You are currently browsing the monthly archive for Şubat 2019.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi: 5 Kasım 2018 – 5 Mayıs 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/2/28

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak, Emre Gülşer

AcikGazete01.03.2019

Açık Gazete kayıt arşivi

***

Günün Sözü

“İhtiyar adamın vücuduma koyduğu o şeyi çıkarmanızı istiyorum.”

Arjantin’de büyükannesinin partnerinin defalarca cinsel istismarına uğrayan, iki kez intihara teşebbüs eden ama bebeğinin aldırılmasına izin verilmeyen 11 yaşındaki kızın, psikologdan ricası. (Guardian)

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Cuma Sezin Öney’le Seyyare: Türkiye ve Dünya Olayları Arasında Paralellikler, Karşılaştırmalar

Seyyare20190301

Seyyare kayıt arşivi

09:30 – 10:00 Cuma Alp Ulagay ile Spor

Spor20190301

10:00 – 10:30 Duman / Yazan: Ivan Sergeyeviç Turgenyev / Okuyan: Eraslan Sağlam / İş Bankası Kültür Yayınları

Açık Radyo’da klasik edebiyat okumaları / İvan Sergeyeviç Turgenyev 200 yaşında

10:30 – 11:00 Tohumdan Hasada Ekolojik Yaşam / Leyla Aslı Ünlübay

TohumdanHasadaEkolojikYasam20190301

facebook.com/bugdaydernegi/

Tohumdan Hasada Ekolojil Yaşam kayıt arşivi

***

Hey gidi Karadeniz!

zz7

Buğday Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Aslan Ünlübay’ın hazırlayıp sunduğu Tohumdan Hasada Ekolojik Yaşam Programı’nda bu hafta, Karadeniz’in yerel değerleri ve Golouri oluşumu konuşuluyor.

Refika Kadıoğlu’nun konuk olarak katılacağı programımız, yarın (01 Mart) saat 10.30’da Açık Radyo’da. (94.9)

Radyonuz Açık olsun!

Açık Radyo’yu internetten dinlemek için: http://acikradyo.com.tr/stream/index.html

Kaçıranlar, daha önceki programların kayıtlarına buradan ulaşabilirler: http://acikradyo.com.tr/program/84105/kayit-arsivi

11:00 – 12:00 Yeter ki İste / Hazırlayanlar: Elena Polyakova ve Alper Dalkılıç

YeterKiIste20190301

Ultra maratoncu çiftimiz Elena Polyakova ve Alper Dalkılıç’ın farklı disiplinlerden amatör ve profesyonel sporcu konuklarıyla alanlarındaki deneyimleri paylaştıkları Yeter ki İste, bu yayın döneminde bir saatlik bir program formatıyla dinleyiciyle buluşuyor.

***

Yeter ki İsteAçık Radyo 94.9Dünyayı Koşan ÇiftDunyayi Kosan CiftElena PolyakovaAlper DalkılıçAlper DalkilicUltra MaratonRadyopodcastradiosportif yaşam kültürüAcik Radyo 94.9Acik Radyosportif yaşama kültürüsportif yasam kulturuparaşütyamaç paraşütüwingsuitwingsuit flierbase jumpercengiz koçakcengiz kocakferdi toyküçük prenskucuk prens

Language Turkish

Programımız ayağınızı yerden kesecek. Konuklarımız enfes
maceralar yaşıyor ve de bizlere yaşatıyor.  Cengiz Koçak: Seyyah bir Base Jumper ve
Wingsuit pilotu Cengiz Koçak, “neşeli bilgi”ye inanmakta ve “öğretilemez
bilgi”nin peşinde yüksek şeyler aramaktadır.
Mottosu; Gidecek Çok Yol,
Atlanacak Çok Yer Var…Ferdi Toy: 2004 yılında, Türk Hava Kurumu model uçak kursları ile başlayan havacılık
kariyeri, 2008 yılı yamaç paraşütü ve serbest paraşüt, 2009 yılı yelken kanat,
2015 yılında Base Jump ile devam etti. Profesyonel hayatına yamaç paraşütü ve base jump ile
devam etmektedir. Konuklarımızdan Cengiz Koçak, Yeter ki İste’ ye 2017 yılı Haziran ve Kasım aylarında da konuk
olmuştu.

12:00 – 13:00 Caz Türbülans / Recep Şencan / Cazda serbest dolaşım

12:55 – 13:05 Yerdeniz Büyücüsü – Atuan Mezarları / Yazan: Ursula Le Guin / Çeviren: Çiğdem Erkal / Metis Yayınları / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak’ta aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü bu yayın döneminde başlıyor. Ne zaman biter, orası meçhul. 

13:00 – 14:00 Önce Sağlık (Yeniden program) / Hazırlayanlar: Betigül Öngen, Ayşegül Tözeren ve Selim Badur

OnceSaglik20190301

Kış yaklaşıyor ve havalar her defasında daha da kestirilemez oluyor. Önce Sağlık, her sefer olduğu gibi, bu kışın tekinsiz havalarında da nöbette.

14:00 – 14:30  Bir Yaşam Dili (Yeni program) / Hazırlayanlar: Deniz Spatar ve Canan İrtem

BirYasamDili01.03.2019rec28.01.2019

İsmini Marshall Rosenberg’in Şiddetsiz İletişim – Bir Yaşam Dili kitabından alan programda, anlaşmazlık içindeki bütün tarafları empati ile can-ı gönülden dinleyerek anlama, bu yoldan bağlantı kurarak işbirliği zemini yaratma ve herkesin ihtiyacının gözetildiği ortak çözümler üretme sanatı olan Şiddetsiz İletişim, çeşitli boyutları ile ayrıntılı olarak ele alınıyor.

Facebook.com/Şiddetsiz İletişim Türkiye

14:30 – 15:30 Wanderer / Can Denizci / (Richard Wagner özel programı)

Doğumunun 200. yılında Richard Wagner özel programı. 19. yüzyıl operasının en önde gelen iki isminden biri olan ve müziğin üst dilinin üstadı sayılan Wagner’in hayatı ve eserleri Wanderer’de

15:30 – 16:30 Sinefil / Melis Behlil ve Yeşim Burul Seven / Sinemasever muhabbetleri

sinefil_01.03.2019

sinefil_01.03.2019_201903

Sinefil kayıt arşivi

16:30 – 17:00 Kavanozdaki Yıldız (Yeni program) / Hazırlayanlar: İsmail Başöz, Haluk Levent ve Mustafa Yılmazer

Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin toplumsal ve ekonomik etkilerini  kapsamlı biçimde ele almaya gayret eden bir program.

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Berna Kaytaz, Jak Kohen, Levent Öget ve Harun İzer

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Eser Epözdemir – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Hafta boyunca Ben Bugün Bişey Öğrendim Yayına Hazırlayanlar: Doruk Yurdesin, Ozan Sezgin ve Rauf Kösemen

facebook.com/benbugunbiseyogrendim

Açık Dergi Cuma Ceyhan Usanmaz’la Bu Köşe Kitap Köşesi

***

Haftanın kitabı ‘Kitaplık’: Kitaplıklarla ilgili kitaplar

zz5

Kimi zaman Jungvari bir kişilik testi gibi bile değerlendirilen kitaplıkların hikâyesi, ne kadar anlatılırsa anlatılsın hiç bitmeyecek gibi görünüyor.

“Kim ki bu kitabı alıp götürürse, canı çıksın; ateşlerde yansın; hasta düşsün ve hummalara gark olsun; çarka gerilsin ve asılsın. Amin.”

Kişisel kütüphanelerimizdeki kitaplarımız elbette çok değerli; sevdiğimiz bir yazarın kitabı olması (üstelik imzalı da olabilir) ya da o kitabın sevdiğimiz bir hikâyeye sahip olması bir yana yalnızca nesne olarak dahi yakınlık duyduğumuz kitaplarımız var (özel birinden gelmiş bir hediye) ve bunların bir gün ödünç alınıp geri getirilmemesi ya da düpedüz ‘el değiştirmesi’ canımızı bir hayli sıkacaktır hiç kuşkusuz. Ortaçağ kütüphanecileri ve kâtipleri kadar gaddar olur muyuz, yukarıda alıntıladığımız gibi bir beddua okur muyuz emin değilim ama raftan alınıp geri konulmayan kitaplar her çağda can yakıcı!

“Hiçbir kitaplık kendiliğinden oluşmamıştır. Her kitaplığın kendi eşsiz yaşamöyküsü vardır,” diyor Lydia Pyne ve ekliyor: “İster kütüphanedeki kitapların konu bazlı Dewey’nin Onlu Sınıflandırma Sistemi’ne göre sıralanışı, ister renge göre sıralama, isterse de resim kitaplarını şekillerine göre gelişigüzelce düzenleyen yeniyetme bir çocuğun gözünden olsun, her raf bir dünya görüşünü ve düzenini yansıtır.”

Kimi zaman Jungvari bir kişilik testi gibi bile değerlendirilen kitaplıkların hikâyesi, ne kadar anlatılırsa anlatılsın hiç bitmeyecek gibi görünüyor. İşte antropolog ve tarihçi Lydia Pyne’ın Türkçeye yeni çevrilen ‘Kitaplık’ isimli çalışması da, kitaplıklarla ilgili kitapların son örneklerinden… Kitaplarımız evimizin hangi kısmında? Neye göre sınıflandırıyoruz kitaplarımızı? Bir kitaplığa, kitap haricinde ne konulması gerekir? Bu ve benzeri soruların peşinde Ortaçağın zincirli kütüphanelerinden ‘Gutenberg Projesi’ne, hareket eden kitaplıklardan kitaplıkların yazılmamış geleceğine dek uzanan bir çalışma bu. Meşhur ‘Eşekli Kütüphaneci’miz Mustafa Güzelgöz’e değinmiyor belki ama çok benzer bir hikâyeyle, eşeklerin çektiği gezici kütüphanelerle okuldan okula ve köyden köye gezerek hevesli çocuklara kitaplar götüren ‘Etiyopya Okuyor’ programıyla tanıştırıyor mesela…

KİTAPLIK

Lydia Pyne

çev. Ümid Gurbanov

İthaki Yayınları, 2019, 120 s.

Dipnot: Lydia Pyne’ın ‘Kitaplık’ı, İthaki Yayınları’nın kurgudışı kategoride yeni başladığı bir dizinin de ilk kitabı aynı zamanda. Yayınevinin ‘Minima’ ismini verdiği bu diziyle ilgili tanıtım metni şöyle: “Bu kurgudışı dizimizde, gündelik hayatta üzerinde pek durulmadan geçilen, hatta sorgusuz sualsiz kabul edilebilen belirli temaları veya nesneleri ele alarak ince şeylerin hatırını gözetmeye çalışan kitaplara yer vereceğiz. İçeriği bakımından özgül, sayfa sayısı bakımından görece kısa olan bu kitaplar, ilgi yelpazesi geniş olan her türden okura hitap ediyor.” Pyne’ın ‘Kitaplık’ının ardından dizi şu kitaplarla devam edecekmiş: ‘Michael Marder’,Toz; John Garrison, Cam; Brian Thill, Atık ve John Biguenet, Sessizlik.’

Bu arada Domingo Yayınevi de, hemen hemen eşzamanlı olarak benzer bir kitap dizisi yayımlamaya başladı.‘Aklayakın’ isimli bu dizi de, mühim fikirler/zamanlar üzerine, önemli zihinler tarafından kaleme alınmış kısa ama tesirli kitaplardan oluşuyor: ‘Politika’ (David Runciman), ‘Her Şeyin Teorisi’ (Frank Close) ve ‘Antik Dünya’ (Jerry Toner).

Açık Dergi Cuma Zîn (Açık Dergi’de yeniden köşe) (15 Günde 1) / Hazırlayan: Mehmet Said Aydın

Yazar ve editör Mehmet Said Aydın Açık Dergi’ye geri dönüyor. Farklı kültürlerden ve alfabelerden beslenen Türkiye Edebiyatı’nın tarihinden notlar ve güncel gelişmeler, tartışmalar her hafta Açık Dergi’de.

Açık Dergi Cuma Duygular Sözlüğü ( Açık Dergi’de yeni köşe) / Yazan: Tiffany Watt Smith / Çeviren: Hale Şirin / Okuyan: Ömer Madra / Kolektif Kitap

Neredeyse her şeyin sözlüğünü yayınlama sürecine giren Açık Dergi yeni yayın döneminde duyguları da işin içine karıştırmaya karar verdi! Tiffany Watt Smith’in kaleme aldığı ve Kolektif Kitap tarafından Türkçe’ye kazandırılan Acımadan Zevklenmeye Duygular Sözlüğü, Ömer Madra’nın sesinden Cuma akşamları birer maddeyle radyo yayınına karışıyor.

Açık Dergi Cuma Üçüncü Mekan (Açık Dergi’de yeni köşe) ( 15 Günde 1) / Hazırlayan: Sevil Sarp

UcuncuMekan20190301

Dergi’nin Sevil Sarp tarafından hazırlanıp sunulan bu yeni bölümünde 15 günde 1 İstanbul’da faaliyette bulunan bir kütüphaneye gidiyoruz. Kullanıcıların ve çalışanların konuk edildiği program şehrin kültür haritasına mütevazı ve fakat kendince önemli bir katkıda bulunmayı hedefliyor.

Açık Dergi Cuma Mazruf (Açık Dergi’de yeni köşe) (15 Günde 1) / Hazırlayan: Murat ‘mrt’ Seçkin ve Audioban

İki haftada bir yayımlanan “Mazruf” müzik sektöründe, özellikle bağımsız sahnede yer alan kolektif, müzisyen ve projelerin yanı sıra, sahne arkası – yani masabaşı –işleri yüklenen ekip ve kişilerin seslerine de kulak veriyor. Mülakatlar ve bolca müzik eşliğinde ve 15 günde bir.

Açık Dergi Cuma Bir Baba Indie ile Başköşe (Açık Dergi’de yeni köşe) (15 Günde 1) / Hazırlayanlar: Tuğçe Yapıcı ve Cihad Satıroğlu

Bir Baba Indie ekibi ise yine 15 günde 1, yerli sahneden bir müzisyenle kendi albümü üzerine derin bir söyleşi ve dinleme seansı sunuyor

20:00 – 21:00 Koyu Mavi / Gülçin Orgun / Türler arası

koyumavi_01.03.2019

koyumavi.org/

***

zz5

Islıklı Şarkılar (2)
The Tiger Lillies / Envy
Divine Comedy / A Woman of the World
Irfan Alis / Gülüşün Çok Boş Bir Tanem
Lisa Ekdahl / Give Me That Slow Knowing Smile
Goldfrapp / Lovely Head
YÖKŞ / Onun Şarkısı
Leftover Cuties / Game Called Life
Devotchka / Till the End of Time
Paul McCartney / The End of Time
Bülent Ortaçgil / Nereye Sokağı
Can Kazaz / Kendi Halimde
The Buttons / Birds in My Tree
Ülkü Aybala Sunat / İhtimaller
bu akşam
saat 20-21 arasında
Koyu Mavi’de.

21:00 – 22:00  Aşağı Mahalle / Ümit Baykara / New York Downtown Cazve ötesi…

twitter.com/asagimahalle

***

zz4

Usta saksafoncu Chris Potter, Underground dönemlerine döndüğü yepyeni albümü Circuits’tan seçmelerle bu akşam saat 21:00 da Açık Radyo’da… Açık Radyo >

22:00 – 23:00 Mint / Efkan Kula ve Mert Emcan / Gıcır cızır plâklar

mixcloud.com/mertemcan/

Alternatif rock’ın geçmiş ve günümüz klasiklerinin çalınacağı “Mint”te Stüdyo İmge yazarları; Efkan Kula ve Mert Emcan plak koleksiyonlarının en değerli single’larını hikayeleriyle birlikte çalıyor.

23:00 – 24:00 13 Melek / Yiğit Atılgan / Zamanın ruhundan bağımsız sesler

acikradyo327  

Zamanın ruhundan bağımsız seslere kulak verdiğimiz 13 Melek bu yayın döneminde Cuma günleri 23.00’te.

24:00 – 01:00 Blackout / Gürkan Vayis, Ümit Şenol / Kirli ve aksak ritimler ile Siyah müzikler

Yeni yayın döneminde Overphonic ve Blackout programları birleşip yollarına, Overphonic’in saatinde Blackout adı altında devam ediyor.

overphonic.blogspot.com/

mixcloud.com/overphonic/

blackout949.blogspot.com/

soundcloud.com/blackout949

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi: 5 Kasım 2018 – 5 Mayıs 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/2/27

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

AcikGazete28.02.2019

Açık Gazete kayıt arşivi

***

Günün Sözü

“Hindistan hava kuvvetlerinin yaralı personelini adice teşhir eden Pakistan’ı uluslararası insani hukukun tüm kurallarına aykırı davranması dolayısıyla şiddetle kınıyoruz.”

Hindistan, uluslararası hukukun en temel kurallarına aykırı şekilde başka bir ülke topraklarına haksız bir saldırı gerçekleştiren savaş pilotunun televizyonda halka gösterilmesini haklı olarak eleştiriyor. (Guardian)

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Perşembe Fikret Adaman ve Bengi Akbulut ile Bildiğimiz Ekonominin Sonu (15 günde 1)

Ekonomi Ekoloji kayıt arşivi

09:00 – 09:30 Dikilen Kaya / Standing Rock (15 günde 1) / Bikem Ekberzade

StandingRockDikilenKaya20190228

dikilen kaya, bikem ekberzade

Intro videosu

Intro ses

Bikem Ekberzade’nin yeni kitabı Standing Rock: Greed, Oil and the Lakota’s Struggle for Justice 3 Ocak 2019’dan itibaren her 15 günde bir sabah 9-9:30 arası Açık Radyo 94.9 FM’de ve acikradyo.com’da.

09:30 – 10:00 Güncel Hukuk Dergisi’nde bu ay (Ayda 1)

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü / Oldies

10:30 – 11:00 Ekonomi&Ekoloji / Pelin Cengiz, Barış Gençer Baykan, Serkan Ocak ve Mahir Ilgaz

EkonomiEkoloji20190228

Ekonomi Ekoloji kayıt arşivi

Facebook.com/Pelin Cengiz

11:00 – 11:30 Yeşil Bülten (Yeni program) / Hazırlayan: Utku Zırığ

İMC Televizyonunun kült programı Yeşil Bülten bu yayın döneminde Açık Radyo’da

Yeşil Bülten kayıt arşivi

11:30 – 12:00 Açık Mimarlık / Hüseyin Kahvecioğlu, İpek Akpınar, Yağmur Yıldırım ve Cenk Dereli / Mimarlığın tüm halleri üzerine konuşmalar

AcikMimarlik20190228

acikmimarlik.blogspot.com/

Açık Mimarlık facebook sayfası

Açık Mimarlık kayıt arşivi

***

Açık Mimarlık: Ücretli ve İşsiz Mimarlar Forumu’yla söyleşi

zz12

Birinci yılını dolduran dayanışma ağı Ücretli ve İşsiz Mimarlar Forumu, Açık Mimarlık’a konuk oldu.

Her hafta düzenli olarak toplanan, atölyeler ve çalıştaylar gerçekleştiren forum, yeni mezun, ücretli çalışan ve işsiz mimarlar arasında bir dayanışma ve yardımlaşma ağı olma amacı güdüyor.

12:00 – 12:55 Afrikon (Yeni program) / Hazırlayan: Ufuk Aktaş

“Afrika üzerinde dolaşan sesler” şiarıyla yolan çıkan programda her hafta Afrika’nın başka bir ülkesinden geleneksel ve gelenekselden beslenen yeni icralar dinliyoruz.

12:55 – 13:05 Yerdeniz Büyücüsü – Atuan Mezarları / Yazan: Ursula Le Guin / Çeviren: Çiğdem Erkal / Metis Yayınları / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak’ta aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü bu yayın döneminde başlıyor. Ne zaman biter, orası meçhul. 

13:00 – 14:00 Aheng-i Hengâme / Alper ve Esra Kaliber / Soul, Funk ve Afrika müzikleri

28Subat2019AhengiHengameSuperElcadosSpecial

 ahengihengame.blogspot.com/

14:00 – 14:30 Günün ve Güncelin Edebiyatı / Seval Şahin / Romanlar, Hikâyeler, Kahramanlar

GununGuncelinEdebiyati28.02.2019Baris.pasternakrec.05.02.2019

twitter.com/sevalsahinn/media

Günün ve Güncelin Edebiyatı kayıt arşivi

Twitter.com/Guncel Edebiyat

***

Günün ve güncelin edebiyatı

***

zz1

Bu perşembe Barış Özkul ile Boris Pasternak’ın Doktor Jivago’sunu konuşuyoruz.

***

Barış Özkul ile Boris Pasternak ve Doktor Jivago Romanı Üzerine

zz8

Bu hafta programımızda Dünya Edebiyatı serisine devam ettik ve Barış Özkul ile Boris Pasternak ve Doktor Jivago romanı üzerine konuştuk.

Soru ve önerileriniz için gununveguncelinedebiyati@gmail.com adresine yazabilirsiniz.

twitter: @gunceledebiyatt

facebook: https://www.facebook.com/gununveguncelinedebiyati/

14:30 – 15:30 Notalarla Sohbet / Zerhan Gökpınar / Açıklamalı ve karşılaştırmalı bir klasik müzik programı

Notalarla Sohbet – Zerhan Gökpınar

***

zz3

Notalarla Sohbet programımızda bu hafta Verdi kadınları var, aryalar aracılığıyla onların gücü, duyguları, acıları ve tutkularıyla tanışacağız;; saat 14.30/94.9 Açık Radyo’dayız, bekleriz🎶🎧🎤

15:30 – 16:30 Hukuk Güvenliği (Yeni program) / Hazırlayanlar: Bahri Belen ve Aynur Tuncel

Hukuk güvenliğinin enine boyuna konuşulduğu programın sürekli konuğu Aynur Tuncel bu yayın döneminde aslî programcı kadrosuna dahil oldu.

16:30 – 17:00 Toplumsal Dönüşümde Sosyal Grişimcilik / Hülya Denizalp ve Ayzen Atalay Durmuşoğlu

sosyalgirisimci-lik.blogspot.com/

facebook.com/pages/Toplumsal-dönüşüm için Sosyal Girişimcilik-(Social Entrepreneurship)

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Berna Kaytaz, Jak Kohen,Levent Öget ve Harun İzer

facebook.com/pages

dunyanincazi-loget.blogspot.com/

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Açık Dergi Perşembe Melis Behlil ile Sinemalardan

Açık Dergi Perşembe Beraber ve Solo Ahkâmlar (Açık Dergi’de yeni köşe) / 15 günde bir / Hazırlayanlar: Seyit Ali, Turgut Yüksel ve ve Mehmet Kekik

Farklı disiplinlerden 3 insanın müzik dinleme serüvenleri.

Açık Dergi Perşembe Dünya Sinema Sözlüğü (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayanlar: Oğulcan Bakiler ve Sabahat Özay

Önceki dönemlerde Altyazı Aylık Sinema Dergisi’nin Türkiye Sinema Sözlüğü’nü radyoya taşıyan Oğulcan Bakiler ve Sabahat Özay bu yayın döneminde yine Altyazı tarafından hazırlanan Dünya Sinema Sözlüğü’nü dinleyiciyle paylaşıyor.

Açık Dergi Perşembe Fransız Öpücüğü (Gün ve saat değişikliği) / Hazırlayan: Devrim Özkan

Şansonların ötesinde çağdaş Fransızca müzik programı Fransız Öpücüğü bu yayın döneminde on beş günde bir, üstelik bir saatlik formatıyla Açık Dergi’de bizlerle. Devrim Özkan, özel profilleri ve muhtelif anekdotlarıyla güncel müziğin Fransızcasına bakmayı sürdürüyor.

20:00 – 21:00 Caz Orkestrası / Hülya Tunçağ / Dünden bugüne büyük caz / orkestraları

21:00 – 22:00 Sosyal Müzik (Yeni program) / Hazırlayanlar: Gonca Açıkalın, Sina Hakman)

acikradyo.com.tr/program/sosyal-muzik

“Caz ve cazdan etkilenen müzikler” şiarıyla yola çıkan programda, caz müziğine, cazla ilişkili ya da ondan esinlenip etkilenmiş müziklere yer veriliyor.

***

zz2

Yedi-sekiz dakikadan uzun parçalar radyo formatına uygun olmadığı için programlarda pek yer bulamıyor. Ama o kadar güzel parçalar var ki, bizce büyük kayıp oluyor. Bu hafta bir süredir çalmak isteyip de çalamadığımız
uzun parçaları bir araya getirdik. 🦒
Sosyal Müzik her perşembe 21:00’de 94.9 Açık Radyo’da 📻
http://acikradyo.com.tr/sosyal-m…/28-subat-2019-uzun-havalar

22:00 Falan: Freeform Freakout (Yeni program) / Hazırlayan: Clint Willey

Kick Out The Jams programıyla Amerika’nın çığır açan müzisenlerini ele alan Clint Willey bu yayın dönemi funk kanallarında ve farklı sadaların zengin çeşit âleminde bir keşif gezisine çıkıyor.

23:00 – 24:00 Stalker / Fatih Rağbet ve Yıldırım Arıcı / Herkesin ve hiçkimsenin programı

Stalker768

stalkeracikradyo.blogspot.com/

***

PROGRAM No 768

zz1

1 – Peter Murphy – Space Oddity

2 – Koestermusik – P.F. – Careful (KØSTER Edit)

3 – Scaramouch mix – Where did I go?

4 – Chinawoman – Kiss in Taksim Square

5 – Brian Eno + David Byrne – Regiment

6 – Perfume Genius – My Body

7 – Serge Gainsbourg – Lemon Incest

9 – Scaramouch mix – Incredible music

24:00 – 01:00 Kılavuz / Bahadır Dilbaz / Türler arası

   bahadirdilbaz.blogspot.com/ 

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi: 5 Kasım 2018 – 5 Mayıs 2010 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/2/26

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

AcikGazete27.02.2019

Açık Gazete kayıt arşivi

***

Yokoluş İsyanı

zz4

Britanya’da Yokoluş İsyanı, yolları kapayarak, hükümet dairelerini işgal ederek ve geçtiğimiz yıl 17 Kasım’da 6000 kişiyle Londra’nın köprülerinden beşini kapatarak daha şimdiden ağırlığını koydu. Bir sürü gözaltı oldu. Ama bu sadece bir ısınma hareketiydi. Bu Nisan’da, grup son saldırının başlayacağını umuyor.

Chris Hedges

Truthdig, 25 Şubat 2019

Kapıya dayanmış olan çevrekırımını (ecocide) ve insan türünün yokoluşunu kösteklemek için çarnaçar son bir şans kaldı. Belli başlı sanayi ülkelerinin başkentlerini, ticareti ve ulaşımı felce uğratarak işlemez hale getirmek için ardı arkası gelmeyen dalgalar halinde sivil itaatsizliğe dayalı şiddetsiz eylemler düzenlemek zorundayız. Ta ki yönetici elitler iklim felaketiyle ilgili hakikati alenen kabul etmek, 2025 yılına kadar karbon emisyonlarını durdurmak için köklü tedbirler almak ve 150 yıldır fosil yakıtları har vurup harman savurarak sürdürdüğümüz tüketime son verilmesini denetleyecek bağımsız bir yurttaşlar komitesine yetki vermek zorunda kalana kadar. Bunu yapmazsak, kitlesel ölümle karşı karşıya kalacağız.

Britanya’daki Yokoluş İsyanı grubu, ‘yokoluşa giden tek yönlü yol’dan dönüşümüzü sağlamak üzere dünyanın her yerinde başkentlerde 15 Nisan’da sivil itaatsizliğe dayalı şiddetsiz eylemler düzenleme çağrısında bulundu. Bu çaba bir sonuç verecek mi bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var, o da yönetici elitleri harekete geçmeye zorlayacak tek mekanizmanın bu olduğu. O yönetici elitler ki, son otuz yıldır küresel ısınma ziyadesiyle belgelendiği halde, gezegeni ve insan ırkını korumak için gerekli önlemleri almayı reddetti.

“Evlerimizi, geleceğimizi ve yeryüzünde canlı olan her şeyi korumak için isyan etmek bizim kutsal görevimiz” diye yazıyor Yokoluş İsyanı. Bu bir abartma değil. İklim konusundaki belli başlı her raporun belirttiği gibi çok az zamanımız kaldı. Belki de artık çok geçtir.

Britanya’da Yokoluş İsyanı, yolları kapayarak, hükümet dairelerini işgal ederek ve geçtiğimiz yıl 17 Kasım’da 6000 kişiyle Londra’nın köprülerinden beşini kapatarak daha şimdiden ağırlığını koydu. Bir sürü gözaltı oldu. Ama bu sadece bir ısınma hareketiydi. Bu Nisan’da, grup son saldırının başlayacağını umuyor.

Bu uyuşukluğumuzu, bu umutsuzluğumuzu silkinip üzerimizden atmaz ve direnmezsek sefaletimiz, moral bozukluğumuz ve çaresizlik duygularımız artacak. Felce uğrayacağız. Direnmek, hele önümüzü ne kadar göremediğimiz de hesaba katılırsa, kazanmaktan öte bir şeyi ifade ediyor. Bu, anlamı olan bir hayatı ifade ediyor. Güçlenmeyi ifade ediyor. Artık hayatımızı egemen yalana göre yaşamayacağımızı alenen ilan etmeyi ifade ediyor. Yönetici elitlere verilen bir mesajdır bu: “SİZ BİZİM SAHİBİMİZ DEĞİLSİNİZ”. Bu, haysiyetimizi, harekete geçme yetimizi ve kendimize olan saygımızı savunmak anlamına geliyor. Çevrekırımına giden zorunlu yürüyüş yolunun üzerindeki engelleri yıkma korkumuza bağımlılıktan kendimizi ne kadar çok kurtarırsak, tuhaf bir coşkunun bizi o kadar sardığını göreceğiz. Ben savaş muhabiriyken, katilleri utandırmak amacıyla, çekilen o korkunç acıları ve işlenen o korkunç suçları belgelerken böyle bir coşku hissetmiştim. Meydan okuyan eylemlerimizle umutsuzluğu yok ederiz, kazandığımız zaferler Pirus Zaferi olsa bile. Çevremizdeki insanlara el uzatırız. Cesaret bulaşıcıdır. Kitle isyanının kıvılcımını çakan odur. Biz de, yenilsek bile, en azından nasıl öleceğimizi seçmeliyiz. Direniş, psikolojik olarak bütünlüğümüzü korumayı sağlayacak tek eylem olarak kaldı geriye. İnsan ırkının, ve bu arada pekçok başka türün, toptan yokoluşunu durdurmak için her hangi bir umut varsa, geriye kalan tek eylem budur.

“İçinde yaşadığımız zaman, dile getirilemeyecek kadar bir şer zamanıdır” diye yazıyordu Daniel Berrigan. “Ama gene de – gene de… bu zamanlar harcanamayacak kadar iyi. Bu ölüm zamanında bazı erkekler ve bazı kadınlar, direnenler, canla başla toplumsal değişim için çalışıyorlar. Böyle insanları düşündüğümüzde göğsümüze oturan kayanın kalktığını hissediyoruz.”

Roger Hallam, Yokoluş İsyanı’nın kurucularından ve Londra King’s College’de araştırma görevlisi. Benimle Londra’dan konuşurken “İnsanların başkente gitmesi gerek,” diyordu. “Elitler orada, iş dünyası orada. Devletin taşıyıcı sütunları orada. İlk unsur bu. Sonra birçok insanı işin içine katmak gerek. Kanunları çiğnemeleri gerek. Sadece bir yürüyüş yapmanın bir anlamı yok. İnsanların fiilen sokakları kapatmaları gerek. Bunu şiddete başvurmadan yapmaları gerek. Bu son derece hayati bir konu. Bir kez şiddete baş vurdunuz mu polise ve devlete sizi oradan atmaları için bahane vermiş olursunuz. Bunun kültürel bir eylem olması gerek. Bir çeşit Woodstock olmasını sağlamak gerek. İşte o zaman on binlerce insan sokaklara dökülür.”

“Kanunu çiğnemek ile kanunu çiğnememek arasında çok temel bir fark var” diye sürdürdü konuşmasını. “İkili bir fark bu. Kanunu çiğnediğiniz zaman hem maddi ve psikolojik etkisi açısından hem de medyanın ilgisi açısından çok daha etkili olursunuz. Sivil itaatsizlik ne kadar dramatik olursa o kadar iyi. Bu bir sayı oyunu. İnsanların sokakları sekteye uğratmasını istiyorsunuz, ama on, yirmi, otuz bin olmalarına ihtiyacınız var. Üç milyon olmalarına gerek yok. Devletin, geniş ölçekte baskı mı kullanacağına yoksa sizi odaya mı davet edeceğine karar vermek zorunda kalacağı kadar insan yeterli. Burada hesaba katılması gereken şey, özellikle de Britanya için bu geçerli, devletin zayıf oluşu. Neoliberalizm devletin içini boşalttı. Bu işin üstesinden gelemeyeceklerini hissedecekler. Biz de o odaya gireceğiz.”

“O Pazartesi günü (15 Nisan) başlayacağız” dedi. “Londra merkezindeki belli başlı döner kavşakların birkaçını keseceğiz. Şehrin dört bir yanına üşüşerek yayılacağız. Gösteri polisi ya da polis geldiğinde kalkıp başka bir yere gideceğiz. Bu taktiği ilk kez geçen Kasım ayında kullandık. Yetkilileri önemli bir ikilemle karşı karşıya bırakacağız: ‘Bu insanların bir dünya kentinin merkezini sekteye uğratmasına izin mi vereceğiz, yoksa binlerce insanı göz altına mı alacağız?’ Binlerce insanı göz altına almayı seçerlerse, pekçok şey olacak demektir. Bu işin üstesinden gelemeyecekler. Britanya’daki polis gücü, pek çok kamu sektöründe olduğu gibi, yeterince kaynağa sahip değil. Bunlar bir sendika kurup ‘Yeter artık, biz bu işte yokuz’ derlerse hiç şaşmam. Son iki yılda ben 10, 12 kez gözaltına alındım. Her seferinde polis bana gelip ‘Devam et ahbap. Bu yaptığınız harika bir iş’ dedi. Biz disiplinli, şiddete baş vurmayan insanlarız. Onlar bize bozulmayacaklar. Onlar da biliyor bu işin bittiğini. Bütün günleri sokaklardan akli dengesi bozulmuş insanları toplamakla geçiyor. Artık bir dünya kentinde polis memuru olmanın hiç de ahım şahım bir yanı yok. Güvenlik güçleri, aşağılamak değil altüst etmek isteyeceğiniz kişiler.”

Grup, örgütlenmek için ‘sosyal medya öncesi çağ’ stratejisi diye adlandırdığı şeyi vurguluyor. Karar vermek ve talepleri dile getirmek için belli yapılar oluşturmuş. Belli topluluklarda konuşma yapmak üzere ekipler kurup oralara yönlendiriyor. Yokoluş İsyanının eylemlerine katılacak insanların ‘şiddetsiz doğrudan eylem’ eğitimi görmesinde, böylelikle polis ya da muhalif gruplarca kışkırtılmamayı öğrenmelerinde ısrarcı oluyorlar.

“Yakın zamanda gerçekleşen kitlesel seferberliklerin çoğunu tetikleyen, sosyal medya oldu” diyor Hallam.“Dolayısıyla bunlara keşmekeş hakimdi. Bu eylemler son derece hızlı bir şekilde seferber oldu. Sosyal medya biraz eroin gibi. Aniden yükseliveriyor, ama ondan sonra çöküyor, Fransa’da gördüğümüz gibi. Ya kaosa yol açıyor ya da şiddete. Pekçok modern sosyal hareket sosyal medyaya bir sürü şey koyuyor. Bunlar troller yüzünden kitleniyor. Birçok radikal solcu örgüt birtakım ayrıcalıkları tartışıyor. Biz bunları aradan çıkarıp dosdoğru, tabir caizse, ‘sıradan halk’a gittik. Köy ve kasaba meclislerinde toplantılar düzenledik. Ülkenin her tarafını, adeta bir 19. Yüzyıl tarzında dolaşıp konuşuyoruz: ‘Yahu millet, hepimizin işi bitik. Bu işe bir çare bulunmazsa insanlar ölecek.’ Konuşmanın ikinci kısmıysa şöyle devam ediyor: Bununla başa çıkmanın bir yolu var, adına kitlesel sivil itaatsizlik deniyor.”

“Şiddetsiz disiplin, araştırmaların da gösterdiği gibi, başarı potansiyelini en yüksek noktaya çıkarmanın 1 numaralı ölçütü,” dedi. “Bu ahlaki bir gözlem değil. Şiddet, hareketleri yok ediyor. Küresel Güney bunu onlarca yıldır deneyimledi. Şiddet sadece insanların vurulmasıyla sonuçlanıyor. Hiçbir yere götürmüyor. Bu durumda şansını denemek ve şiddetsiz disiplini sürdürmeyi seçmek en iyisi. Radikal sol içersinde polise karşı takınılacak tavır konusunda büyük bir tartışma sürüyor. Bu tartışma aslında şiddeti haklı çıkarmanın bir başka yolu. Polisle konuşmamayı seçtiğiniz anda, büyük olasılıkla polis şiddetini kışkırtacaksınız demektir. Biz polise sevimli davranıp, insanları medeni bir şekilde gözaltına almalarını sağlamaya çalışıyoruz. Londra’nın metropoliten polisi herhalde dünyanın en medeni polis kuvvetlerinden biridir. Sosyal protesto eylemlerine giden profesyonel bir ekipleri var. Biz onlarla düzenli bir iletişim halindeyiz. Şöyle diyoruz polise: ‘Bakın biz sokakları sekteye uğratacağız. Siz bize yapmayın dediğiniz için bunu yapmazlık etmeyeceğiz.’ Açıklığa kavuşturmak gereken ilk nokta bu. Burada tartışmaya yer yok. Onlar bunun ciddi olduğunu biliyorlar. Bizi vaz geçirmeye çalışmıyorlar. Zaten saçma olur bu. Onları kaygılandıran şey şiddet ve kamu düzeninin bozulması. Sivil itaatsizlik tasarımcıları olarak kamu düzeninin bozulmaması bizim de çıkarımıza, çünkü işler kaosa dönüşüyor.”

“Yaptığınız iş esas olarak bir şehrin ekonomisini fidyeye bağlamak,” diye açıkladı bu sekteye uğratma eylemlerini. “Bir işçi grevinin dinamiğiyle aynı şey bu. İstediğiniz, o odaya girip müzakereye oturmak. Yokoluş İsyanı henüz o müzakerenin ne olacağına tam olarak karar vermiş değil. Bizim üç talebimiz var – hükümet gerçeği söylemeli, karbon emisyonları 2025’e kadar sıfıra inmeli, başka bir deyişle bu, ekonominin ve toplumun dönüştürülmesi demek, ve bu konuda Britanya halkının ne yapmak istediğini belirlemek için bir millet meclisimiz olmalı. Üçüncü talep, yani millet meclisinin kurulması çağrısı, ekonominin politik yapısının dönüştürülmesi için bir vekalet talebi. Bu taleple önerilen, demokratik yönetişimin farklı, somut bir biçimidir. Bu yönetişimin temelinde temsiliyet değil kura sistemi (sortition) var. Bunun İrlanda’da ve İzlanda’da çok büyük bir etkisi oldu. Buradaki optimal geçiş, yozlaşmış ‘temsiliyet’ sistemi modelini bırakıp kura sistemine geçmekle olacak, tıpkı 17. yüzyılın sonunda ve 19. yüzyılın başında aristokratik hukuktan temsiliyet hukukuna geçişte olduğu gibi.”

“Siyasi soldaki zeki insanlar, önümüzdeki 10 yıl içersinde insan toplumunu yok edebilecek varoluşsal bir olağanüstü hal ile karşı karşıya olduğumuz gerçeğine uyandılar,” dedi. “Görünen köy kılavuz istemez. Bir çoğumuz zaten matem sürecinden geçtik. Ama bu (yeni uyanan) insanlar için aydınlanma çok yeni. Onlar şok halindeler. ‘Bir bakıma her şey yolunda sayılır’ gibi bir tavırla bunu örtbas etmeye çalışıyorlar. İşte Yeşil Sözleşme (Birleşik Krallık hükümet politikasının bir inisyatifi olan Green Deal) de bunun bir ifadesi. Sanayileşmenin aynen sürdürülebileceğine inandırma çabası. Hepimiz hâlâ zengin olmaya devam edebiliriz. Hepimiz hâlâ harika işlerde çalışmaya devam edebiliriz. Bu, Roosevelt’in Yeni Sözleşmesine (New Deal) benziyor. Ama Yeni Sözleşme, doğayı yağmalamaya devam edebileceğimiz ve hiçbir şey olmayacağı fikrine dayanıyordu. Belki bu 1930lar için doğruydu. Ama artık doğru değil. Bu bir fizik ve biyoloji meselesi. Bu seviyelerde bir tüketimi artık kesinlikle sürdüremeyiz. Bununla bir türlü yüzleşemediler. İklim tartışmasının son 30 yılda bir türlü ciddi bir mecraya girememesinin esas sebeplerinden biri de kamuyu bilgilendirmekle görevli olan insanların kamuya bundan böyle yüksek tüketime dayalı hayat tarzını sürdüremeyeceğini söylemekten ödlerinin kopmasıdır. Bu bir tabu. Ama her türlü bağımlılıkta olduğu gibi, burada da hakikatle yüzleşilen bir an gelir. O an şimdi ve burada.”

“Otuz yıldır bize hep bir siyasi metafizik sunuldu: reform,” dedi. “Ya reform yaparsınız ya da devre dışı kalırsınız. Ama şimdi iki tane devasa, katlanarak büyüyen yapısal kusurumuz var: eşitsizlik sorunu ve iklim sorunu. Birçok insan -bir yola baş koyma bağımlılığının yarattığı dinamik yüzünden – 30 yıldır bir çeşit kayıp dava boşluğu olan mekanda debelenip durdu. Değişim için her şeyi göze almışlardı. 30 yıldır bütün paralarını reforma yatırıp durdular. İşin trajik yanı -ki bunu siyasi mücadele tarihinde yüzyıllardır görmek mümkün- reformcuların kontrolü kaybettikleri bir kırılma noktası olması. Onlar hâlâ geçmişin dünyasında yaşıyorlar. Herkesin ciddiye alınmayacak kadar saf bulduğu devrimciler ise birdenbire öne çıkıyor. Bu genelde bir depremdir. Öyle tedricen olan bir şey değil. Bu, çifte bir trajedi aslında, çünkü hem bir deprem hem de devrimciler genelde örgütlü değiller. Bence şu anda olan da bu. Bunun faşizme karşı direniş açısından taşıdığı anlam çok büyük. Solda işçi sınıfıyla bağları olan, zihni berrak bir kitle seferberliğiniz yoksa faşizmi durduramayacaksınız demektir.”

15 Nisan’daki kitle eylemleri kabarıp sönebilir. Kalabalıklar toplanmayabilir. Halk kayıtsız kalabilir. Ama bizler, bir avuç insan olarak bir köprüyü ya da bir yolu sekteye uğratmaya kalkarsak, polis bizi hızla oradan uzaklaştırsa bile, yol açılan aksaklığın farkına bile varılamadığı bir hızla hareket etse bile, gene de buna değer. Ben bir babayım. Çocuklarımı seviyorum. Bu benimle ilgili değil. Onlarla ilgili. Anne babaların işi bu.

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Nereye Doğru: Cengiz Aktar’la Geleceğe Bakışlar

NereyeDogru20190227

Nereye Doğru kayıt arşivi

09.30 – 10:00 50. Yılında 68 Devrimi (Açık Gazete’de yeni köşe) / Tarih Vakfı’nın katkılarıyla

30. yılını bir sergi, 40. yılını ise 6 dakika 8 saniyelik bir dizi program ile andığımız 68’in, 50. yaşını de es geçmiyoruz. Tarih Vakfı’nın katkılarıyla 68 Devrimini enine boyuna konuşuyoruz.

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü / Oldies

10:30 – 11:00 Açık Yeşil / Ümit Şahin ve Ömer Madra / Hayatın, politikanın ve sokağın çevre ekoloji gündemi

AcikYesil20190227

Açık Yeşil kayıt arşivi

11:00 – 12:00 Metropolitika / Aysim Türkmen, Korhan Gümüş ve ve Murat Güvenç / Kent ve kentlilik üzerine tartışmalar

Metropolitika20190227

Metropolitika kayıt arşivi

12:00 – 12:55 Hipnopompia (Yeni program) / Algı dürten müzikler / Hazırlayan: Emirhan Arapoğlu

Açık Radyo’nun öğlen caz kuşağında algı dürten, cazdan elektroniğe geniş bir alanda gezen yeni bir müzik programı.

12:55 – 13:05 Yerdeniz Büyücüsü – Atuan Mezarları / Yazan: Ursula Le Guin / Çeviren: Çiğdem Erkal / Metis Yayınları / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak’ta aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü bu yayın döneminde başlıyor. Ne zaman biter, orası meçhul. 

13:00 – 14:00 Tuna’nın Beri Yanı / Muammer Ketencoğlu / Balkan ağırlıklı etnik müzik

Tunanın Beri Yanı 27.2.19

muammerketencoglu.com/

tunaninberiyani.blogspot.com/

facebook.com/ketencoglumuammer

***

zz2

Tuna’nın Beri Yanı – Hindistan’dan İtalya’ya Çingene Müziği Gezintisi -27 Şubat 2019

14:00 – 14:30 Vegan Sağlık (Yeni program) / Hazırlayan: Kevser Başkara ve Prof. Dr. Osman Erk

Diyetisyen Kevser Başkara

Beslenme uzmanı Kevser Başkara, Veganlık üzerine yanlış bilinenleri, bitki temelli beslenmenin gezegen ve insan sağlığı üzerindeki hayatî önem taşıyan etkilerini anlatıyor..

***

zz1

Birazdan program partnerim ÇAPA Tıp Fakültesi Dahiliye Ananilim Dalı’ndan Prof. Dr. Osman Erk ile yine ezberbozan bir program hazırladık; konuşacaklarımız: .
.
🌿Kaç öğün beslenmeliyiz?
🌿Açlığın faydaları nelerdir?
🌿Vegan beslenme diyoruz sağlıklı vegan beslenme nasıl olmalı?

14:30 – 15:30 Alla Turca / Ali Pınar ve Ersin Antep / Türkiye’den klâsik müzik yorumcuları ve bestakârları

www.facebook.com/alla.turca.5

instagram.com/allaturca2001/

15:30 – 16:30 Altın Saatler / Nuray Aydınoğlu, Elvan Cantekin, Argun Yum ve Gürhan Ertür / 17 Ağustos’u unutma

AltinSaatler20190227

AltinSaatler20190227

Altın Saatler kayıt arşivi

16:30 – 17:00 Emeğin Gündemi / Ayşe Berna Uçarol ve Mustafa Eren / Fabrikalardan plazalara emekçilerin ortak sorunları ve örgütlenme deneyimleri

emegingundemi.blogspot.com/

emegingundemi.blogspot.com/search/label/aç1kradyo

16:30 – 17:00 Kentin Gizli Öyküleri (Yeni program, 15 günde 1) / Hazırlayan: Kenan Doğan

60kentingizlioykuleri27subat2019

Olağan insan hikâyelerinin işlendiği programda her hafta bir konukla kendi yaşamını konuşuyoruz.

***

Gazetesinin adı gibi hayatı da Siirt’te yerel bir gazeteyi yaşatma mücadelesi ile geçen, ömrünü gazeteciliğe adayan, Siirt Mücadele gazetesinin 56 yıldır saygı duyulan ismi Cumhur Kılıccıoğlu’nun yaşam öyküsü var bu hafta Kentin Gizli Öykülerinde. Kentin Gizli Öyküleri, on beş günde bir Çarşamba günleri, 16.30’da, 94.9 Açık Radyo’da

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / (Tekrar program) / Hazırlayan: Atilla Aksoy

Açık Radyo kurucularından, programcı dostumuz Atilla Aksoy’u yakın zaman önce kaybettik. Dünyanın Cazı programının ilk programcısı Aksoy’un 2004 yılında bu çerçevede hazırlayıp sunduğu programları 13 yılın ardından Çarşamba günleri 17.00’de tekrar yayınlıyoruz.

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Eser Epözdemir – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Açık Dergi Çarşamba Oyun Arası / Emre Gümüşer

Muhtelif tiyatro müziği örneklerine kulak atıp, oyunlar arası bir yolculuğa çıkıyoruz.

Açık Dergi Çarşamba Kazan Dairesi (Açık Dergi’de yeni köşe, 15 günde 1) / Hazırlayanlar: Sevil Tufan ve Barış Arman

Gelişiminden bugüne, Türkiye’de ve dünyada müzikal tiyatro geleneğinden örnekler 15 günde 1 yarım saatliğine Açık Dergi’de.  Bağımsız kumpanya Kazan Dairesi ekibinden Sevil Tufan ve Barış Arman hazırlayıp sunuyor.

Açık Dergi Çarşamba 18:50 Tasarım Sözlüğü (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Muğlak Standartlar Enstitüsü

Muğlak Standartlar Enstitüsü’nün uzun süredir üstünde çalıştığı ve memlekete özgü tasarımsal terim ve icatların derlendiği müstesna Tasarım Sözlüğü’nün maddeleri Enstitü üyelerince her Çarşamba akşamı birer maddeyle radyoda seslendirilmeye başlıyor.

Açık Dergi 19:30 Tezahür (15 Günde 1) / Hazırlayan: Gülin Dede Tekin / İstanbul tiyatro hayatı üzerine gündelik konuşmalar

Tezahur20190227

Tiyatro dünyasından haberler, röportajlar, yeni oyunlar, güncel meseleler. Artık Salı değil Çarşamba akşamları. Çıplak Ayaklarla Dans’la dönüşümlü.

Tezahür kayıt arşivi

Açık Dergi 19:30 Çıplak Ayakla Dans (Açık Dergi’de yeniden köşe, 15 günde 1)) / Hazırlayanlar: Duygu Güngör ve Mihran Tomasyan

Çıplak Ayaklar Kumpanyası bu yayın döneminde yeni konu ve konuklarıyla aramıza dönüyor. Tezahür programıyla dönüşümlü olarak.

Çıplak Ayakla Dans kayıt arşivi

Açık Dergi Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı / Yıldırım Arıcı Anısına / Eser: Bilge Karasu / Okuyan: Eraslan Sağlam

metis izniyle. açık radyo prodüksiyon. / okuyan eraslan sağlam / müzik scaramouch

20:00 – 21:00 Ay’da Caz (Yeni program) / Caz tarihinde bu ay / Hazırlayanlar: Nazlı Toprak ve Leyla Diana Gücük

Caz tarihinde o ay doğan-ölen müzisyenler, çıkan albümler, önemli olayların işlendiği bir caz programı

21:00 – 22:00 Alçak Basınç / Harun İzer / Popüler Kültürün kıyısında yeşeren alternatif yenilikçi müzik akımları

22:00 – 23:00 Ayın Karanlık Yüzü / Yosi Falay / Bir albüm

23:00 – 24:00 Caz Portreleri / Mustafa Aykın / Ayrıntılı caz tiplemeleri

24:00 – 01:00 Alancode 212 / Batu Boran / Türler arası

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi: 5 Kasım 2018 – 5  Mayıs 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/2/25

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Yeni Ufuklar (Yeniden program) / UNDP Türkiye

Her kış dönemi olduğu gibi BM UNDP Türkiye ofisinin hazırladığı Yeni Ufuklar bu  yayın döneminde geri dönüyor.

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

AcikGazete26.02.2019

Açık Gazete kayıt arşivi

***

Günün Sözü

“… Bulutların olmadığı bir dünya. Bunu bir an düşünelim.”

İklim değişikliğini sıradan dünya insanlarına ilk duyuran yazar ve aktivist Bill McKibben, atmosferdeki sera gazlarının belli bir seviyeyi aşması halinde stratokümülüs bulutlarının tamamen yok olabileceğini ve bunun da sıcaklıkları arş-ı âlâ çıkarabileceğini belirten yeni bilimsel araştırmadan bahsediyor. (Quanta dergisi ve Common Dreams)

***

Havada bulut yok, bu ne dumandır?

zz4

İstikbal göklerde mi demeliyiz; yoksa felaket göklerde mi?

Küçük bir dünya turu:

Ortadoğu: Bir zamanlar Hz.İsa’nın vaaz verdiği, çocukların vaftizini yaptığı o gürül gürül akan Ürdün Nehri’nin pis, hastalık saçan durgun bir su birikintisine dönüştüğü, Hıristiyan inancına göre Tanrı’nın oğlunun üzerinde yürüdüğü Celile Denizi’nin (Taberiye gölü) ise tarihte görülmüş en düşük seviyelerden birine indiği (kritik seviye) bildiriliyor. Yani üç semavi dinin kutsal bellediği sular çekiliyor ve kuruyor, kutsal topraklar da kuraklıktan kavruluyor. Ekolojik felaketten korkuluyor. Üçü de insan kaynaklı olan üç sebep sayılmış: İklim değişikliği ve küresel ısınma, aşırı su kullanımı ve barajlar, çatışma ve savaşlar.

Okyanusya: Avustralya’ya özgü benzersiz bogong güvelerinin popülasyonunda ‘şaşırtıcı’ hatta ‘akıl durdurucu’ ölçekte düşüş yaşandığı, çok yakın zaman öncesinde milyarlarca kelebeğin dağlara göçü gerçekleşirken geçen sene 1000’e, bu sene ise sayının 6’ya, ardından da sıfıra düştüğü, bunun sonucunda da sadece o dağlarda yaşayan ve varlıkları zaten tehlike altında olan pigme (cüce) keseli sıçanların türlerinin de tamamen ortadan kalkması tehlikesinin başgösterdiği belirtiliyor. Sayılan sebepler, hepsi de insan kaynaklı olan küresel iklim yıkımı ve küresel ısınma, onun yol açtığı kuraklık, habitat tahribatı, istilacı türlerin getirdiği yıkım… 

Avrupa: Birleşik Krallık’ın, tarihinde ilk kez 20 °C’nin üzerinde sıcaklıklar gördüğü bir kış yaşandığı bildiriliyor. Son beş yıl içinde kış mevsimi yağışında iki kez rekor kırıldığı, seller yaşandığı belirtiliyor, halihazırdaki sıcaklık rekorlarının üstüne yeni bir soğuk dalgası gelmesi halinde yaban hayatında büyük telefat olacağı endişesi yaşanıyor. Aşırı sıcak havaların sonucunda bu yaz Birleşik Krallık’ta hararet rekorunun kırılacağı konusunda bahisçiler 5’e 2 veriyorlar. İklim âcil durumundan korkuluyor. Sebep: insan kaynaklı iklim yıkımı. (Vakanüvisiniz hakirin notu: Korkarız, yakın gelecekte ‘meşhur İngiliz çöl sıcakları’ndan söz edilmeye başlanırsa, kimse pek şaşırmayabilir.)

Avrasya: Rusya’nın kuzey kutbuna yakın bölgelerinde karların renklerinde değişim yaşandığı belirtiliyor: Sibirya’nın kent ve kasabalarında yaşayan ahali, çevrelerini saran kar örtüsünün türlü renklere büründüğünü görünce şaşkınlıkla karışık derin bir yeise gark olmaktalarmış. Yeşile ve siyaha çalan karları Arktik bölgelerde havadan görmek mümkün oluyormuş. Kara, kahverengi, turuncu, boz, bej, ve yeşil de var. Sebep? İnsan kaynaklı kirlenme.Yeşil, çevredeki fabrikalardan, özellikle krom atölyelerinden. Kara renk ise, tabii kara karbondan. İklim değişikliği ve hava kirlenmesi başlıca sorunlar. Kömür yakan işletmelerden çıkan kurum beyaz kar üzerinde sadece estetik bir felaket değil, albedo etkisiyle küresel ısınmayı kat be kat hızlandırıyor. Kuyruğunu yiyen yılan misali. Pozitif geri besleme etkisi deniyor buna. (Not 2: Rusya’nın meşhur ‘kara kar’ından bahsedeceğimiz günler belki yarından da yakın!)

Yerküre&Atmosferi: Çocuklar ve gençler dünyanın dört bir yanında iklim yıkımına karşı derhal radikal biçimde harekete geçilmesi için grevler ve benzeri eylemler düzenlerken, yaklaşan iklim yıkımına ilişkin araştırmalar da birbiri ardından önümüze yığılıyor. Nature Geoscience bilim dergisinde yayınlanan yepyeni araştırmada, yüzyıl gibi kısacık bir süre içinde stratokümülüs bulutlarının gökyüzünden toptan kalkacağı belirtiliyor. Bunun gerçekleşmesi halinde 8°C derecelik bir ilave ısınma olacağı saptanmış. Sebep? İnsan kaynaklı küresel iklim yıkımı. Yeni araştırmalar, ısınmanın bulut kaybını arttırdığını gösteriyor. Bu bir ‘Bulutsuzluk Gözlemi’: Stratokümülüs bulutları Yeryüzünün yaklaşık üçte ikisini kaplıyor ve güneşten gelen radyasyonu uzaya geri yansıtarak dünyayı serin tutuyor. Ama gene kuyruğunu yiyen yılan var: Isınan bulutlar uçup gidiyor; bulutlar gidince dünya daha çok ısınıyor.

***

Vakanüvisiniz hakir kararsız kaldı: İstikbal göklerde mi demeliyiz; yoksa felaket göklerde mi?

Vakanüvis ÖM

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Salı Ahmet İnsel’le Ufuk Turu

UfukTuru20190226

Ufuk Turu kayıt arşivi

09:30 – 09:50 Açık Bilinç /  Güven Güzeldere ile Bilim ve Felsefe Sohbetleri

AcikBilinc20190226

Açık Bilinç kayıt arşivi

Açık Bilinç program metinleri

***

Uygun fiyatla satılık akademik unvanlar: Gazeteci Tunca Öğreten’le söyleşi

zz7

Açık Bilinç’te, araştırmacı gazeteci Tunca Öğreten ile Türkiye’de yükselen parayla tez yazdırma sektörünü konuştuk.

Akademik unvanınızı satın alabilir misiniz?

Parayla yüksek lisans ve doktora tezi yazdırılabilir mi?

— / —

Geçtiğimiz ay, bilimin ve akademinin sorunlu noktalarına bakmış ve üç program boyunca şu konuları tartışmıştık:

– Dr. Mengele ve bilimin karanlık yüzü.

– Şüphe tacirleri: Bilim ve para.

– Heidegger ve siyasi erkin güdümündeki akademisyenler.

Bu hafta, yasal ve etik yönleriyle, Türkiye’de akademinin çok ciddi bir sorunu haline gelmiş olan parayla tez yazımı konusunu ele alıyoruz.

Konuyu araştıran Tunca Öğreten’in geçen hafta Deutsche Welle Türkçe’de yayımlanan yazısı.

— / —

Parayla tez yazımı, Türkiye’de giderek büyüyen, yılda yaklaşık 150 milyon liralık hacme sahip bir sektöre dönüşmüş durumda.

Tunca Öğreten, 50 büyük şirketin, 3 ile 20 bin lira arasında ücretlerle ayda ortalama 20 tez hazırladıklarını yazmış.

Yazıya konu olan tez yazımı şirketinin yöneticisi, yaptıkları işin etik dışı ancak yasal olduğunu söylüyor.

Parayla yüksek lisans veya doktora tezi yazdırmak, bir tür paralı hizmet gibi görülebilir mi? Bu, akademisyenlik açısından kabul edilebilir bir durum mudur?

Bu sorunun cevabı çok açık: 

Parayla başkasına tez yazdırmak, kesinlikle kabul edilebilir bir durum değildir.

Hem sahtekarlıktır, hem emek hırsızlığıdır.

Bu faaliyetin bir sektör haline gelmiş olmasıysa, ülkemiz üniversiteleri adına çok büyük ve utanılacak bir ayıptır.

— / —

Parayla tez yazdırmanın niçin yasal olduğunu anlamadığımı not edeyim. Bunu hukukçulara sormak gerek.

Bence, birisinin sizin yerinize üniversite sınavına girmesi ve bu sayede hak etmeyen kişilerin üniversite kontenjanlarını doldurmasından kategorik olarak bir farkı yok.

İşin yasal yönü bir tarafa, yazıya konu olan şirket yöneticisi, yaptıkları işin etik dışı olduğunu zaten kendisi söylüyor.

Fakat hayatını ahlaki açıdan yanlış olduğunu bildiği bir iş yaparak kazanıyor olmasından bir rahatsızlık duyuyor mu, bunu bilmiyoruz.

Akademik kariyerini sahtekarlıkla elde etmiş bir üniversite hocasının öğrencisi, veya böyle bir hekimin hastası olmak ister miydiniz?

Dünya standartlarındaki her üniversitede akademiden hayat boyu men ile sonuçlanacak bu pratiğin ülkemizde yaygınlaşması, çok ciddi bir sorun. Bu pratik, daha genel bir anlayış değişikliğinin yalnızca bir semptomuysa, elbette daha da ciddi bir sorun.

— / —

Kısa bir bilgi: ABD’de doktora çalışmasını tamamlamak ortalama 8 yıl sürüyor. Yaklaşık olarak doktoraya başlayan her iki öğrenciden biri, sürecin zorluğu nedeniyle eğitimini yarıda bırakıp vazgeçiyor. İyi bir doktora tezi yazmak, kolay bir iş değil.

Durum böyleyken, ülkemizde her ay şirketlerin ortalama 20 tez hazırlıyor ve bu tezlerle insanların akademik unvanlar alıyor olması, ülkemizde üniversite standartları açısından da endişe edici bir halde olduğumuzun göstergesi.

— / —

Ülkemizde, parayla tez yazdırma sahtekarlığına akraba, akademinin bir başka kanayan yarası, intihal. Yani başkasının eserlerini kendininmiş gibi gösterme.

Geçmiş bir programda Boğaziçi Üniv.’den Dr. Ziya Toprak’la ‘intihal’ konusunu ele almıştık.

— / —

Bu konunun maalesef şakaya gelir bir yanı yok. Emek ve liyakatla kazanılması gereken akademik unvanların, ticari bir meta olarak görülüp para karşılığı pazarlanıyor olması, ülkemizin eğitim ve bilim geleceği açısından çok endişe verici bir durum. Takip etmeye devam edeceğiz.

Açık Bilinç’i Salı sabahları 9:30’da dinleyebilir, podcast arşivine ulaşabilirsiniz.

10:00 – 10:30 İklim İçin / Yücel Sönmez, Ömer Madra ve Murat Can Tonbil

IklimIcin20190226

İklim İçin kayıt arşivi

10:30 – 11:00 Ahşaptan Betona, Mecidiyeden Jetona / Pınar Erkan / Alameti kerametinden menkul kent hikayeleri

AhsaptanBetonaMecidiyedenJetona20190226

“Alameti kerametinden menkul kent hikâyeleri” şiarıyla yola çıkan programda tarihten günümüze tarihsel katmanlar da deşilerek Bizans köşklerinden, sarayların altyapısının nasıl oluşturulduğuna, konutlardan ofislere, kaldırımlardan sokaklara, dehlizlerden şarap üretilen üzüm bağlarına kadar şehrin farklı unsurlarına dair az ya da çok bilinen detaylar konuşuluyor.

Ahşaptan betona Mecidiyeden jetona kayıt arşivi

11:00 – 12:00 Deniz Aşırı / Deniz Pak / Bozcaadalılar, adaya yolu düşenler ve adanın kıyısına vuranlar…

bozcaadasozlugu.blogspot.com/denizairi

12:00 – 13:00 Periplus (Yeni program) / Hazırlayan: Murat Can Tonbil

“Haritalar üzerinden caza çalan bir müzikal seyir rehberi” şiarıyla yola çıkan program, haftaiçi öğle kuşağını kıtalararası bir seyahate çıkarıyor.

http://canspod.com/

12:55 – 13:05 Yerdeniz Büyücüsü – Atuan Mezarları / Yazan: Ursula Le Guin / Çeviren: Çiğdem Erkal / Metis Yayınları / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak’ta aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü bu yayın döneminde başlıyor. Ne zaman biter, orası meçhul. 

13:00 – 14:00 Musica Brasileira / Jozi Levi / Brezilya’dan müzik

9

soundcloud.com/joezeex/

14:00 – 14:30 Dünya Mirası Adalar / Asu Aksoy, Derya Tolgay ve Alp Orçun

Adalar, yüzyıllarca imparatorluklara başkentlik yapmış, siyasi ve kültürel dönüşümlerin aktörlerini beslemiş dünya şehri İstanbul’un hikâyelerinin hep bir parçası olagelmiş. Krallar, kraliçeler, dini liderler sürgüne buralarda zindanlara atılmış, ardından Osmanlı’dan günümüze  farklı kültürel cemaatlerin zengin bürokratları, iş insanları, Adaları İstanbul’un sayfiye merkezi haline getirmiş, sanatçılar, yazarlar, Adalar’ın renginden, havasından, kokusundan beslenmek için buraları mekân tutmuş. Adalar, muhteşem mimari ve yaşam dokusuyla dünyada eşine az rastlanır bir kültürler havzası olma halini bugüne kadar taşımışlar.
Şanslıyız ki Adalarda İstanbul tarihinin tüm veçhelerinin mekânsal izdüşümlerini hâlâ görebiliyoruz ve barındırdıkları hikâyelerin bazen yaşayan bilgi kaynaklarına erişebiliyoruz. Kendimizi gerçekten müstesna hissetmeliyiz: Adalar’a adımımızı attığımızda İstanbul tarihinin çok da bozulmamış tanığının varlığını hissedebiliyoruz, şaşırıyor ve nedenini çok da bilmeden mutlu oluyoruz. Bu yayın döneminde bizi mutlu eden Dünya Mirası Adalar’ı enine boyuna konuşuyoruz.

Dünya Mirası Adalar facebook sayfası 

***

zz5

Salı 14.00 Açık Radyo Dünya Mirası Adalar Programında ömrünü atlara hasretmiş bir at sevdalısı, Emin Mahir Başdoğan konuğumuz oluyor.
2019 etkinliklerimizin ilkini 17 Şubat Pazar günü Emin Mahir Başdoğan ile gerçekleştirdik. “At ve Ada” başlığını taşıyan bu söyleşi ve imza etkinliğinde Emin Mahir, AT’A SÖZLERİ başlıklı kitabını Adalılara takdim etti.
“Atçılığımızın bugününden bahsederken, adalar ve ada faytonlarından söz etmemek mümkün değildir diye düşünüyorum. Birçok dert ile yaralı “atçılığımızın” üzerinde hararetli hislerle durulan ve neredeyse tarafların “kavga” halinde oldukları tek örneği zamanede ada faytonlarıdır. Mevcut durumun bir mes’ele haline getirilmesi, bu halin itina ile “çözülmemesi”, herhangi bir “iyileştirme” çalışması yapılmaması ve özetle “at”ın bir kere daha “modernite” tanrılarına “kurban” edilmesi gayretkeşliği… sanırım bu gidişattan mem’nun olmayan bizlerin, bugün burada bulunmamızın sebebidir” diyerek başlayan söyleşinin devamı..94.9 http://acikradyo.com.tr/stream/index.html
Emin Mahir Başdoğan kimdir:
1957 senesinde İstanbul’da doğdu.
Tahsil
Maçka İlk Mektebi, İstanbul
English High School, orta-lise, İstanbul
Birmingham University, iktisat, Britanya
Aston University, iş idaresi, Britanya
İş Tecrübesi
Koç Holding yetiştirme programı, memur
Koç Holding otoyol şirketi ticaret bölümü, memur
Çukurova Dış Ticaret Şirketi, satış temsilcisi
Arçelik, pazarlama bölümü,
At çiftliği işletmecisi
At hocası
Kemer Golf&Country Kulübü binicilik bölümü direktörü
Serbest atçı
Kayda Değer Sair İşler
Açık Radyo’da on bir sene devam eden “adeta dörtnala” programı
Frank Cardell’in Işığa Dönüşen Gölge kitabı tercümesi
Zeck, Truva mecmualarında köşe yazarlığı
Faytoncular odası danışmanlığı
Atlı Hayat Çiftliğinde hayatını sürdürmektedir.

14:30 – 15:30 Yeni / Hande Akkan / Yeni Philip Glass’ın 80. yaşını kutluyor

Hande Akkan Twitter

15:30 – 16:00 Türk İşi Kovboylar / Hazırlayan: Utku Uluer / (15 günde bir)

TurkIsiKovboylar20190226

zz1

Bugün Açık Radyo 94.9’da yeni bir yolculuğa çıkıyoruz. Yeni programın ismi; Türk İşi Kovboylar! – Türk Sineması ve Yeşilçam’da Westernler.

Yani Yeşilçam Arkeolojisi ile başladığımız yolculuğu daha spesifik bir başlığa taşıyoruz. Bugün saat 15:30’da yayınlanacak programda, içeriği ile ilgili detayları ve neler yapmayı planladığımızı anlatacağım. #western#yeşilçam#Türkişikovboylar#Kovboylar#cowboy#ErişteWesternEkrem GökkayaMelek Gorgun

sinematikyesilcam.com/

***

 

 

 

Ekrem Gökkaya, bugün (26 Şubat’ta yani) saat 15:30’da Türk İşi Kovboylar programınında 1974 yapımı Atını seven kovboy filminden anılarını anlatacak… Ayrıca Ekrem Gökkaya’nın oynadığı başka bir kovboy filmi daha olduğunu bu söyleşide öğrendik. Programı sakın kaçırmayın! online dinlemek için link birazdan yorumlara eklenecek #Kovboyfilmleri #yeşilçam#EkremGökkaya #TürkişiKovboylar #EskiTürkFilmleri

16:00 – 16:30 Nöro Blog / Onur Arpat ve Taner Yılmaz / Beynimizden Geçen Herşey

zz2

noroblog.net/

16:30 – 17:00 Diğerkâm (Yeni program) / Hazırlayanlar: Damla Özlüer ve Rauf Kösemen

Geçtiğimiz dönemlerde Hemzemin programını hazırlayan Rauf Kösemen ve Damla Özlüer yine sosyal fayda iletişimi üzerine daha geniş düşünmeye çağırdıkları yeni programları Diğerkâm ile bu yayın döneminde de aramızdalar.

Facebook.com/Diğerkam

***

zz5

Diğerkâm’da bugün, Bilim İletişimi üzerine konuşacağız.

Damla Ozluer ile Rauf Kösemen‘in hazırlayıp sunduğu, sosyal fayda iletişimi üzerine konuşulan Diğerkâm, bugün ve her salı 16:30’da, Açık Radyo 94.9’da…

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Sanat Deliorman, Jak Kohen, Levent Öget ve Harun İzer

Dünyanın Cazı kadrosuna Caz vokalisti Sanat Deliorman dahil oluyor. Salı günleri Dünyanın Cazı ondan sorulacak.

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Hafta boyunca Ben Bugün Bişey Öğrendim Yayına Hazırlayanlar: Doruk Yurdesin, Ozan Sezgin ve Rauf Kösemen

facebook.com/benbugunbiseyogrendim

Açık Dergi Salı Dünyayı Okumak / Aytaç Timur ve Akif Pamuk

Yazmaya övgü. Eleştiriye ve eleştirmene kapı. Düşünmeye, düşünceye, üretmeye ve tartışmaya alan açmayı amaçlayan bir kültür programı.

Açık Dergi Salı 18:50 Dünya Sinema Sözlüğü (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayanlar: Oğulcan Bakiler ve Sabahat Özay

Önceki dönemlerde Altyazı Aylık Sinema Dergisi’nin Türkiye Sinema Sözlüğü’nü radyoya taşıyan Oğulcan Bakiler ve Sabahat Özay bu yayın döneminde yine Altyazı tarafından hazırlanan Dünya Sinema Sözlüğü’nü dinleyiciyle paylaşıyor.

Açık Dergi Salı  Kulis Sesleri – Bircan Yorulmaz (Ayda 1)

Program kaydı

***

Kulis Sesleri: Craft Tiyatro’dan ‘Kalp’

zz6

Kulis Sesleri bu programında Craft Tiyatro tarafından sahnelenen ‘Kalp’ kulisindeydi.

Oyunu Larry Kramer yazmış, İbrahim Çiçek yönetmiş. Aras Aydın, Nilperi Şahinkaya, Cem Yiğit Üzümoğlu, Kerem Arslanoğlu, Burak Sarıkahya, Sinan Çatıkkaş, Nejdet Sert, Süleyman Kara ve Soner Kurt oynamışlar.

Bircan Yorulmaz, oyunun yönetmeni İbrahim Çiçek ile oyuncuları Aras Aydın, Nilperi Şahinkaya, Cem Yiğit Üzümoğlu, Kerem Arslanoğlu ile konuştu.

Öncelikle oyunu anlatır mısınız hikâye nedir? Oynadığınız karakterler kimdir?

İbrahim Çiçek: Oyun 80’li yılların başında ortaya çıkan bir hastalık ve onun salgına dönüşmesini anlatıyor aslında. Şu an bildiğimiz AİDS tablosunun o zamanki; tanımlanamayan hali. Önce gay kanseri olarak çıktı bu hastalık. Çünkü bir azınlıka tanımlamak o dönemim siyasi yapısı için kolay. Bu insanlar da oyundaki 9 karakter ve oyunda bahsedilen daha fazlası da bununla ilgili mücadele ediyorlar.

Nilperi Şahinkaya: Ben Emma’yım. Emma da çocukluğunda, 5 yaşındayken çocuk felci virüsünü kapmış. O yüzden tekerlekli sandalyede hayatını sürdürüyor. Bu yüzden bu hastalıkla bir bağ kuruyor. Kendi için bir şeyler yapılabilirmiş hatta aşısı bulunmadan 3 ay önce tekerlekli sandalye kullanmaya başlamış. Kendisi için yeterince hızlı bir biçimde çözüm bulunamadığı için o da bu hastalığa bir çözüm bulmaya çalışıyor. Fakat o kadının çaresizliğini görüyoruz, çünkü hükümet, devlet bunu önüne geçiyor söz konusu gayler olduğu için hastalığın var olduğunu insanlardan saklamaya çalışıyorlar. Maddi yardım yapmıyorlar hastanelerde, o yüzden Emma çok çaresiz kalıyor.

Aras Aydın: Ben Ned Weeks karakterini oynuyorum. Benim karakterim bir yazar, aynı zamanda bir aktivist kimliğe sahip. Hırçın, sivri dilli, filmler çekmiş, romanlar yazmış ama bu gay hastalığı ile ilgili hiçbir bilgiye sahip değilken başlangıçta kendisi bilgi almak için araştırmaya başlıyor. Süregelen zamanda bir aşk giriyor hayatına ve ona olan ilgisiyle hastalığa verdiği ilgi de zamanla artıyor.

Cem Yiğit Üzümoğlu: Ben Felix Turner’ı oynuyorum. Felix o dönem The New York Times’ta moda üzerine yazan bir arkadaş ve bu oyundaki birçok karakterin aksine bir aktivist kimliğe sahip değil. Aktivist olma ihtiyacı duymuyor. Ve bir noktada hastalığa maruz kalıyor ve hastalığı kapıyor. Sonrasında her şeyle yüzleşme gerçekleşiyor. Bir aşk ilişkisi, aşk serüveni var. Bunun dışında bir sürü dostluklar vs’ler ve hep yitip giden hayatlar var. Bütün bir oyun boyunca bu arkadaşlıkların ve dostlukların, aşkların ve bütün her şeyin; hayatların insanların ellerinden ne kadar çabuk yok olduğunu ve bunun kimse tarafından bilinebilir bir süreç içerisinde olmadığına tanık oluyoruz. Problem zaten HIV denilen virüsün öngörülemez oluşu. Bir anda ortaya çıkabiliyor, bir anda bütün bir insan vücudunu yok edebiliyor. Ve bununla ilgili kimi zaman semptomlar gösterebiliyor, kimi zaman gösteremiyor. Problem bu insanların, bu komünün içindeki bireylerin patır patır dökülmeye başlaması ve kimsenin buna dair bir şey yapamaması veya yapmaması. Oyunumuz politik düzlemde böyle bir şeyi anlatıyor.

Kerem Arslanoğlu: Buruce Nice’ı oynuyorum. Bir bankada genel müdür yardımcısı. Askerliğini yapmış. Kişisel çıkarlarından dolayı bu hastalığın yayıldığı süreçte diğer arkadaşlarıyla beraber mücadelenin içine dâhil oluyor ama kişisel çıkarlarından ötürü o mücadelede tam olarak varlık gösteremiyor diyebiliriz. Bir taşıyıcı, taşıyıcı olduğu içinde bununla yüzleşmek ve bunun üstünü örtmek arasında bir yerde gidip geliyor. O dönem salgın çok fazla olduğundan bununla yüzleşirse kendi ölümü ile de yüzleşeceği için üstünü kapatmak isteyen bir arkadaş. Sevgililerini kaybediyor.

Oyun gerçek bir zemin üzerinde ancak kurgu ve çok sert. Kitap orijinali böyle miydi? Nasıl bir araya geldiniz? Seyirci tepkisi nasıldı?

İbrahim Çiçek: Son sorudan başlayayım. İzleyicilerden tepkiler güzel. Memnun ayrılıyor insanlar. Oyunun metni aslında o döneme atılan bir çığlık. Dolayısıyla 80’lerde yazılmış bir metnin şu andaki karşılığı bizde aynı yüksek sesten gelmiyor. Daha gerçekçi bakmak zorunda kalıyoruz ve bir tiyatro metnine nasıl bakıyorsak öyle bakıyoruz ve bazı şeyler şu an aynı yere çarpmıyor. Bu düzeltmeleri yaptık metne, ana aksını bozmadan. Daha tiyatroya yakınlaştırdık, haddim olmayarak. Çünkü kitap otobiyografik bir oyun. Bazı yerler çok fazla yazarın kendisine aitti. Onları daha genel his haline getirmeye çalıştık.

Ekip nasıl kuruldu? Şu anda tiyatroda bir isime gitmek, bir isimle çalışma derdi gibi bir şey oluyor. Bu bende çokça olan bir şey değil ama bu artık öyle bir alışkanlık haline gelmiş ki sen yapmasan bile çevrendeki herkes bunun bir gereklilik haline geldiğini söylüyor. Yeni açılan tiyatrolarla birlikte; Zorlu, Uniq.

Büyük prodüksiyonlar, büyük isimler…

Fotoğraf: Quailty

İbrahim Çiçek: Evet, bileti oyun değil de oyuncu sattırır mantığı maalesef içimize işliyor. En azından duvarlarımıza çarpıyor. Ben de o yüzden birkaç oyuncuya sordum bu oyunu. Şunu görüyorum ki bir oyuncu iş yapmak istiyorsa o metni o gün okur. Çok işi varsa ertesi gün okur. Benim Türkiye’deki tüm oyunculara en büyük eleştirim bu; en ustasından en yenisine bir ay oyun bekleten insanlar var. Ben anlamıyorum. Mesela benim mail kutumda bir tane bekleyen iş olsa ben duramam, o gün mutlu olamam onu okumadan. Böyle bir süreçten geçtim. Sonra bir odition açtım. Bazıları başvurarak, bazılarını kendim çağırarak oditiona, beraber insan olarak sevdiğim herkesle çalışma yoluna gittim. Nilperi’yi daha önceden tanıyordum, onunla çalışmak istiyordum. Cem’i Killology’de düşünmüştüm, o zaman bir programlama zorluğu çektik, olmadı. Sonra Cem’i aradım, çok enteresan bir şekilde 15 dakika içinde buraya geldi. Aras’ı aradım o da geldi. Konuşurken ben tamam demiştim ama o sen yine de oditionı izle dedi, o da o şekilde dâhil oldu. Kerem’i oditionda beğendim, başka oyuna gitti sonra dedim, içimde kaldı gel oynayacaksın.

Sizler metni okuduğunuzda ne düşündünüz?

Aras Aydın: Ben o döneme ait, bugünün karşılığını biliyoruz ancak HIV virüsünün 80’lerde tanınamayacağı, o dönemlere ait bilgimdeki cahilliğimi göz önüne alarak metni öyle okumaya başladım ve gerçekten okudukça, metni bitirdikten sonra da çok etkilendim. Nilperi ile daha önceden tanışıyoruz, o bana böyle bir oyun olduğunu söylemişti. Seni arayacaklar, düşünür müsün diye. Ben de evimde inşallah iyi güzel bir iş olurda, iyi bir işte bir rol oynayabilirim diye düşünürken İbrahim çıktı karşıma, Craft çatısı çıktı. Böyle bir oyun çıktı, bu kadar yetenekli, güzel insanlarla aynı sahneyi paylaşma olanağı çıktı. Metni okuduğumda zaten birçok rolü beğenmiştim. Ama bir yandan ne olacak, İbrahim beni hangisine düşünüyor, nasıl bir rol oynayacağım derken bir anda ekibin içine dâhil olmuştum. Metinden gerçekten çok etkilendim. Hala oyundan 1,5-2 saat bazen 3 saat önce burada oluyoruz. Oyunun başlamasına 1 saat kala, Cem zaten bu konuda çok bilgili, Kerem de öyle; yoga, nefes teknikleri vs. konusunda bize bir sürü alıştırmalar yaparak metnin dönemine, o ansamble içerisinde rol kişilerinin tamamıyla yer alması için elimizden geleni yapıyoruz. Bu özveri, bu çalışma- şu an yanılmıyorsam 16 ya da 17. temsili oynuyoruz – benim için de keza arkadaşlarım için de geçerli, her oyuna prömiyer heyecanıyla sahneye çıkmanın ayrı bir tadı var. Hiç bıkmadan, sıkılmadan her oyunda başka şeyler keşfederek, her oyunda başka alışverişler yaparak, her oyunda karşımızdaki partnerin gözünde başka bir kıvılcım hissederek oynamanın mutluluğu ve heyecanı içindeyim.

Nilperi Şahinkaya: Elimizde metin yokken biz zaten İbrahim’le bu yıl bir oyun yapacağımız konusunda sözleşmiştik. İbrahim oyunu bana yolladığında ben zaten İbrahim’e çok güvenirim, çok güzel cast yapıyor. Senelerdir bildiğim için kendimi İbrahim’e çok rahat bırakırım. Çok iyi bir gözü, öngörüsü var. Hemen anlıyor, kim neyi iyi oynar, hangi rol kime daha yakışır. Bu oyunu sahneleyeceğim diyorsa zaten başından emindim oyunun en güzel şekilde sahneleneceğinden. Metni okuduğumda bana çok fazla bilgi bilgi bilgi, biraz didaktik geldi. Oralarda biraz kafam karıştı. Ama bir an olsun İbrahim’den şüphelenmedim. Merakla provayı bekledim.

Kerem Arslanoğlu: Ben oditiona girdikten sonra, İbo’nun da dediği gibi içimde kalmıştı, sonra üzerine bir şeyler oldu, zaman geçti. Sonra İbrahim tekrar çağırınca, az önce bahsettiği oyuncular modelinden olmadığımı açıkça söyleyebilirim; metin bana geldiği akşam okudum. Heyecanlandım ne olacak diye ve çalışmaya başladım. Metin çok güzel ve İbrahim’in katkısı ile başka bir yere gittiğini söyleyebilirim. Etkisi çok fazla, hem bizim hem metnin hem oyunun kurulmasında. O yüzden metnin anlattığının dışında birlikte kurduğumuz, onunda çok katkısının olduğu değerli yerler var.

Cem Yiğit Üzümoğlu: Ben de onlara dair bir şeyler söyleyecektim. Mesele elimizdeki yazar metninin ne kadar iyi ya da ne kadar kötü olduğu değil. Biz bunu sahne metnine dönüştürürken ne kadar bizden, ne kadar içimizden, ne kadar bugüne, şu ana, şimdiye ait olmasıydı. Nitekim bütün provalarımız sadece bunun içindi. Zaten böyle bir otonom kazandıktan sonra yapılacak tek şey kendine güvenip sahneye çıkmak oluyor. Kısa bir arayla beraber toplam prova süremiz dört aydı. Biz her gün buraya Cem ne söylüyor, Kerem ne söylüyor, Nilperi ne söylüyor, İbrahim, Aras ne söylüyor, diğer rol arkadaşlarımız ne söylüyor. Karakterde ve bizde olan şey ne ve biz bunu nasıl biraya getirip ortaya dökebiliriz diye düşündük.

Nilperi Şahinkaya: İbrahim çok güzel oyuncu çalıştırıyor. Birçok yönetmende olmadığını bildiğim bir şey bu; oyunculuk çalıştırıyor. Çok güzel bir yöntemi var, ders alır gibi çalıştık. Normalde yönetmen gelir bunu böyle düşünüyorum, şunu böyle düşünüyorum, hadi bu sahneyi böyle yapalım der. İbrahim de biz uzun uzun karakterleri çalıştık.

Peki, Türkiye’de tiyatroyu nasıl buluyorsunuz?

Cem Yiğit Üzümoğlu: Açıkçası Türkiye geneline pek hakim değilim ama İstanbul’daki tiyatroya birazcık hakimim. Bence tiyatro biraz yalan duvarlar üzerine kuruluyor. Benim özellikle bu yıl gördüğüm şey bu. Yani yönetmenler fikirler ve cüzdan üzerine kuruyor. Oyuncular da popülarite ve instagram üzerine kuruyor ya da okullu olmanın verdiği o saçma egoyla sahne üzerinde bulunuyorlar. Herkesi katmayayım, elbette ayırdığım çok değerli insanlar var ama bir genel söyleyeyim ve kendimizi de bu genele dâhil edeyim. Her defasında tekrar tekrar aynaya bakıp kendimizi o noktadan uzaklaştırabilelim. Genel olarak bir yalanlar silsilesi, gerçekten büyük yalan, büyük palavra yapılıyor sahne üzerinde ve seyirciler de buna alet oluyor ve kendileri de bunu olumluyorlar. İşin kötü tarafı da bu. Kötü bir şey seyrettiği zaman içinden ‘a ne kadar kötü olmuş’ diyor ama oyundan çıktığında ‘çok güzeldi, yok ben çok beğendim’ diyor. Ya da oyun içerisinde gülüyor. Ve o aptallığını kapatmak için gülüyor ama kendiyle yüzleşemediği için aslında tiyatroyu bir adım öteye götürecek o sessizliği oyuncuya vermiyor. Komik olmayan bir şeye güldüğünüz zaman, oyuncu olarak bizler onun komik olduğunu düşünür ve bunun üstüne çıkmaya çalışırız. Ama eğer komedi yapmaya çalışırsak ve onu doğru yapamazsak ve seyirci buna tepki vermezse o zaman orada bir yanlış yaptığımızın farkına varırız. Tiyatrodaki ayna da bana biraz böyle bir şeymiş gibi geliyor. Ama tiyatrocular böylesine yalan ve seyirciler böylesine yalan olduğu sürece bu ülkede nadir 3-5 insan dışında ya da 3-5 tiyatro dışında, ki 3-5 tiyatro yok, 3-5 insan dışında bu sanatı bu ulusta kültürel anlamda ve sanatsal anlamda ileriye götürecek hiçbir çıkar yok yok gibi geliyor bana.

İbrahim Çiçek: Bunun üstüne konuşmak oldukça zor ama ben seyirci sayısının artmasıyla ilgili kısmına ilişkin konuşayım. Cem oldukça eleştirel yaklaşınca ben pozitif yaklaşımda bulunayım. Seyirci sayısı artmıyor değil, artıyor. Cem’in dediği kadar değil durum, o anlattığı seyirci tipine fazla maruz kaldığı için, bu yıl ayrıca yaptığı extra bir iş nedeniyle çok fazla oyun izliyor. Hem de aktif olarak sahneye çıkıyor. Seyircide de şu var; bu sosyal medyanın, özellikle instagramın varlığı ile birlikte artık sahneye duydukları saygı azaldı. Seyirci sayısı artıyor, çünkü instagramda bir oyuna gitmek oldukça popüler bir eylem olarak görülüyor. Ben kendi oyunumu en arka sıradan izlediğim zaman seyirci elinde telefonları gördüğüm zaman benim kalbim kırılıyor. Biz 4 ay boyunca seyirciye samimi olalım diye uğraşırken başka bir insan oldukça samimiyetsiz bir platforma bakın ben oyuna gittim diye fotoğraf atmanın derdine giriyor. Ben zaten internet içeriği olan fotoğrafları fazlasıyla kendi sosyal medyamdan yayınlıyorum, oradan kullanabilirler. Onun dışında bu oyuna özel olarak 9 oyuncu da çokça iyi niyetlerini ortaya koyarak hiçbir sansür –oto sansür yapmadan oyunun tam gerçekliğini yakaladılar. Ben bu gerçekliğin içinde kırgınlık yaratacak seyircilerin oyunuma gelmesini istemiyorum. Oyundaki herhangi bir küfrün, çıplaklığın onları estetik olmayan şeylerin benim iznim olmadan yayınlanması gerçekten hoşuma gitmiyor. Bu konuda galiba yaptırımlara da başvuracağım. Çünkü bunun korsan kitap basmaktan hiçbir farkı yok. Ben zaten bunun kayıt altına alınmasını isteseydim, bir yönetmen olarak, bir tiyatro olarak kaydettirirdim. Seyircimiz bu halde maalesef. Bunun sebebi de biraz popüler kültür. Ben tiyatrolar kısmında Cem kadar sert olamayacağım. Tiyatromuz son 10-15 yıldır bir şekilde bir temel üstüne kuruluyor. Bütün kurulan akımlar gibi sarsıla sarsıla kuruluyor. Tek korkum bu yeni ve büyük prodüksiyonların tiyatronun içini boşaltması ihtimali. Umarım öyle olmaz, umarım o işlere de kaliteli insanlar yapar. Mesela Krek örneğinden yola çıkarsak, Krek 90 kişi yerine 400 kişiye oynayınca o gün 90 yerine 400 kişi evine iyi hisle gidiyor. Bu anlamda seyirci çoğalması iyi bir şey.

Oyun hakkındaki detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Künye

Yazan: Larry Kramer
Çeviren: Hira Tekindor
Yöneten: İbrahim Çiçek

Dekor & Işık: Kerem Çetinel
Koreografi: Bahadır Efe
Hareket: Göksun Büyükkahraman

Mekan Yönetimi: Şevval Çakır
Müzik: Ömer Sarıgedik
Afiş: Zerrin Tekindor

Oynayanlar: Aras Aydın, Nilperi Şahinkaya, Cem Yiğit Üzümoğlu, Kerem Arslanoğlu, Burak Sarıkahya, Sinan Çatıkkaş, Nejdet Sert, Süleyman Kara, Soner Kurt

Açık Dergi Pazartesi Serbest Atış (Açık Dergi’de yeni köşe – 15 Günde 1) / Dünya Basketbol Gündemi / Hazırlayanlar: Mehmet Çopuroğlu ve Kayhan Ergin

Volkan Ağır ve Utku Gökerküçük’ün hazırlayıp sunduğu Efektif Pas bu yayın döneminde bir ara veriyor. Yerine, bir basketbol programı olan Serbest Atış geliyor.

Açık Dergi Salı Trapez Kadro (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayanlar: Seçil Zor ve Zeynep Araboğlu

Açık Dergi’de Kadın Bisikletliler mikrofon başına geçiyor. Serbest Atış yayınıyla dönüşümlü olarak bizlerle her bölümünde farklı yaşam çevrelerinden bisikletçi kadınlar bisiklet deneyimlerini paylaşıyor.

facebook.com/bisikletlikadininisiyatifi/

20:00 – 21:00 Açık Şemsiye / Hakan Gürvit, Levent Dönmez, Mehmet Yusuf ve Şebnem Sühel Grimm / Gelmiş geçmiş tüm müzik türleri

21:00 – 22:00 Gitaresk / Jak Kohen, Gonca Açıkalın ve Meral Akman / Neo-klasik rock ve fusion

Gitaresk_26-02-19_Meral99_siradisi

gitaresk.com/

***

zz1

Açık Radyo 94.9 Gitaresk’te, bu gece saat 21:00’de, Barry Adamson, David Bowie, Bruce Soord With Jonas Renkse, Sorun Değil, Buckethead, Kyuss, Kat Onoma, The Claypool Lennon Delirium, Mr. Bungle’dan seçtiğim parçaları dinleyebilirsiniz.

http://www.gitaresk.com/Playlists/48th/190226.htm

22:00 – 23:00 Esintiler / Seda Binbaşgil / Jazz

23:00 – 24:00 Psychoacoustics (Program gününde ve saatinde değişiklik) / Hazırlayanlar: Osman Kaytazoğlu, Berk Gökberk ve Barış Karakaş

Cumartesi geceleri 02.00’de yayınlanan Psychoacoustis bu yayın dönemi Salı geceleri saat 23.00’de

24:00 – 01:00 Numune Hastanesi / Cüneyt Bolak / Ses Gezegeninde Örnek Avı

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi: 5 Kasım 2018 – 5 Mayıs 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/2/22

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil,  Selahattin Çolak

AcikGazete25.02.2019

Açık Gazete kayıt arşivi

***

Günün Sözü

“Bazıları bizim kendi geleceğimiz için mücadele ettiğimizi söylüyor. Ama bu doğru değil. Biz, herkesin geleceği için mücadele ediyoruz. Ve eğer sokaklarda olmak yerine okulda olmamız gerektiğini düşünüyorsanız, o zaman sokaklarda bizim yerimizi sizin almanızı ve işe gitmemenizi öneririz. Hatta, daha iyisi, siz de bize katılın da süreci hızlandıralım.”

İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg’in 21 Şubat Perşembe günü Belçika’da AB temsilcilerine hitaben yaptığı konuşmadan. (Açık Gazete)

***

‘Grevci’ Greta AB’ye seslendi: Hedefleriniz çocukların geleceğini korumaya yetmez

ZZ17

İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg 21 Şubat Perşembe günü, Belçika’da geçen yılın Aralık ayından beri her hafta yürütülen iklim okul grevlerinden birinde yer almak üzere Brüksel’deydi. Greta, AB temsilcilerine hitaben bir konuşma yaptı.

Evan Lamos ve Frédéric Simon

euractive.com

Konuşmanın tam metnini videosu eşliğinde sunuyoruz.

“Onbinlerce çocuk iklim için Brüksel sokaklarında okul grevi yapıyor. Yüzbinlercesi de dünyanın her tarafında aynı şeyi yapmakta. Bazıları da şimdi burada.

Biz okul kırıyoruz çünkü ev ödevimizi yaptık. İnsanlar bize her zaman çok umutlu olduklarını söylüyorlar. Onlar, gençlerin dünyayı kurtaracakları konusunda umutlular. Ama biz dünyayı kurtarmıyoruz.

Bizim büyümemiz ve sorumluluk almamız için bekleyecek vakit yok ki. 2020 yılına kadar karbon salımları eğrisini keskin şekilde aşağı çekmiş olmamız lazım. Bu, gelecek yıla kadar demek.

Politikacıların çoğunun bizimle konuşmak istemediğini biliyoruz. İyi. Biz de onlarla konuşmak istemiyoruz zaten. Biz onların bizimle değil, bilim insanlarıyla konuşmalarını istiyoruz. Onları dinlemelerini. Çünkü biz bilim insanlarının söylediklerini ve on yıllardır söylemekte olduklarını tekrarlamaktan başka birşey yapmıyoruz zaten. Biz sizin Paris Anlaşmasına ve IPCC (BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) raporlarına uymanızı istiyoruz. Başkaca bir manifestomuz veya talebimiz yok. Bilimin arkasında durun yeter. Talebimiz bundan ibaret.

Politikacıların çoğu iklim için okul grevleri konusunda konuşmaya başladıklarında, iklim krizi dışında hemen herşeyden bahsedip duruyorlar. Birçok insan da okul grevlerini bizim okula dönüp dönmememiz gerektiği meselesine bağlamaya çalışıyor. Binbir türlü komplo teorisi kuruyor, bizi de kendi başına düşünemeyen birer kukla olarak görüyorlar.

Odak noktasını iklim krizinden uzaklaştırmaya, konuyu değiştirmeye can atıyorlar. İklim krizi hakkında konuşmak istemiyorlar çünkü bu savaşı kazanamayacaklarını biliyorlar. Çünkü ev ödevlerini yapmadıklarını da biliyorlar. Ama biz, ev ödevlerimizi yaptık.

Ev ödevini yapıp bitirdin mi yeni politikalara ihtiyacımız olduğunu hemen farkedersin. Herşeyin, hızla azalmakta olan ve elimizde son derece sınırlı bir miktarı kalan karbon bütçemize dayalı olduğu yeni bir ekonomi lazım bize.

Ama bu da yetmez. Yepyeni bir düşünme biçimine de ihtiyacımız var. Sizin kurmuş olduğunuz siyasi sistem, tümüyle rekabet anlayışına dayalı. Yapabildiğinde üç kâğıt da yaparsın, çünkü burada önemli olan tek şey, gücü elde etmek için kazanmak.

Bunun sona ermesi şart. Birbirimizle yarışmaktan, rekabet etmekten vaz geçmeliyiz. Bizim işbirliği yapmaya, gezegenin kaynaklarını hakça ve âdil şekilde paylaşmak için birlikte çalışmaya ihtiyacımız var.

Gezegen sınırları içerisinde yaşamaya başlamalı, hakkaniyet ilkesine odaklanmalı ve yaşayan tüm türler adına birkaç adım geri atmasını bilmeliyiz.

Bu sözler size çok saftirik gelebilir; ama eğer ev ödevini yaptıysan başka bir şansımız kalmadığını hemen anlarsın. Varlığımızın her santimetrekaresini iklim değişikliğine odaklamak zorundayız. Bunu yapamazsak o zaman başardıklarımızın tümü ve kaydettiğimiz tüm ilerlemeler boşa gitmiş olacak. Siyasi liderlerimizin mirasından bize kalacak tek şey, insanlık tarihinin en büyük başarısızlığı olacak. Siyasi liderlerimiz de, söz dinlememeyi ve harekete geçmemeyi seçmiş oldukları için, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük hainleri olarak hatırlanacaklar.

Ama bu, böyle olmak zorunda değil. Hâlâ vakit var. IPCC (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) raporuna göre, insan kontrolundan çıkmış geri döndürülemez bir zincirleme reaksiyonu tetikleme konumuna düşmekten kurtulmak için yaklaşık 11 yılımız kalmış durumda.

Bunu önlemek için şu önümüzdeki on yıl içinde eşi benzeri görülmemiş değişiklikler meydana gelmesi zorunlu. Bunlar içinde 2030 yılına kadar CO2 emisyonlarımızı en az yüzde 50 oranında azaltmamız zorunluluğu da var. Lütfen şunu da not edin: Bu rakamlar konunun hakkaniyet yönünü içermiyor; oysa hakkaniyet Paris Anlaşmasına küresel çapta işlerlik kazandırılabilmesi için mutlak bir zorunluluk. Ayrıca, bu rakamlar devrilme noktalarını ya da kuzey kutup bölgesindeki sürekli donmuş toprakların (permafrost) çözülmesi sonucu salınacak o son derece güçlü metan gazı gibi artı geri besleme mekanizmalarını da içermiyor. Öte yandan, yakında icat edilmesi gereken ve fakat birçok bilim insanının asla zamanında yetişemeyeceğinden korktuğu ve yetişse bile öngörülen ölçekte hizmete sokulmasının imkânsız olduğunu belirttiği o gezegen çapındaki muazzam negatif emisyon tekniklerini ise içeriyor.

Bize söylendiğine göre AB emisyon azaltma hedeflerini büyütme niyetinde. Yeni hedefe göre AB sera gazı emisyonlarını 2030’a kadar 1990 seviyelerinin yüzde 45’ine indirecekmiş. Bazıları bunun iyi ya da iddialı bir hedef olduğunu söylüyor. Oysa, bu yeni hedef de küresel ısınmayı 1.5°C altında tutmaya yetecek bir hedef değil. Bu hedef, bugün büyümekte olan çocukların geleceğini korumaya yetmez.

Eğer AB 2°C sınırı için gerekli karbon bütçesi içinde kalma konusunda kendi âdilane katkısını yapacaksa, o zaman 2030’a kadar en az yüzde 80 emisyon azaltımı yapmak zorunda. Ve bu azaltım havacılığı ve deniz taşımacılığını kapsamalı. Öyleyse, şu andaki önerinin yaklaşık iki katı emisyon azaltımı gerekiyor.

Gerekli olan eylemler manifestoların ve parti politikalarının ötesinde. Bir kere daha [politikacılar] pisliklerini halının altına süpürüyor ve temizliği yapıp sorunu çözme işini de bizim kuşağa bırakıyorlar.

Bazıları bizim kendi geleceğimiz için mücadele ettiğimizi söylüyor. Ama bu doğru değil. Biz, herkesin geleceği için mücadele ediyoruz. Ve eğer sokaklarda olmak yerine okulda olmamız gerektiğini düşünüyorsanız, o zaman sokaklarda bizim yerimizi sizin almanızı ve işe gitmemenizi öneririz. Hatta, daha iyisi, siz de bize katılın da süreci hızlandıralım.

Ve, affedersiniz ama, hiçbir şey yapmadan öyle oturup dururken bir yandan da herşey yoluna girecek diye konuşup durmanız bize hiç de umut verici birşey gibi gelmiyor. Aslına bakılırsa bu, umudun tam tersi. Ve işte siz tam da bunu yapıp duruyorsunuz. Koltuklarınızda oturup dururken umudun gelmesini bekleyemezsiniz. Öyle yaptığınızda şımarık sorumsuz çocuklar gibi davranmış oluyorsunuz çünkü.

Umudun, uğraşıp didinerek kazanılması gereken birşey olduğunu anlayamamış görünüyorsunuz. Ve eğer değerli ders saatlerini heba ettiğimizi söylemeye devam edecek olursanız, izninizle size şunu hatırlatayım ki siyasi liderlerimiz inkâr ve eylemsizlik yoluyla nice on yıllarımızı heba ettiler. Ve zaman da iyice daraldığından, biz eyleme geçtik artık.

Sizin pisliğinizi biz temizlemeye başladık ve işimiz bitene kadar da durmayacağız. Teşekkürler.”

Çeviren: Ömer Madra

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Pazartesi  Ali Bilge’yle Ekonomi Politik

EkonomiPolitik20190225

***

Açık Gazete’de Ali Bilge’yle söyleşi: Kürt siyasi hareketi (2)

zz4

Açık Gazete’nin Ekonomi Politik köşesinde Ali Bilge’yle Kürt siyasi hareketini konuşmaya devam ettik.

Program söyleşi dökümünü okumak için tklynz 

09:50 – 10:00 İzel Rozental ile Haftanın Karikatürleri (Açık Gazete’de yeni köşe)

HaftaninKarikaturleri20190225

Sevgili dostumuz çizer İzel Rozental dünyadan ve Türkiye’den seçtiği haftanın karikatürlerini radyoda anlatıyor.

***

Haftanın Karikatürleri: 25 Şubat 2019

zz2

Bu haftaki programda ele aldığımız karikatürler burada…

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü / Oldies

10:30 Kamusla Güreş (Yeni program) / Hazırlayanlar: Didem Gürzap ve Kerem Doğan

Kamusla_gures-25-02-2019_rec.18-02-2019

Kelimelerin, hayata dokunan anlamları, güncel ve geçmişe dayalı anlam ve çağrışımlarıyla tekrar ele alınacağı bir program

zz8

Kamusla Güreş kayıt arşivi

Kamusla Güreş Twitter

***

Kamusla Güreş, Didem Gürzap, Kerem Doğan, Açık Radyo, 94.9, Öğretmen, Muallim, Hoca

11:00 – 12:00 Bisiklet Zinciri (Yeni program) / Hazırlayan: Muzaffer Çorlu

25Subat

Müzik programcımız Muzaffer Çorlu yıllar sonra heyecanlı bir dönüş yapıyor. Programda müzik, filim ve bilim üst şemsiyesi altında besteciler, bilim insanları ve dahi siyasetçiler nöro-bilimdeki yeni gelişmelerle birlikte ele alınıyor.

Bisiklet Zinciri kayıt arşivi

12:00 – 13:00 Caz Club / İçinden Caz Geçenler / Dağhan İş

12:55 – 13:05 Yerdeniz Büyücüsü – Atuan Mezarları / Yazan: Ursula Le Guin / Çeviren: Çiğdem Erkal / Metis Yayınları / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak’ta aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü bu yayın döneminde başlıyor. Ne zaman biter, orası meçhul. 

13:00 – 14:00  Babil’den Sonra / Rüzgâra Bırakılmış Sesler / Hazırlayan: Ercüment Gürçay

zz7

facebook.com/ercumentgr

***

zz2

AÇIK RADYO (94.9) BABİL’DEN SONRA: PACO DE LUCİA

Francisco Gustavo Sanchez Gomez veya bilinen adıyla Paco de Lucia (Lucia’nın Çocuğu)1947’ de İspanya’ da Cadiz- Alzejiras’ da dünyaya geldi.. Flamenko müziğinin Sabicas ile birlikte en önemli iki gitaristinden biri olarak kabul edilen Paco de Lucía çok sayıda konserler yaptı, albümler yayınladı.

Bugün 13.00’te Açık Radyo (94.9) Babil’den Sonra programında, 5 yıl önce 26 Şubat 2014’te Meksika’da bir kumsalda çocuklarıyla futbol oynarken geçirdiği bir kalp krizi sonucu hayata veda eden, Flamenko gitarın büyük ustası Paco De Lucia’dan konuşup, konserlerinden ve albümlerinden seçtiğim şarkıları dinleteceğim.

***

Endülüs’ün gitarı: Paco De Lucia

zz6

Hani bazı insanları tanırsınız ve belki de farkında olmadan onları tanrı katına yerleştirip, ölümsüzlükle taçlandırırsınız ve bir gün, bir anda ölüm haberiyle tüm bu büyü dağılıp gider.

Paco De Lucia’nın 2014 yılının 26 Şubat günü Meksika’da çocuklarıyla plajda futbol oynarken kalp krizi geçirip öldüğünü duyduğumda inanamıştım. Hani bazı insanları tanırsınız ve belki de farkında olmadan onları tanrı katına yerleştirip, ölümsüzlükle taçlandırırsınız ve bir gün, bir anda ölüm haberiyle tüm bu büyü dağılıp gider. Aynı öyle olmuştu haberi duyduğum andaki duygum…

1980’lerin ilk yarısında ilk kez Paco De Lucia’yı canlı izleme şansım olmuştu. Önceleri nadir bulunabilen kasetlerinden ve LP’lerinden az çok biliyordum onu. Ama sahnede canlı olarak izlemek bambaşka bir duyguydu…

AKM’nin ayakta olduğu yıllardı ve her hafta birçok konserler yapılıyordu. O günlerde çalıştığım firma aynı zamanda AKM’nin ses ve ışık sistemlerinin de tedarikçisiydi. Paco de Lucia, kardeşleri flamenko şarkıcısı Pepe, Flamenko gitaristi Ramon’ un da yer aldığı, 1981 yılında kurdukları ‘Paco De Lucia Sekstet’ ile Avrupa turnesi kapsamında İstanbul’a geleceklerdi. Biletix ve benzeri satış organizasyonları yoktu. Her önemli sanatçının konserinde olduğu gibi bu konserin biletlerinin çıktığı gün AKM gişelerinin önünde uzun kuyruklar oluşmuştu ve fiyatı hiç de ucuz olmayan bin bilet kısa zamanda satılmıştı. Bana Paco’yu tanıtan ve sevdiren rahmetli Bülent abimle birlikte, AKM’nin ses-ışık teknisyeni Ahmet Defne’nin verdiği davetiyeyle konser salonuna girebilmiş ve sahnenin sağ ön tarafında yerimizi almıştık. Paco ve arkadaşları sahnede belirince dakikalarca süren, dinmek bilmeyen alkışları anımsıyorum. Gitarda kardeşi Ramon de Algeciras, basgitarda Carlos Benavent, vokal ve ritim gitarda diğer kardeşi Pepe de Lucia, flüt ve saksafonda Jorge Pardo, perküsyonda Rubem Dantas önce alkışlarla sahneye geldiler. En son elinde gitarıyla Paco sahneye çıktı. Sahnede elinde gitarıyla bir Endülüs tanrısı gibiydi Paco. Gitar ona, o gitara çok yakışıyordu. Alkışlar yükseldi, yükseldi ve dakikalarca sürdü. Sonra ilk şarkıya girdiler ve alkışlar bir anda bıçak gibi kesildi… Arada izleyici sıralarından yükselen çığlıklar… Şarkı sonlarında dinmek bilmeyen alkışlar… Konserin sonunda ısrarla devam eden alkışlar ve ardı ardına gelen bisler… Keşke hiç bitmese dediğim rüya gibi bir konserdi. Tadı hala kulaklarımda ve ruhumda…

Francisco Gustavo Sanchez Gomez veya bilinen adıyla Paco de Lucia 1947’de İspanya’da Cadiz- Algeciras’ da dünyaya gelmiş. Babası Antonio Sanchez de Roman asıllı bir flamenko gitaristiymiş. Gitar dinleyerek büyümüş. Bir söyleşide gitara olan yolculuğunu anlatırken “…Çalmaya başlamadan önce flamenkonun her ritmini biliyordum. Müziğinin duygusunu ve anlamını biliyordum, bu yüzden çalmaya başladığımda kulağımdaki sese gittim sadece.”diyordu.

Paco de Lucia sahne ismini annesi Lucia Gomes’in onuruna almış. Paco de Lucia, ‘Lucia’nın Çocuğu’ anlamına geliyor.

1958’de, on bir yaşında ilk defa Radio Algeciras’da çıkmış. Bir yıl sonra prestijli Jerez flamenko yarışmasında özel ödül almış 1961’de dansçı José Greco’ nun flamenko grubuyla turneye çıkmış, çeşitli ülkelerde konserlere katılmış.

New York’ta kendisini etkileyen en önemli müzisyenlerden gitarist Sabicas’la tanışmış. Onunla birlikte müziği bir başka boyuta taşınmış.

İspanya’ya döndükten sonra, 1964’te ailesiyle birlikte Madrid’e taşınan Paco de Lucia, gitarist Ricardo Modrego ile üç albüm kaydetmiş: ‘Dos guitarras flamencas’‘Dos guitarras flamencas en stereo’ ve ‘Doce canciones de Federico García Lorca para guitarra’. 1966’da kardeşi Ramon ile birlikte üç albüm kaydetmiş. 1967’de ilk solo albümünü yayımlamış: ‘La Fabulosa Guitarra de Paco de Lucía’.

1968 ile 1977 arasında dostu Nuevo (Yeni) Flamenko müzisyeni Camarón de la Isla ile sıkı bir çalışma dönemi geçirmiş ve birlikte on albüm yapmışlar.

Paco De Lucia’nın birlikte çalıştığı müzisyenlerden birisi de kardeşi Ramon Algeciras’tı. Açık söylemem gerekirse en çok Algeciras’la yaptığı albümleri beğeniyorum. Ramon Algeciras ağabeyinden beş yıl önce 2009 yılında 61 yaşında Madrid’te hayata veda etti.

Paco De Lucía, 1970’lerin sonlarından itibaren caz fusion’a ilgi duymaya başladı. Al Di Meola’nın 1977’deki ‘Elegant Gypsy’ albümünde bu tarzın seçkin bir örneğini görüyoruz.

De Lucía, 1979′ da John McLaughlin ve Larry Coryell ile ‘Gitar Üçlüsü’ kurmuş ve kısa bir Avrupa turuna çıkarak Londra’da Royal Albert Hall’da ‘Ruhların Buluşması’ adlı bir video kaydını yapmışlar. İlerleyen zamanda Al Di Meola, Coryell’in yerini almış ve 1981’den itibaren bu üçlü üç albüm kaydetmişler.

De Lucía, kendi başına geleneksel ve modern flamenko stillerinde çeşitli albümler çıkarmış. Geniş repertuarıyla yeni bir flamenko anlayışı yaratmış ve gitarın teknik ve müzikal sınırlarını genişletmişti. 2004’te İspanya’nın prestijli ödülü Asturias Sanat Ödülü’nü kazanan Paco de Lucia’ya bu ödül ‘en evrensel flamenko sanatçısı’ olması dolayısıyla verilmişti.2007’de Cadiz Üniversitesi de Lucía’nın müzikal ve kültürel katkılarını kendisine fahri doktora (Doktor Honoris Causa) payesi vererek ödüllendirmişti.

Bir başka detayı daha paylaşmam gerekirse: 1991’de Joaquín Rodrigo’nun ‘Concierto de Aranjuez’ini yorumlaması istenene kadar nota okumayı bilmemekteydi. De Lucía daha sonra, konçertoyu yorumlarken klasik gitarcıların önem verdiği tonal sadakatten ödün vererek ritmik doğruluğa öne çıkardığını açıklamıştı. Bana göre konçertonun en güzel yorumudur onun yorumu.

İspanyol yönetmen Carlos Saura’nın üç filminde de gitarıyla yer aldı. ‘Carmen’ (1983), ‘Sevillanas’ (1992) ve ‘Flamenco Flamenco’ (2010). Özellikle 1983 yapımı ‘Carmen’ filmindeki rolü unutulmazdı. Film, 1985’te ‘En İyi Yabancı Film’ dalında İngiliz Bafta Ödülü’ne değer görülmüştü.

Paco de Lucía, son yıllarında hem İspanya’da ve hem de Meksika’da yaşıyordu. 26 Şubat 2014 günü Meksika’da Cancun’da çocuklarıyla bir kumsalda oynarken geçirdiği kalp krizi sonucu 66 yaşında hayatını kaybetmişti.

Paco de Lucia’nın doğum yeri olan Endülüs’teki Algeciras eyaletinde iki günlük yas ilan edilmiş; Cadiz Belediye Başkanı Jose Ignacio, müzisyenin ölümünü “Endülüs kültürü için tamir edilemez bir kayıp” olarak nitelendirmişti. Bir başka seveni ise “Huzur içinde yat. Meleklere gitar çalmayı öğreteceksin artık” diye tweet atmıştı.

Bu hafta Babil’den Sonra’da Paco De Lucia’yı konuşup, konserlerinden ve albüm kayıtlarından seçtiğim şarkıları dinlettim. Programı buradan dinleyebilirsiniz.

Videonun sonunda Paco’nun cenaze töreninden görüntülere de yer verdim. Videoda Paco doğduğu kent olan Cadiz’de binlerce seveninin alkışlarıyla son yolculuğuna uğurlanıyor. Önce Cadiz Belediye başkanı Jose İgnasio’nun sesini duyuyoruz ardından gitarları ve şarkılılarıyla arkadaşları sözü devralıyorlar ve hep birlikte Paco’yu sonsuzluğa uğurluyorlar.

Öldüğünde geride geleneksel flamenko, caz, funk ve klasik müzikte otuzdan fazla albüm bırakan Paco de Lucia benim müzikteki kahramanlarımdan birisiydi, en iyi gitarcımdı. Paco ölümünden beş yıl sonra bugün de gitarıyla gönül telimizi titretmeye devam ediyor.

14:00 – 14:30 Hamişden Sesler / Şenay Özden ve Özhan Önder / Suriye ve Suriyeliler hakkında sürgünden sesler

HamisdenSesler20190225

Hamişden Sesler kayıt arşivi

14:30 – 15:30 Opus 94 9 / Berna Uzunoğlu

Daha önceki dönemlerde her bölümünü dâhi bir besteciye ayrılan programda, 39. yayın döneminden itibaren her bölümünü bir müzik enstrümanına ayrılıyor.

15:30 – 16:30 Yolgeçen / Rahmi Öğdül ve Evrim Altuğ / Hayatî ve kitabî patikaların kesiştiği yol ağızlarında ayaküstü konuşmalar

16:30 Hariçten Sanat (Yeni Program) / Gezegenden Kültür-Sanat Haberleri / Hazırlayan: Çelenk Bafra

HarictenSanat20190225

acikradyo.com.tr/program/144512/kayit-arsivi/hariçten-sanat

Programda özellikle Türkiye’yi ilgilendiren ve/ya Türkiye’den katılımcılara yer veren uluslararası sanat gündeminden bir kesit sunulacak. Müzeler, bienaller ve sergilere özellikle odaklanarak geniş bir perspektifle sanat, mimarlık, tasarım ve müzecilik alanlarındaki yeni gelişmeleri, haberleri ve güncel tartışmaları incelenecek.

Hariçten Sanat kayıt arşivi

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Berna Kaytaz, Başak Yavuz, Jak Kohen, Levent Öget ve Harun İzer

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Açık Dergi Pazartesi Murat ‘Mrt’ Şeçkin ile Kadıköy Postası

Kadıköy’deki kültür-sanat takviminin tutulduğu programda Tayfun Polat’ın Kadıköy’den göçüyle oyuncu değişikliğine gidildi. Yine bir Kadıköylü Murat ‘Mrt’ Seçkin aramıza katıldı.

Açık Dergi Pazartesi Halk Takvimi (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Kansu Şarman

HalkTakvimi20190225

Kansu Şarman

Meteoroloji öncesi iklim bilgeliğinin güncelliği ve iklimin tarihe etkisi hakkında haftalık raporlar ve anekdotlar, Kansu Şarman tarafından bu yayın döneminde Açık Dergi içinde ele alınıyor.

 Açık Dergi Pazartesi  Haftanın Albümü

20:00 – 21:00 Yerli / Tayfun Polat / Ana akımın dışında kalanlar

yerlisetler.wordpress.com/

mixcloud.com/tayfun-polat/ 

facebook.com/tayfun.polat

***

zz2

“yerli”nin bu hafta canlı yayın konuğu The Kites Bu yılın daha şimdiden en iyi albümleri arasında yer alan Sunset Vibes’dan kayıtlar dinleyip eminim albüm gibi akıp gidecek bir sohbet gerçekleştireceğiz. Programı 20:00’dan itibaren Açık Radyo 94.9 ve acikradyo.com.tr üzerinden dinleyebilirsiniz.
#yerlisetler #thekites #sunsetvibes #acikradyo

21:00 – 22:00 Vertigo / Hilmi Tezgör ve Osman Öztürk / Savrulan şarkılar

vertigo500.blogspot.com/

***

Her hafta bir (çeviri) şiir: ‘Sürgünde Bir Gün’

zz3

Her Pazartesi 21:00 – 22:00 arasında yayınlanan ‘Vertigo’ programcılarından Hilmi Tezgör’un çevirisiyle Rose Ausländer’den ‘Sürgünde Bir Gün’

ROSE AUSLÄNDER

Sürgünde Bir Gün

 

Sürgünde bir gün

Kapısız ve penceresiz ev

 

Beyaz tahtaya

kömürle yazılmış

zaman

 

Sandıkta

ölümlü maskeler

Adem

İbrahim

Gezgin Yahudi

Kim bilir ki bütün isimleri

 

Sürgünde bir gün

Bodrumdan odaya

varabilmek için

saatlerin eğildiği

 

Gölgeler toplanıyor

yıllanmış gaz lambası ışığında

anlatıyor öykülerini

on kara parmakla

duvarlar boyunca

 

Türkçesi: Hilmi Tezgör

22:00 – 23:00 Ahtapotun Bahçesi / Cem Sorguç / Alter-latif müzik

ahtapotunbahcesi.blogspot.com/

 

23:00 – 24:00 Ay Palas / Tolga Yağlı / Bağımsız müzik

aypalas.blogspot.com/

24:00 – 01:00 Asfalya / Gülşah Görücü / Pyschodelic, eklektik, blues rock

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi: 5 Kasım 2018 – 5 Mayıs 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

08:50 – 09:00 Nasrettin Hoca Hikâyeleri (Yeni program) / Orhan Veli Kanık / Yapı Kredi Yayınları / Açık Radyo ekibi okuyor.

Bu yayın döneminde Pazar sabahlarına Orhan Veli Kanık’ın şiirli ve sihirli kaleminden çıkma Nasrettin Hoca Hikâyeleri ile başlıyoruz.

09:00 – 10:00 Gezgin’in Şarkısı / Rönesans’tan Barok Dönem’e yaratıcı dehanın keşfi / İlknur Akman Erk

Rönesans’tan Barok Dönem’e uzanan uzun, çok yaratıcı ve verimli bir çağın bestecilerini, eserleriyle birlikte tanıtmayı amaçlayan bir program bu dönem Açık Radyo’da yayında.

09:50 – 10:00 La Fontaine’in Masalları (Yeni program)

“Bu Bizim ezelî bir derdimizdir/

Asıl Düşmanımız Efendimizdir”

Orhan Veli çevirisiyle bir yıl boyunca her pazar bir fabl okuyoruz.

10:00 – 10:30 Bir Dolap Kitap / Banu Aksoy ve Yıldıray Karakıya / Her yaş için çocuk kitabı

birdolapkitap.com/

birdolapkitap.com/radyo-arsivi/

10:30 – 11:00 Botanitopya (Yeni program) / Sesli Doğa Tarihi Müzesi / Hazırlayan: Benan Kapucu

Botanitopya_24.02.2019-rec.19-02-2019-

Bitkiler âleminin tuhaf ve muhteşem dünyasını belgeleyen botanik sanatına dair her şeyin konuşulacağı bir program.

Botanitopya kayıt arşivi

botanitopya twitter

botanitopya instagram

botanitopya@gmail.com

***

INSTAGRAM

ZZ15

ZZ16

Halk arasında “fırıldak çiçeği” ya da “saat çiçeği” de deniyor. Girift çiçekleri olan tırmanıcı bir bitkiden, Çarkıfelek’ten dem vuracağız. 10:30’da 94.9 Açık Radyo’da buluşmak üzere… @botanitopya @acikradyoacikradyo.com.tr/stream/

***

TWITTER

zz1

Latince adı Passiflora. Halk arasında “fırıldak çiçeği” ya da “saat çiçeği” de deniyor. Girift çiçekleri olan tırmanıcı bir bitkiden, Çarkıfelek’ten dem vuracağız. 10:30’da 94.9 Açık Radyo’da buluşmak üzere…

Çarkıfeleğin 500’den fazla türü ve 400 kadar hibriti var. 15-20 metreye kadar uzayan tropik sarmaşıklardan, çardak kaplayabilen tırmanıcılara ya da en fazla diz hizasına gelen örtücülere çok farklı türleri var. Çoğu da Güney ve Orta Amerika’nın tropik ormanlarından geliyor.

zz2

Çarkıfelek kimi arılar ve sinekkuşlarıyla karşılıklı evrimin bir mucizesi; polenlerini tozlaştırabileceği biçimde adaptasyonlar geçirmiş. Passiflora lutae (Sarı Çarkıfelek)’nin polenleri, Anthemurgus arısının temel besin kaynağı örneğin. Biri olmadan öteki var olamıyor.

zz3

En çok bilinen meyveli türü “maruçya” diye de adlandırılan mor renkli Passiflora edulis.

zz4

Peru’da çalışan, İspanyol hekim ve botanikçi Nicolas Monardes (1493-1588) çarkıfeleğin tanınmasını sağlayan ilk isimlerden biri. Üç cilt halinde yayımlanan, Doğu ve Batı Hint Adalarında yetişen şifalı bitkileri tanımladığı kitabında Çarkıfelek bitkisinden söz ediyor.

Monardes: “Aztekler yılan ısırıklarına karşı panzehir olarak kullandıkları için ‘coanenepelli’ diye adlandırmış bu bitkiyi. Aztek dilinde ‘coatl’ (yılan) ve ‘nenepelli’ (dil) sözcüklerinin birleşimi. O gösterişli çiçekleri ağzını açmış yılana benziyor; o yüzden de olabilir”

Çarkıfelek çiçekleri uzun zamandır halk tıbbında diüretik, ağrı kesici, spazm giderici ve yatıştırıcı ilaç olarak kullanılıyormuş. Avrupalılar bunu Azteklerden öğrenmişler.

zz5

Meksika’yı işgal eden Hernan Cortes’in de çarkıfeleğin tanınmasında payı var. Yerli halkın yaraları iyileştirmede çarkıfelek kullandıklarını gören Cortes, Aztekler arasında en yetkin kişiyi, şifacılık bilgisini aktarması için Tlaltelolco’ya getirmiş.+++

zz6

Ünlü Badianus elyazması (1552) bu sayede ortaya çıkmış. Aztekli Martinus de la Cruz’un yazıp resimlediği elyazmasını, daha sonra bir başka Aztekli, Juhannes Badianus Latin diline çevirmiş. Amerika’nın bitkisel ilaçlarla ilgili en eski kitabı olarak bugün Vatikan Kütüphanesi’nde.

zz7

17. yüzyıl başında ise çarkıfelek Avrupa botanik bahçelerinde kültüre alınmaya başlamış. İlk getirilen türlerin P. incarnata olduğu biliniyor. 1608’de Avrupa’ya ilk getiren kişi ise İspanyollara ve Osmanlılara karşı savaşmış maceracı, kaşif ve asker Kaptan John Smith.+++

zz8

John Smith kitabında Yeni Dünya’da adına “maypop” ( P. incarnata) denen çiçeğin limon kokulu meyveleri olduğundan da bahsediyor.

zz9

Tabii ki… Neden olmasın? Goethe Enstitüsü New York’ta Rosa Luxemburg’un bitki koleksiyonuyla ilgili yakınlarda sergi de açmış. Araştırayım:) Öneriniz için çok çok teşekkürler

zz10

Maria Sibylla Merian’in 1701 tarihinde çizdiği, P. Laurifolia türü çarkıfelek. Merian, bu resminde çiçeğin tüm evrelerini tomurcuktan meyveye, habitatıyla ilgili de fikir vermek için o bitkiye gelen böceklerle birlikte resmetmiş

zz11

Georg Diyonissus Ehret’in 1700’lerin sonuna tarihlenen çiziminde ise çarkıfeleğin adı Passiflora diye değil, Granadilla diye geçiyor…

zz12

Ehret, 1748 tarihli Rare Fruits and Seeds kitabında çarkıfeleği granadilla adıyla iki yasemin türü ve kınakına bitkisiyle aynı levhada çizmiş; tohum yapısından tomurcuklarına ve yapraklarına en ince ayrıntısına dek betimlemiş.

Hıristiyanlar çiçeğe Passion Flower adını vererek onu İsa’nın çilesinin bir simgesi olarak kabul etmişler. 5 çanak ve 5 taç yaprağı İsa’nın 10 havarisini; çemberle birleşen taç filamentleri ise dikenli tacını temsil ediyor. Ortasındaki 5 stamen, İsa’nın 5 yarasını+++

zz13

+++ üç stigma ise çivileri sembolize ediyor. Çiçeğin İsa’nın damlayan kanından doğduğuna inanılıyor. Hıristiyan geleneğinde böyle güçlü bir sembolizme sahip olması nedeniyle 1735’te Carl Linneaus Latince adını verirken başka bir seçenek düşünmemiş olmalı.

zz14

Hala yeni türleri keşfedilmeye devam ediyor; 2009’da Kew Kraliyet Botanik Bahçelerinden bilim insanları, Brezilya Amazon ormanlarında kırmızı çiçekli bir türünü keşfederek Passiflora cristalina adını vermiş.

11:00 – 12:00 Mekânlar ve Çağlar İçinde Ses / İştar Gözaydın / İskender Savaşır

facebook.com/istar.gozaydin

12:00 – 13:00 Dünyayı Dinliyorum / Zekeriya Şen / Bir dünya müziği programı (Radio MultiCult 2.0 ile ortak yayın)

tikabasamuzik.com/Katagorileri/dunyayi-dinliyorum

mixcloud.com/dunyayidinliyorum/

soundcloudcom/tıkabasamuzik

13:00 – 14:00 Ma’nın Tınısı / Hakan Ünseven / Anadolu müziğinin çağdaş yorumları

archive.org/details/@alabanda

14:00 – 15:00 Dilden Dile Titreşimler / Emre Dağtaşoğlu / Türk halk müziği

DildenDileTitresimler24.02.2019

dildendiletitreimler.blogspot.com/

***

(Destekçi: Gerçek Gökçe Özgüç)

  1. Arş – Coşkun Karademir Quartet
  2. Kara Yerler – Uğur Önür
  3. Yolun Sonu Görünüyor – Uğur Önür&Umut Sülünoğlu
  4. Eller Güldü Ben Gülmedim – Uğur Önür&Umut Sülünoğlu
  5. Yalan Dünya – Taksim Trio
  6. Yıldız – Nursaç Doğanışık
  7. Topal Oyun Havası – Erdal Akkaya
  8. Asalet Bir Altın idi Pul Oldu – Erdal Erzincan
  9. Darıldım (Mapushane İçinde Minderim) – Erdal Erzincan
  10. Sor Bana Sor (Kara Kader) – Mahzuni Şerif

15:00 – 16:00 Musıkî Arşivi / Bülent Aksoy / Musıkî icrasının geçmişine ayrıntılı bir bakış

16:00 – 17:00 Müzik Pazarı (Yeni program) / Hazırlayanlar: İlke Boran ve Elif Damla Yavuz

Müzik bilimi alanındaki güncel akademik araştırmalar, çeviri ve özgün kitaplar, yürütülmekte olan projeler, müzik alanındaki üretimler ve bu üretimlerin arkaplanını oluşturan düşünsel, kurumsal, toplumsal dinamikler ve aktörler… Ve, müzikle ilgili güncel tartışmaların yer aldığı bir program

17:00 – 18:00 Modernin Sesi / Aykut Köksal / Dört yüzyıllık müzik serüvenine derkenar

***

zz3

SEMAVİ KENTİN RENKLERİ

Bu pazar (24 Şubat), Aykut Köksal’ın hazırlayıp sunduğu Modernin Sesi’nde, Olivier Messiaen’ın 1963-64 yıllarında bestelediği iki yapıtını dinleyeceğiz. İlk yapıt “Semavi Kentin Renkleri” adını taşıyor. Messiaen bu parça için “gotik katedrallerin gülbezek vitraylarının dairesel döngüsü gibi başı ve sonu yok” demiş.

Modernin Sesi her pazar saat 17:00’de, Açık Radyo 94.9’da…

18:00 – 19:00 İnsan Sesi / Aksel Tibet / Çoksesli Batı müziğinde insan sesinin yeri

19:00 Türlü (Programın yayın gününde değişiklik) / Hazırlayanlar: Ahmet Ali Arslan ve Ozan Sarohan

Bu civardan müziklerin çalındığı Türlü,  43. yayın döneminde Pazar günleri saat 19.00’da.

20:00 – 21:00 The Big Easy / Aylin ve Varol Ünel / New Orleans kültürü ve müziği

New Orleans müziğinin ve kültürünün işlendiği The Big Easy bu yayın döneminde saat 20’de.

21:00 – 22:00 Değişen Zamanlar / Mahir Ilgaz, Altuğ Güzeldere ve Güven Güzeldere / Bob Dylan şarkılarıyla yarım yüzyıl

“Bob Dylan şarkılarıyla yarım yüzyıl” şiarıyla yola çıkan programda Dylan’ın yaşamı, şarkıları üç Dylan sever tarafından didik didik edilecek.

22:00 – 23:00 Sarhoş Atlar Zamanı / Akif Burak Atlar / Konu parantezinde rock

sarhosatlarzamani.tumblr.com/

mixcloud.com/SarhosAtlarZamani/

23:00 – 24:00 Jirayr’ın Walkman’i / Bilindik Ermeni müziğinin öbür türlüsü / Saro Usta ve Vartan Estukyan

Bildiğimiz Ermeni müziğinin dışında kalan Ermeni müzisyenlere, müziklere yeni üretimlere yer verilen bir program.

24:00 – 01:00 Mixed Folder / Elçin Özsoy / Türlerden bağımsız bir müzik programı

“Türlerden bağımsız bir müzik programı” şiarıyla yola çıkan programda her hafta bir karışık kaset hazırlıyoruz.

01:00 – 02:00 ÆVOM (Yeni program) / Hazırlayanlar:ÆVOM ekibi ve konukları

Kendini ‘aidiyetsiz ve sınırsız kolektif’ olarak tanımlayan yeni bir kolektif ÆVOM. İsmini latincede ‘sonsuzluk’ kelimesinden alıyor. Yıllardır Emre Aksoy’un sürdürdüğü Yerin Dibi programı bu yayın döneminde ÆVOM ekibi ve konuklarının seçkisiyle türlerarası kolektif bir müzik programına dönüşüyor.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi: 5 Kasım 2018 – 5 Mayıs 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

08:50 – 09:00 Nasrettin Hoca Hikâyeleri (Yayın sıklığında değişiklik) / Yazan: Orhan Veli Kanık / Okuyan: Mesut Özkeçeci

Pazar sabahları yayınlanan Nasrettin Hoca Hikâyeleri bu yayın dönemi hem Cumartesi, hem de Pazar.

09:00 – 10:30 Radyo Agos / Haftalık Agos gazetesinin penceresinden Türkiye ve Dünya gündemi. Agos’un mutfağından haberler, söyleşiler, olaylar

RadyoAgos20190223

Radyo Agos kayıt arşivi

10:30 – 12:00 Şansonlar (Yeni program) / Fransızca şarkılar dünyasında bir devr-i âlem / Hazırlayan: Cengiz Işılay

12079 listebaşı olmuş şarkıyı radyoya taşıyan Cengiz Işılay bu yayın döneminde Fransız Şansonlarına ve Fransız popüler müziğinin seçme örneklerine el atıyor.

12:00 – 13:00 Dünya Dönüyor / Naim Dilmener / ’Türkçe Pop’un 50 yılı

diskotek.info/ (Naim abinin “Bu sitede milyon hazine var” diyerek önerdiği site)

facebook.com/naimdilmener

***

zz1

Serenad Bağcan ile Açık Radyo’da.

13:00 – 14:00 Açık Deniz / Beysun Gökçin / Üç tarafı denizlerle çevrili bir radyo programı

AcikDeniz20190223

Açık Deniz kayıt arşivi

facebook.com/beysun.gokcin

14:00 – 15:00 Fizan Ekspresi / M. Bülent Kılıç / Farsî dünyanın müziği

facebook.com/Fizan-Ekspres

15:00 Sadânüvîs (Yeniden program) / Hazırlayan: Cemal Ünlü

Açık Radyo’nun efsane programlarından Sadanüvis geri dönüyor. Fonograf, gramofon ve taş plak kayıtları Cemal Ünlü’nün anlatımıyla Cumartesi günleri saat 15.00’de Açık Radyo’da

***

zz5

Bu Hafta SADANÜVİS konukları Ayda Caz programı yapımcıları Nazlı Toprak ve Leyla Diana Gücük… Birlikte gramofondan mikrofona aracısız gelecek olan plakları dinliyor ve konuşuyoruz.

Plaklar Tuvana Aktulga’nın armağanı. Dedesi Çemberlitaş’ta İSTİKAMET ECZANESİ sahibiİ Eczacı Rasim Sırrı Beyle yine onun oğlu eczacı Ahmet Oğuz Aktulga’nın koleksiyonurdan…
Kullanılan gramofon, plaklarla birlikte aileden armağan edildi… Fotoğraflarda görüldü gibiydi…, Bakımı .yapıldı, kaplaması değiştirildi ve Açık Radyo stüdyolarına getirildi.

[Şen gözlerine neşe veren bir çiçek olsam, busenle sararsam o güzel sinende solsam…. Kürdilihicazkar şarkı, Mısırlı İbranim bey…. Güfte Ahmet Refik Altınay. Hafız Burhan…Compartisa.. Rodrigez… Xavier Cugat Woldorf Astoria orkes…Bambo Basei, Johnson bestesi. Count Basei Orkestrası…Ruhumda Bahar açtın onun bülbülü sendin, Her gün bana taze bir çiçek neşesi verdin.. Ferahnak . Artaki Efendi, Nebile Hanım…Benim Yarim Şıktır Şık ona oldum ben aşık bu aşkile oluyor zihnim karmamarışık. Nihaved, Bimen Şen… Fikriye hanım.]

16:00 – 17:00 Dünyanın En Güzel Müzikleri (Yayın saatinde ve sıklığında değişiklik) / Reha Uz’a göre / Hazırlayan: Reha Uz

60 yılı aşkın bir müzik dinleme serüveninde Reha Uz’a göre Dünyanın En Güzel Müzikleri bu yayın dönemi hem Cumartesi hem de Pazar günleri saat 16.00’da.

17:00 – 18:00 Music of the World İstanbul / Refika Kadıoğlu ve Kutay Derin Kuğay / Tokyo’dan Barcelona’ya müzik ve ötesi

facebook/Kutay Derin Kuğay

***

zz2

This Saturday at 5pm at the Music of the World Istanbul program I’m featuring outstanding albums from several talented musicians: Majid Darakshani, Firuz Aliev/Vahid Asadollahi, Rahman Asadollahi and Ayse Sewaoi. Enjoy

18:00 – 19:00 Connections / Tim Hallam / 60′lar ve 70′lerde pop

connectionstr.blogspot.com/

mixcloud.com/tim-hallam/

19:00 – 20:00 Tighten Up / Simon Johns / Tematik bir müzik programı

tightenupwithsimonjohns.blogspot.com/

20.00 – 21:00 Woman to woman (Yayın gününde ve saatinde değişiklik) / Hazırlayanlar: Seda Aktaş, Ahmet Uncu ve Emir Akçit

Farklı zaman ve coğrafyalarda erkek egemen toplumun çeşitli alanlardaki adaletsizliğine boyun eğmeden değişim isteyen, duygularını müziğiyle var etmiş kadınlara dair Woman to Woman, bu yayın dönemi Cumartesi günleri 20’de..

21:00 – 22:00 High Times / Ras Memo/ Reggae

22:00 – 23:00 Beton Orman / Da-Frogg Eyez /  Reggae, Dub ve alt türleri

8 yıl aradan sonra Beton Orman, Reggae, Dub ve alt türlerinin pozitif titreşimlerini yaymak için döndü.

23:00 – 24:00 Login / Christopher Çolak / Elektronik müziğin alt türleri ve tüm renkleri

24:00 – 01:00 Lovaj / Ahmet Güneş / Elektronik ağırlıklı müzik

lovaj.com/

01:00 – 02.00 Flow (Yeni program) / Hazırlayan: Özgür Özer

Flow16

Cazdan elektroniğe uzanan türler arası bir gece müziği seçkisi.

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi: 5 Kasım 2018 – 5 Mayıs 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/2/21

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak, Emre Gülşer

AcikGazete22.02.2019

Açık Gazete kayıt arşivi

***

Günün Sözü

“Pek çok politikacının bizimle konuşmak istemediğini biliyoruz. İyi. Biz de onlarla konuşmak istemiyoruz. Biz onların bizim yerimize bilim insanlarıyla konuşmasını ve onları dinlemelerini istiyoruz. Çünkü biz de bilim insanlarının on yıllardır söylediklerini tekrarlıyoruz zaten.”

İklim aktivisti Greta Thunberg, AB konferansında kendilerini okulu kırmakla suçlayan politikacılara sesleniyor. (Bianet)

***

Hani haberimiz olsun diye: Gıdamız için gerekli bitkiler, böcekler ve mikroplar yok oluyor!

zz4

Yeni yüzyılın başından bu yana yani sadece son 20 yıl içinde dünyanın bitkilerle kaplı topraklarının verimliliği yüzde 20 azalmış!

Kötünün kötüsü bir haber: Birleşmiş Milletler, türünde yapılmış ilk çalışmanın sonuçlarını açıkladı. İnsan sofralarında tabaklarımıza koyduğumuz yiyeceklerin kaynağını oluşturan gezegendeki bitkilerin, hayvanların ve mikro-organizmaların (bakteriler, böcekler vb) kapsamlı bir şekilde incelendiği bu ilk araştırmanın sonuçlarına göre, biyolojik çeşitliliğin hızlı ve kapsamlı azalması dolayısıyla dünyanın gıda tedariği ‘ağır tehdit’ altında.

BM’nin Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), 22 Şubat Cuma günün yayınlanan raporunda insanın beslenme biçimini belirleyen doğal destek sistemlerinin dünyanın hemen her tarafında büyük bozulmaya uğradığı açıklanıyor. Sebep? Tarım endüstrisi, endüstri, şehirler, ve fabrikalar tarafından yeryüzü topraklarının yağmalanması ve kimyasallara boğulması.

FAO’nun verdiği istatistik bilgiler tüyler ürpertici: Yeni yüzyılın başından bu yana yani sadece son 20 yıl içinde dünyanın bitkilerle kaplı topraklarının verimliliği yüzde 20 azalmış!

Topraktaki biyolojik çeşitlilikte, ormanlarda, çayırlarda, otlaklarda, mercan resiflerinde, mangrove ormanlarında, denizotu yataklarında, ürün ve hayvan türlerinin genetik çeşitliliğinde ‘bitkin düşürücü’ kayıplardan bahsediliyor raporda. Okyanuslardaki balık alanlarının da üçte biri aşırı avlanmadan muzdarip.

FAO’nun 91 ülkeden raporları, akademik araştırmaları ve küresel verileri dağerlendiren bu meta analizine göre yeryüzündeki bitkilerin yüzde 63’ü, kuşların yüzde 11’i, balık ve mantarların da yüzde 5’i düşüş halinde. Dünyada hasatın dörtte üçüne hizmet eden hayati hizmetleri sağlayan ‘tozlayıcılar’ yokoluş tehdidi altında! Yarasa ve kuşlar gibi omurgalı tozlayıcıların da yüzde 17’sinin yokolma tehlikesi altında oldukları belirtiliyor!

Bir kere gittiler mi, bir daha asla gelmeyecek veya getirilemeyecek canlılardan söz ediyor rapor.

Meseleyi en iyi özetleyenlerden biri, raporun yayımlanmasından bir gün önce İrlanda Başkenti Dublin’de yapılan biyoçeşitlilik konferansının açılış konuşmasını yapan İrlanda Cumhurbaşkanı Michael Higgins olmuş.

“Dünyanın dört bir yanında, milyarlarca yıl içinde evrimleşmiş olan hayat kütüphanesi –yani biyolojik çeşitliliğimiz- insanlık tarihinde görülmemiş ölçüde tahrip ediliyor, zehirleniyor, istila ediliyor, parçalanıyor, yağmalanıyor yıkılıyor, yakılıyor…. Kömür madencileri olsaydık, belimize kadar ölü kanaryalarla duruyor olurduk.”

Hani haberiniz olsun diye: Vakanüvisiniz hakir söylemediydi demeyin sonra.

Vakanüvis ÖM

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Cuma Sezin Öney’le Seyyare: Türkiye ve Dünya Olayları Arasında Paralellikler, Karşılaştırmalar

Seyyare20190222

Seyyare kayıt arşivi

09:30 – 10:00 Cuma Alp Ulagay ile Spor

Spor20190222

10:00 – 10:30 Duman / Yazan: Ivan Sergeyeviç Turgenyev / Okuyan: Eraslan Sağlam / İş Bankası Kültür Yayınları

Açık Radyo’da klasik edebiyat okumaları / İvan Sergeyeviç Turgenyev 200 yaşında

10:30 – 11:00 Tohumdan Hasada Ekolojik Yaşam / Buğday Ekibi (Leyla Aslan Ünlübay – Turgay Özçelik)

TohumdanHasadaEkolojikYasam20190222

facebook.com/bugdaydernegi/

Tohumdan Hasada Ekolojil Yaşam kayıt arşivi

***

zz3

Tohum ekilmezse, masal anlatılmazsa ölür!

Buğday Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Aslan Ünlübay’ın hazırlayıp sunduğu Tohumdan Hasada Ekolojik Yaşam Programı’nda bu hafta, masallar konuşuluyor.

Nazlı Çevik Azazi’nin konuk olarak katılacağı programımız, yarın (22 Şubat) saat 10.30’da Açık Radyo’da. (94.9)

Radyonuz Açık olsun!

Açık Radyo’yu internetten dinlemek için:http://acikradyo.com.tr/stream/index.html

Kaçıranlar, daha önceki programların kayıtlarına buradan ulaşabilirler: http://acikradyo.com.tr/program/84105/kayit-arsivi

11:00 – 12:00 Yeter ki İste / Hazırlayanlar: Elena Polyakova ve Alper Dalkılıç

yeterkiiste_22-02-2019

Ultra maratoncu çiftimiz Elena Polyakova ve Alper Dalkılıç’ın farklı disiplinlerden amatör ve profesyonel sporcu konuklarıyla alanlarındaki deneyimleri paylaştıkları Yeter ki İste, bu yayın döneminde bir saatlik bir program formatıyla dinleyiciyle buluşuyor.

***

Language Turkish

Bu bölümdeki konuklarımız iki ayrı spor
dalındaki genç ve başarılı sporcular. 14 yaşındaki eskrim sporcusu Sinan Par,
2017’ den bu yana milli sporcu, 8 yaşından bu yana ulusal ve uluslararası
turnuvalara katılıyor. Orienteering dalındaki konuklarımız Kuzey Geyikleri
Doğa Sporları Kulübü kısaca Kuzey Geyikleri’ nden 12 yaşındaki Ada Demircan ile
13 yaşındaki Derin Elif Yılmaz, beraberlerinde kendilerini yetiştiren
antrenörleri Gizem Seçer ile stüdyomuza konuk oldular. Dört aşamalı eğitim
basamağının Sincap ve Tavşan gruplarında yer alan sporcuların amacı birer Kuzey
Geyiği olmak. Mottoları: Bir Geyik Kadar Hızlı, Bir Geyik Gibi Asil

12:00 – 13:00 Caz Türbülans / Recep Şencan / Cazda serbest dolaşım

12:55 – 13:05 Yerdeniz Büyücüsü – Atuan Mezarları / Yazan: Ursula Le Guin / Çeviren: Çiğdem Erkal / Metis Yayınları / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak’ta aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü bu yayın döneminde başlıyor. Ne zaman biter, orası meçhul. 

13:00 – 14:00 Önce Sağlık (Yeniden program) / Hazırlayanlar: Betigül Öngen, Ayşegül Tözeren ve Selim Badur

OnceSaglik20190222

Kış yaklaşıyor ve havalar her defasında daha da kestirilemez oluyor. Önce Sağlık, her sefer olduğu gibi, bu kışın tekinsiz havalarında da nöbette.

14:00 – 14:30  Bir Yaşam Dili (Yeni program) / Hazırlayanlar: Deniz Spatar ve Canan İrtem

BirYasamDili22.02.2019rec21.01.2019

İsmini Marshall Rosenberg’in Şiddetsiz İletişim – Bir Yaşam Dili kitabından alan programda, anlaşmazlık içindeki bütün tarafları empati ile can-ı gönülden dinleyerek anlama, bu yoldan bağlantı kurarak işbirliği zemini yaratma ve herkesin ihtiyacının gözetildiği ortak çözümler üretme sanatı olan Şiddetsiz İletişim, çeşitli boyutları ile ayrıntılı olarak ele alınıyor.

Facebook.com/Şiddetsiz İletişim Türkiye

14:30 – 15:30 Wanderer / Can Denizci / (Richard Wagner özel programı)

Doğumunun 200. yılında Richard Wagner özel programı. 19. yüzyıl operasının en önde gelen iki isminden biri olan ve müziğin üst dilinin üstadı sayılan Wagner’in hayatı ve eserleri Wanderer’de

15:30 – 16:30 Sinefil / Melis Behlil ve Yeşim Burul Seven / Sinemasever muhabbetleri

Sinefil_22.02.2019

Sinefil kayıt arşivi

***

Melis Behlil ve Yeşim Burul tarafından haftalık olarak hazırlanıp sunulan “Sinefil” Cuma günleri 15:30’da Açık Radyo 94.9’da yayınlanmakta; podcast olarak da tüm sinemaseverlerle paylaşılmaktadır.

Haftanın Konukları: “Sibel” filminin yönetmenleri Çağla Zencirci ve Guillaume Giovanetti.
***

Sinefil’in konukları: ‘Sibel’ filminin yönetmenleri Çağla Zencirci ve Guillaume Giovanetti

zz4

Sinefil’de Melis Behlil ve Yeşim Burul’un konuğu ‘Sibel’ filminin yönetmenleri Çağla Zencirci ve Guillaume Giovanetti idi.

“Sibel’de çok yerel bir hikaye anlatıyoruz, sadece bu köyde yaşayabilecek bir karakter var; ama dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar seyirciler aynı tepkiyi veriyor, hikayeyi anlayıp hissedebiliyorlar.”

16:30 – 17:00 Kavanozdaki Yıldız (Yeni program) / Hazırlayanlar: İsmail Başöz, Haluk Levent ve Mustafa Yılmazer

Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin toplumsal ve ekonomik etkilerini  kapsamlı biçimde ele almaya gayret eden bir program.

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Berna Kaytaz, Jak Kohen, Levent Öget ve Harun İzer

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Eser Epözdemir – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Hafta boyunca Ben Bugün Bişey Öğrendim Yayına Hazırlayanlar: Doruk Yurdesin, Ozan Sezgin ve Rauf Kösemen

facebook.com/benbugunbiseyogrendim

Açık Dergi Cuma Ceyhan Usanmaz’la Bu Köşe Kitap Köşesi

***

Haftanın kitabı ‘İstanbul’un Antika Tipleri’: Portreler galerisi

zz5

Yesari’nin gözlemleri kadar kaleminin kıvraklığının da eseri olan bu yazılar, bir portreler galerisi sunmanın yanı sıra tarihe farklı noktalardan bakmayı da sağlıyor.

İstanbul’un tuhaflıkları, tekinsiz mekânları, esrarengiz kişilikleri, ilginç ya da değil ama bizzat tarihi söz konusu olduğunda akla gelen ilk isim hiç kuşkusuz Reşad Ekrem Koçu olacaktır ve elbette onun ‘İstanbul Ansiklopedisi’.

“Koçu, İstanbul’un ‘muazzam kütüğü’nü oluşturmak üzere 1944’te başladığı etraflı kaynak tarama ve madde yazımı çalışmalarını 1973’e kadar sürdürür. Sokaklardan mimari yapılara, mühim ya da alelade şahıslardan şehrin âdetlerine, tarihî olaylardan şehir efsanelerine nice konu hikâyemsi anlatımlarla ve resimlemeler eşliğinde kayda geçirilir. Dönemin değerli tarihçi, edebiyatçı, akademisyen ve sanatçılarının katkıda bulunduğu İstanbul Ansiklopedisi, tezkirecilik geleneğiyle Batılı ansiklopedizmin –Koçu’nun kişisel ilgileri çevresinde şekillenen– benzersiz bir karışımı olur. Yalnızca bir başvuru kaynağı, bir tanıklıklar derlemesi ya da İstanbul’a dair her şeyi içerme çabasında devasa bir girişim değil; bütün bu malzemeyi belirli önem hiyerarşileri ve içerme/dışlama stratejileri doğrultusunda işleyerek kendine has bir İstanbul fikri ya da imgesi inşa eden sıra dışı bir çalışmadır.”

Bu cümleler, SALT ve Kadir Has Üniversitesi’nin uzun vadeli bir arşiv ve araştırma projesini hayata geçirdiklerine dair yapılan açıklamadan… Üç yıla yayılacak projeyle tarihçi ve romancı Reşad Ekrem Koçu’nun yarım kalmış İstanbul Ansiklopedisi‘nin basılı ciltleri ve yayınla ilgili muhtelif nitelikte binlerce belge dijital ortama aktarılarak çok yönlü bir çevrimiçi yazılım aracılığıyla erişime açıldı. Son zamanlarda haberini aldığımız en heyecan verici girişimlerden biri olarak nitelendirebiliriz sanırım rahatlıkla; çalışmaların ayrıntılarını da SALT’ın internet sitesinden takip etmek mümkün.

Bir tarafta böylesi bir proje yürütülürken, benzeri çalışmalarla ilgilenenleri sevindirecek bir kitap da yakın bir zaman önce Can Yayınları tarafından yayımlandı: Mahmut Yesari (1895-1945) imzalı ‘İstanbul’un Antika Tipleri’“Yesari, bir halk yazarı olarak toplumun her tabakasını gözlemlemiş, kendine has bir üslupla kaleme almıştır. Farklı dinî ve etnik kökendeki kişilerin dikkat çekici yönlerini, karikatüristliğinin de tesiriyle eserlerine yansıtmıştır. Üç bölümden oluşan bu eseri hazırlarken Mahmut Yesari’nin gazeteler ve dergilerde kalan çeşitli yazılarından derlemeler yaptık. (…) Gerek kurguya dayalı gerekse gazetecilikten hareketle gözleme dayalı eserlerinde daha çok halk yaşantısı üzerinde duran Yesari, İstanbul’un Antika Tipleri’nde topluma göre ‘meşâhir-i meçhule’ olan tipleri (bilinmeyen ünlü insanlar) anlatmıştır.” Kitabı yayıma hazırlayan Tahsin Yıldırım, bu cümlelerle tanıtıyor ‘İstanbul’un Antika Tipleri’ni.

Yesari’nin gözlemleri kadar kaleminin kıvraklığının da eseri olan bu yazılar, bir portreler galerisi sunmanın yanı sıra tarihe farklı noktalardan bakmayı da sağlıyor. İstanbul’daki mimariye ilişkin, hiç bitmeyecek gibi görünen şikâyetlerimiz mesela! “Bir de ekleme halam vardır. Babamın ablası, öz halamın emekli kalfası Resmihâl Bacı. Onu, yaşadığı dekor içinde anlatmazsam anlayamazsınız, zevkine varamazsınız. Halamın Teşvikiye’deki konağı. Basık tavanlı, yayvan bir konak. Nerede o konaklar? Onların mimarları alaylı kalfalardı fakat diplomalı mimarlardan daha fenni inşaat yaparlardı. Evin temelini kurarken lodosu, poyrazı, karayeli düşünürlerdi. Yatak odalarının yerlerine kadar hesap ederlerdi. Evin içinde hela, mutfak kokuları gelmezdi. Sobalar çekerdi. Odaların, sofaların taksimatı göze gönle ferahlık verirdi. Sizin anlayacağınız, bir türlü ısınamayacağım kübik apartmanların soğukluğu, darlığı yoktu. O konaklar, yazın serin olurlardı, kışın da ılık. Ahşap bina. Diplomalı mimar, yap da göreyim seni! Herkes kaşık yapar ama sapını oraya getiremez. Halamın zemin katından sonra iki katlı geniş konağına girerken içimde bir serinlik duyardım. Bu yalnız refahın ruha işlediği tesir değildi, binanın tesiriydi. Ne derseniz deyiniz, geri kafalı doğmuş, geri kafalı öleceğim. O basık tavanlı, yayvan konaklarda, kübik apartmanların kasvetli melali yoktu.”

istanbulun antika tipleri ile ilgili görsel sonucu

İSTANBUL’UN ANTİKA TİPLERİ

Mahmut Yesari

Can Yayınları, 2019, 184 s.

Dipnot: Bir anlamda ‘geleneği sürdüren’ Ümit Bayazoğlu’ndan da burada söz etmezsek olmaz! ‘Hatırda Kalmaz Satırda Kalır’ (Aras Yayıncılık, 2013) ve ‘Uzun, İnce Yolcular’ (genişletilmiş basımı Aras Yayıncılık, 2014) kitaplarıyla toplamda 100 portre sunuyor Bayazoğlu. Yaşadıkları dönemde uzun veya kısa süreli üne kavuşmuş figürlerin saklı kalmış hikâyeleri… Bayazoğlu’nun cümleleriyle: “Bu kitap girişimi, yakın tarihimiz içinde yaşadıkları dönemin şöhreti olmuş, fakat sonradan unutulmuş, dolayısıyla zaman içinde kaybolmuş kimi insanları anlatan sivil bir ansiklopedi teklifidir. Her boydan her soydan, hem birbirinden hem herkesten çok farklı bu insanlar değişik zaman ve mekânlarda ömür sürdüler. Onların çoğu şimdi hayatta değil; kimi intihar etmiş, kimi cinayete kurban gitmiş, bazılarınınsa akıbeti meçhul. Söz konusu kişiler, yaşadıkları dönemin sosyal tablosu içinde sunulmaya çalışılmıştır. Bu kitap için, gerçeklikte ve imgelemde yaşanan olağanüstü serüvenleri tutkuyla anlatan bir ‘mitomani’ de denebilir.”

Açık Dergi Cuma Zîn (Açık Dergi’de yeniden köşe) (15 Günde 1) / Hazırlayan: Mehmet Said Aydın

Yazar ve editör Mehmet Said Aydın Açık Dergi’ye geri dönüyor. Farklı kültürlerden ve alfabelerden beslenen Türkiye Edebiyatı’nın tarihinden notlar ve güncel gelişmeler, tartışmalar her hafta Açık Dergi’de.

Açık Dergi Cuma Duygular Sözlüğü ( Açık Dergi’de yeni köşe) / Yazan: Tiffany Watt Smith / Çeviren: Hale Şirin / Okuyan: Ömer Madra / Kolektif Kitap

Neredeyse her şeyin sözlüğünü yayınlama sürecine giren Açık Dergi yeni yayın döneminde duyguları da işin içine karıştırmaya karar verdi! Tiffany Watt Smith’in kaleme aldığı ve Kolektif Kitap tarafından Türkçe’ye kazandırılan Acımadan Zevklenmeye Duygular Sözlüğü, Ömer Madra’nın sesinden Cuma akşamları birer maddeyle radyo yayınına karışıyor.

Açık Dergi Cuma Üçüncü Mekan (Açık Dergi’de yeni köşe) ( 15 Günde 1) / Hazırlayan: Sevil Sarp

Dergi’nin Sevil Sarp tarafından hazırlanıp sunulan bu yeni bölümünde 15 günde 1 İstanbul’da faaliyette bulunan bir kütüphaneye gidiyoruz. Kullanıcıların ve çalışanların konuk edildiği program şehrin kültür haritasına mütevazı ve fakat kendince önemli bir katkıda bulunmayı hedefliyor.

Açık Dergi Cuma Mazruf (Açık Dergi’de yeni köşe) (15 Günde 1) / Hazırlayan: Murat ‘mrt’ Seçkin ve Audioban

İki haftada bir yayımlanan “Mazruf” müzik sektöründe, özellikle bağımsız sahnede yer alan kolektif, müzisyen ve projelerin yanı sıra, sahne arkası – yani masabaşı –işleri yüklenen ekip ve kişilerin seslerine de kulak veriyor. Mülakatlar ve bolca müzik eşliğinde ve 15 günde bir.

Açık Dergi Cuma Bir Baba Indie ile Başköşe (Açık Dergi’de yeni köşe) (15 Günde 1) / Hazırlayanlar: Tuğçe Yapıcı ve Cihad Satıroğlu

Son albümü “Orman Kanunları” ile Ben Fero

Bir Baba Indie ekibi ise yine 15 günde 1, yerli sahneden bir müzisyenle kendi albümü üzerine derin bir söyleşi ve dinleme seansı sunuyor

***

zz23

Açık Radyo’nun 48. Yayın Dönemi’nde, 22 Şubat 2019 tarihinde yayınlanan 8 no’lu “Bir Baba Indie ile Başköşe” programında Cihad Satıroğlu ve Tuğçe Yapıcı’nın konuğu, son albümü “Orman Kanunları” ile Ben Fero oldu.

20:00 – 21:00 Koyu Mavi / Gülçin Orgun / Türler arası

koyumavi_22-02-2019-J

koyumavi.org/

***

zz1

İstanbul konseri sonrasında,
15 Şubat 2019’da çıkan
Devil’s Fairground
albümünden
26-27 Eylül 2018 
Prag the Archa Theatre
konser kaydı ile
The Tiger Lillies
ve
Berg Orchestra’dan
Devil’s Fairground
Gypsies
Free
Destruction
Lillies Are Her Home
Kiss You Quick
Don’t See the Sun
King of the Gutter
Golden Brown
Summertime in Prague
Is That All There Is?
bu akşam
saat 20-21 arasında
Koyu Mavi’de.

21:00 – 22:00  Aşağı Mahalle / Ümit Baykara / New York Downtown Cazve ötesi…

twitter.com/asagimahalle

22:00 – 23:00 Mint / Efkan Kula ve Mert Emcan / Gıcır cızır plâklar

mixcloud.com/mertemcan/

Alternatif rock’ın geçmiş ve günümüz klasiklerinin çalınacağı “Mint”te Stüdyo İmge yazarları; Efkan Kula ve Mert Emcan plak koleksiyonlarının en değerli single’larını hikayeleriyle birlikte çalıyor.

23:00 – 24:00 13 Melek / Yiğit Atılgan / Zamanın ruhundan bağımsız sesler

acikradyo326

Zamanın ruhundan bağımsız seslere kulak verdiğimiz 13 Melek bu yayın döneminde Cuma günleri 23.00’te.

24:00 – 01:00 Blackout / Gürkan Vayis ve Ümit Şenol / Kirli ve aksak ritimler ile Siyah müzikler

Yeni yayın döneminde Overphonic ve Blackout programları birleşip yollarına, Overphonic’in saatinde Blackout adı altında devam ediyor.

overphonic.blogspot.com/

mixcloud.com/overphonic/

blackout949.blogspot.com/

soundcloud.com/blackout949

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi: 5 Kasım 2018 – 5 Mayıs 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow!

democracynow.org/shows/2019/2/20

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

AcikGazete21.02.2019

Açık Gazete kayıt arşivi

***

Günün Sözü

“Neden ağaçlarda yalnızca bir çeşit kuş yoksa o yüzden.”

UNESCO Dünya Tehlike Altındaki Diller Atlası Editörü Chris Molesey, neden ana dili ve dil çeşitliliğinin önemli olduğuna dair sorulan bir soruyu cevaplıyor. (BBC Türkçe)

***

Mirketler, Şirketler, Balıklar, Duvarlar ve Metan

zz6

İklim için kitleler halinde greve giden çocukların kendi gelecekleri için neden o kadar kaygılı olduklarına ve fakat bu kaygılarının büyükler arasında neden karşılık bulamadığına dair ipuçları taşıyan beş taze haber aktaralım.

Metan: Bilim insanları kaygılar içinde. Atmosferde metan gazının hızla artması, küresel harareti 2°C tavanında tutma hedefini de suya düşürmek üzere. Amerikan Jeofizik Birliği (AGU), kendi dergisinde yayımlanan yeni araştırmaya göre metan gazının son dört yıl içinde keskin şekilde yükseldiğini belirtiyor.

Salımların yükselmesinin iki ana sebebi var. Biri, entansif tarım ve hayvancılık endüstrisi. Yağmur ormanlarınıın kesilip sığırlara yem yetiştirecek arazi açılması. İkinci sebep, metanı çözündüren doğal kimyasalların, yükselen sıcaklıklar yüzünden nitelik değiştirmesi ve metan gazını parçalamayı artık beceremez hale gelmesi.

Araştırma ekibinin başındaki Profesör Euan Nisbet “Şu anda tanık olduğumuz artış son derece kaygı verici” diyerek son derece kaygı verici bir açıklama yapmış:

“Ne olduğunu tam olarak bilemiyoruz. Belki salımlar yükseliyor, belki de sorun atmosferimizin metanı çözme yeteneğini kaybetmesinden kaynaklanıyor.”

Peki bunlardan hangisi daha kötü? Böyle sorulduğunda profesör Nisbet hiç tereddüt etmiyor: “Her ikisi de” diyor.“Her halükârda çok kaygı verici bir sorunla karşı karşıyayız. Olup biteni hemen anlayıp sorunu derhal çözmemiz bunun için çok önemli işte.”

***

Mirketler: Yaban hayatını sevenler kaygılar içinde. İklim değişikliği mirket (meerkat) denen hayvanlarını yeryüzünden silme tehlikesi yaratmış durumda. Proceedings of the Royal Society adlı itibarlı bilimsel dergide yayımlanan araştırma, gittikçe artan sıcak ve kurak yazların bu gidişle mirket popülasyonunu önümüzdeki 50 yıla kalmadan bitirecekmiş gibi görünüyor.

***

Balıklar: Avustralya’nın New South Wales eyaletinden gelen haberler son derece kaygı verici. Menindee göller yöresinde son sıralarda bir.iri peşi sıra görülen üç büyük kitlesel balık ölümünü (milyonun üstünde balığın yüzeye vurup ölmesi olayını) araştıran bilimsel heyet, temel bulgu olarak Murray-Darling nehir sisteminin akıntısının kesintiye uğradığını tespit etmiş. Bilimler Akademisi’nin kaygı verici gözlemlerine göre kuraklık ve nehirden aşırı su çekme olayları birleşince bu çevre felaketi ortaya çıkmış. Panelin başındaki Profesör Craig Moritz’in ekip adına dile getirdiği son derece kaygı verici gözlemler şöyle: Darling nehrinin akıntılarını geri getirecek önlemler âcilen alınmazsa “Darling nehri ölecek!”

Bu felakette iklim değişikliğinin, yeraltı sularının aşırı tüketilmesinin, aşırı sulama yoluna gidilmesinin hepsinin belli oranda katkısı olduğu belirtiliyor. “Büyük sıcaklık değişiklikleri insan kaynaklı salımlar dışında bir faktörle izah edilemez” demiş bilim insanları.

***

Şirketler: Gene Avustralya’dan son derece kaygı verici haberlere göre, ülkenin en büyük 100 şirketi, çeşitli bilim kuruluşlarından ve çevre örgütlerinden gelen birçok uyarıya rağmen, iklim değişikliğini ticari bir risk olarak değerlendirmiyormuş. Bu 100 şirketin neredeyse dörtte üçü (yüzde 72) iklim değişikliği bakımından yüksek risk altında sayılan sektörlerde iş yapmaktalarmış.

Karbon salımını azaltma yolunda adım atan şirket sayısı, son bir yıl içinde yüzde 100 artmasına rağmen, bu konuda halka açıklama yapan şirketlerin oranı sadece yüzde 32’de kalmış. Bu kadar düşük şirket beyanı olmasının hissedarlar arasında da kaygı yarattığı belirtiliyor.

***

Duvarlar: ABD’den gelen son derece kaygı verici haberlere göre, Bioscience dergisinde geçen yaz yayınlanan bir araştırma ABD-Meksika sınırına Başkan Trump’ın inşa etmek istediği devasa Sınır Duvarı’nın çevre yasalarını bypass ettiği ve bu yasaları düpedüz ihlal ettiği bir yana, bu bölgede yaşamlarını sürdüren yaban canlılarının (bitkilerin ve hayvanların) duvarın inşası ile birlikte tarumar olacağı bilimsel olarak ortaya konmuş. Altı ekolojik bölge, 1077 kara ve suda yaşayan hayvan, beş ‘koruma hassas alanı’ büyük tehdit altına girmekteymiş. Küçük de olsa bir bölümü kaşla göz arasında inşa edilen duvara çok itiraz yağıyor: 43 ülkeden 2 bin 500 bilim insanı, birçok canlı türünün bu duvar saçmalığı yüzünden yokolma tehlikesi altına gireceği ihtimalinden son derece kaygılı olduklarını belirterek bir açık mektup imzalamışlar. Biyolojik Çeşitlilik Merkezi (Center for Biological Diversity), muhteşem New Mexico doğasında 35 kilometrelik bir yara açıldığını, duvarın “yaban hayatının doğal göç hareketlerini bloke edeceğini, ayrıca sel ve erozyonu tetikleyeceğini de eklemiş.

 

***

 

Vakanüvis ÖM

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Perşembe Seyfettin Gürsel’le Ekonomik Gidişat

EkonomikGidisat20190221

Ekonomi Ekoloji kayıt arşivi

09:30 – 10:00 Güncel Hukuk Dergisi’nde bu ay / Fikret İlkiz / Ayda 1 program

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü / Oldies

10:30 – 11:00 Ekonomi&Ekoloji / Pelin Cengiz, Mehveş Evin ve Serkan Ocak

EkonomiEkoloji20190221

Ekonomi Ekoloji kayıt arşivi

Facebook.com/Pelin Cengiz

11:00 – 11:30 Yeşil Bülten (Yeni program) / Hazırlayan: Utku Zırığ

İMC Televizyonunun kült programı Yeşil Bülten bu yayın döneminde Açık Radyo’da

Yeşil Bülten kayıt arşivi

11:30 – 12:00 Açık Mimarlık / Hüseyin Kahvecioğlu, İpek Akpınar ve Cenk Dereli / Mimarlığın tüm halleri üzerine konuşmalar

AcikMimarlik20190221

acikmimarlik.blogspot.com/

Açık Mimarlık facebook sayfası

Açık Mimarlık kayıt arşivi

***

Cenk Hasan Dereli sesini özleyenler – 11.30’da radyolarınızı açın

12:00 – 12:55 Afrikon (Yeni program) / Hazırlayan: Ufuk Aktaş

“Afrika üzerinde dolaşan sesler” şiarıyla yolan çıkan programda her hafta Afrika’nın başka bir ülkesinden geleneksel ve gelenekselden beslenen yeni icralar dinliyoruz.

12:55 – 13:05 Yerdeniz Büyücüsü – Atuan Mezarları / Yazan: Ursula Le Guin / Çeviren: Çiğdem Erkal / Metis Yayınları / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak’ta aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü bu yayın döneminde başlıyor. Ne zaman biter, orası meçhul.

13:00 – 14:00 Aheng-i Hengâme / Alper ve Esra Kaliber / Soul, Funk ve Afrika müzikleri

21Subat2018AhengiHengameJazzBeats

 ahengihengame.blogspot.com/

14:00 – 14:30 Günün ve Güncelin Edebiyatı / Seval Şahin / Romanlar, Hikâyeler, Kahramanlar

GununGuncelinEdebiyati21.02.2019Buketuzuner.rec.14.01.2019

twitter.com/sevalsahinn/media

Günün ve Güncelin Edebiyatı kayıt arşivi

Twitter.com/Guncel Edebiyat

***

zz1

Bu Perşembe 14:00’da Günün ve Güncelin Edebiyatı programında konuğumuz Buket Uzuner.

***

Buket Uzuner ile Hava Romanı Üzerine

zz7

Bu hafta programımızda Buket Uzuner ile son romanı Hava’yı konuştuk.

Buket Uzuner: Romancı, hikâyeci ve gezi yazarı Buket Uzuner 3 Ekim Pazartesi günü Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi, (Norveç) Bergen Üniversitesi, (ABD) Michigan Üniversitesi’nde biyoloji ve çevrebilim eğitimi aldı. (Finlandiya) Tampere Teknik Üniversitesi ve O.D.T.Ü’de araştırmacı olarak çalıştı, ders anlattı. Romanları yedi dile çevrilen Buket Uzuner 1996 yılında (ABD) Iowa Üniversitesi’nin (IWP) onur üyesi olmuş, 2004 yılında da ODTÜ senatosu tarafından takdir belgesiyle onurlandırılmıştır. Kuzey Sahra Afrikası, Kuzey Amerika, Kanada ve Avrupa’da uzun tren seyahatleri yapan ve yaşayan Buket Uzuner şimdi İstanbullu’dur. (Yazarın biyografisi Everest Yayınları’nın web sayfasından alınmıştır.)

Programımız hakkında soru ve önerileriniz için gununveguncelinedebiyatı@gmail.com adresine yazabilirsiniz.

Twitter: @gunceledebiyatt

Facebook:https://www.facebook.com/gununveguncelinedebiyati/

Playlist:

Şarkıcı / Yorumcu Parça Adı Süre
Selda Bağcan
Gesi Bağları
3:00

14:30 – 15:30 Notalarla Sohbet / Zerhan Gökpınar / Açıklamalı ve karşılaştırmalı bir klasik müzik programı

Notalarla Sohbet – Zerhan Gökpınar

***

zz2

Bugün Notalarla Sohbet programında tanıdığımız bestecilerin şaşırtan eserleri var, saat 14.30/94.9 Açık Radyo’dayız, sohbetimize bekleriz.

15:30 – 16:30 Hukuk Güvenliği (Yeni program) / Hazırlayanlar: Bahri Belen ve Aynur Tuncel

Hukuk güvenliğinin enine boyuna konuşulduğu programın sürekli konuğu Aynur Tuncel bu yayın döneminde aslî programcı kadrosuna dahil oldu.

16: 30 – 17:00 Biofilia (Yeni program) / Hazırlayan: Nurhan Keeler

Biofilia21.02.2019ErolBatislam

Evrenin Suyuna Giden Tasarım programının zaman içinde eko-tasarım sınırlarını aşıp yeni bir programa dönüştü: Biofilia. Doğayla, diğer canlılarla, kültür ve tasarımla kurulan özenli ilişkiler üzerine bir program

twitter.com/nurhankeeler

Biofilia Fotoğraf Albümü

facebook.com/nurhan.keeler

***

zz2

21 Şubat Perşembe günü 94.9 Açık Radyo Biofilia’da konuğum Erol Batislam la müziğini konuşup dinleyeceğiz, bir de sohbet edeceğiz. Saat 16.30’da bekleriz 

***

Erol Batislam ile sohbet ve şarkılara 16.30’da Biofilia’da başlıyoruz

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / Ceyhan Usanmaz, Berna Kaytaz, Jak Kohen,Levent Öget ve Harun İzer

facebook.com/pages

dunyanincazi-loget.blogspot.com/

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Seçil Türkkan – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Açık Dergi Perşembe Melis Behlil ile Sinemalardan

Açık Dergi Perşembe Beraber ve Solo Ahkâmlar (Açık Dergi’de yeni köşe) / 15 günde bir / Hazırlayanlar: Seyit Ali, Turgut Yüksel ve ve Mehmet Kekik

Farklı disiplinlerden 3 insanın müzik dinleme serüvenleri.

Açık Dergi Perşembe Dünya Sinema Sözlüğü (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayanlar: Oğulcan Bakiler ve Sabahat Özay

Önceki dönemlerde Altyazı Aylık Sinema Dergisi’nin Türkiye Sinema Sözlüğü’nü radyoya taşıyan Oğulcan Bakiler ve Sabahat Özay bu yayın döneminde yine Altyazı tarafından hazırlanan Dünya Sinema Sözlüğü’nü dinleyiciyle paylaşıyor.

Açık Dergi Perşembe Fransız Öpücüğü (Gün ve saat değişikliği) / Hazırlayan: Devrim Özkan

Şansonların ötesinde çağdaş Fransızca müzik programı Fransız Öpücüğü bu yayın döneminde on beş günde bir, üstelik bir saatlik formatıyla Açık Dergi’de bizlerle. Devrim Özkan, özel profilleri ve muhtelif anekdotlarıyla güncel müziğin Fransızcasına bakmayı sürdürüyor.

***

Les Victoires de la Musique & Yeni Albümler

zz7

Fransız Öpücüğü’nün bu haftaki bölümünü 8 Şubat gecesi düzenlelen Les Victoires de la Musique törenine ayırdık. Program boyunca, bu törende ödül ya da adaylık kazanan sanatçıların çalışmalarının yanı sıra son dönemde yayınlanan Fransızca albümlerden şarkılar da dinledik.

21 Şubat 2019 tarihinde Açık Radyo’da yayınlanmıştır.

8 Şubat Cuma akşamı, Fransa ve Fransız müziği açısından oldukça önem taşıyan bir başka organizasyon da gerçekleşti. Fransa’nın Grammy ödülleri sayılabilecek Les Victoires de la Musique töreninde Fransız müziğinin en iyileri ödüllerine kavuştu. Törenden “En İyi Çıkış Performansı” ödülüyle ayrılan Clara Luciani, ödül gecesinde ilk albümü “Sainte Victoire”ın açılış şarkısı La grenade’ı seslendirmişti. Daha önceki programlarda yer verdiğimiz Angèle ise törenden “En İyi İlk Albüm” ve “En İyi Video Klip” ödülleriyle ayrıldı. Yine geçen programda bir parçasına yer verdiğimiz Alain Bashung’un ölümünden on yıl sonra yayınlanan “En amont”, “En İyi Şanson Albümü” seçildi. “En İyi Erkek Şarkıcı” ödülü ise bir ikiliye gitti. İki kardeş olan Bigflo ve Oli, geçen yıl Dommage adlı parçalarıyla “En İyi Şarkı” ödülüne uzanmışlardı. Bu yıl piyasaya çıkardıkları “La vie de rêve” adlı albümle de bu kez “En İyi Rap/Hip Hop Albümü”  ödülünü de kazandı Toulouse’lu ikili. Asıl adları Florian ve Olivio olan kardeşler törende göçmen meselesini farklı bir bakış açısıyla ele alan Rentrez chez vous (Evinize dönün) adlı şarkıyı seslendirmişti.

8 Şubat gecesi düzenlenen törende “En İyi Dünya Müziği Albümü” ödülünü Camelia Jordana “Lost” adlı çalışmasıyla kazandı. “En İyi Kadın Şarkıcı” ve “En İyi Rock Albümü” ödüllerine ise Jeanne Added layık görüldü. “En İyi Kadın Şarkıcı” dalındaki diğer adaylarsa artık Chris adını kullanan Christine and the Queens ve Vanessa Paradis’ydi. Vanessa Paradis yeni albümü “Les sources”u Kasım ayında yayınlamıştı. Yapımcılığını The Bees grubundan Paul Butler’ın üstlendiği albümdeki şarkıların çoğu da Samuel Benchetrit ve Adrien Gallo gibi isimlerin imzasını taşıyor. Paradis, ödül gecesi söz ve müziği de Fabio Viscogliosi’ye ait olan Kiev adlı parçayı seslendirdi.

Fransız alternatif pop müziğinin önde gelen isimlerinden Bertrand Belin’in yeni albümü “Persona”, geçtiğimiz Ocak ayında piyasaya çıkmıştı. Belin, 2003 yılından beri yayınladığı “Hypernuit” ve “Parcs” gibi albümlerle müzikseverlerin beğenisini kazanmıştı. İlk dinleyişte akıllara Gérard Manset’yi getiren sanatçının ona göre daha serbest bir tarzı benimsediğini söylemek mümkün.

İsviçreli şarkıcı Stephan Eicher 15 Şubat’ta “Hüh!” adlı yeni bir albüm yayınladı. Traktorkestar grubuyla çalıştığı bu albümde eski şarkılarını farklı düzenlemelerle yeniden yorumladı sanatçı. Doksanlı yıllarda, Dejeuner en paix ve Venez danser gibi şarkılarla dikkat çeken Eicher, iki binlerde de düzenli olarak albüm çıkarmaya devam etti. Albümdeki dikkat çeken düzenlemelerden biri de ilk olarak 1999 yılında piyasaya çıkan Louanges adlı parçaya aitti.

Doksanlı yılların sonundan itibaren Fransız popuna damga vuran Matthieu Chedid ya da daha çok bilinen adıyla M, aynı zamanda Fransız müziğinin tanınan isimlerinden Louis Chedid’in oğlu. 1999’da Je dis aime adlı şarkıyla adını duyurmuştu ilk kez. O günden bu yana hem albümleriyle hem de sahne performansıyla gündemde kalmayı başardı. Bunların yanı sıra yaptığı film müzikleriyle de tanınan M, 2017’de Malili müzisyen Toumani Diabeté’yle “Lamomali” adlı bir albüm yayınlamıştı. Yeni solo albümü “Lettre infinie” ise geçtiğimiz Ocak ayının 25’inde piyasaya çıktı. Albümde Daft Punk grubundan Thomas Bangalter’le birlikte yazdığı bir parça da bulunuyor M’in, bunun yanı sıra L’alchimiste adlı şarkı da Brigitte Fontaine imzasını taşıyor. Ayrıca sanatçının kızı Billie de bazı şarkıların vokallerine katkıda bulunmuş.

Bu yıl düzenlenen Les Victoires de la Musique ödül töreninde, 2004’te Florent ve Jean-Noël Dasque kardeşler tarafından kurulan Boulevard des airs adlı grubun seslendirdiği, Je me dis que toi aussi adlı parça, “Yılın En İyi Şarkısı” seçilmişti. “En İyi Çıkış Performansı” dalında Clara Luciani ve Tim Dup ile birlikte aday gösterilen ve Adélaïde Chabannes de Balsac, Raphaël Faget-Zaoui ve Renaud Bizart Vincent üçlüsünden oluşan Thérapie Taxi ise, ilk albümü “Hit Sale”i 2018’in Şubat ayında yayınlamıştı. Grup,  ödül töreninde seslendirdiği PVP adlı parçada, albümdeki diğer şarkılarda olduğu gibi pop, rock ve rap’i aynı potada eritiyordu.

Gerçek ismi Thibaud Vanhooland olan yirmi sekiz yaşındaki Voyou, ilk albümü “Les bruits de la ville”i geçtiğimiz Cuma günü yayınladı. Albümdeki parçalardan Seul sur ton tandem’de ayrılık temasını, Le Naufrage’da imkansız bir aşkı, Les soirées’de de varoluşsal kaygıları ele alan genç sanatçı,  bu çalışmasında aynı zamanda pop, rap ve elektronik müziği harmanlamış.

Senegal asıllı şarkıcı Tété ya da tam ismiyle Niang Mahmoud Tété; pop, soul, blues ve folk gibi farklı türleri bir araya getiren ilk albümünü 2000 yılında piyasaya çıkarmıştı. Bu çalışmasıyla akıllara Keziah Jones ya da Ben Harper gibi ustaları getiren sanatçı, özellikle 2003 tarihli À la faveur de l’automne adlı parçasıyla büyük ses getirmişti. 1 Şubat’ta piyasaya çıkan dokuzuncu stüdyo albümü “Fauthentique”de de özellikle sosyal medya kullanımının giderek artmasıyla ciddi bir problem halini alan yalan ya da yanıltıcı haberleri eleştiriyor, aynı zamanda politikanın ne kadar içi boş bir hale geldiğini ifade ettiği ve tüketim toplumunu eleştirdiği mizah dozu yüksek şarkılar da yer alıyor albümde. Tété, albümden çıkan ilk single olan King Simili’de, tüm zamanların en büyük dolandırıcısı olarak nitelediği Simili-Kinou adlı hayali bir kişilik üzerinden medyadaki yalan haberleri eleştiriyor.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir hayran kitlesine sahip olan Enrico Macias şu sıralar yeni bir turneye çıktı. 27 Nisan’da da Zorlu Performans Sanatları Merkezinde bir konser verecek olan sanatçı aynı zamanda geçtiğimiz günlerde Al Orchestra adlı bir grupla eski şarkılarını yeniden yorumladığı bir albüm de yayınladı. 1 Şubat günü piyasaya çıkan bu albümde L’oriental, Ma patrie, La femme de mon ami ve Solenzara gibi ilk dönem şarkılarınanın yeni düzenlemelerine yer veren Enrico, repertuarının en fazla tanınan şarkılarından olan Adieu mon pays’yi de genç şarkıcı Kendji Girac’la birlikte yorumlamış.

İlk albümünü doksanların başında yayınlayan Lara Fabian, ilerleyen dönemde Je t’aime, Immortelle ve Tu es mon autregibi şarkılarla önemli bir hayran kitlesi edindi. Fransa dışında da çok sevilen sanatçı, son dönemde eski popülaritesinden uzak da olsa özellikle Rusya’da büyük ilgi görmeye devam ediyor. “Papillon” adlı yeni stüdyo albümünü 8 Şubat’ta piyasaya süren Fabian, bu albümde Moh Denebi’nin yanı sıra Amerikalı yapımcı Sharon Vaughn’la çalışmış. Albümdeki şarkılardan Je ne t’aime plus (Seni Artık Sevmiyorum) ile 1996 tarihli Je t’aime’e bir gönderme yapmış sanatçı.

https://open.spotify.com/embed/playlist/4poamOuWI59OspGxpjJ0Yu

Playlist:

Şarkıcı / Yorumcu Parça Adı Albüm Adı Süre
Clara Luciani
La grenade
Sainte Victoire
3:15
Bigflo & Oli
Plus tard
La vie de rêve
3:24
Bertrand Belin
De corps et d’esprit
Persona
3:29
Vanessa Paradis
Kiev
Les sources
3:52
Stephan Eicher
Louanges
Hüh!
2:59
M
Adieu mon amour
Lettre infinie
4:42
Boulevard des Airs
Je me dis que toi aussi
Je me dis que toi aussi
3:08
Thérapie Taxi
PVP
Hit Sale
3:24
Voyou
Il neige
Les bruits de la ville
4:25
Tété
King Simili
Fauthentique
3:28
Enrico Macias
J’appelle le soleil
Enrico Macias & Al Orchestra
2:41
Lara Fabian
Je ne t’aime plus
Papillon
3:16

Açık Dergi Perşembe Albümün C Yüzü – Bürkan Özkan (15’te 1)

20:00 – 21:00 Caz Orkestrası / Hülya Tunçağ / Dünden bugüne büyük caz / orkestraları

21:00 – 22:00 Sosyal Müzik (Yeni program) / Hazırlayanlar: Gonca Açıkalın, Sina Hakman)

acikradyo.com.tr/program/sosyal-muzik

“Caz ve cazdan etkilenen müzikler” şiarıyla yola çıkan programda, caz müziğine, cazla ilişkili ya da ondan esinlenip etkilenmiş müziklere yer veriliyor.

***

zz1

Yılın bu zamanlarında ardı ardına yeni albümler çıkmaya başlıyor. Biz de yeni oyuncak alınmış çocuklar gibi seviniyoruz! Oyuncaklarımızın bir kısmını paylaşıyoruz bu gece…
Sosyal Müzik 21:00’de, Açık Radyo’da
http://acikradyo.com.tr/sosyal-muz…/21-subat-2019-yenilerden

22:00 Falan: Freeform Freakout (Yeni program) / Hazırlayan: Clint Willey

Kick Out The Jams programıyla Amerika’nın çığır açan müzisenlerini ele alan Clint Willey bu yayın dönemi funk kanallarında ve farklı sadaların zengin çeşit âleminde bir keşif gezisine çıkıyor.

23:00 – 24:00 Stalker / Fatih Rağbet ve Yıldırım Arıcı / Herkesin ve hiçkimsenin programı

stalkeracikradyo.blogspot.com/

 

 24:00 – 01:00 Kılavuz / Bahadır Dilbaz / Türler arası

   bahadirdilbaz.blogspot.com/ 

Açık Radyo’yu online dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Radyo Garden üzerinden Açık Radyo’yu dinlemek için T I K L A Y I N I Z

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi Programları ve Podcast Arşivleri içinTIKLAYINIZ

Açık Radyo resmi web sitesi: acikradyo.com

Açık Radyo’yu internet üzerinden ve mobil cihazlarından dinlemek isteyenler için faydalı bilgiler

Açık Radyo Arşivi için TIKLAYINIZ

Açık Radyo program blogları için TIKLAYINIZ

Açık Radyo 48. Yayın Dönemi: 5 Kasım 2018 – 5 Mayıs 2019 akışı için Tıklayınız Günlük / Tıklayınız Haftalık

————————————————————————————

06:00 – 06:55 DemocracyNow

democracynow.org/shows/2019/2/19

07: 00 – 07:20 Tehlikeli Oyunlar (Yeniden) / Yazan: Oğuz Atay / İletişim Yayınları / Okuyan: Tilbe Saran

Usta yazar Oğuz Atay’ı ölümünün 40. yılında, “Tehlikeli Oyunlar” romanının okumasının tekrarı ile anıyoruz.

07:30 – 07:50 Sabahlık / Didem Gençtürk ve Emre Aydoğdu

sabahlik.tumblr.com/

08:00 – 10:00 Açık Gazete / Ömer Madra, Murat Can Tonbil, Selahattin Çolak

AcikGazete20.02.2019

Açık Gazete kayıt arşivi

***

Günün Sözü

“Eğer sivillerin hayatlarının korunması, IŞİD’in elinde kalan son toprak parçalarının ele geçirilmesini birkaç gün geciktirecekse, bırakın öyle olsun.”

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet yaptığı yazılı açıklamasında, Suriye’de Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) elindeki son bölgede 200 kadar ailenin mahsur tutulduğunu açıklıyor ve sivillerin bölgeden ayrılmalarına izin verilmesi için çağrısı yapıyor. (BBC Türkçe)

08:02 Eduardo Galeano: Ve Günler Yürümeye Başladı / Çeviren Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

“Kabilemizin hikâye anlatıcısı” benzersiz yazar Galeano’ nun yeryüzündeki harikulade konukluğundan bizlere kalan son eserinden her sabah bir hikâyeyi Açık Gazete’nin açılışında okuyarak güne başlamanın hepimize iyi geleceğini düşünüyoruz.

09:00 – 09:30 Nereye Doğru: Cengiz Aktar’la Geleceğe Bakışlar

NereyeDogru20190220

Nereye Doğru kayıt arşivi

09.30 – 10:00 50. Yılında 68 Devrimi (Açık Gazete’de yeni köşe) / Tarih Vakfı’nın katkılarıyla.

30. yılını bir sergi, 40. yılını ise 6 dakika 8 saniyelik bir dizi program ile andığımız 68’in, 50. yaşını de es geçmiyoruz. Tarih Vakfı’nın katkılarıyla 68 Devrimini enine boyuna konuşuyoruz.

10:00 – 10:30 Kirli Çıkı / Utkan Çınar ve Gülşah Görücü / Oldies

10:30 – 11:00 Açık Yeşil /Ümit Şahin ve Ömer Madra / Hayatın, politikanın ve sokağın çevre ekoloji gündemi

AcikYesil20190220

Açık Yeşil kayıt arşivi

11:00 – 12:00 Metropolitika / Aysim Türkmen, Korhan Gümüş ve ve Murat Güvenç / Kent ve kentlilik üzerine tartışmalar

Metropolitika20190220

Metropolitika kayıt arşivi

12:00 – 12:55 Hipnopompia (Yeni program) / Algı dürten müzikler / Hazırlayan: Emirhan Arapoğlu

Açık Radyo’nun öğlen caz kuşağında algı dürten, cazdan elektroniğe geniş bir alanda gezen yeni bir müzik programı.

12:55 – 13:05 Yerdeniz Büyücüsü – Atuan Mezarları / Yazan: Ursula Le Guin / Çeviren: Çiğdem Erkal / Metis Yayınları / Okuyan: Tolga Korkut

Amerikalı usta yazar Ursula LeGuin 22 Ocak’ta aramızdan ayrıldı. Yazarın Çiğdem Erkal çevirisiyle Metis Yayınları’ndan yayımlanan 6 kitaplık kült fantastik serisi Yerdeniz Büyücüsü bu yayın döneminde başlıyor. Ne zaman biter, orası meçhul. 

13:00 – 14:00 Tuna’nın Beri Yanı / Muammer Ketencoğlu / Balkan ağırlıklı etnik müzik

muammerketencoglu.com/

tunaninberiyani.blogspot.com/

facebook.com/ketencoglumuammer 

***

20 Şubat Çarşamba 94.9 Açık Radyo’da saat 13.00’da Tuna’nın Beri Yanı’nda bu hafta Kuzey Yunanistan’dan Makedonca şarkılar ve dans ezgileri dinleteceğim,, beklerim…
Tuna’nın Beri Yanı’nı her çarşamba Açık Radyo’da 13:00’da dinleyebilirsiniz. Kaçıranlar daha sonra ”http://tunaninberiyani.blogspot.com/” adresinden programları dinleyebilir…

14:00 – 14:30 Vegan Sağlık (Yeni program) / Hazırlayan: Kevser Başkara ve Osman Erk

Diyetisyen Kevser Başkara

Beslenme uzmanı Kevser Başkara, Veganlık üzerine yanlış bilinenleri, bitki temelli beslenmenin gezegen ve insan sağlığı üzerindeki hayatî önem taşıyan etkilerini anlatıyor.

***

zz8

Bugün program partnerim İstanbul Üniversitesi ÇAPA Tıp Fakültesi’nden Acil Dahiliye Bölüm Başkanı Prof. Dr. Osman Erk ile omega 3’ü konuşacağız.
🍀Balıklar gerçekten omega 3 kaynağı mı?
🍀Bitkisel içerikler omega 3 yeterli miktarlarda bulunuyor mu? gibi sorulara cevap vereceğiniz yayına bekleriz🙏 @acikradyo
.
.#vegansağlık #açıkradyo #vegansağlıkprogramı #vegandiyetisyen#vegandoctor #veganturkiye #veganturkey #veganistanbul #veganmenü#veganmenu #vegantarifler #veganbreakfast #veganfood #veganuary#omega #omega3 #ketentohumu #flaxseed #ceviz #walnut

 14:30 – 15:30 Alla Turca / Ali Pınar ve Ersin Antep / Türkiye’den klâsik müzik yorumcuları ve bestakârları

www.facebook.com/alla.turca.5

15:30 – 16:30 Altın Saatler / Nuray Aydınoğlu, Elvan Cantekin, Argun Yum ve Gürhan Ertür / 17 Ağustos’u unutma

AltinSaatler20190220

Altın Saatler kayıt arşivi

16:30 – 17:00 Emeğin Gündemi / Ayşe Berna Uçarol ve Mustafa Eren / Fabrikalardan plazalara emekçilerin ortak sorunları ve örgütlenme deneyimleri

EmeginGundemi20190220

emegingundemi.blogspot.com/

emegingundemi.blogspot.com/search/label/aç1kradyo

17:00 – 18:00 Dünyanın Cazı / (Tekrar program) / Hazırlayan: Atilla Aksoy

Açık Radyo kurucularından, programcı dostumuz Atilla Aksoy’u yakın zaman önce kaybettik. Dünyanın Cazı programının ilk programcısı Aksoy’un 2004 yılında bu çerçevede hazırlayıp sunduğu programları 13 yılın ardından Çarşamba günleri 17.00’de tekrar yayınlıyoruz.

18:00 – 18:10 Gezegenin Geleceği / Uygar Özesmi / Ekoloji Günlüğü

facebook.com/uygar.ozesmi.page

Gezegenin Geleceği kayıt arşivi

18:10 – 20:00 Açık Dergi / İlksen Mavituna – Eser Epözdemir – Feryal Kabil / Hergün İstanbul’da Ne Var Ne Yok

Açık Dergi kayıt arşivi

Açık Dergi Çarşamba Oyun Arası / Emre Gümüşer

Muhtelif tiyatro müziği örneklerine kulak atıp, oyunlar arası bir yolculuğa çıkıyoruz.

Açık Dergi Çarşamba Kazan Dairesi (Açık Dergi’de yeni köşe, 15 günde 1) / Hazırlayanlar: Sevil Tufan ve Barış Arman

Gelişiminden bugüne, Türkiye’de ve dünyada müzikal tiyatro geleneğinden örnekler 15 günde 1 yarım saatliğine Açık Dergi’de.  Bağımsız kumpanya Kazan Dairesi ekibinden Sevil Tufan ve Barış Arman hazırlayıp sunuyor.

Açık Dergi Çarşamba 18:50 Tasarım Sözlüğü (Açık Dergi’de yeni köşe) / Hazırlayan: Muğlak Standartlar Enstitüsü

Muğlak Standartlar Enstitüsü’nün uzun süredir üstünde çalıştığı ve memlekete özgü tasarımsal terim ve icatların derlendiği müstesna Tasarım Sözlüğü’nün maddeleri Enstitü üyelerince her Çarşamba akşamı birer maddeyle radyoda seslendirilmeye başlıyor.

Açık Dergi 19:30 Tezahür (15 Günde 1) / Hazırlayan: Gülin Dede Tekin / İstanbul tiyatro hayatı üzerine gündelik konuşmalar

Tiyatro dünyasından haberler, röportajlar, yeni oyunlar, güncel meseleler. Artık Salı değil Çarşamba akşamları. Çıplak Ayaklarla Dans’la dönüşümlü.

Tezahür kayıt arşivi

Açık Dergi 19:30 Çıplak Ayakla Dans (Açık Dergi’de yeniden köşe, 15 günde 1) / Hazırlayanlar: Duygu Güngör ve Mihran Tomasyan

CiplakAyaklaDans20190220

Çıplak Ayaklar Kumpanyası bu yayın döneminde yeni konu ve konuklarıyla aramıza dönüyor. Tezahür programıyla dönüşümlü olarak.

Çıplak Ayakla Dans kayıt arşivi

20:00 – 21:00 Ay’da Caz (Yeni program) / Caz tarihinde bu ay / Hazırlayanlar: Nazlı Toprak ve Leyla Diana Gücük

Caz tarihinde o ay doğan-ölen müzisyenler, çıkan albümler, önemli olayların işlendiği bir caz programı

21:00 – 22:00 Alçak Basınç / Harun İzer / Popüler Kültürün kıyısında yeşeren alternatif yenilikçi müzik akımları

22:00 – 23:00 Ayın Karanlık Yüzü / Yosi Falay / Bir albüm

23:00 – 24:00 Caz Portreleri / Mustafa Aykın / Ayrıntılı caz tiplemeleri

24:00 – 01:00 Alan Kod 212  / Batu Boran (GdR)

Manhattan ve İstanbul Rumeli yakasının telefon alan kodlarının birbiriyle aynı olmasından yola çıkan Batu Boran, müziğin bu iki başkentini disco-funk köklerine sıkı sıkıya bağlı bir house setiyle birbirine bağlıyor.

Blog Stats

  • 92.873 hits