Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 50. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 50. Yayın Dönemi: 4 Kasım 2019 – 20 Mayıs 2020 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/12/31

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

acikgaste_01-01-2020

Açık Gazete kayıt arşivi

Günün Sözü

“On binlerce ‘yurttaş’, ellerinde dilekçe kuyruk bekliyor yağmur altında. Harika. Selam olsun o kuyruktakilere. Bu harika ‘yurttaşlık anının’ emekçilerine…”
———————————————————-
Yazar ve akademisyen Murat Sevinç “anlatılanların çoklukla yalandan ibaret olduğu bir toprakta yaşanmasına” rağmen azınlıkta olup inatla direnenleri, her şeye rağmen Kanal İstanbul ÇED projesine itiraz için uzun dilekçe kuyrukları gibi muhteşem “yurttaşlık anları” yaratanları alkışlıyor. (Diken)

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, oturan insanlar ve sakal

***

***

“Günün sözleriyle” 2019’un Türkiye ve dünya gündemi

01 Ocak 2020

2019 yılında Türkiye ve dünya gündemini günün sözleriyle özetledik…

Ocak 2019

“Dede, kardan adam nedir?”

Almanya’da iklim adaleti için okul kıran protestocu öğrencilerden birinin elinde taşıdığı pankart. (Guardian)

Şubat 2019

“Bizim gözlemimiz ya da yorumumuz şudur: Açık Radyo kendi dinleyicileri, özellikle sadık izleyicileri gözünde yoldaş … Açık Radyo’nun sesi ya da programcılarının sesi, Açık Radyo izleyicilerinin yoldaşı… O yoldaş olma hakkı ve hukuku içinde ‘müdahil olmaya’ çalışıyorlar. Bunun çok değerli bir ilişki biçimi olduğunu sanıyorum.”

KONDA Araştırma’nın genel müdürü Bekir Ağırdır, Açık Radyo için yapılan online anket araştırmasının bulgularını Dünya Radyo Günü’nde yorumluyor. (Açık Radyo)

Mart 2019

“Öğrencilerime de söylüyorum, insanın gelecekte hayatta olup olmayacağına karar vermek zorundalar. Naziler en kuduruk halindeyken bile, bu soruyla yüzleşmek zorunda kalmadınız. Ama şimdi yapmak zorundasınız.” 

Düşünür, yazar ve politik aktivist Noam Chomsky’nin “İklim krizine nasıl etkili bir cevap verilmeli?” sorusuna yanıtı. (National Observer)

Nisan 2019

“Artık bahaneye zaman kalmadı. Hayat inkârcısı sistemimizi alaşağı etme mücadelesi başladı. Ekolojik kıyameti sadece isyan önleyecektir.”

Yazar, aktivist ve gazeteci George Monbiot, dünyada 33 ülkede ve 80 şehirde Yokoluş İsyanı (Extinction Rebellion) hareketi tarafından gerçekleştirilen ve artık hep sürdürülecek olan iklim adaleti eylemlerinden bahsediyor. (Guardian)

Mayıs 2019

“Sadece kayıtlı tarihte değil, 10,000 yıl önce tarımın icadından beri de değil. Modern insanın var olmasından milyonlarca yıl öncesinden beri. Böyle bir gezegen bilmiyoruz.”

Grist çevre sitesinde iklim krizi üzerine yazan meteorolog Eric Holthaus, atmosferdeki CO2 yoğunluğunun 415 ppm (milyonda parçacık) oranını 3 ya da 5 milyon yıldan beri ilk kez aşması olayını yorumlamaya çalışıyor. (Common Dreams)

Haziran 2019

“İklim acil durumu yaşam savaşımız. İklim eylemi’ne ihtiyacımız var. Hemen şimdi!”

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres iklim için acil durum çağrısı ilanı istiyor. (Twitter)

Temmuz 2019

“Sessiz kalmamak, temel sorumluluğumuzdur. Aksi halde, sadece nefret çığlıkları atanların sesleri işitilecektir çünkü!”

Avrupa Topluluk Medyası Forumu (CMFE) proje yöneticisi, radyocu ve aktivist Nadia Bellardi, göçmenler gibi can alıcı sorunları ele alırken medyanın nasıl bir dil tutturması, özellikle de nefret söyleminden, ötekileştirici bir dilden nasıl uzak kalınması gerektiğini anlatıyor. (Açık Radyo)

Ağustos 2019

“Cüneyt Cebenoyan, ölümün karşısına hayat tercihiyle çıkma kararı alabilmiş biriydi… İki felaketin ardından gene de mücadele gücünü kaybetmedi…. arkadaşlarıyla sohbetlerini de aksatmadı; doğru bildiğini savunmayı da.”

Gazeteci, yazar, Açık Radyo programcısı Sevin Okyay, geçirdiği feci bir trafik kazasında 59 yaşında hayata veda eden gazeteci, yazar, Açık Radyo programcısı Cüneyt Cebenoyan’ın ardından, onun sabırlı, kararlı, mücadeleci karakterini anlatıyor. (Birgün)

Eylül 2019

“Umut, hak etmek zorunda olduğumuz bir şeydir.”

Genç iklim aktivisti Greta Thunberg, 20 Eylül’de bütün dünyada gerçekleşecek dev genel greve büyükleri de kitleler halinde katılmaya çağırırken, umudun ancak eylemle var olacağını bir kez daha vurguluyor. (Washington Post)

Ekim 2019

“Bir dönüm noktasındayız: Çiçeklenen ve büyüyen nesillerarası, ırklararası iklim hareketi, kaynağını adaletten alan sosyal ve ekonomik bir dönüşüm çağrısında bulunuyor.”

350.org hareketinin Kuzey Amerika sorumlusu aktivist Tamara Toles O’Laughlin, dünyanın her tarafından yaklaşık 7.6 milyon insanın bir hafta içinde sokağa dökülüp muhtemelen tarihin en büyük kitle hareketini gerçekleştirmesini değerlendiriyor. (Common Dreams)

Kasım 2019

“Suudi Aramco şirketinin halka arzı, karbonla kapitalizmin izdivacının doruk noktasıdır.”

Gazeteci Jonathan Watts, kirletici şirketlerin küçültülmesi yolunda dünyanın her yanında kitle protesto hareketleri yapılırken, yeryüzünün en büyük karbon ayak izine sahip Suudi Aramco şirketinin, yatırımlarını büyütmek için nakit toplama girişimine başlamasını eleştiriyor. (Guardian)

Aralık 2019

“Sonu gelmeyen komplo teorileri ve gerçeklerin inkârı. Yalanlar, nefret, ve bilimsel bilgileri herkese yayan çocuklara karşı zorbalık gösterileri… Bu, umudun tebdili kıyafet etmiş hali. Kazanıyoruz.”

İklim aktivisti Greta Thunberg, değişim fikrinden bile dehşete düşen büyüklerin iklim krizinden söz etmemek için umutsuzca çırpınmalarının temelinde neyin yattığını sorguluyor. (Twitter)

***

***

Geçen yılın ardından

01 Ocak 2020
İllüstrasyon: The Guardian

2019 yılının Türkiye ve dünya gündemini derledik.

OCAK

– Sıcak, çok sıcak bir yılı geride bırakmıştık. 2018, kayıtlar tutulmaya başlayalı dünyanın görmüş olduğu en sıcak dördüncü yıldı. (Bir önceki yıl da, en sıcak ikinci yıldı zaten!). Bu yılın son günlerinde öğreneceğimiz gibi, 2019’u gelmiş geçmiş en sıcak ikinci yıl olarak kapatacaktık. Ne var ki, sıkıntı bununla da bitmeyebilirdi: Gireceğimiz bir sonraki yeni yıl, yüzde 68 gibi müthiş yüksek bir olasılıkla 2019’u geçerek ikinciliği devralacak, daha da ürkütücü olarak, yüzde 40 olasılıkla tarihin en sıcak yılı olacaktı. Yani, özetlersek, dünyamız ısınıyordu ve küresel ısıtma acayip artıyordu.

– Ocak’ta İngiltere’den 1 yıldan kısa bir süre içinde 80 bin ton plastik çöp ithal ederek Malezya’dan sonra dünyada en çok çöp alan ülke olarak kayıtlara geçen Türkiye’de, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca yapılan düzenleme kapsamında plastik alışveriş poşetleri 24 kuruş karşılığında satılmaya başlandı. Bu yılın sonunda resmi makamlardan öğreneceğimiz üzere plastik kullanımında 1 Ocak 2019 itibariyle yürürlüğe giren ücretli poşet uygulaması ilk senesinden meyvelerini vermeye başlayacak,  poşetlerin kullanım oranı çok düşecek, 150 bin ton plastik tasarrufu sağlanacak, 6 bin tonluk sera gazı salımı da önlenmiş olacaktı. Yani özetlersek, Anadolu Ajansına göre, ısınan dünyada serinleyen ülkemiz vardı .

– Ülkede ayrıca, İnternette adil kullanım kotasının kalktığı, sigarada tek tip paket uygulaması başlayacağı, 1 Haziran 2019 sonrası yapılan imar planlarında bisiklet yollarının artık zorunlu olacağı duyuruldu. Duyuruların kimi gerçekleşti, kimi gerçekleşmedi. Gerçekleşen en büyük gerçekse İklim krizinin etkilerinin yoğun bir şekilde görülmesiydi.

– Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu tarafından yayınlanan Küresel Risk Raporu’na göre yeni yılda en önemli küresel riskler iklim değişikliği ve veri hırsızlığı idi.

– Afganistan’da, Çin’de, Ruanda’da yüzlerce insan madenlerde meydana gelen göçüklerde hayatlarını kaybetti. Brezilya’nın Minas Gerais eyaletinde kil ve kum tutması için inşa edilen devasa bir barajın aşırı yağışlara dayanamayıp çökmesi sonucunda 250’den fazla insan hayatını kaybetti.

– Antarktika’daki buzulların erimesi 1980’li yıllarla kıyaslandığında 6 kat hızlanmıştı. Okyanuslar, kayıtların tutulmaya başladığı 1958 yılından beri görülmüş en sıcak yılı geride bırakıyordu. Güney Amerika’nın Patagonya bölgesinden göç eden binlerce dişi Macellan pengueni, kuzey kıyılarında mahsur kaldı ve ne yapacaklarını bilemez şekilde oradan oraya savruldu.

– Antalya’nın Kumluca ilçesinde “Taş yağsa da çalışacaksınız!” diyen bir patronun portakal bahçesinde,  fırtına yüzünden kopan saç levhanın başına isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden 13 yaşındaki Berivan Sarıkeçili hayatında ilk kez bir hortum görmüştü. Ve son kez!

– ABD’nin Kuzey Carolina eyaletine bağlı Craven kasabasında, dondurucu soğukta ormanda kaybolan 3 yaşındaki bir çocuk kendisine 2 gün boyunca bir ayının göz kulak olduğunu söylerken, Belçika’da 10 binden fazla çocuk iklim krizine dikkat çekmek için kitleler halinde okul kırıp, iklim grevine gidiyordu.

– Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü, UNESCO açıkladı: Dünya üzerinde 262 milyon çocuğun çeşitli sebeplerden dolayı okula gitme şansı yoktu. Özellikle Afrika’da, Sahra Çölü’nün güneyindeki ülkelerde kız çocukları arasında diploma alanların oranı yüzde 40’ın altındaydı.

– Hindistan’da, dini kuralların kadınların girmesini yasakladığı fakat Yüksek Mahkeme’nin kararıyla kadınların kullanımına açılan Sabarimala Tapınağı’na ilk kez 2 kadının girmesinin ardından Tapınak temizlenip arındırılma bahanesi ile erkekler tarafından kapatılırken, kadınlar sokaklarda polis ile çatıştı.

– Suudi Arabistan’da daha fazla özgürlük isteyen kadınlar sosyal medyadan seslerini duyurmaya çalışırken, Birleşik Arap Emirlikleri’nde iş hayatında kadın-erkek eşitliğini destekleyen kişilere verilen cinsiyet eşitliği ödüllerinin tüm kazananları yine erkekler oldu.

– Pekin’de, “İslam’ın sosyalizm ile uyumlu hale gelmesi, Çinlileştirilmesi ve vatanperverliğin teşvik edilmesi” için 5 yıllık bir plan kabul etmesi üzerine Şincan’da Doğu Türkistan bölgesinde Müslüman Uygur Türklerinin “toplama kamplarına” kapatılması tartışmaları alevlendi. Yıl sonuna gelindiğinde yönetici seçkinlerin kudret merkezi Çin Komünist Partisi içinden sızan çok sayıda belgede 1 milyondan fazla insanın, Nazi kamplarından farksız kamplarda ücretsiz köle olarak çalıştırıldıkları, işkence gördükleri, beyin yıkama işlemlerine tabi tutuldukları, dillerini, dinlerini ve kültürlerini unutmaya zorlandıkları açığa çıkacaktı.

– Fransa’da 2018 Kasım’ında akaryakıt zamlarına tepki olarak başlayan daha sonra ise Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron karşıtı protestolara dönüşüp haftalarca devam eden eylemler sürüyordu. Hollanda’da 14 farklı kentte sarı yelekliler ortaya çıkıyor, Belçika’nın Visé kentinde Sarı Yelekli bir göstericiyi bilerek öldürdüğü gerekçesiyle 56 yaşında bir Hollandalı kamyon şoförü tutuklanıyordu. Yıl sonunda bu gösteriler bir yeni boyut kazanıp erken emeklilik konusunda genel greve dönüşecekti.

– Macron iktidardan ayrılmamıştı. Brezilya’da ise aşırı sağcı eski yüzbaşı Jair Bolsonaro, başkent Brasilia’da düzenlenen törenle yemin edip, ülkenin yeni devlet başkanı olmuştu. Kendisi, Amazon yağmur ormanlarını kereste ve maden şirketlerine, müteahhitlere teslim etme yolundaki planlarından dolayı “yüzbaşı elektrikli testere” diye de anılmaktaydı.

– AB Dönem Başkanlığı 1 Ocak’tan itibaren Romanya’ya geçti, İngiltere’de ise, Parlamento Başbakan Theresa May’in Avrupa Birliği ile vardığı Brexit anlaşmasını 202’ye karşı 432 oyla reddetti. Bu, İngiltere tarihinin en büyük farkla reddedilen yasa tekliflerinden biri oldu. Yıl sonunda yapılan seçimlerde İşçi Partisi’nin tarihi hezimetine karşı büyük zafer kazanan Boris Johnson’un muhafazakârları’nın seçimdeki neredeyse tek vaatleri “her hal-ü kârda Brexit” idi.

– Venezuela Ulusal Meclisi, Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu ‘yasa dışı’ ilan etti ve yönetimi devralmak için çağrıda bulundu ama bu çağrı yanıt bulmadı. ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela’da Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun artık meşruiyetinin kalmadığını ilan ederek, Juan Guaido’yu ülkenin meşru lideri olarak tanıdıklarını açıkladı açıklamasına ama dünya da Maduro’cular ve Guaidocular olarak iki kutba bölündü. Yıl sonu geldiğinde kesin bir sonuç alınmış değildi, bir “pata kalma” halinden söz edilebilirdi.

– Ocak’ta Suriye’de sivillerle askerlerin öldüğü saldırılar sürüyor, Kenya’da, Kolombiya’da, Mali’de, Filipinler’de onlarca kişinin öldüğü terör saldırıları düzenleniyordu. Taliban tarafından Afganistan’da bir askeri üsse yapılan saldırıda 100’den fazla güvenlik görevlisi hayatını kaybetti. Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani, ülkesinde son 4 yılda 45 bin güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiğini söyledi. Yani her yıl 11 binden fazla kolluk görevlisi ölüyordu!

– Savaşlardan açlıktan ve iklim krizinin etkilerinden kaçan insanlarsa gene göç yollarındaydı. Birleşmiş Milletler 2018’de Avrupa’ya ulaşmak için yola çıkan 2 bin 262 kişinin öldüğünü ya da kaybolduğunu duyurdu. Bu sayı 2019 yılında da düzenli olarak artmaya devam edecekti. Akdeniz’i geçerek Avrupa’ya ulaşmaya çalışan göçmenlerin bulunduğu iki teknenin batması sonucu 170’den fazla insan kayboldu, Orta Amerika’dan ABD’ye gitmek üzere yola çıkan 700 kişilik yeni göçmen grubu Guatemala üzerinden Meksika’ya doğru ilerleyişini sürdürdü.

– Birleşik Arap Emirlikleri’nden bir işadamı Hintli göçmenleri kafese kapatarak kendi lehine tezahürat yaptırırken, Trump’ın Meksika sınırına inşa etmek istediği duvara karşılık, toplam bir milyon göçmene üç yıllık geçici koruma sağlama önerisi gerçekçi bulunmuyordu.

– Yeni yılın ilk ayında Türkiye’de pasaport, ehliyet ve kimliğe, Osmangazi Köprüsü’nün geçiş ücretine zam geldi. ÖTV tutarları tüm alkollü içkiler için yüzde 13.48 oranında artırıldı. Ülkenin gündeminde zam dışında bir de seçimler vardı.

– AKP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, görevdeyken belediye başkan adayı da olan ilk TBMM Başkanı olurken, gazeteci Pelin Ünker, Paradise Papers üzerine haber ve yazı dizisiyle ilgili olarak Binali Yıldırım ve çocuklarının açtığı davada para ve hapis cezasına çarptırıldı.

– Türkiye’nin çeşitli yerlerinden kayıtları silinen seçmenler ve hayalet seçmenler tartışmasında tansiyon had safhaya çıkmak üzereydi.

– İnsan Hakları İzleme Örgütü, yıllık raporunda, Türkiye’deki demokratik sistemin büyük ölçüde zayıfladığını yazmaktaydı. Ayrıca ülke 2018’i Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde hakkında en fazla dava başvurusu olan dördüncü ülke olarak anılmaktaydı.

– Bianet.org’un Medya Gözlem Raporu’na göre, 2018 yılında 123 gazeteci hapisteydi. 36 gazeteci “Erdoğan’a hakaret” sanığı ve şüphelisi olurken, 233 gazeteci ve medya temsilcisi toplam 10 ağırlaştırılmış müebbet, 1 müebbet, 2 bin 552 yıl 10 ay hapis ve 4 milyon TL maddi veya manevi tazminat istemiyle yargılanıyordu. Yıl sonundaki raporlarda ülkenin dünyada en çok gazeteciyi hapiste bulunduran ülke olma sıfatına kavuştuğu görülecekti.

– 10 akademisyene “örgüt propagandası yapmak” suçu sabit görülerek 1 yıl 3 ay hapis cezası verildiği günlerde, Hasan Cemal’in 4 Aralık 2015’te “Silvan’dan: Bizi acılara, ölümlere o kadar alıştırdılar ki…” başlığıyla yayınlanan yazısı nedeniyle yargılandığı davanın ilk duruşması görülüyordu.

– Başak Demirtaş, iki yıl aşkın süredir Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eşi, HDP eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği son mektubuna cezaevi yönetiminin ‘sakıncalı’ bularak el koyduğunu bildiriyor, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Buğra, yeni yıla tutuklu giren eşi Osman Kavala’ya Cumhuriyet Gazetesi aracılığıyla gönderdiği mektupta 30 yıldır ilk defa yılbaşını ayrı geçirdiklerini söylüyordu. Yıl sonunda Selahattin Demirtaş’ın röportaj verdiği Evrensel gazetesinin o röportajı barındıran nüshası de gene röportajın sakıncalı olduğu gerekçesiyle kendisine verilmeyecekti.

ŞUBAT

– Şubat ayı tekinsiz bir şekilde tarihin tozlu sayfalarında kendine yeni bir yer buldu. Avustralya’nın Queensland eyaletinde aşırı sıcakların ardından başlayan şiddetli yağışların yol açtığı sellerde sokaklarda timsah ve yılanlar, Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde ise 100 yıl sonra ilk kez görüldükten sonra avlanan Anadolu Yaban keçisi…  Dersim’de öldürülen vaşak, Kırklareli’nde katledilen karaca, Kuzey Buz Denizi’nde Rusya’ya bağlı Novaya Zemlya adalarındaki çöpleri karıştıran kutup ayıları… Her yıl yüzde 2.5 oranında azaldığı tespit edilen böcek popülasyonu da belki de hep buna delaletti.

– İsveçli aktivist Greta Thunberg’in başlattığı okul grevi Avrupa’da yayılmaya devam ediyordu. Belçika’da, İngiltere’de, Fransa’da çocuklar iklim krizinin durdurulması talebiyle sokaklara çıkıyor, öğretmenleri onlara destek vermek için yol kesiyordu.

– İngiltere’deki Yokoluş İsyancıları British Fashion Council’i iklim acil durumu ilan etmeye çağırırken, Türkiye’de 60 bin kişinin imzası ile Termik santrallerin filtresiz çalışmaması için başlatılan kampanya olumlu sonuca ulaşıyordu. Muğla Yatağan’da açık kömür ocağına yakın bir bölgede gerçekleşen heyelanda yok olan yüzlerce zeytin ağacı ise buna şahit olamıyordu.

– BM Genel sekreteri Antonio Guterres net konuşuyordu: İklim krizi karşısında verilen savaş kaybedilmekteydi ve bu da öncelikle Afrika’nın sonu manasına gelmekteydi. Yani insanlığın homo sapiens olarak ortaya çıkıp dünyaya yayıldığı yer olan beşik kıta fosil yakıt şirketlerinin elinde mezar kıtaya dönüşmekteydi.

– ABD merkezli düşünce kuruluşu Freedom House tarafından yayınlanan ve ülkelerin 2019 yılı temel özgürlük seviyelerini gösteren ‘Dünya Özgürlükler Raporu’nda, dünya üzerinde 86 ülke özgür olarak açıklanırken, 59 ülkenin ‘kısmen özgür’ ve 50 ülkenin ise ‘özgür değil’ olduğu açıklandı. İşte rapordan bazı örnekler:

Uygur Türkleri sosyal medyada başlattığı kampanya ile Çin hükümetinin kendilerini toplama kamplarında zorla tuttuğunu iddia eden akrabalarının videolarının yayınlanmasını talep etti.

Fransa’da OHAL döneminden düzenlemeleri içeren yeni terörle mücadele yasası kapsamında bir yıl içinde yedi cami kapatıldı. Gene Fransa’da ‘Sarı Yelekliler’in gösterilerinde göstericilere şiddet uygulayan 140 polise soruşturma açıldığı açıklandı. Soruşturma sonucu yılın son günlerine gelindiğinde hâlâ öğrenilememişti.

– Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Suriye’de Irak Şam İslam Devleti örgütünün (IŞİD) elindeki son bölgede 200 kadar ailenin mahsur tutulduğunu açıkladı. Save the Children (Çocukları Koruyalım) adlı yardım örgütüne göre dünya üzerinde her beş çocuktan biri savaşın ortasında yaşıyor ve bu çocuklar kayıp nesil olarak tanımlanıyordu. Sadece Yemen’de  1 milyon 200 bin çocuk doğrudan savaş tehdidi altındaki bölgelerde yaşamaktaydı.

– İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesinin hazırladığı “2018 Yılı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Çocuk Haklarına Yönelik İhlaller Raporu”ndaki verilere göre, bölgede en az 41 çocuk yaşamını yitirmiş, 92 çocuk istismara maruz kalmıştı.

– Haiti’de büyüyerek devam eden yolsuzluk karşıtı eylemlerde onlarca insan hayatını kaybederken, AB’nin kara para aklama ile mücadelede yetersiz olduğu gerekçesiyle kara listeye almak istediği Suudi Arabistan bu kararı üzüntüyle karşıladığını duyuruyordu.

– Gazi Üniversitesi öğrencisi Şule Çet’in, 29 Mayıs 2018’de Ankara’da bir plazanın 20’nci katından şüpheli bir şekilde düşerek yaşamını kaybettiği davada sanıklar, Çağatay Aksu ve Berk Akand hakkında hazırlanan iddianamede, “cinayet”, “cinsel saldırı” ve “hürriyeti tahdit”‘ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 39 yıla kadar hapis cezası istendi.

– HDP milletvekilleri, 96 gündür açlık grevinde olan Leyla Güven’e destek yürüyüşü yapmak istemişlerdi ama eylem polis tarafından engellenmişti. Gazeteci Can Dündar’ın eşi Dilek Türker Dündar, eşi hakkında açılan davalar nedeniyle kendi pasaportunun iptal edildiğini öğrenmişti.

– AİHM, hasta mahkûm Kemal Gömi’yle ilgili davada Türkiye’yi, “işkence ve kötü muamele yasağını ihlalden” 10 bin Avro tazminata mahkûm etmiş, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da Ankara Kızılay’da gözaltına alınırken polisin cinsel saldırısına uğrayan üniversite öğrencisi Merve Demirel ile ilgili açıklamasında, Demirel için “proje kadın” ifadesini kullanarak siyasal literatüre küçük de olsa bir katkıda bulunmuştu.

– TBMM Genel Kurulu’nda milletvekillerinin Dünya Anadil Günü için yaptığı konuşmalarda, CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun Lazca, HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan’ın Ermenice, HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan’ın Kürtçe selam ve konuşmaları tutanaklara ‘X’ olarak geçti. Böylece, Meclis, dünya lingüistik külltür ve literatürüne küçük ama önemli bir katkıda bulunmuştu.

– Selahattin Demirtaş’ın tahliye edilmesi yönünde karar veren AİHM’in kararının uygulanmamasının ardından siyasetçinin avukatları, AİHM Büyük Daire’ye başvururken, Çorlu’da trenin devrilmesi sonucu hayatını kaybeden 25 kişi için açılan tazminat davası talebi usulen reddediliyordu.

– Şubat’ta açıklanan resmî verilere göre Türkiye’de üniversite öğrenimini yarıda bırakanların sayısı yüzde 92 artışla 408 bini aşıyor, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sebze-meyve fiyatlarındaki artışa karşı önlem olarak açılan tanzim satış noktalarının kurulmasını müteakip fiyatların neredeyse yarıya indiğini belirtiyor ve bununla övünüyordu.

MART

– Mart ayında çocuklar işi ele aldıklarını dünyaya duyurdu. İsveçli aktivist Greta Thunberg’in çağrısıyla 15 Mart tarihinde 128 ülkenin 2 bin 233 kentindeki neredeyse 1.5 milyon çocuk sokaklara döküldü ve iklim için okul grevine çıktı.

– Öğrencilere destek veren bilim insanları yayınladıkları bildiride “Ancak hızlı ve tutarlı hareket edersek küresel ısınmayı sınırlandırabiliriz. Çocukların gelecekleri tehlikede” şeklindeki net açıklamasıyla çocuklara destek verirken siyasetçilerden, şarkıcılara, aktrislerden, yazarlara toplumun bir çok kesiminden insan çocukların taleplerine kulak verilmesini istedi.

– Çünkü durum vahimdi. Hava kirliliğinden ölenlerin sayısının sigaradan ölenlerden daha fazla olduğu bilimsel açıdan kanıtlanıyordu. Binlerce kuş, memeli ve amfibi türünün dahil olduğu 1200 tür “neredeyse tam bir yokoluşla yüzleşecek” deniyor ve Paris iklim anlaşmasının şartlarına rağmen, anlaşmadan bu yana  33 küresel bankanın fosil yakıt şirketlerine  $1.9 trilyon dolarlık destek verdiği ortaya çıkıyordu. Milyon değil, trilyon –büyük gökbilimci Carl Sagan’ın 30 yıl önce küresel ısıtma felaketini şaşılacak bir öngörüyle haber verdiği konuşmasında söylediği gibi: “Trilyon – büyük T ile.”

– Şubat ayında İran, Afganistan, Brezilya, Yeni Zelanda sel suları altındaydılar. Yağışlar nedeniyle su seviyesi yükselen Dicle Nehri’nde batan feribotta 70’dan fazla insan hayatını kaybetmişti. Dünya Meteoroloji Örgütü, iklim değişikliği nedeniyle gerçekleşen aşırı hava koşullarının sebep olduğu doğal afetlerin 2018’de 62 milyon kişiyi etkilediğini açıklamıştı.

– Ama karar alıcılardan ses çıkmıyordu. En azından bu konuda… ABD Başkanı Donald Trump, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ile görüşmüş ve Avrupa Birliği’nin “vergi cenneti” olarak bilinen ülkelere ilişkin kara listesine Arap Emirlikleri, Umman ve Bermuda’nın aralarında olduğu 10 ülke daha eklenmişti. Kazakistan’da 28 yıl devlet başkanlığı yaptıktan sonra sürpriz bir şekilde istifasını açıklayan Nursultan Nazarbayev’in adı ülkenin başkentine verilmişti.

– Türkiye’de 700’ü aşkın gündür yasaklı, yani erişime kapatılmış olan dünyanın en büyük özgür ansiklopedisi Wikipedia, Avrupa Birliği’nin telif hakları ile ilgili planladığı yasa değişikliğini protesto ederek, Almanca sayfasına erişimi bir günlüğüne durdurdu.

– Elektrik kesintilerinin baş gösterdiği Venezuela’da, Venezuela Devlet Denetçiliği kendisini geçici devlet başkanı ilan eden Juan Guaidó’yu kamu görevlerinden azletti.

– Ortadoğu’da ise durum felaketti: Human Rights Watch (İnsan Hakları İzleme Örgütü) şunu duyurdu: Irak’ta merkezi hükümetin ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin, IŞİD ile bağlantılı oldukları gerekçesiyle 1500’e yakın çocuğu gözaltında altındaydı. UNICEF Genel Direktörü Fore ise Suriye’de 2018’de çatışmalar nedeniyle 1106 çocuğun hayatını kaybettiğini duyurdu. Bu sayı, iç savaşın başlamasından tam 7 yıl geçtikten sonra tek bir yıl içinde kaydedilen en yüksek çocuk ölümünü gösteriyordu. Kısacası, savaş bitmek şöyle dursun, ölümlerde rekor kırarak dörtnala ilerlemekteydi.

– Britanya merkezli yardım kuruluşu Oxfam’ın yetkilileri Suudi Arabistan’ın saldırısı altındaki savaşta 5. yılına giren Yemen’de bazı çaresiz ailelerin, diğer aile üyelerinin kurtulması için kız çocuklarını sattıklarını söylüyordu. BM de insanî bir müdahale gerçekleştirilmemesi durumunda Yemen’de açlıkla mücadele edenler arasından yaklaşık on milyon kişinin ölebileceği uyarısını yaptı. Tercüme edersek: ülke nüfusunun 1/3’ten fazlasının açlıktan ölebileceği dünyanın en büyük örgütü tarafından dünyaya açıklanıyordu.

– ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın alması durumunda bu kararın Türkiye’nin ABD’den satın aldığı hava saldırı sistemi olan F-35 programına katılımının yeniden değerlendirilmesine yol açacağını açıkladı. Yıl sonu geldiğinde bu bir “uyarı” olmaktan çıkacak ve Aralık sonlarında ABD Yasama Meclisi’nin her iki kanadında Türkiye’ye kapsamlı yaptırımlar uygulanması karara bağlanacak, yaptırım kararı Başkan Trump tarafından da onaylanacaktı.

– Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde Cuma günü iki camiye düzenlenen saldırıda, otomatik silahlı cani 50 kişiyi katlediyordu. Ülkenin genç kadın Başbakanı Jacinda Ardern, ülkedeki müslüman azınlıkların cenaze ve yas törenlerine başını örterek katılıyor ve bu davranışıyla popülist, dünyadaki yaygın sağcı lider tipinden farklı bir liderlik tarzı gösteriyordu. Türkiye’de yaklaşan seçimler kapsamındaki bir mitingde de, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yeni Zelanda katliamının kanlı görüntülerini gösteriyor, bu hareketiyle kendi partisinin milletvekilleri de dahil birçok kişi tarafından eleştiriliyordu.

– Yine seçim mitinglerinde polisin 17. Feminist Gece Yürüyüşü’ne izin vermemesi nedeniyle gece boyu polisleri ıslıklarla protesto eden kadınlardan bahseden Erdoğan’ı desteklemek amacıyla bir grup erkek  Taksim’de toplanıp “Ezana uzanan eller kırılsın!” sloganı ile yürüyüş düzenliyordu.  Kadınlar ise “Kimse çarpıtmasın: Bizim isyanımız polis barikatına, kadınların yürüyüşünü, 8 Mart’ı engellemek isteyenlere” açıklaması yapıyordu.

– Mart verilerine göre erkekler, 2019’un ikinci ayında 23 kadını öldürmüş, en az iki kadını öldürmeye teşebbüs etmiş, iki kadına tecavüz etmiş, en az altı kadını da taciz etmişti.

– Mart sonunda, 489 gündür tutuklu bulunan hak savunucusu ve iş insanı Osman Kavala’nın da aralarında bulunduğu 16 kişi hakkında Gezi Parkı eylemlerine ilişkin olarak yürütülen soruşturmanın iddianamesi nihayet tamamlandı. 16 aylık bir gecikme ile! Anadolu Kültür A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala, Can Dündar, Ayşe Mücella Yapıcı ve Memet Ali Alabora’nın da aralarında bulunduğu 16 ismin yargılanacağı davada ilk duruşma, iddianamenin açıklanmasından iki buçuk ay sonra, Haziran ayında görülecekti. Yılın son haftasında görülen davada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin tarihî kararına aykırı olarak, tek tutuklu sanık Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamına ve Kavala’nın bir yılbaşını daha hapiste geçirmesine karar verilecekti.

NİSAN

– 2019 yılının Nisan ayında dünya genelinde birçok ülkede seçimler düzenleniyor, seçimler konuşuluyor ve seçimler seyrediliyordu. Cezayir’de protestoların hedefindeki Devlet Başkanı Abdülaziz Buteflika, görevinden istifa etti. İsrail’de düzenlenen genel seçimlerde – hakkındaki yolsuzluk soruşturmalarını “cadı avı” diye nitelendiren – Binyamin Netanyahu beşinci kez başbakanlık koltuğuna oturdu. Ama “Bibi”nin çoğunluğu sağlayıp iktidar olabilmesi bir türlü mümkün olmadı. Yıl sonuna doğru İsrail’de yeni seçim kararı çıkacaktı ve bu, ülkenin üç  yıl içinde gittiği üçüncü seçim olacaktı. Tekrarlanan bir 1 Nisan şakası gibi…

– Ukrayna’da seçimlerde ise yeni devlet başkanı oyların yüzde 73’ünü kazanan komedyen Volodimir Zelenski oldu. TV dizisinde devlet başkanı rolünü oynaması dışında hiçbir siyasi tecrübesi olmayan yeni başkanın bu büyük seçim zaferi adeta bir 1 Nisan şakası gibiydi. Yılın sonunda Zelenski’nin adı, tıpkı onun gibi bir eski TV yıldızı-yeni siyasi lider olan ABD Başkanının azledilmesiyle sonuçlanacak bir siyasi skandalle ilgili olarak çokça anılacaktı. Belki bu da bir erken Noel şakası sayılabilirdi. Dünyanın en geniş katılımlı tek günlük seçiminin yapıldığı Endonezya’da 17 Nisan’daki seçimlerde ve sonrasında aşırı yorgunluktan ölen sandık görevlilerinin sayısı 270’i buldu ve bunun şaka götürür bir tarafı yoktu.

– İspanya’da genel seçimlerde kazanan, iktidardaki Sosyalist Parti oldu ama parlamentoda tek başına hükümeti kurması için gerekli mutlak çoğunluğu elde edemedi. Finlandiya’da genel seçimde Sosyal Demokrat Parti (SDP) yüzde 17,7 oy alarak birinci olurken, yüzde 17,5 oyla aşırı sağcı Gerçek Finler partisi ikinci oldu. Haberlerde “Finlandiyalıların yüzde 70’i yeni hükümetin önceliğinin iklim değişikliği ile mücadele olmasını istediği” yazıyordu. Yıl sonuna doğru da Finlandiya’da genç bir Sosyal Demokrat kadın, 34 yaşındaki Sanna Marin dünyanın en genç başbakanı oldu ve tarih yazdı. Genç kadın, aşırı sağ siyasetteki nefret söylemlerinin yeni kurbanı olmakta da gecikmeyecekti.

– Mısır’da 20-22 Nisan’da düzenlenen referandumda Devlet Başkanı darbeci Abdülfettah el Sisi’nin 2030’a kadar – hata belki de ömrünün sonuna kadar – görevde kalmasının önünü açan anayasal düzenlemeler onaylandı. Sudan’da ordu yönetime el koydu. 30 yıldır ülkeyi yöneten Devlet Başkanı Ömer el Beşir görevden alındı. Protestocular, iktidardaki askerî konseyin üç üyesinin istifasının ardından taleplerinin kabul edilmesi amacıyla “bir milyon kişilik” yürüyüş için toplandı.

– Türkiye’de 31 Mart’ta düzenlenen seçimler de sonuçlanmıştı sonuçlanmasına ama ülkenin en kalabalık şehri İstanbul’da sonuçlar bir türlü açıklanmıyordu. Bu da gecikmiş bir 1 Nisan şakasından farksızdı.

– CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu, sistemine saatlerce veri girmeyen Anadolu Ajansı’na “Vazifenizi yerine getirin. Uyarıyorum, lütfen tarihinize yakışan bir şekilde davranın. Bu topluma sorumlu davranın. Yarın bu toplumun yüzüne bakamazsınız.” diye sesleniyordu.

– Veriler gelmeyince haliyle sonucu da belli olmayan seçim sonuçlarına göre, AKP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım seçimi kendisinin kazandığını ilan etti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise kendi adayları Ekrem İmamoğlu’nun kazandığını söyledi. İddialar havalarda uçuşuyordu. Başka hanelere yazılan oylar, çuval başında uyuyan vekiller, adaylarla görüşen bakanlar, topal ördekler vesaire…

– Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına seçilen Mansur Yavaş yaptığı balkon konuşmasında “Bugün Ankara’da kaybeden Özhaseki’dir. Özhaseki ve kirli siyaset kaybetmiştir. Kazanan demokrasidir” dedikten saatler sonra, Ankara’da Büyükşehir Belediyesi’ne ait tanzim satış çadırları toplandı.

– 25 ilde çeşitli partiler tarafından seçim sonuçlarına itiraz ediliyordu. Diyarbakır’ın merkezindeki  Bağlar ilçesinde, yüzde 71 oy alan HDP’li Zeyyat Ceylan’ın KHK’dan ihraç edilmesini gerekçe gösteren mağlup aday Hüseyin Beyoğlu mazbatanın kendisine verilmesini istiyordu. Aldı da.

– İstanbul’da Mayıs ayına kadar sonuçlar netleşemeyecek, nihayetinde İstanbullular 2 ay sonra tekrar seçime gidecekti.

– Ama gerginlik hiç bitmeyecek gibiydi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, çatışmalarda hayatını kaybeden bir askerin cenaze töreninde, Ankara’nın Çubuk ilçesindeki Akkuzu mahallesinde bir grubun saldırısına uğradı. Kolluk güçlerinin müdahale etmemesi, resmi araçlara koca koca kayalar fırlatan kadınlar, Kılıçdaroğlu’nu evine kabul eden Çubuklu ailenin “Evini Yakın!” diye bağıran Çubuklu kadınlar, saatler süren “kuşatma” benzeri durumlar, çok büyük sonuçlar getirebilecek bir kitle katliamı ya da linç olayından son dakikada kurtulan toplum. Bunun değil 1 Nisan şakası, hiç şaka götürür tarafı olmadığı âşikârdı.

– Kılıçdaroğlu, “Bana yapılan saldırı, Türkiye’nin birliğine ve bütünlüğüne yapılmış bir saldırıdır” demiş, Savunma Bakanı saldırganlara “Değerli arkadaşlarım” diye seslenmişti. MHP Lideri Bahçeli, “Bir siyasi partinin lideri nereye, nasıl gideceğini  araştırmalı; o adama yumruk attıracak kadar ne yaptın sen Kemal Kılıçdaroğlu?” diye sormuştu.

– Savaş devam ediyordu yurtta ve dünyada.

– Sri Lanka’da 320’den fazla kişinin öldüğü kanlı saldırıları IŞİD üstlendi ama ölenlerin sayısı 359’dan 253’e düşürüldü. Çünkü bazı kurbanların parçalara ayrılan cesetlerinin birden fazla kez sayıldığı ortaya çıkmıştı. Beş yıl sonra yayınlanan ilk görüntülerde IŞİD lideri Ebubekir el Bağdadi öldürülen IŞİD’lilerin “intikamının alınacağını” söylüyordu. El Bağdadi, daha sonraki aylarda ABD güçleri tarafından havadan drone (SİHA) saldırısında eşleri ve çocukları ile birlikte itlaf edilecekti. El Bağdadi’nin cesedi bulunamayacak, ama ABD başkanı ölümcül operasyonu, kumanda masasının başından dünyaya seyrettirecekti.

– Silahlı saldırılar, kitlesel cinayetler de devam ediyordu. ABD’nin California eyaletinde Pesah bayramında bir sinagoga düzenlenen silahlı saldırıda bir kadın yaşamını yitirdi, 3 kişi ise yaralandı. Sınır Tanımayan Doktorlar’ın Yemen’de dört yılı aşkın süredir devam eden savaşta hamile kadınların ve bebeklerin daha büyük bir tehlike altında olduğuna dikkat çektiği açıklamasında, iki yılda bin 500’ün üstünde bebeğin öldüğü duyuruldu. Yılda 750 bebek katleden savaş.

– Öte yandan, asıl kitlesel katliam yani iklim yıkımı, dolu dizgin yoluna devam eden kontrolsüz bir canavar gibi canlıları mahvetmeye devam ediyordu.

– Norveç’in güneyindeki Sokndal ilçesinde söndürülemeyen yangınlar, Endonezya’nın batısında şiddetli yağışlar, Mozambik’te kasırga, Güney Afrika’nın doğu kıyılarında şiddetli yağışların yol açtığı sel ve toprak kaymaları birçok insanı canındtan, onbinlerce insanı evinden etmişti ve felaketlerin ardı arkası kesilmek bilmiyordu.

– Çevreci grup “Yokoluş İsyanı” (“Extinction Rebellion/XR”) aktivistleri dünya genelinde ortaya çıkmaya başlayarak küresel isyanın başlangıcını yaptılar.

– Wikileaks’in kurucusu gazeteci Julian Assange, Londra’da yedi yıldır siyasi sığınmacı olarak yaşadığı Ekvador büyükelçiliği binasından içeri giren bir yığın polis tarafından kuvvet zoruyla sürüklenerek dışarı çıkartıldı ve gazetecilikten başka hiçbir şey yapmadığı ortada olduğu halde ABD’nin İsveç, İngiltere ve Ekvador ile yakın işbirliği sonucunda, sığınmacılık hukuki statüsüne zerrece itibar edilmeden, alelacele derdest edilip Londra’nın en yüksek güvenlikli hapishanelerinden Belmarsh’a tıkıldı. Avustralya ise kendi vatandaşlarından birine yapılan bu uluslararası zorbalık dizisi karşısında onu korumak için kılını kıpırdatmadı.

– Yine bu ay, Antarktika’da üzerinde yaşadıkları dev buz tabakasının kötü hava koşulları yüzünden parçalanması sebebiyle binlerce yavru imparator pengueninin boğularak öldüğü günlerde, bütün dünya canlı yayında Fransa’nın başkenti Paris’te yanan tarihi Notre Dame Katedrali’ni izliyordu. Uzun sürmüş bir Nisan şakasının akşamı gibiydi her şey.

MAYIS

– 2019 Mayıs ayı dünyada bir “ilk”e sahne oldu. Tarihte, iklim krizinin tetikleyicisi olan endüstri devriminin başladığı yer olan İngiltere 19’uncu yüzyıldan bu yana ilk defa bir haftayı endüstri devrimini tetikleyen kömürden elde edilen enerjiyi kullanmadan geçirdi. Bu durumun iklim krizi ile mücadelede dünyanın dört bir yanında aylardır yapılan protesto ve çağrıların bir sonucu olduğu söyleniyordu.

– İngiltere’yi,  İrlanda, Galler ve dünyanın birçok bölgesindeki yerel ve merkezi yönetimler izledi. Çünkü durum her geçen gün daha da kötüye gidiyordu. Yapılan açıklamalar da bunu gösteriyordu. Birleşmiş Milletler’e bağlı 30 kuruluşun ve organizasyonun tepe yöneticilerinin, küresel sıcaklık artışını 1,5 santigrat derecenin altında tutmak için somut eylem planlarının hazırlanması çağrısında bulunması da bunlardan sadece biriydi.

– Neden 1,5 derecelik tavan? Çünkü –bilim camiasının net bir şekilde gösterdiği üzere –  aksi takdirde sel, tufan ve kuraklıkla dolu bir dünya manzarası bizi bekliyordu. Afrika’da Hindistan’da saatte 200 kilometre hıza ulaşan kasırga nedeniyle yaklaşık 800 bin kişinin evlerinden tahliye edilmesi, Avrupa’da Bosna Hersek’in kuzeyinde taşan nehirler, Amerika’da ABD’de etkili olan hortum ve şiddetli fırtına nedeniyle elektriksiz kalan 5 milyon kişi, Ortadoğu’da savaşın vurduğu Yemen’de bu sefer de sel suları içinde ölen çocuklar, Kuzey Kore’de ve Botswana’da kuraklık korkusu…

– Artık krize, kriz denilmeliydi. İngiliz yayın organı Guardian da bunun çağrısını yapan kurumların  içindeydi. Gazete, bundan böyle haberlerinde “iklim değişikliği” yerine “iklim krizi”, küresel ısınma yerine de “küresel ısıtma” gibi daha “net” ifadeler kullanacağını açıkladı.

– Avustralya’da  göçmen karşıtlığı ve iklim değişikliği tartışmalarının gölgesinde sandığa giden seçmenlerin, İsveç’in başkenti Stockholm’de iş güvenliği ve iklimin korunması için iklim aktivistleri ile birlikte sokağa çıkan işçilerin gündeminde ve  ikinci kez küresel bir çağrı ile okullarına gitmeyip sokaklarda iklim krizi ile mücadele çağrısı yapan çocukların çantasında bu konu vardı.

– Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden alınan bilgiye göre, 27 Mayıs 1950’den bu yana en sıcak Mayıs ayını yaşayan İstanbul’daki çocuklar da iklim grevi için buluşma noktası olan  Maçka Sanat Parkı’nda ve Türkiye’nin daha birçok noktasında grevdeydi.

– Gezegeni bu hale getiren zengin ve beyaz erkeklerin ise çoğunlukla konuştukları şey hakkında hiçbir fikirleri olmadığı da bilimsel bir araştırma sonucunda kanıtlanmış oldu.

– Türkiye’de de hesabında 1 milyon lira veya üzeri parası olan mudi sayısı artmaya devam ederken, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) son raporuna göre Türkiye’de çalışanların yüzde 57’si haftada 48 saatten fazla çalışıyordu. Ve istihdam alanındaki cinsiyet eşitsizliği de alabildiğine devam ediyordu.

– Bu eşitsizlik de büyük bir sorun olarak gündemdeydi. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü tüm dünyada kutlanırken  Rusya ve Fransa’da çok sayıda gösterici gözaltına alınıyor, Yunanistan’da ulaşım sektöründeki grev hayatı felç ediyordu.

– Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun  darbe girişimini püskürttüğünü söylediği günlerde ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Venezuela’daki krizi kontrol altına almak için askeri müdahaleyi olasılık dahilinde gördüğünü söylüyordu. İngiltere Başbakanı Theresa May de özel bir şirkete bilgi sızdırdığı gerekçesiyle, Savunma Bakanı Gavin Williamson’ı görevden aldı.

– Dünya genelindeki savunma harcamaları da bu arada göz açıp kapayıncaya kadar 1.8 trilyon dolara ulaşmıştı. Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) tarafından açıklanan yıllık rapora göre, ABD savunma harcamalarında halen zirvede, Çin ikinci sırada, Suudi Arabistan ise 67 milyar 600 milyon dolar ile üçüncü sıradaydı. Dünyadaki silahlanma için kişi başına 239 dolar harcanıyordu.

– Mayıs’ta Türkiye’de devam eden iki tartışma vardı. Açlık grevleri ve İstanbul seçimleri. PKK lideri Abdullah Öcalan, avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamada açlık grevlerinin sona erdirilmesini talep ettiğini duyurdu ve bu çağrı üzerine eylemler sona erdi. Açlık grevi sırasında, Mart ayında yedi tutuklu, farklı cezaevlerinde, tecritleri protesto etmek amacıyla hayatına son vermişti.

– İstanbul büyükşehir belediye seçimlerine gelince: Uzun tartışmaların ardından, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) İstanbul’da 31 Mart’ta yapılan Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin yenilenmesine karar verdi.

– Erdoğan iddiasını yineliyor, ”Mesele çok basit, çaldılar!” diyordu.  Binali Yıldırım ise “Oylar çalındı” iddiasının YSK kararında yer almamasını, “Bir tarafın söylemini yazacak halleri yok, biz bunu halk diliyle söylüyoruz” diyerek açıklıyordu.

– Mayıs biterken futbolda Başakşehir’i mağlup eden Galatasaray 22. kez Türkiye ligi şampiyonu oluyordu. Barış için verilen mücadelede akademisyenler yargılanmaya, gazeteciler mahkemelerde kendilerini ve gazeteciliği savunmaya devam ediyordu.

HAZİRAN

– 2018 yılının Haziran ayı Türkiye için önemli davaların görüldüğü bir ay olarak tarihe geçti. Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesi kapsamında yeniden görülen davada, eski İstanbul valisi Muammer Güler tanık sıfatıyla, 12 yıl sonra ilk kez mahkemede ifade verdi.

– 2016 yılının Temmuz ayında gerçekleşen Darbe girişiminin beyin takımı “Yurtta Sulh Konseyi” üyesi olduğun söylenen 224 sanıklı Genelkurmay için “çatı” davasında kapsamında karar açıklandı. Bin 800 kişilik büyük duruşma salonunda görülen davada yüzlerce kez ağırlaştırılmış hapis cezaları verildi.

– HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın savunmasında, “Binali Bey’in de kullandığı Kürdistan kavramını kullandığım için yargılanıyorum” dediği dava ise bir sonraki aya ertelendi.

– Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu dahil 16 kişinin yargılandığı Gezi Davası 2018 yılının Haziran ayında başlamıştı. Kavala 601 gün sonra, Aksakoğlu 220 gün sonra hakim karşısına çıktı. Verilen ilk ara kararda, Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamına, Yiğit Aksakoğlu’nun ise tahliyesine karar verildi.

– Ülke gündeminde ise en çok tartışılan konu ise İstanbul seçimleriydi.

– Eski Başbakan ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım, mazbatası elinden alınan aday Ekrem İmamoğlu ile katıldığı canlı yayında proje ve planlarını anlattıktan sonra,  yayından sonra Erdoğan’ın kendisine “Hayırlı olsun” dediğini de söyledi.

– Seçimlere iki gün kala kalmışken, hapisteki PKK lideri Abdullah Öcalan’ın HDP’ye “tarafsız olun” çağrısını içeren sürpriz mesajı AA ve İHA aracılığıyla yayınlandı.

– Bütün bu tartışmaların eşliğinde İstanbul’da Yüksek Seçim Kurulu kararıyla Pazar günü tekrarlanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini Millet İttifakı’nın CHP’li adayı Ekrem İmamoğlu kazandı. 31 Mart’taki yerel seçimleri 13 bin 729 oy farkla kazanan İmamoğlu, oy çalındığı iddiası üzerine tekrarlanan seçimi bu sefer rakibi AKP’li aday Binali Yıldırım’a yaklaşık 800 bin oy fark atarak kazandı. Ayrıca bir önceki seçimlerde Cumhur İttifakı’nın birinci olduğu 14 ilçede bu kez CHP ilk parti oldu.

– KONDA araştırma grubu Genel Müdürü Bekir Ağırdır, İmamoğlu’nun zaferini “AK Parti, artık sokaktan beslenemiyor” şeklinde değerlendirirken, Reuters haber ajansına demeç veren eski AKP’li Ali Babacan’ın danışmanlarından biri, eski başbakan yardımcısı ve ekonomi bakanı Babacan’ın, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le birlikte yeni partiyi büyük ihtimalle sonbaharda kuracağını ifade etti.

– 2018 yılının Mayıs ayında fazla veren bütçe, bu yıl  Mayıs’ında 12,1 milyar TL açık vermiş; Mart ayı işsizlik oranı yüzde 14,1 olmuştu. Bu sırada, Merkez Bankasında Türk lirası olarak tutulan “yedek akçe”nin de bütçeye aktarılması ile ilgili düzenleme de TBMM’ye geliyordu.

– Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yeni Askerlik Kanunu’nu onayladığı günlerde, “Türkiye S-400 savunma sistemlerini alacaktır demiyorum, almıştır” diyerek Rus silahlarının Türkiye tarafından satın alınmasıyla NATO ve Türkiye arasında patlak verecek potansiyel gerilime dikkatleri çekiyordu.

– Uluslararası ilişkilerdeki artan gerilimin yanı sıra BM ve yardım kuruluşları, İdlib’de yaklaşık 3 milyon kişinin yaşayabileceği insani felaket konusunda dünyaya uyarılarda bulunuyor, Sudan’ın başkenti Hartum’da güvenlik güçlerinin, barikat kuran eylemcileri dağıtmak için gözyaşartıcı gaz yanı sıra gerçek mermi kullandığı haberleri geliyordu.

– Büyük bir isyan da Asya’nın doğusunda, eski İngiliz sömürgesi Hong Kong’da patlak vermekteydi. Suçluların Hong Kong’da değil Çin’e gönderilip orada yargılanmasına ilişkin tartışmalı yasa tasarısına karşı düzenlenen sokak protestoları kısa zamanda kitlesel hale gelirken, Tayvan’da on binlerce kişi de Çin yanlısı medya karşıtı gösteri düzenliyordu.

– Göç faciaları da özellikle Akdeniz’de ve Latin Amerika kıyılarında dikkat çekici bir biçimde artma eğilimindeydi. El Salvadorlu 25 yaşındaki bir baba ile 2 yaşındaki kızı, Meksika ile ABD arasındaki Rio Grande Nehri’nden sınırı geçmeye çalışırken boğularak öldü. Ölü baba ile kızının fotoğraf karesi büyük yankı uyandırdı. Mısır Devlet Televizyonu, 67 yaşındaki eski cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin mahkeme salonunda kafesin ardında birden öldüğünü duyurdu.

– Haziran ayında hem Türkiye’de, hem de uluslararası âlemde birçok yerde seller ve kuraklıklar birbirini kovalamaktaydı. Ankara’da, Trabzon’da, Bartın’da ve Çin’de meydana gelen sellerde onlarca insan hayatını kaybetti. Kuraklık yüzünden Hindistan’da köylerin boşaltıldığı haberleri geliyor, TEMA Vakfı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Hikmet Öztürk, Türkiye’deki arazilerin yüzde 47’sinin çölleşme riski altında olduğuna ve yılda 640 milyon ton toprağın kaybolduğuna dikkat çekiyordu.

– Gazetelerde ve televizyonlarda ise bu konularda haberler neredeyse yoktu! İşte bu yüzden, yani  iklim değişikliğini yeterince haber yapmadığı için, New York Times’ı protesto eden 70 kişi New York’ta gözaltına alındı. Sular yükseliyordu, insanlar da…

TEMMUZ

– Temmuz ayında Birleşmiş Milletler teşkilatı dehşetengiz bir uyarı yayınlıyor: Dünyada açlık çeken insanların sayısı 820 milyonun üzerine çıkmış durumda!

– Dünya Gıda Raporu’na göre, dünya nüfusunun yüzde 11’i yeterli beslenemiyor.  En kötü durum ise Afrika’da! Her beş Afrikalıdan biri açlık çekiyor ve rakamlar sadece Afrika’da değil bütün kıtalarda artıyor. Rapor aynı zamanda şişmanlığın (obezitenin) de dünya genelinde artan büyük bir sorun olduğu konusunda uyarıda bulunuyor.  Anlayacağımız dünya uçlarda yaşıyor. Açlarla Toklar berabere! İnsanlar yavaş yavaş da olsa endişelenmeye başlıyor. Ama soru şu, Birleşmiş Milletler’in bu sarsıcı uyarılarının muhatabı kim? Açlığın ya da obezitenin pençesinde kıvrananlar mı, yoksa bunların asıl sebebi olan seçkin muktedirler mi? Cevap: Sessizlik.

– Yine Temmuz’da İklim Haber internet portalı ile KONDA araştırma kuruluşu tarafından gerçekleştirilen “Türkiye’de İklim Değişikliği Algısı 2019” adlı araştırmanın sonuçlarına göre Türkiye’de her iki kişiden biri iklim krizinin etkilerini şimdiden hissetmekte, toplumun %61’i ise yalnızca hissetmekle kalmıyor, bu durumdan endişe duyuyor. Aynı zamanda toplumun %71’i dünyada afetlerin arttığını ve bunun sebebinin iklim değişikliği olduğunu düşünüyor. Hükümetlerin ve belediyelerin iklim eylemlerini de değerlendiren katılımcıların %55’i bu konuda çaba gösterilmediğini ifade ediyor. Sonuç: genelde sanılanın aksine, Türkiye toplumunu oluşturan insanların önemli bir kesimi iklim krizi hakkında ciddi bir farkındalığa sahip.

– Dünya artık güneşin de balçıkla sıvanamayacağı günlerden geçiyor. İşte Temmuz ayında bu farkındalığa yol açan olgulardan birkaçına dair havadis: Termometrelerin ortalama 29 dereceyi gösterdiği Meksika’da Guadalajara kentinde, aniden apansız bastıran acayip bir dolu fırtınası sonrasında her yer 1.5 metre kalınlığında buzla kaplandı.

– ABD’nin, kuzey kutbuna yakınlığı dolayısıyla en soğuk bölgelerinden biri olan Alaska eyaletinde kayıtlara geçmiş en yüksek hava sıcaklığı Temmuz’da kaydedildi. Rusya’nın Perm şehrinde meydana gelen kasırga sadece 3 dakika içinde bütün şehirde felakete yol açtı.

– Dünyada sıcaklığın ortalama 40 dereceyi aştığı ülkelerden biri de Çin’di. Bu cehennemî sıcağın ortalık yerinde oluşan bir dev hortum, önüne çıkan her şeyi yıkıp geçti. Felakette 6 kişi hayatını kaybetti, 200 kişi de yaralandı. Sadece Çin’de değil, Şanlıurfa, Çorum, Balıkesir, Ayvacık ve Kastamonu’da da bir anda ortaya çıkan hortumlar ve fırtınalar büyük hasara yol açmaktaydı.

– Bangladeş’te sel felaketi: En az 90 ölü. Nepal’de etkili olan muson yağmurlarının yol açtığı sel felaketinde ölü sayısı 50’ye yükseldi. Japonya’da toprak kayması oldu. Litvanya’da kuraklık alarmı verildi…

– Türkiye’nin geleneksel “tahıl ambarı” ya da “ekmek sepeti olarak adlandırılagelen Konya Ovası’nda Mayıs ayı, son 20 yılın en kurak ayı olarak geçince tahılda büyük rekolte düşüşü yaşandığı Temmuz’da ortaya çıktı. İzmir’de etkili olan bunaltıcı sıcaklarsa pazar tezgâhlarındaki sebze ve meyvelerin yamru yumru olmasına, ürünlerin çabucak deformasyon geçirmesine yol açıyordu.

– Karar alıcılar yani siyasetçiler ise ölümcül bir sessizlik durumunu koruyor, mabut gibi duruyorlardı. Tıpkı Sibirya’da “tropikal” görüntüsü dolasıyıyla selfie çekmek isteyenlerin (yani özçekinimcilerin) büyük ilgisine mazhar olan, ama aslında bir termik santralin küllerinin boşaltma alanı olduğu için öyle ilginç bir görünüme bürünen “türkuaz gölü”nü ziyaret için oraya üşüşen turistler gibi duruyor, ya da yaşanmakta olan krizden bihabermişçesine, fosil yakıtlar yani kömür-petrol- gaz yüzünden birbirine giriyor, birbiriyle didişip duruyordu.

– Bu meyanda, Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki doğalgaz sondaj çalışmaları nedeniyle Ankara’ya birçok alanda yaptırım uygulanması kararı alırken, Türkiye, Akdeniz’in doğusuna gaz ve petrol –ya da daha fiyakalı bir terimle hidrokarbon – aramak ve derinlerde sondaj yapmak üzere dördüncü bir gemisini gönderme kararıyla bu karara karşılık veriyordu.

– ABD’de Beyaz Ev’den, yani başkanlık makamından yapılan bir açıklamada, Rusya’dan S-400 savunma sistemleri satın alma kararından sonra Türkiye’nin artık ABD’den F-35 saldırı uçakları satın alma ve bunların parçalarını imal etme programının bir parçası olmayacağı belirtiliyordu. ABD’nin önde gelen savaş uçağı ve savaş malzemeleri üreticisi Lockheed Martin şirketi, Türkiye’de ürettiği parçaları artık ABD’de üretmeye başlayacağını tam bu sırada açıkladı.

– Ortadoğu bölgesinde hiçbir zaman eksikliği hissedilmeyen savaş rüzgârları Temmuz’da da ürkütücü bir hızla esmeye devam etti. Libya’da ülkenin batısındaki BM destekli güçlere karşı ülkenin doğusunu kontrol altında tutan Libya “Ulusal Ordusu” Komutanı Halife Hafter güçlerinin Türkiye’yi “düşman ilan ettikleri” yönünde açıklama yaptığı günlerde, Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri, 1 milyonu aşkın sayıda Uygur Türk’ünü tutuklayarak zorla toplama kamplarına gönderen Çin’e sert tepki gösterirken, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Uygurları gündeme getirmesi üzerine Çin’in bu konuda Erdoğan’a bir davette bulunduğu söylendi.

– Kuzey Kore’ye geçerek burada “büyük lider” Kim Jong-un ile el sıkışan ABD Başkanı Trump böylece bir “ilk’e imza” atarken, Brexit’in önde gelen savunucularından, Londra’nın eski Belediye Başkanı Boris Johnson İngiltere’nin yeni başbakanı oldu.

– İtalya kıyılarında resmî yetkililerin yardım etmeyi ve ülkeye girmelerini reddettiği –Libya’dan gelen– 53 göçmeni kurtaran geminin genç kadın kaptanı Carola Rackete’nin, İtalya’da gözaltında geçirdiği günler sırasında  Libya başkenti Trablus’ta gardiyanların, bir gözetim merkezine yönelik hava saldırılarından kaçmaya çalışan göçmenlere ateş açtığı söyleniyordu. Bazıları çocuk 50’den fazla mültecinin öldürülmesi olayı, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet tarafından doğrudan savaş suçu olarak nitelendirildi.

– Meksika’da kamyon kasasında günlerce aç ve susuz tutulan 150 göçmen bulundu. Kayıt dışı mültecilerin İstanbul’dan çıkarılması kararı ve savaşın olanca hızıyla devam ettiği Suriye’ye geri gönderilmesi ise yine Temmuz ayında vuku buldu.

– İnternet sitesinde kendisini “bağımsız, tarafsız düşünce ve yayın kuruluşu” olarak tanıtan Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı SETA’nın “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları” başlıklı raporu, bir zamanların gözde tabiriyle “dış mihraklar”la işbirliği yapan “işbirlikçiler” hakkında “fişleme” yaptığı gerekçesiyle medyanın ve sivil toplumun büyük tepkisini çekerken, İfade Özgürlüğü Derneği’nin “Engelli Web 2018” raporuna göre Türkiye’de 2018 sonu itibariyle erişim engeli bulunan web sitesi sayısının en az 245 bin 825 olduğu açıklandı.

– Temmuz ayı hem ülkede, hem de dünyada “sıcak ve yağışlı” havalarda geçti.

AĞUSTOS

– Ağustos Ayında dünya yüzündeki 1.3 milyarlık Katolik âleminin başı, Katolik Kilisesi lideri Papa Françesko’nun dualarının konusu Amazonlar’da devam eden korkunç orman yangınlarıydı. Brezilya Uzay Araştırmaları Enstitüsü’nün (INPE), sadece 2 günde bin 663 yeni yangının başladığını duyurduğu bu yağmur ormanı, dünyanın candamarı, akciğeri ve hatta kalbi olarak nitelendirilmekteydi. Hayatın temel dayanağı olan biyoçeşitliliğin en büyük kaynağı, tüm güney Amerika’nın hava ve su akımlarının düzenleyicisi ve iklim yıkımına karşı en büyük “kale”lerin belki de birincisi olan Amazon yağmur ormanları, barındırdığı sayısız hayvanı ve içinde binlerce yıldır yaşayan yüzlerce insan kabilesini mahva sürükleyecek şekilde haftalar boyunca yanacaktı.

– Eleştirilerin odağında olan Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, yangınları “hükümeti zor durumda bırakmaya çalışan çevre örgütlerinin çıkarıyor olabileceğini” iddia ediyordu etmesine ama Fransa ve İrlanda’nın, sonra da Avrupa Birliği’nin – Brezilya’nın da aralarında olduğu Güney Amerika Ortak Pazarı ülkeleriyle ticaret anlaşmasını bloke etme uyarısının ardından orduyu Amazon yağmur ormanları konusunda teyakkuza ve nihayet biraz harekete geçirdi. Bolsonaro ordunun yedi farklı eyalette savaş uçaklarına yanan ormanlara su dökmesi için yetki verdi ve 44 bin asker gönderdiğini açıkladı.  Nihayet!

– Bolsanaro’nun çevreciler tarafından çıkarıldığını söylediği, çevrecilerinse büyükbaş hayvan yetiştiricisi çiftçilerce bu hayvanlara mera alanı açmak için kasten yaktığını söyledikleri ormanların azalması oranında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 82 gibi muazzam bir artış yaşandığı bir gerçekti. Dünyanın atardamarları, akciğerleri ve kalbi yanıyordu!

– Gene Ağustos’ta Bolivya Amazon’larında 700 bin hektarlık orman alanı yanarken, Brezilya sınırları içinde  bu yılın başından bu yana 2 milyon hektar orman yandığı açıklandı. ABD’nin kuzey kutbuna en yakın bölgesi Alaska eyaleti’nden Akdeniz ve Ege denizlerinin limanları İzmir, Muğla, Marmaris’e, ayrıca Türkiye’nin orta, güney ve doğu bölgeleri Uşak, Kars, Gediz, Hatay’da, ve ayrıca dünyanın birçok bölgesindeki ormanlar, içindeki canlılar ile birlikte cayır cayır yandı Ağustos’ta.

– İzmir Karaburun yangını özellikle dikkat çekici ve yürek yakıcı özellikler gösteriyordu. Bu yangında Türk Hava Kurumu (THK) uçaklarının yangınla mücadelede  35 yıldır ilk kez kullanım dışı olduğu duyuruldu. Otuz beş yıldır Orman Bakanlığı’nın uçakla yangın söndürme ihalesini alan THK, 2019’da bakan tarafından geri çevrilmişti. Uçakların hazır olmadığı bakan tarafından ısrarla vurgulanıyordu ama uçakların hazır olduğu da ısrarla dile getiriliyordu.  Sonuçta, kimi helikopterler devreye girdiyse de, onlar da gece uçuşu yapamıyorlardı. Yine sonuçta herkes eli kolu bağlı bir şekilde yangınları izledi.

– Asıl şaşırtıcı olansa, İzmir yangınında ne kadar ağaçlık alanın yandığı konusunda karşımıza çıkan birbirinden çok farklı rakamlardı. İzmir’in Karabağlar ilçesinde başlayıp Seferihisar’a sıçrayan yangına ilişkin konuşan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yaklaşık 500 hektarlık alanın “zarar gördüğünü” yani – daha net bir Türkçe ile – yandığını bildirdi.

– İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ise, yanan alanın 500 hektar değil, 5 bin hektarın üzerinde, yani bakanın söylediğinin 10 katı olduğunu açıkladı! TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu ise yanan alanı bir basamak daha yükselti ve bir hafta içinde İzmir’de gerçekleşen orman yangınlarında toplam 6 bin 500 hektarlık alanın yanarak yok olduğunu açıkladı! Yani bakanın verdiği rakamın tam 13 katı!

– İzmir için uğursuz bir Ağustos olduğu kesindi! Orman Genel Müdürlüğü’nden alınan verilere göre ise sadece son bir ayda, bin 244 futbol sahası büyüklüğünde ormanlık alan yanmış, bitmiş, kül olmuştu! İşin bir başka tuhaf tarafı da bu büyük yangının sebepleri arasında küresel ısıtmaya, iklim krizine değinen kimse olmaması idi.

– Ağustos ayında cehennem ateşleri yanı sıra Nuh tufanları da gırla idi. Samsun’da, İstanbul’da insanlar sel sularına kapılıp hayatlarını kaybederken, Hindistan’da aşırı yağışlar sonucu oluşan selde, 5 eyalette 58 kişi ölüyordu. Myanmar’da ise 2 ay içinde 5 eyalette 58 kişi canını kaybederken, 10 bin kişi sel bölgelerinden zor bela tahliye edilmişti. Maddi kayıplarsa muazzam miktardaydı.

– Asıl ilginç hikâye ise İngiltere sahillerinde yaşanıyordu: İklim aktivisti Greta Thunberg Birleşmiş Milletler’de yapılacak iklim zirvesine katılmak üzere İngiltere’nin Plymouth kentinden New York’a doğru yola çıktı. Fosil yakıt tüketmeyen yelkenlide tuvalet de, duş da yoktu.  Saatte 46 kilometre hızla seyahat eden yelkenlinin bu yolculuğu iki haftada zorlu şartlar altında tamamlandı ve Greta’yı New York’ta coşkulu bir kalabalık karşıladı.

– Ülkenin diğer ucunda ise, Teksas eyaletinin El Paso kentindeki bir mağazada düzenlenen silahlı saldırıda 20 kişi öldürüldü, bunun üstünden daha 24 saat geçmeden  bu sefer Ohio eyaletine bağlı Dayton kentinde silahlı bir kişi, dokuz kişiyi öldürdü. Başkan Trump, otomatik silahların bakkaldan satın alınmasının yasaklanmasını değil, insanların idam edilmesini istiyordu!

– Libya’nın Trablus merkezli hükümeti, General Halife Hafter’in birliklerinin onlarca kişinin hayatını kaybettiği bir hava saldırısından sorumlu olduğunu duyururken, Suriye’nin Şam yönetimi, 1 Ağustos’ta İdlib’de varılan ateşkesi tek taraflı sona erdirdi. Bunun ardından, Esad rejimi ile Rusya’nın ortak saldırılarının başlamasıyla onbinlerce sivil Türkiye sınırına doğru dehşet içinde kaçtı.

– Afganistan başkenti Kabil’de bir düğün salonuna IŞİD’in üstlendiği bir intihar saldırısında 63 kişi hayatını kaybetti. Hindistan’ın Keşmir’in özel statüsünü kaldırma hamlesi sonrasında her iki taraftan yapılan açıklamalarla ortalık daha da gerildi.

– Akdeniz’den kurtardığı göçmenlerle 17 gündür denizde bekletilen İspanyol yardım gemisi Open Arms’ın sahillerine yanaşmasına izin vermeyen  İtalya Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı sağcı Matteo Salvini ile İspanyol makamları arasındaki gerginlik de yine Ağustos ayının gerilim dolu haberler hanesine ekleniyordu.

– Türkiye’nin gündeminde ise Kaz Dağları gerginliği vardı. Çanakkale’nin merkeze bağlı Kirazlı Köyü yakınlarındaki altın ve gümüş madeni projesini yürüten Kanada menşeli Alamos Gold’un maden projesine tepki gösteren on binlerce kişi Kaz Dağları’nda bir araya geldi.

– Ağaç kesimleri ve kazılar hızlı bir şekilde sürerken, şirket CEO’su tesisin dünya standartlarında olduğunu, siyanürün altın için elzem olduğunu, kendilerini davet edenin de Türkiye hükümeti olduğunu rahat bir dille her yerde ifade ediyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise “maden sahası ile ilgili yapılan tartışmaların bir manipülasyon olduğunu” iddia ediyor, “bir eksiklik varsa gereğinin yapılmasını” istiyordu.

– Türkiye yasama yılının başlangıcında En az 43 baro ve 20 Yargıtay üyesi Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı sarayında ya da külliyesinde yapılacak törene bunun “yargının yürütmeye biat etmesi anlamına geleceği” gerekçesiyle katılmayacağını açıkladı. Bu reddin Türkiye’de yargının yürütmeye biat etmesini önleyip önlemediği ise anlaşılamayacak, özellikle yılın son haftasında görülen Kavala/Gezi davasında AİHM kesin kararına uymayı reddeden mahkeme örneği ile kafalar büsbütün karışacaktı.

– Ağustos ayı sonundaki son “olaylar”da 31 Mart’taki yerel seçimlerden önce görevlerinden uzaklaştırılan 94 belediye başkanından 41’inin, toplam 237 yıl, 237 ay, 171 gün hapis cezasına çarptırıldığı günlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Diyarbakır’a yaptığı ziyaretinde, yerlerine kayyım atanan Mardin ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanları Ahmet Türk ve Selçuk Mızraklı ile bir araya geliyordu. Doktor Mızraklı yılın son günlerinde “silahlı terör örgütüne üyelik ve yardım” suçlamasıyla tutuklanıp hapse konacaktı.

– Ağustos 2019 böylesi olaylarla, William Faulkner’ın ünlü güney gotik/modernist romanı Ağustos Işığı’nı andırıyordu dense yeriydi doğrusu.

EYLÜL

– İsveçli aktivist Greta Thunberg 2018 Ağustos’unda İsveç başkenti Stockholm’de parlamento önünde tek bir kişi olarak başladığı eylemi, karbon ayak izi bulunmayan yelkenli tekneyle Okyanus’u boydan boya aştıktan sonra 2019’un Eylül ayında Amerika  kıtasında yüzbinlerce eylemcinin katılımıyla devam ettirdi. New York’ta düzenlenen birçok etkinliğe katılan “Grevci” Greta yeryüzünün en büyük iklim inkârcılarından biri olan ve ABD’yi Paris iklim anlaşmasından çıkma sürecine giren tek ülke yapan ABD Başkanı Donald Trump’a iklim değişikliği konusunda dünyanın tüm bilim insanlarına kulak vermesi uyarısında bulunmayı ihmal etmedi.

– Çünkü bilim buz gibi bir gerçek olarak, görmek isteyen herkesin gözü önünde sarsılmaz bir netlikte duruyordu zaten. Birleşmiş Milletler’in dünyada bir araya getirdiği en büyük bilimsel heyet olan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) “Özel 1,5 derece” başlıklı yeni raporuna bakmak yeterliydi. Rapor, iklim değişikliğinin buzulları eritmesi sebebiyle 2100 yılına kadar deniz seviyesinin yaklaşık bir metre yükselebileceği, deniz seviyesindeki yükselmenin dünyanın tüm sahil kentlerini derinlemesine etkileyeceği, şiddeti ve sayısı çok artacak tayfun, fırtına ve kasırgaların sahillere yakın yerleşim bölgelerinde büyük tahribata yol açacağı öngörüsünü yapıyordu.

– Eğer Dünyalılar, iklim krizinin karşısında bir an önce harekete geçmezse  önümüzdeki on yılda gerçekleşecek iklim felaketlerinden bu durumdan en az sorumluluğu olan en yoksul kesimler en ağır bedeli ödeyecekti. Bahamalar’ın ardından Georgia ve Güney Carolina eyaletlerini vuran Dorian kasırgasında hayatını kaybeden 7 yaşındaki Lachino Mcintosh gibi.

– O yüzden çocuklar bir kez daha küresel iklim grevine gitti. İklim hareketi tarihinin en büyük eylemlerinden biri gerçekleştirilmekteydi. Globalclimatestrike.net sitesine göre, dünyanın 185 ülkesinde, 73 sendika, 820 sivil toplum kuruluşu, 3000 küsur şirket ve 8500 websitesinin katılımıyla 6100’ün üzerinde etkinlik ve eylem düzenlendi.

– 20 Eylül’de başlayan eylem haftasının son günü, yani 27 Eylül Cuma günü sadece Yeni Zelanda’da 170 bin kişi (ülke nüfusunun %3.5’u) iklim grevlerine katıldı. 20 Eylül’de Türkiye’de 20 şehirden 10 bin kişi sokaklara çıktı, 40 bine yakın öğrenci de iklim krizine dikkat çekmek için okullarında grev yaptı. 20 -27 Eylül Cuma günlerini içine alan 8 günlük uzun grev haftasında çocuklar ve gençlerin yanı sıra ebeveynler, nine ve dedelerin de katılımıyla resmi tahminlere göre 7 buçuk milyon dünya vatandaşı dünya sokaklarına dökülmüştü. Stockholm Direnç Merkezi’nin eski yöneticisi Potsdam İklim Araştırmaları Merkezi’nin yeni yöneticilerinden İsveçli bilim insanı Johan Rockström’e göre muhtemelen dünya tarihinin en büyük kitlesel gösterilerinden biri, belki de birincisi gerçekleştirilmişti.

– Çocuklar grevlerine davet ettikleri yetişkinlerle beraber sokaklarda iklim adaleti talep ederken, karar alıcılar kapalı kapılar ardında bir türlü alamadıkları kararlar konusunda tartışmaya devam ediyordu. Brezilya Cumhurbaşkanı “yüzbaşı testere” Bolsonaro, “Amazonlar’ın dünya mirası olduğu bir yanılgıdır” derken, ABD Başkanı Donald Trump, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda “Gelecek küreselcilerin değil, vatanseverlerindir” şeklinde şovenliğin doruğuna çıkan ve duyana Führer ile Duçe’yi “yâd ettiren” mesajıyla konuşmasına başlıyordu.

– Hakkında azil (yani görevden alınma) sürecinin başlatılmasına neden olan ve kendisine siyasi menfaat sağlamak üzere devlet olanaklarını kullanma iddiasının delilini oluşturan, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ile yaptığı 25 Temmuz tarihli telefon konuşmasının dökümü yayınlanan ABD başkanının ülkesinde rastgele silahlı saldırılar devam ediyordu.  Teksas eyaletinde, AVM’den satın alınmış son model yarı otomatik silahların kullanıldığı bir saldırıda en az yedi kişi yaşamını yitirdi.

– Sivil saldırıların, iç çatışmaların, uluslararası savaşların bini bir paraydı. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, Yemen’de Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun hastaneleri, pazar yerlerini, sivil yerleşimleri ayırd etmeksizin vurduğu hava saldırılarından sadece birinde 100’den fazla kişinin öldüğünü duyurdu. Suudi Arabistan’a ait dev devlet petrol şirketi Aramco’ya ait iki büyük tesise büyük saldırılar düzenlendi.

– İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Lüksemburg’da Başbakan Xavier Bettel ile ikili görüşmesi sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlamak için podyuma çıkmazken, İngiltere’de yüksek mahkeme, Başbakan Boris Johnson’ın parlamentoyu beş hafta süreyle askıya alma kararını hukuka aykırı buluyor, iptal ediyordu. Johnson, Britanya parlamentosunda önayak olduğu 6 oylamanın 6’sını da kaybetmesine, en büyük dünya sorunu iklim krizine ilişkin tek kelime etmemesine, BBC’nin geleneksel liderler sohbeti yayınına katılmayan tek siyasi lider olmasına, seçim vaadi olarak “Brexit”ten başka bir vaatte bulunmamasına, özel hayatına ve kamusal konulara ilişkin pek çok konuda yalanlarının kamuoyu önünde ortaya çıkarılmasına rağmen, yıl sonunda yapılan genel seçimde Muhafazakâr parti lideri olarak tarihi bir zafer kazanacak, İşçi partisine de büyük bir hezimeti tattıracaktı.

– Eylül ayı, şiddetin, sahtekârlığın, milliyetçilik ve habasetin yanı sıra dünya çapında bir gençlik isyanına da sahne olmuştu.

EKİM

– Yaşanmakta olan krizin ismi iklim kriziydi. Bu krizin ana sebebi dünya üzerindeki bir avuç zenginin elinde bulunan 20 küresel şirketti. Bu gerçekler, İngiltere’de yayımlanan Guardian gazetesinin iklim araştırmaları kuruluşlarının verilerine dayanarak hazırladığı ve Ekim ayında interaktif grafiklerle birlikte yayınladığı kapsamlı dosyada yazıyordu. Küresel karbon emisyonlarının üçten birinden fazlasından 20 dev fosil yakıt şirketi sorumluydu.

– Bu gidişata dur demek için de insanlar gittikçe artan sayılarda sokağa çıkmaya devam ediyordu. Greta Thunberg’in tek başına başlattığı eylem, milyonların katıldığı bir kitlesel harekete dönüşürken, Extinction Rebellion (Yokoluş İsyanı) adlı çevreci grup da Britanya’daki bir dizi sivil itaatsizlik eyleminin ardından Ekim’de dünyanın dört bir yanında iki hafta boyunca sürecek iklim eylemlerine başladı. İngiltere, Hollanda, Avustralya, Yeni Zelanda gibi dünyanın birbirinden farklı yerlerindeki ülkelerde çok sayıda eylemci gözaltına alındı.

– Yokoluş İsyanı aktivistlerine göre, krizden bihaber gündelik hayatın akışını durdurmanın yolu barışçıl ve yaratıcı bir şekilde yürütülen sivil itaatsizlik eylemlerinden geçiyor. Bu itaatsizliğin bedeli de eylemlerin gerçekleştiği ülkelerin yasalarına tabi olarak gözaltına alınarak kendini belli ediyor. İsyan günlerinde, yaşı 90’lara dayanmış ihtiyarlardan, eski polis memurlarına, bebekli annelerden, üniversite öğrencilerine kadar birçok insan dünyanın dört bir yanında kendi istekleriyle gözaltına alınmaya başladı.

– Başkentlerde ulaşımın sağlandığı ana yolların kapatılarak şölenvari bir hale getirilen iklim eylemleri sayesinde gündelik hayatın akışı sekteye uğratıldı. Yerleşik medya organlarında büyük ölçüde es geçilen iklim krizi, bu eylemler sayesinde gündelik hayatın tam ortasında kendisini göstermeyi başardı.

– Türkiye’de iklim krizinin bir diğer cephesi olan ekolojik yıkım bölgelerinden gelen haberlerin odağında yine Kaz Dağları vardı. Çanakkale’ye bağlı Kirazlı Bölgesi’nde yaptığı altın madeni çalışmalarını yürüten Alamos Gold şirketi, bölgedeki yoğun ve kararlı protestoların ardı arkası kesilmeden sürdürülmesi sonucunda olsa gerek, süresi 13 Ekim’de sona eren maden arama ve işletme ruhsatlarının yenilenmediğini açıkladı.

– İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg, bu ay kendisine verildiği açıklanan İskandinav Konseyi Çevre Ödülü’nü kabul etmeyeceğini duyurdu. Çünkü “güzel sözler söylenmesi” yerine artık “somut eylemlerin hayata geçirilmesi” gerektiğini düşünüyordu.

– Bu ay dünyanın çok farklı ülkelerinde eşitlikçi adil toplum talep eden yüzbinlerin sokaklara dolup taştığı günlere tanık olacaktı. Örneğin, Şili’nin başkenti Santiago’da, metro ücretlerine yüzde 4  oranında 30 pesoluk küçük bir zammın protesto edilmesiyle başlayan gösteriler ülke geneline yayılarak, adalet ve eşitlik talepleri ile birleşiyordu. Şili’de milyarder başkan Piñera yönetimi OHAL ilan etse de haftalarca sürecek gösterilerin önüne geçemeyecekti.

– Gösterilerin ana sloganlarından biri “30 peso değil, 30 yıl” idi. Yani faşist diktatör Pinochet yönetiminin devrilmesinden sonra geçen 30 yılda uygulanmaya devam eden neoliberal “kemer sıkma” politikalarına karşı isyan ayyuka çıkmıştı artık. Başkent Santiago’nun en büyük meydanında yüz bin insanın fraklı-batonlu bir orkestra şefi yönetiminde bir ağızdan “birleşmiş bir halk asla yenilmez!” şarkısını seslendirmesi yalnız bu ayın değil, belki bütün yılın en çarpıcı olaylarından biriydi.

– Çok çarpıcı benzer bir olay da, Ortadoğu’da cereyan etti. Lübnan’da eşitlik ve adalet için sokaklara fırlayan onbinlerce protestocu, başkent Beyrut’un ana meydanında Beethoven’in 9. senfonisinin “Neşeye Övgü” bölümünü dev bir koro halinde seslendirmiş, üstelik Schiller’in şiirindeki  “neşe” sözcüğünü de kafiyeyi bozmadan Arapça özgürlük kelimesiyle değiştirerek terennüm etmişti.

– Irak’ın başkenti Bağdat’ta ülkedeki işsizlik ve büyük yolsuzlukları protesto amacıyla düzenlenen gösteriler silahlı şiddet kullanılarak bastırılmaya çalışılıyordu ama insanlar, içlerinden bazılarının hayatlarını kaybetmesine rağmen alanları bırakmıyordu. İran Sınır Muhafızları Komutanı korkudan sınırları kapatmıştı. Yoğun protestoların baskısıyla bir ay sonra Irak Başbakanı Abdülmehdi istifa etmek zorunda kalacaktı ama protestolar yılın sonuna kadar durmayacaktı.

– Ortadoğu’dan Doğu Asya’ya uzanan geniş bir alanda birçok yerde isyan vardı. Hong Kong’ta Pazar günü yasağa rağmen maskeli on binlerce protestocu demokratik yönetim talebiyle sokaklara çıkmış, Lübnan Cumhurbaşkanı Saad Hariri ise, ülkedeki kitlesel protestolar nedeniyle sonunda istifa etmek zorunda kalmıştı.

– Birleşmiş Milletler’in yardım kuruluşlarının bu yıl Akdeniz’de binden fazla sığınmacının yaşamını yitirdiğini açıkladığı günlerde, Tunus’tan yola çıkan yaklaşık 50 göçmeni taşıyan bir tekne İtalya’nın güneyindeki Lampedusa adası açıklarında, içerisinde 35 göçmenin bulunduğu bir başka fiber tekne de Balıkesir’in Ayvalık ilçesi sahillerinde battı.

– İnsanların canlarını kurtarmak için can havliyle kaçmaya çalıştıkları ülkelerden biri olan Suriye’de ise savaş 10. yılına doğru dolu dizgin yoluna devam ediyordu. Bu esnada ABD Başkanı Donald Trump, twitter hesabından yaptığı açıklamada Türkiye’yi, Suriye’ye düzenlenmesi muhtemel harekâtla ilgili tehdit ediyor, Alman hükümeti, Suriye’nin kuzeyine askeri müdahale hazırlığındaki Ankara’yı “gerilim artar, istikrarsızlık derinleşir, insani sonuçları vahim olur” açıklamasıyla uyarıyordu.

– Nihayetinde, Türkiye Hükümeti’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik “Barış Pınarı” adı verilen harekâtı başlatması dünya gündeminin ortasına bomba gibi düştü. Suudi Arabistan Krallığı Türkiye’nin Suriye’ye yönelik askeri harekatını sert bir mesajla kınadı. Almanya Başbakanı Angela Merkel Türkiye’den Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, Suriye’nin kuzeydoğusundaki operasyonu derhal sona erdirme çağrısı yaptı. Darbeci general Sisi’nin tek adam yönetimindeki Mısır da Arap Birliği’ni acil olarak toplantıya çağırdı.

– AB’den yapılan ortak açıklamada Türkiye’den Suriye’nin kuzeydoğusunda başlattığı harekâta derhal son vermesi istendi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı “Barış Pınarı desek de akan su değil, kandır” açıklamasını yaptı. Çin Dışişleri Bakanlığı Türkiye’ye, “doğru yola geri dönme” çağrısı yaparken, Rusya’nın Suriye temsilcisi Lavrentyev, Türkiye’nin kalıcı olarak Suriye’ye asker konuşlandırma hakkı olmadığını söyledi.

– Guardian gazetesinin Pazar günkü versiyonu olan Observer’ın yazarı Simon Tisdall, “Erdoğan hayal edilemeyeni başardı, Orta Doğu’daki tüm rakipleri birleştirdi” diyordu.

– ABD Başkanı Donald Trump’ın Barış Pınarı Harekâtı’nın başladığı gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yazdığı çok tuhaf mektupta, “Eğer bu işi doğru ve insani bir şekilde yaparsanız tarih de sizi iyi yazar. Eğer iyi şeyler olmazsa, sizi sonsuza dek hep bir şeytan olarak görürler. Sert adamı oynama. Aptallık etme! Seni sonra arayacağım” dediği öğrenildi. Türkiye’de üst düzey yetkililerden bir süre sonra yapılan tuhaf cevabî açıklamada ise bu mektubun “çöpe atıldığı” belirtiliyordu. Bazı medya organlarında bunun, dünya diplomasi tarihinde bir “ilk” olduğu yorumları da yapılmadı değil.

– Savaş yüzünden Türkiye’nin Suriye sınırındaki Mardin ili ilçelerinden Nusaybin nüfusunun üçte biri boşaltıldı, Ceylanpınar’da yaklaşık 50 bin insan ilçeyi terk etmek zorunda kaldı, BM Türkiye’nin operasyonları nedeniyle 190 bin kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını açıkladı. Etrafta kimyasal silah kullanımı tartışmaları vardı.

– Derken hızlı bir değişim yaşandığına tanık olundu. ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaptığı görüşme sonrası Suriye’de ateşkes sağlanması konusunda anlaşmaya vardıklarını açıkladı. Başkan Trump da hemen “Türkiye’den çok güzel haberler var. Teşekkürler Recep Tayyip Erdoğan. Milyonlarca insanın hayatı kurtulacak” şeklinde müjdeli ve neşeli tweetini attı ve ateşkes sağlandı.

– 9 Ekim’de başlayıp, 17 Ekim’de biten 9 günlük askerî operasyonda, Türkiye ve müttefiki Suriye Milli Ordusu, 60 kilometre uzunluğunda bir alanda aralarında Tel Abyad ve Ras-ul-ayn şehir merkezinin de bulunduğu 65 yerleşim biriminin kontrol altına alındığını açıkladı.  Erdoğan, 9 Ekim’den bu yana toplamda 4 Türk askeri ve 74 Suriye Milli Ordusu mensubu askerin hayatını kaybettiğini, 750 teröristin de öldürüldüğünü söyledi.

– Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin rakamlarına göre ise, taraflardan Suriye Demokratik Güçleri (SDF) mensubu 224 asker, Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu mensubu 183 milis ve 9 Türk askeri hayatını kaybetmişti. Operasyonun başlangıcından itibaren 9 günde 300 bin sivil yerini yurdunu, 72 sivil de bu dünyayı terketmişti.

– Ekim ayında dünyada hem ölüm, hem isyan vardı: İkisi birlikte kolkola kol geziyordu.

KASIM

– İklim krizinin ortasında bulunan yerküre 2019 yılının Kasım ayında da yeni rekorlar ve yıkımlarla şekillenmeye devam etti. Venedik’te yaşananlar bunun acı ama aynı zamanda komik bir örneğiydi. Dünyanın ve İtalya’nın en eski ve zengin şehirlerinden biri olan Venedik sular altında kaldı. Aşırı yağışlar nedeniyle deniz seviyesi 1966’dan bu yana en yüksek seviyeye yükselmişti. Tam bu sırada Veneto Şehir Meclisi’nde iklim değişikliğine karşı acil tedbir alınması konusunda bir dizi önerge verilmiş, ama sağcı-popülist partiler bunları külliyen reddetmişti. Toplantı sona erip herkes dağıldıktan sadece 2 dakika sonra Meclis’in o görkemli tarihî toplantı salonunu sel suları bastı. Hayat bir kez daha sanatı taklit etmişti. Krizin ne derece acil ve yakın olduğunu bir kez daha ortaya koyan bu olay çok ürkütücü olmasa, hani insanı güldürebilirdi bile.

– Bangladeş ile Hindistan’ı vuran Bulbul Kasırgası’nın neden olduğu afet ve kazalarda 26 kişi hayatını kaybederken, Güney Sudan’da sel nedeniyle ekim ayından bu yana çoğu çocuk ve yaşlı 70 kişinin öldüğü duyuruldu. Dünyanın en yoksul ülkelerinden biri olan ve iklim krizine neredeyse hiç düzeyinde katkısı olan bu ülkede yarım milyona yakın vatandaş iklim krizi yüzünden insani yardıma muhtaç durumdaydı. İklim adaleti ve hakkaniyet için protesto yapan aktivistler haklıydı.

– Fransa’nın güneydoğusu, İngiltere’nin orta ve kuzeyi ve Güney Afrika’da da durum benzerdi. Zimbabwe’de kuraklık korkulacak boyutlara ulaşırken, Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Meteoroloji Örgütü, atmosfere yayılan ve küresel ısınmaya yol açan sera gazı salımı yoğunluğunun 2018’de rekor seviyeye ulaştığı uyarısında bulunuyordu.  İstanbul’un ise kayıtların tutulmaya başlamasından bu yana tarihin gördüğü en sıcak Kasım ayını yaşamakta olduğu bildirilmekteydi.

– Türkiye’de Şubat ayında çevrecilerin tepkisi sonucu geri çekilen kömürlü termik santrallerin filtresiz bacayla çalışma süresini uzatan kanun teklifi yeniden meclis gündemine gelmiş, tarihi 12 bin yıl öncesine uzanan dünyanın en eski yerleşim yerlerinden Hasankeyf ilçesi, ömrü 50-60 yılı geçmeyecek bir barajın su tutmaya başlamasıyla ebediyyen sular altında kalmak üzereydi.

– Bir diğer trajik ama komik olmayan hadise ise, Gümüşhane’de yaşandı. Gümüşhane’nin 12 bin yıllık Dipsiz Göl’ü Roma lejyonunun definesini aramak için resmi izinlere sahip iş insanları tarafından yetkililerin gözleri önünde kurutuldu. Sonuç hüsran, bir o kadar da rezaletti. Hazinesiz dipsiz ve artık susuz gölün, geri dönüşümün mümkün olduğunu ileri süren başka yetkililer aracılığı ile taşıma suyla doldurmaya çalışmalarına tanık olundu.

– İstanbul’da ise ıspanak paniği yaşanmaktaydı. Esenyurt’ta aynı marketten aldıkları ıspanakları yedikten sonra onlarca kişi zehirlenme şüphesiyle hastaneye başvurdu. Olaya neyin sebep olduğu, farklı izah çabalarına rağmen öğrenilemedi.

– Gene İstanbul’da büyük bir trajedi yaşanmaktaydı. Fatih’te kapıya ‘Dikkat siyanür var’ yazılı bir not astıktan sonra intihar eden 48, 54, 56 ve 60 yaşlarındaki dört kardeşin yakınları 4 kardeşin büyük geçim sıkıntısından bahsetmekte, Hazine bakanı Berat Albayrak’ın ekonomi politikalarını eleştiren haber ve yazılara yönelik olarak da “Türkiye aleyhinde algı oluşturma” suçlamaları yapılmaktaydı.

– Hürriyet gazetesinde çalışan 43 gazetecinin evlerine tebligat gönderilerek işten çıkarıldığı günlerde, yazar, akademisyen ve gazeteciler Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları Yargıtay tarafından bozuldu.  Tahliye edilen Ahmet Altan hakkında yeniden yakalama kararı çıkarılarak kendisi önce gözaltına, sonra tekrar cezaevine konuldu. Altan’ın avukatı Figen Çalıkuşu: “Daha dün atanan mahkeme başkanının 3 yıllık dosyada tutukluluk kararı vermesi, hukuku çiğnemektir” diyordu.

– Kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü nedeniyle İstiklal Caddesi’nde polis şiddeti ile karşı karşıya kalıyordu. Dünyanın dört bir yanında olduğu gibi.

– Fransa’da geçen yıl akaryakıt zamlarını protesto amacıyla başlayıp hükümet karşıtı gösterilere dönüşen ve ülke çapına yayılan “Sarı Yelekliler” protestolarının 1. yıldönümünde sokakta göstericiler ve polisler çatışıyor, Hong Kong’da aylardır devam eden protesto gösterilerinde plastik mermi ve göz yaşartıcı gaza molotof kokteylleri ile cevap veriliyor, İran’da benzin fiyatlarına beklenmedik şekilde en az yüzde 50 zam yapılması nedeniyle insanlar sokaklarda protesto gösterileri düzenliyordu.

– Tam o günlerde, sekiz farklı ülkeden 60 uzman doktor, Wikileaks kurucusu, internet aktivisti Julian Assange’ın sağlık durumununa ilişkin bir mektup yayınladı. İngiltere İçişleri Bakanı’na hitaben kaleme alınan mektupta, Assange’ın, uzun süreli işkenceye varan kötü muamele sonucu ruh ve beden sağlığının ciddi şekilde bozulduğu tespit edilen gazetecinin acilen tedavi edilmezse cezaevinde ölebileceği belirtilerek alarm zili çalındı.

– Kasım ayının en güzel haberi yine iklim aktivisti gençlerden geldi. 29 Kasım’da yapılan 4. Küresel İklim Grevi ile dünyada milyonlarca öğrenci, hem 25. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP25) öncesi karar alıcılara krize acil müdahale çağrısında bulunurken, bir yandan da “Kara Cuma” olarak da bilinen tüketim çılgınlığını dünya çapında protesto etti.

– Kasım’da tüketim çılgınlığı da, hava kirliliği de,  iklim krizi de kaygı verici bir biçimde devam etti, ama dünyanın dört bir tarafında iklim, adalet ve eşitlik isyanları da olanca hızıyla devam edip gitti.

ARALIK

– Zaten her şey belli olmuştu: Bilim insanları açıkladı: 2019 tarihte yaşanmış en sıcak ikinci yıl oluyordu. Tarihteki en sıcak yedi yılın sıralaması da şöyle idi: 2016, 2019, 2017, 2015, 2018, 2014… 2020 ise yüzde 68 olasılıkla 2019’dan da sıcak olacaktı! Hepsi son yedi yıl içinde olmuştu. Yerküre ısınıyordu galiba!

– Aralık’ta ayrıca bilim insanları açık ve net bir şekilde uyardı: şu ana kadarki en geniş ölçekli çalışma sonucu iklim değişikliğinin de katkısıyla 50 yılda okyanuslardaki oksijen miktarı yüzde 2 düşmüştü ve bu durum  (insanlar da dahil olmak üzere) yüz milyonlarca canlının varlığını tehdit ediyordu. Tüm yaşamı da diyebiliriz.

– En çarpıcı açıklamalardan biri de Potsdam Enstitüsü başındaki ünlü iklim bilimci Johan Rockström’den geldi: İklim krizi için acil tedbirler alınmazsa, yani fosil yakıtların yakılması engellenmezse, yüzyıl sonuna varmadan 4 derecelik bir ısınmaya uğrayacak dünyada milyarlarca insanın, belki insan nüfusun yarısının, yani 4 milyar kişinin yokolması ihtimali vardı.

– Ne var ki, yeryüzünün bu belki de en büyük krizi konusunda genel olarak derin bir sessizlik hüküm sürmekteydi: Sessizluk! Belki daha da önemlisi, karar alma mevkiinde olan insanlardan “tık” yoktu. COP25 diye adlandırılan 25. iklim zirvesinde, iklimi felakete sürükleyen zengin ülkelerle dev enerji şirketleri her türlü gelişmeyi engelleyerek zirvenin tam bir fiyasko ile sonuçlanmasını sağladılar. Tek sevindirici gelişme iklim aktivistlerinin zirvenin yapıldığı Madrid’i 500 bin kişilik bir gösteri alanına çevirmesi oldu.

– Öte yandan, Dünya Sağlık Örgütü, aşırı sıcaklıklar, stres, sıtma ve kolera gibi hastalıklarla insan sağlığına doğrudan zarar veren iklim krizinin 21. yüzyılda en büyük sağlık tehdidi olabileceğini söylüyor, İspanya’daki BM İklim Zirvesi’nde dair açıklama yapan bilim insanları dünyanın geri dönüşü olmayan noktaya iyice yaklaştığını duyuruyordu.

– Avustralya’da kıta çapında rekor sıcaklar, muazzam yangınlar görüldüğü, bazı eyaletlerde koalaların üçte biri yanıp gittiği gibi, Türkiye’nin kuzeyindeki Karadeniz bölgesinde de kimsenin alışkın olmadığı orman yangınları peydah olmuştu. Kuzeyini yangınların götürdüğü ülkede güneyde de yüz yıldır görülmemiş seller sular ortalığı götürmekte, tarım alanlarını ve seraları büyük zarara uğratmaktaydı.

– Save the Children (Çocukları Koruyalım) adlı yardım kuruluşu, küresel iklim değişikliğinin olumsuz etkileri nedeniyle Doğu ve Güney Afrika’da en az  33 milyon kişinin gıda güvenliğinden yoksun olduğunu söylerken, Madrid’deki iklim zirvesi yarım milyon kişinin katıldığı iklim grevinin haricinde tam bir hayal kırıklığı olarak nitelendiriliyordu.

– Kamuoyunda tepkiye neden olan termik santrallere baca filtresi takılmasını erteleyen yasayı geri gönderen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, kanun teklifini kabul eden AKP milletvekilleri teşekkür etmişti etmesine ama bir başka ekolojik yıkım projesi bu sefer İstanbul’un kucağına bomba gibi düşmüştü: Kanal İstanbul!

– 2011 yılından bu yana gündemde olan Kanal İstanbul projesi hakkında “en büyük hayalim” diyen Erdoğan’a İBB başkanı Ekrem İmamoğlu  belediyenin Kanal İstanbul protokolünden çekildiğini ve bu projenin ekolojik, ekonomik ve siyasi olarak karşı çıkılması ve engellenmesi gereken bir yıkım projesi, bir cinayet ve ihanet projesi olduğunu olduğunu söylüyordu. Ayrıca, alelacele çıkarılan ÇED projesine karşı 10 günlük itiraz süresi içinde kitlelerin yetkili itiraz merci yerlerinde uzun kuyruklar oluşturarak karşı çıktığı görülüyordu.

– İstanbul Büyükada’da 81 atın ‘ruam hastalığı’ gerekçesiyle öldürülerek gömülmesi olayının ardından ‘Adalar’daki atlar sağlıksız koşullarda karantinaya alındı. Aktivistler ise belediye binası önünde atlar için yaşam haklarını talep etmek için kamp kurup nöbete başladı.

– Ordu’da evinin girişinde bir erkek tarafından bıçaklanan üniversite öğrencisi 20 yaşındaki Ceren Özdemir’in katlinin haberi akıllardan silinmemişken, İstanbul, İzmir ve daha bir çok şehirde kadınlar  Şilili kadınların, erkek şiddetini protesto etmek için düzenlediği ve dünyaya yayılan performansı “Las Tesis”i sergiliyor ve kimi yerde polis şiddetiyle karşılaşıp, gözaltına alınıyordu.

– Uluslararası Af Örgütü’nün yaptırdığı bir araştırmaya göre Türkiye’de toplumun yüzde  82,1’i ülkede temel hakların ihlal edildiğini düşünüyordu. Kasım 2019’da Türkiye’de yaşananlar da bunu kanıtlar nitelikteydi.

– Osman Kavala’nın “siyasi nedenlerle” ve “insan hakları savunucularını susturmak” amacıyla tutuklandığı sonucuna varan AİHM, Ankara’ya Kavala’nın “derhal serbest bırakılması” çağrısında bulundu. Fakat İstanbul 30. Ağır Ceza mahkemesi AİHM’in bu kararına rağmen tutukluluk halinin devamına hükmetmiş, hukukçu ve avukatların deyimiyle Türkiye’nin evrensel hukuk normlarıyla ilişkisini kesmişti. Kavala’nın avukatları açıklamalarında, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararını hiçe sayan İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi yeni bir hak ihlalinde bulunmuştur” ifadesini kullandı.

– Tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş’a kendi röportajının yer aldığı Evrensel gazetesi “devlet karşıtlığını artırdığı” ileri sürülerek verilmezken, Ali İsmail Korkmaz cinayetinde suçlu bulunan ve Gezi davasına müdahilliği kabul edilen polis Mevlüt Saldoğan müdahillik dilekçesinde “Ali İsmail Korkmaz’ın ölümünden beni sorumlu tuttular, mesleki itibarımı kaybettim” ifadelerini kullanıyordu.

– Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) arasındaki güvenlik ve askeri işbirliği mutabakat muhtırası yeni bir uluslarası gerilimi yaratmış, ABD Senatosu, Türkiye’ye yaptırım uygulanmasını da öngören 2020 yılı Ulusal Savunma Yetki Yasası’nı 86’ya karşı altı oyla kabul etmişti.

– ABD Başkanı’nın azil süreciyle ilgili ilk resmi oylamanın başladığı günlerde, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda öldürülmesiyle ilgili davada 5 kişi idam cezasına çarptırıldı. Karar kimseyi tatmin etmemiş, hatta adalet kavramıyla düpedüz dalga geçildiği yorumları sıkça dile getirilmişti.

– Irak’ta 1 Ekim’den beri çoğu silahsız 400’den fazla protestocunun ölümü Başbakan Adil Abdülmehdi’nin istifasını getirmiş, Çin’de yeni cep telefonu satın alan müşterilere cihazlarını yüz tanıma özelliğiyle kaydettirmeleri zorunluluğu getirilmişti.

– Aşırı sıcak iklim felaketi ve azgın savaş rüzgârlarının esmeye devam ettiği 2019 sonunda, yüreklere biraz olsun ferahlık verecek gelişmeler de vardı. Bunların en önemlisi, Urgenda adlı Hollanda aktivist örgütünün yıllar önce Devlete karşı açtığı davayı Hollanda Yüksek Mahkemesi önünde kazanmasıydı. Emsal niteliği taşıyan tarihî kararında Hollanda Yüksek Mahkemesi devletin 2020 sonuna kadar CO2 salımını en az yüzde 25 azaltması gerektiğini belirtti. Bundan azı, Hollanda vatandaşlarının insan haklarının ihlali olacaktı. Yani artık iklim eylemleri, evrensel insan haklarının ayrılmaz bir parçasıydı.

– İkinci önemli olay, Greta Thunberg’in gösterdiği medeni cesaretle bütün dünyaya örnek olduğu gerekçesiyle TIME dergisince “yılın kişisi” seçilmesi, Avustralya’da 13 yaşındaki Izzy’nin, yangından kaçıp Hawaii’de tatile giden kendi ülkesinin başbakanına meydan okuması, polisin zoruyla protesto alanını terk ederken “biz kazanacağız” pankartını yüksek tutmasıydı.

– Nihayet, ABD’nin çok ünlü, çok ödüllü oyuncu ve aktivisti Jane Fonda’nın yarım yüzyıllık eylemcilik geleneğinin sürdürmesi ve geleneğin son halkası olarak, Greta’da ve XR aktivistlerinden esinlenerek ABD’de hükümet binası önünde aylarca grev eylemlerine girişmesi, pek çok ünlü ünsüz insanın da kendisine katılması idi. Fonda son grevine 82. yaşgününde çıkacaktı.

– Aralık ayının son günlerinde 2019’da dünyada sıcaklığın dünya rekorları kırarak artması, kuzey ve güney kutuplarında buz(ul)ların rekorlar kırılarak erimesi, dünyanın belki de en büyük hayat kaynağı olan yeraltı sularının rekor hızla tükenmesi, dünyanın – hepsi de dolar milyarderi olan – en zengin 500 kişisinin sadece 2019 yılı içinde servetlerine 1,2 Trilyon dolar servet katarak dünya rekoru kırması ve 90 yıllık eşitsizlik rekorunu kırmaya koşması…

– Türkiye’de de Libya’da iç savaşın taraflarından biri lehine karadan, havadan, denizden asker ve mühimmat yollanıp ülkenin bölgede yeni bir savaşa sürüklenmesi, Marmara ile Karadeniz arasında tarih öncesi kadim Boğaz’a paralel yepyeni yapay bir kanal açılarak dünyanın en eski metropollerinden ve medeniyet merkezlerinden biri olan İstanbul’un üstünde duracağı bir ada yaratılması, memleket hapishanelerinde ülke ve belki de dünya rekoru kıracak sayıda yazarlar, çizerler, düşünürler, öğrenciler, gazeteciler, siyasetçiler yanı sıra dünya rekoru sayılacak 850 civarında bebek ve çocuk mahpus bulunması haberleri vardı.

2019 yılı işte böyle geçti…

08:02 Eduardo Galeano: Kadınlar / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Nereye Doğru: Cengiz Aktar’la Geleceğe Bakışlar

Nereye Doğru kayıt arşivi

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü / Oldies

10:30 – 11:00 Açık Yeşil / Ümit Şahin ve Ömer Madra / Hayatın, politikanın ve sokağın çevre ekoloji gündemi

Açık Yeşil kayıt arşivi

11:00 – 12:00 Metropolitika / Aysim Türkmen, Korhan Gümüş ve ve Murat Güvenç / Kent ve kentlilik üzerine tartışmalar

metropolitika20200101

Metropolitika kayıt arşivi

12:00 – 12:55 Midday Blues / Gün ortasında müzik arası / Ahmet Uncu

Coğrafyalardan ve türlerden bağımsız “günortası müzikleri” programı.

12:55 – 13:05 Yerdeniz Öyküleri – Tehanu / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak 2018’de aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü’nün dördüncü kitabına bir süre önce başladık. Ne zaman biter, orası hâlâ meçhul.

13:00 – 14:00 Tuna’nın Beri Yanı / Muammer Ketencoğlu / Balkan ağırlıklı etnik müzik

Romengo (Macaristan Çingene Müziği)

muammerketencoglu.com/

tunaninberiyani.blogspot.com/

facebook.com/ketencoglumuammer

facebook.com/muammerketencoğlu

***

Tuna’nın Beri Yanı – Romengo (Macaristan Çingene Müziği) – 1 Ocak 2020

14:00 – 14:30 Türlerin Yaşam Hakkı / Işıl Karaelmas / Gezegeni paylaştığımız canlıların özgürce yaşama haklarına dair her şey

turlerinyasamhakki01.01.2020rec27.12.2019

zz4

“Gezegeni paylaştığımız canlıların özgürce yaşama haklarına dair her şey” şiarıyla yola çıkan program; Türkiye ve dünyadaki hayvan hakları gündeminden, etik veganlık anlayışına; hayvansal ürünleri tüketmeyi bırakmaktan, sokak hayvanlarına yardım etmeye kadar faydalı insan yaklaşımları ve pratikleri üzerine.

twitter.com.türlerin.yaşam.hakkı 

pictosee.com/turlerinyasamhakki/

***

turlerinyasamhakki. Bugün (1 Ocak Çrş) konuğum primatlarla çalışan araştırmacı ve doktora

Bugün (1 Ocak Çrş) konuğum primatlarla çalışan araştırmacı ve doktora öğrencisi @aslihanniksarli_ : . 🐒Primat ailesinde kimler var; nerelerde nasıl yaşıyorlar? 🐒Nesilleri tehlike altında olan primat türleri ve karşılaştıkları tehditler (Palm yağı ve evcil hayvan ticareti) 🐒Bizler ne yapabiliriz? . Bugün saat 14.00’te 94.9 @acikradyo da.

14:30 – 15:30 Alla Turca / Ali Pınar ve Ersin Antep / Türkiye’den klâsik müzik yorumcuları ve bestakârları

www.facebook.com/alla.turca.5

instagram.com/allaturca2001/

***

zz4

TÜRK VALSLERİ EŞLİĞİNDE SANATÇILARDAN YENİ YIL MESAJLARI; ALLA TURCA’DA
94.9 Açık Radyo’da her Çarşamba günü saat 14.30’dan itibaren yayınlanan ve Ali Pınar ile Ersin Antep’in hazırlayıp sunduğu Alla Turca programında 1 Ocak’ta; Keman Sanatçısı Cihat Aşkın’ın 2019 yılında @kalanmuzikk etiketiyle yayınlanan ve ilgi gören “Türk Valsleri” albümü var. Birçok sanatçının yeni yıl mesajı da, müziğe eşlik edecek.

94.9 Açık Radyo’yu internet üzerinden online olarak dinlemek için; http://acikradyo.com.tr/stream/index.html

@cihataskin @askinensemble @ogzhnbalci #cihataşkın #cihataskin #türkvalsleri @acikradyo @muzikbilim @alipinarofficial #ersinantep #AliPınar #açıkradyo #AcikRadyo #radyo #klasik
@atilla.aldemir.10 @birsen.ulucan @bulent_evcil @ahmethamdizafer @canagurmen @_caner_akin_ @mansur.cem1 @cigdemiyicil @efrux @feryal_turkoglu @gokhanay1 @urbengokhan @nemethquartet @gulsinonay @hakanalitoker @hakansensoy1 @hande_dalkilic_pianist @mesutiktu @naciozguc @atalay_n @orcuncivelek @pelinhalkaciakin #rengimgokmen @selvaerdener @senfonimizikacilari @teyfikrodos #yeniyıl #yeniyil

15:30 – 16:30 Altın Saatler / Nuray Aydınoğlu, Elvan Cantekin, Argun Yum ve Gürhan Ertür / 17 Ağustos’u unutma

altinsaatler20200101

Altın Saatler kayıt arşivi

16:30 – 17:00 15 günde bir Çarşamba 16:30 – Çetin Ceviz / Otizme Yönelik Toplumsal Savunma / Deniz Yazgan

Otizm ve otizmlinin hayat rutinini, otizmin küresel, bölgesel ve yerel anlamlarını, otizmin hayata dokunuşlarıyla tartıştığımız bir program. Hepsi birbirinden farklı kıvrımlara, hacme ve şekle sahip olan cevizleri inceler gibi, farklılıkları farklılığı bilenlerle kurcalıyor, içinden ne çıkacağını merakla birlikte keşfediyoruz.

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı // Duygu Argın, Sanat Deliorman, Başak Yavuz, Levent Öget ve Ceyhan Usanmaz

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

gezegeningelecegi20200101

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

***

Aydın’da kuvars ve feldspat madenlerinin çıkarıldığı 25 maden ocağı çevreye ve insan sağlığına zarar veriyor

01 Ocak 2020
Fotoğraf: Evrensel

Aydın’ın Çine ilçesinde kuvars ve feldspat madenlerinin çıkarıldığı yaklaşık 25 maden ocağı çevreye ve insan sağlığına zarar vermeye devam ettiği söyleniyor.

Aydın’ın Çine ilçesinde kuvars ve feldspat madenlerinin çıkarıldığı yaklaşık 25 maden ocağı çevreye ve insan sağlığına zarar vermeye devam ettiği söyleniyor. İddialara göre maden ocaklarında çalışan işçiler soludukları zehirli toz yüzünden silikozis ve KOAH gibi hastalıklara yakalanırken, bölgede yaşayan insanlarda ise kanser hastalıkları artmaya başladı. Bununla birlikte toprakta biriken zehirli kimyasallardan dolayı hayvanlarda da çeşitli hastalıklar tespit edildi. Madenciliğin sadece Çineli emekçileri değil, Çine’deki bütün bir yaşamı etkilediğini söyleyen Çine Çevre ve Yaşam Platformu (ÇİYAP) sözcüsü Ahmet Uslu, buna karşı mücadele ettiklerini belirtti. Çoğu maden işletmesinin şehir merkezine yakın olduğunu ifade eden Uslu, “Bu işletmeler flotasyon yani madenleri ayrıştırma işlemi için kullandıkları çok zehirli maddeleri Çine Çayı ve Menderes nehrine akıtıyorlar. Bu kimyasallar içme suyunun kirlenmesine, balık ölümlerine neden olurken tarım arazilerine ve doğaya çok büyük zarar veriyor. Burada beslenen hayvanlarda çeşitli hastalıklar tespit edildi. Çine’de kanser ve guatr hastalığı gittikçe artıyor” dedi. Madenlerden dolayı hava kirliğinin yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Uslu, platform olarak daha önce maden işletmesinin yanına yerleştirilen hava ölçüm cihazına işverenin çuval geçirerek ölçümleri engellemeye çalıştığını belgelediklerini anlattı. Aydın Tabip Odası Başkanı Hakan Karagözlü, krizotil, aktinolit, tremolit, antofillit, krosidolit ve amosit minerallerin etkisi altında kalan insanların mide ve pankreas kanserlerinden ölüm oranları bu minerallerin etkisine maruz kalmayanlardan daha fazla olduğunun bilimsel çalışmalarla ortaya konduğunu söyledi. Son olarak Aydın’ın hava kirliğinin ciddi boyutlarda olduğunu söyleyen Karagözlü, “Arıtma tesisi kurmak ve çalıştırmak işletmelerin kâr oranını azaltıyor diye bizler hastalanmak, ölmek zorunda değiliz. Kapitalizmin icraatlarıyla doğa yok ediliyor, yağmalanıyor, ekolojik yaşam bozuluyor. Aydın Tabip Odası olarak çevre derneklerimizle, sivil toplum kuruluşlarımızla birlikte özellikle Ege bölgesinde yoğunlaşan ekolojik yıkıma karşı mücadele ediyoruz ve halkımızı bu mücadeleye ortak etmek için çalışıyoruz” diye konuştu.

“Küresel ısınma finansal şirketleri değersiz kılabilir”

İklim Haber’den Çisil Sevinç’in haberine göre, İngiltere Merkez Bankası (BoE) Başkanı Mark Carney, röportajında finansal hizmetlerin fosil yakıt yatırımlarını azaltma konusunda fazla yavaş kaldığını belirtti. Yatırımların azaltılması konusunda yaşanacak bir gecikme keskin bir küresel ısınma artışına neden olacak. Bankadaki görevi gelecek sene sona erdiğinde BM’nin İklim Değişikliği Özel Elçisi olacak Carney, BBC radyosuna küresel ısınmanın birçok finansal şirketi değersiz kılabileceğini söyledi. Greta Thunberg’ün konuk editör olduğu radyo programına konuşan Carney, “Gelecek 10 yılı da değerli ama yetersiz eylemlerle harcayıp harcamayacağımız endişe verici.” dedi. Carney’ye göre finansal sektör iklim değişikliğinin varlıklara olan risklerini ortaya koymak konusunda aşama kaydetti ancak bu süreç yeterince hızlı olmadı. Carney siyasal liderlere de acil bir şekilde  değişim çağrısında bulundu Carney, iklim değişikliğinden etkilenmiş bir dünyada varlıkların gelecekteki değerini belirleyebilecek güçleri olan kamu yatırımının ve finansal piyasaların değişime ihtiyaç duyduğunu söyledi.

En büyük tehdit iklim değişikliği

Almanya’da Bild gazetesinin kamuoyu araştırma enstitüsü INSA’ya yaptırdığı anket ilginç sonuçlar ortaya koydu. Katılımcılara dünyanın güvenlik ve istikrarı önündeki en önemli tehditlerin ne olduğu soruldu. En fazla üç tercihin işaretlenebildiği ankette vatandaşların %42’si küresel iklim değişikliğini en büyük tehditler arasında saydı.

Bakanlık Adrasan Koyu’nu betona boğacak

Birgün’den İsmail Arı’nın haberine göre, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Antalya Kumluca’daki Adrasan Koyu’nu yaklaşık 20 milyon TL harcayarak betona dökecek. Bakanlık, doğal güzelliği ile bilinen Adrasan’a “Gezi Teknesi Barınma ve Yanaşma Yeri” yapmak için proje hazırladı. Proje dosyasının Antalya Valiliği’ne sunulduğu belirtilirken ÇED süreci başladığı açıklandı. Proje dosyasında, “Projenin yapım tekniğinde, pek çok kıyı yapısında olduğu gibi, taş dolgu yöntemi kullanılacak” ifadeleri yer aldı. Proje için çeşitli büyüklüklerdeki ve ağırlıklardaki taşlarla yaklaşık 268 bin 490 ton dolgu yapılacak. Projede beton kaplama yöntemi ile beton kalıplar kullanılacağı da belirtildi. Projenin büyüklüğüne ilişkin ise “303 metre uzunluğunda bir ayrık dalgakıran, bu dalgakıranın kara tarafında 270 m uzunluğunda ve -5 metre derinliğinde bir rıhtım yapılacak” ifadelerine yer verildi. Yapılması planlanan projenin doğusunda ve güneyinde birinci derece doğal sit alanı sınırları yer alıyor. Proje dosyasında liman alanın doğusunda ve güneyinde Beydağları Sahil Milli Parkı sınırı bulunduğu belirtilerek, “Bu sınır, kıyı kenar çizgisi ile yapılacak olan kazıklı iskele yapısı arasında kalmakta ve su yüzeyi alanı. Yapılacak yapılar Beydağları Sahil Milli Parkı sınırı içine girmemekte. En batıdaki 184 metre uzunluğundaki kazıklı iskelenin güneybatı ucu ile sınır yan yana konumunda” denildi.

Programı Kanal İstanbul Projesi’nin ÇED Raporuna itiraz dilekçeleri için son günün yarın olduğunu hatırlatarak veda edelim. 2 Ocak’a kadar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na veya İllerdeki Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine müracaat ederek rapora itiraz edebilecek.

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Eser Epözdemir – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Açık Dergi Çarşamba Oyun Arası / Emre Gümüşer

Muhtelif tiyatro müziği örneklerine kulak atıp, oyunlar arası bir yolculuğa çıkıyoruz.

Açık Dergi Çarşamba Her ayın son Çarşamba akşamı 18:30 – Fasikül / Aylık Özgür Sinema Gündemi / Ekrem Buğra Büte

Sinemada ifade özgürlüğünün önündeki engeller ve bunlara karşı geliştirilen yaratıcı çözümler Fasikül’de raporlanıyor ve muhtelif aktörlerle değerlendiriliyor.

Açık Dergi Çarşamba 15 günde bir Çarşamba 19.00 – Küçük Düşünürler Topluluğu / Özge Özdemir

Küçük Düşünürler Topluluğu programı, felsefeci ve eğitmen Dr. Özge Özdemir’in kolaylaştırıcılığında çocukların bir soru ya da kavram üzerine felsefi tartışma yürüttükleri bir tartışma programı. İki haftada bir biraraya gelen 12 yaşındaki felsefeciler nitelikli düşünme ve yargıda bulunma becerisinin nasıl geliştiğini hep birlikte işliyor.

Açık Dergi Çarşamba 18:50 Tasarım Sözlüğü (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Muğlak Standartlar Enstitüsü

Muğlak Standartlar Enstitüsü’nün uzun süredir üstünde çalıştığı ve memlekete özgü tasarımsal terim ve icatların derlendiği müstesna Tasarım Sözlüğü’nün maddeleri Enstitü üyelerince her Çarşamba akşamı birer maddeyle radyoda seslendirilmeye başlıyor.

Açık Dergi 19:30 Çıplak Ayakla Dans (Açık Dergi’de yeniden köşe, 15 günde 1) / Hazırlayanlar: Duygu Güngör ve Mihran Tomasyan

Çıplak Ayaklar Kumpanyası bu yayın döneminde yeni konu ve konuklarıyla aramıza dönüyor. Tezahür programıyla dönüşümlü olarak.

Çıplak Ayakla Dans kayıt arşivi

Açık Dergi 19:30 Tezahür (15 Günde 1) / Hazırlayan: Gülin Dede Tekin / İstanbul tiyatro hayatı üzerine gündelik konuşmalar

tezahur20200101

Tiyatro dünyasından haberler, röportajlar, yeni oyunlar, güncel meseleler. Artık Salı değil Çarşamba akşamları. Çıplak Ayaklarla Dans’la dönüşümlü.

Tezahür kayıt arşivi

Açık Dergi 19:30 Yerden Yüksek / Çocukların Mekân Algısı ve Mekânsal Hakları / Gizem Kıygı

Değişen kentsel ve kırsal mekânlarda çocuıkların mekânlarda nasıl varoldukları ve mekânı nasıl algıladıklarını ve bu konuda yapılan çalışmaları konuşuyoruz. Her bölümde bir araştırmacı-uzman konuk yayına eşlik ediyor.

instagram.com/yerden.yuksek94.9/?hl=tr

medium.com/yerdenyüksek

Açık Dergi Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı / Yıldırım Arıcı Anısına / Eser: Bilge Karasu / Okuyan: Eraslan Sağlam

metis izniyle. açık radyo prodüksiyon. / okuyan eraslan sağlam / müzik scaramouch

20:00 – 21:00 Ay’da Caz (Yeni program) / Caz tarihinde bu ay / Hazırlayanlar: Nazlı Toprak ve Leyla Diana Gücük

Caz tarihinde o ay doğan-ölen müzisyenler, çıkan albümler, önemli olayların işlendiği bir caz programı

21:00 – 22:00 Akdeniz Güneşi / Müzikli Akdeniz Turu / Tolga Esmer

Akdeniz’in cazla buluştuğu radyo programı. Tabii Akdeniz kültürünün katı sınırlardan hoşlanmadığı düşünüldüğünde caz dışındaki müzik türlerine ve Akdeniz dışından, yüreği Akdeniz güneşiyle ısınmış müzisyenlere de yer veriyor. Bu yayın döneminde çarşamba akşamları saat 21.00’de.

22:00 – 23:00 Ayın Karanlık Yüzü / Yosi Falay / Bir albüm

23:00 – 24:00 Caz Portreleri / Mustafa Aykın / Ayrıntılı caz tiplemeleri

24:00 – 01:00 Beton Orman / Da-Frogg Eyez /  Reggae, Dub ve alt türleri

8 yıl aradan sonra Beton Orman, Reggae, Dub ve alt türlerinin pozitif titreşimlerini yaymak için döndü.