, 1977’de iktisat eğitimine başladım, o yıllardan bu yana gördüğüm şu oldu, bugüne kadar bütün sermaye batıkları halka yüklenmiştir, batığı adil bir şekilde yayabilene rastlamadım açıkçası. Bunu yapabilmek için ciddi sosyal demokrat lazım, sosyalist olmak lazım, kapitalist dünyanın refleksleriyle de olsa, vergi politikalarıyla, mali politikalarla, mutabakatla, kriz maliyetini toplumsal kesimlere yayabilirsiniz, emekçileri tümüyle ezilmekten kurtarabilirsiniz, elbette bu araçları doğru kullanırsınız. Ama bugüne kadar tüm iktisadi krizlerde, yoksul ve düşük gelirli geniş toplumsal kesimler çok ağır bedeller ödemiştir. Büyük kavgalarımı da, sol cenahta bulunan iktisatçı olarak, bu meseleler üzerine verdik. Ağır iktisadi darbeler olduğunda da Türkiye gibi sağa meyilli toplumlar radikalleşiyor. Türkiye toplumu, başta yoksulların ilizyonu ile 17 yıldır AKP ile bir evlilik yaşıyor, boşanma da biraz zor oluyor.

ÖM: Peki çok teşekkür ederiz.

AB: Görüşmek üzere, hoşça kalın.

CT: Görüşmek üzere.

09:50 – 10:00 İzel Rozental ile Haftanın Karikatürleri (Açık Gazete’de yeni köşe)

haftaninkarikaturleri20191028

Sevgili dostumuz çizer İzel Rozental dünyadan ve Türkiye’den seçtiği haftanın karikatürlerini radyoda anlatıyor.

facebook.com/izel.rozental

***

‘Haftanın Karikatürleri’nde bu hafta karikatür sanatçılarının yanı sıra Picasso ile Delacroix’nın da eserleri konuşulacak. Haftanın Karikatürleri programı pazartesi sabahları saat 10.50’den itibaren 94.9 Açık Radyo’da, Açık Gazete programının içinde…

Fotoğraf açıklaması yok.
***

Haftanın Karikatürleri: 28 Ekim 2019

29 Ekim 2019

Bu haftaki programda ele aldığımız karikatürler burada…

Açık gazete 72

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü Oldies

10:30 – 11:00 Kamusla Güreş (Yeni program) / Hazırlayanlar: Didem Gürzap ve Kerem Doğan

kamusla_gures_28.10.2019_rec.21.10.2019

Kelimelerin, hayata dokunan anlamları, güncel ve geçmişe dayalı anlam ve çağrışımlarıyla tekrar ele alınacağı bir program.

zz8

Kamusla Güreş kayıt arşivi

Kamusla Güreş Twitter

Didem Gürzap Twitter

***

Göz

***

zz6

acikradyo.com.tr/program/144501 Kamusla Güreş, bu yayın döneminin son programında Göz kelimesine bir kez daha baktı. Kaçıranlara 28 Ekim 2019 tarihli programımız.

***

zz12

http://milliyet.com.tr/yazarlar/cetin-altan/goz-1977067

***

zz13

“Şimdi sen kalkıp gidiyorsun./ Git. /Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar./ Gitsinler.” Cemal Süreya (GÖZİSTAN sözcüğü cebimizde:))

***

zz11

İçle dış arasındaki geçirgen bölge: GÖZ (Rene Magritte “The False Mirror” )

***

zz10

Bir şey olmasından en çok korktuğumuz organların başında gelen göz… Göze eziyet sahnelerinden biri; Otomatik Portakal’dan

***

zz9

Ağırlığı yaklaşık 8 gr olan her bir gözde 100binden fazla ışığa duyarlı hücre var./Vücuttaki en çabuk reaksiyon gösteren kaslar gözlerin çevresindekiler/Kendini en hızlı iyileştiren organlardan biri göz/Yassı ve uzun göz merceği yakına bakmak gerektiğinde kavisli bir hal alıyor.

***

zz7

En büyük göz devekuşunun, 360 dereceye kadar görebilen papağan gözü, yuvarlak mercek yapısıyla suda net görebilen balıklar, karanlıkta insanın 6 katı iyi görebilen kedi gözü…

***

zz8

Göze dair sözcükler: Akomodasyon(göz uyumu),fotopik görüş(gündüz görüşü),skotopik görüş(gece g.),İris,Retina,Kornea,Sklera(göz akı),Lens, Sarı nokta,Miyop,Hipermetrop,Astigmat,Katarakt,Şaşı, Şehla…

***

zz5

***

zz4

Ev ödevimiz. Dinleyicilerimize paylaşacağımızı belirttiğimiz ” Göz Yemek” denemesi. Enis Batur’dan.

***

zz14

Kamusla Güreş, Beden üst başlığında ilerlediği bu yayın döneminin son programını GÖZle bitiriyor. 10.30da 94.9 Açık Radyoda (MC Escher “Eye”)

11:00 – 12:00 Bisiklet Zinciri (Yeni program) / Hazırlayan: Muzaffer Çorlu

Müzik programcımız Muzaffer Çorlu yıllar sonra heyecanlı bir dönüş yapıyor. Programda müzik, film ve bilim üst şemsiyesi altında besteciler, bilim insanları ve dahi siyasetçiler nöro-bilimdeki yeni gelişmelerle birlikte ele alınıyor.

Bisiklet Zinciri kayıt arşivi

12:00 – 13:00 Jazz Club (Yeni program) / Hazırlayan: Dağhan İş

Önceki dönemlerde dansın peşinde koşturan Dağhan İş bu yayın döneminde “İçinden caz geçenler”in peşine düşüyor.

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 Babil’den Sonra / Hazırlayan: Ercüment Gürçay

130acikradyo94.babildensonraegehikayesi28.ekim.2019

Dünyanın her yanından rüzgâra bırakılmış sesler bu yayın döneminde Pazartesi günleri saat 13.00’te.

zz6

facebook.com/ercumentgr

***
Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, ev, bulut, açık hava ve doğa

Ercüment GürçayMelek Sözkesen ve Suat Bayrakci ile birlikte.

AÇIK RADYO (94.9) BABİL’DEN SONRA: EGE HİKAYESİ

Denizli, Ege- Akdeniz ve İç Anadolu’yu birbirine bağlayan kavşak noktasında yer alan; küçük yüzölçümüne rağmen, tarihsel süreç içerisinde gelişmiş tarım ve el zanaatları ile kendisine yeten, birçok ustanın hayat bulduğu, çalışkan insanların yaşadığı bir şehir oldu.

Denizli, Aydın ve Muğla’dan insanlar bu bölgede, tarihi binlerce yıl öncesine uzanan “kültür, tarih, tarım, coğrafi yer ve sanatın her alanında unutulmaya yüz tutan, hayatın içinde yer alan, bugünü hazırlayan bütün bu değerlerini aramak ve geleceğe taşımak için” bir hayalin peşine düştüler; hayallerine ortak olacak insanları arıyorlar: www.http://egehikayesi.org/

Bu hafta (pazartesi) 13:00’te “Babil’den Sonra”da Denizli’den bir konuğum olacak. GESİFED üyesi MELEK SÖZKESEN ile EGE HİKAYESİ’ni konuşup Denizli yöresinden seçtiğimiz türkülere yer vereceğiz.

Programı (İstanbul’da) FM 94.9 frekansından veya buradan dinleyebilirsiniz: http://acikradyo.com.tr/stream/index.html

14:00 – 14:30 Hamişden Sesler / Şenay Özden ve Özhan Önder / Suriye ve Suriyeliler hakkında sürgünden sesler

hamisdensesler20191028

Hamişten Sesler kayıt arşivi

14:30 – 15:30 Opus 94 9 / Berna Uzunoğlu

Daha önceki dönemlerde her bölümünü dâhi bir besteciye ayrılan programda, 39. yayın döneminden itibaren her bölümünü bir müzik enstrümanına ayrılıyor.

15:30 – 16:30 Yolgeçen / Rahmi Öğdül ve Evrim Altuğ / Hayatî ve kitabî patikaların kesiştiği yol ağızlarında ayaküstü konuşmalar

16:30 – 17:00 Hariçten Sanat (Yeni Program) / Gezegenden Kültür-Sanat Haberleri  / Hazırlayan: Çelenk Bafra

harictensanat20191028

acikradyo.com.tr/program/144512/kayit-arsivi/hariçten-sanat

Programda özellikle Türkiye’yi ilgilendiren ve/ya Türkiye’den katılımcılara yer veren uluslararası sanat gündeminden bir kesit sunulacak. Müzeler, bienaller ve sergilere özellikle odaklanarak geniş bir perspektifle sanat, mimarlık, tasarım ve müzecilik alanlarındaki yeni gelişmeleri, haberleri ve güncel tartışmaları incelenecek.

Hariçten Sanat kayıt arşivi

facebook.com/celenk.bafra

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Duygu Arın, Yinon Muallem, Levent Öget ve Harun İzer

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20191028

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

***

Gezegenin Geleceği: 28 Ekim 2019

30 Ekim 2019
Fotoğraf: Greenpeace

Greenpeace Akdeniz, “Tek Kullanımlık Plastikler Yasaklasın” projesi kapsamında deniz canlılarındaki plastik kirliliğine dikkat çekmek için Marmara, Ege ve Akdeniz’den toplanan, barbun, istavrit, kefal, mırmır, tekir ve kırmızı karides türlerinin mide ve sindirim sistemleri inceledi.

İçinde bulunduğumuz iklim ve biyoçeşitlilik krizlerinden kurtulmak için adil bir ekonomiye geçilmesi gerektiğini savunan Türetim Ekonomisi Derneği, Kazdağı ve Edremit çevresini öncelikli alan olarak seçip, bölgede ekolojik ve sosyal açılardan adil üretim yapan, doğaya ve insana dost üreticilere yönelik bir proje başlattı. Proje kapsamında bölgeden en az 30 adet üreticiyle birlikte çalışılarak onların ihtiyaçlarına yönelik atölye ve etkinlikler düzenlenmesi hedefleniyor. Projede ayrıca, bölgede kimyasallardan korunan tarım alanlarının tespit edilerek çoğaltılması da hedefler arasında yer alıyor. Türetim Ekonomisi Derneği, projenin ana hedefi olarak, Kazdağı ve Edremit Körfezi bölgesinde tarımsal biyolojik çeşitliliği destekleyen, ekolojik ve sosyal açıdan adil, doğaya ve insana dost üretim yapan 30 üretici ile türeticilerin işbirliğini sağlamak olarak belirtiyor. Bu çalışma ile Türkiye’deki türetici gruplar ile üreticiler arasında, yörenin tarımsal biyolojik çeşitliliğinin korunması amacıyla ekonomik-sosyal ve kültürel dayanışmaya dayalı bir modelin oluşturulması ve yaygınlaştırılması hedefleniyor. Bu hedef doğrultusunda bölge üreticilerinin içinde yer alacağı bir online çarşı oluşturulması ve her bir üreticinin tanıtıcı videoları çekilerek üretim süreçleri ve beyanları yazılı olarak kayıt altına alınması da proje kapsamında yer alıyor. Yine bu çerçevede, bir yıl içerisinde bölgede en az iki toplantı, bir şenlik düzenlenerek yöre halkının projeyi sahiplenmesi için çalışılması hedefleniyor. Proje vasıtasıyla ulaşılacak üreticilerden koşulları uygun olanlar belirlendikten sonra, Türkiye’nin farklı bölgelerinden, farklı sektörlerde 80’in üzerinde adil üreticiyi bünyesinde barındıran, 12 bin 500’den fazla kayıtlı türetici üyesi olan Good4Trust.org ekosistemine dâhil edilecekler. Bu projeye özel olarak Good4Trust.org üzerinde hazırlanacak Kuzey Ege Çarşı’sı vasıtasıyla ürünler doğrudan tüm Türkiye’ye ulaşması sağlanacak. Türetim Ekonomisi Derneği çağrısında “Eğer siz de bu bölgede yaşıyor, kimyasal zehirler kullanmadan doğayı ve geleceğimizi düşünerek üretim yapıyor ya da böyle üreticileri tanıyorsanız proje ekibiyle derneğin web sayfası turetimekonomisi.org üzerinden doğrudan iletişime geçebilirsiniz. Her türlü sorunuzu info@turetimekonomisi.org adresine iletebilirsiniz” diyor.

Greenpeace Akdeniz, “Tek Kullanımlık Plastikler Yasaklasın” projesi kapsamında deniz canlılarındaki plastik kirliliğine dikkat çekmek için Marmara, Ege ve Akdeniz’den toplanan, barbun, istavrit, kefal, mırmır, tekir ve kırmızı karides türlerinin mide ve sindirim sistemleri inceledi. Bunun yanında, çoğunluğu Ege ve Marmara Denizi’nden tedarik edilmiş midyelerden üretilen midye dolmaların içerisindeki mikroplastik miktarları da incelendi.  “Türkiye’deki Deniz Canlılarında Mikroplastik Kirliliği” rapor kapsamında 243 adet balık, 32 adet karides ve 317 adet midye dolma analiz edildi. İncelenen balıkların yüzde 44’ünde, kırmızı karidesin yüzde 18’inde ve midye dolmaların yüzde 91’inde mikroplastik bulundu. Greenpeace Akdeniz Plastik Proje Sorumlusu Nihan Temiz Ataş şöyle konuştu: “Türkiye’deki deniz canlılarındaki plastik kirliliği araştırması, plastik kirliliğin deniz canlıları ve insan sağlığı için ne derece endişe verici olduğunu ortaya koyuyor. Daha da vahimi, bu mikroplastiklerin çoğunluğunun tek kullanımlık plastiklerin üretiminde kullanılan polimer tipteki plastikler olması. Bu sorunun tek bir çözümü var, tüketim kültürümüzü değiştirmek. Plastiği yok edemiyoruz, kullanıp uzağa atmanın bir çözüm olmadığı ve artık plastiğin tabaklarımızda olduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorundayız. Atılacak ilk adım, alternatifi olan ve AB’de de yasaklanan tek kullanımlık ürünlerin Türkiye’de de yasaklanması olmalı. Üç tarafı plastikle değil denizlerle çevrili bir Türkiye için bunu yapmalıyız” dendi Greenpeace açıklamasında.

Hindistan, güneş enerjisinin bir zamanlar imkansız olarak görülen fiyatlara gerilemesiyle birlikte yaklaşık 14 GW’lık kömür yakıtlı elektrik santralı inşa etme planlarını iptal etti. Analist Tim Buckley, Hindistan’da en kirli fosil yakıttan uzaklaşmanın ve güneşe doğru geçişin küresel enerji piyasaları üzerinde “derin” etkileri olacağını söyledi. Enerji Ekonomisi ve Finansal Analiz Enstitüsü-IEEFA internet sitesinde yer alan makalesine göre, bu ay şimdiye kadar 13,7 GW’lık planlanan kömür enerjisi projesi iptal edildi. İptal edilen projeler değişimin hızının kesin bir göstergesi olarak yorumlanıyor. IEEFA Enerji Finansmanı Araştırma Direktörü Buckley, analistlerin bu fiyatın çok düşük olduğunu ve tekrarlanamayacağını söylediklerini aktardı. Ancak 16 ay sonra, 500 MW’lık bir güneş enerjisi tesisi için yapılan bir açık artırma, 2,44 rupi ile sonuçlandı. Buckley, “Güneş Hindistan’da ilk defa kömürden daha ucuz ve bunun küresel enerji piyasalarını dönüştürmek için yarattığı etkiler derin” dedi. Analist, Hindistan hükümeti tarafından, güneş enerjisinin düşen maliyeti ile birlikte enerji verimliliğini artırmak adına alınacak önlemlerin mevcut ve planlanan kömür santralları üzerinde büyük bir etkisi olacağını ifade etti.

PTT tarafından Türkiye’nin huzurlu, sakin ve yaşanılabilir yerleşim yerlerinden olan Seferihisar, Göynük, Taraklı, Eğirdir ve Gerze görsellerine yer verilerek hazırlanan 5 değerli “Sakin Şehirler” konulu sürekli posta pulları ve ilk gün zarfı 25 Ekim 2019 tarihinde tedavüle sunuldu.

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Açık Dergi Pazartesi Murat ‘Mrt’ Şeçkin ile Kadıköy Postası

Kadıköy’deki kültür-sanat takviminin tutulduğu programda Tayfun Polat’ın Kadıköy’den göçüyle oyuncu değişikliğine gidildi. Yine bir Kadıköylü Murat ‘Mrt’ Seçkin aramıza katıldı.

Açık Dergi Pazartesi Ebedi Yokoluş / Forever Extinct / Virginia Patrone ve Çiğdem Fidan

ebediyokolus20191028

Ebedi Yokoluş programında, insanlar yüzünden nesli tükenmiş ya da tehlike altında olan ve hiçbir şey değişmeden böyle giderse; kısa zamanda ebediyen yok olacak olan türler hakkında konuşuyoruz. Her hafta yokolan bir türün tarihine ve sesine kulak veriyoruz.

acikradyo.com.tr/program/ebedi-yokolus-forever-extinct

instagram.com/ebedi_yokolus/

Açık Dergi Pazartesi  Haftanın Albümü

19:00 İklim Acil

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

İklimAcil! hafta içi 19.00, tekrarı 01.00’de. Hafta sonu 12.00, tekrarı 00.00’da.

***

Uluslararası vandalizm

28 Ekim 2019
Fotoğraf: Sputnik

Greta Thunberg’in tasvir edildiği sokak sanatı eserlerine yapılan saldırılardan bir seçki sunuyoruz.

(Bianet),

Cehalet ile siyasetin, yalan haber ve popülizm ile karıştırılmasıyla hedef alınan iklim mücadelesine Greta Thunberg temsilleri üzerinden vandallığa varan saldırılar dünyanın dört bir tarafından ortaya çıkmaya başladı.

Grevci genç aktivistlerin ortaya çıkığı sokaklardaki modern sanat eserlerine yapılan saldırılar hem Türkiye’de hem de yurtdışında altı farklı anlamlarla doldurulmaya çalışarak vuku buluyor.

Vandalizm 1: Birmingham 

İlk saldırı geçtiğimiz Eylül’de İngiltere’nin Birmingham şehrinde meydana geldi.

Sanatçı Muhammed ‘Aerosol’ Ali tarafından Acorns Çocuk Bakımevi’nin yanındaki kavşak üzerindeki bir duvara yapılan eserin üstüne siyah boya atıldı.

Çalışmasını karanlıkta ve herhangi bir imza olmadan yapan sanatçının kimliği hakkında çeşitli dedikodular çıkmış fakat Birmingham Müzesi ve Sanat Galerisi’nin mütevelli heyetinde de yer alan Ali’nin bu eseri yaratıcısı olduğu öğrenilmişti.

Kimliği belirsiz kişiler tarafından vandal saldırıya uğrayan eser hakkında konuşan sanatçı şu ifadeleri kullandı:

“Moral bozucu ve olmasaydı daha iyi olurdu. Ama sokakta duvara resim çiziyorsan hedef alınma ihtimalini de göz önünde bulundurman gerekir. Herkes yaratılan eseri beğenecek diye bir şey yok. Sokak sanatı kısa ömürlü ve gelip geçicidir.”

Vandalizm 2: Rutland

Geçtiğimiz Eylül’de, gençlerin önderliğindeki küresel iklim grevinden hemen önce, LaRoe ismili sanatçı, Amerika Birleşik Devletleri’nin Vermont eyaletinde yer alan Rutland şehrindeki Vermont Çiftçi Gıda Merkezi’nin binalarından birinin üzerine İsveç iklim aktivisti Greta Thunberg’inin bir portresi çizdi. LaRoe’nun 8 metrelik 16 yaşında cüretkar karakterli, mavi gözlü, sarı örgülü saçlı tasviri tamamlaması yaklaşık ‘üç veya dört gününü’ aldı.

Eser tamamlanmasından sadece bir kaç gün sonra saldırıya uğradı.

Sanatçı LaRoe, Rutland’daki saldırganların muhtemelen çocuk olduğunu düşündüğünü ifade ederek şu açıklamayı yaptı. “Greta insanları iklim krizi ile yüz yüze getirdi ve yaptıkları için yetişkinlere çağrı yapıyor… Söylediğinin gerçekliğini kabul etmek yerine, onu cezalandırıyorlar. Bilmiyorum – belki bazı insanlar onun mesajını beğenmiyor.”

La Roe saldırıdan sonra eseri aynı duvar üzerinde tekrar icra etti.

Vandalizm 3: Edmonton

Greta Thunberg’in Kanada’nın Alberta eyaletinin başkenti Edmonton’daki duvar resmi ‘ona hayatını nasıl yaşayacağı konusunda ders vermeyi bırakmasını’ söyleyen genç bir vandal tarafından tahrip edildi.

Geçtiğimiz Cuma günü Edmonton’da iklim grevine katılan Greta konuşma yaptığı sırada yerel bir sanatçı olan AJA Louden tarafından şehrin diğer ucundaki bir duvara murali yapıldı.

Sputnik’in haberine göre, CBS’in bir-iki gün sonra duvar resmini çektiği bir sırada, adı James Bagnell olarak açıklanan bir kişi, tam da Greta’nın yüzüne denk gelen kısmın üzerini çizerek, “Yalanı bırak, Burası bir petrol ülkesi” ifadelerini yazdı.

Şovuna kameralar önünde devam eden genç vandal Bagnell, “Burası Alberta. Burası bir petrol ülkesi. Babam petrol sektöründe çalışıyor. Buraya gelip bize işlerimizi nasıl yürüteceğimizi, ailelerimize nasıl bakacağımızı, sofraya nasıl yemek koyacağımızı söyleyen yabancılara ihtiyacımız yok” dedi.

Bu saldırını akabinde,  Greta’nın gözlerinin siyaha boyandığını ve resmin üzerine Fransızca ‘sürtük’ yazıldığını ve ‘Provokatör ajan Kanada’dan defol’ ifadesi de eklendiği bir başka saldırı daha yaşandı.

Louden, eserinin tahrip edilmesi sebebiyle üzgün olmadığını söyleyerek, “Ben de bu portreyi başka birinin sanatı üzerine çizdim. Birinin de benimkinin üzerini kapatması beni üzmedi. Bu portreyi çizme amaçlarımdan biri de konuşmanın önünü açmaktı” dedi.

Vandalizm 4: İstanbul

Greta’nın figürü Portekizli mural sanatçıları Mr. Dheo ve Pariz One tarafından geçtiğimiz ay Kadıköy Göztepe’deki Mustafa Mazharbey sokakta bulunan bir binanın duvarına resmedilmişti.

Yeşil Gazete’nin aktardığı üzere, Thunberg’in Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nde iklim anlaşmasına uymadığı için şikayet ettiği ülkeler arasında Türkiye‘nin bulunmasına (ki bu iddianın doğru olmadığı ortaya çıktı) ve dünya çapında başlattığı ‘Gelecek için Cumalar (Friday’s for Future)’ hareketinin ‘Friday’s for Future Rojava’ tarafından düzenlenen eylemini geçtiğimiz Mayıs’ta Twitter’da paylaşmasına tepki gösteren Vatan Partisi Kadıköy İlçe Teşkilatı üyeleri, Kadıköy’de bulunan duvar resmini kapattı. Kapatılan duvar resminin üzerine iki yıl önce PKK saldırısında hayatını kaybeden 15 yaşındaki Eren Bülbül’ün pankartını astı.

Vatan Partisi Kadıköy İlçe Başkanı Osman Erbil, daha önce Greta Thunberg’in resminin silinmesini istediklerini söylediği konuşmasında, Haziran’daki seçimlerde yüzde 0,4 oy aldıkları Kadıköy Belediyesi’nin bu taleplerine cevap vermeyince, “Görev Vatan Partisi’ne kaldı” ifadelerini kullandı.

20:00 – 21:00 Bir Baba Indie Lokal / Tuğçe Yapıcı ve Cihad Satıroğlu

Aşkın Enkazı ile Gökhan Türkmen

Yerli sahneden yeni yayınlanan müzikler, konuklar ve canlı performanslar Bir Baba Indie Lokal’de.

facebook.com/birbabaindie/

birbabaindie.com/

twitter.com/birbabaindie

instagram.com/birbabaindie/?hl=tr

***

zz7

Bir Baba Indie Lokal programının 28 Ekim Pazartesi tarihindeki konuğu, son yayınladığı parçası Aşkın Enkazı ile Gökhan Türkmen oldu.

Tuğçe Yapıcı ve Cihad Satıroğlu tarafından hazırlanıp sunulan, yerli sahneden sesler sunan Bir Baba Indie Lokal her pazartesi saat 20:00 – 21:00 arasında 94.9 Açık Radyo’da yayınlanır.

Programın videosuna ise aşağıdan ulaşabilirsiniz.
https://youtu.be/RSjyraiQvS0

birbabaindie.com
facebook.com/birbabaindie
instagram.com/birbabaindie
twitter.com/BirBabaIndie

21:00 – 22:00 Vertigo / Hilmi Tezgör ve Osman Öztürk / Savrulan şarkılar

vertigo500.blogspot.com/

22:00 – 23:00 Ahtapotun Bahçesi / Cem Sorguç / Alter-latif müzik

ahtapotunbahcesi.blogspot.com/

twitter.com/ahhtapot

 

23:00 – 24:00 Ay Palas / Tolga Yağlı / Bağımsız müzik

aypalas.blogspot.com/

24:00 – 01:00 Vantilatör / Selahattin Çolak’tan kakofonik gürültü

Ses ve gürültü ekseninde türler arası bir radyo programı.

01:00 İklim Acil

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

İklimAcil! hafta içi 19.00, tekrarı 01.00’de. Hafta sonu 12.00, tekrarı 00.00’da.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

08:50 – 09:00 Nasrettin Hoca Hikâyeleri (Yeni program) / Orhan Veli Kanık / Yapı Kredi Yayınları / Açık Radyo ekibi okuyor.

Bu yayın döneminde Pazar sabahlarına Orhan Veli Kanık’ın şiirli ve sihirli kaleminden çıkma Nasrettin Hoca Hikâyeleri ile başlıyoruz.

09:00 – 10:00 Gezgin’in Şarkısı / Rönesans’tan Barok Dönem’e yaratıcı dehanın keşfi / İlknur Akman Erk

Rönesans’tan Barok Dönem’e uzanan uzun, çok yaratıcı ve verimli bir çağın bestecilerini, eserleriyle birlikte tanıtmayı amaçlayan bir program bu dönem Açık Radyo’da yayında.

09:50 – 10:00 La Fontaine’in Masalları (Yeni program)

“Bu Bizim ezelî bir derdimizdir/

Asıl Düşmanımız Efendimizdir”

Orhan Veli çevirisiyle bir yıl boyunca her pazar bir fabl okuyoruz.

10:00 – 10:30 Bir Dolap Kitap / Banu Aksoy ve Yıldıray Karakıya / Her yaş için çocuk kitabı

birdolapkitap.com/

birdolapkitap.com/radyo-arsivi/

10:30 – 11:00 Botanitopya (Yeni program) / Sesli Doğa Tarihi Müzesi / Hazırlayan: Benan Kapucu

botanitopya27.10.2019mixdown1

Bitkiler âleminin tuhaf ve muhteşem dünyasını belgeleyen botanik sanatına dair her şeyin konuşulacağı bir program.

Botanitopya kayıt arşivi

twitter.com/botanitopya

instagram.com/botanitopya/

botanitopya@gmail.com

***
zz1

Keşif rotamızı tropikal ormanlara doğru çeviriyoruz… Cezbedici nektarıyla avlarını tuzağa düşüren, görünümüyle irkiltici ama hayranlık uyandırıcı etçil bir bitkiyi; suibriğini (Nepenthes spp.) konuşacağız. 10:30’da 94.9 Açık Radyo’da buluşalım

***
zz2
Nepenthes’in 140 ayrı türü var. Anavatanı Borneo, Sumatra ve Filipinlerdeki yağmur ormanları; Hindistan’ın Megalaya Eyaleti, Sri Lanka, Avustralya Qeensland’in küçük bir kısmı ve Madagaskar’daki tropikal ormanlar…
***
zz3
Carolus Linneaus ilk kez 1737’de yayımladığı Hortus Cliffortianus kitabında Nepenthes adını kullanmış; Sri Lanka’dan Avrupa topraklarına gelen Nepenthes distillatoria türünü ise 1753 yılında Species Plantarum kitabında yayımlanmış.
***
zz4
1875 yılında yazdığı kitapla onları dünyaya tanıtan Charles Darwin bu tür bitkileri “böcekçil” diye tanımlamıştı ama daha farklı hayvanları da avladıklarından bugün onları nitelendirirken “etçil” sözcüğü tercih ediliyor.
***
zz5
Nepenthes adıyla tanımlanmadan önce suibriğine dair en eski kayıt Büyük Madagaskar Adasının Tarihi (1658) kitabında Fransız sömürge valisi Etienne de Flacourt bitkiyi “kapaklı küçük bir vazoya benzer çiçeği olan, sarı ve kırmızı renklerde, 7 inç uzunluğunda” diye tarif eder…
***
National Geographic’den Paul Zahl, Mayıs 1964’te Malaysia’s Giant Flowers and Insect Trapping Plants makalesinde bu etçillerden bahsedince, 19. yüzyılın bahçe ve botanik dergilerinden ya da Darwin’in bilimsel makalesinden sonra ilk kez bitkiler geniş bir kitleyle tanışmış olur.
***
zz6
Bu makalesinde ayrıca yerel halkın bu bitkilere “maymun bardağı” dediğini; Sarawak’ta gördüğü, Nepenthes rafflesiana’yı büyük bir ustalıkla bardak gibi tutarak bir dikişte nektarını içen orangutanı da fotoğrafladığını da anlatıyor.
***
zz7
Suibriği dediğimiz Nepenthesler pasif avcılar; böcekler ya da başka hayvanların renk, koku veya nektarlarına kapılıp yaklaşmasını sonra bitkinin içindeki sıvı dolu bölüme düşmesini bekliyorlar…
***
zz8
Keşfedilen birçok Nepenthes türü var ama hepsinin ortak özelliği, içinde baştan çıkarıcı öz suyun biriktiği ibrik biçiminde yaprak uzantıları. Filizlerin ucunda büyüyen bu şişkince bölüm, içindeki sıvı yeterli miktara ulaştığında kapak açılana dek genişleyerek şişiyor+++
+++ Parlak renklerde “peristome” denen dudağa benzeyen bölüm, tatlı bir nektarla avı kendine çekiyor; yüzeyi tutunamayacak kadar kaygan olduğu için de nektarın cazibesine kapılan dikkatsiz misafirler, doğrudan ibriğin içine düşüyorlar.
***
zz9
Bristol Üniversitesi’nden Biyolog Ulrike Bauer bu bitkinin, tropik iklimde, hava koşullarındaki değişime göre davranarak, yarı zamanlı avlandığını keşfetmiş. Suibriğinin ağız kenarları kuruyken, nektar arayan karıncalar kolayca tırmanabiliyor.+++
+++ Keşfe giden karınca, koloniye geri dönüp de tatlı haberi paylaşınca karıncalar kaynağa akın ediyor ama kısa sürede ıslanıp kayganlaşınca karınca kolonisi için bir ölüm kapanına dönüşüyor.
***

Etçil bir bitki: Suibriği

20 Kasım 2019

Tropikal ormanlardan hem büyüleyici hem tuhaf mı tuhaf, hatta irkiltici bir bitkiyi anlatıyoruz: Nepenthes, yani suibriği… Göze çarpan, canlı kırmızı renkte, kocaman açılmış dev ağzı ve sıkı sıkıya sarılan sülükdalları olan suibriğini görüp de irkilmemek pek mümkün değil doğrusu.

Başka bir uzaydan gelmiş gibi görünen bu tuhaf bitkilerin nasıl beslendiğini, avına nasıl tuzak kurduğunu ve stratejik davrandığını öğrendiğiniz zaman gözünüze daha da korkutucu görünmeye başlıyor. Nepenthes’in 140 ayrı türü var, etçil bitki olarak tanımlanıyorlar. Anavatanı Borneo, Sumatra ve Filipinlerdeki yağmur ormanları; Hindistan’ın Megalaya Eyaleti, Sri Lanka, Avustralya Qeensland’in küçük bir kısmı ve Madagaskar’daki tropikal ormanlar… Özellikle, nemli, sulak bölgelerde yaşayan bitkiler bunlar… Ama bazıları çorak topraklarda bile yaşıyor. Çoğu tırmanıcı; birkaç çalımsı tür arasında boyu 20 metreye ulaşanlar bulunuyor. Farklı iklim ve çevresel koşullara adaptasyon becerisi oldukça yüksek Nepenthes’lerin; ağaç gövdelerinde, kuru taşlı zeminde bile yetişebiliyor.

Böceklere ve diğer hayvanlara, genellikle bitkilerin yem olduğunu biliyoruz ama misilleme yapıp bu durumu tersine çeviren bitkilerin sayısı hiç de azımsanacak gibi değil.  650 bitki türü (ve birkaç mantar) çoğunlukla böcekleri, eklembacaklıları kimi durumlarda da daha büyük avları türlü tuzaklarla kendine çekiyor, hapsedip afiyetle sindiriyor.

Tabii bu durum, doğanın sistematiğine -o zamanki bilgilerle tabii- öyle ters düşer ki- doğa bilimci ve botanikçi Carolus Linneaus, önceki bilim kitaplarında var olan pek çok örneğe ve çizimlere rağmen etçil bitkilerin varlığına inanmayı uzun bir süre reddeder ve şüpheyle bakar. İlk kez 1737’de yayımladığı Hortus Cliffortianus kitabında Nepenthes adını kullanmış; Sri Lanka’dan Avrupa topraklarına gelen Nepenthes distillatoria türünü ise 1753 yılında Species Plantarum kitabında yayımlanmış. 1875 yılında yazdığı kitapla onları dünyaya tanıtan Charles Darwin bu tür bitkileri “böcekçil” diye tanımlamıştı ama daha farklı hayvanları da avladıklarından bugün onları nitelendirirken “etçil” sözcüğü tercih ediliyor.

Peki Nepenthes ne anlama geliyor, Linneaus’un verdiği bu ismin esin kaynağı ne? Bitkinin adının etimolojik kökeni -yeni tanımlanan birçok bitkide olduğu gibi- Yunan mitolojisine dayanıyor. Homeros’un eseri Odyssea öyküsünde, Tanrıça Helen’in bütün acılarını unutması için Mısır Kraliçesine verdiği iksirin adıdır bu; olumsuzluk eki olan “ne” ve keder anlamına gelen “penthes” sözcüklerinin birleşiminden oluşuyor. “Keder olmadan” anlamına geliyor.

Nepenthes adıyla, bilimsel dergilerde tanımlanmadan önce suibriğiyle ilgili bilinen en eski kayıt 1658 yılında Histoire de la Grande Isle de Madagaskar (histuar dö la gran il dö madagaskar) / Büyük Madagaskar Adasının Tarihi kitabındaki yazısıyla Fransız sömürge valisi Etienne de Flacourt’a (etyen döflakur) ait. Adı henüz konmamıştır ama kitapta bitkiyi “kapaklı küçük bir vazoya benzer çiçeği olan, sarı ve kırmızı renklerde, 7 inç uzunluğunda” diye tarif eder…

Suibriği ya da bilimsel adıyla Nepenthes, bilim çevrelerinde kabul edildikten sonra birçok dergide çizimleriyle birlikte yer almış ama geniş bir kitleyle tanışması çok sonra olur.  National Geographic dergisinden Paul Zahl, Mayıs 1964 sayısında yayımlanan Malaysia’s Giant Flowers and Insect Trapping Plants /Malezya’nın Dev Çiçekleri ve Böcek Kapan Bitkileri makalesinde bu etçillerden bahsedince, 19. yüzyılın bahçe ve botanik dergilerinden ya da Darwin’in bilimsel makalesinden sonra ilk kez bu bitkiler geniş bir kitleyle tanışmış olur. Zahl’ın Borneo ‘da keşif gezisi sırasında çektiği fotoğraflarındaki Nepenthes türleri sanki başka bir dünyadan gelmiş gibi görünür okuyuculara da… Bu makalesinde ayrıca yerel halkın bu bitkilere “maymun bardağı” dediğini; Sarawak’ta gördüğü, Nepenthes rafflesiana’yı büyük bir ustalıkla bardak gibi tutarak bir dikişte nektarını içen orangutanı da fotoğrafladığını da anlatıyor.

Evet, bitkinin nasıl beslendiğine, avına nasıl tuzak kurduğuna bakalım…  Genellikle verimsiz topraklarda yetişen bir bitki olduğu için günlük besinlerini böceklerden (özellikle karıncalardan) ve diğer küçük vahşi canlılardan takviye edecek biçimde evrim geçirmiş olduğunu söyleyebiliriz.

Etçil bitkiler avlarını tuzağa düşürmek için farklı yöntemler geliştirmiş; aktif kapan ve pasif kapan diye iki ayrı mekanizmadan yararlanıyorlar. Darwin’in “dünyanın en harika bitkisi” dediği Dionaea muscipula, yani Venüs sinek kapanı gibi bazı türler örneğin, böceklerin ilgisini çekmek için aromalı bir nektar salgılıyor; böcek bitkinin kapan biçimindeki yaprağına konduğu zaman aniden -saniyenin otuzda biri hızında- kapanıyor. Böcek bir daha asla çıkamıyor ve bir hafta sonra sadece geriye atıkları kalıyor. Suibriği dediğimiz Nepenthesler ise pasif avcılar; böcekler ya da başka hayvanların renk, koku veya nektarlarına kapılıp yaklaşmasını sonra bitkinin içindeki sıvı dolu bölüme düşmesini bekliyorlar.

Birçok Nepenthes türü var keşfedilen, ama hepsinin ortak özelliği, içinde baştan çıkarıcı öz suyun biriktiği ibrik biçiminde yaprak uzantıları. Filizlerin ucunda büyüyen bu şişkince bölüm, içindeki sıvı yeterli miktara ulaştığında kapak açılana dek genişleyerek şişiyor. Parlak renklerde “peristome” denen dudağa benzeyen bölüm, tatlı bir nektarla avı kendine çekiyor; yüzeyi tutunamayacak kadar kaygan olduğu için de nektarın cazibesine kapılan dikkatsiz misafirler, doğrudan ibriğin içine düşüyorlar. Renk, biçim ve boyutları oldukça farklı olan suibriği bitkilerinden bazıları iki litre kadar sıvıyı içinde tutabilir, bir sıçanı bile avlayabilir.

Bristol Üniversitesi’nden Biyolog Ulrike Bauer ve ekibinin yakın zamanda bu bitkinin, tropik iklimde, hava koşullarındaki değişime göre davranarak, yarı zamanlı avlandığını keşfetmiş. Suibriğinin ağız kenarları kuruyken, beslenmek için nektar arayan karıncalara güvenli bir basamak işlevi görüyor. Keşfe giden karınca, koloniye geri dönüp de tatlı haberi paylaşınca karıncalar kaynağa akın ediyor. Ama tropikal iklim nedeniyle kısa süre içinde ıslak ve kaygan hale gelince ise karınca kolonisi için tam bir ölüm kapanına dönüşüyor. Tehlike mesajları anında koloniye ulaşmadığı için karınca akını sonlana dek bitki uzun uzun bu açık büfenin keyfini sürmeye devam ediyor.

Suibriğinin içinde biriken sıvı, genellikle yağmur suyuyla seyrelmesine rağmen hafif asitli bir sıvı. Pek çok tür, yağmur suyunun fazlasını engellemek için kapağa benzer yapılar geliştirmiş.  Bitkinin iç kısmında, “tuzak çukuru” denen kısım mumsu bir salgıyla kaplı. Bu bölüme temas edildiğinde, yüzeydeki kristaller düşüyor ve tuzak çukurunun iç yüzeyi aşırı kaygan hale geliyor.  Bitki avını yakaladığı zaman biriktirdiği sıvının asit oranı hızla artıyor ve kurbanın dokularının parçalanmasında sindirim enzimlerine yardımcı oluyor. Bitki bu dokulardan nitrojen ve başka besinler de alıyor.

Nepenthes’e benzer ama farklı aileden olan, Kobra zambağı ve Sarracenia türünün bazı üyeleri gibi Yeni Dünya türleri de hayvanları tuzağa düşürmek için “ibrik”lerini kullanıyor. Tüm etçil bitkilerde olduğu gibi, Nepenthes’in de avlarına tuzak kurma yöntemi gerçekten de hem ürpertici hem de bir yönüyle hayranlık uyandırıcı.

Birçok türü var; anavatanı Borneo olan Nepenthes rajah, en büyük ibriklere sahip, yaklaşık 3.5 litrelik nektarı tutabiliyor- bir sıçanın boğulmasına neden olacak kadar. Nepenthes rafflesiana ise çiçek nektarlarının peşinde olan kelebekler ve arılar gibi böcekleri tuzağa düşürmek amacıyla olgun ibriklerinden tatlı bir koku yayacak biçimde evrimleşmiş. Nepenthes lowii ve Nepenthes hemsleyena gibi diğer türler de bunun yerine ödülü paylaşıyor. Nepenthes lowii 2009 yılında keşfedildiğinde botanik dünyasını hayli şaşırtmış. Kimi yarasa türlerinin; Afrika, Güneydoğu Asya, Hindistan ve Avustralya’da yaşan kimi nektar kuşlarının Nepenthes hemslayana’nın nektarından beslendiği; bazı kurbağa türlerinin de bu bitkileri yumurtlama yeri olarak kullandığı anlaşılmış. Sri Lanka’ya özgü Nepenthes distillatoria 17. yüzyıl sonunda botanik literatürüne giren ilk suibriği türü. Sri Lanka halkı bitkinin saplarını bükerek sığır ipi olarak kullanıyormuş.

Nepenthes Attenboroughi adı verilen Filipinler’in Palawan bölgesindeki bir dağın tepesinde yetişen bu etçil bitkiden ise bugün sadece birkaç yüz tane kaldığı sanılıyor. 30 cm büyüklüğe ulaşan ibriğe düşen hayvanlar bir daha kurtulamıyor. 2007’de Hıristiyan misyonerlerin haber vermesi üzerine bölgeye giden botanikçiler keşfettiği bu bitkiye, doğa programlarıyla yakından tanıdığımız ünlü İngiliz program yapımcısı David Attenborough’nun ismi verilmiş.

Nepenthes uzun zamandır bilim insanlarını etkileyen bir bitki. 18. yüzyıl sonunda farklı örneklerin Avrupa’ya gönderilmesiyle birlikte Viktorya döneminde seralarda yetiştirilmeye başlamış. En önemli bitki koleksiyonerlerinden  Sir Joseph Banks’ın kültüre alınması için Avrupa’ya getirdiği ilk türlerle (Nepenthes mirabilis) Kew Kraliyet Botanik Bahçelerinin tanışması 1789 yılına tarihleniyor. Altın çağı da bundan sonra başlıyor. Kew’a getirilen bu bitki örneği çok uzun yaşamasa da bitki avcılarına hem araştırma yapmak hem de satışa sunmak için daha fazla canlı bitki toplamaları için teşvik edici olmuş. Charles Darwin kimi örnekleri Kent’teki evi Down House’da bir serada saklamış. Botanik bahçesinin yöneticisi Sir Joseph Hooker’a sık sık yazmış bu bitkilerle ilgili… The Movements and Habits of Climbing Plants/ Tırmanıcı Bitkilerin Davranışı ve Hareketleri adlı yeni araştırmasında incelemek üzere Nepenthes lavis ve Nepenthes distillatoria örneklerini istemiş. Hooker’e bu bitkilerin yapraklarının ucuyla hareket edip etmediğini sormuş, Hooker da yanıt mektubunda öyle yaptıklarını kesinlikle gözlemlediğini söylemiş. Ağustos 1864 tarihinde Hooker aynı zamanda şöyle yazmış: “Nepenthes ibriğin sapıyla tırmanıyor, ibrik de o süreç tamamlandıktan sonra gelişimini tamamlıyor. Bizim Nepenthes ilk gördüğümden beri muazzam biçimde gelişti ve saplarla da çok güzel biçimde uzağa tırmanmayı sürdürüyor.”  1872 yılında en özel olanlarının adlarını da sıralayarak bu cinsin ilk monografını da yazmış.

Viktoryen dönemin bitki ressamı ve kaşiflerinden Marianne North da Borneo Sarawak’ın dağlarında yeni bir suibriği türü keşfetmişti. Marianne resmetmeden önce henüz bilim dünyasının bu türün varlığından haberi yoktur; o yüzden botanikçilere ilk kez sunulduğunda büyük bir heyecan yaratır. Bir fidanlık firmasının sahibi olan James Veitch Borneo’ya bitki toplayıcılarını gönderir sonra, bu türün izini sürmek için… 1876 yılında bu türün bir örneği alınır ve Kew’da korunmak üzere yine Hooker’a gönderilir.  Marianne North’a atfen Nepenthes northiana adı verilir bu türe ve ayrıntılı bir tanımlamayla birlikte 1881 yılında Gardener’s Chronicle dergisinde yayımlanır. Bu tür Sarawak’ta, sadece çok sınırlı bir alanda vahşi olarak yetişiyor ve tutkunları tarafından aşırı derecede toplandığı için nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya.

Bir diğer bitki toplayıcı Robert Jamie de Singapur’dan Sir Joseph Dalton Hooker’a Nepenthes rafflesiana ilgili ormanda üç ayrı tür olduğunu, -ona gönderdiği bitkinin baş kısmının bataklıklarda yürürken gördüğü yüksek ağaçlarda yetişen bir Nepenthes rafflesiana olduğunu düşündüğünü yazmış.

Bitki toplayıcılarının büyük zorluklarla uzak yollardan taşıdığı bu cezbedici bitkilerden oluşan koleksiyon, büyümeye; bir yandan da yeni türleri keşfedilmeye devam ediyor. 2013 yılında Kew’ın botanikçisi Martin Cheek Filipinlerde 12 yeni Nepenthes türünü adlandırmış ertesi yıl yeni türler Nepenthes zygon yıllar önce yanlış bir isimle buraya getirilmiş olan Kew’in Tropik Fidanlığında keşfedilmiş. Bu botanik bahçesinde habitatlarının yok olması nedeniyle vahşi dünyada da zaten yok olduğu düşünülen Nepenthes extincta dahil yaklaşık 7 milyon herbaryum örneği korunuyor. Günümüzde nesli tükenme tehlikesi altında olduğu için Nepenthes türlerinin ticareti sıkı denetim altında tutuluyor.

Playlist:

Şarkıcı / Yorumcu Parça Adı Albüm Adı Süre
Christoph Willibald Gluck
Dance of the Blessed Spirits
Orpheus ve Euridis Operası
7:27

11:00 – 12:00 Mekânlar ve Çağlar İçinde Ses / İştar Gözaydın / İskender Savaşır

facebook.com/istar.gozaydin

12:00 İklim Acil

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

İklimAcil! hafta içi 19.00, tekrarı 01.00’de. Hafta sonu 12.00, tekrarı 00.00’da.

***

Kahramanımsın Greta!

27 Ekim 2019
Fotoğraflar: BBC

Eşitlik, Adalet, Kadın Platformu’nun kurucusu Gülseren Onanç, yıllardır içinde olduğu kadının eşitlik mücadelesi bağlamında, 16 yaşındaki iklim aktivisti Greta’tan öğrendiği dersler üzerine yazdı.

İtiraf ediyorum iklim değişikliği konusunda geçen yıla kadar yeterince duyarlı olmadım. İklim değişikliğini önemsemediğimden değil, konu hakkında yeterince bilgim olmadığından. Bu yaşıma kadar insana ilişkin mağduriyetle ilgilendiğim ve başkasını bilemediğimden. Kadının eşitlik mücadelesini sürdürürken iklim değişikliğini başka bir mücadele alanı olarak gördüğümden ve orada mücadele edenlere olan saygımdan, ya da kendimin uydurduğu bir dolu bahaneden dolayı.

Geçen yıl bir genç kadın tanıdım ve yepyeni bir bakış açısı kazandım. Greta Thunberg dünyayı değiştirirken beni de değiştirdi. Greta, radarıma girdiğinden beri kendisini hayranlıkla izliyorum. Hikayesi ilginç. Henüz 15 yaşındayken okulda iklim değişikliğine ilişkin bir film izliyor ve Dünya’nın geleceğinin tehlikede olduğunu anlıyor. Önce derin bir karamsarlığa kapılıyor. Sonra aksiyona geçmeye karar veriyor. Sırt çantasını alıp İsveç Parlamentosu’nun önünde “Bir şey yapın” diye pankart açıyor. Her Cuma okulu kırıp Parlamento’da direnişe gidiyor. Ailesi okulu ihmal etmemesi gerektiğini söyleyince, “Gelecek yoksa okul ne işe yarar?” diye cevap veriyor. Ailesine, okul yönetimine, İsveç Parlamentosu’na kafa tutuyor. “Vay be, ne yürek, helal olsun” dedim hayranlıkla.

On beş yaşındaki Gülseren’i düşündüm. Cinsiyetimle barışmaya çalıştığım, Duygu Asena’nın Kadınca dergisini çıkarmaya başladığı, benim dünyaya isyan ettiğim yaşlarım. Siyasetin şiddet ile iç içe olduğu ama okul münazaralarında sistem eleştirilerini en korkusuzca yaptığımız yıllar. Ailem özgürlükçü ama sınırları var. Ve birdenbire, okulların açılmasına birkaç gün kala gelen 12 Eylül darbesi. Sokağa çıkmak başta olmak üzere her türlü özgürlüğümüzün alındığı ve ruhumda derin izler bırakan askeri darbe ve sonraki lise yıllarım. Siyasete bulaşıp, haddimizi aşan işler yaptığımızda cezalandırılacağımızı bildiğim, işkence gören arkadaşlarımın durumunu görünce utanarak korku duygusu ile tanıştığım genç kızlık yıllarım. Oysa ben korkusuz bir kadın olmayı hayal etmiştim.

Greta bizden daha şanslı bir coğrafyadan ve bunun bir sorumluluk olduğunun farkında. Yoksul ve demokrasisi gelişmemiş ülkelerde aktif vatandaşların yaşadığı zorluğu biliyor. Şanslıların sorumluluğunu bize hatırlatıyor.

Greta’nın yaşı kadar bir süredir kadının eşitlik mücadelesine destek olmaya çalışıyorum, geriye baktığımda bir arpa boyu yol almadığımızı görüyorum. Greta’nın bir yılda iklim için bütün dünyada yaptığını biz memleketimizde on yıllardır kadın hakları mücadelesinde yapamadık. Evet, bu topraklarda çok köklü bir kadın ayrımcılığı var, doğru; ama biz de daha etkili yollar bulmalıydık demeden edemiyorum. Greta’nın başarısı karşısında kendimizi temize çekmenin iyi bir fırsat olacağını düşünüyorum. Greta’dan öğrendiğim dersleri alt alta yazıp kendime bir kontrol listesi yapmak istiyorum, zira ondan öğrendiğim çok şey var.

Greta’dan öğrendiğim dersler

Samimi adanmışlık: Greta’nın medeni cesareti, özgüveni, davasının haklılığına inanmışlığının göstergesi. O iklim değişikliğini durduramazsak yok olacağımıza çok güçlü bir şekilde inanıyor, duygularında ve düşüncelerinde samimi. Bu samimiyet ona olan inancımızı, bağlılığımızı sağlıyor. Greta iklim değişikliğini önlemek üzere bireysel bir yeni yaşam biçimini savunuyor. Bunu kendisinin ve ailesinin yaşamına uyguluyor. Kendini davasına öyle bir adadı ki nerdeyse bütün yaşamını değiştirdi. Vegan olmayı seçti, tüketimini azalttı, uçağa binmeden seyahat ediyor. Popüler kültürün hepimizi esir aldığı bu dünyada buna direnen Greta’nın adanmışlığı hayranlık uyandırıyor.

Basit ve cesur bir dil: Greta davasını savunacak bilgi birikimine sahip olmak üzere bilimsel raporları okuyup bilgileniyor. Savundukları, bilimsel temellere dayanıyor. Ama dili sade ve çarpıcı. Davos’ta dünyanın önde gelen iş insanlarına “Eviniz yanıyor, farkında mısınız?” diyerek yıllardır iklim aktivistlerinin yapamadığını başardı. Basit, sade, cesur bir o kadar da samimi bir dil ile herkesi düşündürmeyi başardı. Bunu yaparken pek ricacı bir dil de kullanmadı. O otorite karşısında eğilip bükülmeden, sözünü sakınmadan söylüyor, hatta hesap soruyor. Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nde yaptığı konuşma ile bütün dünya liderlerine posta koydu.

Bir şey yapmak: Greta, düşüncenin yeterli olmadığına, bir şeyi değiştirmek için aksiyon almak gerektiğine inanan bir aktivist. 15 yaşında okulunu her Cuma kırıp İsveç Parlamentosu önünde tek başına grev yapmayı seçti. Avrupa ve Amerika’daki iklim zirvelerine katıldı, geniş kitleleri mobilize etti, iklim aktivistlerinin sözcüsü oldu. Bütün bunları yapmak için okuluna bir yıl ara verdi. O, “Dünyaya gelen her insan, yeni bir şey başlatmak, yani eyleme geçmek kapasitesine sahiptir” diyen Hannah Arendt’i onaylıyor.

Umut aşılamak: Sosyal medyanın da etkisi ile geleceğe ilişkin karamsarlığımız, umudumuzdan daha fazla. Eğitim seviyesi yükseldikçe geleceğe ilişkin umudumuz azalıyor. Oysa eğitimin amacı çözüm üreten aktif bireyler yetiştirmektir. Eğitimli birey sorunu anlar ve çözümün bir parçası olmaya çalışır. Greta da iklim değişikliğine ilişkin bilgi sahibi olunca önce karamsarlığa kapılmış ama sonrasında çözümün peşine düşmüş. Çözüm her zaman politikada değil. Hatta politika ve politikacıların sorunun tam da göbeğinde olduğu bir dönemdeyiz. Geleceğimize sahip çıkmak, umudu yeşertmek için soru soran, çözüm üreten, örgütlenen, ses çıkaran Greta gibi aktif bireylere ihtiyacımız var. Greta umudun bulaşıcı olduğunu ve umudu yeşertmenin tek yolunun ‘bir şey yapmak’ olduğunu söylüyor bizlere.

Ataerkil düşünceye başkaldırı: Greta, ”İklimi değil sistemi değiştir” derken aslında yüzyıllardır hakim olan bir sisteme kafa tutuyor; erkek egemen dünya sistemine. Doğaya, kadına, göçmene, çocuğa ve her türlü ötekine hakimiyet kuran, bu hakimiyeti devam ettirmek isteyen bu zihniyeti değiştirmeden iklim değişikliğini durduramayacağız. Greta bunun ne kadar farkında bilmiyorum ama onun mücadelesi bizim yıllardır verdiğimiz toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesine de katkı sunuyor. O bizden daha cesur bir şekilde hesap soruyor, sorumluluk sahiplerini göreve çağırıyor, başkaldırıyor.

Greta mücadelesi ile bana yol gösterdi, umut verdi. Benim rol modelim, kahramanım oldu.

“Dünyanın geleceği yoksa kadının eşitlik mücadelesi ne işe yarayacak?” sorusu ile iklim değişikliği için de mücadele etme kararı verdim. Zaten, toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesi ile iklim değişikliği mücadelesi aynı dünya düzeni içinde kendine bir yol arıyor. İnsanların bütün farklılıkları ile eşit ve adil yaşadığı, ağacına, havasına, toprağına sahip çıkan bir dünya.

Greta’dan önce bilgeliğin yaş alarak geliştiğini düşünürdüm. Oysa öyle değilmiş. Yıllar kimilerine hiçbir şey öğretemez iken, kimilerinin bilge olmak için yıllara ihtiyacı yokmuş.

Bana yeni bir yol açtığın için sana teşekkür borçluyum. Kahramanım Greta.

12:00 – 13:00 Dünyayı Dinliyorum / Zekeriya Şen / Bir dünya müziği programı (Radio MultiCult 2.0 ile ortak yayın)

soundcloudcom/tıkabasamuzik

13:00 – 14:00 Ma’nın Tınısı / Hakan Ünseven / Anadolu müziğinin çağdaş yorumları

archive.org/details/@alabanda

14:00 – 15:00 Dilden Dile Titreşimler / Emre Dağtaşoğlu / Türk halk müziği

dildendiletitresimler27.10.2019

dildendiletitreimler.blogspot.com

***

(Destekçi: Raziye Kubat)

  1. Çok Zaman Sabrettim – Erkut Özkan
  2. Kurusa Fidanın – 3 Alp
  3. Yandı Bağrım Yandı Aşkın Elinden – 3 Alp
  4. Dane Dane Benleri Var – 3 Alp
  5. Ayaş Yolları – Uğur Önür&Umut Sülünoğlu
  6. Bu Dünyada Eğer Sen – Erkut Özkan
  7. Biter Kırşehir’in Gülleri Biter – Erdal Erzincan
  8. Develi – Hacı Taşan
  9. Kalktı Göç Eyledi Avşar Elleri – Çekiç Ali

15:00 – 16:00 Musıkî Arşivi / Bülent Aksoy / Musıkî icrasının geçmişine ayrıntılı bir bakış

16:00 – 17:00 Akdeniz Güneşi / Müzikli Akdeniz Turu / Tolga Esmer

Akdeniz’in cazla buluştuğu radyo programı. Tabii Akdeniz kültürünün katı sınırlardan hoşlanmadığı düşünüldüğünde caz dışındaki müzik türlerine ve Akdeniz dışından, yüreği Akdeniz güneşiyle ısınmış müzisyenlere de yer veriyor. Program müzik ağırlıklı olsa da Akdeniz kültürü, tarihi, sanatı, insanları gibi konularda değiniyor.

17:00 – 18:00 Modernin Sesi / Aykut Köksal / Dört yüzyıllık müzik serüvenine derkenar

20. yüzyılın yazgısını tayin eden Devrim, bir bestecinin de yaşamını belirledi. Onu kimi kez kahraman ilan etti, kimi kez vatan haini. Besteci ise yalnızca müziğin peşinden gitti. Adı Dimitri Şostakoviç’ti… Açık Radyo’da, Devrim’in yüzüncü yıldönümünde, Şostakoviç dizisi yeniden Modernin Sesi’nde…

***

SATIE’NİN KABARELERİ

Erik Satie, 1900’lerin başlarında, ekonomik sorunlarla baş edebilmek için kabarelerde piyano çalıyor ve kabare şarkıları besteliyordu. Satie’nin çalıştığı yerler arasında Chat Noir, Auberge du Clou, Quat’z Arts ve Divan Japonais gibi dönemin ünlü kabareleri vardı. Aykut Köksal’ın hazırlayıp sunduğu Modernin Sesi’nde bu pazar (27 Ekim) Satie’nin kabare şarkılarını ve bu dönemde yazdığı diğer müzikleri dinleyeceğiz. Ekte, Chat Noir kabaresinin Théophile Steinlen tarafından yapılmış ünlü afişi görülüyor.

Modernin Sesi, Açık Radyo 94.9’da her pazar saat 17:00’de…

Görüntünün olası içeriği: yazı

19:00 – 20:00 Türlü (Programın yayın gününde değişiklik) / Hazırlayanlar: Ahmet Ali Arslan ve Ozan Sarohan

Bu civardan müziklerin çalındığı Türlü,  43. yayın döneminde Pazar günleri saat 19.00’da.

20:00 – 21:00 The Big Easy / Aylin ve Varol Ünel / New Orleans kültürü ve müziği

New Orleans müziğinin ve kültürünün işlendiği The Big Easy bu yayın döneminde saat 20’de.

21:00 – 22:00 İstanbul’dan Gelen Telefon / Türler arası, eklektik bir müzik programı / Altuğ Güzeldere, Mahir Ilgaz ve Güven Güzeldere

Program, zaman zaman bir müzisyen veya bir müzik dönemini/tarzını ele alarak, “arkeolojik kazılar” diyebileceğimiz türde bir çizgi izliyor. Bazen de programcılarımızın sevdiği şarkılardan oluşan karışık seçkiler çalıyoruz. Ama her hal-ü kârda haftanın son akşamına uygun, güzel Pazar gecesi şarkılarıyla dinleyicilerimizin karşısında.

22:00 – 23:00 Sarhoş Atlar Zamanı / Akif Burak Atlar / Konu parantezinde rock

sarhosatlarzamani.tumblr.com/

mixcloud.com/SarhosAtlarZamani/

23:00 – 24:00 Jirayr’ın Walkman’i / Bilindik Ermeni müziğinin öbür türlüsü / Saro Usta ve Vartan Estukyan

Bildiğimiz Ermeni müziğinin dışında kalan Ermeni müzisyenlere, müziklere yeni üretimlere yer verilen bir program.

00:00 İklim Acil

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

İklimAcil! hafta içi 19.00, tekrarı 01.00’de. Hafta sonu 12.00, tekrarı 00.00’da.

***

Hukuktan geçen iklim adaleti mücadelesi

27 Ekim 2019
Fotoğraf: Getty Images

İklim davaları, görece yeni bir yöntem. Dünyada 28 ülkede,100’ün üzerinde iklim davası devam ediyor. Mücadeleyi bırakırsak; kömürün ve petrolün yarattığı kaosta yok olup gideceğiz.

(Bianet)

Gittikçe büyüyen bir politik uçurumun kenarındayız.

Bir tarafta milyonlarca insan iklim değişikliğinin etkileri yüzünden ailelerini, evlerini, tarlalarını ve mahallelerini kaybediyorlar. Diğer tarafta, politikacılar ve fosil yakıt şirketleri birazcık daha para kazanmaya devam edebilmek için bu kaosun devamı için uğraşıyorlar.

Bilimin ısrarla söylediği iklim krizi için alınması gereken acil önlemler ile politikacıların kendi çıkarlarını korumak için yürüttükleri politikaları arasındaki fark açıldıkça, milyonlarca insanın hayatını, evlerini ve haklarını koruyabilmek için yapılabilecek tek şey kalıyor elde: “Yaşama, eğitim, aile, güvenlik ve çalışma haklarını korumak için bu krizin sorumlularını dava etmek!

Bu yöntem, 1960’larda özellikle Amerika Birleşik Devletleri’ndeki sivil haklar mücadelesinde de çok kullanılmıştı. Devletin vatandaşlarına eşit haklar tanıması zorunluluğu üzerinden açılan davalar, sivil itaatsizlik eylemleri ile birleşerek Afro-Amerikalıların bugün sahip oldukları hakların önemli bir kısmının kazanılmasını sağlamıştı.

Bugün de iklim adaleti hareketi benzer bir yöntemi kullanıyor. Bir tarafta milyonlarca insan sokağa çıkıp, iklim grevlerine katılırken; diğer tarafta hükümetleri ve fosil yakıt şirketleri ulusal ve uluslararası mahkemeler ile Birleşmiş Milletler komisyonlarına şikayet ediyorlar.

Tüm bu dava süreçleri, masraflı ve zaman alan şeyler olsa da bir yandan iklim adaleti hareketini büyütüyor; bir yandan kazanıyor! Üstelik tüm bu davalar, hükümetler ve fosil yakıt şirketlerinin iklim krizindeki sorumluluklarını mahkeme kayıtlarına resmi bilirkişi ve bilimsel raporlarla kaydediyor. Dolayısıyla, hükümetlerin ve fosil yakıt şirketlerinin, onlarca yıldan beri milyonlarca insanı etkileyecek bu felaketleri bildiğini ve harekete geçmediğini açıkça tarihe not düşüyorlar.

Sayılarla açıklarsak, şu an dünyada 28 ülkede,100’ün üzerinde iklim davası devam ediyor. Bunlara ek olarak bir de Avrupa Birliği gibi çok uluslarüstü mahkemelerde süren davalar var. Aşağıda bu iklim davaları içinden en önemlilerine ve yarattıkları söylem ve söylem değişikliğine göz atacağız.

Urgenda İklim Davası – Hollanda

2013 yılında, Urgenda Vakfı ve 886 vatandaş, Hollanda hükümetine tarihi bir iklim davası açtı. Hükümetin düşük iklim hedeflerinin, vatandaşlarını iklim değişikliğinin gittikçe kötüleşen etkilerine açık hale getirdiği ve temel haklarını korumadığı gerekçesiyle suçladıkları davada mahkeme Urgenda Vakfı ve vatandaşları haklı buldu. Hükümete ek yaptırımlar ile iklim hedeflerinin yükseltilmesini emretti.

Hollanda hükümeti, mahkemenin 2015 yılında verdiği bu karara uyacağını ancak yine de temyize götüreceğini söyledi. 2018 yılında, istinaf mahkemesi, hükümete vatandaşlarının temel haklarını koruma zorunluluğunu hatırlatarak, hedeflerini artırması gerektiğini yineledi.

Bu yılın sonunda Yüksek Mahkeme’nin kararını açıklaması bekleniyor. Ancak, Hollanda hükümeti çoktan ek yaptırımlarla hedefini arttırmaya başladı. 2013 yılında ilk dava açıldığında, bunlar bir grup çılgın diyen hükümet yetkilileri, şimdi hızlandırdıkları yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği projeleri ile övünüp; Hollanda’yı Avrupa’nın iklim lideri yapmakla gururlanıyorlar.

Halkların İklim Davası – Avrupa Birliği

2018 yılında, Portekiz, İtalya, Almanya, Fransa, Romanya, Fiji ve Kenya’dan aileler ile Arktik’te yaşayan ve Avrupa’nın tek yerlileri olan Sami topluluğunun gençleri ile bir araya gelip, Avrupa Birliği’nin 2030 iklim hedefinin yetersizliğini dava ettiler. Avrupa Birliği’nin yetersiz iklim hedefiyle kendilerini iklim değişikliğinin gittikçe kötüleşen etkilerine maruz bıraktığını, dolayısıyla haklarının ihlal edildiğini söylüyorlar.

Aralarında çocukların da bulunduğu ve bazıları için en az üç neslin birlikte mücadele ettiği aileler yaşam koşullarının iklim krizine bağlı olarak her gün kötüleştiğine şahit oluyor.

Örneğin, Portekiz’den Armando Carvalho, 2017’de tüm yetkililerin iklim değişikliği ile doğrudan ilişkilendirdiği ve yüzün üzerinde insanın hayatını kaybettiği orman yangınları sırasında işletmekte olduğu ormanları kaybetti. Nesillerdir ailecek ilgilendikleri ve en az 25 yıldır Armando’nun bakımını üstlendiği orman sekiz saat içinde yok oldu.

Dava açıldığı günden beri, bu aileler, durmaksızın iklim değişikliği burada ve hepimizi etkiliyor diye hatırlatmaya devam ediyorlar. Avrupa Parlamentosu’na, Avrupa Konseyi Dönemsel başkanlarına gidip, krizin nesillerdir var ettikleri yaşamı nasıl yok ettiğini anlatıyorlar.

Böylece iklim değişikliğiyle ilgili önlemleri “yüzyıl sonuna” ertelemeye çalışan politikacıların söylemini yerle bir ettiler. İklim krizi burada ve Kenya’dan Almanya’ya hepimizi etkiliyor diye tekrar ederek, politikacıların krizin aciliyeti görmezden gelmesini engelliyorlar.

Yargılamanın başladığı  günden bugüne Brüksel’de çok şey değişti. Artık Avrupa Birliği’ndeki hiçbir yasa yapıcı; 2030 iklim hedeflerinin yeterli olduğunu söyleyemiyor.

Yeni seçilen Komisyon Başkanı, Ursula Von Der Leyen, Avrupa Parlamento’sundan yeterlilik oyu alabilmek için 2030 hedefini ciddi şekilde yükseltmeye söz vermek zorunda kaldı.

Çocuklar büyük kirleticilere karşı – Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi

Bu iki dava iklim hedeflerinin yetersizliğine değindik. Ancak, konu Türkiye’ye geldiğinde çok daha vahimleşiyor. Zira Türkiye, Paris Anlaşmasını onaylamadığı için resmi bir hedefi de bulunmuyor. Üstelik, planladığı 80’e yakın termik santral ile iklim değişikliğinin gelecekteki etkilerinin önemli sorumlularından da birisi.

Düşünün ki, herkes Türkiye gibi emisyonlarını arttırmaya devam etse, küresel sıcaklık artışı bu yüzyıl sonunda 5.1°C’i aşacak. Bu sıcaklık artışına ve ona bağlı iklim felaketlerine hiçbirimizin uyum sağlayamayacağını söylemeye gerek var mı bilemiyorum.

Yani kısacası, Türkiye, iklim krizinin sebeplerinden birisi ancak Paris Anlaşmasını imzalamadığı ve yazılı hedefleri bulunmadığı için iklim değişikliği konusunda iç hukuku kullanarak dava açmak zor. Ancak, uluslararası sözleşmelerden doğan hükümlülükleri var ve 16 çocuğun BM  Komitesi’ne yaptıkları şikayet tam da bunu karşılıyor.

Eylül ayında, aralarında Greta Thunberg’in de bulunduğu 16 çocuk, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne taraf olan ülkeler içerisinde emisyon düzeyi en yüksek olan 5 ülkeyi (Almanya, Fransa, Brezilya, Arjantin ve Türkiye) Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi’ne şikayet ettiler.

Bu durum Türkiye’de bizim milli değerlerimize saldırı gibi algılansa da, aslında çocukların yaptıkları sadece haklarını ve daha fazla insanın yaşamlarını korumaya çalışmak. Şikayetin sonucu ne olur bilemiyorum ama yaptıkları cesur girişim, Türkiye’nin iklim değişikliğindeki sorumluluğunu tekrar tekrar bize hatırlattığı için bile kıymetli.  Zaten 16 yaşında eğer Spiderman gibi birkaç kere dünyayı kurtarmadıysanız, bunu yapmaya çalışan diğer çocukları eleştirmeye de pek hakkınız yok.

İklim davaları, görece yeni bir yöntem. Bazı davaları kazanacağız; bazılarını kaybedeceğiz. Hukuk bize her ülkede iklim adaleti getirir mi onu göreceğiz. Ancak ne olursa olsun, hangi yaştan olursak olalım. Bu mücadeleyi bırakırsak; kömürün ve petrolün yarattığı kaosta yok olup gideceğiz.

24:00 – 01:00 Mixed Folder / Elçin Özsoy / Türlerden bağımsız bir müzik programı

“Türlerden bağımsız bir müzik programı” şiarıyla yola çıkan programda her hafta bir karışık kaset hazırlıyoruz.

01:00 – 02:00 Münakaşa / Elektronik müziğin türleri arasında münazara hali / Erkan Ömür

“Elektronik müziğin türleri arasında münazara hali” şiarıyla yola çıkan programda downtempo elektronik müzik, etnik elektronik, elektronika, minimal, breakbeat örnekleri dinleyiciyle buluşuyor.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

08:50 – 09:00 Nasrettin Hoca Hikâyeleri (Yayın sıklığında değişiklik) / Yazan: Orhan Veli Kanık / Okuyan: Mesut Özkeçeci

Pazar sabahları yayınlanan Nasrettin Hoca Hikâyeleri bu yayın dönemi hem Cumartesi, hem de Pazar.

09:00 – 10:30 Radyo Agos / Haftalık Agos gazetesinin penceresinden Türkiye ve Dünya gündemi. Agos’un mutfağından haberler, söyleşiler, olaylar

radyoagos20191026

Radyo Agos kayıt arşivi

10:30 – 12:00 Şansonlar (Yeni program) / Fransızca şarkılar dünyasında bir devr-i âlem / Hazırlayan: Cengiz Işılay

12079 listebaşı olmuş şarkıyı radyoya taşıyan Cengiz Işılay bu yayın döneminde Fransız Şansonlarına ve Fransız popüler müziğinin seçme örneklerine el atıyor.

12:00 İklim Acil

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

İklimAcil! hafta içi 19.00, tekrarı 01.00’de. Hafta sonu 12.00, tekrarı 00.00’da.

12:00 – 13:00 Dünya Dönüyor / Naim Dilmener / ’Türkçe Pop’un 50 yılı

diskotek.info/(Naim abinin “Bu sitede milyon hazine var” diyerek önerdiği site)

zz11

Açık Radyo’da pop tarihi… 1800’lerden, Muzika-yı Humayun’dan başlayarak ve günümüze kadar gelerek, haftalarca/aralıksız sürecek bir pop tarihi… Kantolar, tangolar, şarkılar, yıldızlar… Hem ciddi hem de komik ayrıntılar… Kaydetmeyi unutmayın  15 Haziran’da başlıyor. 12:00/94.9

facebook.com/naimdilmener

13:00 – 14:00 Açık Deniz / Beysun Gökçin / Üç tarafı denizlerle çevrili bir radyo programı

acikdeniz20191026

Açık Deniz kayıt arşivi

facebook.com/beysun.gokcin

***

olga Pamir ve Erik Nigon ile Açıkdeniz. Alican Turalı ile saat 13.00 de yayındayız. 94.9 Açık Radyo…

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, gülümseyen insanlar, oturan insanlar

14:00 – 15:00 Fizan Ekspresi / M. Bülent Kılıç / Farsî dünyanın müziği

facebook.com/Fizan-Ekspresi

‏16:00 – 15:00 Sadânüvîs (Yeniden program) / Hazırlayan: Cemal Ünlü

Açık Radyo’nun efsane programlarından Sadanüvis geri dönüyor. Fonograf, gramofon ve taş plak kayıtları Cemal Ünlü’nün anlatımıyla Cumartesi günleri saat 15.00’de Açık Radyo’da

16:00 – 17:00 Dünyanın En Güzel Müzikleri (Yeni program) / Reha Uz’a Göre

Reha Uz’un 60 yıllık müzik dinleme serüveninden eleğin üzerinde kalanları paylaştığı çok öznel, çok özel bir müzik programı

17:00 – 18:00 Music of the World İstanbul / Refika Kadıoğlu ve Kutay Derin Kuğay / Tokyo’dan Barcelona’ya müzik ve ötesi

facebook/Kutay Derin Kuğay

***

Yarin, cumartesi günü saat 17 de Acik Radyo’da Music of the World Istanbul programı dinleyicilere büyük usta sanatci, Laz Muziginin duayeni Birol Topaloğlu ile keyifli bir söyleşi ve albümlerinden seçkiler sunuyor.

Tomorrow, at 5pm Music of the World Istanbul program presents an interview with esteemed master musician Birol Birol Topaloğlu, a pioneer in Laz Music. With selections from his albums.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, Kutay Derin Kugay dahil, gülümseyen insanlar, dağ, açık hava ve doğa
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, Kutay Derin Kugay dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve açık hava
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, sahnede, müzik enstrümanı çalıyor, ayakta ve ayakkabılar

18:00 – 19:00 Connections / Tim Hallam / 60′lar ve 70′lerde pop

connectionstr.blogspot.com/

mixcloud.com/tim-hallam/

19:00 – 20:00 Tighten Up / Simon Johns / Tematik bir müzik programı

tightenupwithsimonjohns.blogspot.com/

20.00 – 21:00 Woman to woman (Yayın gününde ve saatinde değişiklik) / Hazırlayanlar: Seda Aktaş, Ahmet Uncu ve Emir Akçit

Farklı zaman ve coğrafyalarda erkek egemen toplumun çeşitli alanlardaki adaletsizliğine boyun eğmeden değişim isteyen, duygularını müziğiyle var etmiş kadınlara dair Woman to Woman, bu yayın dönemi Cumartesi günleri 20’de..

21:00 – 22:00 High Times / Ras Memo/ Reggae

22:00 – 23:00 Flow / Türler arası gece müzikleri / Özgür Özer

flow51

Eklektik gece müziklerine yer verdiğimiz Flow bu yayın dönemi gece 22.00’de.

23:00 – 24:00 Login / Christopher Çolak / Elektronik müziğin alt türleri ve tüm renkleri

00:00 İklim Acil

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

İklimAcil! hafta içi 19.00, tekrarı 01.00’de. Hafta sonu 12.00, tekrarı 00.00’da.

24:00 – 01:00 Lovaj / Ahmet Güneş / Elektronik ağırlıklı müzik

lovaj.com/

01:00 – 02.00 Alan Kod 212 / Türler arası / Batu Boran

Alan Kod 212 programı bu yayın döneminde haftasonuna transfer oluyor.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/10/24

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak, Emre Gülşer

acikgaste_25-10-2019

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

“Çağımızda küresel ısıtma olgusu, geçmişteki tüm ısınmalardan yaklaşık 10 kat daha hızlı cereyan ediyor; şu anda dünyadaki hararet, en az son 20 bin yılda olduğundan daha fazla.”

Dünyanın önde gelen okyanus ve iklim bilimi araştırmacılarından Stefan Rahmstorf, gezegendeki tüm yaşamın önündeki tehdidin korkunç boyutlarını sakin bir bilimsel dille anlatıyor. (Twitter)

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, ağaç, açık hava ve doğa

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Cuma Sezin Öney’le Seyyare: Türkiye ve Dünya Olayları Arasında Paralellikler, Karşılaştırmalar

seyyare20191025

Seyyare kayıt arşivi

09:30 – 10:00 Cuma Alp Ulagay ile Spor

spor20191025

10:00 – 10:30 Duman / Yazan: Ivan Sergeyeviç Turgenyev / Okuyan: Eraslan Sağlam / İş Bankası Kültür Yayınları

Açık Radyo’da klasik edebiyat okumaları / İvan Sergeyeviç Turgenyev 200 yaşında

10:30 – 11:00 Tohumdan Hasada Ekolojik Yaşam / Leyla Aslı Ünlübay

tohumdanhasadaekolojikyasam20191025

facebook.com/bugdaydernegi/

Tohumdan Hasada Ekolojil Yaşam kayıt arşivi

***

🌾 Ekmek, bize verilen tüm nimetleri temsil eder.

Buğday Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Aslan Ünlübay’ın hazırlayıp sunduğu Tohumdan Hasada Ekolojik Yaşam Programı’nda bu hafta gerçek ekmeğin hikayesi anlatılıyor.

Araştırmacı, eğitmen, Şef Ömer Tekgül’ün konuk olduğu programımız, yarın (25 Ekim) saat 10.30’da Açık Radyo’da. (94.9)

📻 Radyonuz Açık olsun!

Açık Radyo’yu internetten dinlemek için: http://acikradyo.com.tr/stream/index.html

Kaçıranlar, daha önceki programların kayıtlarına buradan ulaşabilirler: http://acikradyo.com.tr/program/84105/kayit-arsivi

#BuğdayDerneği #TohumdanHasadaEkolojikYaşam #AçıkRadyo #Ekmek

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, gülümseyen insanlar

11:00 – 12:00 Yeter ki İste / Hazırlayanlar: Elena Polyakova ve Alper Dalkılıç

yeter_ki_iste_25.10.2019

Ultra maratoncu çiftimiz Elena Polyakova ve Alper Dalkılıç’ın farklı disiplinlerden amatör ve profesyonel sporcu konuklarıyla alanlarındaki deneyimleri paylaştıkları Yeter ki İste, bu yayın döneminde bir saatlik bir program formatıyla dinleyiciyle buluşuyor.

***

Yeter ki İste’ de Capadocia Ultra Trail 38k CST etabı kadınlar 3.sü Aysel Aydın ve 63k CMT etabı genel kategori birincisi Can Ayaz konuklarımız. Konuklarımızla “Nasıl başardılar, nasıl hazırlandılar?” üzerine keyifle sohbet ettik.

12:00 – 13:00 Caz Türbülans / Recep Şencan / Cazda serbest dolaşım

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 El Fueye / Ortaç Aydınoğlu / Tangonun büyülü kutusu

1900’lerin başında Arjantin’de doğup dünyaya yayılmış olan tangonun serüveninde Buenos Aires’in arka mahallerinden, Paris’in balo salonlarına; grand tuvalet giyinip tramvaylarla gidilen dans gecelerinden, yırtık kotla gidilen eski bir fabrikada düzenlenen milongalara; gitar çalıp söyleyen halk ozanlarından, senfoni orkestralarına; Afrika ritimlerinden, Japon ezgilerine ve tabii ki hüznün en melankolik halinden, neşenin en deli haline…

İsmini, müziğine özgün tınısını veren körüklü bir kara kutudan alan El Fueye ile tangonun büyülü kutusunu açıyoruz.

14:00 – 14:30  Bir Yaşam Dili (Yeni program) / Hazırlayanlar: Deniz Spatar ve Canan İrtem

biryasamdili25.10.2019rec03.10.2019

İsmini Marshall Rosenberg’in Şiddetsiz İletişim – Bir Yaşam Dili kitabından alan programda, anlaşmazlık içindeki bütün tarafları empati ile can-ı gönülden dinleyerek anlama, bu yoldan bağlantı kurarak işbirliği zemini yaratma ve herkesin ihtiyacının gözetildiği ortak çözümler üretme sanatı olan Şiddetsiz İletişim, çeşitli boyutları ile ayrıntılı olarak ele alınıyor.

Facebook.com/Şiddetsiz İletişim Türkiye

***

@acikradyo Kasım’da başlayacak yeni yayın döneminde Bir Yaşam Dili Şiddetsiz İletişim programına devam etme kararı aldı. Açık Radyo’nun 50., Şiddetsiz İletişim’in 3. yayın dönemi başlıyor. Bugüne dek, 52 program, 1300 dakika, yaklaşık 22 saat yayın yaptık. Marshall Rosenberg’in Şiddetsiz İletişim kitabından ve Şiddetsiz İletişim’in temel ayrımlarından anladıklarımızı konuştuk.
Sırada Sura Hart ve Victoria Kindle Hodson’ın Saygılı Anne Baba Saygılı Çocuk kitabının izinde ebeveynlik var.
Dinleyen, konuk olan, destekleyen herkese çok teşekkür ederiz.
Kutlu mutlu olsun.
#Şiddetsiziletişim #biryaşamdili #açıkradyo #acikradyo #empatiningücü #kalpdili #marshallrosenberg

Fotoğraf açıklaması yok.
Görüntünün olası içeriği: yazı

***

Görüntünün olası içeriği: yazı

14:30 – 15:30 Wanderer / Can Denizci / (Richard Wagner özel programı)

Doğumunun 200. yılında Richard Wagner özel programı. 19. yüzyıl operasının en önde gelen iki isminden biri olan ve müziğin üst dilinin üstadı sayılan Wagner’in hayatı ve eserleri Wanderer’de

15:30 – 16:30 Sinefil / Melis Behlil ve Yeşim Burul Seven / Sinemasever muhabbetleri

sinefil_25.10.2019

Sinefil kayıt arşivi

16:30 – 17:00 Kavanozdaki Yıldız (Yeni program) / Hazırlayanlar: İsmail Başöz, Haluk Levent ve Mustafa Yılmazer

Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin toplumsal ve ekonomik etkilerini  kapsamlı biçimde ele almaya gayret eden bir program.

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Berna Kaytaz, Jak Kohen, Levent Öget ve Harun İzer

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20191025

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

***

Gezegenin Geleceği: 25 Ekim 2019

27 Ekim 2019
Fotoğraf: Change.org

Antalya’nın İbradi ilçesinde mermer ocakları gündemde. Ocak projesini iptal ettirmek isteyen yöre halkı mücadeleye devam ediyor.

Antalya’nın İbradi ilçesinde mermer ocakları gündemde. Ocak projesini iptal ettirmek isteyen yöre halkı mücadeleye devam ediyor. Change.org’da da Change.org/ibradi adresinde devam eden kampanyaya 3 binin üzerinde kişi destek verdi. Kampanyayı başlatan Gülsima Baykal, ÇED Raporu alınmaksızın çok sayıda mermer ocağı açılmasına maalesef izin verildiğini büyük bir üzüntüyle öğrendiklerine ifade ediyor ve projenin neden iptal edilmesi gerektiğini madde madde açıklıyor. Sıraladığı maddeler şu şekilde.  -Bölge, doğal açıdan koruma alanı. -Dünyanın en rahat nefes alınabilir alanlarından birisi olarak tescilli. -Torosların bu bölgesine özgü, çok sayıda endemik bitki içermekte. -Belirtilen yamaçlar çok sayıda koruma altında olması gereken yaşlı ağaçlar barındırmakta. Bunlardan sedirler ve ardıçların türleri halihazırda azalmış bulunmakta. -Bu bölgede doğal olarak yaşayan hayvan türleri bulunmakta. -Ayrıca, Toroslarda hayvancılık yapan nüfusun, göçerlerin, hayvanlarını otlattıkları alanları içermekte. -Bölge, yüksek önemde temiz ve içilebilir su kaynakları barındırmakta.  Kuraklaşma tehlikesinin bulunduğu bilimsel olarak açıklanan bir coğrafyada mevcut su kaynaklarını korumanın önemi anlatılamayacak kadar büyük. -Turizmin en büyük gelir olduğu bir ülkede, önemli bir alternatif turizm alanı olan bölgenin bu yönde korunup geliştirilmesi gerekirken, tam da bu duruma zarar verecek bir gelişme derhal durdurulmalı. Siz de bu kampanyaya destek vermek isterseniz Change.org/ibradi adresini ziyaret edebilirsiniz.

Munzur Dağının tamamının maden sahası ilan edilmesine karşı yürütülen kampanya sürüyor. Change.org/MunzuraDokunma adresinde devam eden kampanyaya bugüne dek 50 binin üzerinde kişi destek verdi. Kampanyayı başlatan Gökhan Küçük, Muzur Dağı’nın Türkiye’nin en temiz en sağlıklı içme suyu alanı olduğuna dikkat çekiyor ve Munzur Dağındaki endemik bitki çeşitliliğinin yok olmaması için bu kampanyayı başlattığını ifade ediyor. İmza vermek için Change.org/MunzuraDokunma adresini ziyaret edebilirsiniz.

Bergamalıların, altın madenlerine karşı mücadelesi sürüyor. Bergama Çevre Platformu’nun Change.org’da Ovacık altın madenine karşı bir yürüttüğü kampanya Change.org/Bergama adresinde. Bergama ilçesine bağlı Ovacık Mahallesi’nde bulunan ve faal olan altın madeni işletmesine rezerv sağlamak için, ilçenin kırsal mahallelerinden biri olan Yerlitahtacı’da, altın madeni açık ocak işletmeciliği projesinin hayata geçirilmesi planlanıyor. Projeye 2009 yılında verilen ‘ÇED olumlu’ kararı, geçen yıl iptal edildi. Karar, Danıştay tarafından da onanarak kesinleşmiş oldu. Mahkemenin kararının ardından, aynı proje için alan değişikliğine gidildi. Yeniden ÇED başvurusunda bulunuldu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunulan dosya, İnceleme Değerlendirme Komisyonu’nda görüşüldükten sonra, ÇED olumlu kararı verildi. Bergama Çevre Platformu, onaylanan ÇED raporunun iptali için kampanya yürütüyor. İmza vermek için Change.org/Bergama adresini ziyaret edebilirsiniz.

Serpil Ovacık, İstanbul Bağcılar Belediyesi, Mahmutbey Mahallesi’ndeki Taş Ocağı’na karşı bir kampanya başlattı. Change.org/ZehirSolumakİstemiyoruz adresindeki kampanyada Serpil Ovacık, taş ocağının faaliyet belgesi olmadığını, 1,5 yıl boyunca aldığı tüm cezalara rağmen, şehir içinde insanların ölümüne neden olma pahasına durmadan zehir saçmaya devam ettiğini ifade ediyor. Kanser hastası olan Serpil Ovacık, işyeri bu taş ocağının yanında olduğu için endişeli. Bugüne dek konu ile ilgili  tüm kurumlarda şikayet dilekçesi yazmış ve geri dönüşler idari para cezası kesildiği yönünde olmuş. Serpil Ovacık’ın sesini duyurmasına yardımcı olmak isterseniz Change.org/ZehirSolumakİstemiyoruz adresinden imza verebilirsiniz.

İznik Çevre ve Yaşam Platformu’nun Bursa’nın İznik ilçesinde kurulması planlanan çinko-bakır-kurşun madeni planlarına karşı kampanyası sürüyor. Change.org/izniktemadenehayir adresindeki kampanyada imzalar 6000’i geçti. Kampanyada İznik’in UNESCO Kültür Mirası Listesi’nde yer alması ve bu maden projenin bölgenin doğasını tahrip edeceği endişeleri yer alıyor. Ergüden özle bir  işletme tarafından kurulması planlanan maden sahasının faaliyet alanı 1800 hektardan büyük bir araziyi kaplıyor. Kampanyayı başlatan İznik Çevre Platformu’nun verdiği bilgilere göre bu bölge 1. sınıf tarım arazisi olarak geçiyor ve bu alanda bölge halkı geçimini oldukça verimli olan zeytin ağaçlarından sağlıyor. İznik Çevre Platformu, bu proje hayata geçirilecek olursa, kaliteli ürün veren zeytin ağaçlarının kesileceğini, toprağın, madenin çevreye vereceği zarar ile tarımsal verimliliğini kaybedeceğini ve köylünün en önemli geçim kaynağı ve üretimden beslenen hayat tarzının da ellerinden alınmış olacağını ifade ediyor. Kampanyayı imzalamak için change.org/izniktemadenehayir adresinden imzanı verebilirsin.

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Eser Epözdemir – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Hafta boyunca Ben Bugün Bişey Öğrendim Yayına Hazırlayanlar: Doruk Yurdesin, Ozan Sezgin ve Rauf Kösemen

facebook.com/benbugunbiseyogrendim

Açık Dergi Cuma Ceyhan Usanmaz’la Bu Köşe Kitap Köşesi

***

Haftanın kitabı ‘Öldüğünü Google’dan Öğrenen Adam’: Tuhaflık sizde değil!

27 Ekim 2019
Fotoğraf: The New Yorker

Elbette her zaman için yalnızca kötü haberler aldığımız bir mecra değil internet; örneğin şu anda okumakta olduğunuz bu ‘iyi niyetli’ kitap tanıtım yazısı da yalnızca internette yer alıyor ve büyük bir ihtimalle sizi bu sayfaya bir sosyal medya platformu yönlendirdi! Ama Doğu Yücel’in kahramanı için bir kötü haberimiz daha var maalesef; öldüğünü de Google’dan öğrenecek…

“Üniversiteyi kazanamadığımı ÖSYM’nin sitesinden, hoşlandığım kızın adımı bile bilmediğini Facebook’tan, çok sevdiğim öğretmenimin tutuklandığını Twitter’dan, en yakın arkadaşımın işyerinde ayağımı kaydırmaya çalıştığını LinkedIn’den, işten çıkarıldığımı e-posta kutumdan, arabamın çalındığını WhatsApp’tan, karımın beni aldattığını Instagram’dan öğrenmiştim. Farkındayım, bu sonuncusunu açmak gerekiyor biraz. Bir akşam rasgele mekân fotoğraflarına bakıyordum, aniden bir fotoğrafın arka planında karımı en yakın arkadaşımla –evet, o LinkedIn’de maskesi düşen eleman– oldukça samimi bir halde gördüm.”

İnternetin yaşantımızla ne kadar içli dışlı olduğunu bir kez daha hatırlatan bir paragraf bu. Elbette her zaman için yalnızca kötü haberler aldığımız bir mecra değil internet; örneğin şu anda okumakta olduğunuz bu ‘iyi niyetli’ kitap tanıtım yazısı da yalnızca internette yer alıyor ve büyük bir ihtimalle sizi bu sayfaya bir sosyal medya platformu yönlendirdi! Ama Doğu Yücel’in kahramanı için bir kötü haberimiz daha var maalesef; öldüğünü de Google’dan öğrenecek: “Masama geçer geçmez mouse’u kımıldatıp bilgisayarımı açtım, şifremi girdim, e-posta kutumda acil yanıtlanması gereken bir e-posta veya verilen yeni bir görev görmeyince internet tarayıcısına tıkladım. Google’a girdim ve adımı arattım. Her sabah yaparım bunu. Ünlü biri miyim? Değilim. Alakam yok. Fakat bundan on yıl önce çıkan bir kitabım var. (…) Belki, diyordum, yıllar sonra birileri kitabımı keşfetmiştir, hakkında bir yazı yazmıştır, ama öyle sıradan bir gazeteci değil de değil, hani kanaat önderi ya da, influencer diyorlar ya, öyle bir tip, cümle sonlarında enter’a basanlardan biri yani… İşte o yazıyla hayatım değişir diye umut ediyordum. (…) Ha Google’ladım da ne oldu… Hayatımı değiştirecek bir şey çıkar ümidiyle baktım, hayatımın sona erdiğini öğrendim!”

Doğu Yücel’in yeni kitabı ‘Öldüğünü Google’dan Öğrenen Adam’, işte bu hikâyeyle başlıyor. Kitaptaki diğer tuhaf hikâyeler de üç başlık altında toplanmış: “Düş Gibi”“Gerçek Gibi”“Gelecek Gibi”. Elbette her bir hikâyenin teması, söz konusu ana başlıklarla uyumlu. “Az sonra okuyacaklarınıza inanmakta zorluk çekeceksiniz,” diye baştan uyarıda bulunuyor “Düş Gibi” hikâyelerindeki bir kahraman örneğin; hatta, “İtiraf etmek gerekirse başımdan geçen bu olaylara bazen ben bile inanamıyorum,” diyor…

Birçok başka kitaba, yazara, filme, müzik parçasına referanslar da veren hikâyeler, yaratılan atmosfer, Doğu Yücel’i yakından takip edenlere tanıdık gelecektir. Hatta bazı hikâyeler daha da tanıdık gelebilir, bir tuhaflık hissi yaratabilir. Bunun sebebi, Öldüğünü Google’dan Öğrenen Adam’da bir araya getirilen hikâyelerin bazılarının çeşitli yayınlarda, platformlarda daha önce yayımlanmış olmaları; bu kitaba dahil edilirlerken yeniden gözden geçirilmişler, bazıları çok değişmiş, bazılarıysa fazlasıyla… Kendinizden şüphe etmeyin yani, tuhaflık sizde değil!

9789750741319 front cover

ÖLDÜĞÜNÜ GOOGLE’DAN ÖĞRENEN ADAM

Doğu Yücel

Can Yayınları, 2019, 198 s.

Açık Dergi Cuma Zîn (Açık Dergi’de yeniden köşe) (15 Günde 1) / Hazırlayan: Mehmet Said Aydın

Yazar ve editör Mehmet Said Aydın Açık Dergi’ye geri dönüyor. Farklı kültürlerden ve alfabelerden beslenen Türkiye Edebiyatı’nın tarihinden notlar ve güncel gelişmeler, tartışmalar her hafta Açık Dergi’de.

Açık Dergi Cuma Duygular Sözlüğü ( Açık Dergi’de yeni köşe) / Yazan: Tiffany Watt Smith / Çeviren: Hale Şirin / Okuyan: Ömer Madra / Kolektif Kitap

Neredeyse her şeyin sözlüğünü yayınlama sürecine giren Açık Dergi yeni yayın döneminde duyguları da işin içine karıştırmaya karar verdi! Tiffany Watt Smith’in kaleme aldığı ve Kolektif Kitap tarafından Türkçe’ye kazandırılan Acımadan Zevklenmeye Duygular Sözlüğü, Ömer Madra’nın sesinden Cuma akşamları birer maddeyle radyo yayınına karışıyor.

Açık Dergi Pazartesi Serbest Atış (Açık Dergi’de yeni köşe – 15 Günde 1) / Dünya Basketbol Gündemi / Hazırlayanlar: Mehmet Çopuroğlu ve Kayhan Ergin

Volkan Ağır ve Utku Gökerküçük’ün hazırlayıp sunduğu Efektif Pas bu yayın döneminde bir ara veriyor. Yerine, bir basketbol programı olan Serbest Atış geliyor.

Açık Dergi Cuma Normalin Sınırları / Klinik Felsefe Sohbetleri / Alper Hasanoğlu ve Bülent Usta

“Normalin Sınırları”nda, insanları hapseden bireysel ve toplumsal sınırların ve kalıpların ötesine geçip, dinleyicilerin kendilerine ve hayatlarına başka bir açıdan bakabilmesinin olanakları araştırılan bir ‘klinik felsefe’ programı.

Teoriyle uygulamayı birleştiren yazı ve çalışmalarıyla tanınan psikiyatristlerin, psikoterapistlerin, felsefecilerin ve edebiyatçıların konuk olarak yer aldığı yayın; günümüzde ilaç tekelinin baskısı altında insanın doğasına ait normal ve doğal acının bir hastalık olarak tanımlanması tehlikesi karşısında normali koruma çabası.

“Normalin Sınırları”nı, psikiyatrist, psikoterapist, yazar Alper Hasanoğlu ile antropolog, psikoterapist, yazar Bülent Usta birlikte sunuyor.

19:00 İklim Acil

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

İklimAcil! hafta içi 19.00, tekrarı 01.00’de. Hafta sonu 12.00, tekrarı 00.00’da.

20:00 – 21:00 Koyu Mavi / Gülçin Orgun / Türler arası

koyumavi_25.10.2019

koyumavi.org/

***

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

Gülçin Orgun  Koyu Mavi / Açık Radyo

Aptülkadir Elçioğlu

son karikatür sergisi

“Cem Karaca’dan Zappa’ya” Aptulika

vesilesiyle

bu akşam

saat 20-21 arasında

canlı yayında

Koyu Mavi’de.

Afiş: Aptulika.

21:00 – 22:00  Aşağı Mahalle / Ümit Baykara / New York Downtown Cazve ötesi…

twitter.com/asagimahalle

***

zz14

29. Akbank Caz Festivali’nde verdiği nefis konseri kaçıranlar için, virtüöz saksafoncu James Carter Org Üçlüsü, Newport Caz Festivali kayıtları ile bu akşam… Saat 21:00 Açık Radyo > bit.ly/1isUhIt #listen #live #radio #jazz #saxophone #Hammond #drums

22:00 – 23:00 Mint / Efkan Kula ve Mert Emcan / Gıcır cızır plâklar

mixcloud.com/mertemcan/

Alternatif rock’ın geçmiş ve günümüz klasiklerinin çalınacağı “Mint”te Stüdyo İmge yazarları; Efkan Kula ve Mert Emcan plak koleksiyonlarının en değerli single’larını hikayeleriyle birlikte çalıyor.

23:00 – 24:00 13 Melek / Yiğit Atılgan / Zamanın ruhundan bağımsız sesler

13melek-acikradyo361

Zamanın ruhundan bağımsız seslere kulak verdiğimiz 13 Melek bu yayın döneminde Cuma günleri 23.00’te.

24:00 – 01:00 Blackout / Gürkan Vayis, Ümit Şenol / Kirli ve aksak ritimler ile Siyah müzikler

Yeni yayın döneminde Overphonic ve Blackout programları birleşip yollarına, Overphonic’in saatinde Blackout adı altında devam ediyor.

overphonic.blogspot.com/

mixcloud.com/overphonic/

blackout949.blogspot.com/

soundcloud.com/blackout949

01:00 İklim Acil

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

İklimAcil! hafta içi 19.00, tekrarı 01.00’de. Hafta sonu 12.00, tekrarı 00.00’da.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 50. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 50. Yayın Dönemi: 4 Kasım 2019 – 20 Mayıs 2020 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/10/23

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

acikgaste_24-10-2019

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Perşembe Fikret Adaman ve Bengi Akbulut ile Bildiğimiz Ekonominin Sonu (15 günde 1)

Ekonomi Ekoloji kayıt arşivi

09:00 – 09:30 Dikilen Kaya / Standing Rock (15 günde 1) / Bikem Ekberzade

standingrockdikilenkaya20191024

dikilen kaya, bikem ekberzade

Intro videosu

Intro ses

Bikem Ekberzade’nin yeni kitabı Standing Rock: Greed, Oil and the Lakota’s Struggle for Justice 3 Ocak 2019’dan itibaren her 15 günde bir sabah 9-9:30 arası Açık Radyo 94.9 FM’de ve acikradyo.com’da.

Twitter Dikilen Kaya hashtagi

Twitter/Bikem.Ekberzade

09:30 – 10:00 Güncel Hukuk Dergisi’nde bu ay (Ayda 1)

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü / Oldies

10:30 – 11:00 Ekonomi&Ekoloji / Pelin Cengiz, Barış Gençer Baykan, Serkan Ocak ve Mahir Ilgaz

ekonomiekoloji20191024

Ekonomi Ekoloji kayıt arşivi

Facebook.com/Pelin Cengiz

***

Yarın 10:30’da Açık Radyo Ekonomi&Ekoloji’de İstanbul Kent Savunması’ndan araştırmacı Cihan Uzunçarşılı Baysal ile Haydarpaşa ve Sirkeci garları ihaleleri özelinde yurttaşların kent hakkı meselesini konuşuyoruz, bekleriz…

11:00 – 11:30 Yeşil Bülten (Yeni program) / Hazırlayan: Utku Zırığ

yesilbulten24.10.2019

İMC Televizyonunun kült programı Yeşil Bülten bu yayın döneminde Açık Radyo’da

Yeşil Bülten kayıt arşivi

11:30 – 12:00 Açık Mimarlık / Hüseyin Kahvecioğlu, İpek Akpınar, Yağmur Yıldırım ve Cenk Dereli / Mimarlığın tüm halleri üzerine konuşmalar

acikmimarlik20191024

acikmimarlik.blogspot.com/

Açık Mimarlık facebook sayfası

Açık Mimarlık kayıt arşivi

facebook.com/yagmurlyildirim

***

Birazdan 11.30 Açık Radyo: Şebnem Yücel ve Metehan Özcan ile İstanbul’un yeni müzelerini konuşuyoruz

***

Metehan Özcan ve Şebnem Yücel ile İstanbul’un yeni müzeleri üzerine

24 Ekim 2019
“Tate Modern’e nasıl varırız?” Şener Özmen ve Erkan Özgen’in “Road to Tate Modern” (Tate Modern Yolu) videosundan, 2003. (kaynak: Art21)

Arter, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, Odunpazarı Modern Müze, İstanbul Modern… Bugünlerde birbiri ardına yeni müzeler açılıyor. Konuklarımız Metehan Özcan ve Şebnem Yücel ile mimarlık, kent, temsil, sergileme ekseninde İstanbul’un yeni müzelerini konuşuyoruz.

24 Ekim 2019 tarihinde Açık Radyo’da yayınlanmıştır.

Açık Mimarlık podcast servisi: iTunes / RSS

12:00 – 12:55 Afrikon (Yeni program) / Hazırlayan: Ufuk Aktaş

“Afrika üzerinde dolaşan sesler” şiarıyla yolan çıkan programda her hafta Afrika’nın başka bir ülkesinden geleneksel ve gelenekselden beslenen yeni icralar dinliyoruz.

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 Aheng-i Hengâme / Alper ve Esra Kaliber / Soul, Funk ve Afrika müzikleri

24ekim2019ahengihengamenigeriasoulfunkdisco

 ahengihengame.blogspot.com/

14:00 – 14:30 Günün ve Güncelin Edebiyatı / Seval Şahin / Romanlar, Hikâyeler, Kahramanlar

gununguncelinedebiyati24.10.2019rec.10.10.2019

twitter.com/sevalsahinn/media

Günün ve Güncelin Edebiyatı kayıt arşivi

Twitter.com/Guncel Edebiyat  

***

Seval ŞahinLevent ÇevikerSay Yayınları

***

Levent Çeviker ile Söyleşi: Say Yayınları

25 Ekim 2019
24 Ekim 2019 tarihinde Açık Radyo’da yayınlanmıştır.

Günün ve Güncelin Edebiyatı podcast servisi: iTunes / RSS

Bu hafta programımızda Levent Çeviker ile Say Yayınları’nı konuştuk.

Say Yayınları için:

www.saykitap.com

Programımız hakkında Soru ve önerileriniz içinTwitterFacebook 

14:30 – 15:30 Notalarla Sohbet / Zerhan Gökpınar / Açıklamalı ve karşılaştırmalı bir klasik müzik programı

Notalarla Sohbet – Zerhan Gökpınar

***
Bu hafta Notalarla Sohbet programımızda başarılı klarinetçi Ecesu Sertesen’i ağırlıyoruz, saat 14.30/94.9 Açık Radyoda olacağız, sohbetimize bekleriz🎶🎧🎤
www.acikradyo.com.tr
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, gülümseyen insanlar, yazı

15:30 – 16:30 Hukuk Güvenliği (Yeni program) / Hazırlayanlar: Bahri Belen ve Aynur Tuncel

hukukguvenligi20191024

Hukuk güvenliğinin enine boyuna konuşulduğu programın sürekli konuğu Aynur Tuncel bu yayın döneminde aslî programcı kadrosuna dahil oldu.

16:30 – 17:00 Toplumsal Dönüşümde Sosyal Grişimcilik / Hülya Denizalp ve Ayzen Atalay Durmuşoğlu

toplumsal-donusum_24.10.2019-yedek_rec_12.09.2019_begum_acik_radyo_edit-1

Eşit Gelecek: Begüm Özyer

sosyalgirisimci-lik.blogspot.com/

facebook.com/pages/Toplumsal-dönüşüm için Sosyal Girişimcilik-(Social Entrepreneurship)

http://hulyadenizalp.net/

hulyadenizalp.net/radyo-programlari/

Fotoğraf açıklaması yok.

Hulya DenizalpAçik Radyo‘da.

2002 yılında
@acikradyo da başladığım “Gönüllülük ve Sosyal Sorumluluk Programı,
2010 yılından itibaren🎙️🎧🎙️🎧 #Toplumsaldönüşümiçinsosyalgirişimcilik olarak devam etmektedir.

📻 2019 yılından itibaren radyo programımın kayıtları
#hulyadenizalp.net e yüklenmektedir.
🔊🔊🔊🔊🔊🔊🔊Daha önceki yayınları ise
http://sosyalgirisimcilik.biz/ den dinleyebilirsiniz.

 

***

Açık Radyo’da 24 Ekim 2019 Perşembe günü saat 16.30 Toplumsal Dönüşüm için Sosyal Girişimcilik programının konuğu Eşit Gelecek Derneği kurucu başkanı Begüm Özyer.

Programı 94.9 fm den veya http://acikradyo.com.tr dinleyebilirsiniz ÖNEMLİ NOT: Programı saat 16.30 da dinleyemezseniz, kaydına daha sonraki günlerde http://hulyadenizalp.net/radyo-programlari ve/ya Facebook/Toplumsaldönüşümiçinsosyalgirişimcilik sayfasından ulaşabilirsiniz.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, Hulya Denizalp dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar, okyanus, gökyüzü, açık hava ve su
***

.@esitgelecek_dernegi kurucu başkanı
▶️ @begumozyer ile yaptığımız
🎙️🎙️🎙️🎙️🎙️@acikradyo #toplumsaldönüşümiçinsosyalgirişimcilikprogrami kaydı @hulyadenizalp.net e yüklenmiştir.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Berna Kaytaz, Jak Kohen,Levent Öget ve Harun İzer

facebook.com/pages

dunyanincazi-loget.blogspot.com/

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20191024

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

***

Gezegenin Geleceği: 24 Ekim 2019

25 Ekim 2019
Fotoğraf: The Guardin

Britanyalıların bu yıl Cadılar Bayramı boyunca rekor düzeyde gıda atığı üretmesi bekleniyor.

Sözcü Gazetesi’nden Barış Özkan’ın haberine göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmî Gazete’de yayımlanan karara göre, Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın milli park olarak belirlenmesi hakkındaki 30 Ekim 1986 tarihli ve 86/11135 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı yürürlükten kaldırıldı ve Göreme milli park olmaktan çıkarıldı. CHP Nevşehir Milletvekili Faruk Sarıaslan, söz konusu bölgenin UNESCO Kültür Mirası Listesi’nde olduğunu söyledi. Ayrıca “Burasının milli park statüsünden çıkarılması demek yapılandırmaya açılması demek. Burada bulunan ufak, kaçak yapılanmaları yıktılar. İyi de yaptılar. Ben o zaman da bunu söyledim. Ancak şu an anlaşılıyor ki burada amaç bölgeyi büyük yapılanmalara açmak. Bu bizim için çok kötü olur. Bu kararın hiçbir tutarlı yanı yok. Bu tarz bir durum Kapadokya’yı mahveder. Çünkü burası bölgenin tam göbeğinde olan bir yer. Yani olası bir yapılanmadan diğer yerlerin etkilenmemesi mümkün değil.” ifadelerini kullandı.

Su Politikaları Derneği’nce hazırlanan “Depremde Su Temini ve Çevre Sağlığı” başlıklı rapora göre İstanbul’da 7’den büyük deprem olması halinde içme suyu şebekesinin çökmesiyle bekleniyor. Ayrıca 8.7 milyon kişiye ‘acil su ve gıda arzı’ gerekecek. Devlet Su İşleri eski yöneticilerinden Dursun Yıldız’ın öncülüğünde yapılan çalışmada özellikle Avrupa yakasında Marmara Denizi kıyısındaki ve yakınındaki ilçelerin su ve kanalizasyon şebekesine büyük hasar olacağı vurgulandı. Depremin  Büyükçekmece Barajı gövde dolgusu ile Küçükçekmece Gölü çevresinde, tsunaminin büyüklüğüne bağlı olarak hasar ve can kaybına neden olabileceği belirtilen raporda şöyle denildi: “Bu nedenle bu barajın öncelikle depremin gövdede oluşturacağı yarılma riskine ve daha sonra tsunami dalgası ile gövdenin yıkılması riskine karşı kontrol edilmesi faydalı olacak. Bu barajın ve hemen yanında yer alan içme suyu arıtma tesisinin depremde hasar görmemesi ve işletmeye devam edebilmesi çok büyük önem taşımakta. Çünkü bu baraj ve arıtma tesisi, depremden en fazla zarar göreceği tahmin edilen bölgenin içme suyunu temin edebilecek çok önemli bir yapı. Raporda şu uyarılar sıralandı: “Depremden sonraki ilk 3 gün 8.7 milyon kişiye ‘acil durum su ve yiyecek arzı’ yapılması gerekecek. Daha sonra 1-3 hafta içinde çadır kentlerde iskan edilmesi gerekecek depremzede sayısının ise 1 milyon 330 bin kişi olacağı tahmin edilmekte. Bu nüfusun günlük minimum su ve tuvalet ihtiyacının yanı sıra yiyecek ihtiyacının da nasıl karşılanacağı acil durum eylem planları içinde belirtilmeli. Kanalizasyon arıtma tesislerinin deprem dayanıklılıkları da kontrol edilmeli ve iyileştirmeler yapılmalı.” Marmara’daki tsunami sonrasında dalga boylarının Japonya’daki gibi yüksek seviyelerde olmayacağını söyleyen Ulutaş, “Özellikle eğimin düşük olduğu yerlerde önlemler almamız lazım, eğer kıyılarda eğim düşükse dalgalar içeriye daha çok girebilir. Bu konuda Japonya’da yapılmış önemli bir çalışma var. Tsunami dalgalarını Japonya’daki gibi büyük dev dalgalar şeklinde düşünmememiz gerekiyor. Türkiye’de yaşanabilecek bir tsunamide küçük dalgalar bekliyoruz. Fakat o dalgaların boyu değil, kıyıdan ne kadar içeriye girdiği önemli. Dolayısıyla bu tür dalgalar bizler için büyük tehlikeler oluşturabilir”  Ulutaş, yaşanabilecek depremlerin ardından Kandilli Rasathanesi’nde bulunan tsunami erken uyarı sistemlerinin hayati önem taşıdığını belirtti.

Britanyalıların bu yıl Cadılar Bayramı boyunca rekor düzeyde gıda atığı üretmesi bekleniyor. 8 milyondan fazla balkabağı – 18.000 tondan fazla yenilebilir balkabağı etine eşdeğer – görsel olarak kullanılacak. Halkın yaklaşık %40’ı Cadılar Bayramı’nı kutlamak için taze balkabağı yalnızca oymak için satın alacak. Ayrıca satın alanlar, bu balkabaklarını etini kullanmadıklarını itiraf ediyor. Her yıl İngiltere’de tahminen 10 milyon balkabağı yetiştirilir; bunların %95’i balkabağı feneri oluşturmak için oyuluyor. Hubbub’daki gıda programları müdürü Tessa Tricks, “İnsanların Halloween balkabaklarının hala yemek olarak yiyilebildiğini unutmuş durumda. Sadece oymacılık için kullanıldığında bu, her yıl İngiltere’deki evlerde 15 milyar £ değerinde gıda atığı oluşturuyor.’’ dedi.

Independent’ten Harry Cockburn’un haberine göre, Marmoset maymununun sadece birkaç hafta önce keşfedilen tamamen yeni türünün, Amazon yağmur ormanlarında yanmaya devam eden alevler yüzünden ciddi risk altında olduğu düşünülüyor. Türün Brezilya’nın güneybatısındaki Pará eyaletinde, yaklaşık 55 bin kilometrekarelik bir alanda yaşadığı düşünülüyor. Bu tür Rodrigo Costa Araújo ve Ulusal Amazon Araştırmaları Enstitüsü ile Brezilya’daki Amazonas Federal Üniversitesi’ndeki meslektaşları tarafından keşfedilmişti. Şimdiyse araştırmacılar bölgeyi kavurmaya devam eden yangınların yeni türün yaşamına doğrudan tehdit oluşturmasından korkuyor. Felaket getiren alevler bölgeyi eşi benzeri görülmemiş bir seviyede harap etti. Tarımsal genişleme, yeni enerji ve alt yapı projeleri; yasa dışı ağaç kesimiyle birleşince sayısız canlının doğal yaşam alanı hızla kalıcı olarak yok ediliyor.

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Açık Dergi Perşembe Melis Behlil ile Sinemalardan

Açık Dergi Perşembe Beraber ve Solo Ahkâmlar (Açık Dergi’de yeni köşe) / 15 günde bir / Hazırlayanlar: Seyit Ali, Turgut Yüksel ve ve Mehmet Kekik

Farklı disiplinlerden 3 insanın müzik dinleme serüvenleri.

Açık Dergi Perşembe Sarı Tuğlalı Yol / Zeynep Arıca ve Burak Dinler / Müzikal Tiyatro’da bir gezinti

Müzikal tiyatro tarihinden klasikler hem ses kayıtları hem de sahne notlarıyla bu yayın dönemi Açık Dergi’de. Eski programcımız Zeynep Arıca’nın yanına sahne arkadaşı Burak Dinler’i alıp sunacağı Sarı Tuğlalı Yol’da amatör ve profesyonel müzik grupları da zaman zaman yayına konuk oluyor.

Açık Dergi Perşembe Fransız Öpücüğü (Gün ve saat değişikliği) / Hazırlayan: Devrim Özkan

Şansonların ötesinde çağdaş Fransızca müzik programı Fransız Öpücüğü bu yayın döneminde on beş günde bir, üstelik bir saatlik formatıyla Açık Dergi’de bizlerle. Devrim Özkan, özel profilleri ve muhtelif anekdotlarıyla güncel müziğin Fransızcasına bakmayı sürdürüyor.

Twitter.com/Fransız Öpücüğü

19:00 İklim Acil

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

İklimAcil! hafta içi 19.00, tekrarı 01.00’de. Hafta sonu 12.00, tekrarı 00.00’da.

20:00 – 21:00 Caz Orkestrası / Hülya Tunçağ / Dünden bugüne büyük caz / orkestraları

21:00 – 22:00 Sosyal Müzik (Yeni program) / Hazırlayanlar: Gonca Açıkalın, Sina Hakman)

acikradyo.com.tr/program/sosyal-muzik

“Caz ve cazdan etkilenen müzikler” şiarıyla yola çıkan programda, caz müziğine, cazla ilişkili ya da ondan esinlenip etkilenmiş müziklere yer veriliyor.

***

Geçen haftadan bu yana kulaklıklarımızda defalarca dönen, dinlerken sözlerini, melodisini mırıldandığımız parçalardan bazılarını çalıyoruz bu gece… Hepsi tanıdık!
🎧
Sosyal Müzik her perşembe 21:00’de Açık Radyo’da
📻
http://acikradyo.com.tr/sosyal…/24-ekim-2019-loopta-kalanlar
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, gülümseyen insanlar, yazı

***

24 Ekim 2019 – Loop’ta Kalanlar

24 Ekim 2019

Geçen haftadan bu yana kulaklıklarımızda defalarca dönen, dinlerken sözlerini, melodisini mırıldandığımız parçalardan bazılarını çalıyoruz bu gece…

Playlist:

Şarkıcı / Yorumcu Parça Adı Albüm Adı Süre
Erik Applegate
Nobody’s Fault But Mine
Three’s A Crowd
4:57
Kalle Kalima, Knut Reiersrud
Hotel California
Flying Like Eagles
8:13
Ginger Baker Trio
Our Spanish Love Song
Falling Off The Roof
5:18
Marcus Miller
Jean Pierre
Free
7:26
Chick Corea, Christian McBride, Brian Blade
Pastime Paradise
Trilogy 2 (Live)
8:27
Herbie Hancock
Mercy Street
The New Standard
8:37
22:00 Falan: Freeform Freakout (Yeni program) / Hazırlayan: Clint Willey

Kick Out The Jams programıyla Amerika’nın çığır açan müzisenlerini ele alan Clint Willey bu yayın dönemi funk kanallarında ve farklı sadaların zengin çeşit âleminde bir keşif gezisine çıkıyor.

23:00 – 24:00 Stalker / Fatih Rağbet ve Yıldırım Arıcı / Herkesin ve hiçkimsenin programı

stalkeracikradyo.blogspot.com/

24:00 – 01:00 Kılavuz / Bahadır Dilbaz / Türler arası

   bahadirdilbaz.blogspot.com/

01:00 İklim Acil

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

İklimAcil! hafta içi 19.00, tekrarı 01.00’de. Hafta sonu 12.00, tekrarı 00.00’da.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/10/22

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

acikgaste_29-10-2019

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Nereye Doğru: Cengiz Aktar’la Geleceğe Bakışlar

nereyedogru20191023

Nereye Doğru kayıt arşivi

09.30 – 10:00 50. Yılında 68 Devrimi (Açık Gazete’de yeni köşe) / Tarih Vakfı’nın katkılarıyla

30. yılını bir sergi, 40. yılını ise 6 dakika 8 saniyelik bir dizi program ile andığımız 68’in, 50. yaşını de es geçmiyoruz. Tarih Vakfı’nın katkılarıyla 68 Devrimini enine boyuna konuşuyoruz.

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü / Oldies

10:30 – 11:00 Açık Yeşil / Ümit Şahin ve Ömer Madra / Hayatın, politikanın ve sokağın çevre ekoloji gündemi

acikyesil20191023

Açık Yeşil kayıt arşivi

11:00 – 12:00 Metropolitika / Aysim Türkmen, Korhan Gümüş ve ve Murat Güvenç / Kent ve kentlilik üzerine tartışmalar

metropolitika20191023

Metropolitika kayıt arşivi

12:00 – 12:55 Hipnopompia (Yeni program) / Algı dürten müzikler / Hazırlayan: Emirhan Arapoğlu

Açık Radyo’nun öğlen caz kuşağında algı dürten, cazdan elektroniğe geniş bir alanda gezen yeni bir müzik programı.

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 Tuna’nın Beri Yanı / Muammer Ketencoğlu / Balkan ağırlıklı etnik müzik

Orta Arnavutluktan Halk Şarkıları

muammerketencoglu.com/

tunaninberiyani.blogspot.com/

facebook.com/ketencoglumuammer

facebook.com/muammerketencoğlu

***

zz4

Tuna’nın Beri Yanı – Orta Arnavutluk’dan Halk Şarkıları – 23 Ekim 2019

14:00 – 14:30 Türlerin Yaşam Hakkı / Işıl Karaelmas / Gezegeni paylaştığımız canlıların özgürce yaşama haklarına dair her şey

turlerinyasamhakki23.10.2019rec15.10.2019

zz4

“Gezegeni paylaştığımız canlıların özgürce yaşama haklarına dair her şey” şiarıyla yola çıkan program; Türkiye ve dünyadaki hayvan hakları gündeminden, etik veganlık anlayışına; hayvansal ürünleri tüketmeyi bırakmaktan, sokak hayvanlarına yardım etmeye kadar faydalı insan yaklaşımları ve pratikleri üzerine.

twitter.com.türlerin.yaşam.hakkı 

pictosee.com/turlerinyasamhakki/

***

turlerinyasamhakki. Bugün (23 Ekim Çarşamba) konuğum @cinselsiddetlemucadeledernegi nden Ö

Bugün (23 Ekim Çarşamba) konuğum @cinselsiddetlemucadeledernegi nden Özge Özgüner’le hayvana yönelik cinsel şiddet konusu üzerinden türcü medya söylemlerini, hayvana şiddetin ceza karşılığını ve cinsel şiddeti önleme eğitimlerini konuşuyoruz. #hayvanözgürlüğü #animalliberation #hayvanasiddetsuctur

***

Türlerin Yaşam Hakkı, Işıl Karaelmas

Konuk Özge Özgüner, Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği
Hayvana yönelik cinsel şiddet, türcü medya söylemleri, şiddeti önleme eğitimleri

14:30 – 15:30 Alla Turca / Ali Pınar ve Ersin Antep / Türkiye’den klâsik müzik yorumcuları ve bestakârları

www.facebook.com/alla.turca.5

instagram.com/allaturca2001/

***

ORKESTRA ŞEFİ VE KEMAN SANATÇISI HAKAN ŞENSOY İLE, “43.YILINDA İZMİR DEVLET SENFONİ ORKESTRASI” KAYDINI DİNLİYORUZ

zz12

Ali Pınar ve Ersin Antep’in hazırlayıp sunduğu, her Çarşamba günü saat 14.30’dan itibaren 94.9 Açık Radyo’da yayınlanan Alla Turca programında bu hafta; Akademisyen, Orkestra Şefi ve Keman Sanatçısı Hakan Şensoy ile, yönettiği @izmirsenfoni tarafından kaydedilen 43.Yılında İZDSO albümünü dinleyeceğiz. Şensoy’un kayıtla ilgili bilgiler vereceği programda, eserler üzerine de sohbet edeceğiz.

94.9 Açık Radyo’yu internet üzerinden online olarak dinlemek için; http://acikradyo.com.tr/stream/index.html

Alla Turca iletişim bilgileri:
E-posta: allaturca@acikradyo.com.tr
Instagram ve twitter:
@allaturca2001

Facebook grubu:
Alla Turca
@hakansensoy1 #HakanŞensoy @munir_beken
#izmirdevletsenfoniorkestrasi @acikradyo @alipinarofficial @muzikbilim #AliPınar #ersinantep #AcikRadyo #949acikradyo #izdso #orkestra #conductor #orkestraşefi #cd #allaturca #radyo #klasikmüzik #classicalmusic #istanbul #izmir #instagood #instalike #instafamous #instagram

15:30 – 16:30 Altın Saatler / Nuray Aydınoğlu, Elvan Cantekin, Argun Yum ve Gürhan Ertür / 17 Ağustos’u unutma

altinsaatler20191023

Altın Saatler kayıt arşivi

16:30 – 17:00 Emeğin Gündemi / Ayşe Berna Uçarol ve Mustafa Eren / Fabrikalardan plazalara emekçilerin ortak sorunları ve örgütlenme deneyimleri

emegingundemi.blogspot.com/

emegingundemi.blogspot.com/search/label/aç1kradyo

16:30 – 17:00 Kentin Gizli Öyküleri (Yeni program, 15 günde 1) / Hazırlayan: Kenan Doğan

76kentingizlioykuleri23ekim2019

Olağan insan hikâyelerinin işlendiği programda her hafta bir konukla kendi yaşamını konuşuyoruz.

***

Kendi yaşamındaki yokluklardan yola çıkarak, başka çocuklar da aynı zorlukları yaşamasın diye, haftada altı gün fabrikada, inşaatta çalışıp yedinci gün köylere giderek çocuklara kitap dağıtan Ahmet Yerlikaya yaşam öyküsü ile bu hafta Kentin Gizli Öyküleri’nin konuğu. Kentin Gizli Öyküleri, on beş günde bir Çarşamba günleri, 16.30’da, 94.9 Açık Radyo’da ve www.acikradyo.com.tr adresinde.

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / (Tekrar program) / Hazırlayan: Atilla Aksoy

Açık Radyo kurucularından, programcı dostumuz Atilla Aksoy’u yakın zaman önce kaybettik. Dünyanın Cazı programının ilk programcısı Aksoy’un 2004 yılında bu çerçevede hazırlayıp sunduğu programları 13 yılın ardından Çarşamba günleri 17.00’de tekrar yayınlıyoruz.

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20191023

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

***

Gezegenin Geleceği: 23 Ekim 2019

24 Ekim 2019
Fotoğraf: Pozy.org

 Balıkesir’in Edremit ilçesindeki Kazdağı Milli Parkı Şefliği, Kazdağları’nda ilk defa tespit edilen bir tür hakkında bilgilendirme yaptı.

Dünya Kupası’na 2022 yılında ev sahipliği yapmaya hazırlanan Katar, küresel ısınmanın etkisiyle her yıl artan sıcaklıklarla mücadele etmek için sokaklara klima yerleştiriyor. Yaz aylarında sıcaklığın 46 dereceyi bulduğu Katar’da çoğu kapalı alanda dahi klima olmadan yaşamak mümkün değil. Euronews’ten Enis Günaydın’ın haberine göre, buna ek olarak Dünya Kupası hazırlıkları kapsamında stadyumlara da klima koyan Katar, yayaların yoğun bulunduğu açık alanlara da benzer uygulama yapacağını açıkladı. Şehirlerdeki sokakların yanı sıra açık hava pazarlarına yerleştirilecek klimalarla Katarlılar, aşırı sıcaklarda dahi dışarı çıkabilecek. Her ne kadar iklim krizi tüm ülkeleri tehdit etse de, dünya çapında yükselen sıcaklıklar Katar’da çok daha fazla hissediliyor. The Washington Post’a konuşan Katar Çevre ve Enerji Araştırma Enstitüsü’nden Muhammed Eyüp, küresel olarak ortalama 2 derecelik artışın dahi Orta Doğu’da büyük bir etkiye neden olacağını ifade ediyor. Eyüp, “Zaten sıcak olan bu bölgede 4 ila 6 derecelik artışlardan bahsediyoruz. Bunun halkın sağlık ve verimini nasıl etkileyeceğini araştırıyoruz.” açıklamasını yapıyor. Katar’da yaşayan nüfusun tehdit eden bir diğer olgu da yüksek nem oranları. Açık alanlara yerleştirilecek klimalar, nem oranlarını da düşürebilecek. Dünya Bankası verilerine göre kişi başı karbon salımının en yüksek olduğu ülke Katar. Bunun yanında sokaklara konulacak klimalar için de kullanılan enerjinin yenilenemez kaynaklardan elde edilmesi bekleniyor. Ayrıca klimanın bir taraftan soğuk üfleyebilmesi için başka bir alana sıcağı aktarması gerekiyor. Bu, yeni proje sayesinde Katar’da şehirler soğurken, şehir dışındaki kısımların daha da ısınabileceği anlamına geliyor.

Kopenhag merkezli bir bira üreticisi, sürdürülebilir kaynaklı ağaç liflerinden yapılan ilk kağıt bira şişesini duyurdu. Bira üretiminde sıfır karbon emisyonu elde etmeye çalışan firma, bu malzemeden yapılan bira şişelerini geliştirmeyi planlıyor. İki prototipi duyuran marka, şişelerin geri dönüşüme tamamen uygun olduğunu ve iç bariyerler sayesinde sıvıyı güvenle taşıyabileceğini söyledi. Öte yandan, söz konusu iç bariyerlerin polimerden yapıldığı açıklandı. Polimer, moleküllerin ortak bağ kurarak oluşturdurdukları yapıya, yani plastik maddelere deniyor. Ancak şirket, hiç polimer kullanmadan, tamamen biyolojik malzemelerle hazırlanacak şişeler üretmeyi de hedeflediğini ifade etti. Söz konusu prototipler, şirketin bira fabrikalarında sıfır karbon salımına ulaşma hedefinin bir parçası. Marka ayrıca, 2030’a kadar değer zincirindeki karbon ayak izini yüzde 30 azaltmayı amaçlıyor.

Ekolojik felaket, bilim insanlarının ruh sağlığına zarar veriyor; üst düzey araştırmacılar bu alanda çalışanların desteklenmesi ve “ağlamalarına izin verilmesi” gerektiğini söylüyor. Önde gelen araştırmacılar, birçok bilim insanının ekolojik krize dair “yoğun bir keder” yaşadığını ve bu duygusal travmayı göz ardı etmenin büyük riskleri olduğunu söyleyen bir açık mektup yayımladı. Science adlı akademik yayında yer bulan mektup, akademik kurumları bilim insanlarını desteklemeye ve ekolojik kederlerini profesyonelce ele almasına izin vermeye çağırıyor.

1901 yılından bu yana meydana gelen 33 El Nino‘yu inceleyen Hawaii Üniversitesi’nden bilim insanları, Büyük Okyanus‘un Ekvator bölgesini ısıtan ve yerküre çapında ekstrem hava koşullarını tetikleyen El Nino’ların, 1970’lerden bu yana sıcak sularda daha batıda oluştuğunu ve bu durumun, El Nino güney salınımlarını güçlendirdiğini gözlemledi. Uzmanlar, güçlü El Nino’ların, Avustralya ve Hindistan gibi ülkelerde kuraklığa, Kaliforniya gibi yerlerde de sellere zemin hazırlayabileceğine işaret etti. Ayrıca, araştırma ekibinin lideri Bin Wang, dünyada yeni ortalama sıcaklık rekorlarının kırıldığı 1982, 1997 ve 2015’deki üç “süper” El Nino’nun batıda başladığına dikkati çekti. El Nino sırasında Büyük Okyanus’ta daha fazla, Atlas Okyanusu‘nda ise daha az kasırga meydana geliyor. Birleşmiş Milletler’in yaptığı bir araştırmaya göre, 1997-1998 yıllarında etkili olan ve en az 32 milyar dolarlık zarara yol açan El Nino nedeniyle binlerce kişi, fırtına, sıcak hava dalgaları, sel ve kuraklık yüzünden yaşamını yitirdi.

Balıkesir’in Edremit ilçesindeki Kazdağı Milli Parkı Şefliği, Kazdağları’nda ilk defa tespit edilen bir tür hakkında bilgilendirme yaptı. “Koni başlı çekirge, bilim kurgu filminden fırlamış gibi” başlığı ile sosyal medyada yapılan paylaşımda şunlar söylendi: “Dünyada biyologlar tarafından yaklaşık 1,5 milyon tür tanımlanıp isimlendirilmiş. Bunların 280.000’den fazlası bitki, yaklaşık 50.000’i omurgalı ve 750.000’den fazlası böcek. Her yıl bu listeye yeni türler eklenmekte. Toplam canlı çeşitliliğinin 5 milyon ile 30 milyon tür arasında olduğu tahmin edilmekte. Daridere, tabiat parkımızda ilk kayıt olarak Kazdağı Milli Parklar Şefliği personellerinden Veteriner Hekim Ertan Şenol tarafından görüntülenen ve Dr. Tuba Öncül Abacıgil hocamız tarafından teşhis edilen koni başlı çekirge, IUCN Kırmızı Liste Sınıfları ve Ölçütlerinde yer almakta.”

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Eser Epözdemir – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Açık Dergi Çarşamba Oyun Arası / Emre Gümüşer

Muhtelif tiyatro müziği örneklerine kulak atıp, oyunlar arası bir yolculuğa çıkıyoruz.

Açık Dergi Çarşamba 18:50 Tasarım Sözlüğü (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Muğlak Standartlar Enstitüsü

Muğlak Standartlar Enstitüsü’nün uzun süredir üstünde çalıştığı ve memlekete özgü tasarımsal terim ve icatların derlendiği müstesna Tasarım Sözlüğü’nün maddeleri Enstitü üyelerince her Çarşamba akşamı birer maddeyle radyoda seslendirilmeye başlıyor.

Açık Dergi Cuma Üçüncü Mekan  Kütüphaneler – Arşivler (Açık Dergi’de yeni köşe) ( 15 Günde 1) / Hazırlayan: Sevil Sarp

ucuncumekan20191023

Dergi’nin Sevil Sarp tarafından hazırlanıp sunulan bu yeni bölümünde 15 günde 1 İstanbul’da faaliyette bulunan bir kütüphaneye gidiyoruz. Kullanıcıların ve çalışanların konuk edildiği program şehrin kültür haritasına mütevazı ve fakat kendince önemli bir katkıda bulunmayı hedefliyor.

Açık Dergi 19:30 Tezahür (15 Günde 1) / Hazırlayan: Gülin Dede Tekin / İstanbul tiyatro hayatı üzerine gündelik konuşmalar

Tiyatro dünyasından haberler, röportajlar, yeni oyunlar, güncel meseleler. Artık Salı değil Çarşamba akşamları. Çıplak Ayaklarla Dans’la dönüşümlü.

Tezahür kayıt arşivi

Açık Dergi 19:30 Yerden Yüksek / Çocukların Mekân Algısı ve Mekânsal Hakları / Gizem Kıygı

Değişen kentsel ve kırsal mekânlarda çocuıkların mekânlarda nasıl varoldukları ve mekânı nasıl algıladıklarını ve bu konuda yapılan çalışmaları konuşuyoruz. Her bölümde bir araştırmacı-uzman konuk yayına eşlik ediyor.

instagram.com/yerden.yuksek94.9/?hl=tr

medium.com/yerdenyüksek

Açık Dergi Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı / Yıldırım Arıcı Anısına / Eser: Bilge Karasu / Okuyan: Eraslan Sağlam

metis izniyle. açık radyo prodüksiyon. / okuyan eraslan sağlam / müzik scaramouch

19:00 İklim Acil

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

İklimAcil! hafta içi 19.00, tekrarı 01.00’de. Hafta sonu 12.00, tekrarı 00.00’da.  

***

Ümit Şahin: Türkiye en kirletici 20 ülkeden biri; Paris Antlaşması’nı onaylamalı

23 Ekim 2019
Fotoğraf: AA

İstanbul Politikalar Merkezi kıdemli uzmanı ve Açık Yeşil programcısı Ümit Şahin, Türkiye ve dünyadaki iklim politikalarını, atılması gereken adımları, engelleri aşmayı, sorumluları ve sorumlulukları bianet’ten Elif Ünal’a anlattı.

Son yıllarda iklim krizinin etkileri daha da görünür olmaya başladı. Atmosferde rekor kıran karbon emisyonu oranları, mevsim normalleri üzerindeki sıcaklık seviyeleri, değişen yağış rejimleri ve kuvvetli kasırgalar sebebiyle ölen binlerce kişi, yerlerinden edilen milyonlar…

Bilim çevrelerine göre ise bunlar henüz başlangıç. İklim krizine karşı harekete geçmek için zamanın daraldığını ısrarla vurguluyorlar.  Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından hazırlanan 1,5 derece özel raporu küresel ısınmanın 1,5 derece ile sınırlandırılmasının aciliyetini ortaya koyuyor.

Hükümetlerin iklim krizine karşı adım atmasını isteyen aktivistler ise sokaklarda.  20-27 Eylül arasında genç iklim aktivistleriyle birlikte 117 ülkede 7,6 milyon insan iklim grevine çıktı.

Peki hükümetler iklim krizine cevap vermede ne kadar yeterli?

İstanbul Politikalar Merkezi Kıdemli Uzmanı ve İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin ile Türkiye ve dünyadaki iklim politikalarını, atılması gereken adımları, bunların önündeki engelleri ve sorumluluk sahibi aktörleri konuştuk.

Verilen sözler yetersiz

Hükümetler tarafından uygulanan politikalar içinde bulunduğumuz iklim krizine ve vatandaşların taleplerine cevap vermede yeterli mi?

Hükümetler Paris Antlaşması öncesinde verdikleri ulusal katkı beyanlarına tamamen uysa bile 3 hatta 3 buçuk dereceye yakın küresel ısınma garanti. Hiçbir şey yapmazlarsa 4 buçuk 5 derece. Bu da 1,5 derece hedefiyle kıyaslandığında verilen sözlerin yetersiz olduğunu gösteriyor.

Ki verilen sözlerin de tutulup tutulmayacağı belli değil. Hatta  Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Brezilya, Avustralya gibi bazı ülkeler verdikleri sözleri tutmayacaklarını açıkça beyan etti. Yapılması gereken azaltım politikaları henüz ufukta gözükmüyor.

Verilen sözler yetersiz

Hükümetler tarafından uygulanan politikalar içinde bulunduğumuz iklim krizine ve vatandaşların taleplerine cevap vermede yeterli mi?

Hükümetler Paris Antlaşması öncesinde verdikleri ulusal katkı beyanlarına tamamen uysa bile 3 hatta 3 buçuk dereceye yakın küresel ısınma garanti. Hiçbir şey yapmazlarsa 4 buçuk 5 derece. Bu da 1,5 derece hedefiyle kıyaslandığında verilen sözlerin yetersiz olduğunu gösteriyor.

Ki verilen sözlerin de tutulup tutulmayacağı belli değil. Hatta  Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Brezilya, Avustralya gibi bazı ülkeler verdikleri sözleri tutmayacaklarını açıkça beyan etti. Yapılması gereken azaltım politikaları henüz ufukta gözükmüyor.

Uygulanan iklim politikaları düşünüldüğünde örnek olarak alınabilecek bir ülke var mı? Neler yapıyorlar?

Yüzde 100 yenilenebilir enerjiye geçme konusunda çalışan Costa Rica gibi ufak ülkeler var. Almanya başlarda lider konumundaydı. Özellikle yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki payını arttırma konusundaki söylemlerinde oldukça öncü bir ülkeydi. Fakat uygulamaya bakıldığında hala elektriğin yüzde 40’ı kömürden elde ediliyor.

Kömürden çıkış için verilen 2038 tarihi çok geç. Ve otomobillerden kaynaklanan emisyonları azaltma konusunda hiçbir şey yapmıyorlar- ki Almanya bir otomobil devi. Ayrıca Almanya’da hükümet toplumda iklim eylemine yönelik doğmaya başlayan hoşnutsuzluğu gidermek için hiçbir şey yapmıyor. Büyük kirleticiler arasında tam anlamıyla örnek alınacak bir ülke yok.

“Paris Anlaşması bir yılan hikayesi”

Türkiye’nin Paris Anlaşmasına taraf olmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yılan hikayesi. Türkiye’nin bitmek bilmeyen gelişmekte olan ülke olarak tanınma talepleri, kendisini sürekli masum gösterme çabaları, iklim krizinin aciliyeti ile hiç uyumlu değil. Uluslararası çabaların içerisinde daha fazla finansal destek almaya çalışan bir ülke olarak görünüyor. Bu anlamda Türkiye’nin iklim politikaları tıkanmış durumda.

Aynı hatalar 2015’ten beri her sene yapılıyor. Bu sene Aralık ayında Santiago’da yapılacak COP25 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı) öncesinde Türkiye’nin Ek1’den çıkma talebi yine konferans gündemine getirilmeye çalışılıyor.

Herkes biliyor ki bu konu gene geçiştirilecek. Çünkü gelişmekte olan ülkelerin aralarına büyük bir ülke katmak istememesi gibi bir sürü politik denge var. Bunu her sene ısrarla gündeme getirmek, Paris’in yükümlülüklerinde kaçmak için bir bahaneye dönüştü.

Paris İklim Anlaşması

Tarihin en büyük katılımlı ortak metni olan Paris İklim Anlaşması, sera gazı emisyonunu 2030’a kadar 56 milyar ton düşürmeyi ve bu sayede küresel sıcaklık artışının yüzyılın sonuna kadar 2 derecenin altında tutmayı hedefliyor.

2015 yılında Paris’te gerçekleşen COP21 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı) sırasında sunulan anlaşma, 2016’da yürürlüğe girdi.

 “Paris’i onaylarsa finansman talepleri çözülür”

Bu tıkanıklığı açmak için Türkiye’nin yapacağı en mantıklı hamle ne olur?

Yapacağı en mantıklı hamle, Santiago öncesinde bir sürpriz yapıp Paris’i onayladığını açıklaması olur. Bu tam bir oyun değiştirici hamle olur. İyi niyet göstermek için önce biz Paris’i onayladık, üzerimize düşeni yapacağız derse o zaman finansman talepleri daha kolay çözülür.

Ben hala umutla bakanlıklarda birilerinin bu konuda karar vericileri ikna etmesini bekliyorum ya da karar vericiyi. Ama küçük bir umut bu.

Onaylamayan tek G20 ülkesi Türkiye

Dünya çapındaki 197 ülke arasında Paris İklim Anlaşması’nı onaylamayan 10 ülke kaldı. Bu ülkeler  arasında Türkiye, Angola, Eritre, İran, Irak, Kırgizistan, Lübnan, Libya, Güney Sudan ve Yemen yer alıyor. Türkiye, anlaşmayı onaylamayan G20 üyesi tek ülke.

Meclisten geçirmemeye gerekçe olarak, gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülke sınıfına sokularak fon tarafından desteklenme isteğini gösteriyor.

 “En büyük engeller kalkınmacılık ve üçüncü dünyacılık”

Türkiye’nin iklim krizine karşı etkili bir şekilde harekete geçmesinin önündeki en büyük engel ne?

Birinci engel Türkiye’deki bütün büyük siyasi partilerin ortak keseni olarak kalkınmacılık ve ekonomik büyüme saplantısı.

Bu Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AKP) özel bir durum değil; muhalefet partileri de 92’den beri aynı tavırda. Karbonsuz bir ekonomiyi bir fantezi olarak görüyorlar çünkü dünyayı takip etmiyorlar, ön yargıları var.

İkincisi yanlış anlaşılmış bir tür üçüncü dünyacılık: Türkiye çok haklı, çok mağdur, bütün suç hep Batılı ülkelerin. Bu doğru değil. Türkiye geç sanayileştiği için iklim krizindeki payı sanayileşmiş batı ülkelerine göre düşük. Ama dünyanın pek çok ülkesinden de 1990 sonrası ekonomik gelişmesi ve bugünkü emisyon miktarı sebebiyle daha sorumlu.

Türkiye’nin bugünkü iklim krizinde payı ne?

1990 sonrası yüzde 140 arttı Türkiye’nin emisyonları. Dünyanın en çok salım yapan ilk 20 ülkesi arasındayız.  Kişi başı emisyonumuz 6,6 ton. Bu da Türkiye’nin masum değil, dünya ortalamasında kirletici bir ülke olduğu anlamına geliyor.

Türkiye’deki iklim politikalarında söz sahibi olanlar kimler? Bu eylemsizlikten kimi sorumlu tutmalıyız?

Ben 2014’te İPM’de Aktör Haritası kitabını yazmıştım. İklim Değişikliği Koordinasyonu Kurulu, Çevre Bakanlığı, Enerji Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı; hepsi konuda söz sahibi demiştim. Fakat bu kitabı yazdıktan sonra Türkiye’de yeni bir hükümet sistemine geçildi. Ve artık kimin neyden sorumlu olduğu eskisi kadar belli değil.

Kim daha etkili derseniz en çok Enerji Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı şüphecidir iklim krizine. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı eyleme geçmek ve Paris’i onaylamak istiyor mesela ama Enerji Bakanlığı fosil ve kömür konusundaki tavrını değiştirmek istemediği için, diğeri de bu iş bize mali yük bindirir dediği için ikisinin bloke edici rolü var.

Yapılması gereken üç değişiklik

İklim krizi masası kuruldu, olağanüstü yetkilerle donatıldı ve başına da sizi geçirdiler. İlk neyi değiştirirdiniz?

İklim acil durumu ilan ederdimönce. İkinci olarak yapılacak yeni kömür, petrol, doğal gaz çıkartma, boru hattı, ne varsa, fosil yakıt yatırımlarını durdurur, lisanslarını iptal ederdim. Mevcut olanlardan önümüzdeki 10-15 yılda çıkmak için de bir plan oluştururdum. Madem bu kadar yetki verdiniz, Yatağan Termik Santrali gibi en kirletici olanları hemen kapatırdım.

Üçüncü olarak da İngiltere’deki Tyndall Center gibi bağımsız ve halkın görüşlerini söylemesine açık bir iklim değişikliği araştırma ve uygulama merkezi kurardım. 2050 yılında Türkiye’nin net sıfır karbon emisyonuna ulaşması için nasıl bir yol izlemesi gerektiği ve uyum için ne gibi önlemler alınacağı çalışılırdı bu merkezde. Buraya da kamudan bütçe aktarırdım.

Neden 2050?

IPCC 1,5 derece özel raporunda, küresel emisyonun 2050’de sıfırlanması gerektiği söyleniyordu. Ortak ama farklılaşmış sorumluluklar ilkesine göre tarihsel sorumluluğu en fazla ülkelerin 2025-2030,; tarihsel sorumluluğu olmayan, az emisyon üreten ülkelerin ise biraz daha geç, mesela 2070’e kadar sıfırlamaları gerekir.

Kişi başı emisyonumuz dünya ortalamasında, G20 ülkesiyiz; Küresel emisyonların yüzde 85’inden sorumlu ülkeler. Tarihsel sorumluluk olarak bir İngiltere, Amerika değiliz ama 1990 sonrası sorumluluğumuz çok. Dünya ortalamasında sorumluluğumuz olduğu için bizim de karbon emisyonlarımızı en geç 2050’de sıfırlamamız gerekiyor. Bu da 2020 gibi zirve yapıp sonra inmeye başlaması gerektiği anlamına geliyor.

“Birlikte hareket etmeyi görev bilmek lazım”

Bu konuda çalışan kişilerin Türkiye iklim politikalarına etki etmek için yapabileceği en etkili stratejik hamle ne?

Bir sürü şey denedik, ağırlığı sokağa çıkmaya verdik. Bilgi üretimi yaptık, politikaları değiştirmek için lobi de yaptık, kısmen başarılı oldu, kısmen başarısız olduk, sonuçta bu noktaya geldik.  Tek bir yöntem belirlemek yetmez; yalnızca çocukların grevleri veya sadece sokakta eylem yapmak da bir anlam ifade etmez.

Bu konuda mücadele eden grup ve bireylerin farklı yöntemler kullanarak ama birlikte hareket etmeyi önüne görev olarak koyması lazım. Genellikle birbirinden bağımsız kopuk küçük gruplar halinde hatta çok yanlış bir şekilde rekabetçi bir davranış biçimi görülüyor. İş birliği ve diyalog içinde yapılması lazım. Bunun işin rengini değiştireceğini düşünüyorum.

20:00 – 21:00 Ay’da Caz (Yeni program) / Caz tarihinde bu ay / Hazırlayanlar: Nazlı Toprak ve Leyla Diana Gücük

Caz tarihinde o ay doğan-ölen müzisyenler, çıkan albümler, önemli olayların işlendiği bir caz programı

21:00 – 22:00 Alçak Basınç / Harun İzer / Popüler Kültürün kıyısında yeşeren alternatif yenilikçi müzik akımları

22:00 – 23:00 Ayın Karanlık Yüzü / Yosi Falay / Bir albüm

23:00 – 24:00 Caz Portreleri / Mustafa Aykın / Ayrıntılı caz tiplemeleri

24:00 – 01:00 Beton Orman / Da-Frogg Eyez /  Reggae, Dub ve alt türleri

8 yıl aradan sonra Beton Orman, Reggae, Dub ve alt türlerinin pozitif titreşimlerini yaymak için döndü.

01:00 İklim Acil

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

İklimAcil! hafta içi 19.00, tekrarı 01.00’de. Hafta sonu 12.00, tekrarı 00.00’da.

Blog Stats

  • 92.874 hits