Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 49. Yayın Dönemi: 6 Mayıs 2019 – 3 Kasım 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/10/22

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

acikgaste_29-10-2019

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Nereye Doğru: Cengiz Aktar’la Geleceğe Bakışlar

nereyedogru20191023

Nereye Doğru kayıt arşivi

09.30 – 10:00 50. Yılında 68 Devrimi (Açık Gazete’de yeni köşe) / Tarih Vakfı’nın katkılarıyla

30. yılını bir sergi, 40. yılını ise 6 dakika 8 saniyelik bir dizi program ile andığımız 68’in, 50. yaşını de es geçmiyoruz. Tarih Vakfı’nın katkılarıyla 68 Devrimini enine boyuna konuşuyoruz.

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü / Oldies

10:30 – 11:00 Açık Yeşil / Ümit Şahin ve Ömer Madra / Hayatın, politikanın ve sokağın çevre ekoloji gündemi

acikyesil20191023

Açık Yeşil kayıt arşivi

11:00 – 12:00 Metropolitika / Aysim Türkmen, Korhan Gümüş ve ve Murat Güvenç / Kent ve kentlilik üzerine tartışmalar

metropolitika20191023

Metropolitika kayıt arşivi

12:00 – 12:55 Hipnopompia (Yeni program) / Algı dürten müzikler / Hazırlayan: Emirhan Arapoğlu

Açık Radyo’nun öğlen caz kuşağında algı dürten, cazdan elektroniğe geniş bir alanda gezen yeni bir müzik programı.

12:55 – 13:05 Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün üçüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 Tuna’nın Beri Yanı / Muammer Ketencoğlu / Balkan ağırlıklı etnik müzik

Orta Arnavutluktan Halk Şarkıları

muammerketencoglu.com/

tunaninberiyani.blogspot.com/

facebook.com/ketencoglumuammer

facebook.com/muammerketencoğlu

***

zz4

Tuna’nın Beri Yanı – Orta Arnavutluk’dan Halk Şarkıları – 23 Ekim 2019

14:00 – 14:30 Türlerin Yaşam Hakkı / Işıl Karaelmas / Gezegeni paylaştığımız canlıların özgürce yaşama haklarına dair her şey

turlerinyasamhakki23.10.2019rec15.10.2019

zz4

“Gezegeni paylaştığımız canlıların özgürce yaşama haklarına dair her şey” şiarıyla yola çıkan program; Türkiye ve dünyadaki hayvan hakları gündeminden, etik veganlık anlayışına; hayvansal ürünleri tüketmeyi bırakmaktan, sokak hayvanlarına yardım etmeye kadar faydalı insan yaklaşımları ve pratikleri üzerine.

twitter.com.türlerin.yaşam.hakkı 

pictosee.com/turlerinyasamhakki/

***

turlerinyasamhakki. Bugün (23 Ekim Çarşamba) konuğum @cinselsiddetlemucadeledernegi nden Ö

Bugün (23 Ekim Çarşamba) konuğum @cinselsiddetlemucadeledernegi nden Özge Özgüner’le hayvana yönelik cinsel şiddet konusu üzerinden türcü medya söylemlerini, hayvana şiddetin ceza karşılığını ve cinsel şiddeti önleme eğitimlerini konuşuyoruz. #hayvanözgürlüğü #animalliberation #hayvanasiddetsuctur

***

Türlerin Yaşam Hakkı, Işıl Karaelmas

Konuk Özge Özgüner, Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği
Hayvana yönelik cinsel şiddet, türcü medya söylemleri, şiddeti önleme eğitimleri

14:30 – 15:30 Alla Turca / Ali Pınar ve Ersin Antep / Türkiye’den klâsik müzik yorumcuları ve bestakârları

www.facebook.com/alla.turca.5

instagram.com/allaturca2001/

***

ORKESTRA ŞEFİ VE KEMAN SANATÇISI HAKAN ŞENSOY İLE, “43.YILINDA İZMİR DEVLET SENFONİ ORKESTRASI” KAYDINI DİNLİYORUZ

zz12

Ali Pınar ve Ersin Antep’in hazırlayıp sunduğu, her Çarşamba günü saat 14.30’dan itibaren 94.9 Açık Radyo’da yayınlanan Alla Turca programında bu hafta; Akademisyen, Orkestra Şefi ve Keman Sanatçısı Hakan Şensoy ile, yönettiği @izmirsenfoni tarafından kaydedilen 43.Yılında İZDSO albümünü dinleyeceğiz. Şensoy’un kayıtla ilgili bilgiler vereceği programda, eserler üzerine de sohbet edeceğiz.

94.9 Açık Radyo’yu internet üzerinden online olarak dinlemek için; http://acikradyo.com.tr/stream/index.html

Alla Turca iletişim bilgileri:
E-posta: allaturca@acikradyo.com.tr
Instagram ve twitter:
@allaturca2001

Facebook grubu:
Alla Turca
@hakansensoy1 #HakanŞensoy @munir_beken
#izmirdevletsenfoniorkestrasi @acikradyo @alipinarofficial @muzikbilim #AliPınar #ersinantep #AcikRadyo #949acikradyo #izdso #orkestra #conductor #orkestraşefi #cd #allaturca #radyo #klasikmüzik #classicalmusic #istanbul #izmir #instagood #instalike #instafamous #instagram

15:30 – 16:30 Altın Saatler / Nuray Aydınoğlu, Elvan Cantekin, Argun Yum ve Gürhan Ertür / 17 Ağustos’u unutma

altinsaatler20191023

Altın Saatler kayıt arşivi

16:30 – 17:00 Emeğin Gündemi / Ayşe Berna Uçarol ve Mustafa Eren / Fabrikalardan plazalara emekçilerin ortak sorunları ve örgütlenme deneyimleri

emegingundemi.blogspot.com/

emegingundemi.blogspot.com/search/label/aç1kradyo

16:30 – 17:00 Kentin Gizli Öyküleri (Yeni program, 15 günde 1) / Hazırlayan: Kenan Doğan

76kentingizlioykuleri23ekim2019

Olağan insan hikâyelerinin işlendiği programda her hafta bir konukla kendi yaşamını konuşuyoruz.

***

Kendi yaşamındaki yokluklardan yola çıkarak, başka çocuklar da aynı zorlukları yaşamasın diye, haftada altı gün fabrikada, inşaatta çalışıp yedinci gün köylere giderek çocuklara kitap dağıtan Ahmet Yerlikaya yaşam öyküsü ile bu hafta Kentin Gizli Öyküleri’nin konuğu. Kentin Gizli Öyküleri, on beş günde bir Çarşamba günleri, 16.30’da, 94.9 Açık Radyo’da ve www.acikradyo.com.tr adresinde.

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / (Tekrar program) / Hazırlayan: Atilla Aksoy

Açık Radyo kurucularından, programcı dostumuz Atilla Aksoy’u yakın zaman önce kaybettik. Dünyanın Cazı programının ilk programcısı Aksoy’un 2004 yılında bu çerçevede hazırlayıp sunduğu programları 13 yılın ardından Çarşamba günleri 17.00’de tekrar yayınlıyoruz.

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20191023

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

***

Gezegenin Geleceği: 23 Ekim 2019

24 Ekim 2019
Fotoğraf: Pozy.org

 Balıkesir’in Edremit ilçesindeki Kazdağı Milli Parkı Şefliği, Kazdağları’nda ilk defa tespit edilen bir tür hakkında bilgilendirme yaptı.

Dünya Kupası’na 2022 yılında ev sahipliği yapmaya hazırlanan Katar, küresel ısınmanın etkisiyle her yıl artan sıcaklıklarla mücadele etmek için sokaklara klima yerleştiriyor. Yaz aylarında sıcaklığın 46 dereceyi bulduğu Katar’da çoğu kapalı alanda dahi klima olmadan yaşamak mümkün değil. Euronews’ten Enis Günaydın’ın haberine göre, buna ek olarak Dünya Kupası hazırlıkları kapsamında stadyumlara da klima koyan Katar, yayaların yoğun bulunduğu açık alanlara da benzer uygulama yapacağını açıkladı. Şehirlerdeki sokakların yanı sıra açık hava pazarlarına yerleştirilecek klimalarla Katarlılar, aşırı sıcaklarda dahi dışarı çıkabilecek. Her ne kadar iklim krizi tüm ülkeleri tehdit etse de, dünya çapında yükselen sıcaklıklar Katar’da çok daha fazla hissediliyor. The Washington Post’a konuşan Katar Çevre ve Enerji Araştırma Enstitüsü’nden Muhammed Eyüp, küresel olarak ortalama 2 derecelik artışın dahi Orta Doğu’da büyük bir etkiye neden olacağını ifade ediyor. Eyüp, “Zaten sıcak olan bu bölgede 4 ila 6 derecelik artışlardan bahsediyoruz. Bunun halkın sağlık ve verimini nasıl etkileyeceğini araştırıyoruz.” açıklamasını yapıyor. Katar’da yaşayan nüfusun tehdit eden bir diğer olgu da yüksek nem oranları. Açık alanlara yerleştirilecek klimalar, nem oranlarını da düşürebilecek. Dünya Bankası verilerine göre kişi başı karbon salımının en yüksek olduğu ülke Katar. Bunun yanında sokaklara konulacak klimalar için de kullanılan enerjinin yenilenemez kaynaklardan elde edilmesi bekleniyor. Ayrıca klimanın bir taraftan soğuk üfleyebilmesi için başka bir alana sıcağı aktarması gerekiyor. Bu, yeni proje sayesinde Katar’da şehirler soğurken, şehir dışındaki kısımların daha da ısınabileceği anlamına geliyor.

Kopenhag merkezli bir bira üreticisi, sürdürülebilir kaynaklı ağaç liflerinden yapılan ilk kağıt bira şişesini duyurdu. Bira üretiminde sıfır karbon emisyonu elde etmeye çalışan firma, bu malzemeden yapılan bira şişelerini geliştirmeyi planlıyor. İki prototipi duyuran marka, şişelerin geri dönüşüme tamamen uygun olduğunu ve iç bariyerler sayesinde sıvıyı güvenle taşıyabileceğini söyledi. Öte yandan, söz konusu iç bariyerlerin polimerden yapıldığı açıklandı. Polimer, moleküllerin ortak bağ kurarak oluşturdurdukları yapıya, yani plastik maddelere deniyor. Ancak şirket, hiç polimer kullanmadan, tamamen biyolojik malzemelerle hazırlanacak şişeler üretmeyi de hedeflediğini ifade etti. Söz konusu prototipler, şirketin bira fabrikalarında sıfır karbon salımına ulaşma hedefinin bir parçası. Marka ayrıca, 2030’a kadar değer zincirindeki karbon ayak izini yüzde 30 azaltmayı amaçlıyor.

Ekolojik felaket, bilim insanlarının ruh sağlığına zarar veriyor; üst düzey araştırmacılar bu alanda çalışanların desteklenmesi ve “ağlamalarına izin verilmesi” gerektiğini söylüyor. Önde gelen araştırmacılar, birçok bilim insanının ekolojik krize dair “yoğun bir keder” yaşadığını ve bu duygusal travmayı göz ardı etmenin büyük riskleri olduğunu söyleyen bir açık mektup yayımladı. Science adlı akademik yayında yer bulan mektup, akademik kurumları bilim insanlarını desteklemeye ve ekolojik kederlerini profesyonelce ele almasına izin vermeye çağırıyor.

1901 yılından bu yana meydana gelen 33 El Nino‘yu inceleyen Hawaii Üniversitesi’nden bilim insanları, Büyük Okyanus‘un Ekvator bölgesini ısıtan ve yerküre çapında ekstrem hava koşullarını tetikleyen El Nino’ların, 1970’lerden bu yana sıcak sularda daha batıda oluştuğunu ve bu durumun, El Nino güney salınımlarını güçlendirdiğini gözlemledi. Uzmanlar, güçlü El Nino’ların, Avustralya ve Hindistan gibi ülkelerde kuraklığa, Kaliforniya gibi yerlerde de sellere zemin hazırlayabileceğine işaret etti. Ayrıca, araştırma ekibinin lideri Bin Wang, dünyada yeni ortalama sıcaklık rekorlarının kırıldığı 1982, 1997 ve 2015’deki üç “süper” El Nino’nun batıda başladığına dikkati çekti. El Nino sırasında Büyük Okyanus’ta daha fazla, Atlas Okyanusu‘nda ise daha az kasırga meydana geliyor. Birleşmiş Milletler’in yaptığı bir araştırmaya göre, 1997-1998 yıllarında etkili olan ve en az 32 milyar dolarlık zarara yol açan El Nino nedeniyle binlerce kişi, fırtına, sıcak hava dalgaları, sel ve kuraklık yüzünden yaşamını yitirdi.

Balıkesir’in Edremit ilçesindeki Kazdağı Milli Parkı Şefliği, Kazdağları’nda ilk defa tespit edilen bir tür hakkında bilgilendirme yaptı. “Koni başlı çekirge, bilim kurgu filminden fırlamış gibi” başlığı ile sosyal medyada yapılan paylaşımda şunlar söylendi: “Dünyada biyologlar tarafından yaklaşık 1,5 milyon tür tanımlanıp isimlendirilmiş. Bunların 280.000’den fazlası bitki, yaklaşık 50.000’i omurgalı ve 750.000’den fazlası böcek. Her yıl bu listeye yeni türler eklenmekte. Toplam canlı çeşitliliğinin 5 milyon ile 30 milyon tür arasında olduğu tahmin edilmekte. Daridere, tabiat parkımızda ilk kayıt olarak Kazdağı Milli Parklar Şefliği personellerinden Veteriner Hekim Ertan Şenol tarafından görüntülenen ve Dr. Tuba Öncül Abacıgil hocamız tarafından teşhis edilen koni başlı çekirge, IUCN Kırmızı Liste Sınıfları ve Ölçütlerinde yer almakta.”

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Eser Epözdemir – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Açık Dergi Çarşamba Oyun Arası / Emre Gümüşer

Muhtelif tiyatro müziği örneklerine kulak atıp, oyunlar arası bir yolculuğa çıkıyoruz.

Açık Dergi Çarşamba 18:50 Tasarım Sözlüğü (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Muğlak Standartlar Enstitüsü

Muğlak Standartlar Enstitüsü’nün uzun süredir üstünde çalıştığı ve memlekete özgü tasarımsal terim ve icatların derlendiği müstesna Tasarım Sözlüğü’nün maddeleri Enstitü üyelerince her Çarşamba akşamı birer maddeyle radyoda seslendirilmeye başlıyor.

Açık Dergi Cuma Üçüncü Mekan  Kütüphaneler – Arşivler (Açık Dergi’de yeni köşe) ( 15 Günde 1) / Hazırlayan: Sevil Sarp

ucuncumekan20191023

Dergi’nin Sevil Sarp tarafından hazırlanıp sunulan bu yeni bölümünde 15 günde 1 İstanbul’da faaliyette bulunan bir kütüphaneye gidiyoruz. Kullanıcıların ve çalışanların konuk edildiği program şehrin kültür haritasına mütevazı ve fakat kendince önemli bir katkıda bulunmayı hedefliyor.

Açık Dergi 19:30 Tezahür (15 Günde 1) / Hazırlayan: Gülin Dede Tekin / İstanbul tiyatro hayatı üzerine gündelik konuşmalar

Tiyatro dünyasından haberler, röportajlar, yeni oyunlar, güncel meseleler. Artık Salı değil Çarşamba akşamları. Çıplak Ayaklarla Dans’la dönüşümlü.

Tezahür kayıt arşivi

Açık Dergi 19:30 Yerden Yüksek / Çocukların Mekân Algısı ve Mekânsal Hakları / Gizem Kıygı

Değişen kentsel ve kırsal mekânlarda çocuıkların mekânlarda nasıl varoldukları ve mekânı nasıl algıladıklarını ve bu konuda yapılan çalışmaları konuşuyoruz. Her bölümde bir araştırmacı-uzman konuk yayına eşlik ediyor.

instagram.com/yerden.yuksek94.9/?hl=tr

medium.com/yerdenyüksek

Açık Dergi Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı / Yıldırım Arıcı Anısına / Eser: Bilge Karasu / Okuyan: Eraslan Sağlam

metis izniyle. açık radyo prodüksiyon. / okuyan eraslan sağlam / müzik scaramouch

19:00 İklim Acil

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

İklimAcil! hafta içi 19.00, tekrarı 01.00’de. Hafta sonu 12.00, tekrarı 00.00’da.  

***

Ümit Şahin: Türkiye en kirletici 20 ülkeden biri; Paris Antlaşması’nı onaylamalı

23 Ekim 2019
Fotoğraf: AA

İstanbul Politikalar Merkezi kıdemli uzmanı ve Açık Yeşil programcısı Ümit Şahin, Türkiye ve dünyadaki iklim politikalarını, atılması gereken adımları, engelleri aşmayı, sorumluları ve sorumlulukları bianet’ten Elif Ünal’a anlattı.

Son yıllarda iklim krizinin etkileri daha da görünür olmaya başladı. Atmosferde rekor kıran karbon emisyonu oranları, mevsim normalleri üzerindeki sıcaklık seviyeleri, değişen yağış rejimleri ve kuvvetli kasırgalar sebebiyle ölen binlerce kişi, yerlerinden edilen milyonlar…

Bilim çevrelerine göre ise bunlar henüz başlangıç. İklim krizine karşı harekete geçmek için zamanın daraldığını ısrarla vurguluyorlar.  Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından hazırlanan 1,5 derece özel raporu küresel ısınmanın 1,5 derece ile sınırlandırılmasının aciliyetini ortaya koyuyor.

Hükümetlerin iklim krizine karşı adım atmasını isteyen aktivistler ise sokaklarda.  20-27 Eylül arasında genç iklim aktivistleriyle birlikte 117 ülkede 7,6 milyon insan iklim grevine çıktı.

Peki hükümetler iklim krizine cevap vermede ne kadar yeterli?

İstanbul Politikalar Merkezi Kıdemli Uzmanı ve İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin ile Türkiye ve dünyadaki iklim politikalarını, atılması gereken adımları, bunların önündeki engelleri ve sorumluluk sahibi aktörleri konuştuk.

Verilen sözler yetersiz

Hükümetler tarafından uygulanan politikalar içinde bulunduğumuz iklim krizine ve vatandaşların taleplerine cevap vermede yeterli mi?

Hükümetler Paris Antlaşması öncesinde verdikleri ulusal katkı beyanlarına tamamen uysa bile 3 hatta 3 buçuk dereceye yakın küresel ısınma garanti. Hiçbir şey yapmazlarsa 4 buçuk 5 derece. Bu da 1,5 derece hedefiyle kıyaslandığında verilen sözlerin yetersiz olduğunu gösteriyor.

Ki verilen sözlerin de tutulup tutulmayacağı belli değil. Hatta  Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Brezilya, Avustralya gibi bazı ülkeler verdikleri sözleri tutmayacaklarını açıkça beyan etti. Yapılması gereken azaltım politikaları henüz ufukta gözükmüyor.

Verilen sözler yetersiz

Hükümetler tarafından uygulanan politikalar içinde bulunduğumuz iklim krizine ve vatandaşların taleplerine cevap vermede yeterli mi?

Hükümetler Paris Antlaşması öncesinde verdikleri ulusal katkı beyanlarına tamamen uysa bile 3 hatta 3 buçuk dereceye yakın küresel ısınma garanti. Hiçbir şey yapmazlarsa 4 buçuk 5 derece. Bu da 1,5 derece hedefiyle kıyaslandığında verilen sözlerin yetersiz olduğunu gösteriyor.

Ki verilen sözlerin de tutulup tutulmayacağı belli değil. Hatta  Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Brezilya, Avustralya gibi bazı ülkeler verdikleri sözleri tutmayacaklarını açıkça beyan etti. Yapılması gereken azaltım politikaları henüz ufukta gözükmüyor.

Uygulanan iklim politikaları düşünüldüğünde örnek olarak alınabilecek bir ülke var mı? Neler yapıyorlar?

Yüzde 100 yenilenebilir enerjiye geçme konusunda çalışan Costa Rica gibi ufak ülkeler var. Almanya başlarda lider konumundaydı. Özellikle yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki payını arttırma konusundaki söylemlerinde oldukça öncü bir ülkeydi. Fakat uygulamaya bakıldığında hala elektriğin yüzde 40’ı kömürden elde ediliyor.

Kömürden çıkış için verilen 2038 tarihi çok geç. Ve otomobillerden kaynaklanan emisyonları azaltma konusunda hiçbir şey yapmıyorlar- ki Almanya bir otomobil devi. Ayrıca Almanya’da hükümet toplumda iklim eylemine yönelik doğmaya başlayan hoşnutsuzluğu gidermek için hiçbir şey yapmıyor. Büyük kirleticiler arasında tam anlamıyla örnek alınacak bir ülke yok.

“Paris Anlaşması bir yılan hikayesi”

Türkiye’nin Paris Anlaşmasına taraf olmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yılan hikayesi. Türkiye’nin bitmek bilmeyen gelişmekte olan ülke olarak tanınma talepleri, kendisini sürekli masum gösterme çabaları, iklim krizinin aciliyeti ile hiç uyumlu değil. Uluslararası çabaların içerisinde daha fazla finansal destek almaya çalışan bir ülke olarak görünüyor. Bu anlamda Türkiye’nin iklim politikaları tıkanmış durumda.

Aynı hatalar 2015’ten beri her sene yapılıyor. Bu sene Aralık ayında Santiago’da yapılacak COP25 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı) öncesinde Türkiye’nin Ek1’den çıkma talebi yine konferans gündemine getirilmeye çalışılıyor.

Herkes biliyor ki bu konu gene geçiştirilecek. Çünkü gelişmekte olan ülkelerin aralarına büyük bir ülke katmak istememesi gibi bir sürü politik denge var. Bunu her sene ısrarla gündeme getirmek, Paris’in yükümlülüklerinde kaçmak için bir bahaneye dönüştü.

Paris İklim Anlaşması

Tarihin en büyük katılımlı ortak metni olan Paris İklim Anlaşması, sera gazı emisyonunu 2030’a kadar 56 milyar ton düşürmeyi ve bu sayede küresel sıcaklık artışının yüzyılın sonuna kadar 2 derecenin altında tutmayı hedefliyor.

2015 yılında Paris’te gerçekleşen COP21 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı) sırasında sunulan anlaşma, 2016’da yürürlüğe girdi.

 “Paris’i onaylarsa finansman talepleri çözülür”

Bu tıkanıklığı açmak için Türkiye’nin yapacağı en mantıklı hamle ne olur?

Yapacağı en mantıklı hamle, Santiago öncesinde bir sürpriz yapıp Paris’i onayladığını açıklaması olur. Bu tam bir oyun değiştirici hamle olur. İyi niyet göstermek için önce biz Paris’i onayladık, üzerimize düşeni yapacağız derse o zaman finansman talepleri daha kolay çözülür.

Ben hala umutla bakanlıklarda birilerinin bu konuda karar vericileri ikna etmesini bekliyorum ya da karar vericiyi. Ama küçük bir umut bu.

Onaylamayan tek G20 ülkesi Türkiye

Dünya çapındaki 197 ülke arasında Paris İklim Anlaşması’nı onaylamayan 10 ülke kaldı. Bu ülkeler  arasında Türkiye, Angola, Eritre, İran, Irak, Kırgizistan, Lübnan, Libya, Güney Sudan ve Yemen yer alıyor. Türkiye, anlaşmayı onaylamayan G20 üyesi tek ülke.

Meclisten geçirmemeye gerekçe olarak, gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülke sınıfına sokularak fon tarafından desteklenme isteğini gösteriyor.

 “En büyük engeller kalkınmacılık ve üçüncü dünyacılık”

Türkiye’nin iklim krizine karşı etkili bir şekilde harekete geçmesinin önündeki en büyük engel ne?

Birinci engel Türkiye’deki bütün büyük siyasi partilerin ortak keseni olarak kalkınmacılık ve ekonomik büyüme saplantısı.

Bu Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AKP) özel bir durum değil; muhalefet partileri de 92’den beri aynı tavırda. Karbonsuz bir ekonomiyi bir fantezi olarak görüyorlar çünkü dünyayı takip etmiyorlar, ön yargıları var.

İkincisi yanlış anlaşılmış bir tür üçüncü dünyacılık: Türkiye çok haklı, çok mağdur, bütün suç hep Batılı ülkelerin. Bu doğru değil. Türkiye geç sanayileştiği için iklim krizindeki payı sanayileşmiş batı ülkelerine göre düşük. Ama dünyanın pek çok ülkesinden de 1990 sonrası ekonomik gelişmesi ve bugünkü emisyon miktarı sebebiyle daha sorumlu.

Türkiye’nin bugünkü iklim krizinde payı ne?

1990 sonrası yüzde 140 arttı Türkiye’nin emisyonları. Dünyanın en çok salım yapan ilk 20 ülkesi arasındayız.  Kişi başı emisyonumuz 6,6 ton. Bu da Türkiye’nin masum değil, dünya ortalamasında kirletici bir ülke olduğu anlamına geliyor.

Türkiye’deki iklim politikalarında söz sahibi olanlar kimler? Bu eylemsizlikten kimi sorumlu tutmalıyız?

Ben 2014’te İPM’de Aktör Haritası kitabını yazmıştım. İklim Değişikliği Koordinasyonu Kurulu, Çevre Bakanlığı, Enerji Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı; hepsi konuda söz sahibi demiştim. Fakat bu kitabı yazdıktan sonra Türkiye’de yeni bir hükümet sistemine geçildi. Ve artık kimin neyden sorumlu olduğu eskisi kadar belli değil.

Kim daha etkili derseniz en çok Enerji Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı şüphecidir iklim krizine. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı eyleme geçmek ve Paris’i onaylamak istiyor mesela ama Enerji Bakanlığı fosil ve kömür konusundaki tavrını değiştirmek istemediği için, diğeri de bu iş bize mali yük bindirir dediği için ikisinin bloke edici rolü var.

Yapılması gereken üç değişiklik

İklim krizi masası kuruldu, olağanüstü yetkilerle donatıldı ve başına da sizi geçirdiler. İlk neyi değiştirirdiniz?

İklim acil durumu ilan ederdimönce. İkinci olarak yapılacak yeni kömür, petrol, doğal gaz çıkartma, boru hattı, ne varsa, fosil yakıt yatırımlarını durdurur, lisanslarını iptal ederdim. Mevcut olanlardan önümüzdeki 10-15 yılda çıkmak için de bir plan oluştururdum. Madem bu kadar yetki verdiniz, Yatağan Termik Santrali gibi en kirletici olanları hemen kapatırdım.

Üçüncü olarak da İngiltere’deki Tyndall Center gibi bağımsız ve halkın görüşlerini söylemesine açık bir iklim değişikliği araştırma ve uygulama merkezi kurardım. 2050 yılında Türkiye’nin net sıfır karbon emisyonuna ulaşması için nasıl bir yol izlemesi gerektiği ve uyum için ne gibi önlemler alınacağı çalışılırdı bu merkezde. Buraya da kamudan bütçe aktarırdım.

Neden 2050?

IPCC 1,5 derece özel raporunda, küresel emisyonun 2050’de sıfırlanması gerektiği söyleniyordu. Ortak ama farklılaşmış sorumluluklar ilkesine göre tarihsel sorumluluğu en fazla ülkelerin 2025-2030,; tarihsel sorumluluğu olmayan, az emisyon üreten ülkelerin ise biraz daha geç, mesela 2070’e kadar sıfırlamaları gerekir.

Kişi başı emisyonumuz dünya ortalamasında, G20 ülkesiyiz; Küresel emisyonların yüzde 85’inden sorumlu ülkeler. Tarihsel sorumluluk olarak bir İngiltere, Amerika değiliz ama 1990 sonrası sorumluluğumuz çok. Dünya ortalamasında sorumluluğumuz olduğu için bizim de karbon emisyonlarımızı en geç 2050’de sıfırlamamız gerekiyor. Bu da 2020 gibi zirve yapıp sonra inmeye başlaması gerektiği anlamına geliyor.

“Birlikte hareket etmeyi görev bilmek lazım”

Bu konuda çalışan kişilerin Türkiye iklim politikalarına etki etmek için yapabileceği en etkili stratejik hamle ne?

Bir sürü şey denedik, ağırlığı sokağa çıkmaya verdik. Bilgi üretimi yaptık, politikaları değiştirmek için lobi de yaptık, kısmen başarılı oldu, kısmen başarısız olduk, sonuçta bu noktaya geldik.  Tek bir yöntem belirlemek yetmez; yalnızca çocukların grevleri veya sadece sokakta eylem yapmak da bir anlam ifade etmez.

Bu konuda mücadele eden grup ve bireylerin farklı yöntemler kullanarak ama birlikte hareket etmeyi önüne görev olarak koyması lazım. Genellikle birbirinden bağımsız kopuk küçük gruplar halinde hatta çok yanlış bir şekilde rekabetçi bir davranış biçimi görülüyor. İş birliği ve diyalog içinde yapılması lazım. Bunun işin rengini değiştireceğini düşünüyorum.

20:00 – 21:00 Ay’da Caz (Yeni program) / Caz tarihinde bu ay / Hazırlayanlar: Nazlı Toprak ve Leyla Diana Gücük

Caz tarihinde o ay doğan-ölen müzisyenler, çıkan albümler, önemli olayların işlendiği bir caz programı

21:00 – 22:00 Alçak Basınç / Harun İzer / Popüler Kültürün kıyısında yeşeren alternatif yenilikçi müzik akımları

22:00 – 23:00 Ayın Karanlık Yüzü / Yosi Falay / Bir albüm

23:00 – 24:00 Caz Portreleri / Mustafa Aykın / Ayrıntılı caz tiplemeleri

24:00 – 01:00 Beton Orman / Da-Frogg Eyez /  Reggae, Dub ve alt türleri

8 yıl aradan sonra Beton Orman, Reggae, Dub ve alt türlerinin pozitif titreşimlerini yaymak için döndü.

01:00 İklim Acil

Amazon’da, Afrika’da, Alaska’da, Sibirya’da, Kutuplarda, İzmir’de, Tunceli’de ormanlarımız kavruluyor, buzlarımız – buzullarımız eriyor, her yeri sular-seller götürüyor, canlılar alemi hızla tükeniyor. İklim için harekete geçmenin tam zamanı. İklimAcil!

İklimAcil! hafta içi 19.00, tekrarı 01.00’de. Hafta sonu 12.00, tekrarı 00.00’da.